Libya'daki yol haritasına sıkıca sarılan BMGK, ‘engelleyicileri’ tehdit etti

Jan Kubis, isim vermeden bazı tarafları ulusal seçimlerin yapılmasını kasten engellemekle suçladı

BM Libya Özel Temsilcisi Jan Kubis
BM Libya Özel Temsilcisi Jan Kubis
TT

Libya'daki yol haritasına sıkıca sarılan BMGK, ‘engelleyicileri’ tehdit etti

BM Libya Özel Temsilcisi Jan Kubis
BM Libya Özel Temsilcisi Jan Kubis

Zayed Hediyye (Muhabir)
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Libya dosyasını tartışmak üzere bir oturum düzenledi. Oturumun amacı; büyük bir bölümü bu yıl sonunda düzenlenecek genel seçimlerle ilgili yasalarla bağlantılı dosyalar üzerinde mutabakatın bozulmasıyla tökezleyen siyasi sürece yeni bir ivme kazandırmaktı. Oturum, siyasi diyalog sürecinde yer alan Libyalı taraflara, BM gözetiminde yürütülen yol haritasının uygulanmasını engelleyen ihtilaflarının üstesinden gelmelerinin gerekliliği çağrısını yenileme ve üslubu sertleştirme kararı ile sona erdi. Ayrıca seçimler için kararlaştırılan tarihten taviz verilmeyeceği vurgulanarak, seçimleri engelleyenlere karşı aba altından uluslararası yaptırımlar sopası gösterildi. Sonuç bildirgesi, içeriği ve zamanlaması itibariyle Libya'da büyük bir coşkuyla karşılandı. Zira bildirge, cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri için adayların oylanmasına sadece 5 ay kala, seçime giden yolda askıda kalmış sorunların çözülmesini gerektiren kritik bir dönemde geldi.

Seçimler zamanında düzenlenecek
Güvenlik Konseyi, Perşembe günü, geçtiğimiz Ocak ayında BM misyonu tarafından desteklenen, Başkanlık Konseyi ve geçici Ulusal Birlik Hükümeti’nin temsil ettiği Siyasi Diyalog Forumu içinden çıkan Libya yürütme kurumlarına desteğini yeniledi. Konsey ile hükümet, Tunus'ta kabul edilen Libya Siyasi Diyalog Forumu yol haritası ve Güvenlik Konseyi'nin bu yıl aldığı 2570 sayılı karara göre, 24 Aralık 2021'de düzenlenecek cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine kadar ülkeyi yönetmekle görevliler.
Sonuç bildirgesinde, “Kadınların tam, eşit ve anlamlı katılımı ile gençlerin dahil edilmesini sağlayacak düzenlemelerin öneminin altını çiziyor, özgür, adil, kapsayıcı ve güvenilir cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin yapılmasının önemini vurguluyoruz” denildi. Bildirge ayrıca, “Kamusal alanlarda bulunanlar dahil olmak üzere kadınları tehdit ve misillemelerden korumanın gerekliliğine” de dikkat çekti.

İma ve açıklama
Bildirgede, Temsilciler Meclisi ile devlet arasında var olan ve Libya siyasi sürecini sabote eden mevcut anlaşmazlıklara atıfta bulunularak, bunların mümkün olan en kısa sürede çözülmesi gerektiği çağrısı yapıldı. Libya'da barış sürecini engelleyenleri caydırmak için uluslararası yaptırımların kullanılabileceği açıklandı. Ayrıca şu ifadelere yer verildi; “Güvenlik Konseyi, Libya Siyasi Diyalog Forumu'nun yol haritasında belirtildiği gibi, birleşik bir bütçe üzerinde anlaşma ve egemen pozisyonlar üzerinde hızlı bir mutabakata varma dahil olmak üzere Libya kurumlarının birleştirilmesinin, iyi yönetişimin ve ekonomik performansın iyileştirilmesinin önemini hatırlatır."
Sonuç bildirgesi, Temsilciler Meclisi dahil olmak üzere ilgili makam ve kurumları “Yüksek Ulusal Seçim Kurulu’na ulusal cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine hazırlanmak için yeterli zaman ve kaynak sağlamak için seçimlerin anayasal temelini netleştirmek, gerektiği gibi yasalar çıkarmak için derhal harekete geçmeye” hararetle teşvik etti.
BMGK, Libya krizini barışçıl yollarla çözmeyi amaçlayan uluslararası kararları ve yerel anlaşmaları ihlal edenleri yaptırım uygulamakla tehdit etti ve ”Daha sonraki kararlarla düzeltilen formatıyla 2011 tarihli 1970 sayılı BM kararında belirtilen prosedürler, Konsey tarafından Libya'nın barışını, istikrarını veya güvenliğini tehdit eden diğer eylemlere katıldıkları veya bu eylemlere destek verdikleri, siyasi geçişin başarıyla tamamlanmasını engelledikleri veya baltaladıkları belirlenen kişi ve kuruluşlar için de geçerlidir” diye vurguladı.

