Küresel ısınmaya muşambalı önlem: Presena buzulunun yüzde 70'i kurtarıldı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Küresel ısınmaya muşambalı önlem: Presena buzulunun yüzde 70'i kurtarıldı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Küresel ısınma tüm dünyayı etkilerken İtalya'daki uzmanlar Presena buzulunu her yaz, dev bir muşambayla kaplıyor.
Bilim insanları muşamba yöntemiyle 1993'ten bu yana hacminin üçte birinden fazlasını kaybeden buz dağının yüzde 70'ini kurtarmaya başardı. 
2008'den beri devam eden uygulamada kullanılan muşamba, güneş ışığını yansıtan jeotekstil brandalardan yapıldı.
Presena buzulu, İtalya’da Val di Sole ve Valle Camonica arasındaki sınırda, Trentino ve Lombardiya bölgeleri arasında yer alıyor. 
Kayak sezonu sona erdiğinde, bilim insanları güneş ışınlarını engelleyen beyaz bir muşamba kullanarak buzuldaki erimeyi durdurmaya çalışıyorlar.
Her yıl buzulu örten Carosello-Tonale şirketinin başkanı Davide Panizza, "Buzul sürekli olarak küçülüyor, bu yüzden mümkün olduğunca fazla bir alanı kaplıyoruz" dedi.
Araştırmacılar, bu kapsamda muşambaları sermek için her yaz, dağdan 30 metre aşağı iniyor ve sıcak havaların alttan kaymamasını sağlamak için onları birbirine dikiyorlar. 

Her muşamba 450 dolara mal oluyor
Panizza, "Birkaç Avusturya buzulunda da  bizimkine benzer buzul örtü sistemleri var, ancak brandaların kapladığı yüzey çok küçük. Avusturya yapımı muşambaların her biri 450 dolara mal oluyor bunları kurması ve  kış tekrar gelmeden kaldırılması altışar hafta sürüyor” diye konuştı.

"Gurur duyuyoruz"
Operasyonu yöneten Franco Del Pero ise, “Eylül ayında muşambaları kaldırdığımızda ve işe yaradıklarını gördüğümüzde kendimizle gurur diyoruz” dedi.
Diğer taraftan, Presena buzulu, küresel ısınma kaynaklı erime nedeniyle 1993'ten beri kütlesinin üçte birini kaybetti. 2008'de başlayan muşamba uygulamasıyla ise buz dağının yüzde 70'i korundu.
Tüm bunların yanı sıra, Presena  beyaz karı pembeye çeviren alglerden de zarar gördü. Ancylonema nordenskioeldii olarak bilinen alg türleri, güneş ışığını emiyor ve ısıyı tuttuğu için buzul erimesini hızlandırıyor.
AFP, Reuters

 


Yeni yapay zeka bildirisi beklenmedik kesimleri birleştirdi

Eylemciler, PauseAI UK ve gelişmiş yapay zeka sistemlerinin gelişiminin kontrolünü mesele edinen diğer örgütler tarafından 28 Şubat 2026'da Londra'da düzenlenen bir protestoda Google Deepmind ofislerinin önünde pankart ve dövizlerle toplandı (AFP)
Eylemciler, PauseAI UK ve gelişmiş yapay zeka sistemlerinin gelişiminin kontrolünü mesele edinen diğer örgütler tarafından 28 Şubat 2026'da Londra'da düzenlenen bir protestoda Google Deepmind ofislerinin önünde pankart ve dövizlerle toplandı (AFP)
TT

Yeni yapay zeka bildirisi beklenmedik kesimleri birleştirdi

Eylemciler, PauseAI UK ve gelişmiş yapay zeka sistemlerinin gelişiminin kontrolünü mesele edinen diğer örgütler tarafından 28 Şubat 2026'da Londra'da düzenlenen bir protestoda Google Deepmind ofislerinin önünde pankart ve dövizlerle toplandı (AFP)
Eylemciler, PauseAI UK ve gelişmiş yapay zeka sistemlerinin gelişiminin kontrolünü mesele edinen diğer örgütler tarafından 28 Şubat 2026'da Londra'da düzenlenen bir protestoda Google Deepmind ofislerinin önünde pankart ve dövizlerle toplandı (AFP)

Akademisyenler, işletmeler, dini liderler ve siyasi figürlerden oluşan alışılmadık bir koalisyon, yeni bir "insandan taraf" bildiri imzalayarak yapay zekaya dair endişelerini dile getirdi.

