Reisi’nin nükleer anlaşmaya bağlı kalması, muhafazakâr milletvekilleri arasında bölünmeye yol açıyor

Avrupalılar, santrifüj cihazlarını kontrol etmek için İran’a üç boyutlu bir plan önerdi

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’ye geçtiğimiz nisan ayında 9. nesil santrifüj cihazlarının özelliklerini açıklarken (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’ye geçtiğimiz nisan ayında 9. nesil santrifüj cihazlarının özelliklerini açıklarken (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

Reisi’nin nükleer anlaşmaya bağlı kalması, muhafazakâr milletvekilleri arasında bölünmeye yol açıyor

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’ye geçtiğimiz nisan ayında 9. nesil santrifüj cihazlarının özelliklerini açıklarken (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’ye geçtiğimiz nisan ayında 9. nesil santrifüj cihazlarının özelliklerini açıklarken (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran Cumhurbaşkanlığı Bürosu’nun anahtarlarının görev süresi sona eren Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’den halefi aşırı muhafazakâr İbrahim Reisi’ye teslim edilmesi için geri sayımın başlamasıyla birlikte İran’ın nükleer anlaşmaya bağlı kalmasının yararlı olup olmayacağı konusunda muhafazakâr milletvekilleri arasındaki fikir ayrılığı artıyor.
Reisi’nin ekibi, kabinesiyle ilgili son dokunuşları yapmak için zamanla yarışıyor. Reisi’nin 5 Ağustos’ta parlamento önünde anayasaya bağlılık yemini edeceği ve Rehber Ali Hamaney ile Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin katılımıyla gerçekleşecek devir-teslim töreninin yapılacağı gün kabinesini açıklaması bekleniyor.
Geçtiğimiz günlerde İbrahim Reisi’nin Dışişleri Bakanlığı’na seçeceği kişiyle ilgili tahminler çoğalmaya başladı. Dışişleri Bakanlığı, seçilen cumhurbaşkanının İran dini liderinden ön onay alması gereken 5 bakanlıktan birisidir.
Yeni Dışişleri Bakanı, nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmak için nisan ayının başında gerçekleştirilen Viyana müzakerelerinin geleceğiyle ilgili beklentilerin arttığı bir dönemde görevine başlayacak.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politikalar Komisyonu Başkanı Mücteba Zünnur, yeni hükümetin nükleer anlaşmaya yaklaşımıyla ilgili endişeleri azaltarak dün parlamentoda şu sözleri dile getirdi: “Nükleer anlaşma iyi olmasa da bizim için bir fren görevi niteliğindeydi. Fakat yeni hükümetin nükleer anlaşmaya yaklaşımıyla ilgili söylenebilecek bir şey varsa o da şudur. Yeni hükümet, ‘Nükleer anlaşma iyi olmadığı için biz bu anlaşmayı istemiyoruz’ demeyecektir. Bu, ne rejimin politikasıdır ne de yeni hükümet bu politikayı izleyecektir. Tam tersine hükümet, anlaşmayı isteyecektir.”
İran’ın nükleer anlaşmaya bağlı kalmasına şiddetli bir şekilde karşı çıkmasıyla bilinen geçmiş tutumlarının aksine Zünnur, söz konusu açıklamayı yaptı. Hükümet yanlısı internet sitelerinin çoğu, Zünnur’un açıklamasını “Nükleer anlaşmayı yakan milletvekili, yeni hükümetin anlaşmayı uygulayacağını söylüyor” başlığıyla aktardı. Zira Zünnur, ABD’nin 3 yıl önce nükleer anlaşmadan çekilmesine tepki olarak İran parlamentosunun kürsüsünde nükleer anlaşma taslağını yakmıştı.
İran Yargı Organına bağlı Mizan Haber Ajansının aktardığına göre Zünnur, “Yeni hükümet, nükleer anlaşmaya karşı çıkmayacak ve İran halkının haklarını elde etmek için önceki hükümetten daha güçlü olacak. Diğer yandan nükleer anlaşmayı muhafaza etmeye çalışan karşı tarafın da insanların ekonomik sorunlarını çözmek için bunun bedelini ödemesi gerekiyor” açıklamasında bulundu.
Diğer yandan Ulusal Güvenlik ve Dış Politikalar Komisyonu Sözcüsü Ebulfazl Amuyi, “Nükleer anlaşma, nükleer anlaşmanın sorunlarını çözmeyecek” dedi. Amuyi, Mehr Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada “İran ve P5+1 ülkeleri arasındaki nükleer anlaşma, bütün insanların ders alması için bir fırsattır. Zira bu tecrübe, Batı’yla iş birliği yaparak İran’ın ekonomik sorunlarını çözme varsayımının geçersiz olduğunu gösterdi” ifadelerini kullandı.
Sözcü, devamında şunları dile getirdi: “Batı’nın anlaşmayı tam olarak uyguladığı ve ABD’nin de nükleer anlaşmada kaldığı dönemde bile Amerikalıların vaatlerini yerine getirmediklerini gördük. O dönemde ekonomik çıkarların gerçek ve somut etkilerini görmedik. Yine o dönemde Batılı heyetleri ağırladık. Fakat hiçbir görüşmenin sonunda anlaşma imzalamadık. Batı’yla iş birliği yaparak ekonomik sorunları çözmenin doğru bir fikir olmadığını ve kendimize güvenmemiz gerektiğini anladık.”
Ayrıca Amuyi, “Nükleer anlaşmaya yönelik temel yaklaşımımız, yaptırımların tamamen kaldırılması şeklindedir. Bu yaklaşım, İslam Cumhuriyeti’nin mantıklı ve esas talebidir” dedi.
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, geçen hafta parlamentonun Aralık 2020’nin başında kabul ettiği ve hükümeti nükleer anlaşmaya yönelik ikinci ihlal paketini uygulamaya zorlayan yasa tasarısını eleştirdi.
Ruhani’nin eleştirisinden iki gün önce eski İran Büyükelçisi Hasan Kazimi Kumi, İran İtimad gazetesiyle yaptığı söyleşide “Nükleer anlaşmayı imzalamak büyük bir hata idi. Anlaşma, yeni cumhurbaşkanı için bir öncelik değil” ifadelerini kullandı. Ayrıca Kumi, İran’ın bölgesel vekillerine işaret ederek “İbrahim Reisi’nin dış politikası, direniş cephesini desteklemek olacak” dedi.
Öte yandan Devrim Muhafızları liderlerinden biri olan Kumi, dış politikada nükleer anlaşmanın yerinin belirlenmesi gerektiğini vurgulayarak, İran’ın mevcut sorunlarının yüzde 15’inin söz konusu anlaşmadan kaynaklandığını söyledi.
Dün Wall Street Journal gazetesi, Avrupalı yetkililerin İran’a Tahran’ın santrifüj cihazlarını depolamanın yanı sıra santrifüj cihazlarını çalıştırmak için kullandığı dijital alt yapıyı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) gözetiminde parçalamayı ve İran’ın montaj atölyelerinde yeni santrifüj cihazları üretme kabiliyetini azaltmayı içeren üç boyutlu yeni bir yöntem önerdiğini açıkladı.
İran, gelişmiş santrifüj cihazlarının parçalanmasını reddetti. Wall Street Journal gazetesinin üst düzey Avrupalı bir diplomattan aktardığı habere göre Viyana müzakereleri, 15 Ağustos’a kadar yeniden başlamayabilir. Avrupalı diplomat, “Müzakere yapan taraflar, 20 Haziran’da altıncı oturum sona ermeden önce İran’ın elindeki fazla uranyum stoğunu Rusya’ya gönderme konusunda anlaşmak üzereydiler” dedi.
Wall Street gazetesi, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklamada kaydettiği ilerlemenin, Joe Biden yönetiminin Tahran’ı dizginlemeyi amaçlayan nükleer anlaşmayı yeniden canlandırma girişimlerini zorlaştırdığını belirtti.
Wall Street gazetesine göre Amerikalı ve Avrupalı yetkililer, İran’ın artık 2-3 ay içerisinde nükleer silah geliştirmeye yetecek kadar parçalanabilir madde toplayabileceğini öngörüyor.
Gazeteye göre Amerikalı yetkililer, nükleer anlaşmayı canlandırmanın ve İran’ın nükleer anlaşmayla ilgili kararlara yeniden bağlı kalmasının nükleer silah üretme becerisini Ocak 2016’da olduğu gibi yaklaşık bir yıl öteleyeceğini belirtti.
Buna rağmen Wall Street Journal gazetesi, İran’ın olası nükleer silah üretme süreciyle ilgili tahminlerin, Tahran’ın sahip olduğu ekipmanlarla ilgili varsayımların yanı sıra bunları kullanabilme gücüne ve hızına bağlı olarak farklılık arz ettiğine işaret etti.
Gazetenin Viyana müzakerelerine katılan bazı Avrupalı yetkililerden naklettiği habere göre anlaşmanın hızlı bir şekilde canlandırılması halinde söz konusu süreç, bir yıldan daha kısa olabilir. Fakat Avrupalı yetkililer, müzakerelerin uzaması ve Tahran’ın da nükleer faaliyetlerine devam etmesi halinde bu sürenin daha da kısalabileceğinden endişeleniyor.
Wall Street gazetesine göre Batı, İran’ın IR2M ikinci nesil santrifüj cihazı gibi bazı gelişmiş santrifüj cihazlarını daha iyi kullanabilecek teknolojiye sahip olmasından kaygılanıyor. Zira nükleer anlaşma Ocak 2016’da yürürlüğe girmeden önce İran, binden fazla IR2M santrifüj cihazına sahipti. Batılı uzmanlar, o dönemde İran’ın tecrübesinin bu cihazları yeniden çalıştırmaya yetmeyeceğini düşünmüştü. Fakat şu an şartlar değişti.
Geçen ay Tahran, şubat ayında İran’la vardığı geçici anlaşma uyarınca UAEA’nın hassas faaliyetlere izin verilmesi talebine yanıt vermeyi reddetmişti. Daha önce de Tahran, yüzde 60 oranında uranyum zenginleştirmeye devam ederken yüzde 20 oranında da yeniden uranyum üretmeye başladığını duyurmuştu.



Çin Cumhurbaşkanı "adil çok kutuplu bir dünya" çağrısında bulundu

Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)
Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)
TT

Çin Cumhurbaşkanı "adil çok kutuplu bir dünya" çağrısında bulundu

Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)
Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, bugün Uruguaylı mevkidaşı Yamandu Orsi'ye, iki ülkenin "adil ve düzenli çok kutuplu bir dünya"ya doğru ilerlemek için birlikte çalışması gerektiğini söyledi.

İki ülke, ticaret ve çevre de dahil olmak üzere çeşitli alanlarda iş birliği anlaşmaları imzaladı.

Orsi'nin ziyareti, ABD'nin geçen ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu tutuklamasından bu yana bir Güney Amerika liderinin Çin başkentine yaptığı ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor.

Medyada yer alan bir haberde Şi'nin, Çin'in Latin Amerika ve Karayip ülkelerini egemenliklerini, güvenliklerini ve kalkınma çıkarlarını korumada ve uluslararası gerilimleri hafifletmeye yardımcı olmada desteklediğini söylediği belirtildi.

Şi, Çin ve Uruguay'ın "adil ve düzenli çok kutuplu bir dünyaya ve kapsayıcı ve karşılıklı yarar sağlayan ekonomik küreselleşmeye doğru ilerlemek için iş birliği yapması" gerektiğini ifade etti.

Bu görüşme, bu yıl Batılı başbakanların Çin'e yaptığı bir dizi ziyaretin ardından gerçekleşti.

Haberde, Orsi'nin Çin ve Uruguay arasındaki stratejik ortaklığın "en iyi noktasında" olduğunu söylediği ve her iki ülkeyi de "ortaklığı yeni bir seviyeye yükseltmeye kararlı olmaya" çağırdığı belirtildi.

Çin ve Uruguay bugün, stratejik ortaklıklarını güçlendirmek için bir bildiri imzaladı ve bilim ve teknolojiden çevreye, fikri mülkiyete ve et ticaretine kadar çeşitli alanları kapsayan 12 iş birliği belgesini imzaladı.


İran Cumhurbaşkanı, ABD ile müzakereye şartlı olarak hazır olduğunu açıkladı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçtiğimiz pazar günü hükümet toplantısına başkanlık etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçtiğimiz pazar günü hükümet toplantısına başkanlık etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

İran Cumhurbaşkanı, ABD ile müzakereye şartlı olarak hazır olduğunu açıkladı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçtiğimiz pazar günü hükümet toplantısına başkanlık etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçtiğimiz pazar günü hükümet toplantısına başkanlık etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD Başkanı Donald Trump’ın anlaşmaya varılmaması halinde ‘kötü sonuçlar’ doğabileceği yönündeki uyarısının ardından, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’ye ABD ile müzakereler için gerekli zeminin hazırlanması talimatını verdiğini açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformundaki paylaşımında, Dışişleri Bakanı’nı ‘adil ve eşitlikçi müzakerelere’ hazırlıkla görevlendirdiğini belirterek, bunun tehditten arındırılmış ve gerçekçi olmayan beklentilerden uzak bir ortamda, ‘ulusal çıkarlar ile izzet, hikmet ve maslahat ilkeleri’ gözetilerek yapılması gerektiğini vurguladı. İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Cafer Gaimpenah da X hesabından yaptığı açıklamada, “İyi bir savaş yoktur, her barış da teslimiyet değildir” ifadesini kullandı.

Washington, İran yönetiminin geçen ay zirveye ulaşan hükümet karşıtı protestolara sert müdahalesinin ardından Ortadoğu’ya uçak gemileri göndermişti. ABD Başkanı Donald Trump, saatler önce yaptığı açıklamada, büyük savaş gemilerinin İran’a doğru yola çıktığını duyurarak, temsilcilerinin Tahran’la görüşmeler yürüttüğünü ve bu temasların olumlu sonuçlar doğurmasını umduğunu söyledi. Trump dün, anlaşmaya varılamaması halinde ‘kötü şeyler’ yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Bu gelişmelerin ardından gözler İstanbul’a çevrildi. ABD ve İranlı kaynakların doğruladığına göre, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un, nükleer müzakerelerin yeniden başlatılması amacıyla İstanbul’da Abbas Arakçi ile bir araya gelmesi bekleniyor. Söz konusu görüşmeler, İsrail’in haziran ayında İran’ın askeri ve nükleer tesislerine saldırması ve ABD’nin de bu operasyona katılmasıyla patlak veren 12 günlük savaş nedeniyle kesintiye uğramıştı.

Buna karşılık Tahran, diplomatik bir çözüme ulaşmak istediğini belirtirken, kendisine yönelik herhangi bir saldırıya sert karşılık verileceği uyarısında bulundu. İran yönetimi, görüşmelerin yalnızca nükleer dosyayla sınırlı olması gerektiğini vurgulayarak, füze programı ya da savunma kapasitesine ilişkin herhangi bir müzakereyi reddetti.

Bölgesel bir yetkili bugün yaptığı açıklamada, bu hafta İstanbul’da İran ile ABD arasında yapılması öngörülen görüşmelerin önceliğinin, olası bir çatışmanın önlenmesi ve iki taraf arasındaki gerilimin düşürülmesi olduğunu söyledi.

Reuters’a konuşan ve isminin açıklanmasını istemeyen yetkili, dışişleri bakanları düzeyinde görüşmelere davet edilen ülkeler arasında Suudi Arabistan, Katar, Mısır, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Pakistan’ın bulunduğunu aktardı.

Kaynak, görüşmelerin çerçevesinin henüz netleşmediğini, ancak ‘ana toplantının’ cuma günü yapılmasının planlandığını belirterek, daha fazla gerilimin önüne geçilmesi için taraflar arasında diyaloğun başlatılmasının önemine dikkat çekti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ile nükleer bir anlaşmaya varılmasının mümkün olduğunu söyledi. CNN’e konuşan Arakçi, “Başkan Trump nükleer silah istemediğini söyledi, biz de buna tamamen katılıyoruz. Bu çok iyi bir anlaşma olabilir” dedi. Arakçi, Tahran’ın beklentisinin yaptırımların kaldırılması olduğunu da sözlerine ekledi. Birkaç gün önce İran Dini Lideri Ali Hamaney, ABD’nin ülkesine yönelik bir saldırı düzenlemesi halinde ‘bölgesel bir savaş’ çıkabileceği uyarısında bulunmuştu.

Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani ise İran’ın beş tur önceki müzakerelerde nükleer silah edinme peşinde olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, ancak ‘bunun bir bedeli olması gerektiğini’ söyledi.

Şemhani, zenginleştirilmiş uranyum stokunun miktarının şu aşamada bilinmediğini belirterek, ‘Stok enkaz altında kaldığı için, tehlikeli olması nedeniyle şu ana kadar çıkarılmasına yönelik bir girişim bulunmuyor” ifadesini kullandı.

Şemhani, aynı zamanda Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile güvenliğin korunması ve risk oluşturulmaması kaydıyla zenginleştirilmiş uranyum stokuna erişim ve miktarın tahmin edilmesine ilişkin müzakerelerin sürdüğünü kaydetti.

Şemhani, İran’ın ABD ile doğrudan ve somut müzakerelere hazır olduğunu, başka taraflarla yürütülecek görüşmeleri ise kabul etmediğini vurguladı.

Paris, ‘baskıya son verilmesi’ çağrısında bulundu

Bu arada Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, cuma günü yapılması planlanan müzakerelerin, nükleer dosyaya geçilmeden önce İran’daki baskı meselesine odaklanması gerektiğini söyledi.

Barrot bugün France Televisions’a verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı: “Elbette alınması gereken ilk kararlar, bu kanlı baskıya son verilmesi, gözaltındakilerin serbest bırakılması, iletişimin yeniden sağlanması ve İran halkına özgürlüklerin iade edilmesidir. Bundan sonra nükleer meseleler, füzeler ve terör örgütlerine verilen destek ele alınmalıdır” dedi.

Fransa Dışişleri Bakanlığı da İran’ın nükleer dosyasına yönelik bir çözümün, İran halkı pahasına olmaması gerektiğini vurguladı.

cdfrgt
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, bugün Brüksel'de düzenlenen bakanlar toplantısının oturum aralarında Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot ile görüştü. (EPA)

Barrot, “Bir kez daha vurguluyorum ki öncelik, devlet tarafından uygulanan bu baskı ve şiddetin sona ermesi ve cezasız kalmaması gereken bu geniş çaplı suçların durdurulmasıdır” dedi.

Barrot, bundan iki gün önce pazar günü yayımlanan Liberation gazetesine verdiği röportajda ise İran’ın topraklarına yönelik olası ABD saldırılarını önlemek için diplomatik müzakereler kapsamında ‘büyük tavizler’ vermesi gerektiğini söyledi. Barrot, ABD’nin ‘İran’a karşı askeri operasyon başlatabilecek bir konuma geldiğini’ belirterek, aynı zamanda rejimin değerlendirmesi gereken bir müzakere yolunun da sunulduğunu ifade etti. Barrot sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Rejimin bu fırsatı değerlendirmesi, büyük tavizleri kabul etmesi ve yaklaşımında köklü bir değişikliğe gitmesi gerekiyor. İran, bölgesel komşuları ve bizim güvenlik çıkarlarımız için bir tehdit kaynağı olmaktan çıkmalı. İran halkı özgürlüğünü yeniden kazanmalı.”


