Delta varyantı, Avrupa’da gelecek salgın dalgası ile mücadele için önlemler alınmasını zorunlu kılıyorhttps://turkish.aawsat.com/home/article/3079416/delta-varyant%C4%B1-avrupa%E2%80%99da-gelecek-salg%C4%B1n-dalgas%C4%B1-ile-m%C3%BCcadele-i%C3%A7in-%C3%B6nlemler
Delta varyantı, Avrupa’da gelecek salgın dalgası ile mücadele için önlemler alınmasını zorunlu kılıyor
Amsterdam’da maske takan insanlar (AFP)
Cenevre/Şevki Er-Reyyis
TT
TT
Delta varyantı, Avrupa’da gelecek salgın dalgası ile mücadele için önlemler alınmasını zorunlu kılıyor
Amsterdam’da maske takan insanlar (AFP)
Koronavirüsün mutasyona uğramış varyantı Delta, Avrupa’nın Kovid-19’a karşı mücadelesinde bir sonraki aşamaya yönelik şartları zorunlu kılıyor. Ülkelerin kısıtlamasız bir yaz tatilini beklediği bir zamanda salgına karşı yeni önlemler almak zorunda kalmaya başladı.
Portekiz, Yunanistan ve Malta’nın seyahat ve eğlence etkinliklerine uyguladıkları katı önlemlerden sonra, Fransa pazartesi günü akşam saatlerinde bir tedbirler paketini açıkladı. Söz konusu paket, sağlık personelinin mesleklerini yapabilmeleri aşı yaptırmalarını zorunlu kılarken, tiyatro, sinema, restoran ve kafe gibi halka açık yerlere girilebilmesi, tren veya uçaklarla seyahat edilebilmesi için aşı sertifikası veya negatif test sonucu sunmalarını gerekli hale getiriyor.
Bir hafta sonra yürürlüğe girecek bu önlemleri Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından açıklandı. Macron epidemiyolojik sahnedeki gelişmelerin, genel kapanmaya geri dönüşü gerektirecek ve bir buçuk yıllık kısıtlamaların ardından ekonomik kalkınma çabalarını baltalayacak yeni bir salgın dalgasının ortaya çıkmasını önlemek için böyle bir adımın atılmasını gerekli kıldığını belirti. Cumhurbaşkanı, “Aşı çemberini ne kadar genişletirsek, virüsün yayılma alanını o kadar daraltır, hastanelerin kalabalık bir hale gelmesine engel olur ve virüsün mutasyona uğramasını engelleyerek, yeni daha tehlikeli varyantların ortaya çıkmasına mani oluruz” ifadelerini kullandı.
Mayıs ayında, Fransa Cumhurbaşkanı Macron, üçüncü kapatmanın sona erdiğini, kafe, restoran ve eğlence mekanlarının açıldığını duyurmuş ve vatandaşlarına hükümet ekonomiyi canlandırmaya çalışırken, yaz tatilinin kısıtlamalar olmadan geçirileceği sözünü vermişti.
Macron’a yakın olan kaynaklara göre, geçen haftanın başlarına kadar, pazartesi akşamı yapılan televizyon konuşmasının önümüzdeki yıl cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasına hazırlık olarak, görev süresinin son aylarında hayata geçirmeyi planladığı reform planlarının açıklanmasına ayrılması kararlaştırılmıştı. Ancak Delta varyantının ortaya çıkması ve hızla yayılmasının yanı sıra çoğu kişinin aşı olmaya yönelik isteksizliği nedeniyle aşı kampanyalarındaki yavaşlama, Macron’u programda değişiklik yapmaya ve pandemi ile mücadeleye odaklanmaya yönlendirdi. Zira Avrupa Bulaşıcı Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) Avrupa’da yaz sonunda veya daha öncesinde yeni bir salgın dalgasının ortaya çıkacağına yönelik uyarıda bulundu.
Yeni önlemlerin, aşı olmayı reddeden sağlık personeline yönelik cezaları içermesi göz önüne alındığında, parlamentonun aşı olmayan kişilerin mesleklerini yapmalarını yasaklama veya maaşlarında kesinti yapma gibi yaptırımlara yönelik kararı onaylaması gerekiyor.