Kâr amacı gütmeyen yapay zeka güvenliği kuruluşlarının önde gelenlerinden Yaşamın Geleceği Enstitüsü tarafından desteklenen İnsandan Taraf Yapay Zeka Deklarasyonu, yapay zeka güvenliğine yeni bir bakışla odaklanılması ve onu kontrol eden şirketlere yönelik daha katı düzenlemeler getirilmesi ve daha fazla hesap verme zorunluluğu uygulanması çağrısında bulunuyor.

İmzacılar arasında milyarder girişimci Richard Branson, Nobel Ödüllü ekonomist Daron Acemoğlu ve Trump yönetiminin eski danışmanlarından Steve Bannon yer alıyor.

Deklarasyonu destekleyen kuruluşlar arasında Amerikan Öğretmenler Federasyonu, Hıristiyan Liderler Kongresi ve Amerika İlerici Demokratları da var.

Bildiride "Yapay zeka insanlığa hizmet etmeli, tam tersi olmamalı" ifadeleri kullanılıyor.

Güvenilir ve kontrol edilebilir yapay zeka araçlarının insan potansiyelini azaltmak yerine artırdığı, insanları güçlendirdiği, insan onurunu artırdığı, bireysel özgürlüğü koruduğu, aileleri ve toplulukları güçlendirdiği, özyönetimi koruduğu ve emsalsiz sağlık ve refah yaratılmasını sağladığı daha iyi bir yol var. Bu yol, teknolojinin gücünü kullananların, insanlığın gelişmesini desteklemek için insani değerlere ve ihtiyaçlara karşı sorumlu olmasını gerektiriyor.

Deklarasyonun temel ilkeleri arasında şunlar var: Yapay zeka üzerinde insan kontrolü, yapay zeka tekellerinin önlenmesi, çocukların teknolojiden korunması, insan failliğinin ve özgürlüğünün korunması, kusurlar ve yetersiz güvenlik kontrolleri için kurumsal hesap verme zorunluluğu.

Deklarasyona paralel yayımlanan yeni bir anket, ABD seçmenlerinin yüzde 80'inin hem yapay zekanın insanların sorumluluğunda olmasını hem de yapay zeka şirketleri için daha fazla hesap verme mecburiyeti uygulanmasını desteklediğini ortaya koydu.

İnsandan Taraf Yapay Zeka Deklarasyonu'nun organizatörleri, daha önce yapay zeka güvenliğini artırmaya yönelik benzer imza kampanyalarında yer alan endüstri temsilcilerini kasten dışladı.

Yaşamın Geleceği Enstitüsü'nün yapay zeka güvenliğini güçlendirmeye yönelik önceki çabaları arasında, yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesinin altı aylığına durdurulması için 2023'te başlatılan girişimin yanı sıra güvenliği kanıtlanana kadar süper akıllı yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesini yasaklamak için geçen yıl hazırlanan imza kampanyası da var.

Teknoloji endüstrisiyse bu çabalara kulak asmazken 2023'teki mektubu imzalayanlardan bazıları sonrasında kendi yapay zeka girişimlerini başlatmıştı. 

Independent Türkçe


700 yıl önceki pandeminin sırları aydınlanıyor

Arşiv (Sheffield Üniversitesi)
Arşiv (Sheffield Üniversitesi)
TT

700 yıl önceki pandeminin sırları aydınlanıyor

Arşiv (Sheffield Üniversitesi)
Arşiv (Sheffield Üniversitesi)

Yeni bir çalışma, 1347 - 1353 döneminde Avrupa nüfusunun neredeyse yarısının hıyarcıklı veba nedeniyle yok olmasının, kıta genelindeki bitki çeşitliliğinde şaşırtıcı bir düşüşe yol açtığını gün yüzüne çıkarıyor.

Önceden, insan faaliyetlerinin doğası gereği biyolojik çeşitliliğe zarar verdiği düşünüldüğünden, büyük ölçekli nüfus düşüşlerinin çevre için faydalar doğurduğuna yaygın olarak inanılıyordu.

