Libya'daki yol haritasına sıkıca sarılan BMGK, ‘engelleyicileri’ tehdit etti

Jan Kubis, isim vermeden bazı tarafları ulusal seçimlerin yapılmasını kasten engellemekle suçladı

BM Libya Özel Temsilcisi Jan Kubis
BM Libya Özel Temsilcisi Jan Kubis
TT

Libya'daki yol haritasına sıkıca sarılan BMGK, ‘engelleyicileri’ tehdit etti

BM Libya Özel Temsilcisi Jan Kubis
BM Libya Özel Temsilcisi Jan Kubis

Zayed Hediyye (Muhabir)
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Libya dosyasını tartışmak üzere bir oturum düzenledi. Oturumun amacı; büyük bir bölümü bu yıl sonunda düzenlenecek genel seçimlerle ilgili yasalarla bağlantılı dosyalar üzerinde mutabakatın bozulmasıyla tökezleyen siyasi sürece yeni bir ivme kazandırmaktı. Oturum, siyasi diyalog sürecinde yer alan Libyalı taraflara, BM gözetiminde yürütülen yol haritasının uygulanmasını engelleyen ihtilaflarının üstesinden gelmelerinin gerekliliği çağrısını yenileme ve üslubu sertleştirme kararı ile sona erdi. Ayrıca seçimler için kararlaştırılan tarihten taviz verilmeyeceği vurgulanarak, seçimleri engelleyenlere karşı aba altından uluslararası yaptırımlar sopası gösterildi. Sonuç bildirgesi, içeriği ve zamanlaması itibariyle Libya'da büyük bir coşkuyla karşılandı. Zira bildirge, cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri için adayların oylanmasına sadece 5 ay kala, seçime giden yolda askıda kalmış sorunların çözülmesini gerektiren kritik bir dönemde geldi.

Seçimler zamanında düzenlenecek
Güvenlik Konseyi, Perşembe günü, geçtiğimiz Ocak ayında BM misyonu tarafından desteklenen, Başkanlık Konseyi ve geçici Ulusal Birlik Hükümeti’nin temsil ettiği Siyasi Diyalog Forumu içinden çıkan Libya yürütme kurumlarına desteğini yeniledi. Konsey ile hükümet, Tunus'ta kabul edilen Libya Siyasi Diyalog Forumu yol haritası ve Güvenlik Konseyi'nin bu yıl aldığı 2570 sayılı karara göre, 24 Aralık 2021'de düzenlenecek cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine kadar ülkeyi yönetmekle görevliler.
Sonuç bildirgesinde, “Kadınların tam, eşit ve anlamlı katılımı ile gençlerin dahil edilmesini sağlayacak düzenlemelerin öneminin altını çiziyor, özgür, adil, kapsayıcı ve güvenilir cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin yapılmasının önemini vurguluyoruz” denildi. Bildirge ayrıca, “Kamusal alanlarda bulunanlar dahil olmak üzere kadınları tehdit ve misillemelerden korumanın gerekliliğine” de dikkat çekti.

İma ve açıklama
Bildirgede, Temsilciler Meclisi ile devlet arasında var olan ve Libya siyasi sürecini sabote eden mevcut anlaşmazlıklara atıfta bulunularak, bunların mümkün olan en kısa sürede çözülmesi gerektiği çağrısı yapıldı. Libya'da barış sürecini engelleyenleri caydırmak için uluslararası yaptırımların kullanılabileceği açıklandı. Ayrıca şu ifadelere yer verildi; “Güvenlik Konseyi, Libya Siyasi Diyalog Forumu'nun yol haritasında belirtildiği gibi, birleşik bir bütçe üzerinde anlaşma ve egemen pozisyonlar üzerinde hızlı bir mutabakata varma dahil olmak üzere Libya kurumlarının birleştirilmesinin, iyi yönetişimin ve ekonomik performansın iyileştirilmesinin önemini hatırlatır."
Sonuç bildirgesi, Temsilciler Meclisi dahil olmak üzere ilgili makam ve kurumları “Yüksek Ulusal Seçim Kurulu’na ulusal cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine hazırlanmak için yeterli zaman ve kaynak sağlamak için seçimlerin anayasal temelini netleştirmek, gerektiği gibi yasalar çıkarmak için derhal harekete geçmeye” hararetle teşvik etti.
BMGK, Libya krizini barışçıl yollarla çözmeyi amaçlayan uluslararası kararları ve yerel anlaşmaları ihlal edenleri yaptırım uygulamakla tehdit etti ve ”Daha sonraki kararlarla düzeltilen formatıyla 2011 tarihli 1970 sayılı BM kararında belirtilen prosedürler, Konsey tarafından Libya'nın barışını, istikrarını veya güvenliğini tehdit eden diğer eylemlere katıldıkları veya bu eylemlere destek verdikleri, siyasi geçişin başarıyla tamamlanmasını engelledikleri veya baltaladıkları belirlenen kişi ve kuruluşlar için de geçerlidir” diye vurguladı.

Berlin kararlarına vurgu
Güvenlik Konseyi’nin son aylarda Libya dosyasını görüşmek üzere düzenlediği tüm oturumlarda olduğu gibi, sonuç bildirgesi Libya’daki yabancı müdahaleleri durdurma çağrısını yineledi ve “tüm üye devletlere, Libyalı taraflara ve ilgili aktörlere, tüm yabancı güçlerin ve paralı askerlerin Libya'dan gecikmeksizin çekilmesi dahil olmak üzere ateşkes anlaşmasının tam olarak uygulanmasına saygı duyma ve destekleme" çağrısında bulundu.
Güvenlik Konseyi, “koşullar izin verir vermez Libya’daki BM misyonuna bağlı ateşkes gözlemcilerinin hızlı, geliştirilebilir ve artırılabilir konuşlandırılması ile misyonunun, Libyalıların liderlik ettiği ateşkesi izleme mekanizmasını desteklemeyi sürdürmesi gerektiğine” işaret etti.

