BM’nin yeni Yemen Özel Temsilcisi öncekilerin yapamadıklarını başarabilecek mi?

Görevi sona eren eski BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths. (Reuters)
Görevi sona eren eski BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths. (Reuters)
TT

BM’nin yeni Yemen Özel Temsilcisi öncekilerin yapamadıklarını başarabilecek mi?

Görevi sona eren eski BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths. (Reuters)
Görevi sona eren eski BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths. (Reuters)

Eski Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, görevinde geçirdiği 3 yıl boyunca gösterdiği çabalarda Yemen krizinde gerçek anlamda herhangi bir atılıma imza atamadı. Grifftihs’in yeni görevine başlamasının ardından dördüncü BM Yemen Özel Temsilcisi olarak atanması beklenen Avrupalı diplomat Hans Grundberg, özellikle Husi milislerini savaş seçeneğini sonlandırmaya ve grubun darbesini sona erdirecek, Yemen'i geçiş sürecine yeniden döndürecek bir anlaşmaya varmaya ikna etmede başarılı olacak mı?
Yemen'deki siyasi çevreler bir bütün olarak BM’nin Yemen krizindeki rolünden umutlu değiller. Birçok gözlemci, Husilerin ilk BM Yemen Özel Temsilcisi Faslı Cemal bin Ömer, ardından göreve gelen Moritanyalı İsmail Vild eş-Şeyh ve son temsilci İngiliz Martin Griffiths’in çabalarını engelleyen Husi grubunun milliyeti, tecrübesi veya alacağı uluslararası desteğin niteliği ne olursa olsunaynı şekilde sonraki temsilcilerin çabalarını da boşa çıkarmaktan çekinmeyeceği görüşündeler.
Husi grubunun askeri darbeden vazgeçme niyetinde olmadığına inanan Birçok Yemenli politikacı, özellikle Kuveyt'in ev sahipliğinde yapılan bir dizi müzakerelerin ardından Yemen krizini çözmek için kapsamlı bir anlaşmaya varmaya çok yaklaşan İsmail Vild eş-Şeyh’in çabalarında yaşandığı gibi gurubun barışı tesis etmek için birçok fırsatı kaçırdığını belirttiler. Ayrıca geçtiğimiz günlerde Batı’dan ve ABD’den eşi görülmemiş bir destek almasına rağmen Griffiths'in sunduğu barış girişiminde de aynı şeylerin yaşandığına dikkat çektiler. 
BM’nin gelecekteki çabalarının başarılı olacağına dair umutlar azalırken Yemen'de meşru hükümeti destekleyen çevreler çözümün Husi milislerini askeri olarak mağlup etmek olduğunu düşünüyorlar. Söz konusu çevrelere göre grubu silahla zorbalıktan ve İran'ın bölgedeki yayılmacı gündemine boyun eğmekten uzak tutarak Yemen toplumu içinde barışa ve siyasi bir rolü kabul etmeye zorlayacak tek seçenek bu.
BM’nin bir sonraki Yemen Özel Temsilcisi, Griffiths'in bıraktığı yerden çalışmalarına devam etse veya Husi milislerinin uzlaşmazlığıyla başa çıkmak için yeni bir yol geliştirecek olsa da gözlemciler çabalarının sonunda önceki temsilcilerin ulaştığı noktaya gelmesiyle sonuçlanacağını düşünüyor. Tahran’ın zamana karşı yarışmaya, insani ve ekonomik dosyalara yatırım yapmaya devam edeceğini belirten gözlemciler, buna paralel olarak grubun yaklaşık 15 milyonluk bir nüfusu kontrol ederek kontrolü altındaki yerel topluluklar üzerinde uyguladığı “Husna” programına devam edeceğini öne sürdüler. Tüm bunlar, savaşçıların sürekli seferber edilmesi, çocukların beyinlerinin yıkanması, eğitim kurumlarının mezhepçi ideolojiyle düzenlenmesi, fonların yağmalanması ve nüfus üzerinde tek bir mezhep modelinin dayatılması anlamına geliyor. 

