Nebil Fehmi
BM Güvenlik Konseyi, Arap üye Tunus'un talebi üzerine, Mısır ve Sudan'ın Etiyopya'nın tek taraflı eylemleri, özellikle de 3 ülke arasında bir mutabakata varılmadan önce Nahda Barajı gölünün ikinci dolum aşamasını başlatması konusundaki şikayetlerini görüşmek üzere 8 Temmuz Perşembe günü toplandı.
Konseyin önünde meselenin iki brifing vardı. Bunlardan biri, yağmur mevsiminin başlamasıyla ikinci dolum aşamasına başladığını resmi mektuplarla Mısır ve Sudan’a bildiren Etiyopya’nın brifingiydi. Etiyopya iki yıl içinde 18.4 milyar metreküp su depolamak istiyor ve bunların 6.9 milyar metreküpünü 2021’in Temmuz, 6.6. milyar metreküpünü de Ağustos ayında depolamayı planlıyor. Bunun yanında, bilgi alışverişi ve Afrika Birliği Dönem Başkanı Kongo Cumhurbaşkanı Tshisekedi'nin kademeli müzakere aşamaları yoluyla çeşitli taraflarca kabul edilebilir bir çözüme ulaşma önerisini tartışma çağrısında bulunuyor. Etiyopya ayrıca baraj yönetimini bir iç ve teknik mesele addederek bu konudaki özgürlüğünü vurguluyor, müzakerelerin Afrika bağlamında kalmasına sıkıca tutunuyor.
İkinci brifing ise Mısır ve Sudan’ın temsil ettiği Arap sunumuydu ve Tunus tarafından sunulan, tüm taraflara tek taraflı adımlar atmama, müzakerelere daha geniş bir çerçevede yeniden başlama çağrısında bulunan bir karar taslağı ile ifade buldu. Afrika Birliği Başkanı ve BM Genel Sekreteri'nin ortak davette bulundukları ve aktif gözlemcilerin katıldıkları karar taslağında, 6 ay içinde hem Etiyopya'nın diğer ülkelere zarar vermeden elektrik üretmesini sağlayan, hem de barajın yönetimi konusunda bağlayıcı bir anlaşmaya ulaşma çağrısı yapıldı. Keza 3 ülke, müzakereleri olumsuz etkileyecek açıklamalar yapmaktan veya önlemler almaktan kaçınmaya, Addis Ababa da ikinci dolum aşamasını durdurmaya davet edildi. Karar taslağı ayrıca BM Genel Sekreteri’nden kararın uygulanmasına ilişkin Güvenlik Konseyi'ne rapor sunulmasını ve konunun Güvenlik Konseyi'nin gündeminde tutulmasını da talep etti.
Kahire ve Hartum, oturumdan önce Konsey üyeleri ve BM yetkilileriyle kapsamlı temaslarda bulundular. Bunun sonucunda, Güvenlik Konseyi'nin dönem başkanı Fransa’nın BM Daimi Temsilcisi, Konseyin görev alanı dışında olduğu için bu sorunu ele almakta yeterli deneyime sahip olmadığına dair bir açıklama yaptı. Buna ek olarak BM ve ABD'den tek taraflı adımlara karşı uyarıda bulunan ve ikinci dolumun başlamasının müzakerelerin ilerlemesini zorlaştıracağını ifade eden açıklamalar geldi.
Güvenlik Konseyi oturumu sırasında üyeler, Mısır, Sudan ve Etiyopya’yı Güvenlik Konseyi’nden uzakta Afrika çerçevesinde çözüme ulaşmak için iş birliği yapmaya çağırdı. Norveç’in BM Daimi Temsilcisi bu konuda en açık sözlü olandı, zira diğer konuşmacılar Addis Ababa’dan ikinci dolumu durdurmasını doğrudan talep etmekten kaçınıp, 3 ülkeyi müzakere sürecini zorlaştırabilecek eylem ve açıklamalardan kaçınmaya davet etmekle yetindiler. Etiyopya’nın eylemlerine doğrudan değinmekten kaçınmak ve herhangi bir güç kullanımı tehdidine açık bir şekilde itiraz etmek konusunda en olumsuz tutuma sahip olan, Rus Temsilciydi. ABD’nin BM Daimi Temsilcisi ise 2015’te açıklanan İlkler Bildirgesi’ne atıfta bulundu, ama eski ABD yönetiminin vesayeti altında oluşturulan ve Addis Ababa’nın imzalamadığı 2020’deki anlaşma taslağına atıfta bulunmayı ihmal etti. Tüm taraflar, müzakerelerin hedeflerini ve süresini tartışmaktan kaçındı.