Üçüncü doz aşı tartışması
Diğer yandan Avrupa İlaç Ajansı'nın (EMA) Pfizer şirketinin ikinci dozdan 6 veya 9 ay sonra üçüncü dozunu uygulama önerisini hala incelerken, ABD Sağlık Bakanlığı, Pfizer tarafından şimdiye kadar sağlanan bilimsel veri ve kanıtların üçüncü dozun uygulanmasını haklı çıkarmak için yeterli olmadığını, aşılarını tam yaptıranların buna ihtiyacı olmadığını açıkladı. Bununla birlikte bilim çevreleri ve ABD düzenleyici kurumları, üçüncü dozun uygulanabilirliğini tamamen reddetmeyerek, şirkete daha fazla kanıt sunma çağrısında bulundu.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise, yeterli kanıt ve veri olmaması ve önceliğin aşıların mümkün olduğunca geniş çapta yaygınlaştırılması olduğu için üçüncü dozun uygulanmasına yönelik karar verilmesi için erken olduğunu belirtti. Öte yandan, Fransa’nın aylar önce ihtiyatlı davranarak organ nakli olan kişilere veya bağışıklık sisteminde sıkıntı veya zayıflık olan kişilere üçüncü bir doz uygulama karar aldığını hatırlatmak gerekiyor. Aynı şekilde İsrail de bu haftanın başlarında benzer bir karar aldı.
Janssen ve nörolojik bir hastalık
ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) Johnson & Johnson şirketinin Janssen aşısı ile, bağışıklık sistemindeki bir düzensizlik sebebiyle oluşan nörolojik bir hastalık arasında nedensel bir ilişki olabileceği konusunda uyarıda bulundu.
FDA, aşının faydalarının olası olumsuz ikincil semptomlarına çok daha ağır bastığını ve tehlike oranının çok küçük olduğunu vurgulamış olsa da Johnson&Johnson söz konusu ilişkiyi doğrulamak, nedenlerini ve tedavisini belirlemek için araştırmaya devam etmeye tamamen hazır olduğunu ifade etti.
WHO uzmanları, bu hastalığın bağışıklık sistemini etkilediğini, sinirleri korumak yerine onlara saldırdığını, kas güçsüzlüğüne neden olduğunu ve bazı durumlarda felce yol açtığını söylüyor. Söz konusu hastalığa genellikle akut bakteriyel veya viral bir enfeksiyon neden oluyor. ABD Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (CDC) Janssen aşısı olan 12,5 milyon insandan 100 vakanın bildirildiğini, yani bu aşı ile aşılananların 0,007’sine denk geldiğini açıkladı. Söz konusu vakalar, çoğu 50 yaşın üzerinde olan kişilerde, aşının uygulanmasından yaklaşık iki hafta sonra ortaya çıktı. Bu hastaların yüzde 95’inin durumu kritikti ve hastanede tedavilerini gerektiriyordu ve vakalardan biri hayatını kaybetti. CDC, Pfizer veya Moderna aşıları olan kişilerde bu hastalıkla ilgili hiçbir vakanın kaydedilmediğini açıkladı.
ABD’nin her yıl, influenza virüsü de dahil olmak üzere bakteriyel veya viral enfeksiyonların sonucunda oluşan bu hastalığa yakalanan yaklaşık 5 bin vaka kaydettiğini ve çoğunun tamamen iyileştiğini, ancak küçük bir kısmının yıllarca kas zayıflığı yaşadığını belirtmek gerekiyor.
Davos'ta “Trump'ın dünyası” ile eski Batı dünyası arasındaki sert çatışmahttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5233486-davosta-%E2%80%9Ctrump%C4%B1n-d%C3%BCnyas%C4%B1%E2%80%9D-ile-eski-bat%C4%B1-d%C3%BCnyas%C4%B1-aras%C4%B1ndaki-sert-%C3%A7at%C4%B1%C5%9Fma
Davos'ta “Trump'ın dünyası” ile eski Batı dünyası arasındaki sert çatışma
Trump, Dünya Ekonomi Forumu’na ev sahipliği yapan İsviçre'ye sert eleştirilerde bulunarak İsviçreli yetkilileri şaşırtmayı başardı (AFP)
Kifaye Euler
Davos’taki Dünya Ekonomi Forumu onlarca yıldır, siyasi ve ekonomik liderlerin Batı dünyasının ve uluslararası sistemin ortak geleceğini tartışmak için bir araya geldiği yıllık bir toplantı olageldi.
