Biden’ın görüştüğü ilk Arap lideri Ürdün Kralı olacak

İki devletli çözüm, askeri ve ekonomik iş birliği ve Suriye’deki durum tartışma gündeminin başında yer alıyor

Ürdün Kralı 2. Abdullah (Reuters)
Ürdün Kralı 2. Abdullah (Reuters)
TT

Biden’ın görüştüğü ilk Arap lideri Ürdün Kralı olacak

Ürdün Kralı 2. Abdullah (Reuters)
Ürdün Kralı 2. Abdullah (Reuters)

Ürdün Kralı 2. Abdullah, ABD Başkanı Joe Biden’ın davetine binaen yarın (Pazartesi) Beyaz Saray’ı ziyaret edecek. Bu ziyaret, Biden’ın Ocak ayında göreve başlamasından bu yana bir Arap liderle gerçekleştirdiği ilk buluşma olacak. Ürdün Kralı’nın ziyareti, eski Başkan Donald Trump döneminde tanık olunan gerginliğin ardından ABD-Ürdün ilişkilerinin yeniden başlatılması açısından büyük önem teşkil ediyor.
Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki’ye göre, söz konusu ziyaret, ABD’nin güvenlik ortağı ve müttefiki olan Ürdün ile arasındaki daimi stratejik ortaklığa ışık tutmayı amaçlıyor. Psaki “Bu ziyaret, Ortadoğu’nun karşı karşıya kaldığı birçok zorluğu tartışmak, Ürdün’ün bölgede barış ve istikrarı desteklemede öncü rolünün öne çıkarılmasının yanı sıra siyaset, güvenlik ve Ürdün’ün ekonomik fırsatları da dahil olmak üzere ekonomik konularda ikili işbirliğinin güçlendirilmesi için bir fırsat.” ifadelerini kullandı.
Ürdün’ün ABD ile ilişkileri, eski Başkan Donald Trump’ın kararları ve politikaları sebebiyle zarar görmüştü. Söz konusu kararlar arasında Aralık 2017’de Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınması, İsrail ile Filistinliler arasında tek taraflı bir barış anlaşması önerilmesi, Trump’ın damadı Jared Kushner liderliğinde Yüzyılın Anlaşması’nın teşvik edilmesi ve Trump yönetiminin Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’na (UNRWA) sağlanan fonu iptal etmesi yer alıyordu. Kral 2. Abdullah, Netanyahu’nun Filistinlilerin Trump’ın barış planını reddetmesi durumunda Ürdün Vadisi’ni bir tarafını ilhak etme planlarını kesin bir dille reddetmişti.
Ürdün Kralı Trump’ın Kasım 2020’deki yenilgisi sayesinde rahat bir nefes aldı ve Joe Biden’ın başkanlık seçimlerini kazanmasının ardından rahatladı. Biden’ın senatör ve Senato Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı olması ve ardından Barack Obama’nın Başkan Yardımcısı olması ile Kral Abdullah ve Biden arasında 20 yıldan fazla bir süreden bu yana bir ilişki bulunuyor. Dolayısı ile Kral Abdullah’ın Biden’ın zaferinin ardından tebrik etmek için arayan ilk Arap lider olması şaşırtıcı olmadı. Bu telefon görüşmesinde Biden, iki devletli çözümü uygulamak için Ürdün ile birlikte çalışacağını belirmişti.
Ürdün Kralı’nın ABD ziyareti üç hafta sürecek ve yönetim yetkilileri, Kongre liderleri, Askeri Hizmetler Komitesi, Dış İlişkiler Komitesi üyeleri, Senato Ödenek Komitesi başkanları ve Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi üyeleri ile yapılan toplantıları kapsayacak.
Ziyaret, iki ülkenin 70 yılı aşkın ikili ilişkileri kutlamalarına denk gelirken, Kral 2. Abdullah’a eşi Kraliçe Rania ile Veliaht Prens 2. Hüseyin ve çok sayıda Ürdünlü yetkili eşlik edecek.
Kral 2. Abdullah, Washington ziyaretinden önce Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile bir araya gelerek, ABD yönetimini barış sürecini canlandırmaya ve Filistin alanında daha büyük bir rol oynamaya çalışan Hamas’a karşılık Filistin Yönetimi’ni desteklemesine ikna etmek için gerekli adımları görüştü.