Araştırmacılar Ortaçağ Avrupası'nda Kara Ölüm'ün neden olduğu ani can kayıplarının çiftliklerin, köylerin ve tarlaların terk edilmesine yol açarak tarihsel ölçekte devasa bir "yeniden yabanileştirme" olayı yarattığını daha önce öne sürmüştü.

Bununla birlikte Avrupa genelindeki fosil polen kayıtlarının yeni bir analizi farklı bir hikaye anlatıyor.

Ecology Letters adlı bilimsel dergide yayımlanan çalışmanın yazarlarından Jonathan Gordon, "Tarım arazileri terk edildikçe geleneksel arazi yönetimi uygulamaları sona erdi ve ormanlar yayıldı" dedi.

York Üniversitesi Leverhulme Antroposen Biyoçeşitlilik Merkezi'nden Dr. Gordon, "Bitki biyoçeşitliliğinde artışa yol açmak bir tarafa, biyoçeşitlilik keskin biçimde düştü" ifadesini kullandı.

Çalışmada araştırmacılar, Kara Veba'dan önceki ve sonraki yüzyıllarda bitki çeşitliliğini inceledi ve biyoçeşitliliğin pandemiyi takip eden 150 yıl içinde önemli ölçüde azaldığını tespit etti.

Bilim insanları, günümüzde değer verilen bitki türlerinin çoğunun varlığının tarım, otlatma ve arazi temizliği gibi insan faaliyetlerinin uzun vadeli bozucu etkilerine bağlı olduğunu söylüyor.

Çağdaş "yeniden yabanileştirme" hareketi genellikle doğanın toparlanmasını sağlamak için insan faaliyetlerinin arazilerden çekilmesini teşvik eder.

Bulgular, en zengin ekosistemlerin insanlar tarafından dokunulmamış alanlarda bulunduğu fikrine meydan okuyor ve bunun modern koruma stratejileri üzerinde etkileri olabilir. 

Zira insanları uzaklaştırmanın otomatikman daha sağlıklı veya daha fazla çeşitliliğe sahip ekosistemlere yol açmadığını gösteriyorlar.

Araştırma makalesinin bir diğer yazarı Chris Thomas, "Çalışmamız, insanlarla doğa arasındaki ilişkiye daha incelikli bir bakış açısı sunuyor" ifadesini kullandı.

Araştırma, insanların arazi kullanımının biyoçeşitlilikle çatışması gerekmediğini gösteriyor.

Dr. Thomas, "Aslında çoğu durumda birbirlerine bağlılar" dedi.

Bilim insanları, son birkaç bin yılda Avrupa ekosistemleriyle ilişkilendirilen birçok farklı biyoçeşitlilik türünü korumak için "yamalı bir yaklaşım" çağrısında bulunuyor.

Bu yaklaşımda aynı peyzaj içinde tarım alanları, ormanlar, meralar, göletler, göller ve diğerlerini barındıran bir mozaik korunur.

Dr. Gordon, "İnsanların çok ileri gidebileceği doğru ve bunu geniş mahsul monokültürlerinde ve aşırı otlatma yapılmış arazilerde gördük ama insanlarla biyoçeşitlilik arasında iyi bir dengenin sağlandığı modellerimiz var" dedi.

"Örneğin İberya'daki dehesalar ve montadoların yanı sıra Alpin çayırlar ve Macar kırsalında bunun mümkün olduğunu biliyoruz" ifadesini kullandı.

Independent Türkçe


Kurgudan daha sarsıcı: Gerçek olaylara dayanan 7 enfes dizi

Emmy ödüllü Jharrel Jerome, üç Oscarlı Ay Işığı'ndaki (Moonlight) rolüyle de tanınıyor (Netflix)
Emmy ödüllü Jharrel Jerome, üç Oscarlı Ay Işığı'ndaki (Moonlight) rolüyle de tanınıyor (Netflix)
TT

Kurgudan daha sarsıcı: Gerçek olaylara dayanan 7 enfes dizi

Emmy ödüllü Jharrel Jerome, üç Oscarlı Ay Işığı'ndaki (Moonlight) rolüyle de tanınıyor (Netflix)
Emmy ödüllü Jharrel Jerome, üç Oscarlı Ay Işığı'ndaki (Moonlight) rolüyle de tanınıyor (Netflix)

Yeniden çevrimlerin ve birbirini tekrar eden senaryoların domine ettiği modern televizyon dünyasında, hayattan hikayeler tazeliğini her zaman korumayı başarıyor. Bazı yapımlar bizi suçun karanlık labirentlerine sokarken, bazıları da tarihin akışını değiştiren o devasa kırılma anlarını evlerimize konuk ediyor. "Gerçek olaylardan uyarlanmıştır" ibaresi, bir yapımı sadece bir seyirlik olmaktan çıkarıp tekerrüre pek düşkün tarihin o meşhur tozlu sayfalarına açılan bir kapıya dönüştürüyor. Günümüzün içerik yığını içinde, bu tür yapımlar hem toplumsal bir hafıza tazeleme aracı hem de derin bir empati köprüsü işlevi görüyor. 

En başarılı gerçek olay uyarlamaları sadece manşetleri değil, o büyük olayların ardındaki görünmez insan ruhunu ve ödenen ağır bedelleri titizlikle inceler. Hazırladığımız bu listede, nükleer felaketlerden hukuk savaşlarına, yoksullukla mücadeleden siyasi skandallara kadar uzanan geniş bir yelpazeyi bir araya getirdik. Çernobil'in klostrofobik atmosferinden Maid'deki hayatta kalma azmine, The People v. O.J. Simpson'ın toplumsal analizlerinden A Very English Scandal'ın iğneleyici gerçekliğine kadar her bir yapım, gerçeğin gücünü kanıtlıyor. 

Kurgunun ötesine geçip insanlık tarihinin etkileyici dönemeçlerinde yolculuğa çıkmak isterseniz, gerçeğin izinde kaybolacağınız bu rehbere birlikte göz atalım.

Çernobil (Chernobyl / 2019)

HBO'nun 10 Emmy ödüllü mini dizisi Çernobil, 1986'da Sovyetler Birliği'nde yaşanan ve dünyayı ayağa kaldıran nükleer felaketi tüm sarsıcılığıyla ekrana taşıyor. Yapım, ilk bölümündeki o gerilim dolu patlama anından itibaren izleyiciyi krizin merkezine çekerken, devamında felaketin yıkıcı sonuçlarını ve hükümetin ihmallerini titizlikle inceliyor. Craig Mazin imzalı dizi, nükleer felaketi yalnızca tarihsel bir olay olarak değil, insanlık ve sistem sınavı olarak ele alıyor.

dfbgnhj
Çernobil, Nisan 1986'da meydana gelen nükleer santral felaketinin öyküsünü, felakete neden olanların ve buna karşılık verenlerin hikayelerini anlatıyor (HBO)

Bilim insanı Valery Legasov ve politikacı Boris Shcherbina üzerinden kurgulanan hikaye, bürokratik yozlaşmayla bilimin çıplak gerçekleri arasındaki amansız savaşı ustalıkla yansıtıyor. İtfaiyecilerden madencilere kadar binlerce isimsiz kahramanın fedakarlığını onurlandıran dizi, trajedinin insani boyutunu Svetlana Alexievich'in dokunaklı tanıklıklarından beslenen sahnelerle derinleştiriyor. 

Mazin'in ustaca yarattığı yoğun gerçekçilik ve klostrofobik atmosfer, radyasyonun görünmez dehşetini adeta fiziksel bir korkuya dönüştürerek izleyiciyi her an diken üstünde tutuyor. Bazı kurgusal karakterler ve dramatik eklemeler içerse de dizi, nükleer krizin teknik karmaşıklığını herkesin anlayabileceği, son derece sürükleyici ve öğretici bir anlatıya dönüştürmeyi başarıyor. Soğuk atmosferi, kasvetli görsel dili ve rahatsız edici gerçekçiliği sayesinde dizi, felaketin fiziksel yıkımından çok ahlaki çöküşünü akıllara kazıyor. Emmy ödülleriyle taçlanan Çernobil, gerçeğin bedelini ve yalanın sonuçlarını unutulmaz bir yoğunlukla hatırlatan nadir yapımlardan biri.

IMDb: 9,3
Nereden izlenir: HBO Max

When They See Us (2019)

Ava DuVernay imzalı When They See Us, 1989'da New York'taki Central Park'ta işlenen bir suçun ardından haksız yere mahkum edilen 5 siyah ve Latin kökenli gencin hayatını sarsıcı bir dille ekrana taşıyor. Dizi, polis baskısı ve sistemik ırkçılık sarmalında alınan sahte itirafların, henüz çocuk yaştaki 5 gencin geleceğini nasıl acımasızca kararttığını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. 

dvfbf
When They See Us, Central Park'taki vahşi saldırıyla haksız yere suçlanınca bir kabusun içinde sıkışıp kalan Harlemli 5 gencin hikayesini konu alıyor (Netflix)

Özellikle Korey Wise'a hayat veren Jharrel Jerome, hapishane sisteminin dehşetini iliklerinize kadar hissettiren performansıyla dizinin duygusal ağırlık merkezini oluşturuyor. Jerome'un, karakterin hem gençliğini hem de yetişkinliğini canlandıran tek oyuncu olduğunu anımsatmakta da fayda var. 2002'de gerçek suçlunun itirafı ve DNA kanıtlarıyla gelen aklanma süreci, adaletin ne kadar geç ve zor tecelli ettiğini gösteren çarpıcı bir kronoloji sunuyor. Yapım, sadece bir hukuk faciasına değil, "biz" ve "onlar" ayrımı üzerine kurulu toplumsal önyargıların ve medya linçinin yarattığı yıkıma da keskin bir eleştiri getiriyor. DuVernay'in usta yönetmenliği sayesinde sesini duyuramayanların çığlığına dönüşen bu anlatı, izleyiciyi öfkeyle hüzün arasında bırakan derin bir sorgulamaya itiyor. Dehşete düşüren süreçleri en ince ayrıntısına kadar gösteren When They See Us, sesini duyurmasına müsaade edilmeyenlere o sesi geri veriyor. Adalet sisteminin karanlık dehlizlerine didaktizme sığınmadan ışık tutan bu başyapıt, listemizde duygusal etkisi en yüksek ve en unutulmaz dizilerden biri. Hemen aşağıda gördüğünüz puanı da sonuna kadar hak ediyor.

IMDb: 8,8
Nereden izlenir: Netflix

American Crime Story: The People v. O.J. Simpson (2016)

9 Emmy ödüllü The People v. O.J. Simpson, 1990'ların internet öncesi en büyük skandalını 10 bölümlük sarsıcı ve titiz bir anlatıyla yeniden canlandırıyor. Cuba Gooding Jr., narsisizm ve öfke sarmalındaki O.J. Simpson rolünde kariyerinin en iyi performansını sergilerken, Sarah Paulson savcı Marcia Clark karakterine yaralı bir derinlik katıyor. 

gfnty
American Crime Story: The People v. O.J. Simpson'da Friends yıldızı David Schwimmer (soldan ikinci), Robert Kardashian'ı canlandırmıştı (FX)

Ryan Murphy'nin gösterişi seven anlatısı, ırkçılık, cinsiyetçilik, şöhret tutkusu ve medya manipülasyonu gibi temaları merkezine oturtan dizide tam dozunda işliyor. Dizinin en büyük başarısı, sonu herkesçe bilinen bir olayı bile her saniyesi gerilim dolu bir atmosferde sunabilmesi. Tek bir sahnenin bile boşa harcanmadığı senaryo, adalet sisteminin kırılganlığını ve toplumsal önyargıların bir davanın gidişatını nasıl değiştirebileceğini ustalıkla işliyor. The People v. O.J. Simpson, bireysel trajedilerin ötesine geçerek Amerikan hukuk sisteminin karmaşık yapısına ve davanın arkasındaki insani bedellere dair evrensel sorular soruyor. Hem oyunculukları hem de görkemli prodüksiyonuyla bu mini dizi, gerçek olaylardan uyarlanan yapımlar arasında adeta bir altın standart olarak listenin zirvesinde yer almayı hak ediyor.

IMDb: 8,4
Nereden izlenir: Disney+

Maid (2019)

Stephanie Land'in kendi yaşam mücadelesini anlattığı anı kitabından uyarlanan Maid, yoksulluk, istismar ve hayatta kalma üzerine izleyicinin nefesini kesen sarsıcı bir portre çiziyor. Hikaye, genç anne Alex'in şiddet dolu bir ilişkiden kaçarak küçük kızıyla birlikte sığınma evine yerleştikten sonra temizlikçilik yaparak Amerikan sosyal yardım bürokrasisinin labirentlerinde verdiği ayakta kalma savaşını odağına alıyor. 

dfgn
31 yaşındaki Margaret Qualley, Bir Zamanlar... Hollywood'da (Once Upon a Time in... Hollywood) ve Genç Rahibeler'deki (Novitiate) rolleriyle de tanınıyor (Netflix)

Başroldeki Margaret Qualley, 2024'te Cevher'le (The Substance) parlamadan çok önce, çaresizliğin içinden umut devşiren Alex rolünde her anı sahici kılan muazzam bir performans sergileyerek izleyicisini karakterin trajik dünyasına hapsediyor. Dizide Alex'in bipolar bozukluğu olan annesi Paula'yı, Qualley'nin gerçek hayattaki annesi Andie MacDowell'ın canlandırması, aralarındaki karmaşık ve sancılı ilişkiye benzersiz bir duygusal derinlik katıyor. 

Yapımcı koltuğunda Margot Robbie'nin oturduğu ve Shameless ekibinin imzasını taşıyan dizi, izlemesi yer yer (aslında çoğunlukla) zorlayıcı olsa da toplumsal gerçekleri tüm çıplaklığıyla yansıtan bir dürüstlüğe sahip. Kurgusal eklemelerle zenginleştirilen senaryo, Alex'in hem geçmişindeki travmalarla hem de ekonomik engellerle başa çıkma sürecini ustalıklı ve akıcı bir ritimle işliyor. 

Molly Smith Metzler'ın yarattığı Maid, bir kadının sarsılmaz iradesinin neleri başarabileceğini kanıtlarken, jenerik aktıktan çok sonra bile zihninizde yankılanacak kadar güçlü ve empati dolu bir başyapıt olarak öne çıkıyor.

IMDb: 8,3
Nereden izlenir: Netflix

Unbelievable (2019)

Gerçek bir yaşam öyküsüne dayanan Unbelievable, cinsel saldırıya uğramasına rağmen sistem tarafından "yalancılıkla" suçlanan genç bir kadının ve yıllar sonra gerçeğin peşine düşen iki dedektifin sarsıcı hikayesini anlatıyor. Kaitlyn Dever'ın canlandırdığı Marie'nin 2008'de polisin baskısıyla ifadesini geri çekmek zorunda kalmasıyla başlayan süreç, adaletin bir kurbanı nasıl ikinci kez mağdur edebileceğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Hikaye, üç yıl sonra birbirini tanımayan iki azimli dedektifin (Toni Collette ve Merritt Wever) ipuçlarını titizlikle birleştirerek Marie'nin dosyasıyla bağlantılı korkunç bir seri tecavüz gerçeğini gün yüzüne çıkarmasını odağına alıyor. 

bgnyju
The Last of Us'ın kilit karakterlerinden Abby'yi canlandıran 29 yaşındaki Kaitlyn Dever, Unbelievable'ın yanı sıra Apple Cider Vinegar'daki başarılı performansıyla da adından söz ettirmişti (Netflix)

Pulitzer ödüllü bir makaleden uyarlanan bu mini dizi, benzer yapımların aksine şiddeti sömürmek yerine, mağdurun psikolojisine ve "kimin hikayesinin dinlenmeye değer görüldüğü" sorusuna odaklanarak hassas bir denge kuruyor. Toplumdaki güç dinamiklerini ve yargı sistemindeki yapısal kusurları sert bir dille eleştiren yapım, izleyiciyi "doğrunun doğası" üzerine düşündüren keskin ve feminist bir bakış açısı sunuyor. Dever'ın yürek burkan performansı, Toni Collette ve Merritt Wever'ın kusursuz ekran uyumuyla birleşince dizi, sıradan bir suç draması olmaktan çıkıp derin bir empati yolculuğuna dönüşüyor. Klişelerden uzak, vakur ve çarpıcı anlatımıyla Unbelievable, gerçek olaylardan uyarlanan yapımlar arasında adaletin geç de olsa tecelli etme ihtimaline dair en sarsıcı portrelerden birini çiziyor.