Ancak ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz çarşamba günü, İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda yaptığı uzun konuşmada, bu geleneği alt üst ederek, platformu kendi dünya görüşü ile ABD'nin geleneksel müttefiklerinin dünya görüşü arasında doğrudan bir çatışma sahnesine dönüştürdü. Trump, Batı sisteminin bazı temellerini yeniden şekillendirme olasılığını ortaya attığında, siyasi ve ekonomik elitlerden bir dizi katılımcı şaşkın bir sessizlik içinde oturdu, bazıları onaylamadıklarını belirten sesler çıkardı, diğerleri ise şok belirtileri gösterdi. Konuşmanın sonunda, Avrupa'nın en önde gelen karar vericilerinden biri olan Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ayağa kalktı. Solgun yüzüyle, ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham'a dönerek Trump'ın gerçek tutumunu ve ABD'nin dünyadaki yerini anlamaya çalıştı.
Trump'ın yakın müttefiki Graham, Stubb ile görüştükten sonra alaycı bir şekilde, “Avrupa'daki herkes uyandıklarında ve uyuduklarında endişeli” dedi.
Bu sahne, foruma hakim olan genel şoku özetliyordu. Her zaman ekonomik ve siyasi gelecekle ilgili benzer vizyonları paylaşan politikacıları, iş adamlarını, yatırımcıları ve ünlüleri bir araya getiren Davos, bir saati aşkın bir süre boyunca, Batı'nın önde gelen gücü ile kendilerinden giderek uzaklaştığını düşünen müttefikleri arasında dramatik bir kopuşu gözler önüne serdi.
Avrupalı liderlerle alay ettikten birkaç gün sonra, Trump karlı Alpler'e gelerek Batı ittifakına, onun değerlerine, ekonomik modeline ve küresel ticaret çerçevesine doğrudan eleştirdi. Günün sonunda Trump, en şiddetli tehditlerinden bazılarını geri çekti, Danimarka'dan satın almak istediği Grönland'ın geleceği konusunda NATO ile ön anlaşmaya varıldığını duyurdu ve bu hamleye karşı çıkan müttefiklere yeni gümrük vergileri uygulama tehdidinden vazgeçti.
Yeni bir dünya düzeninin şekillendiğine dair artan inanç
Bazı Avrupalı liderler bu adımları bir umut ışığı olarak görse de Davos'ta ABD'nin güvenilir bir müttefik olup olmadığına dair hakim olan derin endişeleri gidermeye yetmedi. O günün erken saatlerinde Trump, liderlere ticaret ve çevre politikaları ile göçmenlik konusundaki yaklaşımlarını hedef alan bir dizi eleştiri yağdırmıştı. Trump, Grönland'ın kontrolünü talep etmek ve NATO'ya saldırmak için geri döndüğünde, dağınık kahkahalar endişeli bir sessizliğe, ardından da duyulabilir bir şaşkınlığa dönüştü. Avrupalı liderler, ABD başkanının müttefik olarak hükümetlerinin güvenilirliğini sorgulamasını ve Avrupa ile Kanada'nın Washington'a siyasi ve tarihi borçları olduğunu ilan etmesini şaşkın bir sessizlik içinde dinlediler. Konuşmanın ardından, bazı katılımcılar Trump'ın düşüncesini ve ABD ile ortaklığın geleceğini anlamaya çalışmak için mevcut ve eski ABD yetkililerini aramaya koştu. ABD’li eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Phil Gordon, The New York Times'a yaptığı açıklamada, yabancı yetkililerin kendisine Trump'ın tutumunun ‘nihai’ olup olmadığını sorduklarını söyledi.
Gordon, "Şöyle soruyorlardı: Artık Amerika bu mu? İkinci Dünya Savaşı sonrası dönem tamamen sona erdi mi, yoksa geri dönmesi için hala umut var mı?
Ancak, yıllardır eski düzenin sembolü olan bir konferansın merkezinde, yeni bir dünya düzeninin şekillendiğine dair giderek artan bir inanç oluşmaya başladı. Gordon, Trump yönetiminde bunun yeni bir dünya düzeni olduğunu, kimsenin inkar edemeyeceğini ve hatta inkar eden Avrupalıların bile artık bunu kabul ettiğini söyledi.
