SRMG CEO’su Cumana er-Raşid: İddialı büyüme planlarımız var

SRMG CEO’su Cumana er-Raşid
SRMG CEO’su Cumana er-Raşid
TT

SRMG CEO’su Cumana er-Raşid: İddialı büyüme planlarımız var

SRMG CEO’su Cumana er-Raşid
SRMG CEO’su Cumana er-Raşid

Suudi Arabistan Araştırma ve Pazarlama Grubu (SRMG) CEO’su Cumana er-Raşid, ‘bölgedeki medya sektöründe lider bir kuruluş olarak rollerini sürdürecek dijital dönüşüm stratejisi uygulamak’ için grubun köklü mirasına dayanan iddialı büyüme planları olduğunu dile getirdi.
Ekim ayında SRMG CEO’su olarak göreve gelen Raşid, birkaç gün önce grubun yeni dönüşüm stratejisini açıkladı.
Raşid, Campaign dergisine verdiği röportajda, SRMG’nin bu bağlamda yeni dijital platformlar keşfederek, araştırmalar yürüteceğini, öngörüler geliştireceğini ve öncü etkinlikler düzenleyeceğini söyledi.
SRMG CEO’su Cumana er-Raşid’in röportajının tam metni şöyle:

-Sizce bu göreve atanmanızın sebebi nedir? Şirketin hedeflerini daha iyi anlamamıza yardımcı olabilecek hangi becerileri ve hırsları ortaya koyabilirsiniz?
Bunun cevabı liyakat. Liyakat, hırs, odaklanma ve vizyon, cesur dönüşümsel fikirleri hayata geçirme kararlılığıyla ortaya çıkarmanın tek yolu.
Göreve getirilme kararımı düşünürken, ülkenin geçirdiği liyakat, hırs ve azim kaynaklı dönüşümü göz önünde bulundurmalısınız.
Bu vizyon, SRMG gibi sermaye piyasasında işlem gören özel kuruluşlar da dahil olmak üzere, hükümetin en üst düzeylerinden hayatın tüm yönlerine kadar uzanmıştır.
Gerçek şu ki, değişim kaçınılmazdır ancak değişim önceden düşünülmeden ve planlanmadan gerçekleşirse rahatsız edici olabilir.
İçimde her zaman derin bir gazetecilik ve medya tutkusu vardı. Ardından dijital dünya ortaya çıkarak, aramızda güçlü bir iletişim ve etkileşim durumu yarattı.
SRMG’nin Şarku’l Avsat, Arab News, Sayidaty gibi sahip olduğu medya yayınlarının her zaman hevesli bir okuyucusu oldum.
Bu yayınlar, Londra’da Al-Riyadh gazetesinde muhabir olarak çalıştığım daha önceki çalışmalarımda bile hayatımda önemli bir rol oynadı.
Bugün ise, ekibimize ve bölgenin önde gelen medya kuruluşlarından birine liderlik etmekten onur duyuyorum ve ayrıcalıklı hissediyorum. Arap medyası ve gazeteciliğinin dev isimlerinin kişisel ve profesyonel olarak başardıklarının üzerine inşa etmeye çalışıyorum.
Bölgede sektör lideri olarak rolümüzü sürdürecek dijital dönüşüm stratejisi uygulamak için SRMG’nin köklü mirasına dayanan iddialı büyüme planlarımız var. 
SRMG, haber ve bilgi kaynağı olacak modern bir küresel kuruma dönüşmeye hazırlanıyor. İçeriğimizi geliştirip, teknolojimizi ilerletip, yeteneğe yatırım yaparak, medya erişim ve etkileşimimizi artıracağız.
Her zaman ve her yerde erişilebilen özgün, özel ve benzersiz içerik, haber ve bilgilerle okuyucularımızı güçlendirmeye ve hayatlarını zenginleştirmeye çalışıyoruz.

