WHO, ülkelerin kısıtlamaları hafifletme konusunda acele etmesi sebebiyle hayal kırıklığı yaşıyor

Şubat 2020’de Cenevre’de düzenlenen bir basın toplantısından Mike Ryan ve Tedros Ghebreyesus (AP)
Şubat 2020’de Cenevre’de düzenlenen bir basın toplantısından Mike Ryan ve Tedros Ghebreyesus (AP)
TT

WHO, ülkelerin kısıtlamaları hafifletme konusunda acele etmesi sebebiyle hayal kırıklığı yaşıyor

Şubat 2020’de Cenevre’de düzenlenen bir basın toplantısından Mike Ryan ve Tedros Ghebreyesus (AP)
Şubat 2020’de Cenevre’de düzenlenen bir basın toplantısından Mike Ryan ve Tedros Ghebreyesus (AP)

Geçen yıl yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisi nedeniyle ertelenen Tokyo Yaz Olimpiyatları’nın açılışına 15 gün kala, dün (Perşembe) Japonya’nın başkenti Tokyo’da acil bir toplantı gerçekleştiren Olimpiyat Oyunları Organizasyon Komitesi, oyunların seyircisiz yapılması yönünde tarihi bir karar alma eğiliminde görünüyor. Komite’nin bu eğilimi, Tokyo’da son iki haftada yeni vaka sayılarında gözlemlenen istikrarlı artışın ardından geldi.
Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nden (IOC) bir yetkili ile Şarku’l Avsat’ın dün (Çarşamba) Lozan’dan gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde yetkili, böyle bir kararın Japon yetkililere ve Organizasyon Komitesi’ne bağlı olduğunu ve gelişmelere uyum sağlamak için tüm önlemlerin hazır olduğunu belirtti. Yetkili, IOC’nin Japon yetkililerle günlük olarak iletişim ve koordinasyon halinde olduğunu ayrıca geçen yıl ertelenmesinin ardından belirlenen tarihte gerçekleştirilmesine karar verildiği için müsabakaların seyircisiz olarak düzenlenmesinin de sunulan seçenekler arasında olduğunu vurguladı.
Japon Olimpiyatları Organizasyon Komitesi, 23 Haziran’da, en fazla 10 bin seyirci kapasitesi ile Japon vatandaşlarının spor müsabakalarına katılmasına izin verme kararı almıştı. Komite’nin bu kararı, Japonlar arasında, olimpiyatların pandeminin kontrol altına alınmadan düzenlenmesine yönelik itirazın yanı sıra oyunların tekrar ertelenmesi veya iptal edilmesi çağrılarına rağmen alınmıştı.
Ancak, son iki haftada Tokyo’daki epidemiyolojik sahnede meydana gelen gelişmeler, Mayıs ayının ortalarından bu yana en yüksek seviyeye ulaşan vaka sayısındaki istikrarlı artışı gösteriyordu. Tokyo’daki sağlık yetkilileri bugün, muhtemelen pandeminin başlangıcından bu yana dördüncü kez olağanüstü hâl (OHAL) ilan edecekler. Böyle bir kararın alınması, izleyicilerin spor müsabakalarına katılmalarına izin veren kararın iptal edilmesini gerektiriyor.
Diğer yandan, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) izolasyon önlemlerinin hafifletilmesinde ve kısıtlamaların kaldırılmasında dikkatli olunması ve söz konusu önlemlerin kaldırılmasının geciktirilmesi yönündeki tavsiyelerinin dikkate alınmamasından duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi. WHO, aşıların tüm ülkelere adil bir şekilde dağıtılmasını hızlandırmaya yönelik çağrılarının, salgın yönetimindeki kararların hala siyasi çatışmalara, jeostratejik rekabete ve kısa vadeli ekonomik hesaplara bağlı olan ülkeler tarafından önemsenmemesinden rahatsız.
WHO Acil Durumlar Programı Direktörü Mike Ryan “Giderek artan bir şekilde endişeli, bazen de hayal kırıklığına uğramış hissediyoruz. Zira yeni varyantların yayılmaya devam ettiği, yeni vakaların sayısının arttığı ve sağlık sistemleri üzerindeki baskının yeniden yoğunlaştığı bir dönemde, bazı ülkelerin salgına karşı önlem almamaktan ve önlemleri hafifletmekten çekinmediğini görüyoruz” ifadelerini kullandı. Ryan sözlerine şöyle devam etti:
“Yeni enfeksiyonların öncekine göre daha az tehlikeli olduğunu ve yol açtıkları ölüm oranlarının çok düşük olduğunu söylemek yeterli değil. Sağlık sistemleri üzerindeki baskının artması, pandeminin ilk aşamasında ihmal edilmek zorunda kalınan diğer hastalıkların bakımına geri dönülmesine engel olmasının yanı sıra virüsün bulaşmaya devam etmesi ile kaçınılmaz olarak, yayılma hızlarını ve tehlikelerini bilmediğimiz yeni varyantların ortaya çıkmasına neden olması anlamına geliyor. Salgının tüm dünyaya yayılmasının bir an önce durdurulması gerekiyor, aksi halde kontrol edemeyeceğiz.”
WHO, Sağlık Acil Durumları Programının Teknik Koordinatörü Dr. Maria Van Kerkhove, batılı ülkelerde aşı kampanyalarının ilerlemesinin yanı sıra ciddi vakaların sayısındaki önemli düşüşün, hastanede tedavi gerektiren ve yaş ortalamaları 48’e kadar düşen ciddi durumdaki hastaların sayısının azalmasına yol açtığını belirtti. Kerkhove, yoğun bakımda tedavi gören kişilerin yaş ortalamaların 50 olduğunu belirtti.
Avrupa’da Delta varyantı yayılmaya devam ederken, Avrupa Bulaşıcı Hastalıkları Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) söz konusu varyantın önümüzdeki ayın ortalarına kadar baskın varyant haline gelmesini bekliyor. Avrupa Birliği Komisyonu, virüsün ana ve aktif bir taşıyıcısı haline gelen 30 yaş altı gençlerin aşılanmasına odaklanılması çağrısında bulundu. ECDC’nin güncel bir raporuna göre, salgının bu yaş grubu arasında kümülatif yayılma hızı, 100 bin vatandaşta 717 vaka olarak kaydedildi. Bu oranın, Avrupa ülkelerindeki genel ortalamanın 3 katı olduğu belirtildi.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.