Yeni bir dünya düzeninin şekillenmekte olduğuna dair inanç giderek güçleniyor (AFP)
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Trump konuşmasında, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ortaya çıkan dünya düzenini açıkça hiçe sayarak bu yeni vizyonun özünü net bir şekilde ortaya koydu ve Avrupalı müttefiklerin Grönland için ABD’ye ‘borçlu’ olduklarını ima etti. İkinci Dünya Savaşı'nda ABD’nin oynadığı rol olmasaydı, ‘hepiniz Almanca ve belki biraz da Japonca konuşuyor olurdunuz’ dedi, bu da salonda bariz bir hoşnutsuzluk yarattı.
Grönland'ı elde etmek için güç kullanma niyetinde olmadığını temin etmesine rağmen, konuyu geri ödenmesi gereken bir borç olarak göstermeye devam etti ve “Evet diyebilirsiniz, biz de minnettar oluruz, ya da hayır diyebilirsiniz, biz de bunu unutmayız” dedi.
Dünya Ekonomik Forumu’nun ev sahibi ülkesi İsviçre'ye de sert eleştirilerde bulunan Trump, “Onlar sadece bizim sayemizde başarılılar” diyerek İsviçreli yetkilileri şaşırttı ve ABD'nin uyguladığı yüksek gümrük vergileri övdü.
Buna yanıt olarak İsviçreli Milletvekili Elisabeth Schneider, “Gerçekten şok oldum. Vergi mükelleflerinin parasıyla havaalanından Davos'a kadar güvenliğini sağlıyoruz ve ticaret anlaşmazlığını çözdüğümüzü sanıyordum” dedi.
En kötüsü önlendi
Katılımcılar Trump'ın konuşmasını beğenmiş olsun ya da olmasın, bu konuşmanın forumun en çok konuşulan konusu olduğuna şüphe yok. Şirketler, toplantıları salonun dışında canlı olarak takip etti. Katılımcılar konuşmayı kaçırmamak için toplantı tarihlerini yeniden düzenlerken bazıları da koridorlarda yürürken canlı yayınla konuşmayı takip etti. Öte yandan özellikle Trump NATO müttefikine karşı güç kullanma seçeneğinin söz konusu olmadığını vurguladıktan sonra bazıları en kötüsünün önlendiğini düşündü. Demokrat Senatör Chris Coons, bunun sebebini “Avrupalı yetkililer daha sonra ona durumun daha kötü olabileceğini söylediler” diyerek açıkladı.
Bu gerginlik, ABD’nin küresel ekonomik sistemdeki konumunu tehdit ediyor. Ekonomik ve finansal açıdan da durum çok farklı değil. ABD, belirsizlik dönemlerinde her zaman bir güvenlik ışığı olmuştur, ancak bu kez durum değişmeye başladı.
Grönland gerilimleri, halihazırda devam etmekte olan ve ABD’yi küresel ekonominin merkezine yerleştiren küresel ekonomik sistemdeki değişim sürecini hızlandırıyor.
ABD, dünyanın dört bir yanındaki yatırımcılar için derin ve yüksek likiditeli finansal piyasaları ve sermayenin birincil varış noktası olması sayesinde, on yıllardır kargaşa dönemlerinde güvenli bir liman olmuştur. Ayrıca, uluslararası işlemlerin ortak dili olan bir para birimini benimsemiştir. Ancak bu durum da değişiyor.
Bugün, ABD Başkanı Donald Trump'ın çatışmacı ekonomi ve dış politika yaklaşımı, ülkeleri yatırımlarını başka yerlere yöneltmeye, savunma harcamalarını artırmaya, yeni ticaret ittifakları kurmaya ve ekonomilerin, güvenliğin ve geleceğin temelini oluşturan ekonomik güç olarak ABD'nin rolünü yeniden değerlendirmeye itiyor. Geçtiğimiz salı günü piyasalardaki hareketlilik önümüzdeki dönemde neler olabileceğine dair bir fikir verdi. Dünya genelinde hisse senetlerinin değerleri düştü. Ancak en ağır kayıpları ABD yaşadı. Dow Jones Endüstriyel Ortalaması endeksi 871 puan, yani yüzde 1,8 geriledi. S&P 500 yüzde 2,1, teknoloji ağırlıklı Nasdaq ise yüzde 2,4 değer kaybetti. Tahviller de küresel çapta satışlara maruz kaldı ve 10 yıllık ABD Hazine tahvillerinin getirisi yüzde 4,3'ün biraz altına inerken, dolar düşmeye devam etti.