Berlin kararlarına vurgu
Güvenlik Konseyi’nin son aylarda Libya dosyasını görüşmek üzere düzenlediği tüm oturumlarda olduğu gibi, sonuç bildirgesi Libya’daki yabancı müdahaleleri durdurma çağrısını yineledi ve “tüm üye devletlere, Libyalı taraflara ve ilgili aktörlere, tüm yabancı güçlerin ve paralı askerlerin Libya'dan gecikmeksizin çekilmesi dahil olmak üzere ateşkes anlaşmasının tam olarak uygulanmasına saygı duyma ve destekleme" çağrısında bulundu.
Güvenlik Konseyi, “koşullar izin verir vermez Libya’daki BM misyonuna bağlı ateşkes gözlemcilerinin hızlı, geliştirilebilir ve artırılabilir konuşlandırılması ile misyonunun, Libyalıların liderlik ettiği ateşkesi izleme mekanizmasını desteklemeyi sürdürmesi gerektiğine” işaret etti.

Kubis’in ithamları
Öte yandan, Perşembe günkü Güvenlik Konseyi oturumu kriz dosyasıyla ilgili gelişmelere değinen çok sayıda konuşmaya sahne oldu. Aralarında en dikkat çekici olanı, BM Libya Özel Temsilcisi Jan Kubis’in ad vermeden Libya’daki bazı tarafları, “Siyasi süreci kasten engellemek, seçimleri aksatıp, ordunun birleşmesinin önüne geçebilecek şekilde cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinin zamanında yapılması için gerekli olan anayasal zemin üzerinde mutabakata varılmasını başarısızlığa uğratmakla” itham ettiği konuşmasıydı.
Güvenlik Konseyi’nde Libya ile ilgili yaptığı konuşmada Kubis,” Siyasi süreci baltalamanın yansımaları ve Libya Siyasi Diyalog Forumu'nun anayasal temel üzerinde bir anlaşmaya varamaması dahil olmak üzere Libyalı taraflar arasında artan anlaşmazlıklar konusunda endişeliyim” diye konuştu. Ardından sözlerini şöyle sürdürdü, “Milis grupları dağıtmak, paralı askerleri silahsızlandırmak, tek bir sonuca ulaştıran (seçimleri engellemek) argümanları, bazen de taktiği kullanan geçmiş ve gelecekteki statüko güçlerinin faaliyetlerini durdurmak için orduyu yeniden birleştirmemiz gerekiyor.” Kubis bu güçleri “yıkıcılar” olarak niteledi.
Kubis, siyasi süreci sabote eden bu argümanlardan bazılarını sıralayarak, “Anayasa taslağının seçimlerden önce referanduma götürülmesini, yine seçimlerden önce ordunun birleştirilmesini, ek vatandaşlıklara sahip olanların veya askeri mevkilerde bulunanların adaylığının kabul edilmemesini içerdiğini” söyledi.

Mali sistemin çökebileceği uyarısı
BM Libya Özel Temsilcisi, Libya'daki mevcut durum hakkında alarm veren açıklamalarını sürdürerek, Merkez Bankası'ndaki bölünmenin devam etmesinin "para reformunu engellemeye" yol açacağı konusunda uyardı. “Birleşmenin yokluğunda Libya bankacılık sisteminin çökebileceğine" işaret etti.
BM Özel Temsilcisi, "Birleşik bir bütçe olmaması ve petrol arzının sık sık kesilmesi nedeniyle Merkez Bankası'nın iki şubesi de eski hükümetlerine kredi sağladılar. Bu da büyük oranda borçların birikmesine yol açtı ve bu borç ancak iki şubenin birleşmesi ile yönetilebilir” açıklamasını yaptı. Ayrıca şuna dikkat çekti, “BM misyonu 8 Temmuz'da, uluslararası mali denetim raporunu Başbakan ve Libya Merkez Bankası'nın iki başkanının huzurunda Başkanlık Konseyi'ne teslim etti. Rapor bankanın birleştirilmesinin artık sadece tavsiye edilir değil, aynı zamanda son derece gerekli olduğu sonucuna varmış bulunuyor. Berlin süreci çerçevesinde ilerlerken, uluslararası toplumun bu sürece de destek verebilmesini umuyorum.”

