Rus kuvvetler, DEAŞ saldırısının ardından Suriye Çölü’ne baskın düzenlediler

SOHR, Rukban Kampı’na sığınan yerinden edilenlerin acılarının daha da arttığını bildirdi.

Geçen ocak ayında DEAŞ’ın saldırısına uğrayan el-Badiye bölgesindeki Rus askerler. (AFP)
Geçen ocak ayında DEAŞ’ın saldırısına uğrayan el-Badiye bölgesindeki Rus askerler. (AFP)
TT

Rus kuvvetler, DEAŞ saldırısının ardından Suriye Çölü’ne baskın düzenlediler

Geçen ocak ayında DEAŞ’ın saldırısına uğrayan el-Badiye bölgesindeki Rus askerler. (AFP)
Geçen ocak ayında DEAŞ’ın saldırısına uğrayan el-Badiye bölgesindeki Rus askerler. (AFP)

Rus bombardıman uçakları, DEAŞ’ın 13 Temmuz’da rejim güçlerine ve yandaşlarına düzenlediği ve en az 15 kişinin yaşamını yitirdiği saldırının ardından terör örgütünün Suriye’nin orta kesimlerindeki el-Badiye (Suriye Çölü) bölgesindeki mevziilerine saldırı düzenledi.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Rus savaş uçaklarının, doğudaki Humus’tan Rakka’ya kadar, el-Badiye bölgesinde DEAŞ hücrelerinin yayıldığı yerlere 20’den fazla hava saldırısı düzenlediğini aktardı.
Rakka kırsalındaki Rusafe Çölü’nde bir yanda rejim güçleri ile onlara bağlı milisler, diğer yanda da bölgede konuşlanan örgüt arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı belirtildi. Şafaktan beri devam eden çatışmalarda ölümler meydana geldiği belirtilen açıklamada rejim güçlerine mensup 5 kişinin yaşamını yitirdiği, 8’inin de yaralandığı bilgisi verildi.
SOHR, Humus kırsalındaki Palmira Çölü’nde DEAŞ’ın döşediği bir mayının patlaması sonucu Filistin merkezli Kudüs Tugayı’na bağlı bir saha komutanının ve beraberindeki 3 unsurun öldüğünü kaydetti.
SOHR’a göre 24 Mart 2019 tarihinden bu yana rejim güçlerinden ve en az 2i Rus da dahil, Suriye uyruklu olan ve olmayan yandaşlardan bin 498 kişi öldü. Ayrıca 153 İran yanlısı milis de yaşamını yitirdi. Söz konusu kayıpların tamamı DEAŞ’ın batı Fırat, Deyrizor Çölü, Rakka, Humus, es-Suveyda, Hama ve Halep’te düzenlediği saldırı, bombalama ve pusularda meydana geldi.
SOHR ayrıca DEAŞ saldırılarında gaz sahalarında çalışan 4 sivil, onlarca çoban, kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere çok sayıda sivilin öldürüldüğünü belgeledi. Aynı şekilde örgütün aynı dönemde 968 saldırı ve bombardıman gerçekleştirdiği aktarıldı.
El-Badiye bölgesinde, Irak- Suriye- Ürdün sınır üçgeninde yer alan ve yerinden edilen yaklaşık 11 bin kişinin sığındığı Rukban Kampı’na giden tek yolun kapatılması sonucunda gıda fiyatlarında gözle görülür bir artış yaşandı. SOHR aktivistlerine göre bu durum, kampta kalmayı tercih eden yerinden edilen Suriyelilerin acılarını, rejim bölgelerine geri dönme mecburiyetini ve gözaltına alınma korkusunu artırdı. Gıda malzemeleri, büyük meblağlar karşılığında kaçakçılar ve hak sahipleri aracılığıyla kampa ulaşıyor. Rukban Kampı sakinleri ayrıca böceklerin, akreplerin ve yılanların yayılması ve panzehirin bulunmaması nedeniyle çocukları için endişe duyuyor. Öyle ki çölde etrafa saçılan akreplerin soktuğu çocuklarla ilgili olarak her gün yaralanmalar kaydediliyor. Aynı şekilde tüketimin artması sonucu su temininde sıkıntılar yaşanıyor.
Rukban Kampı’ndaki yerinden edilenler, insani kuruluşlara ve Birleşmiş Milletler’e (BM) kampın maruz kaldığı sıkıntılar nedeniyle müdahalede bulunma, kendilerine yiyecek ve ilaç yardımı sağlama çağrısında bulundular.
SOHR, Irak- Suriye- Ürdün sınır üçgenindeki el-Badiye’de bulunan Rukban Kampı’ndaki 11 binden fazla yerinden edilen insanın acılarının devam ettiğini bildirdi. Öyle ki insani felaket, rejim güçleri ve Ruslar tarafından uygulanan boğucu kuşatma ortasında, herhangi bir uygulanabilir çözüm olmaksızın her geçen gün daha da kötüleşiyor.
SOHR’a göre Ürdün hükümeti tarafından ‘Avn’ tıbbi noktasının korona pandemisi nedeniyle sürekli olarak kapatılması ve kampın tıbbi malzemelerden yoksun kalması nedeniyle kamptaki durum, özellikle de sağlık koşulları kötüleşiyor. Basit bir cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyanlar dahi kamptan ayrılarak rejim bölgelerine gitmek zorunda kalıyor. Öyle ki Rukban’da kalanlar, hastalık çekici ve kampta pusuya yatan rejim unsurlarının örsünün arasında sıkışmış durumda. Suriye Kızılayı, hastaları hastanelere nakletmek için çalışıyor. Ancak hastaların, hastanelerde bir ‘uzlaşıya’ tabi olmaları gerekiyor. Zira hastaların birçoğu gözaltına alınırken bir süre sonra da kendileri ile irtibat kesiliyor.
SOHR duruma ilişkin “Konu sadece sağlık boyutuyla sınırlı değil. Çünkü kamptaki yüksek fiyatlar, durumu daha da kötüleştiriyor” açıklamasında bulundu. Kamp, son zamanlarda un arzının kesintiye uğramasına ve kaçakçılar yoluyla Rukban’a giren, vatandaşların ihtiyaç duyduğu gıda ve gerekli malların fiyatlarında çılgınca bir artışa tanık oldu. Öyle ki kamptaki yerinden edilenlerin herhangi bir maddi geliri yok. Kamp dışındaki akrabalarının kendilerine gönderdikleri paralara bağımlı halde yaşıyorlar.