Kubis’in ithamları
Öte yandan, Perşembe günkü Güvenlik Konseyi oturumu kriz dosyasıyla ilgili gelişmelere değinen çok sayıda konuşmaya sahne oldu. Aralarında en dikkat çekici olanı, BM Libya Özel Temsilcisi Jan Kubis’in ad vermeden Libya’daki bazı tarafları, “Siyasi süreci kasten engellemek, seçimleri aksatıp, ordunun birleşmesinin önüne geçebilecek şekilde cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinin zamanında yapılması için gerekli olan anayasal zemin üzerinde mutabakata varılmasını başarısızlığa uğratmakla” itham ettiği konuşmasıydı.
Güvenlik Konseyi’nde Libya ile ilgili yaptığı konuşmada Kubis,” Siyasi süreci baltalamanın yansımaları ve Libya Siyasi Diyalog Forumu'nun anayasal temel üzerinde bir anlaşmaya varamaması dahil olmak üzere Libyalı taraflar arasında artan anlaşmazlıklar konusunda endişeliyim” diye konuştu. Ardından sözlerini şöyle sürdürdü, “Milis grupları dağıtmak, paralı askerleri silahsızlandırmak, tek bir sonuca ulaştıran (seçimleri engellemek) argümanları, bazen de taktiği kullanan geçmiş ve gelecekteki statüko güçlerinin faaliyetlerini durdurmak için orduyu yeniden birleştirmemiz gerekiyor.” Kubis bu güçleri “yıkıcılar” olarak niteledi.
Kubis, siyasi süreci sabote eden bu argümanlardan bazılarını sıralayarak, “Anayasa taslağının seçimlerden önce referanduma götürülmesini, yine seçimlerden önce ordunun birleştirilmesini, ek vatandaşlıklara sahip olanların veya askeri mevkilerde bulunanların adaylığının kabul edilmemesini içerdiğini” söyledi.

Mali sistemin çökebileceği uyarısı
BM Libya Özel Temsilcisi, Libya'daki mevcut durum hakkında alarm veren açıklamalarını sürdürerek, Merkez Bankası'ndaki bölünmenin devam etmesinin "para reformunu engellemeye" yol açacağı konusunda uyardı. “Birleşmenin yokluğunda Libya bankacılık sisteminin çökebileceğine" işaret etti.
BM Özel Temsilcisi, "Birleşik bir bütçe olmaması ve petrol arzının sık sık kesilmesi nedeniyle Merkez Bankası'nın iki şubesi de eski hükümetlerine kredi sağladılar. Bu da büyük oranda borçların birikmesine yol açtı ve bu borç ancak iki şubenin birleşmesi ile yönetilebilir” açıklamasını yaptı. Ayrıca şuna dikkat çekti, “BM misyonu 8 Temmuz'da, uluslararası mali denetim raporunu Başbakan ve Libya Merkez Bankası'nın iki başkanının huzurunda Başkanlık Konseyi'ne teslim etti. Rapor bankanın birleştirilmesinin artık sadece tavsiye edilir değil, aynı zamanda son derece gerekli olduğu sonucuna varmış bulunuyor. Berlin süreci çerçevesinde ilerlerken, uluslararası toplumun bu sürece de destek verebilmesini umuyorum.”

Temsilciler Meclisi ve devletin sorumluluğu
Öte yandan Libya Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Libya'da son dönemde yürütülen sürecin tökezlemesinden Temsilciler Meclisi’ni, devleti ve Libya Siyasi Diyalog Forumu’nu sorumlu tuttu. Bu taraflara, “Anlaşmazlıklarınızı bir kenara bırakın ve ülkenin genel seçimleri zamanında yapabilmesi için tarihsel sorumluluklarınızı üstlenin” çağrısı yaptı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, Dibeybe, “Libya topraklarında paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların varlığının kabul edilemez olduğunu yineliyoruz. Derhal ve aynı anda geri çekilmelerinin gerektiğinin altını çiziyoruz. Uluslararası toplumu, askeri ve güvenlik teşkilatlarını birleştirme konusunda Libya'yı desteklemeye çağırıyoruz. Terhis, silahsızlandırma ve yeniden entegrasyon programlarını ve güvenlik sektörü reformunu uygulamaya, sınır güvenliğini sağlamaya yönelik kapsamlı bir stratejiyi desteklemekte bize katkıda bulunmaya davet ediyoruz” diye ekledi.



Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.


BM, Hızlı Destek Kuvvetlerini el Faşir'de soykırım yapmakla suçladı

Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
TT

BM, Hızlı Destek Kuvvetlerini el Faşir'de soykırım yapmakla suçladı

Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)

Sudan'daki bağımsız uluslararası araştırma misyonu dün, geçen ekim ayında "Hızlı Destek Kuvvetleri"nin (HDK) eline geçmesinden bu yana birçok vahşete tanık olan Sudan'ın el Faşir kentinde "soykırım eylemlerinin" meydana gelmesini kınadı.

Birleşmiş Milletler misyonu, Sudan'ın batı Darfur bölgesindeki bu şehirde HDK'nin sistematik eylemlerinden çıkarılabilecek tek makul sonucun soykırım niyeti olduğu sonucuna varan bir rapor yayınladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ABD Hazine Bakanlığı, el Faşir'deki suistimalleri nedeniyle üç HDK komutanına yaptırım uyguladı. Bakanlık, bu kişilerin HDK'nin şehri ele geçirmesinden önce 18 ay süren el Faşir kuşatmasında yer aldığını belirtti.