Temsilciler Meclisi ve devletin sorumluluğu
Öte yandan Libya Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Libya'da son dönemde yürütülen sürecin tökezlemesinden Temsilciler Meclisi’ni, devleti ve Libya Siyasi Diyalog Forumu’nu sorumlu tuttu. Bu taraflara, “Anlaşmazlıklarınızı bir kenara bırakın ve ülkenin genel seçimleri zamanında yapabilmesi için tarihsel sorumluluklarınızı üstlenin” çağrısı yaptı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, Dibeybe, “Libya topraklarında paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların varlığının kabul edilemez olduğunu yineliyoruz. Derhal ve aynı anda geri çekilmelerinin gerektiğinin altını çiziyoruz. Uluslararası toplumu, askeri ve güvenlik teşkilatlarını birleştirme konusunda Libya'yı desteklemeye çağırıyoruz. Terhis, silahsızlandırma ve yeniden entegrasyon programlarını ve güvenlik sektörü reformunu uygulamaya, sınır güvenliğini sağlamaya yönelik kapsamlı bir stratejiyi desteklemekte bize katkıda bulunmaya davet ediyoruz” diye ekledi.



Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Kıbrıs Rum Kesimi  Savunma Bakanı Vasilis Palmas düzeyinde Mısır-Yunanistan-Kıbrıs görüşmeleri gerçekleştirildi. Görüşmeler, üç ülkenin yaklaşık iki hafta önce düzenlediği zirvenin ardından savunma ve askeri iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, görüşmelerin Doğu Akdeniz’de daha güçlü savunma iş birliği yoluyla güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti. Uzmanlara göre Kahire, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden endişe duyan Türkiye ile köprüleri atmadan Yunanistan ve Kıbrıs’la iş birliğini geliştirmeyi, aynı zamanda diğer tarafların çatışmalarına dahil olmadan Doğu Akdeniz’deki Mısır çıkarlarını korumayı hedefliyor.

Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki ortaklık, üçlü iş birliği mekanizması üzerinden 2014 yılında başladı. Bu dönemde Kahire ile Ankara arasında siyasi anlaşmazlıklar yaşanırken Atina ve Lefkoşa’nın da Türkiye ile Doğu Akdeniz konusunda farklılıkları bulunuyordu. Ancak son yıllarda Türkiye ile Mısır ilişkilerini geliştirme yoluna gitti. İlişkilerin tamamen normalleşmesinin ardından cumhurbaşkanları karşılıklı ziyaretlerde bulundu ve iki ülke arasındaki askeri tatbikatlar yeniden başladı. Bunun yanı sıra iki ülke arasında savunma sanayisi alanındaki ortaklıklar da giderek güçlendi.

8 Eylül’de İskenderiye’nin kuzeybatısındaki El-Alameyn kentinde düzenlenen üçlü zirvenin üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesinin ardından Sisi, salı günü Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ı kabul etti. Görüşmede Mısır Savunma Bakanı Korgeneral Eşref Salim Zahir ile Silahlı Kuvvetler Silahlanma Kurumu Başkanı Muhammed Süleyman da hazır bulundu.

cdfvgthy
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas ile görüşmesi sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Sisi, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle askeri ve savunma alanları başta olmak üzere çeşitli alanlarda geliştirilmesinin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Yunanistan Savunma Bakanı ise ülkesinin ortak tehditlerle mücadele amacıyla Mısır’la koordinasyonu güçlendirmeye verdiği önemi dile getirdi.

Sisi aynı gün ikinci bir görüşmede Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas’ı da kabul etti. Sisi, iki ülke arasındaki mevcut stratejik ortaklığın derinleştirilmesi ve özellikle güvenlik ve askeri alanlar başta olmak üzere çeşitli alanlarda daha geniş bir çerçeveye taşınması gerektiğini belirtti.

