İrlanda ve Norveç’ten Suriye’ye sınır ötesi yardım mekanizmasının süresini uzatma adımı

Esed ile normalleşmeyi kabul etmeyen Washington, BMGK’daki görüşmelerine devam ediyor.

Suriye-Türkiye sınırındaki Bab el-Hava Sınır Kapısı yakınında, 30 Haziran’da taşınan yardımlar. (Reuters)
Suriye-Türkiye sınırındaki Bab el-Hava Sınır Kapısı yakınında, 30 Haziran’da taşınan yardımlar. (Reuters)
TT

İrlanda ve Norveç’ten Suriye’ye sınır ötesi yardım mekanizmasının süresini uzatma adımı

Suriye-Türkiye sınırındaki Bab el-Hava Sınır Kapısı yakınında, 30 Haziran’da taşınan yardımlar. (Reuters)
Suriye-Türkiye sınırındaki Bab el-Hava Sınır Kapısı yakınında, 30 Haziran’da taşınan yardımlar. (Reuters)

Suriye’deki insani duruma ilişkin dosyadan sorumlu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’in daimi olmayan iki üyesi İrlanda ve Norveç perşembe günü yapılan oylamada Şam’ın onayı olmadan Suriye’ye sınır ötesi yardım mekanizmasının süresini bir yıl uzatılmasına yönelik umutlarını dile getirdiler. Rusya ise konuya yönelik itirazlarını sürdürdü.  
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price oylama öncesinde, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi olarak Linda Thomas Greenfield’ın ve Rus Temsilci Vassily Nebenzia da dahil olmak üzere Güvenlik Konseyi’ndeki mevkidaşlarının bu konuda sarf ettiği çabaların devam ettiğini belirtti. Ayrıca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmede bu konuyu gündeme getiren Başkan Joe Biden’ın ve Dışişleri Bakanlığı’nın çabalarını da Price a. Price sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu konudaki diplomasimiz her zaman koordineli oldu. Ancak Suriye’ye sınır ötesi yardımların ulaştırılması yetkisinin resmi olarak sona ermesine sadece sayılı günler kaldığı için yoğunlaştı. Bu çok önemli bir konu. Zira sürenin sona ermesi milyonlarca insanın hayatını tehdit ediyor.”
Yetkili, Güvenlik Konseyi’nin Bab el-Hava’dan sağlanan insani yardımların ulaştırılmasına yönelik mekanizmayı 12 aylık bir süre için yenilemesi ve uzatması gerektiğini belirtti. ABD’nin sınır ötesi ve kontrol noktalarında geçilmesi de dahil olmak üzere Suriye’deki her türlü insani yardımı desteklediğini vurgulayan Price, ülkenin her bir yanına insani yardımın yaygınlaştırılması için ciddi ve güvenilir bir teklifin yapıldığını, bu teklifin Suriye halkının acil ihtiyaçlarını karşılamak için sınır ötesi yardım operasyonlarını ve koronavirüs nedeniyle oldukça ihtiyaç duyulan diğer yardımları da kapsadığını belirtti. Price sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu, ABD’nin tek başına yapamayacağı bir şey. Sahadaki tüm tarafların iş birliğini ve desteğini gerektirecek. Bu ne yazık ki müttefiklerine yardım etmek ve hayali düşmanlarını cezalandırmak için yardımları kullanan rejimi de kapsıyor.”
Price ayrıca Suriye halkının çektiği acılar ve koronavirüsün yayılmaya devam nedeniyle hiçbir mazeretin, insani yardımların ve aşıların ulaştırılması için güvenilir yolların kapatılmasını ve masum insanlara yardımların kesilmesini haklı çıkarmayacağını belirtti. Dışişleri Bakanı Antony Blinken de bu konuyu, yönetim için bir öncelik olarak gördüğünü yineledi.
Aşılarla ilgili yardımın doğrudan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad rejimine teslim edilip edilmeyeceğine yönelik bir soruya, yardımların insani kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla ihtiyacı olanlara doğrudan yardım şeklinde ulaştırılacağı cevabını veren Blinken, Başkan Joe Biden yönetiminin şu an kendi halkına acımasızca davranan Esad rejimi ile ilişkileri normalleştirmeye niyeti olmadığını vurguladı. Esad rejiminin insani yardımlara ulaşılmasını engellediğini ve halkın çektiği acıların çoğunun sorumlusu olduğunu belirtti.
ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas Greenfield, Güvenlik Konseyi ile gerçekleştirdiği Suriye’deki insani duruma ilişkin basına kapalı toplantısının ardından “Bugün sahip olduğumuzdan daha azını kabul edemeyiz. O da milyonlarca Suriyeliye destek sağlayacak, 12 ay açık bir sınır kapısıdır” dedi.
Batılı diplomatlar, 2014 yılında belirlenen ve önümüzdeki cumartesi günü sona erecek olan izin süresinin 6 ay da olsa uzatılabileceği konusunda iyimserler.
Yardımların geçtiği sınır noktaları, geçen yıl Rusya’nın baskısı ile azaltıldı. Suriye’nin kuzeybatısındaki Türkiye ile İdlib Valiliği arasındaki Bab el-Hava kapısıyla sınırlı hale geldi. Sınır kapısı, Şam’ın ve savaşçı grupların kontrolü altındaki, İdlib’de ikamet eden çoğu sığınmacı yaklaşık üç milyon kişiye yardım etmek için kullanılıyor.
Veto hakkına sahip olan Şam’ın müttefiki Moskova, BM mekanizmasının Suriye rejiminin tüm ülke üzerindeki egemenliğini ihlal ettiğini düşünerek sınır ötesine yardım ulaştırma mekanizmasının süresinin uzatılmasını kabul etmediğini bildirdi.
AFP’ye konuşan Rus bir diplomat, Moskova’nın uzun zamandır net olan pozisyonunu koruduğunu söyledi. İrlanda’nın BM temsilcisi Geraldine Byrne Nason da Suriye’deki insanı durumun ele alınacağı basına kapalı toplantı öncesinde verdiği demeçte “Bu haftanın sonlarına doğru bir uzatma olmasını umuyoruz” dedi. Dosyanın siyasi açıdan hassas olduğunu belirten Nason, “İnsani felaketin büyüklüğünü hayal bile edemeyiz” ifadesini kullandı.
Norveç’in BM temsilcisi Mona Juul da şu açıklamada bulundu:
“Birçok şeyin görüşülmesi gerekiyor. Bu birçok insan için gerçekten bir ölüm kalım meselesi. Suriye’deki milyonlarca insandan bahsediyoruz. Dolayısı ile Suriye’ye mümkün olduğu kadar çok yardımın ulaşması son derece önemlidir.”
Dosyadan sorumlu iki temsilci, Suriye’nin kuzeydoğusuna yardım ulaştırmak için Bab el-Hava Sınır Kapısı’ndan yardım girişine izin verilmesinin bir yıl uzatılmasının yanı sıra daha önce olduğu gibi Irak sınırındaki el-Yarubiye Sınır Kapısı’nın da yeniden açmasına yönelik bir karar tasarısı önerdi.
Greenfield, Rusya ve Çin’in sınırın geçilmesi mekanizmasının uzatılmasına yönelik veto haklarını kullanmaları durumunda, bu kararın yansımalarının çok net olduğunu ve insanların açlıktan öleceğini belirtti.
Batılı ülkeler gibi Rusya da Suriye’deki insani durumun farkında. Ancak söz konusu durumu Batı’nın yaptırımlarına bağlıyor. Moskova, Suriye başkentinden çatışma hatları üzerinden yardımların ulaştırılmasının, sınır ötesi yardım mekanizmanın yerini alabileceğini savunuyor.
ABD’nin BM temsilcisi Greenfield “Cephe hatlarına yardım dağıtımını desteklemek ve sınır ötesi yardım kapasitesini artırmak için çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Greenfield cephe hatlarından geçmenin sınırı geçmenin yerini tutmayacağını belirterek ABD’nin Rusya’nın tutumunu yumuşatması karşılığında yaptırımlarını hafifletme olasılığını ihtimal dahilinde olarak değerlendirmedi.
Çin’in BM Daimi Temsilcisi Zhang Jun, Pekin’in tek taraflı yaptırımlar, cephe hatlarının geçilmesi ve sınır ötesi mekanizmasında şeffaflığa yönelik çözümler görmek istediğini söyledi. Çin Temsilcisi açıklamasında şunları söyledi:
 “Sadece sınır ötesi mekanizmanın süresinin uzatılmasını değil, aynı zamanda tek taraflı yaptırımlar ve etkileriyle mücadele etmek ve gelecekte ön cephelerden yapılan yardımları da geliştirmek istiyoruz.”
Yılın başından bu yana, cephe hatlarına insani yardım ulaştırma taleplerinin yüzde 50’sinin Suriye rejimi tarafından engellendiğini belirten Fransa’nın BM Temsilcisi Nicolas de Riviere da sözleirni şöyle sürdürdü:
“Suriye’ye yapılan insani yardımın yüzde 92’si Avrupa Birliği, ABD, Kanada ve Japonya tarafından sağlanıyor. Bunlar aslında Batı’nın paraları. Hiç kimse bu paranın cephe hatları üzerinden ulaştırılmak üzere yeniden tahsis edilmesini beklememeli. Bu olmayacak.”
Diplomatlar, Rusya’nın yardımların ulaştırılması süresini uzatma konusuna yönelik BM Güvenlik Konseyi müzakerelerinden ayrıldığını aktardılar. BM Suriye Krizi Bölgesel İnsani Yardım Koordinatörü Yardımcısı Mark Cutts; Kanada, Dominik Cumhuriyeti, Hollanda, Katar ve Türkiye tarafından New York’ta düzenlenen BM toplantısında “Sınır ötesi yardım operasyonu, insanlara yardım ulaştırmanın en güvenli yoluydu. Geçen yıl boyunca, Suriye’nin kuzeybatısına ayda ortalama binden fazla kamyon ulaştırdık. Kesinlikle bu yardım sürecinin devam etmesi gerekiyor” dedi.
Güvenlik Konseyi, ilk kez 2014 yılında dört sınır kapısı üzerinden Suriye’deki sınır ötesi yardım operasyonuna izin verdi. Geçen yıl, Rusya ve Çin’in karşı çıkması nedeniyle dört sınır kapısı üzerinden gerçekleştirilen yardım mekanizmasının süresinin uzatılması engellendi ve yardım geçişleri Türkiye sınırındaki, Suriye silahlı muhalefetleri tarafından kontrol edilen sınır kapısı ile sınırlı kaldı.
Rusya, yardım operasyonunun zamanının geçtiğini ve Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini bildirdi. Rusya ve Çin, ABD ve diğer ülkelere yönelik eleştiride bulunarak Suriye’deki kötü durumun bir kısmından tek taraflı yaptırımları sorumlu tuttular.



ABD, Irak'taki "Seyyid el-Şuhada Tugayları" liderinin yakalanmasını sağlayacak bilgi verenlere 10 milyon dolarlık ödül teklif etti

Irak Hizbullah Tugayları, Bağdat'ın merkezinde örgütün bayrağını taşıyor (AFP)
Irak Hizbullah Tugayları, Bağdat'ın merkezinde örgütün bayrağını taşıyor (AFP)
TT

ABD, Irak'taki "Seyyid el-Şuhada Tugayları" liderinin yakalanmasını sağlayacak bilgi verenlere 10 milyon dolarlık ödül teklif etti

Irak Hizbullah Tugayları, Bağdat'ın merkezinde örgütün bayrağını taşıyor (AFP)
Irak Hizbullah Tugayları, Bağdat'ın merkezinde örgütün bayrağını taşıyor (AFP)

ABD Dışişleri Bakanlığı, İran’a yakın ve Washington tarafından “terör örgütü” olarak değerlendirilen Iraklı silahlı grup “Ketaib Seyyid eş-Şuheda”nın genel sekreteri Haşim Fenyan Rahimi es-Serraci hakkında bilgi verenlere 10 milyon dolara kadar ödül teklif etti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Bakanlık dün sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Ebu Ala el-Velai olarak da bilinen Serraci’nin arandığını duyurdu.

Paylaşımda, “Ketaib Seyyid eş-Şuheda”nın Iraklı sivilleri öldürdüğü, Irak’taki ABD diplomatik tesislerine saldırdığı, ayrıca Irak ile Suriye’de ABD askeri üsleri ve personelini hedef aldığı ifade edildi.

Açıklamada, Serraci hakkında bilgi sağlayanlara maddi ödülün yanı sıra ABD’de ikamet imkânı da sunulabileceği belirtildi.

Serraci, İran’a yakın Şii partilerden oluşan ve parlamentodaki en büyük blok olan “Koordinasyon Çerçevesi” ittifakının önde gelen isimlerinden biri olarak biliniyor.

İran destekli gruplar, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ile havalimanındaki diplomatik ve lojistik tesislerin yanı sıra yabancı şirketler tarafından işletilen petrol sahalarını da hedef alıyor.

Irak, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ve 40 günden fazla süren saldırılarının etkilerinden kaçamadı. Bu süreçte, Haşdi Şabi’ye ve İran yanlısı Iraklı silahlı gruplara ait noktalar, ABD ve İsrail’e atfedilen hava saldırılarının hedefi oldu. Buna karşılık, ABD çıkarları Iraklı grupların üstlendiği saldırılarla hedef alınırken, Tahran da ülkenin kuzeyinde İranlı Kürt muhalif gruplara yönelik operasyonlar düzenledi.

Washington yönetimi, İran’a yakın silahlı gruplarla mücadele etmesi için Bağdat üzerindeki baskısını artırarak nakit sevkiyatlarını askıya aldı ve Irak’taki bazı güvenlik programlarının finansmanını dondurdu.


Lübnan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat'a: Müzakere teslim olmak anlamına gelmez

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, geçtiğimiz şubat ayında Dışişleri Bakanı Yusuf Recci'yi kabul etti (Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, geçtiğimiz şubat ayında Dışişleri Bakanı Yusuf Recci'yi kabul etti (Cumhurbaşkanlığı)
TT

Lübnan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat'a: Müzakere teslim olmak anlamına gelmez

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, geçtiğimiz şubat ayında Dışişleri Bakanı Yusuf Recci'yi kabul etti (Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, geçtiğimiz şubat ayında Dışişleri Bakanı Yusuf Recci'yi kabul etti (Cumhurbaşkanlığı)

Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci, Lübnan devletinin İsrail ile müzakere etmesinin “teslimiyet anlamına gelmediğini” vurgulayarak, “bugün ulusal önceliğin egemenliğin eksiksiz şekilde yeniden tesis edilmesi” olduğunu belirtti.

Recci, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, “Amaç savaşı sona erdirmek ve toprakları geri almak ise Lübnan devletinin İsrail ile müzakere etmesinde utanılacak bir durum yoktur” diyerek, Lübnan devletinin müzakere sürecinde “tek karar mercii” olduğunu ifade etti.

Lübnan Dışişleri Bakanı, devletin yeniden yapılanma için mali ve siyasi destek sağlama çabalarının "içeriden bir parti (Hizbullah) ile karşı karşıya kalmasından duyduğu üzüntüyü" dile getirerek, bu partinin "ulusal çıkarlarla veya güney halkının çektiği acılarla hiçbir ilgisi olmayan amaç ve gündemler uğruna güney köylerinin ve sakinlerinin kaderiyle oynamayı sürdürdüğünü” belirtti.

Recci, bazı Arap ülkelerinde Hizbullah ile bağlantılı olduğu belirtilen “mobil sabotaj ağlarının” ortaya çıkarılmasını kınadı ve kardeş Arap ülkelerinin güvenlik ve istikrarının hedef alınmasını reddetti.

Öte yandan Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan al Suud, dün Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile yaptığı telefon görüşmesinde, ülkesinin Lübnan’ın istikrarına ve devlet kurumlarının güçlendirilmesine verdiği desteği yineledi.

Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA’ya göre Bakan Faysal bin Ferhan ile Berri arasındaki görüşmede, “Lübnan topraklarındaki gelişmeler ve İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasına yönelik çabalar” ele alındı.

Bu gelişmeler, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı danışmanı Prens Yezid bin Ferhan al Suud’un, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Baabda Sarayı’nda gerçekleştirdiği görüşmeyle eş zamanlı olarak yaşandı.


İsrail, Hizbullah'a ait bir füze fırlatma rampasını vurduğunu duyurdu

İsrail ordusuna ait bir devriye, güneydeki Lübnan topraklarında (AFP)
İsrail ordusuna ait bir devriye, güneydeki Lübnan topraklarında (AFP)
TT

İsrail, Hizbullah'a ait bir füze fırlatma rampasını vurduğunu duyurdu

İsrail ordusuna ait bir devriye, güneydeki Lübnan topraklarında (AFP)
İsrail ordusuna ait bir devriye, güneydeki Lübnan topraklarında (AFP)

İsrail ordusu, dün İsrail’e doğru ateşlenen ve hava savunma sistemleri tarafından engellenen roketlerin fırlatıldığı bir platformu Lübnan’da vurduğunu açıkladı. Saldırının sorumluluğunu Hizbullah üstlendi.

İsrail’in hava saldırısına ilişkin açıklaması, ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkesin üç hafta süreyle uzatıldığını duyurmasından kısa bir süre sonra geldi.

Hizbullah ise roket saldırısının, İsrail’in Lübnan’ın Yatır köyüne düzenlediği saldırıya karşılık olarak gerçekleştirildiğini bildirdi.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail topçu atışı sonucu biri çocuk olmak üzere iki kişinin yaralandığını açıkladı. Bakanlık ayrıca, İsrail’in Nebatiye bölgesine düzenlediği hava saldırısında 3 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise bir savaş uçağına füze ateşleyen 3 militanın etkisiz hale getirildiğini belirtti.