Tuğgeneral rütbesine terfi eden kadın albay Suriya İsavi için Cezayir Bağımsızlık Günü'nde rütbe terfi töreni düzenlendi

Tuğgeneral rütbesine terfi eden kadın albay Suriya İsavi için düzenlenen rütbe terfi törenine Cumhurbaşkanı Tebbun katıldı (Cezayir Savunma Bakanlığı)
Tuğgeneral rütbesine terfi eden kadın albay Suriya İsavi için düzenlenen rütbe terfi törenine Cumhurbaşkanı Tebbun katıldı (Cezayir Savunma Bakanlığı)
TT

Tuğgeneral rütbesine terfi eden kadın albay Suriya İsavi için Cezayir Bağımsızlık Günü'nde rütbe terfi töreni düzenlendi

Tuğgeneral rütbesine terfi eden kadın albay Suriya İsavi için düzenlenen rütbe terfi törenine Cumhurbaşkanı Tebbun katıldı (Cezayir Savunma Bakanlığı)
Tuğgeneral rütbesine terfi eden kadın albay Suriya İsavi için düzenlenen rütbe terfi törenine Cumhurbaşkanı Tebbun katıldı (Cezayir Savunma Bakanlığı)

Cezayir, dün bağımsızlığının 59. yıl dönümü kutlamalarına tanık oldu. Ayrıca tuğgeneral rütbesine terfi eden kadın albay Suriya İsavi için Cumhurbaşkanı Tebbun’un da katıldığı bir tören düzenlendi. İsavi, Cezayir’de 2017 yılında bu rütbeye ulaşan Fatma Bodani'den sonra ikinci kadın askerdir.
Rütbe terfi töreni, Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun, Cezayir Genelkurmay Başkanı Korgeneral Said Şangariha ve Savunma Bakanının katılımıyla başkentteki cumhurbaşkanlığına bağlı "Halk Sarayı’nda” yapıldı. İsavi’nin yanı srıra 11 tuğgeneral tümgeneralliğe terfi etti.
Cezayir Genelkurmay Başkanı Korgeneral Said Şangariha, Tebbun'a hitaben şunları söyledi: “Bağımsızlık Günü'nün (05 Temmuz) kutlanması ve rütbe terfi töreni subay geleneğinin nişanların şerefine gerçekleştiği bir gelenektir. Gelecek vaat eden özelliklerini çizdiğiniz yeni Cezayir'in ışığında terfi eden askerlerin çabaları ve orduları ve ülkelerinin hizmetindeki girişimleri bu törende takdir edilir.”
Şangariha konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü: “Cezayir Bağımsızlık Günü, kalplerimize ve zihinlerimize açık zaferin anlamını yerleştiriyor. Ölümsüz “kasım neslinin” ilk kuşağının (Cezayir’in 1954'te bağımsızlık savaşına başladığı ay) kahramanlığı bizde gurur ve izzet duygusu uyandırıyor. Cezayir Bağımsızlık Günü emanete sahip çıkan ve sözlerine sadık kalan Cezayir kahramanlarına şükran, sadakat ve takdir görevini yerine getirmemiz için çok değerli bir fırsattır. Biz karakterimizi ve zafer yolumuzu belirleyen ibretleri ve yüce değerleri onlardan alıyoruz. Hepimiz bu değerlere bağlı kalmalı ve onları somutlaştırmak için çalışmaya devam etmeliyiz.”
Öte yandan Cezayir’de Parlamento seçimlerinin resmi sonuçları açıklandı. Sonuçlar, siyasi partilerin zayıflığının boyutunu ortaya koydu. Resmi sonuçlara göre ilk 5’e giren partilerin oy oranları, iptal edilen oylardan daha az. Bu durum, adaylarının halk tarafından kesin bir şekilde reddedildiğini ortaya koyuyor.
İslamcı çizgideki Barış Toplumu Hareketi (Parlamentoda 65 sandalyeye sahip) liderlerinden Nasır Hamdaduş, dün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada halkın seçimlere katılmamasının tüm sorumluluğunu rejimin taşıdığını ifade etti. Hamdaduş, “Her seferinde sahtekarlığı kanıtlananlar, siyasi süreci ve seçim sürecini kontrol etmeye devam ediyor. Dolayısıyla sandık aracılığıyla güven ve değişim umudu sarsılıyor.” dedi.