Hazine tahvillerindeki sert düşüş ve doların değer kaybetmesi özellikle dikkati çekti. Çünkü kriz zamanlarında yatırımcılar genellikle güvenli liman olarak ABD'ye yönelirler, ancak o seansta tam tersi yönde hareket ettiler. Scotiabank'ın baş döviz stratejisti Sean Osborne, The Wall Street Journal'a (WSJ) verdiği demeçte, “Birçok uluslararası yatırımcı için ABD, iş yapmak için daha az dostane bir yer haline geldi ve bu durum gelecekteki yatırım kararlarını etkileyebilir” dedi.
“Trump'ın politikaları küresel istikrarın temellerinden birini sarsabilir”
ABD’li ekonomist ve Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü (PIIE) Başkanı Adam Posen, mevcut koşulların geçtiğimiz yıldan farklı olduğunu düşünüyor. Bu durum, Grönland üzerindeki gerginliğin tırmanmasıyla sınırlı değil, aynı zamanda ABD'nin Venezuela'ya askeri müdahalesini, Adalet Bakanlığı'nın ABD Merkez Bankası (Federal Rezerv/FED) Başkanı Jerome Powell'a hakkında başlattığı soruşturmayı ve ABD yönetiminin önceki anlaşmalara rağmen Avrupa ülkelerine yeni gümrük vergileri uygulama tehdidini de içeriyor.
WSJ’ye konuşan Posen, “Geriye dönüp baktığımızda bunun bir dönüm noktası olduğunu söyleme olasılığımızın çok daha yüksek olduğunu düşünüyorum” dedi. ABD’li ekonomist, ABD'nin on yıllardır düşük maliyetli finansman, güçlü yabancı yatırımlar ve ABD dolarının hakimiyeti karşılığında küresel ticareti kolaylaştırmaya ve güvenlik sağlamaya yardımcı olduğu için, yönetimin politikalarının küresel istikrarın temellerinden birini zayıflatabileceğine inanıyor.
Küresel ekonominin merkezi olarak ABD'nin gerilemesi, çok kutuplu bir dünya düzenine yol açabilir (AFP)
Uzun vadeli etkileri ciddi olabilir. Eğer dünya çapındaki yatırımcılar alternatif güvenli limanlar ararsa, ABD yabancı yatırımların azalması, enflasyonist baskıların artması ve kamu borcunu finanse etme kapasitesinin azalmasıyla karakterize bir gelecekle karşı karşıya kalabilir ve bu da yaşam standartlarını olumsuz etkileyebilir.
Ayrıca, ABD'nin küresel ekonominin merkezi olarak gerilemesi, Çin, Rusya ve ABD'nin kendi ekonomi ve güvenlik alanlarında hakimiyet kurduğu, daha tehlikeli ve daha eşitsiz bir dünya olan çok kutuplu bir dünyaya yol açabilir.
ABD’nin güvenli liman statüsünün kademeli olarak aşınması
Öte yandan Johns Hopkins Üniversitesi’nden ekonomi profesörü Robert Barbiera, ABD’nin güvenli liman statüsünün aşınmasının kademeli olabileceğini, ancak önceki gümrük vergileri ve artan borç seviyeleri gibi uyarı işaretlerinin bir süredir mevcut olduğunu söyledi. Piyasaların hızlı hareket ettiğini ve hisse senetlerinin tarihteki standartlara göre pahalı görünmesinin yardımcı olmadığını belirten Prof. Barbiera, “Bu piyasa, kimse ‘Aman Tanrım, fiyatlar çok cazip’ demeden önce çok düşebilir” dedi.
ABD’li ekonomist Robert Shiller'in, S&P 500 fiyatlarını son 10 yıldaki enflasyona göre düzeltilmiş ortalama kazançlarla karşılaştıran değerleme ölçütü, Dot-com balonundan bu yana en yüksek seviyesinde.