-Önümüzdeki yıllarda SRMG için yol haritanız nedir?
Matbu yayınlarımızı dijital platformlara dönüştürerek, pazardaki boşluklara hitap eden yeni platformlar sunarak, cesur fikirlerle medya girişimlerine yatırım yaparak ve uzun vadeli ortaklıklar kurarak, mevcut portföyümüzü, dijital içeriğimizi ve küresel erişimimizi daha da genişletmeye odaklanıyoruz.
Bloomberg ve The Independent gibi önde gelen medya kuruluşlarıyla halihazırda başarılı ortaklıklar ve işbirliklerimiz var ve bunlara daha fazlasını eklemek için çalışıyoruz.
İzleyicilerimize orijinal, ayrıcalıklı ve pazarla ilgili birinci sınıf içerikler sunarak, SRMG’nin Ortadoğu’daki lider bir küresel medya kuruluşu olarak konumunu güçlendirmeye çalışıyoruz.
Ayrıca, gelir kazanma yeteneklerimizi geliştirmek ve kaynaklarımızı çeşitlendirmek için veri ve teknoloji alanlarındaki yeteneklerimizi sürekli geliştireceğiz.
Çabalarımız konusunda ciddi olduğumuz ve ticari getirilerin grup için bir öncelik olduğu oldukça açık.
Aboneler, içerik üreticileri, içerik dağıtıcıları veya diğerleri olsun, müşterilerimize, ortaklarımıza, reklam verenlere ve birincil paydaşlarımıza, içerik ve platformlarımıza yatırdıkları zaman ve para için en yüksek yatırım getirisini ve değeri sunabilmek istiyoruz.
Amacımız, iş, kârlılık, ölçülebilirlik ve benzersiz deneyimler açısından onlara daha fazla veri anlayışı ve analitiği sunmaktır.
SRMG’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da düşünce liderliğine dahil olduğunu, Arap medya sektörünü bir bütün olarak etkileyen mevcut sorunlara yeni politikalar, girişimler ve çözümler önerdiğini görmeyi umuyorum.
Sektör için iyi olan, çoğu zaman bizim için de iyidir! Rekabet sağlıklıdır, ancak herkesin ortak iyiliği için birlikte başarabileceğimiz çok şey var.

-SRMG geleneksel medyadan dijital medyaya geçişe nasıl adapte oldu? Dikkatinizi nereye odaklayacaksınız ve bu geçişte ilerlemek için stratejiniz nedir?
İleriye dönük olarak, marka adı, ürün ve dağıtım, orijinal ve birinci sınıf içerik, çoklu platform varlığına odaklanıyoruz.
Açıkçası, maliyetler ve para kazanma konusunda sıkı bir kontrol sağlarken, kültürel olarak etkili ve ticari olarak uygulanabilir kalmak gerekir.
Kısacası, izleyicilerimize sosyal medya, podcast, sesli kitap, e-kitap, etkinlik, oyun, e-spor platformları ve sergiler de dahil olmak üzere en çok kullandıkları platformlarda giderek daha fazla ihtiyaç duydukları içeriği sağlıyoruz.
Yeni büyüme stratejimiz, uzun bir büyüme ve yenilik geçmişine sahip bir medya kuruluşunun yolculuğunda heyecan verici yeni bir bölümü temsil ediyor.
Bugün, yeni dönüşüm stratejisi kapsamında SRMG Medya, SRMG International, SRMG Think, SRMG X ve SRMG Labs gibi 5 yeni iş alanında faaliyet gösteriyoruz.
Dijital platformlarımız aracılığıyla kişisel bağlantıları güçlendirmek için yeni dijital platformlar geliştirecek, araştırmalar yürütecek, öngörüler geliştirecek ve öncü etkinlikler ile sergiler düzenleyeceğiz.