Cezayir’de önceki gün Resmi Gazete'de yayınlanan nihai seçim sonuçlarına göre ilke beş sıradaki partiler toplamda 955 bin oy aldılar. Bu partiler; Ulusal Kurtuluş Cephesi, Barış Toplumu Hareketi, Demokrat Ulusal Birlik, Gelecek Cephesi ve Ulusal İnşa Hareketi’dir. Bu beş partinin aldığı oy sayısı iptal edilen oy sayısının (1,4 milyon) altında kaldı.
Cezayir’de 24 milyon kişi seçimlere katılmaya hak kazandı. 5,6 milyon Cezayirlinin oy kullandığı seçimlerde katılım sadece yüzde 23 ile sınırlı kaldı. Ayrıntılı sonuçlara göre seçimlerde en fazla oyu 300 bin ile Ulusal Kurtuluş Cephesi alırken muhalifleri toplamda 700 bin oy aldı. Seçimlerde ortaya çıkan ilginç sonuçlardan biri de bazı bölgelerde sadece birkaç yüz oyla birkaç sandalyenin kazanılmasıdır. Örneğin, seçmen katılımının yüzde 1'i geçmediği Bejaia'da (Doğu), bağımsız adaylar sadece 413 oyla 9 sandalyeden 3'ünü kazandılar.
Yeni hükümete katılmayı reddeden Barış Toplumu Hareketi 208 bin oy alırken, ilk beşteki diğer partilerin aldığı toplam oy 750 bin oldu.
Gözlemcilere göre bu sonuçlar, beklenen yeni hükümetin "eylem planının" değerine ek olarak, yeni Ulusal Halk Meclisi'nin ve 407 üyesinin meşruiyetini keskin bir şekilde artırıyor. Yeni hükümetin eylem planı uygulanabilir bir yasa haline gelene kadar tartışılacak ve oylanacak.
Resmi Gazete'de yayınlanan seçim sonuçlarına ve özellikle de elde edilen oy sayısına göre siyasi partilerin eleştirilmesi ile ilgili Hamdaduş, “Seçimlerde Cezayir halkının geniş kesimleri arasında büyük bir isteksizlik ve kronik bir boykot olduğunu kabul etmeliyiz. Seçimlere katılımdaki büyük isteksizliğin nesnel ve gerçekçi nedenlerini araştırmak ve ele almak gerekir, çünkü bu tablo ne devletin ne partilerin ne de değişim projelerinin çıkarınadır.” dedi.
Seçimlerin büyük oranda boykot edilmesinden partileri sorumlu tutan Barış Toplumu Hareketi’nin eski milletvekili Hamdaduş, gerekçe olarak ise partilerin insanlara ulaşmada zayıf olması, harekete geçememesi ve seçimlerin önemi konusunda seçmenleri ikna edememesini gösteriyor. Hamdaduş, “Seçimlere katılım göstermemenin veya boykotun gerçeği değiştirmediği her seferinde açıkça ortaya çıkıyor (Boykot, seçimlere katılım göstermemekten farklı saygın bir siyasi pozisyon olmasına rağmen siyasi eylemde asli değil, yan unsur olarak kalmaya devam ediyor). Aksine, seçimlere katılım göstermemek veya seçimleri boykot etmek siyasi rejimin devam etme ve daha da kökleşme olasılığını artırıyor. Rejim, seçimleri organize etme ve sonuçlarını belirleme konusunda kendisine asgari düzeyde garanti veren bir seçmen tabanına sahip olduğu sürece katılım oranı ile ilgilenmiyor.”
Bağımsızlıktan bu yana yolsuzluğun nedeninin dolandırıcılık olduğunu söyleyen Hamdaduş, “Genel olarak siyasi katılımın ve özel olarak seçimlere katılımın dolandırıcılık marjlarını azaltan şey olduğuna ve boykotun rejime bu dolandırıcılık marjlarını genişletme fırsatı verdiğine inanıyoruz. Seçimlere olan güvenin kaybolması rejim için arenayı terk etmeyi gerektiren bir durum değil” şeklinde konuştu.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.