Tigray’da çatışmalar yeniden başladı… Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed: İç ve dış düşmanlarımızın saldırılarına karşı koyacağız

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed (Arşiv - Reuters)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed (Arşiv - Reuters)
TT

Tigray’da çatışmalar yeniden başladı… Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed: İç ve dış düşmanlarımızın saldırılarına karşı koyacağız

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed (Arşiv - Reuters)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed (Arşiv - Reuters)

Etiyopya'nın Tigray eyaleti son sekiz aydır hükümet güçleri ile Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) arasındaki savaşa ve bu savaşın yol açtığı ciddi bir insani krize tanık oluyor. Hükümet haziran ayının sonunda tek taraflı ateşkes ilan etme yoluna gitse de bu TPLF tarafından karşılık bulmadı ve isyancılar yeni saldırılara imza attı. Bunun üzerine Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed "düşman saldırılarını püskürtme" sözü verdi.
İsyancı güçler, Pazartesi günü, bölgenin güney ve batısında yeni bir saldırı başlattı ve haziran sonunda Tigray'ın büyük bir kısmının kontrolünü yeniden ele geçirdi ve hükümeti ateşkes ilan etmeye mecbur etti.
AFP’nin aktardığına göre Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Twitter'dan yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bir yandan insani yardım çabalarına hız verirken bir yandan da kendimizi savunacak ve iç ve dış düşmanlarımızın saldırılarına karşı koyacağız.”
Geçtiğimiz 21 Haziran’da düzenlenen seçimleri kazanan Başbakan, "dış düşmanlar" sözüyle kimi adres gösterdiğini açıklamadı.

4 Kasım'da 2019 Nobel Barış Ödülü'nü kazanan Etiyopya Başbakanı, aylarca süren gerilimin ardından TPLF'yi sınır dışı etmek ve silahsızlandırmak için Tigray'da askeri operasyon başlattı. Etiyopya hükümeti, federal ordunun 28 Kasım'da Tigray eyaletinin merkezi Mekelle'ye girmesinin ardından zafer ilan etti.
Ancak çatışmalar devam etti ve isyancılar Haziran sonunda Mekelle de dahil olmak üzere Tigray'ın büyük bir bölümünün kontrolünü yeniden ele geçirdiler. Bu, hükümeti tek taraflı ateşkes ilan etmeye sevk etti.
TPLF başta "şaka" olarak tanımladığı ateşkesi daha sonra prensipte kabul etti. Ancak isyancı güçler ateşkesi tanımak için Amhara ve Eritre güçlerinin "savaş öncesi topraklarına" geri dönmesini şart koştular. Komşu Amhara bölgesinden ve Eritre'den Tigray'ın kuzey sınırına kadar gelen askerler, çatışmanın başından beri federal orduyu destekledi. Amhara kuvvetleri, şimdiye kadar, uzun zamandır üzerinde hak iddia ettikleri güney ve batı Tigray topraklarını kontrol ediyordu.
Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) Sözcüsü Getachew Reda, salı günü sabah saatlerinde yaptığı açıklamada "Tigray'ın her santimetre karesini kurtarmak" amacıyla bir gün önce yeni bir saldırı başlattıklarını söyledi. TPLF sözcüsü, özellikle Alamata dahil olmak üzere bölgenin güneyinin çoğunu kontrol ettiklerini bildirdi.
Tigray'da iletişim ağları büyük ölçüde kesildiği için bu iddiaları doğrulamak zor. Ülkenin en kalabalık ikinci eyaleti olan Amhara Valiliği’nden yapılan açıklamada, "Bütün Etiyopyalılar, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'ne karşı kolluk kuvvetlerine anlamlı destek sağlamalı" ifadeleri kullanıldı.
ABD'nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Linda Thomas Greenfield, bugün yaptığı açıklamada, çatışmanın devam etmesi konusundaki endişelerini dile getirdi ve devam eden savaşın sadece gereksiz acıya ve ölüme yol açacağını söyledi. Greenfield, isyancı güçlerin savaşa devam ettiğini ve bu savaşta erkek çocukları ve genç erkekleri feda ettiğini savundu.

Tigray savaşı vahşete tanık oldu ve kıtlık hayaleti baş gösterdi. Birleşmiş Milletler'e göre, 400 binden fazla insan "kıtlık eşiğini geçti", ancak insani yardım bölgeye ulaşmakta güçlük çekiyor.
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Josep Borrell, Pazartesi günü Brüksel'de yaptığı açıklamada üye ülkelere Afrika'nın en kalabalık ikinci ülkesine karşı yaptırımları değerlendirme çağrısında bulundu ve Tigray'da durumun "hiç bu kadar kötü olmadığını" dile getirdi.
Kaynakların bildirdiğine göre, çatışmalar dün (Salı) Tigray'ın batısındaki Mai İn'de Tigray güçlerinin kontrolündeki Adi Harush Mülteci Kampı’na ulaştı. Bölgede yaşayanların aktardığına göre, Asmara rejiminden kaçan Eritrelilerin barındığı Mai İn ve yakındaki Adi Harush Mülteci Kampı sakinleri çatışmaların kampa ulaşmasının ardından kaçtılar.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin Etiyopya Ofisi, "Mekelle'deki Tigray yetkilileri de dahil olmak üzere tüm tarafları, Mai İn ve Adi Harush'taki mültecilerin korunmasını sağlamaya" çağırdı.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.