Bu dönem hariç, 145 yıllık veri tarihinde değerlemeler hiç bu kadar yüksek olmamıştı. Bank of America (BOfA) Yüksek Getirili Tahvil Endeksi'ne göre kurumsal borç değerlemeleri de yüksektir ve yüksek riskli tahvil getirileri ile karşılaştırılabilir hazine tahvillerinin arasındaki fark 2007'den bu yana en düşük seviyesine yaklaşıyor.
Bu yüksek değerlemeler göz önüne alındığında, yatırımcıların ABD varlıklarına olan güvenindeki herhangi bir düşüşün, ABD ekonomisi için geniş kapsamlı etkileri olan geniş çaplı bir satış dalgasını tetikleyebileceği endişesi söz konusu.
Geçtiğimiz yıl hisse senetlerindeki güçlü artışlar, özellikle yüksek gelirli kesimde tüketici harcamalarını artırdı ve yatırımlar, borç finansmanı ve ilgili şirketlerin hisselerinin yüksek değerlemeleriyle desteklenen yapay zeka projelerine akın etti, bu da gayrisafi yurt içi hasılayı (GSYİH) desteklemeye yardımcı oldu.
ABD tahvillerinin satışı
CrossMark Global Investments Yatırım Direktörü Bob Doll, “Hisse senetleri neredeyse mükemmel bir şekilde fiyatlandırılıyor” değerlendirmesinde bulundu. Şirket kazançlarının beklentileri aşmaya devam ettiğini ve FED faiz oranlarını düşürdüğü sürece bunun bir sorun olmadığını belirten Doll, ancak, yüksek riskli olan tarafın herhangi bir hata yapma lüksünüzün olmaması olduğunu vurguladı.
Spectra Markets'ın başkanı Brent Donnelly ise akademisyenlere ve öğretmenlere hizmet veren bir Danimarka emeklilik fonunun ABD Hazine tahvillerini satma niyetini açıklamasının, piyasaların karşı karşıya olduğu risklerin türünü gösterdiğini belirtti. Donnelly’ye göre fonun büyüklüğü tek başına piyasaları etkilemek için yeterli olmasa da İsveç ve Hollanda'daki daha büyük fonlar benzer kararlar alırsa ne olabileceğinin sinyalini veriyor.
Scotiabank'ın baş döviz stratejisti Osborne, “ABD sermaye piyasalarının derinliği ve likiditesi ile sunduğu getiriler göz önüne alındığında, bu piyasalardan vazgeçmek için çok güçlü bir neden gerekir” yorumunda bulundu. Ancak Osborne’a göre eski küresel düzen ve geleneksel ilişkiler zayıflamaya devam ettikçe ‘yatırımcılar paralarının daha azını ABD'ye yönlendirmek için daha büyük bir motivasyona ihtiyaç duyabilirler.
Almanya, "saldırı hazırlığındaki bir Hamas üyesini" daha tutukladığını duyurduhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5233480-almanya-sald%C4%B1r%C4%B1-haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1ndaki-bir-hamas-%C3%BCyesini-daha-tutuklad%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1-duyurdu
Almanya, "saldırı hazırlığındaki bir Hamas üyesini" daha tutukladığını duyurdu
Yakalanan şüphelinin 36 yaşında olduğu bildiriliyor (AFP/Arşiv)
Alman polisi, Avrupa'da terör saldırıları hazırlığında bulunduğu iddiasıyla bir kişiyi cuma akşamı tutukladı.
Beyrut'tan Berlin'deki Brandenburg Havalimanı'na inince durdurulan Lübnan yurttaşı Muhammed S.'nin Hamas üyesi olduğundan şüphelenildiği aktarıldı.
Federal savcılar, şüphelinin Ağustos 2025'te 300 mermi tedarik ettiğini ve Yahudilere ya da İsrail'e ait olan kurumlara saldırı komplosuna karıştığını öne sürüyor.
Alman yetkililer, Muhammed S.'nin ekimde tutuklanan Abed el G.'yle işbirliği yaparak terör eylemi hazırlığında olduğunu da iddia ediyor.
