Libya’da finans kurumlarının birleşmeye başlaması siyasi süreci canlandırdı

Trablus’taki Merkez Bankası Başkanı, el-Beyda’daki mevkidaşı ile BM’nin arabuluculuğunda bir araya geldi

Merkez Bankası’nın birleşmesi Libya'da büyük ilgi gördü (UBH)
Merkez Bankası’nın birleşmesi Libya'da büyük ilgi gördü (UBH)
TT

Libya’da finans kurumlarının birleşmeye başlaması siyasi süreci canlandırdı

Merkez Bankası’nın birleşmesi Libya'da büyük ilgi gördü (UBH)
Merkez Bankası’nın birleşmesi Libya'da büyük ilgi gördü (UBH)

Zayid Hediyye
Siyasi süreçte üst üste yaşanan hayal kırıklıklarından sonra ülkenin doğu ve batı bölgelerine bölünmüş haldeki Libya Merkez Bankası’nın başkanları arasında yapılan görüşmelerin ardından Libya halkının ülkeyi on yıldır hem siyasi hem de ekonomik olarak rahatsız eden krizlerin sona erebileceğine dair umutları yeniden canlandı. 2014 yılından bu yana ilk kez, ülkenin en önemli finans kurumu ve ekonomisinin direği olan Merkez Bankası’nı birleştirme yolunda önemli adımlar atıldığı açıklandı.
Trablus’taki Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir ile el-Beyda'daki Merkez Bankası Başkanı Ali el-Hibri arasında yapılan ilk görüşme, Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu’nun (UNSMIL), arabuluculuğunda gerçekleşti. Görüşmede, tam üç yıl süren mevcut bölünmeyi sona erdirmenin başlangıcı ​​olarak, iki bankanın hesaplarına ilişkin uluslararası bir denetim raporu sunuldu.

Uzun zamandır beklenen rapor
Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre, Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi ve UNSMIL Başkanı Jan Kubis, Libya Merkez Bankası hesaplarıyla ilgili uluslararası mali denetimin nihai raporu, Libya Başkanlık Konseyi'ne, Ulusal Birlik Hükümeti’ne (UBH) ve Trablus ve el-Beyda’da bölünmüş haldeki Merkez Bankası’na sundu.
UNSMIL’den yapılan açıklamada, Trablus'taki Merkez Bankası Başkanı el-Kebir’e ve el-Beyda’daki Merkez Bankası Başkanı el-Hibri'ye bu raporların birer kopyasının gönderildiği belirtildi. Açıklamada bu adımın, önceki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac tarafından başlatılan 3 yıllık bir sürecin sonucunda atıldığı kaydedildi.
Açıklamada, Fayiz es-Serrac’ın, BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) talep ve yetkilendirilmesinde belirtildiği üzere Merkez Bankası'nın birleştirilmesine, bankacılık sektöründe şeffaflığın ve bütünlüğün artırılmasına yönelik koşulların yaratılması ve tavsiyelerde bulunulması amacıyla söz konusu mali denetimin yapılması için BM’ye başvurduğu ifade edildi. Açıklamada, UNSMIL’in bankanın her iki tarafı ile denetim süreci için görev tanımlarının tamamlanmasını da içeren bu süreci üstlendiğine ve böylece denetim sürecini, sürecin bağımsızlığını ve en iyi uygulamaların uygulanmasını sağlamak için uluslararası bir şirketin bağımsız denetçi olarak seçilmesiyle Birleşmiş Milletler Proje Hizmetleri Ofisi'nin yönettiği vurgulandı.