Mısır, katılımcılar önünde güçlü bir konuşma yaptı. Sudan, iki ülkenin az da olsa farklılıkların bulunduğu bakış açıları dahil pozisyonunu doğru ve net bir şekilde açıkladı. Hatta iki taraf resmi toplantı başlamadan önce geniş çaplı bir esneklik gösterdiler. Pozisyonlarını geliştirerek, Afrika Birliği himayesinde gerçekleşen müzakerelerin tökezlemesinden ötürü daha geniş dörtlü bir çerçeve içinde müzakereler düzenleme talebinde bulundular. Müzakerelerin aktif gözlemciler olarak BM ve diğerleri tarafından desteklenen Afrika Birliği çerçevesi içinde sürdürülmesini de kabul ettiler. Güvenlik Konseyi’ne bu şekilde sunulan bir karar taslağı geliştirdiler.
Mısır ve Sudan, Nahda Barajı inşası meselesinin kendileri için hassasiyetini ve ciddiyetini vurgulamayı, özellikle de Etiyopya’nın Mavi Nil’in kaderi konusunda tek taraflı kararlar alma isteğine ışık tutmayı başardılar. Mısır ve Sudan için başarı olan bu husus, Addis Ababa için bir rahatsızlık ve endişe kaynağı. Gelgelelim, Güvenlik Konseyi’nin istişareleri ve çıktılarından, müzakerelerin çerçevesini genişletmeye yönelik bir tavsiye çıkmadı. Çıktıları hatta üyelerinin açıklamaları Etiyopya’nın ikinci dolum aşamasını veya gelecekteki benzeri icraatları durdurma ya da yavaşlatma çağrıları içermedi. Keza su akışını yönetmek için belirli bir süre içinde bağlayıcı bir anlaşmaya ulaşma çağrısını da. Oysa tüm bunlar Tunus’un sunduğu karar taslağında gündeme getirilen unsurlardı. Bunun yerine, ABD Dışişleri Bakanlığından meselenin barışçıl yollar dışında çözülmeye çalışılmasının tehlikelerine dikkat çeken bir açıklama geldi. Bu da Mısır’ın tutumuna yeni bir ima addedildi. Dolayısıyla toplantının sonuçlarının Kahire ve Hartum için tatmin edici olduğu tasavvur edilemez. Özellikle de bizzat Güvenlik Konseyi’ne konuyu görüşme başvurusunda bulundukları hesaba katılırsa. Önümüzdeki günlerde, Güvenlik Konseyi içinde veya dışında, müzakerelerde gözlemcilerin rolünü destekleyen, müzakereler için belirli bir süre belirleyen kısmi çıktıların elde edildiği bazı uluslararası çabalara tanık olsak da, temel anlaşmazlık noktaları çözülmedikçe bir sonuç vermeyecektir. Bu noktaların en önemlisi, anlaşmaları çözme mekanizması ve herkes için yasal olarak bağlayıcı kurallara göre su yönetimi için bir üçlü karar mekanizması kurulmasıdır.
Aslında, Güvenlik Konseyi'ne üye devletlerin tutumları ve genel olarak uluslararası durumun siyasi okuması, Konsey'den Mısır ve Sudan'ın meşru taleplerine karşılık verecek bağlayıcı kararların çıkmasını öngörmenin güçlüğünü gösteriyordu. Bilhassa bazı üyeler arasında benzer sorunların bulunduğu göz önüne alındığında. Bu yüzden, şu anda mevcut seçenekler, Kahire ve Hartum'un çeşitli sert önlemler almak veya müzakerelerin ilerleyişini kolaylaştırmak için müzakere yaklaşımlarını ve taleplerini değiştirmek dahil olmak üzere sorunla başa çıkma yöntemlerini değiştirmeleri şeklinde özetleniyor. Bu da içinde büyük riskler barındırıyor, zira dolaylı olarak da olsa Addis Ababa’nın dayattığı oldu bittiyi kabul etmek anlamına geliyor. Öte yandan, Etiyopya'nın pozisyonunda ani ve beklenmedik bir değişikliğe tanık olmadıkça, çatışma er ya da geç meydana gelecek.
Güvenlik Konseyi sonrası Nahda Barajı
Etiyopya'nın pozisyonunda ani ve beklenmedik bir değişikliğe tanık olunmadıkça, çatışma er ya da geç meydana gelecek
Kahire ve Hartum, Nahda Barajı süreçleri hakkında yasal olarak bağlayıcı bir anlaşma için çabalıyorlar (AFP)
Güvenlik Konseyi sonrası Nahda Barajı
Kahire ve Hartum, Nahda Barajı süreçleri hakkında yasal olarak bağlayıcı bir anlaşma için çabalıyorlar (AFP)
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة
İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)
Kuneytra bölgesine düşen İran füzesinin enkazı (SANA)