Umman Sultanı’nın Suudi Arabistan’a tarihi ziyareti iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirecek

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ile Umman Sultanı Heysem bin Tarık, Ocak 2020’de Maskat'ta görüştü (SPA)
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ile Umman Sultanı Heysem bin Tarık, Ocak 2020’de Maskat'ta görüştü (SPA)
TT

Umman Sultanı’nın Suudi Arabistan’a tarihi ziyareti iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirecek

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ile Umman Sultanı Heysem bin Tarık, Ocak 2020’de Maskat'ta görüştü (SPA)
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ile Umman Sultanı Heysem bin Tarık, Ocak 2020’de Maskat'ta görüştü (SPA)

Umman Sultanı Heysem bin Tarık, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’in daveti üzerine bugün Riyad’a tarihi bir ziyaret gerçekleştirecek.
Umman Sultanı ilk yurt dışı ziyaretini Suudi Arabistan’a yaparak Riyad’ın konumunu, Umman’da siyaset ve halk nezdindeki liderliğini, stratejik derinliğini ve bölgesel ve uluslararası alanda etkili bir figür oluşunu vurguluyor.
Suudi Arabistan kardeşlik, din, kader birliği ve iyi komşuluk ilkelerinin temellendirdiği bu ziyarete büyük önem veriyor.
İki ülke arasında kökleşen bu ilkeler, Körfez’deki ülkelerle ortak ikili işbirliğinin yönlerini güçlendirerek, güvenlik ve istikrarı sağlamak adına bölgede ve dünyadaki çeşitli ülkelerle anlayış ve diyalog köprüleri kurmak için bir başlangıç noktası oluşturuyor.
Bu ziyaret, Riyad ve Maskat arasında çeşitli alanlardaki ve tüm düzeylerdeki ilişkilerin yeni ve önemli bir aşamasının başlangıcı olarak görülüyor.
Bu ziyaret, iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesine ve daha geniş ortak eylem ve yatırım yapılmasına katkıda bulunacak ve iki ülkeye daha fazla refah getirecek, iki kardeş halkın arzularını gerçekleştirecektir.
Suudi Arabistan ve Umman arasında yarım asırdan fazla geçmişe sahip olan ilişkiler, işbirliği, karşılıklı saygı ve çeşitli bölgesel ve uluslararası konulardaki anlayış ile temayüz eder.
Ortak tarih, Arap adetleri ile gelenekleri ve popüler miras ile çerçevelenen kardeşlik bağları iki ülkenin halkını bir araya getirmiştir. İki ülke bölgesel olarak diğer ülkelerle birlikte Körfez İşbirliği Konseyi çatısı altında ortak stratejik vizyon ve hedefler ışığında bazı çabalara imza atıyor.
Böylece üye ülkeler arasında çeşitli alanlarda koordinasyon ve entegrasyon sağlanıyor. İki ülkenin rolleri barış ve güvenlik çabalarını desteklemek için Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Birleşmiş Milletler’e (BM) de uzanıyor.
Bölgede art arda meydana gelen değişiklikler, iki ülkenin liderlerini ikili düzeyde, Körfez düzeyinde ve bölgesel düzeyde daha fazla işbirliğine itiyor.
Bu işbirliği, kalıcı güvenlik ve istikrarın sağlanmasında ilerleme kaydedilmesini sağlarken bu ilerlemenin kalkınma programları ve bölge halklarına hizmet etme konusunda olumlu yansımaları oluyor.
İki liderin görüşmesi, iki ülkenin, bölgenin ve bölge istikrarının çıkarlarına hizmet eden çeşitli konulardaki istişare ve koordinasyonu içerecek. Bölgedeki ve uluslararası alandaki en son gelişmelerle başa çıkma konusunda taraflar görüş alışverişinde bulunacak.
Ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesine yönelik ortak eylem çerçevesinde, Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu ve Umman’ın 2040 Vizyonu ticaret alanında ortak payda oluştururken her iki ülke ekonomisinde ve gelir kaynaklarında çeşitlilik sağlayacak mevcut yatırım fırsatlarından istifade ediyor. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman tarafından açıklanan Yeşil Ortadoğu girişimi, iklim değişikliğiyle mücadelede Riyad ve Maskat arasında umut verici bir işbirliği alanı olarak görülüyor.
Suudi Arabistan ve Umman, katılımcı çabaları artırmak adına, Suudi Arabistan-Umman Koordinasyon Konseyi kurarak ilişkilerin derinleştirilmesi ve sürdürülmesi için ortak bir vizyon oluşturulmasına katkıda bulunmak istiyor.
Ayrıca iki taraf arasındaki ilişkilerin siyasi, güvenlik, askeri, ekonomik, kalkınma ve insani alanlarda entegrasyon düzeyine yükseltilmesi hedefleniyor.
Suudi Arabistan ve Umman için yakın vadedeki en önemli kazanımlardan biri, iki ülkeyi birbirine bağlayan 680 km mesafeyi aşkın kara sınırı projesinin tamamlanması.
Bu projenin hayata geçirilmesi ile iki ülke arasındaki yolculuk süresi yaklaşık 800 km kısalacak, bunun yanı sıra karşılıklı ticaret ve yatırım hız kazanacak ve artış kaydedecek.
Aynı zamanda Suudi Arabistan ihracat malları, Umman içindeki kara yolları kullanılarak dünyanın çeşitli ülkelerine ihracatın yapıldığı limanlara kolaylıkla ulaştırılabilecek.
Demir-çelik ürünleri ve organik kimyasal ürünleri de dahil iki ülke arasındaki ticaret alışverişinin toplam hacmi geçen yıl 3.36 milyar doları buldu. Suudi Arabistan'ın Umman’a yaptığı petrol dışı ihracatın değeri 1,16 milyar doları buldu. Bu rakama metal, demir çelik ve gıda ürünleri de dahil.
Suudi Arabistan’ın Maskat Büyükelçisi Abdullah el-Enezi, bu ziyaretin iki ülke ve iki kardeş halk arasındaki tarihi ilişkilerin derinliğini yansıttığını dile getirerek, ikili ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinde ortak bir vizyon oluşturmak ve seçkin bir ekonomik ortaklığa ulaşmak için gerekli olan her şeyi sağlamak adına tarihi bir adım olduğunu söyledi.
Riyad ve Maskat arasındaki siyasi ve ekonomik vizyon uyumluluğunun, bölgede takip edilmesi gereken bir örnek olduğunu söyleyen Enezi şöyle devam etti;
“Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu ile petrolden elde edilen alternatif gelir kaynaklarını çeşitlendirmeyi, yatırımları artırmayı ve daha fazla istihdam yaratmayı amaçlayan Umman’ın 2040 Vizyonu arasında yakınlık var. İki ülke arasındaki karşılıklı ticaret son yıllarda gıda, inşaat malzemeleri ve tıbbi malzeme alanında kayda değer bir gelişmeye tanık oldu. Umman, ortaklıklar ve müşterek ve güçlü ekonomik oluşumlar yoluyla ekonomiyi desteklemek için çalıştı. Suudi yatırımcılar, turizm sektöründe, deniz taşımacılığında ve imalat sanayilerinde ekonomik çeşitlendirme ve ekonomik büyümeyi teşvik etmek amacıyla Umman'da kurulmuş olan 140 ayrı kuruluşun bir kısmının sahibi bir kısmının ise ortağıdırlar.”
Umman’ın Riyad Büyükelçisi Faysal bin Türki Al Said ise şunları söyledi:
“Bu ziyaret ve Heysem bin Tarık ile Selman bin Abdulaziz görüşmesi, iki liderin bölgesel ve uluslararası olaylarla ilgili bilgeliklerini ve ileri görüşlülüklerini ortaya koymanın yanı sıra siyasi, güvenlik, askeri, ekonomik, kalkınma alanlarında iki ülke arasındaki entegrasyon seviyesini yükseltmek için yeni bir aşama anlamına gelecek.”
Umman büyükelçisi, Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA'ya verdiği demeçte şunları kaydetti:
“İki ülke arasındaki ilişkiler derin ve birçok paydada vizyonlar arasında uyum var. Bu durum birçok alanda ve programda arzuları ve işbirliğini geliştirmeye katkıda bulunuyor. İki halkın ilişkisi, kardeşlik, din ve iyi komşuluk üzerine kurulan tarihsel özgünlük ve sağlamlık ile temayüz eder. Kültür, turizm ve spor düzeylerinde, özellikle de iki halkın bu alanlarda ilerleme ve gelişim kaydetme arzusu ışığında, işbirliğini güçlendirmek önemli.”
Suudi Arabistan Ticaret Odası Başkanı Aclan el-Aclan, bu ziyaretin Suudi Arabistan iş sektörüne etkisi hakkında iyimser açıklamalarda bulundu.
Bu ziyaretin çeşitli alanlarda ikili işbirliği anlaşmalarını doğuracağını bekleyen Aclan, iki ülkenin bölgesel ve uluslararası konumlarını güçlendirecek ve aralarındaki ticaret ve yatırım ilişkilerinin gidişatına hız kazandıracak yeni bir aşamanın başladığına dikkat çekti.
Suudi Arabistan ve Umman’ın, vizyonları ışığında gerçek ekonomik bütünlük ilişkisi kurmayı sağlayacak gerekli içerik ve yeteneklere sahip olduklarını vurgulayan Aclan, “Her iki ülkenin vizyonu, Suudi Arabistan'ı Umman'ın bölgedeki ilk ticaret ortağı yapmak için kullanılabilecek büyük fırsatlar ve projeler içeriyor. Suudi Arabistan'ın Umman'ın bölgedeki ilk ticaret ortağı olması iki ülkenin ekonomik durumuna, iş sektörlerine, ortak yatırımlarına ve iş imkanlarına olumlu yansıyacak. Ticaret ve yatırım engellerinin ve zorlukların üstesinden gelmek için daha fazla çaba gösterilmeli. Bu, hala arzulanan seviyenin altında ve mevcut fırsatların hacminden daha az olan karşılıklı ticaret hacminin artırılmasına katkıda bulunur. Ekonomik işbirliği için geniş perspektifler açacak ve iki ülke arasındaki ticaret hareketini canlandıracak olan kara yolu ve sınır geçişi projesi ekonomik açıdan önem arz ediyor” diye konuştu.
Aclan’a göre Ticaret Odası, Suudi Arabistan-Umman ortak ekonomik ilişkilerini her iki ülkedeki devlet ve özel kuruluşlar ile koordineli bir şekilde geliştirme çabalarına güçlü katkı sunacaktır. Ticaret Odası bu katkıyı şu yolları takip ederek yapacak: İhracatı teşvik etmek, mal ve hizmet alışverişinde bulunmak, ortak yatırım ve ticari projeler oluşturmak, ticari toplantıları artırmak, forumlar ve sergiler düzenlemek, mevcut yatırım fırsatları hakkında her iki tarafta bilgi sağlamak, zorlukların üstesinden gelmeye katkıda bulunmak, yatırım ortamını iyileştirmek ve işletme sahiplerini finansman ve ortak projeleri destekleme yolları ile tanıştırmak.
Aclan, iki ülke arasında sanayi sektöründeki işbirliği alanlarına da değindi. Bu alanlar; özellikle petrokimya endüstrisi, uzmanlaşmış kimyasal dönüşüm, yem ve gıda endüstrileri, turizm, eğlence ve oteller, gayrimenkul ve lojistik sektörü, balık yetiştiriciliği ve balıkçılık sektörü, madencilik sektörü ve deniz taşımacılığı.
KİK anlaşmaları ve öncelikli sektörler çerçevesinde malların ve kişilerin serbest dolaşımı da dahil olmak üzere karşılaştırmalı avantajlardan yararlanma çağrısında bulunan Aclan, Suudi Arabistan'ın endüstriyel yeteneklerinden ve Umman'ın rekabetteki stratejik konumundan istifade edilmesi ve iki ülkenin ürünlerinin uluslararası pazarlara ulaştırılması gerektiğine dikkat çekti.
Umman’daki yetkili makamların, çeşitli sektörlerde Suudi yatırımlarını çekmeye çalıştıklarını dile getiren Aclan, “Umman'daki yetkili makamlar özellikle Arap Denizi'nde uluslararası nakliye hatlarına yakın stratejik konumu ile karakterize edilen Duqm Özel Ekonomik Bölgesi'nde büyük yatırım kolaylıkları ve teşvikler sağlama sözü veriyor. Bu bölge yatırımcıları vergi ve gümrükten muaf tutuyor. Ayrıca Ummanlı işletme sahipleri, Suudi Arabistan’da yatırım yapmalı ve uygun yatırım ortamından ve gelecek vaat eden yatırım fırsatlarından yararlanmalı. Bunun yanı sıra Suudi meslektaşlarıyla ortaklıklar kurmalılar” dedi.



Körfez ülkeleri, İran ile yürütülecek her türlü müzakereye dahil edilmelerini, sürecin füze programını ve vekil güçlere verilen desteği de kapsamasını talep ediyor.

Bahreyn'in başkenti Manama'da bir araya gelen Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) dışişleri bakanları. (BNA)
Bahreyn'in başkenti Manama'da bir araya gelen Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) dışişleri bakanları. (BNA)
TT

Körfez ülkeleri, İran ile yürütülecek her türlü müzakereye dahil edilmelerini, sürecin füze programını ve vekil güçlere verilen desteği de kapsamasını talep ediyor.

Bahreyn'in başkenti Manama'da bir araya gelen Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) dışişleri bakanları. (BNA)
Bahreyn'in başkenti Manama'da bir araya gelen Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) dışişleri bakanları. (BNA)

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Dışişleri Bakanları, Husi hareketinin "terör örgütü" olarak tanımlanması ve füze ile insansız hava aracı (İHA) elde etmesini sağlayan desteğin kesilmesi çağrısında bulundu. Bakanlar ayrıca İran’dan bölge ülkelerine yönelik saldırılarını durdurmasını ve oluşan zararları tazmin etmesini talep etti.

Bölge güvenliğini ilgilendiren her türlü müzakere veya düzenlemeye Körfez ülkelerinin de dahil edilmesi gerektiğini vurgulayan bakanlar; İran ile yapılacak muhtemel mutabakatların nükleer ve füze programlarını, İHA kapasitesini ve bölgedeki vekil güçlere verilen desteği kapsaması gerektiğini belirtti. Metinde, gerilimi düşürmeyi hedefleyen diplomatik çabaların desteklendiği kaydedildi.

Manama’da dün gerçekleştirilen KİK Bakanlar Kurulu 168. Dönem Toplantısı’nın sonuç bildirisinde, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik sürdürdüğü saldırılar kınandı. Mescid-i Haram ile Mescid-i Nebevi ve çevresi dahil olmak üzere sivil havalimanları ile kritik tesislerin hedef alındığı, bu saldırıların sivil kayıplara ve yaralanmalara yol açtığı ifade edilerek hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifalar dilendi.

Konsey, Körfez ülkelerinin Suudi Arabistan ile tam dayanışma içinde olduğunu ve ülkenin güvenlik ile egemenliğini korumak adına aldığı tüm tedbirleri desteklediğini vurguladı. Ortak Savunma Antlaşması uyarınca üye ülkelerden birine yapılan saldırının tüm Konsey üyelerine yapılmış sayılacağı hatırlatılırken, Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın 51. maddesi kapsamında üye ülkelerin bireysel ve kolektif meşru müdafaa hakkı saklı tutuldu.

Bakanlar, BM Güvenlik Konseyi’nin 15 Ekim’de yayımladığı ve Aramco tesisleri dahil Suudi Arabistan’a yönelik Husi saldırılarını kınayan, Krallığın kendini savunma hakkını teyit eden başkanlık bildirisini memnuniyetle karşıladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Husilere yönelik silah ambargosunun kesin bir şekilde uygulanması çağrısında bulunulurken, Yemen krizinde üç temel referans doğrultusunda siyasi bir çözüme ulaşılmasına verilen destek yinelendi.

İran konusuna ilişkin olarak Bakanlar Kurulu, Körfez ülkeleri ve Ürdün’e yönelik saldırılardan tamamen Tahran yönetimini sorumlu tuttu. İnsan Hakları Konseyi’nin 2026 tarihli ve 61/1 sayılı kararı uyarınca sorumlulardan hesap sorulması ve İran’ın doğan zararları tazmin etmekle yükümlü kılınması talep edildi.

Hürmüz Boğazı, Kızıldeniz ve Babülmendeb Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğinin korunmasının önemine dikkat çeken bakanlar; bu geçitlerin kapatılması, deniz trafiğinin engellenmesi, ticari gemiler ile mürettebatın hedef alınması veya mayın döşenmesi gibi eylemlere karşı uyarıda bulundu. Gemilerin geçişine yasa dışı harç veya kısıtlamalar getirilmesi, transit geçişlerin önceden izne bağlanması ya da dayatılan rotalara tabi tutulması reddedildi. Seyrüsefer serbestisinin yeniden tesis edilmesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki durumun 28 Şubat öncesindeki haline dönmesi talep edildi.


Körfez ülkelerinden Husilerin “terör örgütü” olarak tanınması çağrısı

Yemenliler, Taiz kentinde bir yardım kuruluşuna ait depodan içme suyu alıyor. (Arşiv-Reuters)
Yemenliler, Taiz kentinde bir yardım kuruluşuna ait depodan içme suyu alıyor. (Arşiv-Reuters)
TT

Körfez ülkelerinden Husilerin “terör örgütü” olarak tanınması çağrısı

Yemenliler, Taiz kentinde bir yardım kuruluşuna ait depodan içme suyu alıyor. (Arşiv-Reuters)
Yemenliler, Taiz kentinde bir yardım kuruluşuna ait depodan içme suyu alıyor. (Arşiv-Reuters)

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin dışişleri bakanları, Husilerin terör örgütü olarak sınıflandırılması ve örgütün füze ile insansız hava araçlarına (İHA) sahip olmasını sağlayan desteğin kesilmesi çağrısında bulundu. Bakanlar ayrıca İran’dan bölge ülkelerine yönelik saldırılarını durdurmasını ve bu saldırıların yol açtığı zararları tazmin etmesini istedi.

Manama’da düzenlenen toplantıda bakanlar, güvenliklerini ilgilendiren her türlü müzakere ve düzenlemeye Körfez ülkelerinin de dahil edilmesi gerektiğini vurguladı. İran’la yapılacak herhangi bir uzlaşmanın nükleer ve füze programlarının yanı sıra İHA faaliyetlerini ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteği de kapsaması gerektiğini belirten bakanlar, gerilimin düşürülmesine yönelik diplomatik çabalara desteklerini yineledi.

Körfez ülkelerinin dışişleri bakanları ile Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Körfez İşbirliği Konseyi-Rusya Stratejik Diyalog Mekanizması’nın dokuzuncu bakanlar toplantısında krizlerin diplomatik yollarla çözülmesi gerektiğini vurguladı. Lavrov, bölgedeki güvenlik düzenlemelerinde belirleyici söz ve karar yetkisinin Körfez ülkelerine verilmesi gerektiğini ifade etti.

Sahadaki gelişmeler kapsamında, Yemen’deki Husilerin fırlattığı bir mühimmatın Necran’daki yerleşim alanına düşmesi sonucu 6 Suudi vatandaşı yaralandı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Yemen’de Meşru Hükümete Destek Koalisyonu ise Husiler tarafından Hamis Muşayt yönüne fırlatılan iki balistik füze ile Riyad ve Şarkiye bölgelerini hedef alan üç İHA’nın imha edildiğini duyurdu.

Öte yandan, teknik arıza nedeniyle Necran’da bir keşif helikopterinin düşmesi sonucu iki Suudi subay hayatını kaybetti.

Koalisyon, Husilerin saldırı kapasitesini etkisiz hâle getirmek ve imha etmek, sivilleri korumak amacıyla sert operasyonel tedbirler alınacağını açıkladı.


Körfez ülkelerinden Suudi Arabistan’a kendini savunma hakkına destek... Husilerin saldırılarına kınama

Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin dışişleri bakanları, Bahreyn’deki toplantıları sırasında (KİK)
Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin dışişleri bakanları, Bahreyn’deki toplantıları sırasında (KİK)
TT

Körfez ülkelerinden Suudi Arabistan’a kendini savunma hakkına destek... Husilerin saldırılarına kınama

Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin dışişleri bakanları, Bahreyn’deki toplantıları sırasında (KİK)
Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin dışişleri bakanları, Bahreyn’deki toplantıları sırasında (KİK)

Körfez ülkelerinin dışişleri bakanları, Bahreyn’de gerçekleştirdikleri toplantıda başta Husilerin Suudi Arabistan topraklarına yönelik saldırıları olmak üzere bölgesel gelişmeleri ele aldı. Bakanlar, söz konusu saldırıları kınarken Suudi Arabistan’ın topraklarını savunma hakkını destekledi.

Toplantıda Yemen’deki gelişmelerin yanı sıra bölgedeki tırmanış ve Körfez ile Kızıldeniz’de seyrüsefer özgürlüğüne yönelik tehditler de görüşüldü.

Körfez dışişleri bakanlarının toplantısının ardından, iki taraf arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi ve çeşitli alanlarda ortaklık ufkunun genişletilmesi amacıyla Körfez-Rusya Stratejik Diyaloğu’nun 9. ortak bakanlar toplantısı gerçekleştirildi.

Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, Körfez ülkelerinin dışişleri bakanları ile Rusya Dışişleri Bakanı arasındaki görüşmelerde Körfez-Rusya işbirliğinin geliştirilmesi yollarının ele alınacağını ve iki tarafın ortak çıkar alanlarına giren konularda görüş alışverişinde bulunacağını belirtti. Budeyvi, görüşmelerin tarafların çıkarlarına hizmet etmesini amaçladıklarını ifade etti.

Suudi Arabistan’la dayanışma

KİK ülkelerinin dışişleri bakanları, pazar günü Bahreyn’de düzenlenen toplantıda başta Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları olmak üzere bölgesel gelişmeleri değerlendirdi.

Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif ez-Zeyani, Körfez ülkelerinin Suudi Arabistan’la dayanışma içinde olduğunu ve Krallığın meşru müdafaa hakkını desteklediklerini vurguladı.

Zeyani, toplantıdaki konuşmasında, “Suudi Arabistan’ın yanında tek saf halinde duruyor ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi uyarınca sahip olduğu asli meşru müdafaa hakkını destekliyoruz” dedi.

Zeyani, “Suudi Arabistan’ın güvenliğinin KİK ülkelerinin güvenliğinden ayrılmaz bir parça olduğunu” ifade etti.

KİK ülkelerinin güvenliğinin bölgesel ve uluslararası güvenliğin temel unsurlarından biri olduğunu belirten Zeyani, “KİK ülkelerinin güvenliği, bölgesel ve uluslararası güvenliğin temel dayanaklarından biridir” dedi.

Zeyani, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını ve “sivil yerleşimlere, hayati tesislere ve sivil havalimanlarına kasıtlı saldırılar düzenlemesini” kınadı. Bu saldırıların can kayıpları ve yaralanmalara yol açtığını belirtti.

Zeyani, “bu saldırıların sonuncusunun Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na düzenlenen hain saldırı olduğunu” belirterek saldırıda 14 sivilin hayatını kaybettiğini ve 300’den fazla kişinin yaralandığını söyledi.

Bu saldırıların uluslararası insancıl hukuk ile uluslararası sivil havacılığa ilişkin Şikago Sözleşmesi’nin açık bir ihlali olduğunu vurgulayan Zeyani, Bahreyn’in Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar karşısındaki değişmez ve destekleyici tutumunu yineledi.

Zeyani ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde başkanlık açıklaması konusunda sağlanan uzlaşıyı memnuniyetle karşıladı. Bahreyn’in desteklediği Suudi Arabistan tarafından Güvenlik Konseyi’ne sunulan karar tasarısına Rusya Federasyonu’nun desteğiyle bu uzlaşının ileri taşınmasını umduğunu ifade etti.

Zeyani, “Karar tasarısı sivillerin korunmasını, saldırıların durdurulmasını, bunların finansman ve silah kaynaklarının kurutulmasını, Yemen’de insani yardım çalışmalarının korunmasını ve BM Genel Sekreteri’nin Yemen Özel Temsilcisi’nin kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşma çabalarının desteklenmesini amaçlıyor” dedi.

KİK Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi de Körfez dışişleri bakanlarının toplantısında yaptığı konuşmada, “Husilerin Suudi Arabistan’a karşı gerçekleştirdiği hain saldırılar, bizi kanın dokunulmazlığına, sivil tesislerin güvenliğine ve tırmanışın bölgenin güvenliği ve istikrarı üzerindeki sonuçlarına hiçbir önem vermeyen kasıtlı bir suç davranışıyla karşı karşıya bırakıyor” dedi.

Budeyvi, “bu açık saldırıları” kınadığını ve “havalimanları, sivil tesisler ve enerji tesislerinin hedef alınmasının sürdürülmesini” reddettiğini yineledi.

Husilerin saldırılarını tekrarlamakta ısrar etmesinin, saldırıları durduracak, sorumluların hesap vermesini sağlayacak ve bölgenin güvenlik ve istikrarına yönelik tehdidi engelleyecek etkili bir uluslararası müdahaleyi gerektirdiğini belirten Budeyvi, “Bu milisin suçlarını tekrarlamakta ısrar etmesi, saldırılarını durduracak, sorumlularını hesap verebilir kılacak ve güvenlik ile istikrara yönelik tehditlerini önleyecek etkili bir uluslararası müdahaleyi zorunlu kılıyor” ifadelerini kullandı.

KİK Genel Sekreteri ayrıca İran’ın KİK ülkelerine yönelik tekrarlanan saldırılarını kınadı. Bu saldırıların “egemenliklerinin ve toprak bütünlüklerinin açık bir ihlali ve güvenlikleri ile istikrarlarına doğrudan tehdit” oluşturduğunu belirtti.

Budeyvi, İran’ın “Hürmüz Boğazı’ndaki deniz seyrüseferinin güvenliğini ve serbestisini hedef alan tehlikeli ve devam eden uygulamalarını” da kınadı. İran’ın bu hayati uluslararası su yolunu “baskı ve tehdit aracı olarak kullanma girişimlerinin” uluslararası ticaret ve küresel enerji arzını ciddi risklerle karşı karşıya bıraktığını ifade etti.

İran’a uluslararası hukuk ve BM Şartı’nın ilkelerine bağlı kalma, BM Güvenlik Konseyi’nin 2817 sayılı kararını eksiksiz uygulama ve Hürmüz Boğazı’nda herhangi bir kısıtlama veya tehdit olmaksızın seyrüsefer ve güvenli geçiş özgürlüğünü güvence altına alma çağrısında bulundu.

Budeyvi, başta BM Güvenlik Konseyi olmak üzere uluslararası toplumun bölgenin güvenlik ve istikrarını güvence altına alacak kararlı bir tutum sergilemek ve uluslararası deniz geçiş yollarını bölgesel ve uluslararası güvenlik ile barışı tehdit eden uygulamalardan korumakla sorumlu olduğunu vurguladı.