Hoş sürpriz
Uluslararası rapor, Libya’nın son yıllarda yaşadığı ekonomik kriz ve tüm düzeylerdeki istisnai koşullar göz önüne alındığında hoş ve beklenmedik bir sürpriz oldu. Raporda, ülkenin döviz rezervlerinin, 1 Aralık 2014'ten bu yana esas olarak, petrol üretimindeki düşüşün neden olduğu kayıpları azaltmak için 2016 yılında ayrılan portföyden 15 milyar dinarın çekilmesi nedeniyle azaldığına dikkat çekildi.
Nakit rezervlerinin tükenmesini önleyen acil durum adımının ayrıntılarını ortaya koyan raporda, söz konusu portföyün, Merkez Bankası'nın Trablus'ta sahip olduğu varlıkları özel veya acil durumlarda kullanılmak üzere koruduğu, harcamaların sınırlandırıldığı ve ilk etapta döviz elde edilmesinin ulusal rezervlerin korunmasına katkıda bulunduğu bir dönemde ayrıldığı belirtildi.
Libya dinarının değer kaybetmesinin nedenleri
Libya’nın nakit rezervinin geçtiğimiz yıllarda başarılı bir şekilde kurtarılması, diğer kaçınılmaz önlemlerin alınmasına engel olamadı. Bu da Libya’nın resmi para birimi dinarın kurunda rekor düşüşe yol açtı. Rapor, raporlama dönemi olan Eylül 2014 ile Haziran 2020 arasında dolaşımdaki para miktarında önemli ölçüde artış gözlemlendiğine işaret etti. Rapora göre bunun nedeni, Libya Merkez Bankası’nın her iki tarafının döviz kurunu baskılayan ve yerel para biriminin değer kaybetmesine yol açan çeşitli faktörler nedeniyle dinar basmaya başvurmasıydı.
Raporda şöyle devam edildi:
“Tüm bu faktörler, Ocak 2021'den itibaren ABD doları karşısında yüzde 300 değer kaybeden dinarın hızla basılmasıyla birleşerek, petrol sahalarının ve kredili mevduat hesaplarının sık sık kapanmasına yol açtı.”
Raporun diğer sonuçları arasında, Libya’nın, raporlama döneminde toplam kamu gelirlerinin yüzde 84'ünü oluşturduğu için gelirinin ana kaynağı olarak halen neredeyse tamamen petrol satışlarına bağımlı olması yer aldı.

Reform fırsatları
UNSMIL, denetim sürecinin ana sonucunun, Merkez Bankası’nın birleştirilmesinin artık sadece tavsiye edilen bir konu olmadığı, aynı zamanda şiddetle gerekli hale geldiği sonucuna varılması ve devam eden bölünmenin, dövize erişimi zorlaştırıp para reformunu engellediği gibi, ticari bankaların bütünlüğünü ve denetimini de baltaladığının anlaşılması olduğunu açıkladı.
Libya Merkez Bankası'nda geçtiğimiz yıllarda yaşanan bölünmenin olumsuz sonuçlarına işaret eden UNSMIL raporda, Libya'nın dış borcu olmadığını ve petrol satışları yoluyla geçmişte elde edilen döviz rezervlerinin büyük ölçüde korunduğunu belirterek, “Bu bölünme, ortak bir bütçe eksikliğiyle birleştiğinde, birbirini izleyen önceki hükümetleri finanse etmek için her iki bankada borç birikmesine katkıda bulundu” ifadelerine yer verdi.
UNSMIL, bu raporun, Merkez Bankası’nın her iki tarafı için mali denetim sürecinin sona erdiğinin göstergesi olan sunumuyla birlikte banka kredisi verme sürecinde reform yapma ve iyileştirme fırsatları için gerekli bilgileri verdiğine ve rehberlik sağladığına işaret etti.
UNSMIL, raporun, Merkez Bankası'nın yeniden birleşmesi ve şeffaflık düzeyinin artırması amacıyla mali raporlama için uluslararası standartların benimsenmesi, dinarın devalüasyonunun etkisinin değerlendirilmesi, etkin yönetimin kurulması ve iç kontrollerin oluşturulması gerektiğine dikkati çektiğini vurguladı.

Nedeni açıklanmayan bölünme
Libya Merkez Bankası'nın geçmiş yıllardaki mali operasyonlarına ilişkin uluslararası rapor ile Kebir ve Hibri arasındaki toplantılara dair yorumlara gelince, bu toplantılara katılan Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, “Libya'da yasama ve yürütme kurumlarının birleştirilmesinden sonra finans kurumundaki bölünmenin devam etmesi haksızlık olurdu” ifadelerini kullandı. Libya Haber Ajansı'nın (LANA) aktardığı açıklamasında Menfi, 2Merkez Bankası’nın yöneticileri olan Sıddık el-Kabir ve Ali el-Hibri'yi bu sorunu çözecek bir sorumluluk ruhu göstermeye’ çağırdı.
Menfi, Başkanlık Konseyi'nin raporda yer alan tespit ve tavsiyeleri büyük bir dikkatle ciddiye alacağını ve bu tespit ve tavsiyeleri birincil hedefine ulaşmak yani Libya'daki finansal kurumları birleştirmek için mümkün olan en iyi şekilde kullanacağını vurguladı.
UBH Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ise konuya ilişkin açıklamasında, hükümetinin raporun sonuçlarından yararlanacağını ve Merkez Bankası’nı birleşme sürecini tamamlamak için büyük bir ortak olarak raporla çalışacağını söyledi.