Savaşı uzatmak
Yemenli Gazeteci Yazar Vaddah el-Celil, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, uluslararsı alanın Yemen temsilcilerinin misyonunun savaşı uzatmaktan başka bir işe yaramadığını söyledi: 
"Uluslararası Yemen temsilcisi statüsü, görevin sona ermesi ve krizin çözülmesiyle biten geçici bir misyon değil, daimi bir pozisyon haline gelmiş gibi görünüyor. Uluslararası toplumun Yemen krizinin çözülmesinde ve savaşın sona erdirilmesinde ciddi ve gerçek adımlar atmada ve elçilerinin herhangi bir ilerleme kaydetmede başarılı olamadığı açık. Bu temsilcilerin görevi, savaşın bazı sonuçlarının çözümüne dair istişareler ve yan anlaşmalar yaparak krizi ve savaşı yönetmeye dönüştü. Ayrıca insani krizin ancak savaşın ve nedenlerinin tamamen sona erdirilmesiyle çözülebileceğini göz ardı ederek, vatandaşlar üzerinde çatışmaların neden olduğu acıları hafifletmeyi amaçlayan insani işlerle ilgilenen temsilcilere dönüştüler.Yemen krizini mevcut haliyle çözmek için uluslararası bir temsilci olması, temelde Yemenlilere karşı savaş ve terörizm peşinde koşan, onları mücadeleye zorlayan mezhepçi ve bölgesel bir grup tarafından yürütülen savaşın uzatılması anlamına geliyor. Uluslararası toplum, grubun uygulamaları ve yaklaşımları konusunda kararlı ve ciddi bir duruş sergilemediği sürece bu kriz uluslararası toplumun öncülüğünde sona eremeyecek. Ayrıca darbe suçunu kınayan ve meşru otoritenin ülkesi, toprakları ve kurumları üzerinde egemenlik hakkını tanıyan uluslararası meşruiyet kararlarının uygulanmasında ısrar edilmesi gerekir.” 
Celil ayrıca BM’nin Yemen krizi dosyasındaki rolünün etkinliğinin yetersiz olduğunu vurguladı:
“Husi grubuyla istişareler ve diyaloglar gerçekleştirmek için uuslararası temsilcilerin atanması ve grubun Yemen hükümeti ve toplumuyla aynı seviyeye getirilmesi, bu grubun elde ettiği kazanımları üstü örtülü olarak kabul etmek anlamına geliyor. Ayrıcagruba bunları uygulama hakkı veriyor. Böylece uluslararası hukuku, Yemen toplumunun iradesini ve Yemen anayasasını ihlal ederek milisleri meşrulaştırıyor.”
Önceki temsilcilerin görevlerinde herhangi bir ilerleme kaydetmediğine ve tek etkilerinin Husilere eylemlerini artırmak için zaman ve fırsat tanımak olduğuna dikkat çeken Celil, bu temsilcilerin ve uluslararası toplumun çabaları sonucu grupla yapılan anlaşmalar çok az ve sınırlı olsa da hiçbir şey elde edilemediğini ve grup dışındaki taraflara fayda sağlanmadığını vurguladı.

Suya yazı yazmak
Yemenli Akademisyen ve Siyaset Araştırmacısı Dr. Faris el-Beyl, BM’nin Yemen dosyasındaki performansını “suya yzaı yazmaya” benzetti. Beyl, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Sorun yeni bir BM temsilcisi atamak değil, elçinin görevi ve eylemleriyle ilgili. Dördüncü bir temsilcimiz var. Ancak 7 yıldan fazla bir süredir bu temsilcilerinde hiçbiri için Yemen krizinde gerçek bir atılım gerçekleştirdiklerini söylememiz mümkün değil. Çok fazla zaman ve para harcanması dahi herhangi bir rahatlama sağlamadı ve Yemen halkının çektiği acıları hafifletmedi.”
Yeni temsilcinin gelecekteki rolüne ilişkin karamsarlığını gizlemeyen Beyl "Bütün yöntemler sorunun bir parçası haline gelmişken, yeni bir atama konusunda nasıl emin veya iyimser olabiliriz?” diye sordu. "BM ve elçileri, çatışmaya dahil olarak onu kendilerine çevirdi. BM, çatışmaya çözüm getiren veya seyrini değiştiren taraf değil, çatışma için bir ağırlık haline geldi” ifadesini kullandı.
Beyl, Yemen sorununun temeline ilişkin de şunları söyledi:
“Bütün mesele barışa düşman olan, tüm çabaları ve çözümleri engelleyen bir tarafla özetlenebilir. Barışın onu öldürdüğünü ve varlığını ortadan kaldırdığını herkese açıkça söyleyen Husi milisleri, bu yüzden hiçbir zaman barışa yanaşmayacak. Çünkü İran'ın stratejik projesini takip eden askeri görevi ve bu projenin gündemleri arasında ateşkes ya da herhangi bir barış kararına katılmak söz konusu değil.”
Beyl, BM’yi ve tüm arabulucu tarafları bu denkleme bir çözüm bulmaya ve tam bir algı oluşturarak Husi milislerini barışa sürüklemek ve İran’la bağını koparmaya ikna etmek için etkili bir plan ortaya koymaya çağırdı. Bunu sağlamadan tüm çözümlerin, çabaların ve girişimlerin suya yazı yazmak gibi olacağını ve Yemenliler’in yakında barışı göremeyeceğini veya acılarından kurtaramayacağını belirten Beyl, aksine bunun onları tüketeceğini vurguladı. Uluslararası toplumun  tüm bu hayal kırklığının, hoşgörü ve dar görüşlülüğün bedelini ödemek zorunda kalacağının altını çizdi.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.