Askeri ve stratejik uzman Tümgeneral Adil el-Umde, Cumhurbaşkanı Sisi’nin Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan savunma bakanlarıyla görüşmelerinin 2014’ten bu yana yürütülen ortaklığın maddelerinin hayata geçirilmesi ve bu ay El-Alameyn’de düzenlenen üçlü zirvenin devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

El-Umde, Mısır politikasının başarısının yalnızca Atina ve Lefkoşa ile askeri iş birliğinin ne ölçüde geliştirildiğiyle ölçülemeyeceğini belirterek Kahire’nin asıl hedefinin Doğu Akdeniz’i rekabet ve çatışma alanından çok taraflı bir denge ve iş birliği alanına dönüştürme kapasitesi olduğunu ifade etti. Mısır’ın bunu tüm taraflarla bağımsız ilişkilerini koruyarak gerçekleştirmeye çalıştığını söyleyen El-Umde, bunun “stratejik denge diplomasisi” çerçevesinde yürütüldüğünü kaydetti.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver ise Doğu Akdeniz’in güvenliğinin bölgedeki tüm etkin aktörlere açık olmayı ve gerilimi artıran söylemlerin aşılması amacıyla mevcut araçların kullanılmasını gerektirdiğini belirtti.

Enver, Mısır-Yunanistan-Kıbrıs arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının mevcut savunma ve askeri iş birliğini güçlendirme çabalarıyla birlikte Doğu Akdeniz’de bölgesel güvenliğin sağlamlaştırılmasında temel bir eksen oluşturduğunu söyledi. Bunun, üç ülke arasında uzun süredir devam eden askeri, ekonomik ve siyasi ortaklıkların üzerine inşa edilmesine olanak sağlayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi de salı günü Yunanistan Savunma Bakanı ile görüşmesinde üçlü iş birliği ile Doğu Akdeniz’in istikrarı arasında bağlantı kurdu. Sisi, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki mevcut üçlü iş birliğinin Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve ortak refahın sağlanmasına yönelik başarılı bir bölgesel iş birliği modeli oluşturduğunu vurguladı.

Sisi, Kıbrıs Savunma Bakanı ile görüşmesinde de Doğu Akdeniz’in istikrarının önemine dikkat çekerek Mısır, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki üçlü iş birliğinin bölgedeki güvenlik, istikrar ve refahın pekiştirilmesi açısından merkezi bir mekanizma olduğunu belirtti. Sisi, bu mekanizmanın üç ülkenin çıkarlarına hizmet ettiğini ve ortak tehditlerle mücadeleye katkı sağladığını ifade etti.

El-Umde’ye göre Mısır’ın bu tutumu, caydırıcılık ve hazırlık kapasitesini güçlendirme ancak düşmanca bir blok oluşturmama anlayışını ortaya koyuyor. Kahire, Yunanistan ve Kıbrıs’la ortaklığını geliştirirken Türkiye ile köprüleri atmıyor ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korurken bölgedeki diğer aktörlerin çatışmalarına dahil olmuyor.

Enver ise Mısır’dan gelen açıklamaların söz konusu adımların başka tarafları hedeflemediğini ve Türkiye açısından endişe kaynağı oluşturmadığını gösterdiğini savundu. Enver’e göre Kahire, ilişkilerini ortak çıkarlar temelinde yürütmeye, arabuluculuk kanallarını açık tutmaya ve gerilimi azaltmak amacıyla karşılıklı güvence vermeye önem veriyor.

El-Umde ayrıca Mısır’ın İsrail’in bölgesel rekabeti kullanarak bazı güçleri diğer aktörlere karşı saflaştırma girişimlerinin önünü kesmede önemli bir rol oynadığını belirtti. Mısırlı uzmana göre Kahire’nin bölgedeki varlığı, istikrarı ve kutuplaşmadan kaçınmayı önceleyen dengeli bir bölgesel cephe oluşturulmasını güvence altına alıyor.

Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma iş birliği de ağustos ayının sonunda önemli bir gelişmeye sahne olmuştu. İki ülke, 3 milyar avro (yaklaşık 3,48 milyar dolar) değerinde bir askeri anlaşmaya imza atmıştı. Anlaşma kapsamında İsrail, Yunanistan’da çok katmanlı bir hava savunma sistemi kuracak.

İsrail Savunma Bakanlığı, söz konusu anlaşmayı “İsrail ile Yunanistan arasındaki ilişkiler tarihindeki en büyük savunma ihracatı anlaşması ve İsrail tarihindeki en büyük anlaşmalardan biri” olarak nitelendirmişti.


Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.


Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.