ABD’den tatbikat
SOHR, ülkenin kuzeydoğusunda, Deyrizor kırsalındaki el-Ömer Petrol Sahası’nda konuşlanan ABD kuvvetlerinin Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile askeri tatbikatlar yaptığını aktardı. Petrol sahası, Uluslararası Koalisyon’un Suriye’deki en büyük askeri üssü sayılıyor. SOHR’dan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Üssün Fırat’ın batısında, İran nüfuzu altındaki bölgelerden füze ile hedef alınmasının ardından başlatılan tatbikatlar, yerleşim yerlerinin tahliye edilmesi ve çevreye konuşlandırılmasına ilişkin olarak işçilerin eğitimi amacıyla düzenleniyor.
Aktivistler iki gün önce, Fırat’ın batısındaki İran milislerinin nüfuz alanlarından, el-Ömer Petrol Sahası’ndaki üssüne el yapımı bir füzenin düştüğünü duyurdular.
SOHR, 10 Temmuz’da Deyrizor’un doğu kırsalında Uluslararası Koalisyon güçleri tarafından askeri üs olarak kullanılan ‘Koniko’ gaz sahasında, kaynağı belirlenemeyen bir füzenin düşmesi sonucu güçlü bir patlama meydana geldiğini bildirdi. Füzenin, Fırat’ın batısındaki İran yanlısı milislerce fırlatıldığına inanılıyor. Füzenin sahadaki askeri üssün yakınına düşmesi nedeniyle kayıplar hakkında herhangi bir bilgi verilmedi.



Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
TT

Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)

Irak’ta yeni bir hükümet kurmak için aday olan eski Başbakan Nuri el-Maliki, dün Bağdat'ta ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak, Washington'ın muhalefetine rağmen adaylıktan çekilmeyeceğini açıkladı.

Dün Fransız Haber Ajansı AFP'ye konuşan Maliki, “Geri çekilmeye niyetim yok, çünkü ait olduğum ülkeyi, onun egemenliğini ve iradesini saygı duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Çoğunluğu İran'a yakınlığıyla bilinen Şii partilerden oluşan Koordinasyon Çerçevesi ittifakının kendisinin adaylığı üzerinde anlaşmaya vardığını belirten Maliki, “Dolayısıyla bu makama saygı duyduğum için geri çekilmeyeceğim. Birçok açıklamada geri çekilme olmayacağını söyledim. Sonuna kadar gideceğim” şeklinde konuştu.

Öte yandan ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Bağdat'ta birkaç toplantı düzenledi ve geçici Başbakan Muhammed Şia es-Sudani ile görüştü. Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Barrack, “Başkan (Donald) Trump'ın bölgede barış planına uygun bir gelecek inşa etme hedeflerini tartıştım. Irak ve halkının istikrarını teşvik edecek politikalar benimseyen etkili bir liderliğin varlığı, ortak hedeflere ulaşmak için çok önemli” ifadelerini kullandı.


Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
TT

Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)

Çad, Darfur bölgesinde ordu yanlısı “Ortak Güç”ün kontrolündeki Tine şehri çevresinde çatışmaların artması üzerine, çoğu insani yardımın geçtiği ünlü Adré geçişi de dahil olmak üzere Sudan ile sınırlarını kapattığını duyurdu ve topraklarına yönelik her türlü saldırıya karşılık vereceğini açıkladı.

Dün gerçekleşen sınır kapatma kararı, ülkenin batısındaki son ordu yanlısı kale olarak kabul edilen bu sınır bölgesini kontrol altına almak için Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve Müşterek Kuvvetler arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.

Çad Enformasyon Bakanlığı yaptığı açıklamada, dünden (Pazartesi) itibaren ikinci bir duyuruya kadar sınır ötesi insan ve mal geçişlerinin kısıtlandığını bildirdi.

Bu sırada HDK, orduyla iş birliği yapan ve Sudan'da Cancavid güçleri olarak bilinen birlikleri yöneten Mahamid kabilesinin lideri Musa Hilal'in kontrolündeki Kuzey Darfur'daki Mustariha kasabasının kontrolünü ele geçirdi.


Libya sahilinde 7 kaçak göçmenin cesedi bulundu

Libya Kızılayı mensupları, Zaviye şehrindeki sahilden kimliği belirsiz bir ceset çıkarıyor (Libya Kızılayı, Facebook üzerinden)
Libya Kızılayı mensupları, Zaviye şehrindeki sahilden kimliği belirsiz bir ceset çıkarıyor (Libya Kızılayı, Facebook üzerinden)
TT

Libya sahilinde 7 kaçak göçmenin cesedi bulundu

Libya Kızılayı mensupları, Zaviye şehrindeki sahilden kimliği belirsiz bir ceset çıkarıyor (Libya Kızılayı, Facebook üzerinden)
Libya Kızılayı mensupları, Zaviye şehrindeki sahilden kimliği belirsiz bir ceset çıkarıyor (Libya Kızılayı, Facebook üzerinden)

Libya Kızılayı çalışanı dün AFP’ye verdiği demeçte, Libya'nın başkenti Trablus'un doğusundaki bir plajda Sahra altı ülkelerden gelen 7 kaçak göçmenin cesetlerinin bulunduğunu söyledi.

Kaynak, kurbanlardan üçünün çocuk olduğunu belirterek, birçok göçmenin hala kayıp olabileceğini belirtti. Libya Kızılayı, ölümlerin koşullarını açıklamadı.

Kurum yaptığı açıklamada şunları belirtti: “Libya Kızılayı - Al-Hums şubesinden gönüllüler, Kasr el-Akyar bölgesindeki plajdan, yasadışı göç etmeye çalışan göçmenlere ait yedi ceset çıkardı.”

Kıyı kasabası Kasr el-Akyar, Trablus'un yaklaşık 73 kilometre doğusunda yer almaktadır.

Libya, her yıl Avrupa'ya ulaşmaya çalışan binlerce göçmen için önemli bir geçiş ülkesidir ve sık sık göçmen ölümleri bildirilmektedir.

Şarku’l Avsat’ın Uluslararası Göç Örgütü verilerinden aktardığına göre, geçen yıl 2 bin 100'den fazla yasadışı göçmen Akdeniz'i geçerek Avrupa'ya ulaşmaya çalışırken öldü veya kayboldu.