IMDb: 8,3
Nereden izlenir: Netflix

A Very English Scandal (2018)

Üç bölümlük etkileyici bir mini dizi olan A Very English Scandal, Liberal Parti'nin Britanyalı lideri Jeremy Thorpe'un, eski sevgilisi Norman Scott'ı öldürmek için komplo kurmakla suçlandığı, "yüzyılın davası" diye anılan skandalı merkezine alıyor. Romantik komedilerin vazgeçilmezi Hugh Grant, cazibeyle manipülasyonu aynı bedende buluşturan politikacı Thorpe rolünde kariyerinin en parlak ve şaşırtıcı performanslarından birini sergileyerek izleyiciyi adeta büyülüyor. 

fbghyj
Üç bölümlük A Very English Scandal'da yıldızlaşan Hugh Grant, 2024 yapımı korku filmi Sapkın'daki (Heretic) performansıyla da adından söz ettirmişti (BBC One)

Yapım, dramatik bir cinayet komplosunu anlatırken İngiliz mizahının o iğneleyici tonunu kullanarak komediyle trajedi arasında kusursuz bir denge kuruyor. Doctor Who'yla tanınan Russell T. Davies'in kaleminden çıkan senaryo, davanın ötesine geçerek 1960'lar Britanyası'ndaki cinsellik, kimlik ve baskı temalarını derinlemesine inceliyor. Ben Whishaw, Thorpe'un karşısında güvensizlik ve kırılganlık dolu Norman Scott karakteriyle Grant'in karizmatik ikiyüzlülüğünü dengeleyen büyüleyici bir oyunculuk sergiliyor. 

Dizi, eşcinselliğin suç olmaktan çıkarılma sürecindeki sancılı toplumsal dönüşümü, siyasi entrikalar ve absürt olaylar silsilesiyle akıcı bir tempoda sunuyor. Hem zekice kurgulanmış diyalogları hem de tarihi gerçekliği cesurca ele alışıyla bu yapım, hikayeyi "sadece bir skandal" olmaktan çıkararak listedeki en özgün ve çarpıcı işlerden biri olduğunu kanıtlıyor.

IMDb: 7,7
Nereden izlenir: Şu anda Türkiye'de bir platformda yayımlanmıyor

Candy (2022)

Emmy ödüllü The Act'in yaratıcısı Nick Antosca imzalı biyografik suç draması Candy, 1980'lerin Teksas banliyösünde yaşanan ve 41 balta darbesiyle sonuçlanan kan dondurucu gerçek hikayeyi ekranlara taşıyor. Jessica Biel, "mükemmel ev hanımı" imajının ardında bastırılmış bir öfke ve derin bir tatminsizlik saklayan Candy Montgomery rolünde hipnotize edici bir performans sergiliyor. Dizi, bir yasak aşkın gölgesinde iki komşu kadın arasındaki dostluğun nasıl karanlık bir rekabete ve nihayetinde vahşi bir sona evrildiğini titizlikle inceliyor.

fdf
Sihirbaz (The Illusionist) ve Teksas Katliamı (The Texas Chainsaw Massacre) gibi yapımlarla tanınan 44 yaşındaki Jessica Biel (sağda), Hollywood'un en çok aranan aktrislerinden biri (FX / Hulu)

Dönemin ruhunu yansıtan kusursuz kostüm ve sanat tasarımı, banliyö hayatının monotonluğunu tekinsiz bir atmosferle birleştirerek izleyiciyi daha ilk dakikadan içine çekiyor. Senaryo, sadece cinayet anına odaklanmak yerine Candy'nin o pürüzsüz dış kabuğunun çatladığı anları ve bir kadının "sıradanlık" içinde nasıl kontrolden çıkabileceğini ustalıkla işliyor. Melanie Lynskey'nin hayat verdiği kurban Betty Gore'la Candy arasındaki gerilim, yardımcı oyuncu kadrosunun da güçlü katkısıyla diziyi sıradan bir polisiye anlatısının çok ötesine taşıyor. 5 bölümlük bu etkileyici mini dizi, adaletin sınırlarını zorlayan tartışmalı sonuyla gerçek suç tutkunları için hem görsel hem de psikolojik bir keşif sunuyor. Temposu hiç düşmeyen Candy, finalde baltanın kaç darbe indirdiğini hatırlatmaktan çok, o noktaya gelene kadar bir hayatın nasıl çatırdadığını akılda bırakıyor.

IMDb: 7,1
Nereden izlenir: Disney+