Libya’da finans kurumlarının birleşmeye başlaması siyasi süreci canlandırdı

Trablus’taki Merkez Bankası Başkanı, el-Beyda’daki mevkidaşı ile BM’nin arabuluculuğunda bir araya geldi

Merkez Bankası’nın birleşmesi Libya'da büyük ilgi gördü (UBH)
Merkez Bankası’nın birleşmesi Libya'da büyük ilgi gördü (UBH)
TT

Libya’da finans kurumlarının birleşmeye başlaması siyasi süreci canlandırdı

Merkez Bankası’nın birleşmesi Libya'da büyük ilgi gördü (UBH)
Merkez Bankası’nın birleşmesi Libya'da büyük ilgi gördü (UBH)

Zayid Hediyye
Siyasi süreçte üst üste yaşanan hayal kırıklıklarından sonra ülkenin doğu ve batı bölgelerine bölünmüş haldeki Libya Merkez Bankası’nın başkanları arasında yapılan görüşmelerin ardından Libya halkının ülkeyi on yıldır hem siyasi hem de ekonomik olarak rahatsız eden krizlerin sona erebileceğine dair umutları yeniden canlandı. 2014 yılından bu yana ilk kez, ülkenin en önemli finans kurumu ve ekonomisinin direği olan Merkez Bankası’nı birleştirme yolunda önemli adımlar atıldığı açıklandı.
Trablus’taki Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir ile el-Beyda'daki Merkez Bankası Başkanı Ali el-Hibri arasında yapılan ilk görüşme, Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu’nun (UNSMIL), arabuluculuğunda gerçekleşti. Görüşmede, tam üç yıl süren mevcut bölünmeyi sona erdirmenin başlangıcı ​​olarak, iki bankanın hesaplarına ilişkin uluslararası bir denetim raporu sunuldu.

Uzun zamandır beklenen rapor
Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre, Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi ve UNSMIL Başkanı Jan Kubis, Libya Merkez Bankası hesaplarıyla ilgili uluslararası mali denetimin nihai raporu, Libya Başkanlık Konseyi'ne, Ulusal Birlik Hükümeti’ne (UBH) ve Trablus ve el-Beyda’da bölünmüş haldeki Merkez Bankası’na sundu.
UNSMIL’den yapılan açıklamada, Trablus'taki Merkez Bankası Başkanı el-Kebir’e ve el-Beyda’daki Merkez Bankası Başkanı el-Hibri'ye bu raporların birer kopyasının gönderildiği belirtildi. Açıklamada bu adımın, önceki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac tarafından başlatılan 3 yıllık bir sürecin sonucunda atıldığı kaydedildi.
Açıklamada, Fayiz es-Serrac’ın, BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) talep ve yetkilendirilmesinde belirtildiği üzere Merkez Bankası'nın birleştirilmesine, bankacılık sektöründe şeffaflığın ve bütünlüğün artırılmasına yönelik koşulların yaratılması ve tavsiyelerde bulunulması amacıyla söz konusu mali denetimin yapılması için BM’ye başvurduğu ifade edildi. Açıklamada, UNSMIL’in bankanın her iki tarafı ile denetim süreci için görev tanımlarının tamamlanmasını da içeren bu süreci üstlendiğine ve böylece denetim sürecini, sürecin bağımsızlığını ve en iyi uygulamaların uygulanmasını sağlamak için uluslararası bir şirketin bağımsız denetçi olarak seçilmesiyle Birleşmiş Milletler Proje Hizmetleri Ofisi'nin yönettiği vurgulandı.

Hoş sürpriz
Uluslararası rapor, Libya’nın son yıllarda yaşadığı ekonomik kriz ve tüm düzeylerdeki istisnai koşullar göz önüne alındığında hoş ve beklenmedik bir sürpriz oldu. Raporda, ülkenin döviz rezervlerinin, 1 Aralık 2014'ten bu yana esas olarak, petrol üretimindeki düşüşün neden olduğu kayıpları azaltmak için 2016 yılında ayrılan portföyden 15 milyar dinarın çekilmesi nedeniyle azaldığına dikkat çekildi.
Nakit rezervlerinin tükenmesini önleyen acil durum adımının ayrıntılarını ortaya koyan raporda, söz konusu portföyün, Merkez Bankası'nın Trablus'ta sahip olduğu varlıkları özel veya acil durumlarda kullanılmak üzere koruduğu, harcamaların sınırlandırıldığı ve ilk etapta döviz elde edilmesinin ulusal rezervlerin korunmasına katkıda bulunduğu bir dönemde ayrıldığı belirtildi.
Libya dinarının değer kaybetmesinin nedenleri
Libya’nın nakit rezervinin geçtiğimiz yıllarda başarılı bir şekilde kurtarılması, diğer kaçınılmaz önlemlerin alınmasına engel olamadı. Bu da Libya’nın resmi para birimi dinarın kurunda rekor düşüşe yol açtı. Rapor, raporlama dönemi olan Eylül 2014 ile Haziran 2020 arasında dolaşımdaki para miktarında önemli ölçüde artış gözlemlendiğine işaret etti. Rapora göre bunun nedeni, Libya Merkez Bankası’nın her iki tarafının döviz kurunu baskılayan ve yerel para biriminin değer kaybetmesine yol açan çeşitli faktörler nedeniyle dinar basmaya başvurmasıydı.
Raporda şöyle devam edildi:
“Tüm bu faktörler, Ocak 2021'den itibaren ABD doları karşısında yüzde 300 değer kaybeden dinarın hızla basılmasıyla birleşerek, petrol sahalarının ve kredili mevduat hesaplarının sık sık kapanmasına yol açtı.”
Raporun diğer sonuçları arasında, Libya’nın, raporlama döneminde toplam kamu gelirlerinin yüzde 84'ünü oluşturduğu için gelirinin ana kaynağı olarak halen neredeyse tamamen petrol satışlarına bağımlı olması yer aldı.

Reform fırsatları
UNSMIL, denetim sürecinin ana sonucunun, Merkez Bankası’nın birleştirilmesinin artık sadece tavsiye edilen bir konu olmadığı, aynı zamanda şiddetle gerekli hale geldiği sonucuna varılması ve devam eden bölünmenin, dövize erişimi zorlaştırıp para reformunu engellediği gibi, ticari bankaların bütünlüğünü ve denetimini de baltaladığının anlaşılması olduğunu açıkladı.
Libya Merkez Bankası'nda geçtiğimiz yıllarda yaşanan bölünmenin olumsuz sonuçlarına işaret eden UNSMIL raporda, Libya'nın dış borcu olmadığını ve petrol satışları yoluyla geçmişte elde edilen döviz rezervlerinin büyük ölçüde korunduğunu belirterek, “Bu bölünme, ortak bir bütçe eksikliğiyle birleştiğinde, birbirini izleyen önceki hükümetleri finanse etmek için her iki bankada borç birikmesine katkıda bulundu” ifadelerine yer verdi.
UNSMIL, bu raporun, Merkez Bankası’nın her iki tarafı için mali denetim sürecinin sona erdiğinin göstergesi olan sunumuyla birlikte banka kredisi verme sürecinde reform yapma ve iyileştirme fırsatları için gerekli bilgileri verdiğine ve rehberlik sağladığına işaret etti.
UNSMIL, raporun, Merkez Bankası'nın yeniden birleşmesi ve şeffaflık düzeyinin artırması amacıyla mali raporlama için uluslararası standartların benimsenmesi, dinarın devalüasyonunun etkisinin değerlendirilmesi, etkin yönetimin kurulması ve iç kontrollerin oluşturulması gerektiğine dikkati çektiğini vurguladı.

Nedeni açıklanmayan bölünme
Libya Merkez Bankası'nın geçmiş yıllardaki mali operasyonlarına ilişkin uluslararası rapor ile Kebir ve Hibri arasındaki toplantılara dair yorumlara gelince, bu toplantılara katılan Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, “Libya'da yasama ve yürütme kurumlarının birleştirilmesinden sonra finans kurumundaki bölünmenin devam etmesi haksızlık olurdu” ifadelerini kullandı. Libya Haber Ajansı'nın (LANA) aktardığı açıklamasında Menfi, 2Merkez Bankası’nın yöneticileri olan Sıddık el-Kabir ve Ali el-Hibri'yi bu sorunu çözecek bir sorumluluk ruhu göstermeye’ çağırdı.
Menfi, Başkanlık Konseyi'nin raporda yer alan tespit ve tavsiyeleri büyük bir dikkatle ciddiye alacağını ve bu tespit ve tavsiyeleri birincil hedefine ulaşmak yani Libya'daki finansal kurumları birleştirmek için mümkün olan en iyi şekilde kullanacağını vurguladı.
UBH Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ise konuya ilişkin açıklamasında, hükümetinin raporun sonuçlarından yararlanacağını ve Merkez Bankası’nı birleşme sürecini tamamlamak için büyük bir ortak olarak raporla çalışacağını söyledi.

