Deralı Ahmed göç etme arzusu ile bunu başarmaya ya da kalmaya yönelik atılacak adımlar arasında 'büyük bir fark' olduğunu düşünüyor. Ahmed, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Ülkemizde güvenliğimiz ve işimizi kaybettikten sonra ülkeyi terk edip özgürlüğümü, haysiyetimi ve insanlığımı koruyacak bir ülkeye göç etme fırsatı arıyorum. Buradaki çaresizlik beni son çare olarak göçün gerekli olduğunu düşünmeye sevk ediyor. Hayatımın geri kalanında kendim ve ailem için iyi bir hayat istiyorum. Savaş devam ediyor ve Dera'da ve Suriye'nin tamamında ekonomik ve güvenlik durumu gün geçtikçe daha da kötüye gidiyor” dedi.
Avrupa'ya ulaşmanın risklerini ve oraya ulaşmak için ödeyeceği yüksek maliyetleri düşünen Ahmed, yine de bunun ya iyi bir hayata kapı açan ya da en kötü onları bu cehennemde kalmaktan kurtaran bir macera olduğunu düşünüyor. Göç eden diğer gençlerin deneyimlerini görüyor. Bunlar, Suriye’deki durum göz önüne alındığında başarılı deneyimler. Amcasının iki ay önce Almanya’ya göç etmek üzere Dera’dan ayrılıp İtalya’ya giden 29 yaşındaki oğlu Cesim’in hikayesinden etkilenen Ahmed, Cesim ile yaptıkları telefon görüşmesinde bunu başarmak için hayatını tehlikeye attığını söyledi. Cesim anlattığına göre Dera’nın batı kırsalındaki memleketinden ayrılıp Suriye’de konuşlanan rejim güçlerinin kontrol noktalarından geçmelerine olanak sağlayan ‘askeri yazı’ adı verilen belgelere sahip kaçakçılarla birlikte Lübnan’a doğru yola çıktı. Onlarla birlikte önce Şam’a oradan da Humus’a gitti. Orada onu Lübnan ağzı ile konuşan ikinci bir grup karşıladı. Onu, Vadi Halid isimli bir bölgeye götürdüler. Yolun güvenli olup olmadığını sorduğunda kendisiyle dalga geçtiklerini söyledi. İşlerinin onu götürmek olduğunu kendisi ya da yolun güvenliğiyle ilgilenmediklerini söylediler. Ancak Cesim varıştan emin olduklarını bildirdi. Cesim’in anlattığına göre yaklaşık bir saat boyunca yürüdüler ve adını hatırlayamadığı küçük bir kasabaya ulaştılar ve orada onu Lübnan’ın Aramun şehrine götüren bir arabaya bindiler.
Başından geçenleri anlatan Cesim, “Yaklaşık iki ay kadar Lübnan’da kaldım. Lübnan’daki Suriye büyükelçiliğinden pasaport alarak Libya’ya gittim. Libya’da da Avrupa’ya göç etmek üzere yola çıkan çok sayıda Suriyeli ile tanıştım. Kaçakçılar bizi bir deniz bölgesine getirdi ve İtalya’ya götürmek üzere şişme botlar temin ettiler. İtalya’ya uzanan bu yolculuğun maliyeti 5 bin dolardı” ifadelerini kullandı.
Hayal kırıklığı ve korku
Ahmed ve Cesim’i buna iten ana nedenler hayal kırıklığı ve korkuydu. Artık Dera’yı yaşam açısından en riskli bölgelerden biri olarak görmeye başladılar. Söylediklerine göre neredeyse her gün suikast, cinayet ve tutuklamalar meydana geldiği için güvenlik koşulları artık katlanılabilir durumda değil. Çalışmak için yeterli fırsatların olmaması, gelir eksikliği, ifade özgürlüğü üzerindeki kısıtlamalar ve Dera bölgelerindeki güvenlik kıskacı zorluğu ve maliyetine rağmen göç seçeneği onlar için en iyi çözüm haline geliyor.
Gazeteci Muhammed el-Hammadi, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, “Dera’da ve Suriye’nin genelindeki gençlerin birçoğu zihinlerini yoran acı gerçek altında yıllarca huzura kavuşmayı bekledi. Fakat bu beklentiyi bir hayale dönüştüren birçok sebep söz konusu. Tutuklamalar, mücbir sebepler, ekonomik koşullar, işsizlik ve güvenlik kargaşası, gençleri denizlerde seyahate çıkmaya ve başka bir hayata başlamak için hayatlarını riske atmaya iten faktörler olarak sayılabilir” şeklinde konuştu.
Suriye'den kaçma ve sığınma girişimlerinin son zamanlarda arttığına dikkat çeken Hammadi, bunların özellikle de Beşşar Esed’e yedi yıl daha yönetimde kalma yetkisi veren seçimlerden sonra iki katına çıktığını söyledi. Hammadi, “Bu, güvenlik otoritesinin ve savaşın devam etmesi ve Suriye meselesine uluslararası bir kayıtsızlık ve yüz binlerce Suriyeliyi öldüren ve Birleşmiş Milletler istatistiklerine göre Suriye halkının yarısından fazlası Suriye içine ve dışına dağıtan Esed'in yönetimde kalması yönünde zımni onay ile birlikte ufukta beliren bir çözümün yokluğu anlamına geliyor” dedi. Suriyeli kaçakların çoğunun denize çıkmanın tehlikelerini ve güvenli bir bölgeye ulaşana kadar her an ölümle karşı karşıya kalacaklarını önceden bildiğini ancak buna rağmen Suriye'de kalıp her gün Suriye'deki kontrol noktaları ve diğer baskı araçlarıyla onursuz bir şekilde ölmemek için bu macerayı tercih ettiklerini ifade etti.
Dera halkından biri olan ve geçtiğimiz yıl Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Cihad el-Musaleme, “Mezun olduktan sonra askerliğe çağrıldım. Bunun üzerine şehirde ansızın kurulan geçici kontrol noktalarında yakalanma korkusu nedeniyle vaktimin büyük çoğunluğunu evde geçirmeye başladım. Suriye’nin güneyindeki gençlerle birlikte beni de kapsayan tecil kararının ardından askerlik bürosundan seyahat onayı aldım. Şimdi Libya'ya seyahat etmeye hazırlanıyorum. Oradan da kaçak yollarla İtalya’ya oradan da kardeşimin yanına Hollanda’ya gitmek istiyorum” şeklinde konuştu. Musaleme, ayrıca “Ülkemde artık bir gelecek göremiyorum, gençliğimin baharında ve hayatımın en verimli dönemindeyken, mezun olalı bir yıl geçmiş olmasına rağmen hala işsizim ve ailemden para almak zorundayım. Hayat bana artık karanlık bir oda gibi görünüyor. Kendimi kırık bacakla kendi etrafımda dönüyor gibi hissediyorum. Gençliğimin çok başındayım. Önümde hayat düzeni, evlilik ve çalışma hayatı gibi meseleler var. Bana göre savaştan bitkin düşmüş, adam kayırmacılığın ve baskıcı rejimin egemen olduğu bir ülkede bu mümkün değil” dedi.
Avrupa’ya doğru
Deralı aktivist Muhanned Abdullah, “Yerel istatistiklere göre son iki ayda çok sayıda genç, Avrupa ülkelerine göç etmek amacıyla Dera’dan farkı ülkelere doğru yola çıktı. Almanya, İtalya, Fransa, Türkiye ve Lübnan’a ulaştılar. Özellikle de Suriye rejiminin Dera ve Kuneytra’daki gençlere askerlik konusunda istisnai bir tecil sağlaması ve bunun onlara Suriye dışına seyahat izni vermesi göz önünde bulundurulduğunda bu sayı, içerisinde bulunduğumuz ayda daha da artabilir” dedi.
Abdullah, genel olarak Suriye özel olarak da ülkenin güneyindeki gençlerin ‘güvenlik endişeleri (tutuklamalar, suikastlar, adam kaçırmalar ve soygunlar), iş fırsatlarının olmaması ve herhangi bir iş kurma imkanının zayıflığı, Suriye lirasının dolar karşısındaki değerinin düşüşü bir doların 3 bin 200 Suriye lirasını bulması ve hayatın her alanında aşırı yüksek fiyatlar gibi Suriye dışına göç etmeleri ve seyahat etmeleri için yeterli nedenleri olduğunu açıkladı. Bu durumun, güney Suriye'deki gençlerin daha iyi bir yaşam ve iş arayışı içinde seyahat etmeleri veya göç etmeyi düşünmeye sevk ettiğini ifade etti.
Aktivist Basil el-Gazavi, “Suriye rejiminin gençlerin Suriye'nin güneyinden seyahatlerini kolaylaştıracak eylemleri, bölgenin gençlerden özellikle de muhalif ideolojiye sahip aranan isimlerden arındırılması operasyonudur. Aranan gençlerin Dera'daki güvenlik servislerine nakledilmesini denetleyenler, Suriye rejiminin memurlarıyla ilişki içinde olan ve Hizbullah'tan gruplarla koordineli olarak Suriye'nin kuzeyine veya Lübnan'a gönderilmelerini kolaylaştıran gruplardır. Böylece Suriye rejimi kendi çıkarlarına hizmet eden çeşitli faydalar elde ediyor. Güney bölgelerinde varlığına karşı çıkan bir gençlik grubunu dağıttı. Büyük bir finansal fayda elde etti. Bir kişiyi kuzey Suriye veya Lübnan'a kaçırmak için gereken miktar 600-1000 ABD dolarına ulaşıyor. Suriye'nin güneyindeki gençlerin yaşadığı güvenlik durumu ve ekonomik kısıtlamalardan bahsetmiyorum bile. Eski muhalefet mensupları ve liderlerine yönelik suikast, adam kaçırma ve tutuklama operasyonları devam ediyor” şeklinde konuştu.
Öte yandan Suriye rejim güçleri, son olarak ülkenin güneyindeki projelerine hizmet etmesi için bölgedeki kontrolleri arttırıp güvenlik noktalarını güçlendirdi.
İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)
Kuneytra bölgesine düşen İran füzesinin enkazı (SANA)