Ülkenin birleştirilmesi için atılan bir adım
Öte yandan BM Libya Özel Temsilcisi ve UNSMIL Başkanı Jan Kubis, Trablus ve el-Beyda’daki Libya Merkez Bankası'na yönelik mali denetim sürecinin tamamlanmasının sıradan bir olay olmadığını, bilakis ülkenin çeşitli kurumlarını ve Libya'yı birleştirmeye ve daha fazla istikrar ve barışa ulaşmaya yönelik önemli bir adım olduğunu ifade etti.
Kubis, raporun Başkanlık Konseyi'ne teslim töreninin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, “Rapor, ekonomik kalkınma, özel ve kamu sektörü ile bankacılık sektörünün gelişmesi için bir ön koşul olması nedeniyle Merkez Bankası ve ülkedeki bankacılık sektörünü birleştirme yolunda atılan önemli bir adımdır” ifadelerini kullandı.



İsrail, Washington ve Paris’e Lübnan ordusunu desteklemeye itirazı olmadığını bildirdi

İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
TT

İsrail, Washington ve Paris’e Lübnan ordusunu desteklemeye itirazı olmadığını bildirdi

İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)

İsrail ordusunun, Kasım 2024’te imzalanan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürdüğü bir dönemde, ateşkesin uygulanmasını denetlemekle görevli Mekanizma Komitesi’nin rolü tartışma konusu oldu. Söz konusu gelişmeler, Paris’in 5 Mart’ta Lübnan ordusuna destek amacıyla bir konferansa ev sahipliği yapmaya hazırlandığı süreçte yaşanıyor.

Tel Aviv’deki askeri kaynaklara göre, Lübnan ordusunun ülkenin güneyindeki faaliyetlerine ilişkin genel olarak olumlu bir değerlendirme bulunuyor. Ancak aynı kaynaklar, ordunun Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararını tek başına uygulayamayacağı görüşünü de dile getiriyor. Bu çerçevede, ordunun hem kapasite eksikliği yaşadığı hem de siyasi çekişmelerin ortasında hareket etmek zorunda kaldığı, ayrıca bünyesinde Hizbullah’a sempati duyan unsurlar bulunduğu ve bu nedenle örgüte karşı yeterince kararlı davranmadığı iddia ediliyor.

Buna karşın İsrail hükümetinin, Lübnan ordusunun mali, lojistik ve askerî açıdan güçlendirilmesine yönelik Amerikan ve Avrupa girişimlerini desteklediği belirtiliyor. Konuya vakıf bir siyasi yetkili, Binyamin Netanyahu hükümetinin Washington ve Paris’e, Fransa’nın başkentinde yakında düzenlenecek olan Lübnan ordusuna destek konferansını desteklediğini bildirdiğini aktardı.

Mekanizma Komitesi ve güvenlik gelişmeleri

Bu gelişmeler, ABD’nin öncülük ettiği ve Fransa ile Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) de yer aldığı Mekanizma Komitesi’nin son toplantısından iki gün sonra yaşandı. Komite, tarafların ateşkese ve buna eşlik eden düzenlemelere bağlı kalmasını sağlamakla görevli bulunuyor.

Aralık 2025’te Lübnan, komitede askeri temsilcilerin yanı sıra sivil Lübnanlı üyelerin de yer almasını kabul ederek İsrail ile müzakerelere katılımın önünü açtı. Başbakan Nevvaf Selam da komitenin, Hizbullah’ın Güney Lübnan’daki silahsızlandırma sürecini denetlemesine açık olduklarını ifade etti. 3 Aralık 2025’te Lübnan ile İsrail arasında doğrudan bir toplantı gerçekleştirildi. Görüşmeye, Lübnan’ın Washington eski Büyükelçisi Simon Karam, İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Dış Politika Direktörü Yuri Resnik ve ABD’li temsilci Morgan Ortagus katıldı.

