Umman Sultanı’nın Suudi Arabistan’a tarihi ziyareti iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirecek

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ile Umman Sultanı Heysem bin Tarık, Ocak 2020’de Maskat'ta görüştü (SPA)
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ile Umman Sultanı Heysem bin Tarık, Ocak 2020’de Maskat'ta görüştü (SPA)
TT

Umman Sultanı’nın Suudi Arabistan’a tarihi ziyareti iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirecek

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ile Umman Sultanı Heysem bin Tarık, Ocak 2020’de Maskat'ta görüştü (SPA)
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ile Umman Sultanı Heysem bin Tarık, Ocak 2020’de Maskat'ta görüştü (SPA)

Umman Sultanı Heysem bin Tarık, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’in daveti üzerine bugün Riyad’a tarihi bir ziyaret gerçekleştirecek.
Umman Sultanı ilk yurt dışı ziyaretini Suudi Arabistan’a yaparak Riyad’ın konumunu, Umman’da siyaset ve halk nezdindeki liderliğini, stratejik derinliğini ve bölgesel ve uluslararası alanda etkili bir figür oluşunu vurguluyor.
Suudi Arabistan kardeşlik, din, kader birliği ve iyi komşuluk ilkelerinin temellendirdiği bu ziyarete büyük önem veriyor.
İki ülke arasında kökleşen bu ilkeler, Körfez’deki ülkelerle ortak ikili işbirliğinin yönlerini güçlendirerek, güvenlik ve istikrarı sağlamak adına bölgede ve dünyadaki çeşitli ülkelerle anlayış ve diyalog köprüleri kurmak için bir başlangıç noktası oluşturuyor.
Bu ziyaret, Riyad ve Maskat arasında çeşitli alanlardaki ve tüm düzeylerdeki ilişkilerin yeni ve önemli bir aşamasının başlangıcı olarak görülüyor.
Bu ziyaret, iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesine ve daha geniş ortak eylem ve yatırım yapılmasına katkıda bulunacak ve iki ülkeye daha fazla refah getirecek, iki kardeş halkın arzularını gerçekleştirecektir.
Suudi Arabistan ve Umman arasında yarım asırdan fazla geçmişe sahip olan ilişkiler, işbirliği, karşılıklı saygı ve çeşitli bölgesel ve uluslararası konulardaki anlayış ile temayüz eder.
Ortak tarih, Arap adetleri ile gelenekleri ve popüler miras ile çerçevelenen kardeşlik bağları iki ülkenin halkını bir araya getirmiştir. İki ülke bölgesel olarak diğer ülkelerle birlikte Körfez İşbirliği Konseyi çatısı altında ortak stratejik vizyon ve hedefler ışığında bazı çabalara imza atıyor.
Böylece üye ülkeler arasında çeşitli alanlarda koordinasyon ve entegrasyon sağlanıyor. İki ülkenin rolleri barış ve güvenlik çabalarını desteklemek için Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Birleşmiş Milletler’e (BM) de uzanıyor.
Bölgede art arda meydana gelen değişiklikler, iki ülkenin liderlerini ikili düzeyde, Körfez düzeyinde ve bölgesel düzeyde daha fazla işbirliğine itiyor.
Bu işbirliği, kalıcı güvenlik ve istikrarın sağlanmasında ilerleme kaydedilmesini sağlarken bu ilerlemenin kalkınma programları ve bölge halklarına hizmet etme konusunda olumlu yansımaları oluyor.
İki liderin görüşmesi, iki ülkenin, bölgenin ve bölge istikrarının çıkarlarına hizmet eden çeşitli konulardaki istişare ve koordinasyonu içerecek. Bölgedeki ve uluslararası alandaki en son gelişmelerle başa çıkma konusunda taraflar görüş alışverişinde bulunacak.
Ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesine yönelik ortak eylem çerçevesinde, Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu ve Umman’ın 2040 Vizyonu ticaret alanında ortak payda oluştururken her iki ülke ekonomisinde ve gelir kaynaklarında çeşitlilik sağlayacak mevcut yatırım fırsatlarından istifade ediyor. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman tarafından açıklanan Yeşil Ortadoğu girişimi, iklim değişikliğiyle mücadelede Riyad ve Maskat arasında umut verici bir işbirliği alanı olarak görülüyor.
Suudi Arabistan ve Umman, katılımcı çabaları artırmak adına, Suudi Arabistan-Umman Koordinasyon Konseyi kurarak ilişkilerin derinleştirilmesi ve sürdürülmesi için ortak bir vizyon oluşturulmasına katkıda bulunmak istiyor.
Ayrıca iki taraf arasındaki ilişkilerin siyasi, güvenlik, askeri, ekonomik, kalkınma ve insani alanlarda entegrasyon düzeyine yükseltilmesi hedefleniyor.
Suudi Arabistan ve Umman için yakın vadedeki en önemli kazanımlardan biri, iki ülkeyi birbirine bağlayan 680 km mesafeyi aşkın kara sınırı projesinin tamamlanması.
Bu projenin hayata geçirilmesi ile iki ülke arasındaki yolculuk süresi yaklaşık 800 km kısalacak, bunun yanı sıra karşılıklı ticaret ve yatırım hız kazanacak ve artış kaydedecek.
Aynı zamanda Suudi Arabistan ihracat malları, Umman içindeki kara yolları kullanılarak dünyanın çeşitli ülkelerine ihracatın yapıldığı limanlara kolaylıkla ulaştırılabilecek.
Demir-çelik ürünleri ve organik kimyasal ürünleri de dahil iki ülke arasındaki ticaret alışverişinin toplam hacmi geçen yıl 3.36 milyar doları buldu. Suudi Arabistan'ın Umman’a yaptığı petrol dışı ihracatın değeri 1,16 milyar doları buldu. Bu rakama metal, demir çelik ve gıda ürünleri de dahil.
Suudi Arabistan’ın Maskat Büyükelçisi Abdullah el-Enezi, bu ziyaretin iki ülke ve iki kardeş halk arasındaki tarihi ilişkilerin derinliğini yansıttığını dile getirerek, ikili ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinde ortak bir vizyon oluşturmak ve seçkin bir ekonomik ortaklığa ulaşmak için gerekli olan her şeyi sağlamak adına tarihi bir adım olduğunu söyledi.
Riyad ve Maskat arasındaki siyasi ve ekonomik vizyon uyumluluğunun, bölgede takip edilmesi gereken bir örnek olduğunu söyleyen Enezi şöyle devam etti;
“Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu ile petrolden elde edilen alternatif gelir kaynaklarını çeşitlendirmeyi, yatırımları artırmayı ve daha fazla istihdam yaratmayı amaçlayan Umman’ın 2040 Vizyonu arasında yakınlık var. İki ülke arasındaki karşılıklı ticaret son yıllarda gıda, inşaat malzemeleri ve tıbbi malzeme alanında kayda değer bir gelişmeye tanık oldu. Umman, ortaklıklar ve müşterek ve güçlü ekonomik oluşumlar yoluyla ekonomiyi desteklemek için çalıştı. Suudi yatırımcılar, turizm sektöründe, deniz taşımacılığında ve imalat sanayilerinde ekonomik çeşitlendirme ve ekonomik büyümeyi teşvik etmek amacıyla Umman'da kurulmuş olan 140 ayrı kuruluşun bir kısmının sahibi bir kısmının ise ortağıdırlar.”
Umman’ın Riyad Büyükelçisi Faysal bin Türki Al Said ise şunları söyledi:
“Bu ziyaret ve Heysem bin Tarık ile Selman bin Abdulaziz görüşmesi, iki liderin bölgesel ve uluslararası olaylarla ilgili bilgeliklerini ve ileri görüşlülüklerini ortaya koymanın yanı sıra siyasi, güvenlik, askeri, ekonomik, kalkınma alanlarında iki ülke arasındaki entegrasyon seviyesini yükseltmek için yeni bir aşama anlamına gelecek.”
Umman büyükelçisi, Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA'ya verdiği demeçte şunları kaydetti:
“İki ülke arasındaki ilişkiler derin ve birçok paydada vizyonlar arasında uyum var. Bu durum birçok alanda ve programda arzuları ve işbirliğini geliştirmeye katkıda bulunuyor. İki halkın ilişkisi, kardeşlik, din ve iyi komşuluk üzerine kurulan tarihsel özgünlük ve sağlamlık ile temayüz eder. Kültür, turizm ve spor düzeylerinde, özellikle de iki halkın bu alanlarda ilerleme ve gelişim kaydetme arzusu ışığında, işbirliğini güçlendirmek önemli.”
Suudi Arabistan Ticaret Odası Başkanı Aclan el-Aclan, bu ziyaretin Suudi Arabistan iş sektörüne etkisi hakkında iyimser açıklamalarda bulundu.
Bu ziyaretin çeşitli alanlarda ikili işbirliği anlaşmalarını doğuracağını bekleyen Aclan, iki ülkenin bölgesel ve uluslararası konumlarını güçlendirecek ve aralarındaki ticaret ve yatırım ilişkilerinin gidişatına hız kazandıracak yeni bir aşamanın başladığına dikkat çekti.
Suudi Arabistan ve Umman’ın, vizyonları ışığında gerçek ekonomik bütünlük ilişkisi kurmayı sağlayacak gerekli içerik ve yeteneklere sahip olduklarını vurgulayan Aclan, “Her iki ülkenin vizyonu, Suudi Arabistan'ı Umman'ın bölgedeki ilk ticaret ortağı yapmak için kullanılabilecek büyük fırsatlar ve projeler içeriyor. Suudi Arabistan'ın Umman'ın bölgedeki ilk ticaret ortağı olması iki ülkenin ekonomik durumuna, iş sektörlerine, ortak yatırımlarına ve iş imkanlarına olumlu yansıyacak. Ticaret ve yatırım engellerinin ve zorlukların üstesinden gelmek için daha fazla çaba gösterilmeli. Bu, hala arzulanan seviyenin altında ve mevcut fırsatların hacminden daha az olan karşılıklı ticaret hacminin artırılmasına katkıda bulunur. Ekonomik işbirliği için geniş perspektifler açacak ve iki ülke arasındaki ticaret hareketini canlandıracak olan kara yolu ve sınır geçişi projesi ekonomik açıdan önem arz ediyor” diye konuştu.
Aclan’a göre Ticaret Odası, Suudi Arabistan-Umman ortak ekonomik ilişkilerini her iki ülkedeki devlet ve özel kuruluşlar ile koordineli bir şekilde geliştirme çabalarına güçlü katkı sunacaktır. Ticaret Odası bu katkıyı şu yolları takip ederek yapacak: İhracatı teşvik etmek, mal ve hizmet alışverişinde bulunmak, ortak yatırım ve ticari projeler oluşturmak, ticari toplantıları artırmak, forumlar ve sergiler düzenlemek, mevcut yatırım fırsatları hakkında her iki tarafta bilgi sağlamak, zorlukların üstesinden gelmeye katkıda bulunmak, yatırım ortamını iyileştirmek ve işletme sahiplerini finansman ve ortak projeleri destekleme yolları ile tanıştırmak.
Aclan, iki ülke arasında sanayi sektöründeki işbirliği alanlarına da değindi. Bu alanlar; özellikle petrokimya endüstrisi, uzmanlaşmış kimyasal dönüşüm, yem ve gıda endüstrileri, turizm, eğlence ve oteller, gayrimenkul ve lojistik sektörü, balık yetiştiriciliği ve balıkçılık sektörü, madencilik sektörü ve deniz taşımacılığı.
KİK anlaşmaları ve öncelikli sektörler çerçevesinde malların ve kişilerin serbest dolaşımı da dahil olmak üzere karşılaştırmalı avantajlardan yararlanma çağrısında bulunan Aclan, Suudi Arabistan'ın endüstriyel yeteneklerinden ve Umman'ın rekabetteki stratejik konumundan istifade edilmesi ve iki ülkenin ürünlerinin uluslararası pazarlara ulaştırılması gerektiğine dikkat çekti.
Umman’daki yetkili makamların, çeşitli sektörlerde Suudi yatırımlarını çekmeye çalıştıklarını dile getiren Aclan, “Umman'daki yetkili makamlar özellikle Arap Denizi'nde uluslararası nakliye hatlarına yakın stratejik konumu ile karakterize edilen Duqm Özel Ekonomik Bölgesi'nde büyük yatırım kolaylıkları ve teşvikler sağlama sözü veriyor. Bu bölge yatırımcıları vergi ve gümrükten muaf tutuyor. Ayrıca Ummanlı işletme sahipleri, Suudi Arabistan’da yatırım yapmalı ve uygun yatırım ortamından ve gelecek vaat eden yatırım fırsatlarından yararlanmalı. Bunun yanı sıra Suudi meslektaşlarıyla ortaklıklar kurmalılar” dedi.



Riyad Havalimanı’na saldırı: 12 ölü, 309 yaralı; Koalisyon kararlılıkla karşılık vereceğini duyurdu

Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı. (SPA)
Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı. (SPA)
TT

Riyad Havalimanı’na saldırı: 12 ölü, 309 yaralı; Koalisyon kararlılıkla karşılık vereceğini duyurdu

Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı. (SPA)
Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı. (SPA)

Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, dün öğleden sonra başkent Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nın saldırıya uğradığını, olayda farklı ülke vatandaşlarından 12 kişinin hayatını kaybettiğini, 309 kişinin yaralandığını açıkladı. Yemen’de meşru yönetimi destekleyen Koalisyon ise söz konusu terör saldırısına kararlı bir şekilde karşılık verileceğini bildirdi.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, Dammam’daki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı çevresine bir mühimmatın düştüğünü belirtti. Ayrıca Husilerin el-Harc vilayetine fırlattığı bir balistik füzenin önlenerek imha edildiğini, Doğu Bölgesi’nde ise bir insansız hava aracının (İHA) etkisiz hâle getirildiğini kaydetti.

Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü yaptığı açıklamada, hasar tespit çalışmalarının tamamlanması ve tesislerin güvenliğinin doğrulanması amacıyla ilgili makamlarla koordinasyon içinde Riyad Havalimanı’ndaki operasyonların geçici olarak durdurulduğunu bildirdi. Açıklamada, olayın Suudi Arabistan’daki sivil havacılık tesislerini hedef alan saldırıların sürdüğü bir dönemde meydana geldiğine dikkat çekildi.

Genel Müdürlük daha sonra yayımladığı açıklamada, Riyad Havalimanı’na yönelik saldırıda 12 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Ölenler arasında 4 Suudi Arabistan vatandaşı, 2 Bangladeş vatandaşı, bir ABD vatandaşı, bir Mısır vatandaşı, bir Ürdün vatandaşı, bir Suriyeli, bir Filistinli ve bir Sudan vatandaşının bulunduğu belirtildi.

Açıklamada, 309 kişinin de yaralandığı ve çeşitli hastanelerde tedavi altına alındığı bildirildi. Yaralılar arasında durumu kritik olanların da bulunduğu, maddi hasarın ise tespit edilmeye devam edildiği kaydedildi.

Koalisyon Sözcüsü, Riyad Havalimanı’ndaki yolcu terminallerinden birini hedef alan terör saldırısının, yolcular ve çalışanlar arasındaki sivillerin ölümüne ve yaralanmasına yol açtığını belirtti. El-Maliki, saldırının uluslararası insancıl hukuk ve bu hukukun teamül kuralları kapsamında bütün unsurlarıyla bir savaş suçu teşkil ettiğini belirterek eylemi ilke, değer ve ahlakla bağdaşmayan ağır bir saldırı olarak nitelendirdi.

Tümgeneral el-Maliki, yaptığı açıklamada, Koalisyon Müşterek Kuvvetler Komutanlığının söz konusu terör saldırısına uluslararası insancıl hukuk ve teamül kurallarıyla uyumlu biçimde kararlı bir karşılık vereceğini ifade etti.

Kral Halid Uluslararası Havalimanı yönetimi de yolculara bir uyarı yayımlayarak havalimanına hareket etmeden önce hava yolu şirketleriyle doğrudan iletişime geçmeleri ve uçuşlarının güncel durumunu kontrol etmeleri gerektiğini bildirdi.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı ise Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na yapılması planlanan bazı uçuşların durdurulması veya gecikmesi nedeniyle seyahatleri aksayan ya da varış noktalarına ulaşamayan vatandaşlarına çağrıda bulundu. Bakanlık, vatandaşların yardım ve gerekli yönlendirmeler için bulundukları ülkelerdeki Suudi Arabistan diplomatik temsilcilikleriyle iletişime geçmelerini istedi.

Husilerin devam eden saldırılarına yönelik Arap ve İslam dünyasından kınama mesajları gelmeye devam etti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ülkeler ve kuruluşlar, Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduklarını ve ülkenin güvenliğini, istikrarını, ulusal varlıklarını, vatandaşlarını ve topraklarında yaşayan diğer kişileri korumaya yönelik tedbirlerini desteklediklerini açıkladı.

Tehlikeli bir tırmanış

Yemen hükümeti, havalimanına yönelik terör saldırısını en sert ifadelerle kınadı. Hükümet, saldırıyı Husilerin sivil tesisleri hedef alma ve sivillerin hayatını tehlikeye atma konusundaki ısrarını ortaya koyan, düşmanca eylemlerde tehlikeli bir tırmanış olarak nitelendirdi. Açıklamada, Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olunduğu ve Krallığın yanında kararlılıkla durulduğu vurgulandı.

Yemen Bakanlar Kurulundan yapılan açıklamada, havalimanlarının ve sivil tesislerin hedef alınmasının kabul edilemez bir saldırı ve uluslararası hukuk kurallarının ihlali olduğu belirtildi. Açıklamada, Husilerin saldırgan tutumunun bir kez daha ortaya çıktığı ifade edilerek, örgütün tehdit alanını genişletmekten ve bölgenin güvenlik ve istikrarını zayıflatmaktan çekinmediği savunuldu. Bu eylemlerin, İran’ın gündemine ve yıkıcı projelerine hizmet ettiği ileri sürüldü.

Açıklamada, Suudi Arabistan topraklarının veya sivil tesislerinin herhangi bir şekilde hedef alınmasının, bölge halklarının güvenlik ve istikrar hakkına, serbest dolaşımına ve hava ulaşımının güvenliğine yönelik bir saldırı olduğu vurgulandı. Bu saldırıların iki ülke arasındaki kardeşlik ilişkilerinin ve ortak kader anlayışının gücünü zayıflatamayacağı, Yemen’in terörle mücadeledeki tutumunu değiştirmeyeceği kaydedildi.

Yemen hükümeti ayrıca Suudi Arabistan’ın Yemen’e ve meşru yönetimine verdiği desteği, ülkenin devlet yapısını ve kurumlarını yeniden tesis etme çabalarına katkısını ve bölgesel güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesindeki rolünü takdir ettiğini yineledi. Açıklamada, bu saldırıların Yemen halkının ülkenin tamamında devlet otoritesini yeniden tesis etme ve Husi darbesine son verme kararlılığını zayıflatmayacağı belirtildi.

Kesin kınama

Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, saldırıya ilişkin tepkisini ve kınamasını dile getirdi. Husilerin sivil havalimanlarını ve sivilleri kasıtlı olarak hedef almasının terör suçu olduğunu belirten el-Budeyvi, bu saldırıların caydırılması ve tekrarlanmasının önlenmesi için uluslararası toplumun ciddi adımlar atması ve kararlı tedbirler alması gerektiğini ifade etti. El-Budeyvi, söz konusu eylemlerin en temel insani ilkelerle ve uluslararası sözleşmelerle bağdaşmadığını kaydetti.

Genel Sekreter, yaptığı açıklamada Suudi Arabistan’ın güvenliğinin Körfez ülkelerinin güvenliğinden ayrı düşünülemeyeceğini yineledi. Konseyin, Suudi Arabistan’ın güvenliğini sağlamak, ulusal varlıklarını korumak ve topraklarının bütünlüğünü muhafaza etmek amacıyla attığı bütün adımları koşulsuz biçimde desteklediğini vurguladı.

Bahreyn de söz konusu saldırıları korkakça eylemler olarak nitelendirerek kınadı. Açıklamada, saldırıların uluslararası hukuk kurallarını, uluslararası insancıl hukuku ve Birleşmiş Milletler Şartı’nı açıkça ihlal ettiği belirtildi. Bu eylemlerin bölgenin güvenlik ve istikrarını, uluslararası sivil havacılığın emniyetini, yolcuların ve sivil havacılık personelinin güvenliğini tehdit eden tehlikeli ve kabul edilemez bir tırmanış olduğu ifade edildi. Saldırıların uluslararası anlaşma ve kararların ağır bir ihlali olduğu kaydedildi.

Tam dayanışma

Bahreyn Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduğunu ve Krallığın egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını korumak, vatandaşlarıyla topraklarında yaşayan kişilerin güvenliğini sağlamak amacıyla aldığı egemenlik kararlarını ve meşru tedbirlerini bütünüyle desteklediğini açıkladı.

Bakanlık, Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkının bulunduğunu vurguladı. Bu hakkın, üye devletlerin Körfez Ortak Savunma Anlaşması kapsamındaki yükümlülükleriyle uyumlu olduğu belirtildi.

Bahreyn ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütüne (ICAO) ve uluslararası topluma sorumluluklarını eksiksiz yerine getirme çağrısında bulundu. Açıklamada, Husilerin sivillere ve sivil tesislere yönelik tekrarlanan saldırılarının durdurulması, saldırılardan sorumlu olanların ve bunları destekleyenlerin hesap vermesinin sağlanması ve ilgili kararların, özellikle 2216 ve 2817 sayılı kararların, tam olarak uygulanması için caydırıcı ve kararlı önlemler alınması istendi. Bu adımların bölgesel ve uluslararası güvenlik ile barışın korunması açısından önem taşıdığı vurgulandı.

Arap İçişleri Bakanları Konseyi Genel Sekreterliği de Husilerin düşmanca tutumlarını sürdürmesini, Suudi Arabistan’daki havacılık tesislerine, sivillere ve sivil varlıklara yönelik saldırılarını tekrarlamasını şiddetle kınadı. Açıklamada, bu eylemlerin uluslararası hukuku açıkça ihlal ettiği ve bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit ettiği belirtildi.

Yıkıcı uygulamalar

Mısır, söz konusu saldırılar ve sorumsuz eylemler karşısında duyduğu derin tepkiyi dile getirdi. Kahire yönetimi, saldırıların uluslararası hukuk kurallarını açıkça ihlal ettiğini ve farklı ülke vatandaşlarından sivillerin güvenliğini hiçe saydığını belirtti. Mısır, bölgenin güvenliğini ve istikrarını bozabilecek bu yıkıcı uygulamaları kesinlikle reddettiğini vurguladı.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn da Suudi Arabistan’ı, ülkenin hava ulaşımı tesislerini ve hayati öneme sahip altyapısını hedef alan saldırıları kınadı. Avn, Suudi Arabistan’ın güvenliğinin bölgenin güvenlik ve istikrarının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti. Devletlerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesinin, sivil ve stratejik tesislerin hedef alınmamasının bölgesel istikrarın korunmasında temel dayanaklar olduğunu ifade etti.

Joseph Avn, yaptığı açıklamada Lübnan ile Suudi Arabistan arasındaki köklü kardeşlik ilişkilerini yeniden vurguladı. Lübnan’ın, iki halkın yararı ve bölgenin çıkarları doğrultusunda bu ilişkileri güçlendirmeye önem verdiğini kaydetti.

Dünya Müslüman Âlimler Birliği de Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını sürdürmesini şiddetle kınadı. Birliğin Genel Sekreteri ve Müslüman Âlimler Heyeti Başkanı Dr. Muhammed el-İsa, saldırılara yönelik kınamasını yineledi. El-İsa, söz konusu eylemlerin bütün dinî değerleri, uluslararası ve insani hukuk kurallarını ve teamülleri ihlal ettiğini belirterek, terör örgütünün sivilleri ve sivil tesisleri kasıtlı olarak hedef alan suç teşkil eden yaklaşımını bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti.


Riyad Havalimanı’na saldırıda 12 kişi hayatını kaybetti, 309 kişi yaralandı; Dammam Havalimanı çevresi de hedef alındı

Riyad Havalimanı’na saldırıda 12 kişi hayatını kaybetti, 309 kişi yaralandı; Dammam Havalimanı çevresi de hedef alındı
TT

Riyad Havalimanı’na saldırıda 12 kişi hayatını kaybetti, 309 kişi yaralandı; Dammam Havalimanı çevresi de hedef alındı

Riyad Havalimanı’na saldırıda 12 kişi hayatını kaybetti, 309 kişi yaralandı; Dammam Havalimanı çevresi de hedef alındı

Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nın saldırıya uğradığını, olayda farklı ülke vatandaşlarından 12 kişinin hayatını kaybettiğini, 309 kişinin yaralandığını açıkladı. Yemen’de meşru yönetimi destekleyen Koalisyon ise Dammam’daki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı çevresine bir mühimmatın düştüğünü bildirdi.

Genel Müdürlük dün yaptığı açıklamada, hasar tespit çalışmalarının tamamlanması ve tesislerin güvenliğinin doğrulanması amacıyla ilgili makamlarla koordinasyon içinde Riyad Havalimanı’ndaki operasyonların geçici olarak durdurulduğunu belirtti. Açıklamaya göre saldırıda hayatını kaybedenler arasında 4 Suudi Arabistan vatandaşı, 2 Bangladeş vatandaşı, bir ABD vatandaşı, bir Mısır vatandaşı, bir Ürdün vatandaşı, bir Suriyeli, bir Filistinli ve bir Sudan vatandaşı bulunuyor.

Yemen’de meşru yönetimi destekleyen Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki de Dammam’daki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı çevresine bir mühimmatın düştüğünü açıkladı. el-Maliki, Husiler tarafından el-Harc vilayetine fırlatılan bir balistik füzenin önlenerek imha edildiğini bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump ise ABD’nin Suudi Arabistan’ın Husilere yönelik saldırılarına katılabileceğini belirterek, henüz bir karar vermediğini söyledi.

Trump, konuya ilişkin açıklamasında, “Bunu yapabiliriz, konuyu değerlendireceğiz. Son saldırıdan henüz haberdar olduk. Bu nedenle bir karar vereceğiz. Çok hızlı hareket ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid en-Nuzeyli, son 24 saat içinde doğu, batı ve güneybatı cephelerinde bin 900’den fazla doğrudan ve hassas hedefleme operasyonu gerçekleştirildiğini açıkladı.

Nuzeyli’nin açıklamasına göre operasyonlarda silah ve mühimmat depoları, tahkimatlar, askerî kamplar ve mevziler, düşmanın kontrolündeki hâkim noktalarda bulunan mevziler, takviye birlikleri, toplanma ve yığınak alanları, sahra topçusu mevzileri ile personel ve ikmal taşımacılığında kullanılan araçlar hedef alındı. Şarku’l Avsat’ın açıklamadan aktardığına göre, Husilerin kontrolündeki bölgelerin derinliklerinde bulunan, askerî açıdan meşru ve yüksek değer taşıdığı belirtilen hedefler de vuruldu.


Suudi Arabistan'dan BMGK'ye: Yemen'in güvenliğimizi tehdit eden bir üsse dönüşmesine izin vermeyeceğiz

Dr. Abdülaziz el-Vasil, BM Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in de katıldığı BMGK oturumunda. (Suudi Arabistan'ın BM Daimî Temsilciliği)
Dr. Abdülaziz el-Vasil, BM Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in de katıldığı BMGK oturumunda. (Suudi Arabistan'ın BM Daimî Temsilciliği)
TT

Suudi Arabistan'dan BMGK'ye: Yemen'in güvenliğimizi tehdit eden bir üsse dönüşmesine izin vermeyeceğiz

Dr. Abdülaziz el-Vasil, BM Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in de katıldığı BMGK oturumunda. (Suudi Arabistan'ın BM Daimî Temsilciliği)
Dr. Abdülaziz el-Vasil, BM Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in de katıldığı BMGK oturumunda. (Suudi Arabistan'ın BM Daimî Temsilciliği)

Suudi Arabistan, Yemen’in kendi güvenliğini veya Kızıldeniz ile Babülmendeb Boğazı’ndaki deniz ulaşımının serbestisini tehdit eden bir platforma dönüştürülmesine izin vermeyeceğini vurguladı. Riyad, hiçbir terör örgütünün silah zoruyla Yemen’e ve bölgeye iradesini dayatmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti.

Bu açıklama, Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler Daimî Temsilcisi Büyükelçi Dr. Abdülaziz el-Vasıl tarafından dün New York’ta BM Güvenlik Konseyi’nin Yemen’deki duruma ilişkin oturumunda yapıldı.

El-Vasıl, Husilerin artan saldırılarının, sivilleri hedef almalarının ve Kızıldeniz ile Babülmendeb Boğazı’ndaki deniz ulaşımını tehdit etmelerinin yalnızca Yemen ve bölgeyle sınırlı kalmayan, uluslararası barış ve güvenliği, küresel ticareti ve uluslararası tedarik zincirlerini de etkileyen bir tehdit oluşturduğunu söyledi.

Toplantının hassas koşulların ve önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde düzenlendiğini belirten el-Vasıl, mevcut risk ve tehditlere azami sorumluluk bilinciyle yaklaşılması gerektiğini ifade etti. Yemen’deki hızlı gelişmelerin ve Husilerin devam eden tırmanışının, sivillere yönelik saldırılar ile deniz ulaşımı, ticaret ve küresel tedarik zincirlerine yönelik tehditler nedeniyle bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından giderek büyüyen sorunlara yol açtığını kaydetti.

Terör eylemleri

El-Vasıl, Husilerin Yemen halkına, komşu ülkelere ve bölgeye yönelik düşmanca ve terörist uygulamalarını sürdürdüğünü belirtti. Bu uygulamaların Suudi Arabistan’daki sivillerin, sivil yerleşimlerin ve hayati tesislerin hedef alınmasını da kapsadığını söyledi.

Husilerin Yemen halkına yönelik uygulamaları arasında ülke içinde abluka, zorla yerinden etme, aç bırakma, kadınları korkutma ve çocukları silah altına alma gibi eylemlerin bulunduğunu ifade etti.

Suudi Arabistan’ın BM Daimî Temsilcisi, Husilerin barış yerine askerî gerilimi tercih etmeyi sürdürmesinin Yemen’deki krizi uzatmaktan, halkın çektiği sıkıntıları derinleştirmekten ve kapsamlı siyasi çözüme yönelik bölgesel ve uluslararası çabaları sekteye uğratmaktan başka bir sonuç doğurmayacağını vurguladı.

El-Vasıl ayrıca, Husilerin Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan iki saldırısına dikkat çekti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre havalimanı tesislerinin ve Suudi Arabistan Havayollarına ait bir uçağın hedef alındığını belirten el-Vasıl, saldırılarda 3 Suudi Arabistan vatandaşının hayatını kaybettiğini, farklı ülke vatandaşları arasından sivillerin ve ülkede yaşayan yabancıların yaralandığını, maddi hasar meydana geldiğini belirtti.

Müslümanların duygularını hedef alan saldırılar

Suudi Arabistan, son haftalarda ülke topraklarına yönelik Husilerin saldırılarında tehlikeli bir artış yaşandığını bildirdi. El-Vasıl, Husilerin 15 Eylül’de Mekke’yi hedef almaya çalıştığını, bunun 27 Temmuz 2017’deki girişimlerinin ardından ikinci kez gerçekleştiğini öne sürdü.

Ayrıca 29 Eylül’de Mescid-i Nebevi’ye elektrik sağlayan Tayyibe enerji istasyonunun hedef alındığını belirten el-Vasıl, bu saldırının dünya genelindeki Müslümanların duygularını provoke eden bir eylem olduğunu söyledi.

El-Vasıl, Husilerin geçen eylül ayında Abha, Hamis Muşayt, Cizan ve Necran kentlerini hedef alan saldırılarında kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 73 sivilin yaralandığını açıkladı. Saldırıların başkent Riyad ve diğer kentlere de yayıldığını; yerleşim bölgelerine ve sivil tesislere balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) gönderildiğini kaydetti.

Suudi temsilci, 6 ve 7 Ekim’de Abha ve Kral Halid uluslararası havalimanlarının da saldırılara maruz kaldığını, bu saldırılarda üç sivilin yaşamını yitirdiğini ve farklı ülke vatandaşlarından 36 kişinin yaralandığını belirtti. Maddi hasarın yanı sıra Cizan ve Necran havalimanlarındaki tesislerin de hedef alındığını ifade etti.

Söz konusu saldırıların kardeş ülkelerin vatandaşlarının ölümüne yol açtığını, farklı milletlerden yolcuların ve çalışanların güvenliğini tehlikeye attığını vurgulayan el-Vasıl, bunların yalnızca Suudi Arabistan’ın egemenliğini ve güvenliğini ihlal etmekle kalmadığını, aynı zamanda sivillerin güvenliğine ve sivil havacılığa yönelik doğrudan tehdit oluşturduğunu kaydetti.

Deniz ulaşımının güvenliği

El-Vasıl, Husilerin Kızıldeniz ve Babülmendeb Boğazı’ndaki deniz trafiğini ve uluslararası ticareti tehdit etmeyi, gemileri ve ekonomik tesisleri hedef almayı sürdürdüğünü belirtti. Bu eylemlerin bölgenin güvenliğini ve istikrarını, ayrıca küresel enerji arzının güvenliğini tehlikeye attığını kaydetti.

Suudi temsilci, uluslararası topluma BM Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarının uygulanması konusunda sorumluluklarını yerine getirme çağrısında bulundu. Bu kararların başında, Yemen’e ilişkin 2015 tarihli 2216 sayılı karar ile Kızıldeniz’de seyrüsefer özgürlüğüne ilişkin 2024 tarihli 2722 sayılı kararın geldiğini ifade etti.

El-Vasıl, Suudi Arabistan’ın topraklarını, kaynaklarını, egemenliğini, vatandaşlarını ve ülkede yaşayanların güvenliğini savunma hakkının tartışılmaz olduğunu yineledi. Sivilleri, sivil varlıkları ve ekonomik tesisleri hedef alan saldırıları önlemek ve caydırmak amacıyla BM Şartı ve uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli tüm tedbirleri alma hakkını saklı tuttuğunu belirtti.

Barış süreci

El-Vasıl, Suudi Arabistan’ın barışı öncelikleri arasına aldığını ve Yemen’de barış sürecini korumak amacıyla kardeş ve dost ülkeler ile BM Genel Sekreteri’nin Yemen Özel Temsilcisiyle birlikte önemli çabalar yürüttüğünü söyledi. Riyad’ın 2011’den bu yana kapsamlı siyasi çözüme ulaşılması için somut girişimlerde bulunduğunu ifade etti.

Suudi Arabistan’ın BM Yemen Özel Temsilcisi’ne sunduğu ve Yemen hükümetinin kabul ettiği yol haritasına da değinen el-Vasıl, Husilerin bu planı reddederek askerî tırmanışı seçtiğini, kapsamlı siyasi çözüme yönelik girişimleri engellediğini ve taahhütlerinden geri adım attığını belirtti.

El-Vasıl, Husilerin Yemen halkını kendi çıkarlarına hizmet etmeyen çatışmalara sürüklediğini ve bölgenin güvenliği ile istikrarını tehdit ettiğini söyledi.

Suudi Arabistan’ın, Yemen halkının Husilerin darbesini sona erdirme, devleti yeniden tesis etme ve devlet kurumlarını silahlı gruptan geri alma çabalarına tam destek verdiğini yineledi.

İstikrarın güçlendirilmesi

Suudi Arabistan’ın Yemen’e en fazla destek sağlayan ülkelerden biri olduğunu belirten el-Vasıl, Riyad’ın Yemen halkına büyük çaplı insani, kalkınma ve ekonomik yardımlar sunduğunu söyledi. Bu yardımların halkın çektiği sıkıntıları hafifletmeye, ekonomik ve mali istikrarı güçlendirmeye katkıda bulunduğunu ifade etti.

El-Vasıl, Suudi Arabistan’ın kısa süre önce Yemen Merkez Bankasına yeni bir destek sağladığını; bunun ekonomik, mali ve parasal istikrarı güçlendirmeyi ve vatandaşların yaşam koşullarını iyileştirmeyi amaçladığını kaydetti.

Suudi Yemen Kalkınma ve İmar Programı aracılığıyla 4 Ekim’de Yemen bütçesine 59,7 milyon doları (224 milyon Suudi riyali) aşan yeni bir destek dilimi aktarıldığını belirten el-Vasıl, bu yardımın bütçe açığının azaltılmasına, kamu ödemelerinin düzenli yürütülmesine, satın alma gücünün desteklenmesine ve ticari piyasaların canlandırılmasına katkı sağlayacağını ifade etti.

El-Vasıl, Suudi Arabistan’ın 2012-2026 döneminde Yemen’e sağladığı toplam ekonomik ve kalkınma desteğinin 12,6 milyar doları, insani yardımın ise 4,5 milyar doları aştığını açıkladı.

Suudi temsilci, BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg’in Yemen’in birliği, egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünü koruyacak; halkın güvenlik, istikrar ve kalkınma beklentilerini karşılayacak, Yemen öncülüğünde kapsamlı bir siyasi uzlaşmaya ulaşılmasını amaçlayan çabalarına desteklerini yineledi.

El-Vasıl son olarak BM Güvenlik Konseyi’ne uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına yönelik sorumluluklarını yerine getirme ve Suudi Arabistan’ın güvenliğini, bölgesel istikrarı ve uluslararası deniz ulaşımını tehdit eden Husi saldırılarını durdurma çağrısında bulundu.