Ekimde silah temin etmeye çalışan üç kişinin benzer suçlamalarla tutuklandığı açıklanırken bunlardan ikisinin Alman, üçüncüsününse Lübnan vatandaşı olduğu bildirilmişti.
O dönem Leipzig ve Oberhausen'da polis operasyonları düzenlenmişti.
Kasımda da Alman yetkililer, yine bir Lübnan yurttaşını Çekya sınırı yakınlarında tutuklarken bu kişinin Hamas üyesi olduğundan şüphelenildiğini ifade etmişti.
Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, Hamas'ı destekleyen kişilerin vatandaşlıktan çıkarılması gerektiğini kasımda yaptığı açıklamada savunmuştu.
Önceki ay sosyal medyada Hamas'ı "Filistin'in kahramanları" diye niteleyen bir paylaşım yaptığı gerekçesiyle Filistinli bir göçmenin vatandaşlığının iptal edilmesinin ardından konuşan Dobrindt şu ifadeleri kullanmıştı:
Çifte vatandaşlık dahil olmak üzere Alman vatandaşlığı almış kişiler, değerler sistemimize bağlılıklarını beyan etmişlerdir. Bunun kasıtlı bir yanlış beyan olduğu ve bu değerler sistemini paylaşmadıkları ortaya çıkarsa, vatandaşlıklarının geri alınması mümkün olmalıdır.
Hamas, Almanya ve İsrail'in yanı sıra ABD ve Birleşik Krallık gibi pek çok ülke tarafından terör örgütü olarak kabul görüyor.
Örgütün 7 Ekim 2023'te 1200'e yakın kişinin öldürüldüğü, 250'yi aşkın kişinin de rehin alındığı saldırıları düzenlemesinin ardından başlayan Gazze savaşında çoğu kadın ve çocuk 70 bini aşkın Filistinli yaşamını yitirdi.
Independent Türkçe, BBC, Jerusalem Post, AP
Bir çete, dolandırıcılık yapmak için Belçika kraliyet ailesinin üyelerini taklit ettihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5233469-bir-%C3%A7ete-doland%C4%B1r%C4%B1c%C4%B1l%C4%B1k-yapmak-i%C3%A7in-bel%C3%A7ika-kraliyet-ailesinin-%C3%BCyelerini-taklit-etti
Bir çete, dolandırıcılık yapmak için Belçika kraliyet ailesinin üyelerini taklit etti
Belçika Kralı Philippe (EPA)
Belçikalı müfettişler dün, bir dolandırıcı çetesinin geçtiğimiz yıl boyunca önde gelen yabancı şahsiyetleri ve iş adamlarını dolandırmak için Belçika kraliyet ailesinin üyelerini taklit ettiğini açıkladı.
Federal savcılar dün, çetenin dolandırıcılığı gerçekleştirmek için e-postalar, telefon görüşmeleri ve yapay zekâ ile oluşturulmuş sahte videolar kullandığını söyledi.
Üyeleri henüz tespit edilemeyen çete, 2025 yılının başından beri telefon görüşmeleri ve WhatsApp yazışmaları üzerinden Kral Philippe veya üst düzey yetkililerinden birinin kimliğine bürünerek kurbanları tuzağa düşürmeye ve paralarını çalmaya çalışıyordu. Savcılar, çete üyelerinin kurbanlarını kraliyet ailesiyle olası bağlantılarına göre seçtiklerini ifade etti.
Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre savcılar yaptıkları açıklamada, “Neyse ki kurbanların çoğu dolandırıcılığı çabucak fark etti” dedi.
Savcılar, bir vakada çetenin bir kişiyi kendilerine para transferi yapmaya ikna ettiğini belirttiler.
Yabancılar ve iş adamlarının yanı sıra çete, kraliyet ailesine yakın Belçikalı aileleri de hedef almaya çalıştı.
Çete üyeleri, kralı taklit ederek Belçikalı iş adamlarına video röportaj için davetiyeler gönderdi.
Savcılar, “Röportajdaki görüntüler muhtemelen yapay zekâ ile oluşturuldu” dedi.
Bazı iş adamları, sahte akşam yemeği davetiyeleri aldı ve hayali etkinlik için sponsorluk ücreti ödemeleri istendi.
Savcılar, federal polisin uzman ekiplerinin yardımıyla dolandırıcılık olayını soruşturduklarını belirtti.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة