Afganistan’da Taliban’ın dönüşü, etnik çatışmaların patlak vermesi korkularını uyandırırken eski savaş ağaları yeniden sahneye çıktı

Tacikler ve Özbekler organize olurken bir Peştun-Peştun savaşının patlak vermesinden korkuluyor

Hamid Karzai (AP) - İsmail Han (Herat Aslanı) (AFP) - Gulbeddin Hikmetyar (AFP) - Abdul Resul Seyyaf (AFP/Getty Images)
Hamid Karzai (AP) - İsmail Han (Herat Aslanı) (AFP) - Gulbeddin Hikmetyar (AFP) - Abdul Resul Seyyaf (AFP/Getty Images)
TT

Afganistan’da Taliban’ın dönüşü, etnik çatışmaların patlak vermesi korkularını uyandırırken eski savaş ağaları yeniden sahneye çıktı

Hamid Karzai (AP) - İsmail Han (Herat Aslanı) (AFP) - Gulbeddin Hikmetyar (AFP) - Abdul Resul Seyyaf (AFP/Getty Images)
Hamid Karzai (AP) - İsmail Han (Herat Aslanı) (AFP) - Gulbeddin Hikmetyar (AFP) - Abdul Resul Seyyaf (AFP/Getty Images)

Taliban Hareketi’nin Afganistan’ın çeşitli bölgelerinde kaydettiği geniş kapsamlı ilerleme, ülkenin, tıpkı geçmişte olduğu gibi, savaşçıların büyük ölçüde etnik olarak bölündüğü bir iç savaşa sürüklendiğine dair korkuları uyandırdı.
Ancak Taliban'ın özellikle ülkenin güneyinde ve doğusunda Peştunların yaşadığı bölgeler olan geleneksel nüfuz bölgelerinin dışında ilerleme kaydetmesinin, her ne kadar Taliban Hareketi’nin Peştun olmayan muhaliflerinin şuan Taliban’ın kendi bölgelerindeki ilerleyişini püskürtmek için destekçilerini harekete geçirdiğine ve silahlandırdığına dair bir takım göstergeler olsa da, etnik gruplar arasında mutlaka bir çatışma patlak vereceği anlamına gelmediği düşünülüyor.
Aslında, resmi olarak 14 etnik gruptan oluşan Afgan toplumundaki etnik dağılıma ilişkin net istatistikler bulunmuyor. Tahminlerin çoğu, Peştunları, ülkenin toplam nüfusunun yüzde 40'ından fazlasına sahip Afganistan'daki en büyük etnik köken olarak gösteriyor (diğer tahminlere göre bu sayı çok daha yüksek). Ardından ise yaklaşık yüzde 25’lik bir oranla Tacikler geliyor. Hazaralar ve Özbekler de yüzde 10’luk birer dilimle önemli bir sayıya sahip azınlıkları oluşturuyorlar. Bu açıdan bakıldığında, Taliban'ın ilerleyişinin başta Peştun hakimiyetinden korkan azınlıkların yoğun olduğu bölgelerden, özellikle Tacikler, Özbekler ve Hazaraların yoğun nufüsa sahip olduğu ülkenin kuzeyi ve merkezindeki bölgelerden muhalefetle karşı karşıya gelebileceği tahmin edilebilir. Aynı zamanda Peştunların kendi içinden ve özellikle 2001 yılında Taliban rejiminin devrilmesinden sonra ortaya çıkan yeni hükümetin bel kemiğini oluşturan aşiretlerden muhalefet edilebilir.

Kuzey İttifakı
Birkaç gün önce yayınlanan çeşitli raporlar, Tacikler ve Özbekler arasında, 1990’lı yıllarda Taliban'ın tüm Afganistan'ın kontrolünü ele geçirmesini önlemede çeşitli roller üstlenen eski “savaş ağaları” olarak tanımlanan liderler tarafından yürütülen geniş çaplı bir silahlanma faaliyeti olduğunu gösteriyor. Bu bağlamda eski Belh Vilayeti Valisi Atta Muhammed Nur’un adı öne çıkıyor. Nur, 2011 yılında Kabil'de düzenlenen intihar saldırısında öldürülen eski Cumhurbaşkanı Burhaneddin Rabbani liderliğindeki Cemiyet-i İslami Partisi’nin bir kanadına liderlik eden ve önde gelen bir Tacik lideridir. Cemiyet-i İslami Partisi, 1990’lı yıllarda özellikle “Kuzey İttifakı” olarak bilinen örgüt aracılığıyla Taliban'ın genişlemesine ve 11 Eylül 2001 saldırıları arifesinde suikasta uğrayan askeri lideri Ahmed Şah Mesud'a karşı muhalefette önemli bir rol oynadı. ABD güçleri 2001 yılında Kabil'deki Taliban rejimini devirdikten sonra Nur, yeni hükümette önemli roller üstlendi, ama o Afganistan'ın kuzeyindeki kalesini istiyordu. Bu nedenle ülkenin kuzeyindeki Belh vilayetine vali oldu. Nur, birkaç gün önce, Belh vilayetinin merkezi olan Mezar-ı Şerif'te taraftarlarıyla bir araya gelerek komutası altında faaliyet gösteren silahlı sivil adamları içeren kuvvetler için bir ‘komuta merkezi’ kurulduğunu duyurdu. Nur savaşçılarına hitaben, “İnsanların çalışmalarına, hukuki ve adli işlerine karışmamalısınız. Şehirde (Mezar-ı Şerif) dolaşmaktan kaçının ve üssünüzde kalın. Gerektiğinde sizden hizmet etmeniz istenecek” ifadelerini kullandı.
Ancak silahlanma ve asker toplama faaliyetleri Afganistan’ın kuzeyindeki Taciklerle sınırlı değil. Özbekler de Taliban’ın kendi bölgelerine yayılmasının ardından safları sıkılaştırmak için hazırlıklar yapıyor gibi görünüyorlar. Ancak Taliban Hareketi’nin Özbek muhaliflerinin, Taliban’ın kendi bölgelerindeki yayılmasını durdurabilecek kapasiteye sahip olup olmadığı henüz net değil. Taliban'ın kontrolü altında bulunan ülkenin kuzeyindeki Cüzcan vilayetinde ise eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Abdul Raşid Dostum'un adı öne çıkıyor. Afganistan Ulusal İslami Hareketi Partisi’nin lideri olan Dostum, geçtiğimiz Cuma günü yaptığı bir açıklamada, Kabil hükümetine, Taliban’ın ilerleyişiyle karşı karşıya kalan savaşçılarına destek ve mühimmat göndermediği için sert eleştirilerde bulundu. Cuma günü telefon aracılığıyla destekçilerine yaptığı konuşmada, hükümetin, savaşçılarına henüz yeterli desteği sağlamadığını söyleyen Dostum, Taliban'ın kendi alanlarında kaydettiği büyük ilerlemeye rağmen bu insanların moralinin ‘oldukça yüksek’ olduğunu ifade etti. Eski savaş ağası, yirmi yıl önce ABD’nin Afganistan’ı işgalinin ardından (ülkenin kuzeyindeki) Kunduz'dan kamyonlarla mahkumları taşırken Taliban Hareketi’nin yüzlerce militanını öldürmekle suçlandığından, Taliban'ın Dostum ve destekçilerine tahammül edebileceğine inanılmıyor. Ancak Dostum, bahsi geçen suçlamayı reddediyor ve böyle bir olaydan sorumlu olmadığını söylüyor.

Afganistan’ın batısı
Taliban'ın Afganistan'ın batısındaki ilerleyişini durdurmak için de benzer bir hareketlilik söz konusu ve “Herat Aslanı” olarak bilinen eski bir savaş ağası İsmail Han tarafından yönetiliyor. Tacik olan Han, Taliban'ın İran ile Afganistan arasındaki en büyük ticari geçiş noktası olan Herat vilayetine bağlı sınır ilçesi İslam Kala'daki sınır kapısının kontrolünü ele geçirmesinin hemen ardından hareket etmeye başladı. İsmail Han, geçtiğimiz Cuma günü bir araya geldiği destekçilerine, “Çok yakında cepheye gideceğiz. Allah'ın yardımıyla durumu değiştireceğiz” diye seslendi. Han, ülkenin dört bir yanından yüzlerce sivilin kendisiyle temasa geçtiğini ve Taliban'a karşı savaşmaya hazır olduklarını vurguladı.
Herat Aslanı, destekçilerini Herat'ı savunmak için bir araya getireceğine söz verse de geçmişte Taliban karşısında edindiği deneyimler pekte cesaret verici değil. Han, 1995 yılında Taliban Hareketi tarafından Herat'tan kovduğunda, binlerce destekçisiyle İran'a kaçtı. 1997 yılında Taliban'a karşı direniş hareketini örgütlemek için Afganistan’ın kuzeyinde, Türkmenistan sınırında yer alan Feryab vilayetine geri döndüğünde Taliban tarafından tutuklanan Han, üç yıl boyunca Taliban’ın kalesi Kandahar'da esir kaldıktan sonra 1999 yılında Taliban’ın elinden kaçmayı başardı. Daha öncede bazı bakanlık görevleri üstlenen İsmail Han, 2001 yılında Taliban rejiminin düşmesinden sonra önemli roller üstlendiği yeni rejimle sahneye geri döndü. 2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra hükümetteki görevleri de son buldu.

Hazaralar
Son günlerde Taliban tarafından dağıtılan görüntülerde, Taliban'ın Afganistan'ın orta kesimlerindeki Hazara bölgelerinde de kayda değer bir kolaylıkla ilerlediği görüldü. Bu gelişme, Taliban’ın orada da destekçileri olduğuna işaret ediyor. Bu durum, çoğunluğu Şii olan ve İran tarafından açıkça desteklenen Hazaraların, belki de Taliban'la daha önceki acı deneyimlerinin bir sonucu olarak, kendilerini çoğunluktaki Peştunlara karşı çıkmamaları gereken bir azınlık olarak görmeleriyle ilgili olabilir. Taliban Hareketi, 1980'lerde Sovyet Kızıl Ordusu'na karşı savaşta önemli bir rol oynayan, ancak diğer Afgan mücahit gruplarıyla silahlı çatışmalara giren (Şii) Vahdet-i İslami Partisi eski lideri Abdul Ali Mezari ile 1995 yılında bir görüşme talep etti. Mezari, Kabil yakınlarındaki buluşma yerine vardığında, Taliban onu esir aldı ve iddiaya göre Mezari’yi öldürmeden önce ciddi şekilde işkence etti. Taliban ise Mezari’nin uçakla Kandahar’a götürülürken korumalarına düzenlenen bir saldırı sırasında öldürüldüğünü öne sürdü. Daha sonra, 1990’lı yılların sonralarında Taliban’ın Afganistan’ın kuzeyine doğru ilerleyişi sırasında Hazara savaşçıları ile Taliban üyeleri arasında büyük çatışmalar yaşandı. Bu çatışmalar, Taliban’ın zaferiyle sona erdi. O zamanlar Hazaralar Kuzey İttifakı çatısı altında yer alan bileşenlerden biriydi ve ülkenin kuzeyinde Vahdet-i İslami Partisi lideri Muhammed Muhakkik tarafından temsil ediliyorlardı. Taliban rejiminin 2001 yılında devrilmesinden sonra, Hazaralar yeni hükümette önemli roller üstlendiler. Muhakkik Cumhurbaşkan Hamid Karzai'nin yardımcılığı görevini üstlendi. Muhakkik, son cumhurbaşkanlığı seçimlerinden zaferle çıkan Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin rakibi Abdullah Abdullah'ı destekledi.

Peştunlar
Peştunların, Taliban’ın yirmi yıl önce kaybettiği rejimi yeniden tesis etme adımına karşı ne ölçüde muhalefet edecekleri henüz belli değil. Ancak şimdiye kadar Afganistan’ın güneyinde Taliban’a karşı muhalefetin Peştun aşiretlerinden, özellikle son yirmi yıldır Kabil'deki yeni yönetimi destekleyen aşiretlerden geldiği ortadadır. Güneydeki aşiretlerden Taliban’ın en önde gelen muhalifleri arasında, eski Cumhurbaşkanı Hamid Karzai'nin de mensubu olduğu Dürrani (Abdalî) aşiretinin en önemli kollarından biri olan Popalzai aşireti yer alıyor.
Taliban’ın ülkenin güneyindeki muhaliflerinin kalelerine girmeye yönelik herhangi bir girişimi Peştun-Peştun savaşına yol açabilir ve Peştunları, rakipleri karşısında daha zayıf düşürebilir. Ülkenin güneyindeki durum böyleyken güneydoğusu ve doğusunda da benzer bir senaryo söz konusu olacaktır. Çünkü oradaki mevcut Afgan yönetimi, Taliban'a muhalif olan Kabil'deki yeni hükümetin yanında yer alan Peştunlara dayanıyor ve tıpkı bir siyasi partiye dönüşen ve Afganistan parlamentosunda temsil edilen İttihad-ı İslami lideri Peştun kökenli Abdul Resul Seyyaf ve Kabil hükümetiyle bir barış anlaşması imzalayan ve 2016'dan beri Kabil’de ikamet eden Hizb-i İslami lideri Gulbuddin Hikmetyar gibi 1980’li ve 90’lı yıllarda faal olan Afgan Mücahitleri’nin en önde gelen liderleri listelerinde yer alıyor. Seyyaf ve Hikmetyar’ın, 1990'larda Kuzey İttifakı'nın bir parçası olmalarına ve Taliban'ın Afganistan'daki kontrolünü durdurmalarına rağmen, bu başarıları bir kez daha ulaşabilecekleri düşünülmüyor. Seyyaf’ın lideri olduğu grup, siyasi partiye dönüştüğünden beri askeri güce sahip değil. Hikmetyar'a gelince, ülkenin doğusundaki geleneksel bölgelerinin DEAŞ'ın Afganistan kolu olan DEAŞ-Horasan Vilayeti örgütünün ana kalesi haline gelmesinden sonra destekçilerinin gücü büyük ölçüde azaldı.



Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
TT

Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)

Sırbistan'da, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın otel projesiyle ilgili dava başladı. 

Sırbistan Kültür Bakanı Nikola Selakovic, Kültür Bakanlığı Sekreteri Slavica Jelaca, Sırp Kültür Anıtları Koruma Enstitüsü Başkan Vekili Goran Vasic ve Belgrad Kültür Enstitüsü Müdür Vekili Aleksandar Ivanovic, çarşamba günü mahkemeye çıktı. 

4 yetkili de görevi kötüye kullanma ve belgede sahtecilikle suçlanıyor. 

Selakovic'in avukatı Vladimir Djukanovic, müvekkilinin otel projesinden kişisel kazanç elde etmediğini ve suçlamaların asılsız olduğunu savundu: 

Zarar gören tek taraf Sırbistan Cumhuriyeti oldu, ABD'yle ilişkilerimizi iyileştirebilecek kazançlı bir anlaşma yok edildi.

BBC'nin aktardığına göre sanıklar, suçlu bulunmaları halinde üçer yıl hapis cezası alabilir. Diğer yandan Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, böyle bir karar verilmesi durumunda yetkililer hakkında af çıkaracağını söylemişti.

Protestocular, mahkeme binasının önünde toplanarak "Hırsızlar!" sloganlarıyla otel projesinde yer alan yetkililere tepki gösterdi. 

Eylemcilerden öğrenci Dimitrije Radojevic, davayı "Hepimiz için bir sınav" diye niteledi.

 Selakovic ve diğer üç sanık, haklarındaki suçlamaları reddetti. Duruşma 15 Nisan'a ertelendi.

Sözkonusu isimler hakkındaki iddianame, Organize Suçlardan Sorumlu Kamu Başsavcılığı'nın internet sitesinde aralıkta yayımlanmıştı. 

Bunun üzerine Kushner'ın firması Affinity Partners hızlıca bir açıklama yayımlayarak Belgrad'ın merkezindeki otel ve apartman kompleksi projesinin iptal edildiğini duyurmuştu.

Lüks otel Trump markasını taşıyacağı için projede Cumhuriyetçi liderin oğulları Eric ve Donald Jr. tarafından yönetilen Trump Organization da yer alıyordu.

Kushner'ın iki yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı projenin 1999'daki Kosova Savaşı sırasında NATO'nun bombaladığı, kültürel koruma statüsüne sahip eski Genelkurmaylık binasının yer aldığı bölgede yapılması öngörülüyordu.

Vucic, bölgenin kültürel koruma statüsünü 2024'te kaldırmıştı. Ayrıca Kushner'ın firması Affinity Partners'la 99 yıllığına kira sözleşmesi imzalanmıştı. Bunun ardından ülkede büyük protestolar patlak vermişti. 

Cumhurbaşkanının liderliğindeki Sırp İlerleme Partisi, çoğunluğu elinde bulundurduğu Parlamento'da geçen yıl kasımda geçirdiği yasayla inşaatın önünü açmıştı. 

Hükümetin bu hamlesine muhalefetten de sert tepkiler gelmişti. Merkez sol Özgür ve Adalet Parti'den parlamenter Marinika Tepić, hükümeti "Donald Trump'ı memnun etmek uğruna ülke tarihini yok etmekle" suçlamıştı.

Independent Türkçe, BBC, Times of Israel


Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
TT

Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)

Birleşik Krallık'ın (BK) eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson'ın Jeffrey Epstein'le bağlantıları, İşçi Partisi'ni sarsmaya devam ediyor.  

Başbakan Keir Starmer'ın, Parlamento'da dün düzenlenen oturumda Mandelson'ı büyükelçi olarak atamadan önce siyasetçinin Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olduğunu söylemesi şok etkisi yarattı. 

İşçi Partisi lideri Starmer, Mandelson hakkında "Büyükelçi olarak atanmasından önce ve görev süresi boyunca Epstein'le ilişkisi sorulduğunda ekibime defalarca yalan söyledi" dedi.

Mandelson'ı büyükelçi olarak atadığı için pişmanlık duyduğunu dile getiren Starmer, "O zaman bugün bildiklerimi bilseydim, hükümetin yakınından bile geçemezdi" dedi.

"Her şey bitti"

Guardian'ın analizinde, Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen Mandelson'ı büyükelçi olarak ataması nedeniyle Starmer'ın koltuğunu kaybedebileceği yazılıyor. 

Eskiden Starmer'a yakın olan fakat adının paylaşılmamasını isteyen bir parlamenter, oturuma dair "Atmosferin değiştiğini hissedebiliyordunuz, ortam kararmaya başlamıştı" diyor. 

Başka bir parlamenter de "Bu savunulamaz bir şey. Peter'ın Epstein'le ilişkisini bilmelerine rağmen yine de onu göreve getirdiler" ifadelerini kullanıyor ve ekliyor: 

Keir bunu itiraf ettiği anda her şey bitti.

Eski bir bakan da "Yeni bir başlangıç yapmanın zamanı geldi, ne kadar erken olursa o kadar iyi" diyerek, Starmer'ın geleceğinin tehlikede olduğunu vurguluyor. 

Starmer, Mandelson'ı atarken, Tony Blair ve Gordon Brown hükümetlerindeki görevinin yanı sıra 2004-2008'de Avrupa Komisyonu'nun ticaretten sorumlu üyesi olmasının, Donald Trump yönetimiyle ilişkileri yürütmek için onu ideal bir isim kıldığını savunmuştu. 

BBC'nin Newsnight programına katılan İşçi Partili Barry Gardiner, Starmer'ın istifa ihtimaline dair şunları söyledi: 

Bence ülkenin çıkarları için neyin en iyi olduğunu detaylıca düşünmesi gerek.

2020'deki İşçi Partisi liderlik yarışında Starmer'a rakip olan Rebecca Long-Bailey de Mandelson'ın atanmasının "felaket bir karar" olduğunu söyleyerek, başbakanın "yanıtlaması gereken büyük sorularla" karşı karşıya kaldığını ekledi.

Mandelson'ın Epstein'le bağlantıları

ABD'de yürütülen Epstein davasıyla ilgili 9 Eylül'de ortaya çıkan yazışmalarda, Mandelson'ın Epstein'e gönderdiği doğum günü mesajında, iş insanından "En iyi dostum" diye bahsettiği görülmüştü. Bunun ardından Starmer'ın talimatıyla, 10 Şubat 2025'te başladığı büyükelçilik görevinden 11 Eylül 2025'te alınmıştı. 

Geçen hafta yayımlanan belgelerde, 72 yaşındaki siyasetçinin Epstein'den 75 bin dolar civarında ödeme aldığı ortaya çıkmıştı. Ayrıca Epstein'in, Mandelson'ın eşinin osteopati eğitimi için yaklaşık 10 bin sterlin (yaklaşık 592 bin TL) ödeme yaptığı da görülmüştü. 

Mandelson ise bu paraları aldığını hatırlamadığını savunmuş, belgelerin gerçekliğinin araştıracağını söylemişti. 

Mandelson geçen hafta İşçi Partisi'nden, 3 Şubat'ta da Lordlar Kamarası'ndan istifa etmişti. 

frgthy
Son dava belgelerinde Epstein'le Mandelson'un birlikte görüldüğü kareler de paylaşıldı (ABD Temsilciler Meclisi)

Kamu görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan Mandelson'ın, ekonomik olarak zor durumdaki Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere destek sağlamak amacıyla planlanan 500 milyar euroluk kurtarma fonuna ilişkin bazı bilgileri Epstein'e sızdırdığı da yeni belgelerdeki iddialar arasında. 

Buna ek olarak Mandelson'ın 2008-2009 finansal krizi sırasında Londra yönetiminin para politikalarına dair hassas bilgileri Epstein'le paylaştığı da savunuluyor. 

Epstein hakkında reşit olmayan kızlara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla 2005'te soruşturma başlatılmıştı. İş insanı, 2008'de mahkemeyle yaptığı anlaşma kapsamında "fuhuşa teşvik" suçunu kabul etmiş, karşılığında 18 aylığına açık cezaevine gönderilmişti. Haftada 6 gün, günde 12 saat ofisine gitmek için izin alan Epstein, 13 ay sonra şartlı tahliyeyle serbest bırakılmıştı. 

"Mandelson ülkemize ihanet etti"

Mandelson ve Epstein arasındaki yazışmaların bu döneme denk gelmesi ve Britanyalı siyasetçinin, hapse girip çıktıktan sonra da iş insanıyla ilişkisini sürdürmesi dikkat çekiyor. 

Başbakan Starmer, Mandelson'ın Epstein'le ilişkisinin detaylarının ve iş insanıyla hassas bilgileri paylaşmasının "son derece öfkelendirici" olduğunu belirterek şunları söyledi: 

Mandelson ülkemize, parlamentomuza ve partime ihanet etti.

Starmer, Mandelson'ın büyükelçi olarak atanması öncesinde yapılan güvenlik soruşturması hakkındaki belgelerin en kısa zamanda yayımlanacağını taahhüt ederken, dokümanlarda ulusal güvenlik ve uluslararası ilişkileri etkileyebilecek unsurların kapsam dışında tutulacağını söyledi. 

Independent Türkçe, BBC, Guardian, CNN, Reuters


Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
TT

Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)

Geçen ay Minneapolis sokaklarında federal ajanların iki ABD vatandaşını vurarak öldürmesinin ardından ABD Başkanı Donald Trump, göçmenlik konusundaki sert önlemlerinde "biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebileceğini" itiraf etti.

Çarşamba günü yayımlanan, Trump'ın Super Bowl öncesinde NBC News'ten Tom Llamas'a verdiği röportajdan bir kesitte başkan, İç Güvenlik Bakanlığı'nın ülke genelinde protestolara yol açan Minnesota'daki geniş kapsamlı göçmenlik operasyonuna değindi.

Minneapolis'ten ne ders çıkardığı sorulunca Trump, "Belki biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebiliriz diye düşündüm. Ama yine de sert olmak zorundayız. Gerçekten tehlikeli suçlularla uğraşıyoruz" dedi.

Trump yönetimi Minnesota'da "kötülerin en kötüsü"nün peşinde olduğunu iddia ederken, üç çocuk annesi Renee Good ve yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti, operasyonda öldürülmüştü.

37 yaşındaki Good, 7 Ocak'ta arabasının direksiyonunda Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza ajanı Jonathan Ross tarafından vurularak hayatını kaybetmişti.

Yine 37 yaşındaki Pretti ise 24 Ocak'ta Sınır Devriyesi ajanlarıyla girdiği arbede sırasında açılan ateş sonucu ölmüştü.

Trump yönetimi her iki olayı da meşru müdafaa olarak nitelendirdi ancak bu gerekçe sorgulanıyor.

İç Güvenlik Bakanlığı'na göre Minnesota'daki federal ajanlar son haftalarda binlerce kişiyi gözaltına aldı.

Minnesota Star Tribune'un yakın tarihli bir haberine göre, Minnesota'daki bir federal binada tutulanlar, yiyecek ve tıbbi bakımdan mahrum bırakılma da dahil insanlık dışı koşulları anlattı.

Minnesota'daki karışıklık ortamında, Trump'ın sınır sorumlusu Tom Homan çarşamba günü erken saatlerde 700 federal ajanın Minnesota'dan çekileceğini ve eyalette yaklaşık 2 bin görevlinin kalacağını duyurdu.

Homan, "çekilmenin kamu güvenliği tehditlerinin topluma geri salınmasını önlemek için ilçe hapishaneleri ve ICE arasında yasal bir şekilde koordinasyonu artırma" konusunda eyalet ve yerel yetkililerle yapılan "verimli görüşmelerin" sonucu olduğunu söyledi.

Minnesota Valisi Tim Walz, X'te Homan'ın duyurusunun "doğru yönde bir adım olduğunu ancak güçlerin daha hızlı ve daha fazla çekilmesine ihtiyaç duyulduğunu" yazdı. Walz ayrıca Good ve Pretti'nin öldürülmesiyle ilgili eyalet öncülüğünde soruşturulma çağrısında bulundu.

Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey, kalan 2 bin ajanı gerekçe göstererek, çekilmenin "gerilimi azaltma anlamına gelmediğini" savundu. İç Güvenlik Bakanlığı'nın Minnesota'daki operasyonunun "sakinlerle işletmeler için felaket olduğunu ve derhal sona ermesi gerektiğini" söyledi.

Independent Türkçe