Kurbanlarla ilgili hassas verilerin ortaya çıkmasının ardından... ABD Adalet Bakanlığı Epstein’e ait binlerce belgeyi geri çekti

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)
TT

Kurbanlarla ilgili hassas verilerin ortaya çıkmasının ardından... ABD Adalet Bakanlığı Epstein’e ait binlerce belgeyi geri çekti

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)

ABD Adalet Bakanlığı dün, Jeffrey Epstein ile ilgili birkaç bin belge ve ‘medya’ materyalini geri çektiğini açıkladı. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, New York’ta bir mahkemeye başvuran avukatlar, hükümetin son yayınladığı belgelerdeki hassas bilgilerin sansürlenmesinde yapılan hatalar nedeniyle yaklaşık 100 mağdurun hayatının ‘alt üst olduğunu’ öne sürmüştü.

Yanlışlıkla ifşa edilen materyaller arasında mağdurların yüzlerinin göründüğü çıplak fotoğraflar, isimler, e-posta adresleri ve tam olarak gizlenmemiş diğer tanımlayıcı bilgiler yer alıyordu. Bakanlık, bunun ‘teknik veya insan hatasından’ kaynaklandığını belirtti.

ABD Başsavcısı Jay Clayton, Epstein ve ortağı Ghislaine Maxwell’e karşı açılan insan ticareti davalarını denetleyen yargıçlara yazdığı mektupta, bakanlığın mağdurların veya avukatlarının belirttiği materyallerin neredeyse tamamını, ayrıca hükümetin bağımsız olarak belirlediği ‘çok sayıda’ belgeyi geri çektiğini bildirdi.

Clayton, mağdurlar ve avukatlarının değişiklik talebinin ardından, bakanlığın ‘rapor edilen belgelerle ilgili protokollerini’ revize ettiğini açıkladı.

Yeni mekanizmaya göre, belgeler mağdurlar tarafından bildirildiği anda geri çekiliyor, ardından gözden geçirilip düzeltilmiş bir kopya yeniden yayımlanıyor ve işlemin ‘24 ila 36 saat içinde tamamlanması’ hedefleniyor.

Epstein mağdurlarını temsil eden iki avukat pazar günü, hükümetin isimleri ve diğer kişisel bilgileri gizleme konusundaki binlerce hatayı gerekçe göstererek mahkemeden ‘acil yargı müdahalesi’ talebinde bulundu.

Sekiz kadın, kendilerini Epstein mağduru olarak tanıtarak, yargıç Richard M. Berman’a gönderilen mektuba yorum ekledi. Kadınlardan biri, belgelerin açıklanmasının ‘hayatını tehdit ettiğini’ yazdı. Bir diğeri ise 51 materyalde banka bilgilerinin yer alması nedeniyle ölüm tehditleri aldığını, bunun sonucunda kredi kartlarını ve banka hesaplarını dondurmak zorunda kaldığını belirtti.

ABD Başsavcı Yardımcısı Todd Blanche, pazar günü ABC’nin ‘This Week’ programına verdiği röportajda, hassas bilgilerin gizlenmesi sürecinde bazı hataların meydana geldiğini, ancak Adalet Bakanlığı’nın hızlı bir şekilde müdahale etmeye çalıştığını söyledi.

Blanche, “Bir mağdur ya da avukatı, adının doğru şekilde gizlenmediğini bildirdiğinde, bunu derhal düzeltiyoruz. Bahsettiğimiz sayı, Amerikalıların anlayabilmesi için, toplam materyalin yüzde 0,001’ini geçmiyor” ifadelerini kullandı.

Buna karşın, AP’den onlarca gazeteci dosyaları inceleyerek, bazı belgelerde isimlerin gizlenmiş olmasına rağmen aynı dosyanın diğer kopyalarında açık bırakıldığını tespit etti.