Umman Sultanı’nın Suudi Arabistan’a tarihi ziyareti iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirecek

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ile Umman Sultanı Heysem bin Tarık, Ocak 2020’de Maskat'ta görüştü (SPA)
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ile Umman Sultanı Heysem bin Tarık, Ocak 2020’de Maskat'ta görüştü (SPA)
TT

Umman Sultanı’nın Suudi Arabistan’a tarihi ziyareti iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirecek

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ile Umman Sultanı Heysem bin Tarık, Ocak 2020’de Maskat'ta görüştü (SPA)
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ile Umman Sultanı Heysem bin Tarık, Ocak 2020’de Maskat'ta görüştü (SPA)

Umman Sultanı Heysem bin Tarık, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’in daveti üzerine bugün Riyad’a tarihi bir ziyaret gerçekleştirecek.
Umman Sultanı ilk yurt dışı ziyaretini Suudi Arabistan’a yaparak Riyad’ın konumunu, Umman’da siyaset ve halk nezdindeki liderliğini, stratejik derinliğini ve bölgesel ve uluslararası alanda etkili bir figür oluşunu vurguluyor.
Suudi Arabistan kardeşlik, din, kader birliği ve iyi komşuluk ilkelerinin temellendirdiği bu ziyarete büyük önem veriyor.
İki ülke arasında kökleşen bu ilkeler, Körfez’deki ülkelerle ortak ikili işbirliğinin yönlerini güçlendirerek, güvenlik ve istikrarı sağlamak adına bölgede ve dünyadaki çeşitli ülkelerle anlayış ve diyalog köprüleri kurmak için bir başlangıç noktası oluşturuyor.
Bu ziyaret, Riyad ve Maskat arasında çeşitli alanlardaki ve tüm düzeylerdeki ilişkilerin yeni ve önemli bir aşamasının başlangıcı olarak görülüyor.
Bu ziyaret, iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesine ve daha geniş ortak eylem ve yatırım yapılmasına katkıda bulunacak ve iki ülkeye daha fazla refah getirecek, iki kardeş halkın arzularını gerçekleştirecektir.
Suudi Arabistan ve Umman arasında yarım asırdan fazla geçmişe sahip olan ilişkiler, işbirliği, karşılıklı saygı ve çeşitli bölgesel ve uluslararası konulardaki anlayış ile temayüz eder.
Ortak tarih, Arap adetleri ile gelenekleri ve popüler miras ile çerçevelenen kardeşlik bağları iki ülkenin halkını bir araya getirmiştir. İki ülke bölgesel olarak diğer ülkelerle birlikte Körfez İşbirliği Konseyi çatısı altında ortak stratejik vizyon ve hedefler ışığında bazı çabalara imza atıyor.
Böylece üye ülkeler arasında çeşitli alanlarda koordinasyon ve entegrasyon sağlanıyor. İki ülkenin rolleri barış ve güvenlik çabalarını desteklemek için Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Birleşmiş Milletler’e (BM) de uzanıyor.
Bölgede art arda meydana gelen değişiklikler, iki ülkenin liderlerini ikili düzeyde, Körfez düzeyinde ve bölgesel düzeyde daha fazla işbirliğine itiyor.
Bu işbirliği, kalıcı güvenlik ve istikrarın sağlanmasında ilerleme kaydedilmesini sağlarken bu ilerlemenin kalkınma programları ve bölge halklarına hizmet etme konusunda olumlu yansımaları oluyor.
İki liderin görüşmesi, iki ülkenin, bölgenin ve bölge istikrarının çıkarlarına hizmet eden çeşitli konulardaki istişare ve koordinasyonu içerecek. Bölgedeki ve uluslararası alandaki en son gelişmelerle başa çıkma konusunda taraflar görüş alışverişinde bulunacak.
Ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesine yönelik ortak eylem çerçevesinde, Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu ve Umman’ın 2040 Vizyonu ticaret alanında ortak payda oluştururken her iki ülke ekonomisinde ve gelir kaynaklarında çeşitlilik sağlayacak mevcut yatırım fırsatlarından istifade ediyor. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman tarafından açıklanan Yeşil Ortadoğu girişimi, iklim değişikliğiyle mücadelede Riyad ve Maskat arasında umut verici bir işbirliği alanı olarak görülüyor.
Suudi Arabistan ve Umman, katılımcı çabaları artırmak adına, Suudi Arabistan-Umman Koordinasyon Konseyi kurarak ilişkilerin derinleştirilmesi ve sürdürülmesi için ortak bir vizyon oluşturulmasına katkıda bulunmak istiyor.
Ayrıca iki taraf arasındaki ilişkilerin siyasi, güvenlik, askeri, ekonomik, kalkınma ve insani alanlarda entegrasyon düzeyine yükseltilmesi hedefleniyor.
Suudi Arabistan ve Umman için yakın vadedeki en önemli kazanımlardan biri, iki ülkeyi birbirine bağlayan 680 km mesafeyi aşkın kara sınırı projesinin tamamlanması.
Bu projenin hayata geçirilmesi ile iki ülke arasındaki yolculuk süresi yaklaşık 800 km kısalacak, bunun yanı sıra karşılıklı ticaret ve yatırım hız kazanacak ve artış kaydedecek.
Aynı zamanda Suudi Arabistan ihracat malları, Umman içindeki kara yolları kullanılarak dünyanın çeşitli ülkelerine ihracatın yapıldığı limanlara kolaylıkla ulaştırılabilecek.
Demir-çelik ürünleri ve organik kimyasal ürünleri de dahil iki ülke arasındaki ticaret alışverişinin toplam hacmi geçen yıl 3.36 milyar doları buldu. Suudi Arabistan'ın Umman’a yaptığı petrol dışı ihracatın değeri 1,16 milyar doları buldu. Bu rakama metal, demir çelik ve gıda ürünleri de dahil.
Suudi Arabistan’ın Maskat Büyükelçisi Abdullah el-Enezi, bu ziyaretin iki ülke ve iki kardeş halk arasındaki tarihi ilişkilerin derinliğini yansıttığını dile getirerek, ikili ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinde ortak bir vizyon oluşturmak ve seçkin bir ekonomik ortaklığa ulaşmak için gerekli olan her şeyi sağlamak adına tarihi bir adım olduğunu söyledi.
Riyad ve Maskat arasındaki siyasi ve ekonomik vizyon uyumluluğunun, bölgede takip edilmesi gereken bir örnek olduğunu söyleyen Enezi şöyle devam etti;
“Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu ile petrolden elde edilen alternatif gelir kaynaklarını çeşitlendirmeyi, yatırımları artırmayı ve daha fazla istihdam yaratmayı amaçlayan Umman’ın 2040 Vizyonu arasında yakınlık var. İki ülke arasındaki karşılıklı ticaret son yıllarda gıda, inşaat malzemeleri ve tıbbi malzeme alanında kayda değer bir gelişmeye tanık oldu. Umman, ortaklıklar ve müşterek ve güçlü ekonomik oluşumlar yoluyla ekonomiyi desteklemek için çalıştı. Suudi yatırımcılar, turizm sektöründe, deniz taşımacılığında ve imalat sanayilerinde ekonomik çeşitlendirme ve ekonomik büyümeyi teşvik etmek amacıyla Umman'da kurulmuş olan 140 ayrı kuruluşun bir kısmının sahibi bir kısmının ise ortağıdırlar.”
Umman’ın Riyad Büyükelçisi Faysal bin Türki Al Said ise şunları söyledi:
“Bu ziyaret ve Heysem bin Tarık ile Selman bin Abdulaziz görüşmesi, iki liderin bölgesel ve uluslararası olaylarla ilgili bilgeliklerini ve ileri görüşlülüklerini ortaya koymanın yanı sıra siyasi, güvenlik, askeri, ekonomik, kalkınma alanlarında iki ülke arasındaki entegrasyon seviyesini yükseltmek için yeni bir aşama anlamına gelecek.”
Umman büyükelçisi, Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA'ya verdiği demeçte şunları kaydetti:
“İki ülke arasındaki ilişkiler derin ve birçok paydada vizyonlar arasında uyum var. Bu durum birçok alanda ve programda arzuları ve işbirliğini geliştirmeye katkıda bulunuyor. İki halkın ilişkisi, kardeşlik, din ve iyi komşuluk üzerine kurulan tarihsel özgünlük ve sağlamlık ile temayüz eder. Kültür, turizm ve spor düzeylerinde, özellikle de iki halkın bu alanlarda ilerleme ve gelişim kaydetme arzusu ışığında, işbirliğini güçlendirmek önemli.”
Suudi Arabistan Ticaret Odası Başkanı Aclan el-Aclan, bu ziyaretin Suudi Arabistan iş sektörüne etkisi hakkında iyimser açıklamalarda bulundu.
Bu ziyaretin çeşitli alanlarda ikili işbirliği anlaşmalarını doğuracağını bekleyen Aclan, iki ülkenin bölgesel ve uluslararası konumlarını güçlendirecek ve aralarındaki ticaret ve yatırım ilişkilerinin gidişatına hız kazandıracak yeni bir aşamanın başladığına dikkat çekti.
Suudi Arabistan ve Umman’ın, vizyonları ışığında gerçek ekonomik bütünlük ilişkisi kurmayı sağlayacak gerekli içerik ve yeteneklere sahip olduklarını vurgulayan Aclan, “Her iki ülkenin vizyonu, Suudi Arabistan'ı Umman'ın bölgedeki ilk ticaret ortağı yapmak için kullanılabilecek büyük fırsatlar ve projeler içeriyor. Suudi Arabistan'ın Umman'ın bölgedeki ilk ticaret ortağı olması iki ülkenin ekonomik durumuna, iş sektörlerine, ortak yatırımlarına ve iş imkanlarına olumlu yansıyacak. Ticaret ve yatırım engellerinin ve zorlukların üstesinden gelmek için daha fazla çaba gösterilmeli. Bu, hala arzulanan seviyenin altında ve mevcut fırsatların hacminden daha az olan karşılıklı ticaret hacminin artırılmasına katkıda bulunur. Ekonomik işbirliği için geniş perspektifler açacak ve iki ülke arasındaki ticaret hareketini canlandıracak olan kara yolu ve sınır geçişi projesi ekonomik açıdan önem arz ediyor” diye konuştu.
Aclan’a göre Ticaret Odası, Suudi Arabistan-Umman ortak ekonomik ilişkilerini her iki ülkedeki devlet ve özel kuruluşlar ile koordineli bir şekilde geliştirme çabalarına güçlü katkı sunacaktır. Ticaret Odası bu katkıyı şu yolları takip ederek yapacak: İhracatı teşvik etmek, mal ve hizmet alışverişinde bulunmak, ortak yatırım ve ticari projeler oluşturmak, ticari toplantıları artırmak, forumlar ve sergiler düzenlemek, mevcut yatırım fırsatları hakkında her iki tarafta bilgi sağlamak, zorlukların üstesinden gelmeye katkıda bulunmak, yatırım ortamını iyileştirmek ve işletme sahiplerini finansman ve ortak projeleri destekleme yolları ile tanıştırmak.
Aclan, iki ülke arasında sanayi sektöründeki işbirliği alanlarına da değindi. Bu alanlar; özellikle petrokimya endüstrisi, uzmanlaşmış kimyasal dönüşüm, yem ve gıda endüstrileri, turizm, eğlence ve oteller, gayrimenkul ve lojistik sektörü, balık yetiştiriciliği ve balıkçılık sektörü, madencilik sektörü ve deniz taşımacılığı.
KİK anlaşmaları ve öncelikli sektörler çerçevesinde malların ve kişilerin serbest dolaşımı da dahil olmak üzere karşılaştırmalı avantajlardan yararlanma çağrısında bulunan Aclan, Suudi Arabistan'ın endüstriyel yeteneklerinden ve Umman'ın rekabetteki stratejik konumundan istifade edilmesi ve iki ülkenin ürünlerinin uluslararası pazarlara ulaştırılması gerektiğine dikkat çekti.
Umman’daki yetkili makamların, çeşitli sektörlerde Suudi yatırımlarını çekmeye çalıştıklarını dile getiren Aclan, “Umman'daki yetkili makamlar özellikle Arap Denizi'nde uluslararası nakliye hatlarına yakın stratejik konumu ile karakterize edilen Duqm Özel Ekonomik Bölgesi'nde büyük yatırım kolaylıkları ve teşvikler sağlama sözü veriyor. Bu bölge yatırımcıları vergi ve gümrükten muaf tutuyor. Ayrıca Ummanlı işletme sahipleri, Suudi Arabistan’da yatırım yapmalı ve uygun yatırım ortamından ve gelecek vaat eden yatırım fırsatlarından yararlanmalı. Bunun yanı sıra Suudi meslektaşlarıyla ortaklıklar kurmalılar” dedi.



KİK Müzakere Heyeti Başkanı: KİK-Birleşik Krallık Anlaşması, çalkantılı bir dünyada stratejik bir adım

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi ve Birleşik Krallık Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Chris Bryant, Londra’da anlaşmayı imzaladıktan sonra müzakerecilerin alkışları eşliğinde birbirlerine sarıldılar. (Birleşik Krallık Ekonomi Bakanlığı)
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi ve Birleşik Krallık Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Chris Bryant, Londra’da anlaşmayı imzaladıktan sonra müzakerecilerin alkışları eşliğinde birbirlerine sarıldılar. (Birleşik Krallık Ekonomi Bakanlığı)
TT

KİK Müzakere Heyeti Başkanı: KİK-Birleşik Krallık Anlaşması, çalkantılı bir dünyada stratejik bir adım

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi ve Birleşik Krallık Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Chris Bryant, Londra’da anlaşmayı imzaladıktan sonra müzakerecilerin alkışları eşliğinde birbirlerine sarıldılar. (Birleşik Krallık Ekonomi Bakanlığı)
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi ve Birleşik Krallık Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Chris Bryant, Londra’da anlaşmayı imzaladıktan sonra müzakerecilerin alkışları eşliğinde birbirlerine sarıldılar. (Birleşik Krallık Ekonomi Bakanlığı)

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri ile Birleşik Krallık, Londra’da iki taraf arasında serbest ticaret anlaşması müzakerelerinin resmen tamamlandığının duyurulmasının ardından kapsamlı stratejik iş birliğinde yeni bir döneme girdi. Anlaşma, yatırım akışlarını güçlendiren ve yedi pazardaki iş dünyası için geniş fırsatlar sunan yapısal bir dönüşüm niteliği taşıyor. Ayrıca bu anlaşma, Körfez ülkelerinin G7 üyesi bir devletle imzaladığı ilk serbest ticaret anlaşması olma özelliğini taşıyor.

KİK Müzakere Heyeti Başkanı Dr. Reca el-Merzuki, anlaşmayı ortak ticaret ve yatırım hareketlerini yeniden yönlendirecek kaçınılmaz stratejik bir adım olarak nitelendirdi. El-Merzuki, küresel ekonominin yüksek belirsizlik ve korumacı dalgalanmaların baskısı altında bulunduğu bir dönemde anlaşmanın önemine dikkat çekti.

El-Merzuki, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, KİK ülkeleri ile Birleşik Krallık arasındaki ticaret hacminin hâlihazırda yaklaşık 80 milyar dolar seviyesinde olduğunu belirtti. Serbest ticaret anlaşmasının, dünyadaki benzer anlaşmaların sonuçlarına dayanarak ticaret hacmini yüzde 60’tan fazla artırmasının beklendiğini ifade etti.

Olumsuz etkilerin hafifletilmesi

El-Merzuki, anlaşmanın küresel ekonomi açısından kritik bir dönemde imzalandığını belirtti. ABD’nin gümrük vergilerini artırma ve bazı önceki ticaret anlaşmalarını iptal etme yönündeki kararlarının riskleri yükselttiğine dikkat çeken el-Merzuki, bunun uluslararası ekonomik ilişkileri düzenleyecek istikrarlı ve net bir hukuki çerçeveye duyulan ihtiyacı daha da artırdığını söyledi.

sdvdf
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, Birleşik Krallık ile imzalanan serbest ticaret anlaşmasını ticaret ve yatırım akışını yeniden yönlendirmek için stratejik bir adım olarak görüyor. (KİK)

Anlaşmanın, içerdiği ayrıntılı ve karşılıklı hukuki yükümlülükler sayesinde bu değişimlerin olumsuz etkilerini hafifletmeye katkı sağlayacağını ifade eden el-Merzuki, serbest ticaret çerçevesinin riskleri azaltarak taraflara geleceğe yönelik daha net bir perspektif sunduğunu kaydetti. El-Merzuki ayrıca, anlaşmanın kapsamlı yapısına dikkat çekerek, düzenlemenin yalnızca geleneksel mal ticaretiyle sınırlı kalmadığını; yatırım, hizmetler ve modern finansal hizmetler sektörleri için de bütüncül çerçeveler oluşturduğunu vurguladı.

Teknoloji ve bilgi transferi ile yatırım çekmeye yönelik bir platform

El-Merzuki, serbest ticaret anlaşmalarının yabancı yatırımları çekme ve teknoloji transferini hızlandırma açısından en önemli araçlardan biri olduğunu belirtti. Benzer anlaşmaları imzalayan birçok ülkenin deneyimlerinin, doğrudan yabancı yatırım akışlarında yüzde 30’un üzerinde artış yaşandığını ortaya koyduğunu ifade etti.

El-Merzuki, KİK- Birleşik Krallık Anlaşması’nın öneminin, Birleşik Krallık’ın teknoloji ve yabancı yatırım ihraç eden başlıca ülkeler arasında yer almasından kaynaklandığını vurguladı. Bu durumun Körfez ekonomilerine nitelikli yatırım tabanını genişletme, bilgi birikimini artırma ve ileri teknolojileri transfer etme konusunda ek fırsatlar sunduğunu söyledi.

dv
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Müzakere Heyeti Başkanı Dr. Reca el-Merzuki, KİK- Birleşik Krallık Anlaşması’nın imzalanması sırasında KİK Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi’nin arkasında duruyor. (DPA)

El-Merzuki, KİK ülkelerinin başta Çin olmak üzere büyük doğu ekonomileriyle imzaladığı diğer ticaret anlaşmalarıyla eş zamanlı atılan bu adımın, bölgenin Doğu ile Batı arasında bir köprü niteliği taşıyan stratejik konumundan azami ölçüde faydalanılmasını güçlendirdiğini belirtti. Bu yaklaşımın aynı zamanda farklı uluslararası ortaklarla dengeli ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini desteklediğini ifade etti.

Yeni aşama

HSBC Grubu CEO’su Georges Elhedery ise KİK ülkelerinin, sunduğu uzun vadeli büyüme fırsatları sayesinde stratejik açıdan giderek daha büyük önem kazandığını belirtti. Elhedery, bankacılık grubunun Körfez’deki altı ülkede köklü ve güçlü bir varlığa sahip olduğunu, Birleşik Krallık’ın da bankanın ana pazarlarından biri olduğunu ifade etti.

Elhedery, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, bankanın bölgedeki varlığının yeni anlaşmanın doğuracağı fırsatları doğrudan görmesine imkân sağladığını kaydetti. Bankanın ekonomik bağların derinleştirilmesine katkı sunmaya, şirketler ve kurumlar arasında yeni ortaklıkların kurulmasını desteklemeye, yatırımları güçlendirmeye ve daha fazla büyümenin önünü açmaya hazır olduğunu vurguladı.

Ortak bildirinin imzalanması

KİK Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi ile Birleşik Krallık Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Chris Bryant, geçtiğimiz çarşamba günü Londra’da iki taraf arasındaki serbest ticaret anlaşması müzakerelerinin tamamlandığını ilan eden ortak bildiriyi imzaladı. Anlaşma, yıllar süren müzakere turlarının ardından sonuçlandı.

El-Budeyvi, anlaşmayı KİK- Birleşik Krallık ilişkilerinde ‘niteliksel bir sıçrama’ olarak tanımladı. Anlaşmanın iki bölge arasındaki ekonomik ilişkileri gelecek nesiller boyunca güçlendireceğini belirten el-Budeyvi, düzenlemenin tesadüfi olmadığını, Körfez’deki altı ülke ile Birleşik Krallık arasında ‘yıllar süren çalışma ve ortak siyasi iradenin’ ürünü olduğunu ifade etti.

Londra taahhüdü

Birleşik Krallık Dışişleri, İngiliz Milletler Topluluğu ve Kalkınma Bakanlığı daha önce yaptığı açıklamada, KİK ülkeleriyle imzalanan serbest ticaret anlaşmasının Londra’nın Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Katar, Bahreyn ve Umman ile uzun vadeli ortaklık taahhüdünü yansıttığını belirtti. Bakanlık, bunun KİK’nin bir G7 ülkesiyle yaptığı ilk serbest ticaret anlaşması olduğunu vurguladı.

Açıklamada, anlaşmanın iki taraf arasındaki siyasi ve güvenlik koordinasyonunun giderek arttığı bir dönemde şirketler ve yatırımcılar için hukuki güvence ile istikrar sağlayacak bir çerçeve sunacağı ifade edildi.

İngiliz verilerine göre, Birleşik Krallık ile Körfez ülkeleri arasındaki mevcut ticaret hacmi yaklaşık 52,9 milyar sterlin (72 milyar dolar) seviyesinde bulunuyor. Ticaret hacminin yüzde 20 artarak yıllık yaklaşık 15,5 milyar sterlinlik (21 milyar dolar) ek büyüme sağlaması bekleniyor.

sdvdsfv
HSBC Grubu CEO’su Georges Elhedery

Anlaşmanın ayrıca Körfez ülkelerinin Birleşik Krallık pazarına ihracatını kolaylaştıracağı, hizmet ve meslek sektörlerini destekleyeceği, vize işlemleri ile iş ziyaretlerini basitleştireceği belirtildi.

Birleşik Krallık İş ve Ticaret Bakanı Peter Kyle, anlaşmanın Birleşik Krallık ile Körfez ülkeleri arasındaki ortaklıkta ‘büyük bir adım’ olduğunu belirterek ticaret, yatırım ve inovasyon alanlarında yeni fırsatlar yaratacağını söyledi.

Birleşik Krallık’ın Ortadoğu ve Pakistan Ticaret Komiseri Sarah Mooney ise anlaşmanın gümrük vergilerini düşüreceğini ve iki tarafın ihracatını güçlendireceğini belirtti. Mooney, bunun yatırımcılara uzun vadeli kararlar alma konusunda daha fazla güven sağlayacağını ifade etti.


Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, hacıların Nusuk Kartı taşımalarının zorunlu olduğunu vurguladı

 Dün (pazar) Mekke’deki Hac Medya Forumu merkezinde düzenlenen basın toplantısından (Şarku’l Avsat)
Dün (pazar) Mekke’deki Hac Medya Forumu merkezinde düzenlenen basın toplantısından (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, hacıların Nusuk Kartı taşımalarının zorunlu olduğunu vurguladı

 Dün (pazar) Mekke’deki Hac Medya Forumu merkezinde düzenlenen basın toplantısından (Şarku’l Avsat)
Dün (pazar) Mekke’deki Hac Medya Forumu merkezinde düzenlenen basın toplantısından (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, Mekke’de dün düzenlenen hac sezonunun ilk basın bilgilendirme toplantısında, hacı adaylarının kutsal bölgeler ve Mescid-i Haram içindeki tüm hareketleri sırasında Nusuk Kartı’nı taşımalarının zorunlu olduğunu duyurdu.

Bakanlık Sözcüsü Dr. Gassan bin Raşid en-Nuaymi, ilgili tüm kurumların, Vizyon 2030 kapsamındaki Rahman’ın Misafirlerine Hizmet Programı hedefleri doğrultusunda tam koordinasyon içinde çalıştığını belirtti. Nuaymi, hac yolculuğunun hazırlık, operasyon ve memnuniyet olmak üzere üç ana aşama üzerinden ayrıntılı performans göstergeleriyle planlandığını ifade etti.

Nuaymi, bakanlığın hac şirketlerinin hazırlık seviyesini yükseltmek için çalışmalar yürüttüğünü ve sezon başlamadan yaklaşık altı ay önce 78’den fazla ülkeyle hac organizasyonlarına ilişkin düzenlemelerin tamamlandığını söyledi. Bu süreçte, 500’den fazla hizmeti kapsayan ve 80’den fazla kurum ile 5 binden fazla hizmet sağlayıcıyla entegre çalışan Elektronik Yol Platformu’nun sözleşme işlemlerinin tamamlanmasını sağladığını kaydetti.

Bakanlığın farklı dillerde kapsamlı bilinçlendirme programları hazırladığını aktaran Nuaymi, bu çalışmaların hacıların sistem ve hizmetlere ilişkin farkındalığını artırmayı ve talimatlara uyumu güçlendirmeyi hedeflediğini söyledi. Program kapsamında hacı adaylarına yönelik 630 binden fazla bilgilendirme materyalinin dağıtıldığı belirtildi.

Nuaymi ayrıca, kutsal bölgelerde yürütülen geliştirme projelerine değinerek, Arafat’taki Rahmet Dağı (Cebel-i Rahme) çevresinin geliştirilmesine yönelik projenin, 272 bin metrekareyi aşan alana yayılan entegre soğutma sistemi sayesinde sıcaklığın düşürülmesine katkı sağladığını ifade etti.

Mescid-i Haram ve diğer kutsal alanlardaki yönlendirme sistemlerinin akıllı ve çok dilli çözümlerle güçlendirildiğini belirten Nuaymi, sahadaki ekiplere anlık çeviri araçları sağlandığını, ayrıca Arafat hutbesinin 50’den fazla dile çevrileceğini söyledi.

Nuaymi, Çantasız Hac girişiminin havaalanlarında işlem tamamlama süresini 120 dakikadan 15 dakikaya düşürdüğünü de sözlerine ekledi.

Hac Birleşik Medya Operasyonları Merkezi Başkanı Salih es-Subeyti ise bu yılki hac sezonunu yaklaşık 150 medya kuruluşunun takip ettiğini, yerel ve uluslararası 3 binden fazla gazetecinin görev yaptığını açıkladı. Subeyti, Suudi Arabistan Enformasyon Bakanlığı tarafından gazetecilere gerekli desteğin sağlandığını belirterek, Birleşik Medya Operasyonları Merkezi’nin hac sezonuna ilişkin medya çalışmalarını 40’tan fazla kamu kurumu ile ortaklaşa yürüttüğünü söyledi.

Subeyti, “Bu yılki hac sezonunda Allah’ın misafirlerini ‘Hoş geldiniz’ ifadesiyle karşıladık. Bu ifade, medya platformları ve yayın organlarında sezonun iletişim kimliği hâline geldi. Aynı zamanda ülkenin ve liderliğinin misafirperverlik anlayışını yansıtıyor” dedi. Suudi Arabistan yönetiminin talimatları doğrultusunda tüm kamu kurumlarının her yıl daha yüksek verimlilik ve yenilikçi yöntemlerle koordinasyon içinde çalıştığını vurgulayan Subeyti, bu yapının dünyanın en büyük yıllık insan topluluklarından birinin yönetilmesine katkı sunduğunu ifade etti.

Subeyti, Enformasyon Bakanlığı’nın medya kuruluşlarının hac sezonuna ilişkin içeriklere erişimini kolaylaştırmak amacıyla açık kaynak materyaller sunan Sanal Basın Merkezi (VPC) platformunu devreye aldığını söyledi. Ayrıca üçüncüsü düzenlenen Hac Medya Forumu’nun, 150’den fazla medya kuruluşu ile kamu ve özel sektörden yaklaşık 40 partnerin katılımıyla 13 bin 500’den fazla gazeteci ve ziyaretçiyi ağırladığını belirtti.

Subeyti, hac dönemindeki çalışmaları yansıtmak amacıyla farklı dillerde 6 bin 400’den fazla medya içeriğinin üretildiğini ve yayımlandığını kaydetti. Bunun yanı sıra hac sezonu boyunca bin 200’den fazla televizyon bağlantısı gerçekleştirildiğini aktaran Subeyti, uluslararası medya kapsamındaki toplam içeriğin 100 bini aştığını ve 11 milyardan fazla görüntülenme elde ettiğini söyledi. Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA ise bu yılki hac sezonunda dijital platformları üzerinden 6 milyardan fazla erişim sağlamayı, ayrıca 42 Arap, İslam ve uluslararası haber ajansıyla iş birliği içinde 7 bin 300’den fazla haber ve medya içeriği yayımlamayı hedefliyor.

Öte yandan Çevre, Su ve Tarım Bakanlığı Sözcüsü Salih bin Duheyyel, bakanlığa bağlı sistemlerin hacılara hizmet vermek üzere hazır olduğunu açıkladı. Bin Duheyyel, Suudi Arabistan Su İdaresi tarafından günlük su üretim kapasitesinin yüzde 18 artışla 3,8 milyon metreküpü aşan yeni bir rekora çıkarıldığını, su taşıma kapasitesinin ise yüzde 32 artışla günlük 2,3 milyon metreküpe yükseltildiğini söyledi.

Bin Duheyyel ayrıca, Ulusal Meteoroloji Merkezi’nin kutsal bölgeler ile hava, deniz ve kara giriş noktalarını kapsayan 92 gözlem ünitesi ve teknik altyapıyla hazırlıklarını tamamladığını belirtti. Çevresel Uyum Denetim Merkezi’nin uydu sistemleri ve insansız hava araçları (İHA) kullanarak çevresel riskleri takip etmeyi sürdürdüğünü kaydeden Bin Duheyyel, Gıda Güvenliği Kurumu’nun da Mekke ve Medine’de stratejik stokları hazır hâle getirdiğini, ihtiyaç durumunda kullanılmak üzere buğday rezervlerinin temin edildiğini ifade etti.


Beytullah’ın Misafirleri Terviye Günü’nde Mina’ya akın ediyor

Beytullah’ın misafiri hacılar, Terviye Günü’nü geçirmek üzere Zilhicce ayının 8’inci gününe denk gelen pazartesi günü Mina’ya ulaşmayı sürdürüyor. (SPA)
Beytullah’ın misafiri hacılar, Terviye Günü’nü geçirmek üzere Zilhicce ayının 8’inci gününe denk gelen pazartesi günü Mina’ya ulaşmayı sürdürüyor. (SPA)
TT

Beytullah’ın Misafirleri Terviye Günü’nde Mina’ya akın ediyor

Beytullah’ın misafiri hacılar, Terviye Günü’nü geçirmek üzere Zilhicce ayının 8’inci gününe denk gelen pazartesi günü Mina’ya ulaşmayı sürdürüyor. (SPA)
Beytullah’ın misafiri hacılar, Terviye Günü’nü geçirmek üzere Zilhicce ayının 8’inci gününe denk gelen pazartesi günü Mina’ya ulaşmayı sürdürüyor. (SPA)

Hacılar, Peygamber Efendimizin sünnetine uyarak Terviye Günü’nü geçirmek üzere pazartesi günü (Zilhicce ayının 8. günü) Mina’ya ulaşmayı sürdürüyor. Suudi Arabistan hükümeti, hacıların ibadetlerini huzur ve kolaylık içinde yerine getirebilmeleri için kapsamlı hizmetler sunarken, kutsal bölgede manevi atmosfer hâkim oldu.

Suudi hac organizasyonu, otobüsler ve Meşair Treni üzerinden entegre ulaşım planlarını devreye aldı. Pazar akşamı hacı konaklama alanlarında yoğun hareketlilik yaşanırken, otobüsler dünyanın dört bir yanından gelen hacıları Mina’ya taşımak üzere hazırlandı. Sahadaki planlar, bekleme sürelerini azaltmayı ve hacıların intikalini akıcı şekilde gerçekleştirmeyi hedefliyor.

Suudi Arabistan Sağlık Bakanı Fahd el-Celacil , hac sezonunda herhangi bir salgın veya virüs yayılımı görülmediğini açıkladı. Son dönemde küresel ölçekte gündeme gelen “Hanta virüsü” konusundaki endişelere de değinen Bakan, kaygı verici bir durum olmadığını ve tüm hacıların sağlık durumunun güven verici olduğunu söyledi.

sdvbhnyj
Suudi hac organizasyonu, sevk ve ulaşım planlarını otobüsler ve Meşair Treni’nden oluşan entegre bir ağ üzerinden uyguladı. (SPA)

Hacı kafilelerinin Mina’ya hareketine, farklı güvenlik birimlerinden binlerce görevli eşlik etti. Güvenlik güçleri, hacıların geniş yollar, tüneller ve köprüler üzerinden Mina’ya yönlendirilmesini takip etti. Mekke ile kutsal bölgeler arasında gelişmiş kara yolu ağı, tüneller ve yaya yolları bulunuyor.

Mekke’den Mina’ya yapılan yolculuk, ulaşım ve sevk planlarının koordineli uygulanması sayesinde sorunsuz geçti.

Suudi Sağlık Bakanlığı ayrıca hacıları, güneş şemsiyesinin doğru kullanımına ilişkin rehberi incelemeye çağırdı. Bakanlık, özellikle kutsal bölgeler arasındaki geçişlerde doğrudan güneş ışığına maruz kalmanın oluşturduğu sağlık risklerine karşı koruyucu önlemlere uyulmasının önemine dikkat çekti.

Açıklamada, şemsiye kullanımının sıcak çarpması, güneş çarpması ve susuzluk riskini azalttığı, ayrıca ultraviyole ışınlarına karşı koruma sağladığı belirtildi. Şemsiyelerin hacının çevresindeki sıcaklığı yaklaşık 10 derece düşürdüğü ifade edildi.

Kutsal Meşair Treni’nin bu yılki hac sezonundaki ilk seferi de pazar sabahı başladı. Tren, hacıların Arafat, Müzdelife ve Mina arasındaki ulaşımını sağlıyor. Sistem, güzergâh boyunca dağıtılmış 9 istasyondan oluşuyor.

Meşair Treni yüksek taşıma kapasitesiyle öne çıkıyor. Her tren yaklaşık 3 bin yolcu taşıyabiliyor, sistemin saatlik kapasitesi ise 72 bin yolcuya ulaşıyor. Bu özelliğiyle dünyanın en yoğun toplu taşıma sistemlerinden biri kabul ediliyor. Bu sezon iki binden fazla seferle 2 milyondan fazla yolcunun taşınması hedefleniyor.

zxcvfg
Suudi Sağlık Bakanlığı, hacıları doğrudan güneş ışınlarına maruz kalmanın yol açabileceği sağlık risklerini azaltmak için güneş şemsiyesi kullanmaya çağırdı. (AFP)

Tren sistemi, güvenlik ve hizmet kurumlarıyla koordinasyon içinde kutsal bölgelerdeki hareket akışını düzenlemede önemli rol oynuyor. Ayrıca hac döneminde 50 binden fazla otobüs seferine duyulan ihtiyacı ortadan kaldırarak trafik yoğunluğunu azaltıyor. Sistem, 17 trenden oluşan bir filo ile hizmet veriyor.

Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA, ilgili kurumların hac sezonu için kapsamlı operasyon planlarını uyguladığını bildirdi. Buna göre kalabalık yönetimi, yönlendirme, sağlık ve acil yardım hizmetleri, temizlik, sterilizasyon ve mekânsal rehberlik çalışmaları yoğunlaştırıldı. Amaç, hacıların Mescid-i Haram ve çevresindeki güvenliğini ve konforunu artırmak.

Ajansa göre modern teknolojik sistemler ve dijital hizmetler de hacıların hareketlerini kolaylaştırıyor ve onları farklı hizmet noktalarına yönlendiriyor. Çok dilli rehber ekipler ve danışma noktaları da ziyaretçilere destek veriyor.

Mina’nın Dini ve Tarihi Önemi

Mina, Mekke ile Müzdelife arasında, Mescid-i Haram’ın yaklaşık 7 kilometre kuzeydoğusunda yer alıyor. Kuzey ve güneyden dağlarla çevrili olan bölge, yalnızca hac döneminde kullanılıyor. Mekke yönünde Akabe Cemresi, Müzdelife yönünde ise Muhassir Vadisi bulunuyor.

Mina, tarihi ve dini açıdan büyük önem taşıyor. Rivayete göre Hz. İbrahim burada şeytan taşladı ve Hz. İsmail’in fidyesini kurban etti. Hz. Muhammed de Veda Haccı sırasında aynı uygulamaları yerine getirerek Müslümanlara örnek oldu.

vfg
Tren, güvenlik ve hizmet birimleriyle koordinasyon içinde kutsal bölgelerde ulaşım akışının düzenli şekilde sağlanmasında kilit rol oynuyor. (SPA)

Bölgede şeytan taşlama alanları ile birlikte Mescid-i Hayf bulunuyor. İsmini dağın eteğindeki konumundan alan cami, Mina Dağı’nın güney yamacında ve küçük cemrenin yakınında yer alıyor. İslam inancına göre Hz. Muhammed ve önceki peygamberler burada namaz kıldı.

Mina’daki Tarihi Olaylar

Mina’da gerçekleşen önemli tarihi olaylar arasında Birinci ve İkinci Akabe Biatları bulunuyor. Nübüvvetin 12. yılında Evs ve Hazrec kabilelerinden 12 kişi Hz. Muhammed’e biat etti. Bir yıl sonra gerçekleşen ikinci biatta ise Medine’den 73 erkek ve iki kadın Peygamber’e bağlılık sözü verdi.

Bu olayların yaşandığı yerde, Abbasi Halifesi Ebu Cafer el-Mansur tarafından Hicri 144 yılında Bey‘at Mescidi inşa edildi. Cami, Akabe Biatı’nın gerçekleştiği Şi‘b bölgesinin yakınında, Sebir Dağı’nın eteğinde yer alıyor. Bu biat, Ensar’ın Hz. Muhammed’e destek ve koruma sözü verdiği tarihi dönüm noktalarından biri olarak kabul ediliyor.

vvfv
Farklı birimlerden güvenlik güçleri, hacıların geniş yollar, tüneller ve köprüler üzerinden Mina’ya yönelişini takip etti. (AFP)