Tel Aviv’deki kaynaklara göre, toplantıda ele alınan en önemli başlıklardan biri sınır bölgesinde ekonomik iş birliği oldu. Ancak bu hedeflerin, İsrail’in günlük bombardımanlarıyla nasıl bağdaştırılacağı sorusu gündemdeki yerini koruyor. Hizbullah’ın ise bir yıl üç aydır İsrail saldırılarına yanıt vermekten özellikle kaçındığı, böylece savaşın yeniden başlamasına gerekçe sunmamayı amaçladığı belirtiliyor. Buna karşılık İsrail tarafı, örgütün olası bir İran savaşı durumunda kullanmak üzere askeri kapasitesini güçlendirmeye çalıştığını öne sürerek saldırılarını sürdürmekte kararlı görünüyor.

 İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)

Saldırıların sürmesiyle birlikte, operasyonların sahadaki Hizbullah mensuplarını ve saha komutanlarını fiilen hedef aldığı görülüyor. Nitekim örgüt, hayatını kaybeden isimler için taziye ilanları ve cenaze törenlerine katılım çağrıları yayımlayarak İsrail’in iddialarını dolaylı biçimde doğruluyor. Öte yandan, ABD’nin de bu saldırılara onay verdiği değerlendiriliyor. Washington’dan ne kamuoyu önünde ne de diplomatik kanallarda ciddi bir itiraz gelmiş değil.

Hizbullah’ın atılımları

Anlaşmaya göre, ateşkes ihlali teşkil eden her durumun izleme komitesi tarafından ele alınması gerekiyor. İsrail ise söz konusu saldırıların ihlal olmadığını, Lübnan ordusunun yapması gereken müdahaleleri yerine getirmemesi üzerine bu adımları kendisinin attığını savunuyor. Buna karşılık Lübnan, her bombardımanı anlaşmanın ihlali olarak değerlendirerek şikâyette bulunuyor. Ateşkesin ilk döneminde ABD’nin, yapılan şikâyetleri görüşmek üzere komiteyi toplantıya çağırdığı belirtiliyor. Ancak bugün komitenin daha seyrek toplandığı ve başvuruların yalnızca bir kısmının gündeme alındığı ifade ediliyor. Washington’un İsrail ile görüş ayrılığı yaşadığı durumlarda dahi, bunun çoğu zaman kınama ya da yaptırım içermeyen kısa notlarla geçiştirildiği kaydediliyor.

İsrail basınına yansıyan bilgilere göre ise ülkenin güvenlik birimleri, Hizbullah’a yönelik istihbarat sızmalarını sürdürerek örgüt mensuplarına ulaşmayı ve suikastlar düzenlemeyi başarıyor. Bu stratejiyle Hizbullah üzerindeki baskının artırılması, örgütün ateşkese bağlı kalmaya devam etmesi ve askeri kapasitesini yeniden inşa edememesi hedefleniyor. Beyrut’ta Güney Lübnan’ın Hizbullah’a ait mevzilerden, üslerden ve silahlardan arındırılması tartışılırken, İsrail tarafı örgütün askeri faaliyetlerinin Bekaa Vadisi’nde, Litani Nehri’nin kuzeyinde ve Suriye sınırı boyunca da tasfiye edilmesi gerektiğini savunuyor.


İran füzelerinin Suveyda’ya düşmesi sonucu beş kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı

Kuneytra kırsalındaki el-Hiran köyünde İran’a ait bir füzenin kalıntıları (SANA)
Kuneytra kırsalındaki el-Hiran köyünde İran’a ait bir füzenin kalıntıları (SANA)
TT

İran füzelerinin Suveyda’ya düşmesi sonucu beş kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı

Kuneytra kırsalındaki el-Hiran köyünde İran’a ait bir füzenin kalıntıları (SANA)
Kuneytra kırsalındaki el-Hiran köyünde İran’a ait bir füzenin kalıntıları (SANA)

Suriye’nin Suveyda vilayetinde, İsrail tarafından engellenen bir İran füzesinin sanayi bölgesindeki bir binaya düşmesi sonucu 5 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi de yaralandı. Daha önce bir başka İran füzesinin Kuneytra vilayetinde tarım arazisine düştüğü, olayda can kaybı yaşanmadığı bildirildi.

Suriye Acil Durum ve Afet Yönetimi Bakanlığı, vatandaşları azami dikkat göstermeye çağırdı. Öte yandan Sivil Havacılık ve Hava Taşımacılığı Genel Kurumu, Suriye hava sahasındaki güney hava koridorlarının uçuş trafiğine geçici olarak kapatıldığını açıkladı.