-Yönetim ekibinizi nasıl seçtiniz? Hangi özellikler ve becerileri aradınız?
Bu çabaların başarısı, yalnızca önemli pozisyonlara yetenekli kişilerin seçilmesini değil, aynı zamanda tüm pozisyonlarda en yetenekli kişilerin görevlendirilmesini gerektirir.
Liyakat, hırs ve azim, SRMG tarafından yeni çalışanların seçilmesinde benimsenen temel özelliklerdir. Ekibim beni tamamlıyor ve hepimiz masaya bir şeyler getiriyoruz.
Net bir vizyonla yönlendirilen güçlü bir çalışma ekibinin varlığı, kuşkusuz hızlı büyüme ve değişime dönüşecektir. 
Gerçekten de insanlar bizim en büyük varlığımızdır. SRMG bünyesindeki çalışma ekibinin eğitim ve becerilerini geliştirmek için çalışacağız.
Misyonumuz, ekibimizdeki en iyiyi ortaya çıkarmak için çabalamayı gerektiriyor ve karşılığında onlara en iyisini vermeye çalışıyoruz.
Yeni stratejimiz, yeni nesil gazetecilerin, içerik oluşturucuların ve diğer medya profesyonellerinin gelişmesine yardımcı olabilmemiz için becerilerin ve profesyonel gelişimin desteklenmesine önemli ölçüde odaklanıyor.
Tüm SRMG çalışanlarının yaptıkları iş konusunda tutkulu olmalarını, yenilikçi fikirler, çözümler üretme ve yaratıcı süreçlerde cesur olma konusunda kendilerini güçlü hissetmelerini istiyorum.
Editoryal uzmanlığımız, son 50 yıldaki başarımızın büyük bir parçası olmuştur ve önümüzdeki 50 yıl boyunca da yaptığımız her şeyin merkezinde olmaya devam edecektir. Çünkü etkili ve benzersiz içerik yaptığımız her şeyin temel taşıdır.

-Bu göreve getirilmeniz ülkede kadın yeteneklerine değer veren ve ödüllendiren yeni özgürlük dalgası hakkında çok şey söylüyor. Önümüzdeki yıllarda medya sektöründe çalışan kadınlarla ilgili başka neler görmeyi umuyorsunuz veya bekliyorsunuz?
Kadınlar, bölgesel ve küresel düzeylerde kültürel ve yenilikçi endüstrilerde hayati bir rol oynadığından, herhangi bir grubun, topluluğun veya sektörün büyümesi ve ilerlemesinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Kadınlara yönelik yayıncılık pazarında lider olan SRMG’nin Sayidaty, Hia ve Al Jamila da dahil olmak üzere sahip olduğu geniş portföy, 1980’li yıllardan bu yana kadınlarla ilgili seçkin içerikler içeriyor. Herkesin sesinin duyulması ve hikayelerin anlatılması için yolu açmaya devam ediyoruz.
Gerçek sorunları ele almaktan ve tüm kadınların derinden önemsediği hikayeleri çarpıtma, abartı veya önyargı olmadan anlatmaktan gurur duyuyoruz.
Bu nedenle Suudi Arabistan’ın yanı sıra Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde milyonlarca kadın içeriğimizi arıyor ve güveniyor, bu da bizi daha fazlasını yapmak üzere motive ediyor. Kesinlikle, bu konuda daha yapılacak çok şey var ve başardıklarımızla yetinmek gibi bir niyetimiz yok.
Yeni dönüşüm stratejimiz kapsamında, SRMG’nin bir yetenek mıknatısı, profesyonel gelişime odaklanan, daha fazla kadını medya endüstrisinde ve haber odasında rol almaya teşvik eden bir merkez olmasını istiyoruz.
Bunun, medya profesyonelleri, gazetecileri ve içerik yaratıcılarını güçlendirerek ve gazeteciliğin öğretilme ve üretilme şeklini değiştirerek, SRMG’yi Ortadoğu’nun dijital geleceğinin kalbinde sağlam bir şekilde konumlandırmasına yardımcı olacağına inanıyoruz.

