Libya Siyasi Diyalog Forumu ‘Seçim sistemi’nde tıkandı

Libya Siyasi Diyalog Forumu üyeleri üç gruba ayrıldı. Forumun  feshedilmesine yönelik sesler yükseliyor. ABD ise durumdan memnun değil.

Müzakere turunun başarısız olması, Libyalıların önümüzdeki aralık ayında genel seçimlere gitme umutlarına ağır bir darbe indirmiş oldu (UNSMIL)
Müzakere turunun başarısız olması, Libyalıların önümüzdeki aralık ayında genel seçimlere gitme umutlarına ağır bir darbe indirmiş oldu (UNSMIL)
TT

Libya Siyasi Diyalog Forumu ‘Seçim sistemi’nde tıkandı

Müzakere turunun başarısız olması, Libyalıların önümüzdeki aralık ayında genel seçimlere gitme umutlarına ağır bir darbe indirmiş oldu (UNSMIL)
Müzakere turunun başarısız olması, Libyalıların önümüzdeki aralık ayında genel seçimlere gitme umutlarına ağır bir darbe indirmiş oldu (UNSMIL)

Zayed Hediyye
Siyasi çözüme giden yolda engel teşkil eden sorunları çözmek üzere Cenevre Forumu sonucunda oluşturulan Libya Siyasi Diyalog Forumu’nu (LSDF) kendisi başlı başına bir krize dönüştü. Libya seçimlerinin anayasal temeli, seçimleri düzenleyen kanunlar ve bunların esas alındığı özel bir sistem üzerinde uzlaşmak için yapılan yeni müzakere turlarının başarısız olmasına yol açan LSDF üyelerinin görüş ayrılıklarına çözüm bulunmaya çalışılıyor.
Anayasal süreçteki tüm zorlu problemlerin üstesinden gelmek için yapılan müzakere turu, seçimler ile ilgili anlaşmazlık dairesinin genişlemesinin ardından başarısız oldu. Devlet başkanının doğrudan halk tarafından mı yoksa parlamento tarafından mı seçileceğine, seçimlerin anayasal temele göre mi yoksa referandum yapıldıktan sonra anayasa taslağına göre mi yapılacağına ve adaylık şartlarına ilişkin anlaşmazlıklar devam etti. Bu oturumda tartışmanın ana gündemini belirleyen noktaların birinde bile uzlaşma sağlanamadı.
Analistlere göre bu müzakere turunun başarısız olması, Libyalıların önümüzdeki aralık ayında genel seçimlere gitme umutlarına ağır bir darbe indirmiş oldu. Bu, bu yılın başlarında umut verici bir atılım gerçekleşmişken geçtiğimiz haftalarda bir gerilimden kaosa dönüşen ve bunun sonucunda siyasi ufuğun tamamen kapandığı Libya krizinin bir bütün olarak kaderi hakkında ciddi bir uyarı zili çalıyor.
Çıkmaza girilmesi
Birleşmiş Milletler (BM) Libya Destek Misyonu (UNSMIL), dört gün boyunca devam eden LSDF oturumlarının genel seçimleri düzenleyen yasal çerçeveyi oluşturan anayasal temel hakkında herhangi bir uzlaşma sağlanamadan sona erdiğini duyurdu.
BM Genel Sekreter Yardımcısı ve UNSMIL Koordinatörü Raisedon Zenenga Cenevre’de LSDF’nin kapanış oturumunda yaptığı konuşmada “Anayasal temel üzerinde bir anlaşmaya varamadık. Bu hayra alamet değil. Anayasal temel hakkında üç öneri sunuldu. Katılımcılar seçimlerin yapılma mekanizması konusunda ortak bir zeminde buluşamadı” ifadelerini kullandı.
Zenenga “Tüm taraflar arasında bir uzlaşma sağlamak için aranızdaki diyaloğu sürdürmeniz çağrısında bulunarak bugünlük perdeyi kapatıyoruz. Ortak bir zemin oluşturmak için LSDF'nin sonraki turlarda tartışacağı bazı seçenekler oluşturmak için Danışma Komitesi ile çalışmaya devam edeceğiz. Tüm taraflar bu dosya üzerinde çalışmaya devam etmek için Libya'ya dönecek” dedi.

LSDF üyeleri BM Misyonu’nu eleştiriyor
Öte yandan LSDF’nin 24 üyesi bir açıklama yaparak Cenevre toplantılarının gidişatını ve UNSMIL’nin üyeler arasındaki anlaşmazlık noktasını çözmede başarısızlığa yol açan yönetim şeklini protesto ettiler. Ayrıca üyeler “seçimlerin gecikme veya erteleme olmadan aralık ayında yapılması” çağrısında bulundular.
Üyeler söz konusu açıklamalarında “UNSMIL’nin ve başkanının LSDF’yi yönetme biçimi ve oturumları yürütme şekli karşısında şaşkına döndüklerini ve UNSMIL’nin oybirliğiyle kabul edilen yol haritasından geri çekilip iptal etmeyi ve Tunus ve Cenevre'de mutabık kalınan her şeyden vazgeçmeyi kabul ediyormuş gibi davrandığını” söylediler.
Üyeler açıklamada “UNSMIL’nin, tarafsız ve saygın kuruluşlar tarafından bağımsız bir şekilde yapılan çok sayıda ankete göre devlet başkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılmasının hayalini kuran ve seçimlerin ertelenmesini kabul etmeyen Libyalıların arzularına karşı olan belli çıkarlara sahip kişilere meydan bırakmasını” kınadılar. Üyeler UNSMIL’nin seçimleri engellemeye çalışan kişilere “zaman kazanma, LSDF’de karışıklık çıkarma, Libya kamuoyunun kafasını karıştırma ve UNSMIL ile LSDF’ye dolambaçlı yollarla kendi görüşlerini empoze etme fırsatı” vermesini kınadılar.
Üyeler “UNSMIL’den oturumları, Hukuk Komitesi’nin sıkı bir şekilde çalışmasının ardından üzerinde uzlaşılmış anayasal bir temele ulaşma ve paydaşların Libya'da statükonun korunmasını sürdürmelerine izin verilmesi hususunda LSDF’nin rolünü azaltacak şekilde ele alma ve yönetme nedenini açıklamasını” talep ettiler.

Üyelerin üç gruba ayrılması
İsviçre’deki LSDF müzakere turunun gidişatı hakkında bilgisi olan kaynaklar, LSDF üyelerinin ulusal seçimlere giden son geçiş aşaması hakkında görüşlerin birbirinden keskin bir şekilde farklı olduğu üç gruba ayrıldıklarını belirttiler.
Kaynaklar şu bilgileri verdiler:
“Üç grup arasından 22 üyeden oluşan ilk grup oturum sırasında Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki Ulusal Birlik Hükümeti’nin görev süresinin uzatılmasını ve böylece anayasa referandumu yapılarak seçimlerin buna göre düzenlenmesini talep etti. 24 üyeden oluşan ikinci grup ise seçimlerin siyasi yol haritasında belirtildiği gibi bu yılın sonunda yapılmasına bağlı kaldı. 29 üyeden oluşan üçüncü grup da seçimlerin belirlenen tarihte yapılması taraftarıydı ancak şu iki talebe vurgu yaptı: Devlet başkanının doğrudan halk tarafından seçilmesi ve seçimlerin tartışmalı anayasa taslağına göre değil de anayasal temele göre yapılması. Bu da seçimlerin zamanında yapılmasında ısrar eden ancak seçimlerin yasal ve anayasal sistemine ilişkin seçeneklerin masaya yatırılmasına açık olan ikinci grupla arasındaki görüş ayrılığının sebebini oluşturuyor.”

LSDF’nin feshedilmesine yönelik talepler
LSDF’nin tekrar başarısız olması ile birlikte bazı taraflardan LSDF’nin feshedilmesine ve uluslararası bir gözetim altında belirlenen tarihte genel seçimlere gidilmesine yönelik talepler gelmeye başladı.
İşin ilginç tarafı LSDF’nin feshedilmesine yönelik çağrılar LSDF’nin kendi içerisinde geldi. LSDF üyesi Muhammed el-Acili el-Hasnavi “LSDF’nin anayasal temel üzerinde uzlaşmakta başarısız olmasının ardından çözüm LSDF’nin feshedilmesinde yatıyor” dedi.
LSDF üyesi Belkasım en-Nemr meslektaşı Hasnavi’den önce davranarak bu talepte bulundu ve “engelleyiciler ve mevcut durumdan faydalananlar” olarak adlandırdıkları kişileri “Cenevre’deki LSDF’yi başarısızlığa uğratmakla” suçladı.
Nemr sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımda “Bu kişiler, yol haritasında seçimlerin zamanında yapılması konusundaki mutabakatı baltalayan ağır ihlalleri öne sürerek seçimleri uzaklaştırmakta başarılı oldular” ifadelerini kullandı. Nemr Libya halkına hitaben “Sokağa dökülüp başta LSDF olmak üzere bu birimleri devirmekten başka seçeceğiniz kalmadı” dedi.

ABD hoşnutsuzluk bildirdi
ABD Libya Özel Temsilcisi Büyükelçi Richard Norland’den dikkat çekici sert bir açıklama geldi. Norland Cenevre'deki LSDF’nin genel seçimlerin yapılacağı anayasal temelde uzlaşamaması karşısında hoşnutsuzluğunu dile getirdi. Norland ABD’nin Libya Büyükelçiliği tarafından yayınlanan açıklamasında “2020 yılının Kasım ayında LSDF bir araya gelerek Libya’nın geleceği hakkında mühim kararlar aldı. Hem Libyalılar hem de uluslararası toplum LSDF’nin kapsamlı bir çözüme yönelik hazırlık aşamasına ilişkin yol haritasını memnuniyetle karşıladı. Yol haritası, genel seçimler için 24 Aralık tarihini belirledi. BM Güvenlik Konseyi tarafından teyit edildi ve bu, daha geçen hafta düzenlenen Berlin bakanlar toplantısının sonuçları da dahil olmak üzere Berlin sürecinde merkezi bir konuma yerleştirildi” ifadelerini kullandı.
LSDF'nin bazı üyelerini LSDF'yi bozmaya ve siyasi yol haritasını baltalamaya çalışmakla suçlayan Norland “Bu hafta Cenevre'de gerçekleştirilen LSDF toplantılarını yakından takip ettik. Bu toplantılarda anayasal süreci uzatarak ya da seçimlerin yapılması için yerine getirilmesi gereken yeni koşullar yaratarak seçimlerin yapılmasını engelleyecek 'zehirli haplar’ yerleştirmeye çalışıyor gibi görünen bazı üyeler de bulunuyordu. Bu kişilerden bazıları, ABD'ye 24 Aralık'taki seçimleri destekleyeceklerine dair net güvenceler vermiş olan siyasi liderler adına çalışıyorlar” dedi.



Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Kıbrıs Rum Kesimi  Savunma Bakanı Vasilis Palmas düzeyinde Mısır-Yunanistan-Kıbrıs görüşmeleri gerçekleştirildi. Görüşmeler, üç ülkenin yaklaşık iki hafta önce düzenlediği zirvenin ardından savunma ve askeri iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, görüşmelerin Doğu Akdeniz’de daha güçlü savunma iş birliği yoluyla güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti. Uzmanlara göre Kahire, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden endişe duyan Türkiye ile köprüleri atmadan Yunanistan ve Kıbrıs’la iş birliğini geliştirmeyi, aynı zamanda diğer tarafların çatışmalarına dahil olmadan Doğu Akdeniz’deki Mısır çıkarlarını korumayı hedefliyor.

Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki ortaklık, üçlü iş birliği mekanizması üzerinden 2014 yılında başladı. Bu dönemde Kahire ile Ankara arasında siyasi anlaşmazlıklar yaşanırken Atina ve Lefkoşa’nın da Türkiye ile Doğu Akdeniz konusunda farklılıkları bulunuyordu. Ancak son yıllarda Türkiye ile Mısır ilişkilerini geliştirme yoluna gitti. İlişkilerin tamamen normalleşmesinin ardından cumhurbaşkanları karşılıklı ziyaretlerde bulundu ve iki ülke arasındaki askeri tatbikatlar yeniden başladı. Bunun yanı sıra iki ülke arasında savunma sanayisi alanındaki ortaklıklar da giderek güçlendi.

8 Eylül’de İskenderiye’nin kuzeybatısındaki El-Alameyn kentinde düzenlenen üçlü zirvenin üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesinin ardından Sisi, salı günü Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ı kabul etti. Görüşmede Mısır Savunma Bakanı Korgeneral Eşref Salim Zahir ile Silahlı Kuvvetler Silahlanma Kurumu Başkanı Muhammed Süleyman da hazır bulundu.

cdfvgthy
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas ile görüşmesi sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Sisi, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle askeri ve savunma alanları başta olmak üzere çeşitli alanlarda geliştirilmesinin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Yunanistan Savunma Bakanı ise ülkesinin ortak tehditlerle mücadele amacıyla Mısır’la koordinasyonu güçlendirmeye verdiği önemi dile getirdi.

Sisi aynı gün ikinci bir görüşmede Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas’ı da kabul etti. Sisi, iki ülke arasındaki mevcut stratejik ortaklığın derinleştirilmesi ve özellikle güvenlik ve askeri alanlar başta olmak üzere çeşitli alanlarda daha geniş bir çerçeveye taşınması gerektiğini belirtti.

Askeri ve stratejik uzman Tümgeneral Adil el-Umde, Cumhurbaşkanı Sisi’nin Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan savunma bakanlarıyla görüşmelerinin 2014’ten bu yana yürütülen ortaklığın maddelerinin hayata geçirilmesi ve bu ay El-Alameyn’de düzenlenen üçlü zirvenin devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

El-Umde, Mısır politikasının başarısının yalnızca Atina ve Lefkoşa ile askeri iş birliğinin ne ölçüde geliştirildiğiyle ölçülemeyeceğini belirterek Kahire’nin asıl hedefinin Doğu Akdeniz’i rekabet ve çatışma alanından çok taraflı bir denge ve iş birliği alanına dönüştürme kapasitesi olduğunu ifade etti. Mısır’ın bunu tüm taraflarla bağımsız ilişkilerini koruyarak gerçekleştirmeye çalıştığını söyleyen El-Umde, bunun “stratejik denge diplomasisi” çerçevesinde yürütüldüğünü kaydetti.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver ise Doğu Akdeniz’in güvenliğinin bölgedeki tüm etkin aktörlere açık olmayı ve gerilimi artıran söylemlerin aşılması amacıyla mevcut araçların kullanılmasını gerektirdiğini belirtti.

Enver, Mısır-Yunanistan-Kıbrıs arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının mevcut savunma ve askeri iş birliğini güçlendirme çabalarıyla birlikte Doğu Akdeniz’de bölgesel güvenliğin sağlamlaştırılmasında temel bir eksen oluşturduğunu söyledi. Bunun, üç ülke arasında uzun süredir devam eden askeri, ekonomik ve siyasi ortaklıkların üzerine inşa edilmesine olanak sağlayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi de salı günü Yunanistan Savunma Bakanı ile görüşmesinde üçlü iş birliği ile Doğu Akdeniz’in istikrarı arasında bağlantı kurdu. Sisi, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki mevcut üçlü iş birliğinin Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve ortak refahın sağlanmasına yönelik başarılı bir bölgesel iş birliği modeli oluşturduğunu vurguladı.

Sisi, Kıbrıs Savunma Bakanı ile görüşmesinde de Doğu Akdeniz’in istikrarının önemine dikkat çekerek Mısır, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki üçlü iş birliğinin bölgedeki güvenlik, istikrar ve refahın pekiştirilmesi açısından merkezi bir mekanizma olduğunu belirtti. Sisi, bu mekanizmanın üç ülkenin çıkarlarına hizmet ettiğini ve ortak tehditlerle mücadeleye katkı sağladığını ifade etti.

El-Umde’ye göre Mısır’ın bu tutumu, caydırıcılık ve hazırlık kapasitesini güçlendirme ancak düşmanca bir blok oluşturmama anlayışını ortaya koyuyor. Kahire, Yunanistan ve Kıbrıs’la ortaklığını geliştirirken Türkiye ile köprüleri atmıyor ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korurken bölgedeki diğer aktörlerin çatışmalarına dahil olmuyor.

Enver ise Mısır’dan gelen açıklamaların söz konusu adımların başka tarafları hedeflemediğini ve Türkiye açısından endişe kaynağı oluşturmadığını gösterdiğini savundu. Enver’e göre Kahire, ilişkilerini ortak çıkarlar temelinde yürütmeye, arabuluculuk kanallarını açık tutmaya ve gerilimi azaltmak amacıyla karşılıklı güvence vermeye önem veriyor.

El-Umde ayrıca Mısır’ın İsrail’in bölgesel rekabeti kullanarak bazı güçleri diğer aktörlere karşı saflaştırma girişimlerinin önünü kesmede önemli bir rol oynadığını belirtti. Mısırlı uzmana göre Kahire’nin bölgedeki varlığı, istikrarı ve kutuplaşmadan kaçınmayı önceleyen dengeli bir bölgesel cephe oluşturulmasını güvence altına alıyor.

Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma iş birliği de ağustos ayının sonunda önemli bir gelişmeye sahne olmuştu. İki ülke, 3 milyar avro (yaklaşık 3,48 milyar dolar) değerinde bir askeri anlaşmaya imza atmıştı. Anlaşma kapsamında İsrail, Yunanistan’da çok katmanlı bir hava savunma sistemi kuracak.

İsrail Savunma Bakanlığı, söz konusu anlaşmayı “İsrail ile Yunanistan arasındaki ilişkiler tarihindeki en büyük savunma ihracatı anlaşması ve İsrail tarihindeki en büyük anlaşmalardan biri” olarak nitelendirmişti.


Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.


Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.