Suveyda vilayetindeki sağlık kaynakları, kentin kuzeyindeki sanayi bölgesinde bir füzenin patlaması sonucu 5 kişinin hayatını kaybettiğini ve cenazelerin Suveyda Devlet Hastanesi’ne ulaştırıldığını bildirdi. Şarku’l Avsat’ın yerel basından aktardığına göre olayda 3 kişi de yaralandı. Aynı kaynaklar, Suveyda’nın doğusundaki Radime köyünün doğusunda bir başka füzenin daha düştüğünü duyurdu.

Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye ise İsrail işgal güçlerinin Kuneytra kırsalındaki Hiran köyüne düşen bir İran füzesini etkisiz hale getirdiğini, olayda can kaybı yaşanmadığını bildirdi. Ayrıca Dera’nın kuzeyindeki İnhel’e düşen bir füzenin de herhangi bir can kaybına yol açmadığı belirtildi.

Gelişmelerin hız kazanması üzerine Suriye Sivil Savunma Müdürlüğü bugün acil uyarı yayımlayarak, devam eden bölgesel ve uluslararası askeri gerilimler nedeniyle vatandaşları genel güvenlik talimatlarına tam olarak uymaya çağırdı.

Resmi hesaplardan yapılan açıklamada, patlama sesleri duyulduğunda binaların içine girilmesi, pencerelerden ve açık alanlardan uzak durulması, düşen yabancı cisimlere kesinlikle yaklaşılmaması ve bunların derhal yetkililere bildirilmesi istendi. Ayrıca, enkazın düştüğü alanlarda toplanılmaması ve olay yerlerine gidilmemesi çağrısı yapılarak acil müdahale ekiplerinin çalışmalarının kolaylaştırılması gerektiği vurgulandı. Savaş kaynaklı cisimlerin düşmesi sonucu çıkabilecek yangınların da derhal ilgili birimlere bildirilmesi istendi.

Kuneytra bölgesine düşen İran füzesinin enkazı (SANA)Kuneytra bölgesine düşen İran füzesinin enkazı (SANA)

Suriye Sivil Havacılık ve Hava Taşımacılığı Genel Kurumu bugün yaptığı açıklamada, ülke hava sahasındaki güney hava koridorlarının 12 saat süreyle uçuş trafiğine geçici olarak kapatıldığını duyurdu.

Kurum, resmi hesaplarından yayımladığı açıklamada söz konusu kararın ‘en yüksek hava güvenliği standartlarını sağlama’ amacıyla alındığını belirtti. Kapatma süresince hava trafiğinin onaylı alternatif güzergâhlar üzerinden yönetileceği, böylece uçuş akışının ve operasyonel faaliyetlerin, yürürlükteki hava trafik yönetimi sistemleri çerçevesinde kesintisiz sürdürüleceği ifade edildi.

Açıklamada ayrıca, gelişmelerin 24 saat esasına göre takip edildiği ve yeni durumlara ilişkin bilgilendirmenin zamanında yapılacağı kaydedildi. Kurum, sivil havacılığın güvenliği ile hava trafiğinin uluslararası düzenleme ve anlaşmalar doğrultusunda sürekliliğini sağlama konusundaki taahhüdünü yineledi.


Babil'de Ketaib Hizbullah'a ait bir yere düzenlenen saldırılarda iki kişi öldü

 Bağdat'ta bir gözetleme kulesinde duran güvenlik görevlisi (DPA)
Bağdat'ta bir gözetleme kulesinde duran güvenlik görevlisi (DPA)
TT

Babil'de Ketaib Hizbullah'a ait bir yere düzenlenen saldırılarda iki kişi öldü

 Bağdat'ta bir gözetleme kulesinde duran güvenlik görevlisi (DPA)
Bağdat'ta bir gözetleme kulesinde duran güvenlik görevlisi (DPA)

Babil vilayetinin kuzeyindeki Curf el-Nasr bölgesi, bugün Bağdat'ın güneyinde bulunan Ketaib Hizbullah'a ait bir yeri hedef alan çeşitli hava saldırılarına maruz kaldı. Şarku’l Avsat’a konuşan bir güvenlik kaynaklarına göre saldırılar sonucunda 2 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi de yaralandı.

Kaynaklar, hedef alınan bölgede insansız hava araçları (İHA) ve füzeler için depolar bulunduğunu belirterek, kayıpların ve hasarın boyutunu doğru bir şekilde belirlemek için soruşturmaların devam ettiğini ve ilave ayrıntıların daha sonra açıklanacağını kaydetti.