-SRMG’nin editoryal yönergeler, sansür vb. açısından hükümetle ilişkisi nedir? Birlikte nasıl çalışıyorsunuz?
Yayınlarımızın her birinin, dünyadaki diğer yayınlar gibi kendi editoryal çizgisi vardır. İçerik ve hikayelerimizi, küresel en iyi uygulamalar doğrultusunda en üst düzeyde bütünlükle ele alıyoruz.
Tarihte geriye giderseniz, SRMG’nin 1972’den beri Şarku’l Avsat ve Arab News gibi yayınlarının popüler olmayan fikirlerin tartışılması konusunda hiçbir zaman çekinmediğini göreceksiniz.
Buna, 1980’li yıllarda kadınlara özel bir dergiye sahip olmak şöyle dursun, kadın sorunlarının kamuoyu önünde tartışmaya açık olunmadığı bir dönemde Sayidaty dergisinin çıkarılması da buna dahil.
Haber, bilgi ve yaşam tarzı içeriğinde önde gelen bir kaynak olduk ve Ortadoğu’nun özgün, benzersiz hikayesini anlatmada önemli bir rol oynadık. 
Bu zengin ve benzersiz tarih, SRMG’nin temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle gazeteciliğin toplumda oynadığı önemli rolün farkındayız.
SRMG bünyesindeki editörlerimiz kendi kapsamını tanımlar. Haberleri gerçeğe dayalı bir bakış açısıyla tarafsız ve doğru bir şekilde ele alma konusunda gururlu bir geleneğe sahibiz. 
Biz büyümeye, yeni platformları ve yeni fikirleri benimsemeye devam ettikçe bu durum böyle kalacak. 
Hedeflerimiz küresel izleyicileri güçlendirmek, insanların hayatlarını zenginleştirmek, bilgiye yatırım yapmak ve kalıcı küresel bağlantılar kurmaktır.



Aksiyon klasiğinin devamında rota değişti: Yönetmen koltuğu boşaldı

Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
TT

Aksiyon klasiğinin devamında rota değişti: Yönetmen koltuğu boşaldı

Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)

1990'ların aksiyon klasiği Yüz Yüze'nin (Face/Off) devam filmi için yönetmen koltuğu boş kaldı. 

Collider'ın haberine göre, daha önce hem senaristliği hem de yönetmenliği üstleneceği açıklanan Adam Wingard, Paramount Pictures'ın devam projesinden ayrıldı.

Hollywood Reporter ayrılığın iki tarafın karşılıklı anlaşmasıyla gerçekleştiğini yazıyor. Böylece Face/Off 2, yönetmensiz kaldı ve stüdyo, John Travolta ve Nicolas Cage'li kült filmin devamı için farklı isimlerden yeni fikirler dinlemeye başladı.

2019'da yapımcı Neal Moritz'in bir yeniden çevrim üzerinde çalıştığı haberi gündeme gelmiş, Paramount da senaryoyu yazması için Oren Uziel'i görevlendirmişti. 2021'deyse stüdyo, Wingard'ı yönetmen olarak projeye dahil etmişti. Ayrıca Wingard'ın senaryoyu Simon Barrett'la birlikte kaleme aldığı duyurulmuştu.

Wingard'ın sıradaki filmi, A24 imzalı gerilim Onslaught. Yapımın oyuncu kadrosunda Adria Arjona, Dan Stevens, Drew Starkey ve Rebecca Hall yer alıyor. 43 yaşındaki Wingard, Misafir (The Guest), Katliam Gecesi (You're Next) ve Godzilla ve Kong: Yeni İmparatorluk'la (Godzilla x Kong: The New Empire) tanınıyor.

