Delta varyantı, 14 Afrika ülkesini çıkmaza soktu… Dünya Bankası müdahale ediyor

Dünya Bankası aşıların dağıtım hızının artırılması için 4 milyar dolar sağlayarak, hükümetlerden acil bir şekilde eyleme geçmelerini istedi.

Dünya Bankası Grubu, Kovid-19 salgınının Afrika’daki sağlık, ekonomik ve sosyal alanlardaki etkileriyle mücadele için şu ana kadar 150 milyar dolardan fazla fon sağlanmasını onayladı. (AFP)
Dünya Bankası Grubu, Kovid-19 salgınının Afrika’daki sağlık, ekonomik ve sosyal alanlardaki etkileriyle mücadele için şu ana kadar 150 milyar dolardan fazla fon sağlanmasını onayladı. (AFP)
TT

Delta varyantı, 14 Afrika ülkesini çıkmaza soktu… Dünya Bankası müdahale ediyor

Dünya Bankası Grubu, Kovid-19 salgınının Afrika’daki sağlık, ekonomik ve sosyal alanlardaki etkileriyle mücadele için şu ana kadar 150 milyar dolardan fazla fon sağlanmasını onayladı. (AFP)
Dünya Bankası Grubu, Kovid-19 salgınının Afrika’daki sağlık, ekonomik ve sosyal alanlardaki etkileriyle mücadele için şu ana kadar 150 milyar dolardan fazla fon sağlanmasını onayladı. (AFP)

Mutasyona uğramış olan Delta varyantının dünyanın birçok ülkesinde yayılmasıyla birlikte Kovid-19 salgınının risklerinin arttığı bir zamanda, Dünya Bankası güncel bir rapor ile, yarısı Afrika’da olmak üzere 51 gelişmekte olan ülkeye koronavirüse karşı aşıların satın alınması ve dağıtılması için 4 milyar dolardan fazla fon sağladığını açıkladı.
Söz konusu fonun yarısından fazlası, Dünya Bankası’nın dünyanın en yoksul ülkelerine, hibe şeklinde veya son derece rahat şartlarla finansman sağlayan kolu olan Uluslararası Kalkınma Birliği’nden (IDA) geliyor. Fon ayrıca, Banka’nın düşük ve orta gelirli ülkelere aşı satın alma, dağıtma ve sağlık sistemlerini güçlendirme konusunda yardım etme taahhüdü kapsamında geliyor.
Dünya Bankası, hükümetlere, ilaç şirketlerine ve aşıların tedariki ve teslimatı ile ilgili kuruluşlara şeffaflığı artırmaya yardımcı olma, aşı sözleşmeleri, seçenekleri, finansmanları, teslimat anlaşmalarının yanı sıra verilen dozlar ve gelecekteki teslimat planları hakkında halka daha fazla bilgi sağlama çağrısını yineledi.

Aşıların dağıtım hızının artırılması
Dünya Bankası, gelecek aylarda aşı tedarik fazlasına sahip olacağını öngören ülkelere, uygun dağıtım planları olan gelişmekteki ülkeler için, mümkün olan en kısa sürede şeffaf bir şekilde aşılardan vazgeçilmesi çağrısında bulundu.
Pandeminin başlangıcından bu yana, Dünya Bankası Grubu, pandeminin sağlık, ekonomik ve sosyal etkileriyle mücadele etmek için şu ana kadar 150 milyar dolardan fazla fon sağlamasını onayladı. Nisan ayından bu yana Dünya Bankası, sağladığı fonu yüzde 50’den fazla artırdı. 100’den fazla ülkenin acil sağlık ihtiyaçlarının karşılanmasına yardımcı oldu ve pandemi hazırlığını destekledi. Aynı zamanda yoksulları ve iş fırsatlarını gözeten, iklim dostu bir ekonomik toparlanma başlatan ülkelere destek verdi.
Dünya Bankası Operasyonlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Axel van Trotsenburg şunları söyledi:
“Dünya Bankası, dünyanın her bölgesinde gelişmekte olan ülkelere aşı satın alma ve dağıtımı konusunda yardımcı oluyor. Aşı dağıtımı ve aşı olmaya yönelik tereddüt konusunda önemli zorluklar devam ediyor. Bu zorlukların üstesinden gelmek için tüm alanlarda harekete geçiyoruz, aşı dozlarını mümkün olduğunca çok insana ulaştırmak ve hastalığın yayılmasına engel olmak üzere hazırlık ve müdahale imkanlarını geliştirmek için uluslararası ve bölgesel ortaklarla dayanışma içinde çalışıyoruz.”
4 milyar dolarlık fon, Afganistan, Bangladeş, Benin, Cape Verde, Kamboçya, Komorlar, Kongo Cumhuriyeti, Fildişi Sahili, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Ekvador, El Salvador, Esvati̇ni̇, Etiyopya ve Gambiya, Gürcistan, Gana, Gine, Gine-Bissau, Guyana, Honduras, Endonezya, Ürdün, Kenya, Kosova, Kırgız Cumhuriyeti, Laos, Lübnan, Lesotho, Madagaskar, Malavi, Moldova, Moğolistan, Mozambik, Nepal, Nijer, Pakistan, Papua Yeni Gine, Filipinler, Ruanda, São Tomé ve Príncipe, Senegal, Sierra Leone, Güney Sudan, Sri Lanka, Sudan, Tacikistan, Togo, Tunus, Ukrayna, Yemen ve Zambiya’daki aşılama çalışmalarına destek oluyor.

Salgının ortaya çıkmasından bu yana en kötü hafta
Dünya Bankası aşı fonu paketini esnek olacak şekilde tasarlandığını açıkladı. Fon ülkeler tarafından, COVAX, Afrika Aşı Tedarik Görev Ekibi (AVATT) veya diğer kaynaklar programlar aracılığıyla aşı almak için kullanılabilir. Ayrıca, soğuk zincir, sağlık çalışanlarının eğitimi, veri ve bilgi sistemleri ve aşılamaya katılım sağlamak için çok önemli olan kilit paydaşlara yönelik iletişim ve sosyal yardım kampanyaları gibi aşı dağıtımını ve sağlık sisteminin güçlendirilmesi de finanse edilebilir. Bunun yanı sıra Banka, Kovid-19 aşılarına yönelik uygunluk kriterlerini, COVAX ve diğer çok taraflı ortaklar için değiştirilen uygunluk kriterleri ile uyumlu hale getirdi.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Afrika Direktörü Dr. Matshidiso Moeti yaptığı son açıklamalarına göre, Afrika kıtasının, önümüzdeki dönemde, Delta varyantının kıta genelinde yayılmasıyla birlikte salgının ortaya çıkmasından bu yana en kötü haftasını geçirmesi bekleniyor. Kıta genelinde vaka sayıları her üç haftada bir iki katına çıkarken, geçen hafta 202 bin yeni vaka kaydedildi. Moeti kıtadaki durumun daha önce görülen hiçbir şeye benzemediğini belirtti.
Kıtadaki en az 14 Afrika ülkesinde vaka sayıları artarken, 9’unda Delta varyantı olmak üzere toplam 12 ülke endişe verici varyantların yayıldığını duyurdu.  Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (Africa CDC) geçen hafta, Afrika kıtasındaki sağlık sisteminin, son derece bulaşıcı olan varyantın aşılara ulaşmakta zorluk yaşayan birçok ülkeye yayılması ile hastanelerde kalabalıkların oluşması sebebiyle zorluk çektiğini belirtti.

 


Maduro'nun ardından: Delcy Rodriguez koltuğu bırakmak istemiyor

Delcy Rodriguez, yarın 2018'den bu yana Venezuelalı bir liderin yüz yüze katılacağı ilk BM Milletler Genel Kurulu konuşmasını yapacak (Reuters)
Delcy Rodriguez, yarın 2018'den bu yana Venezuelalı bir liderin yüz yüze katılacağı ilk BM Milletler Genel Kurulu konuşmasını yapacak (Reuters)
TT

Maduro'nun ardından: Delcy Rodriguez koltuğu bırakmak istemiyor

Delcy Rodriguez, yarın 2018'den bu yana Venezuelalı bir liderin yüz yüze katılacağı ilk BM Milletler Genel Kurulu konuşmasını yapacak (Reuters)
Delcy Rodriguez, yarın 2018'den bu yana Venezuelalı bir liderin yüz yüze katılacağı ilk BM Milletler Genel Kurulu konuşmasını yapacak (Reuters)

Venezuela'nın geçici devlet başkanı Delcy Rodriguez, ABD Başkanı Donald Trump'la arasını iyi tutarak iktidarını pekiştirmek istiyor.

Rodriguez, ABD'nin New York kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu kapsamında bugün Trump'la bir araya gelecek. 

57 yaşındaki siyasetçi, ABD ordusunun ocak ayında Venezuela'ya baskın düzenleyerek Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i kaçırmasının ardından ülkenin başına geçmişti.

Trump, Venezuela'yla "dünya tarihinin en büyük petrol anlaşmasını" yaptıklarını geçen ay duyurmuştu. Cumhuriyetçi lider, ABD'nin özel sektörle kurulan ortaklık aracılığıyla Venezuela'daki 65 milyar varilden fazla petrol rezervinin büyük bölümü üzerinde kontrol sağladığını açıklamıştı.

Venezuela'da solcular anlaşmaya karşı protestolar düzenlerken, Rodriguez sözleşmeyi savunmuştu.

Financial Times'ın aktardığına göre ocak ayından beri ülkenin petrol gelirlerini kontrol eden ABD yönetimi, ülkede faaliyet gösteren Çinli ve Rus firmalara ödeme yapılmasını da engelliyor.

Analizde, Rodriguez açısından Washington'la yakın ilişki kurmanın, Venezuela'da iktidarını sağlamlaştırmasına yardımcı olabileceğine işaret ediliyor.

Venezuela Anayasası'nda geçici devlet başkanlığı için öngörülen 180 günlük süre temmuzda dolmuştu. Analize göre Rodriguez, Trump'la kişisel bağlarını güçlendirerek kendisini koltuğundan edebilecek seçimleri mümkün mertebe ertelemek istiyor.

Yakın tarihli bir ankette net onay puanı eksi 36'ya gerileyen Rodriguez, ekonomik toparlanma sağlayabilirse kendisini ülkenin eski lideri Hugo Chavez'in etkili ve teknokrat bir halefi olarak sunmayı deneyebilir.

Muhalefet ise Washington'la yapılan anlaşmaların Rodriguez'i Trump açısından vazgeçilmez hale getirmesinden endişeli.

Venezuela'da muhalefetin önde gelen isimlerinden Henrique Capriles, Karakas ve Washington arasındaki petrol anlaşmalarını sıkça eleştiriyor.

Capriles, "Venezuela'da petrol sektörünü yok eden aynı kişilerle bu sektörü yeniden canlandırmaya çalışmayı anlamak mümkün değil" diyor.

Modern Diplomacy'deki analizde de ABD'nin, ülkenin petrol endüstrisinde "doğrudan ekonomik çıkarlar elde etmeye başladığına" dikkat çekiliyor. Trump yönetiminin, "askeri ve siyasi bir müdahale olarak başlayan süreci, onlarca yıl sürebilecek bir duruma dönüştürdüğü" ifade ediliyor.

Independent Türkçe, Financial Times, Modern Diplomacy


Trump yönetiminin 410 milyon dolarlık gizli göç operasyonu

ABD'de güvenlik güçleri, geçen yıl düzenlenen Trump karşıtı gösterilerde ve göçmenlere yönelik baskınlarda birçok kişiyi gözaltına almıştı (Reuters)
ABD'de güvenlik güçleri, geçen yıl düzenlenen Trump karşıtı gösterilerde ve göçmenlere yönelik baskınlarda birçok kişiyi gözaltına almıştı (Reuters)
TT

Trump yönetiminin 410 milyon dolarlık gizli göç operasyonu

ABD'de güvenlik güçleri, geçen yıl düzenlenen Trump karşıtı gösterilerde ve göçmenlere yönelik baskınlarda birçok kişiyi gözaltına almıştı (Reuters)
ABD'de güvenlik güçleri, geçen yıl düzenlenen Trump karşıtı gösterilerde ve göçmenlere yönelik baskınlarda birçok kişiyi gözaltına almıştı (Reuters)

Donald Trump yönetiminin, göçmenleri üçüncü ülkelere göndermek için gizlice anlaşmalar yaptığı ortaya çıktı.

Paris merkezli kâr amacı gütmeyen gazetecilik kuruluşu Forbidden Stories'in öncülüğünde, birçok medya ve analiz şirketinin katılımıyla hazırlanan araştırmada, ABD Dışişleri Bakanlığı'na ait çeşitli belgeler incelendi.

Buna göre Beyaz Saray, kendi ülkelerine gönderilemeyen göçmenleri üçüncü ülkelere sınır dışı etmek amacıyla çoğu Afrika ve Latin Amerika'da bulunan 31 ülkeyle anlaşmalar yapmış. Bu düzenlemelerin desteklenmesi için de en az 410 milyon dolar kaynak ayrılmış.

Ayrıca ABD'nin, Haziran 2026 sonu itibarıyla 13 hükümete 81 milyon dolar doğrudan ödeme yapmayı taahhüt ettiği aktarılıyor. Uluslararası Göç Örgütü'ne (IOM) 179 milyon, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'ne 124 milyon dolarlık hibeler öngörüldü.

Washington Post (WP) ve Guardian, bu kuruluşların anlaşmaların tarafı olmadığına fakat fonların, ülkelerin sınır dışı edilenleri kabulünü sağlamak amacıyla görüşmelerde kullanıldığına dikkat çekiyor.

Trump yönetimi şimdiye dek 28 ülkeye 25 binden fazla kişi göndermiş. Bunların yaklaşık 20 bini Meksika'ya, geri kalanı da Afrika ve Latin Amerika'daki diğer ülkelere sınır dışı edilmiş.

Washington yönetiminin bazı anlaşmaları gizlice yürüttüğü ya da sözleşmelerle ilgili kamuoyuna şeffaf şekilde bilgilendirmede bulunmadığı da yazılıyor.

Belgelere göre Kamerun'a bin kişiyi kabul etmesi karşılığında 30 milyon dolar, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ne de 2 bin kişiyi kabul etmesi karşılığında 75 milyon dolar, Orta Afrika Cumhuriyeti'ne 1500 kişiyi kabul etmesi karşılığında 85 milyon dolar ödeme taahhüdü verilmiş. Ancak şimdiye kadar Kamerun'a 44, Kongo'ya 15, Orta Afrika Cumhuriyeti'ne 18 kişi gönderilmiş.

Guardian, üçüncü ülkelere sınır dışı etme politikasının Beyaz Saray Genel Sekreter Yardımcısı Stephen Miller tarafından yürütüldüğünü yazıyor. WP de Miller'ı politikanın Beyaz Saray'daki başlıca yürütücülerinden biri diye tanımlıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın, ABD büyükelçiliklerindeki personel ve üst düzey yetkililerle ortak çalışarak yabancı hükümetlerle anlaşmaları müzakere ettiği aktarılıyor.

Anlaşmaların çoğunun Mayıs 2025'te Dışişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan, başında diplomat Christian Jove Ehrhardt'ın yer aldığı Geri Göç Ofisi'nin (Office of Remigration) yürüttüğü ifade ediliyor. Ehrhardt, bu yıl haziranda çeşitli göç anlaşmaları için Fildişi Sahili, Gambiya, Gine-Bissau, Togo ve Gabon'u ziyaret etmiş.

Araştırmaya göre 54 Afrika ülkesinin 49'uyla üçüncü ülke vatandaşlarının kabulü hakkında görüşüldü. Avukatlar ise göçmenlerin kendileriyle hiçbir bağı olmayan ülkelerde "hukuki bir kara deliğe" atıldığını ve haklarının son derece sınırlı olduğunu söylüyor.

Guardian'ın haberinde adı "Nika" olarak değiştirilen 32 yaşındaki İranlı kadının yaşadıklarına da dikkat çekiliyor. Ülkesindeki rejim karşıtı protestoların ardından ABD'ye kaçan kadın, 18 aydan fazla süre göçmenlik gözetim merkezinde tutulmuş. İran'a gönderilmesi halinde hayatının tehlikeye gireceği gerekçesiyle ABD'de kendisine hukuki koruma sağlanan Nika, 28 Mayıs'ta serbest bırakılmasına rağmen 8 Haziran'da rutin kontroller sırasında tekrar gözaltına alınmış.

Bunun ardından ABD'nin, Nika'nın pasaportuna el koyup kadını 18 kişinin yer aldığı bir uçakla Orta Afrika Cumhuriyeti'nin başkenti Bangui'ye sınır dışı ettiği aktarılıyor. İran vatandaşının avukatıysa Nika'nın tekrar ABD'ye getirilmesi için dava açtıklarını ve hukuki sürecin devam ettiğini söylüyor.

Independent Türkçe, Washington Post, Guardian


Suudi Arabistan rotayı yeniden Hürmüz'e çevirdi

ABD ve İran'ın anlaşamaması nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki kriz aylardır atlatılamadı (Reuters)
ABD ve İran'ın anlaşamaması nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki kriz aylardır atlatılamadı (Reuters)
TT

Suudi Arabistan rotayı yeniden Hürmüz'e çevirdi

ABD ve İran'ın anlaşamaması nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki kriz aylardır atlatılamadı (Reuters)
ABD ve İran'ın anlaşamaması nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki kriz aylardır atlatılamadı (Reuters)

Suudi Arabistan, İran destekli Husilerin son dönemde Kızıldeniz'deki saldırılarının ardından, Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkıyatını yeniden artırıyor.

Reuters'ın gemi verilerini takip eden TankerTrackers.com platformuna dayandırdığı habere göre Saudi Aramco, pazar günü 7 adet Çok Büyük Ham Petrol Tankeri'ne (VLCC) yaklaşık 14 milyon varil ham petrol yükledi.

Suudi Arabistan'ın Ras Tanura Limanı'ndan gerçekleştirilen yükleme, Riyad'ın ham petrol arzında bir artışa işaret ediyor olabilir.  

JP Morgan analistleri, 18 Eylül tarihli bilgilendirme notunda, Hürmüz Boğazı'ndan son 6 günde günlük ortalama 2,9 milyon varil Suudi petrolü geçtiğini, bu rakamın ağustosta 700 bin varil olduğunu aktarmıştı.

Pazartesi günü de Brent petrolün varil fiyatı yaklaşık yüzde 4 düşüşle 9 Eylül'den beri ilk kez 100 doların altına inmişti.

Riyad yönetimi, Doğu-Batı Petrol Boru Hattı'nın drone'larla hedef alındığını 13 Eylül'de açıklamıştı. Saldırının Irak'taki İran destekli milisler tarafından düzenlendiği öne sürülmüştü. Ancak Şii milis güçlerden oluşan "Irak'taki İslami Direniş" örgütü iddiaları yalanlamıştı.

Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğinin neredeyse durma noktasına gelmesi nedeniyle bu 1200 kilometrelik boru hattı üzerinden sevkıyatı artırmıştı.

Reuters, saldırının ardından boru hattının faaliyetlerinin askıya alınması yüzünden Riyad'ın sevkıyatı yeniden Hürmüz'e kaydırmaya başladığına dikkat çekiyor.

Wall Street Journal da "Dünyanın petrol devi, başlangıçta kaçınmaya çalıştığı boğaza geri dönmek zorunda kalıyor" diye yazıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla gazeteye konuşan kaynaklara göre Suudi Arabistan, Çin, Güney Kore ve Japonya gibi Asya'daki müşterilerine sevkıyatları Umman açıklarından teslim almalarını söylemiş.

Diğer yandan Suudi Arabistan'ın bu hamleyle "İran'la karşı karşıya gelme riskine girdiği" de vurgulanıyor. ABD ve Körfez'deki müttefiklerinin, kritik petrol sevkıyatı rotalarını açık tutmak için büyük çaba sarf ettiği yazılıyor.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, bu ay yaptığı açıklamada, petrolün karadan taşınmaya başlamasıyla yeni boru hatlarının iki yıl içinde Hürmüz Boğazı'nı "değersiz bir su parçası" haline getireceğini öne sürmüştü.

Ancak Körfez ülkelerinin enerji sevkıyatı için Hürmüz'e olan bağımlılıklarını sadece yeni altyapı inşa ederek sonlandırmaları zor görünüyor.

Katar Enerji Bakanı Saad bin Şeride el-Kaabi de pazar günkü açıklamasında Hürmüz'ün sadece petrol ve doğalgaz değil, tüm ürünlerin ticareti için kritik olduğunu vurgulamıştı.

Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal