İsrail’de reform paketi koalisyonda çatlak oluşturdu

İsrail Maliye Bakanı Avigdor Lieberman (Reuters)
İsrail Maliye Bakanı Avigdor Lieberman (Reuters)
TT

İsrail’de reform paketi koalisyonda çatlak oluşturdu

İsrail Maliye Bakanı Avigdor Lieberman (Reuters)
İsrail Maliye Bakanı Avigdor Lieberman (Reuters)

İsrail Maliye Bakanlığı'nın genel bütçeyi onaylamak için gerekli intibak yasası çerçevesinde ortaya koyduğu reformlar ve Yahudi dini kurumlarında eğitim görüp herhangi bir işte çalışmayan ailelerin anaokulunda okuyan çocuklarına yönelik devlet desteğinin kaldırılması kararı İsrail hükümetinde yeni tartışmalara neden oldu. Diğer yandan eski Adalet Bakanı Haim Ramon, koalisyonun halen ayakta kalabilmesini muhalefet liderliğini Benjamin Netanyahu’nun sürdürmesine bağladı.
İsrail Maliye Bakanlığı'ndan sızan bilgilere göre, önerilen reformlar arasında İsrail standartlarına göre ürün tedarikinin iptal edilmesi ve yalnızca Avrupa standartları ile yetinilmesi yer alıyor. İstihdam Servisi'nin kapatılması ve yetkilerinin Ekonomi Bakanlığı bünyesinde yer alacak çalışma koluna devredilmesi kararı da son reformlar arasında kendine yer buldu. Söz konusu reformlar aynı zamanda toplu taşıma alanındaki özel girişimlerde gelişme kaydedilmesini de içeriyor.
Maliye Bakanı Avigdor Lieberman'a yakın kaynaklar, Yahudi dini kurumlarında eğitim görüp herhangi bir işte çalışmayan ailelerin anaokulunda okuyan çocuklara yönelik devlet desteğinin iptal edilmesi kararlaştırıldı. Bu kararın dindar İsraillileri işgücü piyasasına katılmaya teşvik etmek amacıyla alındığı belirtiliyor. Bu adımın ayrıca devlet hazinesi harcamalarından yılda 400 milyon şekel tasarruf sağlaması bekleniyor.
Sızan bu bilgiler muhalefetteki dini partiler arasında öfkeye neden oldu. Dini partilerin liderleri bu iddialara sert tepki gösterdi. Şas Partisi lideri Aryeh Deri, “Bu, dindar Yahudilere ve çocuklarına karşı bir savaş ilanıdır. Bu karar, Yahudileri on milyarlarca dolardan mahrum etmeyi amaçlıyor.” Eski Sağlık Bakanı Yaakov Litzman ve Yahadut Hatora Hameuhedet (Birleşik Tevrat Yahudiliği) Partisi Bloğu Başkanı Moshe Gafni ise Lieberman’ın, dindarlara karşı delice bir düşmanlık dürtüsüyle hareket ettiğini ileri sürdüler.
Joalisyon hükümeti içindeki sol partiler bile bu reformlara karşı çıktı. İşçi Partisi ve Meretz Partisi (Sosyalist) milletvekilleri, çocuklara ve çok çocuklu ailelere herhangi bir zarar verilmesini reddettiklerini söylediler. Sağlık Bakanı ve Meretz Partisi lideri Nitzan Horowitz şunları söyledi: “Partimiz vatandaşların çalışmaya teşvik edilmesini destekliyor ancak çalışmak yerine ibadetle vakit geçirmeyi tercih eden vatandaşlara fon sağlanmasını kabul etmiyor. Bu teşvik, çocuklara zarar vermeden yapılmalıdır. Çocuk başlı başına bir değerdir. Her aklı başında devlet, onun ihtiyaçlarını karşılamak ve hiçbir haktan mahrum kalmamasını sağlamak için çalışır. Dolayısıyla bu politikayı kabul etmeyecek başka çözümler bulacağız.”
Diğer yandan İsrail’deki İslami Hareket’in (Birleşik Arap Listesi), özellikle bazı reform maddelerine “vatandaşların ibadetleri nedeniyle veya ailelerindeki çok sayıda çocuk nedeniyle cezalandırıldığı” gerekçesiyle karşı olduğunu duyurdu.
Bu arada, ekonomi politikası zemininde bakanlar ve koalisyon partileri arasında yeni ihtilafların patlak vermesi üzerine açıklama yapan eski Adalet Bakanı Haim Ramon, "Binyamin Netanyahu muhalefetin başında olduğu sürece hükümet ayakta kalacak. İktidar koalisyonunu ayakta tutan etken Netanyahu. Likud Partisi, Netanyahu’dan vazgeçerse Yair Lapid hükümeti içindeki krizler daha da derinleşir. Daha sonra Lapid hükümetini devirmek kolay olur. Hükümetin en az bir yıl daha sağlam bir şekilde ayakta kalacağını, Likud içerisinde sorunların patlak vereceğini ve muhalefet bloğunun dağılacağını düşünüyorum. Böyle olursa yeni ittifaklar aramak kolaylaşır." dedi.
Tahminlerinin gerçekleşmesini İslami Hareket’in konumuna bağlayan Ramon, “İslami Hareket, Arap siyaset sahnesinde ve Arap medyasında güçlü bir muhalefetle karşı karşıya. Hareket, Bennett ve Lapid'in artık tahammül edemeyeceği sert bir tutum benimsemek zorunda kalacak. Şayet, Likud Partisi Netanyahu'dan kurtulursa, siyaset sahnesi, Arap oylarına dayanmayan başka bir iktidar koalisyonunun kurulmasına tanıklık edebilir.” dedi.



İran'ın güneyindeki bir okula düzenlenen İsrail hava saldırısında 57 öğrenci hayatını kaybetti.

İnsanlar, ABD ve İsrail'in Tahran'a düzenlediği hava saldırısının ardından oluşan hasarı inceliyor (AFP)
İnsanlar, ABD ve İsrail'in Tahran'a düzenlediği hava saldırısının ardından oluşan hasarı inceliyor (AFP)
TT

İran'ın güneyindeki bir okula düzenlenen İsrail hava saldırısında 57 öğrenci hayatını kaybetti.

İnsanlar, ABD ve İsrail'in Tahran'a düzenlediği hava saldırısının ardından oluşan hasarı inceliyor (AFP)
İnsanlar, ABD ve İsrail'in Tahran'a düzenlediği hava saldırısının ardından oluşan hasarı inceliyor (AFP)

İran devlet televizyonu, Hormozgan vilayetindeki yerel bir yetkiliye atıfta bulunarak, bugün güney İran'daki bir kız ilkokuluna düzenlenen İsrail hava saldırılarında 57 öğrencinin öldüğünü bildirdi.

İran televizyonu, valinin şu sözlerini aktardı: "Bu sabah Minab'daki bir kız ilkokuluna düzenlenen İsrail füze saldırısında şu ana kadar 57 öğrenci öldü ve 60 öğrenci yaralandı."

ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın asla nükleer silaha sahip olamayacağını belirterek, İran'a karşı "büyük ve devam eden bir askeri operasyon" başlattığını duyurdu.

Daha sonra birçok Körfez ülkesi, kendi toprakları üzerinde geçici hava sahası kapatmaları ve füze engellemeleri açıkladı.


İran rejiminin kalbi füzelerin menzili içinde... Pasteur bölgesi hakkında ne biliyoruz?

 Pasteur bölgesinden yükselen dumanlar
Pasteur bölgesinden yükselen dumanlar
TT

İran rejiminin kalbi füzelerin menzili içinde... Pasteur bölgesi hakkında ne biliyoruz?

 Pasteur bölgesinden yükselen dumanlar
Pasteur bölgesinden yükselen dumanlar

ABD ve İsrail’in bugün İran’a düzenlediği saldırıların ardından Tahran’daki Kaşvardoşt ve Pasteur mahallelerine yedi füze isabet ettiği bildirildi. Bu bölgelerde, Dini Lider Ali Hamaney ve Cumhurbaşkanlığı ofisi bulunuyor.

Pasteur bölgesi, Tahran’ın 11. bölgesinde yer alıyor ve İran’da siyasi ve güvenlik açısından en hassas alanlardan biri olarak kabul ediliyor. Bu mahalledeki devlet kurumları, ülkenin yönetim mekanizmasının kalbini oluşturuyor.

Karar merkezleri

Pasteur bölgesi, İran’ın siyasi yapısında bir merkez konumunda bulunuyor; burada tarih ve kurumlar iç içe geçiyor, sivil yapılar en yüksek güvenlik hassasiyetiyle yan yana duruyor.

Bölgede Dini Lider Ali Hamaney’in ofisi ve konutu, Cumhurbaşkanlığı binası, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin merkezi ile önde gelen yargı ve denetim kurumları yer alıyor.

Ayrıca, ülkedeki en eski araştırma ve tıp merkezlerinden biri olan İran Pasteur Enstitüsü de bu bölgede bulunuyor.

Bu yoğun kurumsal yapı, Pasteur’u başkent Tahran’ın en ‘siyasi’ bölgelerinden biri haline getiriyor; burada alınan kararlar hem iç hem dış politika ve güvenlik alanlarını doğrudan etkiliyor.

Konum ve sınırlar

Pasteur mahallesi, başkentin merkezinde birkaç ana cadde arasında uzanıyor. Kuzeyde Azerbaycan Caddesi, batıda Güney Karker Caddesi, doğuda Veli-i Asr Caddesi ve güneyde Hameney Caddesi ile çevrili bulunuyor. Bu konum, mahallenin idari ve tarihi bölgeler arasında bir kavşak noktası olarak coğrafi önemini artırıyor. Bölgenin yakınında, Tahran Üniversitesi civarında yer alan Azadi Meydanı da bulunuyor.

Tarihsel kökenler

Mahallenin önemi tarihsel olarak, 1920’lerin başında bölgeye yakın Bag Şah’ta subay okulunu kuran Rıza Şah dönemine kadar uzanıyor. Şah, aynı zamanda Mermer Sarayı’nı ikamet ve çalışma merkezi olarak kullanmıştı.

1979 Devrimi’nden sonra, İslam Cumhuriyeti’nin kurumları, Pasteur’e taşındı ve bu durum mahallenin egemenlik odaklı karakterini pekiştirdi.

Güvenlik önlemleri

Bölge, sıkı güvenlik önlemleri altında bulunuyor; bazı caddelere ve komplekslere girişler kısıtlanıyor ve hassas binaların çevresinden geçişler özel düzenlemeler ve protokoller çerçevesinde sağlanıyor. Buna rağmen, çevredeki mahallelerde sivil yaşam normal seyrinde devam ediyor.


Irak’ta silahlı grupların savaşa katılımı endişe yaratıyor

ABD-İsrail hava saldırılarının ardından Tahran’da yangın çıktı, 28 Şubat 2026 (Reuters)
ABD-İsrail hava saldırılarının ardından Tahran’da yangın çıktı, 28 Şubat 2026 (Reuters)
TT

Irak’ta silahlı grupların savaşa katılımı endişe yaratıyor

ABD-İsrail hava saldırılarının ardından Tahran’da yangın çıktı, 28 Şubat 2026 (Reuters)
ABD-İsrail hava saldırılarının ardından Tahran’da yangın çıktı, 28 Şubat 2026 (Reuters)

Irak, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının etkilerine ilişkin ciddi bir endişe ve bekleyiş içinde bulunuyor. Bu sabah başlatılan operasyon öncesinde Ketaib Hizbullah, Iraklı bir silahlı grup olarak, İran hedef alınırsa sessiz kalmayacağını açıklamıştı. Saldırının başlamasıyla birlikte Irak, hava sahasını kapatma kararı aldı.

Bu gelişmeler, Şii liderleri bir araya getiren Koordinasyon Çerçevesi üyelerinin, kritik bir toplantı öncesi yoğun ikili görüşmeler yürüttüğü bir döneme denk geldi. Toplantının gündeminde, eski Başbakan ve Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin başbakanlık adaylığı sürecindeki seçenekler yer alıyor. Maliki’nin ofisi, Nuri el-Maliki’nin ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile görüşmesinin ardından, başbakanlık adaylığından çekilmeyi reddettiğini duyurdu. Şii liderler ise bu gelişmelerin siyasi sonuçlarını değerlendirmek üzere geniş bir hareket başlattı. Şarku’l Avsat’a bilgi veren bir kaynak, Maliki’ye doğrudan siyasi kanallar aracılığıyla İran tarafından ‘hükümet kurma sürecinden çekilmemesi’ yönünde bir tavsiye iletildiğini aktardı. Kaynak, Maliki ile Bedr Örgütü lideri Hadi el-Amiri arasında cuma gecesi cumartesiye kadar süren bir görüşme gerçekleştirildiğini belirtti. Kaynak, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısı sonrası ne olacağı konusunda belirsizlik olduğunu ifade etti. Iraklı silahlı grupların çatışmaya dahil olması durumunda, hükümet kurma sürecinin daha da karmaşık hale geleceğini ve acil durum hükümeti kurulmasının bir seçenek olabileceğini ekledi. Ketaib Hizbullah, ABD ve İsrail’in İran’a savaş açması durumunda sessiz kalmayacaklarını açıklamıştı. Dün yayımlanan bildiride, Irak halkının kendi siyasi tercihlerini belirleme hakkının egemen bir hak olduğu vurgulandı ve ABD’ye, Iraklıların siyasi sahneyi kendi çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendireceği hatırlatıldı. Bildiride ayrıca, ‘yabancı güçlerin etkisine kapılanlarla, tavrını koruyanlar arasındaki farkın tarih tarafından kaydedileceği’ ifade edilerek, ABD politikalarına uymayanların faydasını göreceği, Amerikan yanlısı veya işbirlikçi olanların ise cezalandırılacağı belirtildi.

Irak’taki silahlı grupları kapsayan Irak Direniş Grupları Koordinasyonu perşembe günü yayımladığı açıklamada, İran ile olası bir savaşta aktif rol alacağını duyurdu. Açıklamada, tüm ABD üslerinin hedef olacağı belirtilirken, Erbil’deki Amerikan üssü nedeniyle Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) uyarıldı.

Bu gelişmelerin ardından Hikmet Hareketi lideri Ammar el-Hekim, Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ile görüşmesinde, Irak kararlarının dış müdahalelerden bağımsız olması gerektiğini vurguladı. El-Hekim’in ofisinden yapılan açıklamada, el-Hekim’in ‘ulusal çıkarlar için taviz vermenin önemini ve Irak’ın karşı karşıya olduğu zorlukların dikkate alınması gerektiğini’ ifade ettiği belirtildi. Açıklamada ayrıca, ‘Irak kararlarının bağımsızlığı ve dış müdahalelerin engellenmesi’ ile ‘Koordinasyon Çerçevesi’nin birliği ve sağlamlığının ülkenin istikrarı için kritik öneme sahip olduğu’ vurgulandı.

El-Hekim, bölgesel gelişmelere ilişkin olarak da ‘bölgedeki tansiyonu artıran söylemler yerine diyalog dilinin öne çıkarılması için çaba gösterilmesi gerektiğini’ belirtti ve tüm taraflar arasında görüşlerin yakınlaştırılması için daha fazla toplantı yapılması çağrısında bulundu.