John Woo'nun yönettiği 1997 yapımı Yüz Yüze, deneysel bir prosedürle yüzlerini ve kimliklerini değiştiren bir FBI ajanıyla bir teröristin hikayesini anlatıyordu. Paramount'un Haziran 1997'de vizyona soktuğu film, dünya genelinde 240 milyon doların üzerinde hasılat elde etmiş ve ses efektleri kurgusu dalında Oscar adaylığı kazanmıştı.

Wingard, 2024'te Hollywood Reporter'a verdiği röportajda, Face/Off 2 için geldiği noktadan duyduğu heyecanı dile getirmişti.

"Face/Off meselesine çok girmek istemiyorum ama evet, bence senaryo gerçekten acayip iyi" demişti: 

Okuduğunuzda 'Vay anasını!' diyorsunuz. Bu, hayal bile edemeyeceğim kadar sahici bir devam filmi.

Independent Türkçe, Collider, Hollywood Reporter


Yeni seri katil filmi "sıfır" puanla sınıfta kaldı

Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
TT

Yeni seri katil filmi "sıfır" puanla sınıfta kaldı

Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)

Yeni korku filmi Psycho Killer, Rotten Tomatoes'da adeta yerden yere vuruluyor.

Yedi (Seven), The Killer ve Hayalet Süvari'yle (Sleepy Hollow) tanınan Andrew Kevin Walker'ın yazdığı yeni seri katil filmi, ABD'de 20 Şubat'ta sinemalarda gösterime girdi. Barbarian yıldızı Georgina Campbell'ın başrolünde yer aldığı filmin oyuncu kadrosunda Grace Dove, Malcolm McDowell ve Logan Miller da var. 

Gavin Polone'un yönettiği Psycho Killer, eşinin vahşice öldürülmesinin ardından bir polis memurunun failin peşine düşmesini anlatıyor.

Eleştirmenlerin yorumları şu ana kadar istisnasız biçimde olumsuz: Film, Rotten Tomatoes'da nadir görülen şekilde yüzde sıfır puanda kaldı.

Rotten Tomatoes, Psycho Killer için yeterli sayıda doğrulanmış kullanıcı yorumu toplayınca izleyici puanı da açıklandı. Sinemaseverler eleştirmenlere kıyasla biraz daha yumuşak davranmış olsa da genel hava hâlâ olumsuz. Yeni yorumlar geldikçe tablo değişebilir ancak filmin izleyici skoru şimdilik yüzde 33'te kalmış görünüyor.

Olumsuz yorumlarda öne çıkan eleştiriler benzer: Oyunculuk ve senaryo en çok yerilen noktalar olurken, bazı izleyiciler özel efektlerden duydukları hayal kırıklığını da dile getirdi. Ayrıca film çoğu kişi tarafından "sıkıcı" bulundu.

Epic Film Guys, X'te "Psycho Killer sıkıcı, yavan bir keşmekeş" diye yazdı: 

Zayıf performanslar, sıradan karakterler ve dağınık hikaye, etkisiz ölüm sahneleriyle birleşince insanı tatmin etmiyor. En büyük kozunuz Malcolm McDowell'sa, ortada bir sorun vardır.

Midnight Movie Talk'tan Erick Weber ise daha sert konuştu: 

Akıl almaz derecede berbat. Gördüğüm en aptal senaryolardan biri. Fragmanla film arasındaki fark yüzünden izleyici 20th Century Studios'u dava etmeli.

AllAboutMovies de filmi "ortalamanın altında" ve "sebepsiz yere yavaş" diye niteledi; Campbell içinse "iyi olan tek şey oydu" yorumunu yaptı.

Fresh Fiction TV'den Courtney Howard da benzer bir çizgideydi: 

Son derece sıkıcı, dağınık bir film. Tembel, ilkel ve akıl karıştıran yaratıcı tercihlerle dolu. Georgina Campbell'a gerçekten yazık etmişler.

Filmin bütçesinin 10 milyon doların altında olduğu belirtiliyor. Bu nedenle gişede zamanla makul bir hasılata ulaşıp az da olsa kâra geçmesi ihtimal dahilinde. Kısacası düşük bütçe umut verse de gelen tepkiler filmin işinin kolay olmayacağını söylüyor.

Psycho Killer'ın Türkiye'deki vizyon tarihi şimdilik belirsiz.

Independent Türkçe, ScreenRant, GamesRadar


Politik tartışmadan kaçan Berlinale'de ödül gecesi taşları yerinden oynattı

Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
TT

Politik tartışmadan kaçan Berlinale'de ödül gecesi taşları yerinden oynattı

Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)

76. Berlin Uluslararası Film Festivali (Berlinale) etkinlik boyunca siyasi tartışmalardan kaçındığı gerekçesiyle art arda eleştiriler alsa da jürinin tercihleri ve kazananların konuşmaları bu eksikliği önemli ölçüde telafi etti.

Festivalin büyük ödülü Altın Ayı, hükümetin hedefi haline gelen bir Türk ailesini izleyen, İlker Çatak imzalı Sarı Zarflar'a gitti. Hollywood Reporter'ın aktardığına göre ödülü takdim eden Jüri Başkanı Wim Wenders, filmi "totalitarizmin siyasal diliyle sinemanın empatik dili arasındaki karşıtlığı" anlatan bir yapım diye niteledi.

Ödülünü alırken Çatak, siyasi bir konuşma hazırladığını ancak bunu paylaşmamayı seçtiğini söyledi: 

Çok sayıda zeki insan çok sayıda akıllıca şey söyledi ve ben sahneyi bu filmi birlikte yaptığım harika insanlara bırakmak istiyorum. Bu ödülün asıl kahramanları onlar.

Yine de filmindeki bir sahnenin "Berlin'de geçen son birkaç günü hatırlattığını" belirterek şunu ekledi: 

Sinemacılar sinemacılara karşı, sanatçılar yaratıcı insanlara karşı... Ama biz düşman değiliz. Biz müttefikiz. Asıl tehdit aramızda değil. Asıl tehdit otokratlar. Aşırı sağ partiler. Zamanımızın nihilistleri; iktidara gelip yaşam biçimimizi yok etmeye çalışanlar.

İkincilik ödülü olan Gümüş Ayı Büyük Jüri Ödülü ise Emin Alper'in Kurtuluş filmine gitti. Alper konuşmasında, hapisteki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da dahil olmak üzere cezaevindeki bazı muhalif isimlerle dayanışma içinde olduğunu belirtti.

Alper ayrıca "zorbalık altında acı çeken İran halkı" ve "en korkunç koşullar altında yaşayan ve ölen Gazze'deki Filistinliler" için de sesini yükseltti.

Chronicles from the Siege'le GWFF En İyi İlk Uzun Metraj Film Ödülü'nü kazanan yönetmen Abdallah Alkhatib, sahneye kefiyeyle çıktı. Yapımcı Taqiyeddine Issaad ise Filistin bayrağı taşıyordu.

Alkhatib, "Berlinale'ye katılmak konusunda tek bir nedenle çok büyük baskı altındaydım" dedi: 

Burada durup 'Filistin özgür olacak' demek için.

Filistinli sinemacı sözlerini şöyle sürdürdü: 

Ve bir gün Gazze'nin tam ortasında, Filistin'in diğer şehirlerinin tam ortasında büyük bir film festivali düzenleyeceğiz. Festivalimiz kuşatma altında yaşayanlarla, işgal altında yaşayanlarla ve dünyanın dört bir yanında diktatörlükler altında yaşayanlarla dayanışma içinde olacak. Sinemadan önce siyasetten konuşacağız. Sanattan önce direnişten, görevden önce özgürlükten, kültürden önce insandan söz edeceğiz. O uzun zamandır beklenen gün geliyor.

Alkhatib sözlerine "Uzun zamandır beklenen gün geliyor ve insanlar ne olduğunu sorduğunda onlara, 'Filistin hatırlıyor' deyin. Bizimle birlikte duran herkesi hatırlayacağız ve bize, onurlu bir yaşam sürme hakkımıza karşı çıkan ve sessiz kalmayı seçen herkesi hatırlayacağız" diyerek devam etti. 

37 yaşındaki yönetmen sözlerini şöyle sürdürdü:

Bazı insanlar bana, şimdi söylemek üzere olduklarımı söylemeden önce dikkatli olmam gerektiğini söyleyerek Almanya'da bir mülteci olduğumu hatırlattı. Çok fazla kırmızı çizgi var ama umurumda değil. Benim umurumda olan halkım, Filistin. O yüzden son sözüm Alman hükümetine: İsrail'in Gazze'deki soykırımında ortaksınız. Bu gerçeği anlayacak kadar zeki olduğunuza inanıyorum ama umursamamayı seçiyorsunuz. Filistin özgür olsun; şimdi, dünyanın sonuna kadar.

Kısa Film Altın Ayı ödülü Marie-Rose Osta'nın Someday, a Child'a (Yawman ma walad) verildi. Osta'nın konuşması seyirciden alkış ve tezahüratlarla bölündü.

Osta, "Burada ikiye bölünmüş halde duruyorum" dedi: 

Bir yanımda yönetmen olan tarafım var; hayatımı değiştirecek bu sevimli, güzel ayıyı alıyor olmaktan inanılmaz etkilenmiş durumdayım. Öte yandan içimdeki insan. Lübnanlı bir kadın, bir tanık... Ve hikayemi sizinle paylaşmak zorundayım.

Osta, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Bir çocuk hakkında film yaptım. Süper güçleri var; uykusundan onu uyandıran rahatsız edici sesleri yüzünden iki İsrail savaş uçağını düşürüyor. Bu sinema. Ama gerçek hayatta Filistin'in her yerindeki ve benim Lübnan'ımdaki çocukların, onları İsrail bombalarından koruyacak süper güçleri yok. Ateşkes, hem Gazze'de hem Lübnan'da İsrail tarafından ihlal ediliyor. Hiçbir çocuğun bir soykırımdan sağ çıkmak için süper güçlere ihtiyacı olmamalı. Bu ödülün bir anlamı varsa o da Lübnanlı ve Filistinli çocukların pazarlık konusu olmayacağıdır.

Berlinale'nin yeni başkanı Tricia Tuttle, hem festivalde ifade özgürlüğünün yerini savunan hem de basın toplantılarında siyasi soru sorulmasına mesafeli duran uzun bir açıklama kaleme almıştı. Buna karşılık, 80'den fazla sinemacı festivalin Gazze'deki soykırıma karşı sessizliğini kınayan bir açık mektuba imza atmıştı.

Wim Wenders, Altın Ayı'yı Çatak'a takdim etmeden önce Tuttle'ı överek "Bir fırtınayı birlikte atlattık" dedi. Tuttle ise töreni şu sözlerle kapattı: 

Bu akşam bu sahne, Berlinale'nin kendisi gibiydi. Burası hiçbir zaman sessizliğin yeri olmadı. Burası sanatçıların konuştuğu bir yer; bazen rahatsız eden ya da tartışmalı bulunan biçimlerde konuşurlar ama o alanı açık tutmamız önemli. Konuşmazsak ne olur, kim bilebilir?

12-22 Şubat'ta Berlin'de düzenlenen festival, açılış gecesinde jüri başkanı Wim Wenders'in Gazze'yle ilgili verdiği yanıtın ardından siyasi tartışmaların gölgesinde kalmıştı.

Wenders, "Sinemacılar olarak siyasetin dışında kalmalıyız" sözleriyle eleştirilerin hedefi haline gelmişti.

Independent Türkçe, IndieWire, Hollywood Reporter, Variety