Ülkenin birleştirilmesi için atılan bir adım
Öte yandan BM Libya Özel Temsilcisi ve UNSMIL Başkanı Jan Kubis, Trablus ve el-Beyda’daki Libya Merkez Bankası'na yönelik mali denetim sürecinin tamamlanmasının sıradan bir olay olmadığını, bilakis ülkenin çeşitli kurumlarını ve Libya'yı birleştirmeye ve daha fazla istikrar ve barışa ulaşmaya yönelik önemli bir adım olduğunu ifade etti.
Kubis, raporun Başkanlık Konseyi'ne teslim töreninin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, “Rapor, ekonomik kalkınma, özel ve kamu sektörü ile bankacılık sektörünün gelişmesi için bir ön koşul olması nedeniyle Merkez Bankası ve ülkedeki bankacılık sektörünü birleştirme yolunda atılan önemli bir adımdır” ifadelerini kullandı.



Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Kıbrıs Rum Kesimi  Savunma Bakanı Vasilis Palmas düzeyinde Mısır-Yunanistan-Kıbrıs görüşmeleri gerçekleştirildi. Görüşmeler, üç ülkenin yaklaşık iki hafta önce düzenlediği zirvenin ardından savunma ve askeri iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, görüşmelerin Doğu Akdeniz’de daha güçlü savunma iş birliği yoluyla güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti. Uzmanlara göre Kahire, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden endişe duyan Türkiye ile köprüleri atmadan Yunanistan ve Kıbrıs’la iş birliğini geliştirmeyi, aynı zamanda diğer tarafların çatışmalarına dahil olmadan Doğu Akdeniz’deki Mısır çıkarlarını korumayı hedefliyor.

Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki ortaklık, üçlü iş birliği mekanizması üzerinden 2014 yılında başladı. Bu dönemde Kahire ile Ankara arasında siyasi anlaşmazlıklar yaşanırken Atina ve Lefkoşa’nın da Türkiye ile Doğu Akdeniz konusunda farklılıkları bulunuyordu. Ancak son yıllarda Türkiye ile Mısır ilişkilerini geliştirme yoluna gitti. İlişkilerin tamamen normalleşmesinin ardından cumhurbaşkanları karşılıklı ziyaretlerde bulundu ve iki ülke arasındaki askeri tatbikatlar yeniden başladı. Bunun yanı sıra iki ülke arasında savunma sanayisi alanındaki ortaklıklar da giderek güçlendi.

8 Eylül’de İskenderiye’nin kuzeybatısındaki El-Alameyn kentinde düzenlenen üçlü zirvenin üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesinin ardından Sisi, salı günü Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ı kabul etti. Görüşmede Mısır Savunma Bakanı Korgeneral Eşref Salim Zahir ile Silahlı Kuvvetler Silahlanma Kurumu Başkanı Muhammed Süleyman da hazır bulundu.

cdfvgthy
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas ile görüşmesi sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Sisi, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle askeri ve savunma alanları başta olmak üzere çeşitli alanlarda geliştirilmesinin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Yunanistan Savunma Bakanı ise ülkesinin ortak tehditlerle mücadele amacıyla Mısır’la koordinasyonu güçlendirmeye verdiği önemi dile getirdi.

Sisi aynı gün ikinci bir görüşmede Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas’ı da kabul etti. Sisi, iki ülke arasındaki mevcut stratejik ortaklığın derinleştirilmesi ve özellikle güvenlik ve askeri alanlar başta olmak üzere çeşitli alanlarda daha geniş bir çerçeveye taşınması gerektiğini belirtti.

Askeri ve stratejik uzman Tümgeneral Adil el-Umde, Cumhurbaşkanı Sisi’nin Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan savunma bakanlarıyla görüşmelerinin 2014’ten bu yana yürütülen ortaklığın maddelerinin hayata geçirilmesi ve bu ay El-Alameyn’de düzenlenen üçlü zirvenin devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

El-Umde, Mısır politikasının başarısının yalnızca Atina ve Lefkoşa ile askeri iş birliğinin ne ölçüde geliştirildiğiyle ölçülemeyeceğini belirterek Kahire’nin asıl hedefinin Doğu Akdeniz’i rekabet ve çatışma alanından çok taraflı bir denge ve iş birliği alanına dönüştürme kapasitesi olduğunu ifade etti. Mısır’ın bunu tüm taraflarla bağımsız ilişkilerini koruyarak gerçekleştirmeye çalıştığını söyleyen El-Umde, bunun “stratejik denge diplomasisi” çerçevesinde yürütüldüğünü kaydetti.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver ise Doğu Akdeniz’in güvenliğinin bölgedeki tüm etkin aktörlere açık olmayı ve gerilimi artıran söylemlerin aşılması amacıyla mevcut araçların kullanılmasını gerektirdiğini belirtti.

Enver, Mısır-Yunanistan-Kıbrıs arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının mevcut savunma ve askeri iş birliğini güçlendirme çabalarıyla birlikte Doğu Akdeniz’de bölgesel güvenliğin sağlamlaştırılmasında temel bir eksen oluşturduğunu söyledi. Bunun, üç ülke arasında uzun süredir devam eden askeri, ekonomik ve siyasi ortaklıkların üzerine inşa edilmesine olanak sağlayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi de salı günü Yunanistan Savunma Bakanı ile görüşmesinde üçlü iş birliği ile Doğu Akdeniz’in istikrarı arasında bağlantı kurdu. Sisi, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki mevcut üçlü iş birliğinin Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve ortak refahın sağlanmasına yönelik başarılı bir bölgesel iş birliği modeli oluşturduğunu vurguladı.

Sisi, Kıbrıs Savunma Bakanı ile görüşmesinde de Doğu Akdeniz’in istikrarının önemine dikkat çekerek Mısır, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki üçlü iş birliğinin bölgedeki güvenlik, istikrar ve refahın pekiştirilmesi açısından merkezi bir mekanizma olduğunu belirtti. Sisi, bu mekanizmanın üç ülkenin çıkarlarına hizmet ettiğini ve ortak tehditlerle mücadeleye katkı sağladığını ifade etti.

El-Umde’ye göre Mısır’ın bu tutumu, caydırıcılık ve hazırlık kapasitesini güçlendirme ancak düşmanca bir blok oluşturmama anlayışını ortaya koyuyor. Kahire, Yunanistan ve Kıbrıs’la ortaklığını geliştirirken Türkiye ile köprüleri atmıyor ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korurken bölgedeki diğer aktörlerin çatışmalarına dahil olmuyor.

Enver ise Mısır’dan gelen açıklamaların söz konusu adımların başka tarafları hedeflemediğini ve Türkiye açısından endişe kaynağı oluşturmadığını gösterdiğini savundu. Enver’e göre Kahire, ilişkilerini ortak çıkarlar temelinde yürütmeye, arabuluculuk kanallarını açık tutmaya ve gerilimi azaltmak amacıyla karşılıklı güvence vermeye önem veriyor.

El-Umde ayrıca Mısır’ın İsrail’in bölgesel rekabeti kullanarak bazı güçleri diğer aktörlere karşı saflaştırma girişimlerinin önünü kesmede önemli bir rol oynadığını belirtti. Mısırlı uzmana göre Kahire’nin bölgedeki varlığı, istikrarı ve kutuplaşmadan kaçınmayı önceleyen dengeli bir bölgesel cephe oluşturulmasını güvence altına alıyor.

Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma iş birliği de ağustos ayının sonunda önemli bir gelişmeye sahne olmuştu. İki ülke, 3 milyar avro (yaklaşık 3,48 milyar dolar) değerinde bir askeri anlaşmaya imza atmıştı. Anlaşma kapsamında İsrail, Yunanistan’da çok katmanlı bir hava savunma sistemi kuracak.

İsrail Savunma Bakanlığı, söz konusu anlaşmayı “İsrail ile Yunanistan arasındaki ilişkiler tarihindeki en büyük savunma ihracatı anlaşması ve İsrail tarihindeki en büyük anlaşmalardan biri” olarak nitelendirmişti.


Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.


Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.