-Öne çıkan konular
Ürdün Kralı’nın Washington’daki görüşmesindeki gündem konuları başında, Filistin konusu, Ürdün’ün iki devletli çözümü desteklemesve İsrail-Filistin çatışmasını sona erdirmedeki tarihi rolünün yeniden sağlanması yer alıyor. Görüşmede ayrıca Yüzyılın Anlaşması’ndan ve birkaç Arap ülkesiyle barış anlaşmalarının yapılması ve iki devletli çözüme karşı çıkan Naftali Bennett liderliğindeki yeni koalisyon hükümetinin kurulmasın ardından bölgenin tanık olduğu dönüşüm, değişim ve jeopolitik gerçeklerin dikkate alınması bekleniyor.
Analistler, Bennett’in Amman’a yaptığı sürpriz ziyaretin ardından İsrail ve Ürdün arasındaki yumuşama ve sakinliğinin yanı sıra Ürdün’e ilave 50 milyon metreküp su sağlama anlaşması ve Bennett’in Amman’ın Batı Şeria’ya olan ihracatını 160 milyon dolardan 700 milyon dolara çıkarmasını onaylamasına dikkat çekiyorlar. Analistler, bu anlaşmaları, çatışmanın çözülmesi müzakerelerinde Ürdün’ün daha ağır bir rolü olacağına yönelik iyiye işaret olarak değerlendirdi.
İsrail’de yeni bir hükümetin kurulmasıyla, ABD Başkanı’nın yönetimi büyük bir memnuniyetle karşılama ve eski Başbakan Binyamin Netanyahu’nun yılların gerilimlerini geçmişin sayfalarına koyma arzusuna sahip görünüyordu.
İsrail’in yeni Başbakanı Naftali Bennett, çatışmaların azaltılmasına yönelik bir yaklaşımı benimsiyor ve bu konuda İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid de onunla aynı fikirde bulunuyor. Bennett Avrupalı ​​yetkililerle yaptığı görüşmelerde yeni hükümetin iki devletli çözümü desteklediğini ancak zamanlamanın şu an doğru olmadığını belirtti. Başbakan gelecekte barış olasılığını sağlayacak adımların atılması gerektiğini ve Filistinlilerin yaşamlarının iyileştirilmesi için ekonomik önlemler alınmasına yönelik bir gereklilik olduğunu düşünüyor. Ürdün ve Mısır, İsrail ile Hamas arasındaki hassas ateşkesi desteklemek, iki devletli çözüm fikrine ivme vererek daha fazla dikkat çekmek ve Kudüs’ün tarihi ve yasal statüsünü koruyan adil ve kapsamlı bir yol sunmak istiyor.
Biden yönetimi ise, İsrail’i iki devletli çözüm konusunda uzlaştırıcı adımlar atmaya teşvik etmeye ve tarafları nihai bir çözüme ulaşmak ve yapıcı diplomatik girişimlerin yolunu açmak için müzakerelere davet etmeye çalışacak.
Ürdün Kralı’nın Başkan Biden ile yapacağı görüşmelerinin, özellikle Başkan Biden’ın gelecek ay yeni İsrail Başbakanı Bennett ile planladığı görüşme sayesinde İsrail yönetimi iki devletli çözüme yönelik net adımlar atmaya yönlendireceğine inanılıyor. ABD’nin Ortadoğu’daki varlığını sınırlamaya yönelik hızlandırdığı adımların ışığında durum belirsiz görünüyor ve durum İsrail ile Filistinliler arasında yeni bir barış sürecini başlatmak ve desteklemek için hazır olmayabilir.
Ürdün Kralı’nın ziyareti, Ürdün içinde ve çevresinde bir dizi olayın ardından geliyor. Söz konusu olaylarda, bölgedeki istikrarın bir işareti niteliğinde Ürdün’ün imajını sarsan kraliyet ailesi içerisinde iniş çıkışlarla karşı karşıya kalındı. Kraliyet ailesi içindeki kargaşadan ardından, hem ABD hem Ürdün Krallığı’nın istikrarını ve Ürdün monarşisinin konumunun güçlendirilmesi konusunda kararlı görünüyor. Washington, Ürdün’deki istikrarsızlığın ABD ve İsrail’in bölgedeki çıkarlarına zarar verdiğine ve İran’ın bölge işlerine müdahale etme girişimlerine yol açtığına inanıyor.
Kral Abdullah’ın, Biden yönetimiyle görüşmek istediği başka konularda bulunuyor. Bunlardan en önemlisi ise ekonomik sıkıntılar, zira Ürdün kamu borcunun artması ile yoksulluk ve işsizlik oranında ciddi bir artış sebebiyle zorluk çekiyor ayrıca Ürdün hükümetine yönelik, yaşam koşullarının iyileştirilmesi, sosyal ve ekonomik çözümler sağlaması için baskı artıyor. Ürdün Caesar Yasası uyarınca, Ürdün ihracatının güney Suriye’ye girmesine izin verilmesi dahil olmak üzere, ABD yaptırımlarından özel bir muafiyet elde etmeyi istiyor.
Öte yandan Başkan Biden’ın, Ürdün’ün geniş kapsamlı siyasi ve ekonomik reformları benimsemesinin önemine ve Krallık’taki insan hakları sicilini ve ifade özgürlüğünü iyileştirmenin önemini vurgulaması kesin olarak görülüyor. İki ülke lideri arasındaki görüşme, özellikle Pentagon’un Afganistan ve Katar’daki askerlerini Ürdün askeri üslerine yeniden konuşlandırmayı planlamasının ardından güvenlik, istihbarat ve askeri iş birliğinin geliştirilemesine odaklanacak.
Washington’daki Birleşik Devletler Barış Enstitüsü’ne bağlı İsrail-Filistin Çatışma İdaresi Müdürü Lucy Kurtzer, söz konusu ziyaretin amacının ilişkileri geliştirmek ve Ürdün’ün bölgesel rolünü yeniden öne çıkarmak olduğunu, Ürdün Kralı’nın yönetimi İsrail-Filistin ihtilafına bir çözüm bulmaya yönlendirmeye çalıştığını ayrıca Gazze’yi yeniden inşa etmeyi ve Batı Şeria’daki altyapıyı onarmayı planladığını belirtti. Kurtzer “Ürdün, Doğu Kudüs’teki İslami ve Hristiyan kutsal mekanlarının koruyucusu olarak özel bir rol oynadı. Ürdün, özellikle de Filistinli ailelerin tahliyesi ve Mescid-i Aksa’ya yapılan baskının ardından Mescid-i Aksa ve İslami kutsal mekanların çevresinde nihai bir durum düzenlemeleri yapma konusunda devam eden zorluklarından endişe ediyor.” dedi. Kurtzer sözlerine şu ifadeleri de ekliyor:
“İsrail Yüksek Mahkemesi, Mayıs ayında çıkan savaşın ve son çatışmaların kıvılcımlarından biri olan Filistinli ailelerin Doğu Kudüs’ün Şeyh Cerrah mahallesinden tahliyelerine yönelik 2 Ağustos’ta bir duruşma yapacak. Tahliyeleri desteklemek ve sürdürmek için bir kararın yayınlanmasının, durdurulmuş İsrail-Filistin diplomasisine yönelik umut ışığını ortadan kaldırabilecek yeni şiddetin ortaya yol açacağı konusunda endişeler bulunuyor.”



İslamabad masası krizlerin kuşatması altında: ABD ile İran arasında kritik uçurum

TT

İslamabad masası krizlerin kuşatması altında: ABD ile İran arasında kritik uçurum

İslamabad masası krizlerin kuşatması altında: ABD ile İran arasında kritik uçurum

İran ile Amerika Birleşik Devletleri, yarın (Cumartesi) İslamabad’da resmen başlaması beklenen müzakerelere doğru ilerlerken, taraflar arasındaki geniş görüş ayrılıkları ve kırılgan ateşkesin çökebileceğine dair artan endişeler dikkat çekiyor.

ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada, belirlenen şartlara uyulmamasının “daha büyük ve daha güçlü” bir gerilimin önünü açabileceği uyarısında bulundu. Trump ayrıca, bir anlaşmaya varılana kadar ABD güçlerinin Ortadoğu’daki varlığını sürdüreceğini vurguladı.

Taraflar arasındaki temel anlaşmazlık başlıkları; nükleer zenginleştirme, Hürmüz Boğazı ve Lübnan dosyalarında yoğunlaşıyor. Tahran, uranyum zenginleştirmeyi “kırmızı çizgi” olarak görürken, Washington bu faaliyetlerin tamamen durdurulması ve yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarının ortadan kaldırılmasında ısrar ediyor.

İran lideri Mücteba Hamaney, yayımladığı bir açıklamada, İran’ın “haklarından hiçbir şekilde vazgeçmeyeceğini” belirterek, Hürmüz Boğazı’nın yönetiminin “yeni bir aşamaya” gireceğini ifade etti. İran Devrim Muhafızları ise deniz mayınları konusunda uyarıda bulunarak, Larak Adası yakınlarında zorunlu bir deniz güzergâhı uygulaması getirdiğini duyurdu.

Tahran yönetimi, müzakerelerde herhangi bir ilerlemenin sağlanmasını, Lübnan dâhil tüm cephelerde savaşın durdurulması şartına bağladı.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Lübnan’ın ateşkes anlaşmasının “ayrılmaz bir parçası” olduğunu söyledi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ABD’nin İsrail’e “diplomatik süreci baltalama” izni vermesinin Amerikan ekonomisine geri tepeceğini savundu. Arakçi, bu seçeneği “akılsızca” olarak nitelendirirken, Tahran’ın buna “hazır olduğunu” da sözlerine ekledi.


İsrail ve Lübnan arasında önümüzdeki hafta Washington'da görüşmeler yapılması bekleniyor

İsrail'in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter'in İsrail tarafını müzakerelere başkanlık etmesi bekleniyor. (Reuters)
İsrail'in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter'in İsrail tarafını müzakerelere başkanlık etmesi bekleniyor. (Reuters)
TT

İsrail ve Lübnan arasında önümüzdeki hafta Washington'da görüşmeler yapılması bekleniyor

İsrail'in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter'in İsrail tarafını müzakerelere başkanlık etmesi bekleniyor. (Reuters)
İsrail'in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter'in İsrail tarafını müzakerelere başkanlık etmesi bekleniyor. (Reuters)

ABD'li bir yetkilinin dün yaptığı açıklamaya göre, İsrail ile Lübnan arasındaki müzakerelerin önümüzdeki hafta Washington'da ABD Dışişleri Bakanlığı'nda yapılması bekleniyor. Bu açıklama, İsrail'in Lübnan genelinde ölümcül saldırılar düzenlemesinden bir gün sonra geldi. Lübnan, ABD ve İran arasındaki ateşkes anlaşmasının henüz kapsamına girmiyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre yetkili, "Dışişleri Bakanlığı'nın önümüzdeki hafta İsrail ve Lübnan arasında devam eden ateşkes görüşmelerini müzakere etmek üzere bir toplantıya ev sahipliği yapacağını teyit edebiliriz" diyerek, diplomatik çabalara aşina bir kaynağın aktardığı bilgiyi doğruladı.

Birçok İsrail medya kuruluşuna göre İsrail'in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter'in İsrail tarafına görüşmelere başkanlık etmesi bekleniyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün Lübnan ile "doğrudan müzakerelere" başlanması talimatını verdiğini açıkladı.

Netanyahu, ofisinden yapılan açıklamaya göre, "Lübnan'ın İsrail ile doğrudan müzakerelere başlanması yönündeki tekrarlanan taleplerinin ardından, dün Lübnan ile mümkün olan en kısa sürede doğrudan müzakerelerin yürütülmesi talimatını verdim" dedi. Açıklamada, "Müzakereler, Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve İsrail ile Lübnan arasında barış ilişkilerinin kurulmasını ele alacak" ifadelerine yer verildi.

Ancak Lübnan hükümetinden bir yetkili dün yaptığı açıklamada, Lübnan'ın İsrail ile müzakerelere başlamadan önce ateşkes istediğini belirtirken, Hizbullah'tan bir milletvekili de partinin Lübnan ile İsrail arasında herhangi bir doğrudan müzakereyi reddettiğini ve İsrail'in ülkenin güneyinden çekilmesini talep ettiğini vurguladı.

Yeni saldırılar

Netanyahu daha önce, kuzey İsrail sakinlerinin güvenliği tamamen sağlanana kadar Hizbullah'a karşı saldırıların "gerektiği her yerde" devam edeceğini vurgulamıştı.

İsrail ordusunun dün akşam yaptığı açıklamada, "İsrail ordusu kısa bir süre önce Lübnan'daki Hizbullah füze rampalarını hedef almaya başladı" denildi.

Ateşkesin üzerinden iki gün geçtikten sonra, uluslararası toplum, İsrail'in Lübnan'a yönelik devam eden saldırılarının ateşkesi baltalayacağından endişe ediyor.

Ancak Beyrut'ta, Lübnan yetkililerine göre 300'den fazla kişinin öldüğü ve bin 100'den fazla kişinin yaralandığı çarşamba günü birçok bölgeye eş zamanlı olarak düzenlenen İsrail saldırılarının kurbanlarını arama çalışmaları hala devam ediyor.

Güney Lübnan'da düzenlenen saldırılarda en az 5 kişi öldü; Hizbullah ise savaşçılarının bölgede İsrail güçleriyle doğrudan çatışmaya girdiğini duyurdu.

İsrail ordusu, daha fazla hava saldırısı başlatmadan önce Beyrut'un güney banliyölerindeki bazı mahalle sakinlerini tahliye etmeleri konusunda tekrar uyardı.

Kabul edilemez

ABD Başkanı Donald Trump ise dün NBC News'e yaptığı açıklamada, ateşkesin ardından İran ile bir barış anlaşmasına varılması konusunda "büyük bir iyimserlik" duyduğunu belirterek, İsrail'in Lübnan'daki saldırılarını "azaltma sürecinde" olduğunu söyledi. ABD Başkanı, çarşamba günü kendisiyle yaptığı telefon görüşmesinde Netanyahu'nun, çarşamba günü yaşanan yoğun İsrail saldırılarının ardından Lübnan'daki eylemlerini "azaltmayı" kabul ettiğini belirtti.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Ortadoğu'daki kırılgan ateşkesi güçlendirmek için iş birliği yapmayı umduğu Körfez liderleriyle görüşmek üzere yaptığı tur sırasında, İsrail'in Lübnan'a yönelik devam eden saldırılarını "kabul edilemez" olarak nitelendirdi.

Washington ve Tahran arasında arabuluculuk çabalarına öncülük eden Pakistan, salı gecesi geç saatlerde, 28 Şubat'ta başlayan savaşı sona erdirmesi umulan İslamabad'daki görüşmeler eşliğinde iki haftalık bir ateşkesin sağlandığını duyurdu.

Ülkenin, bugün başlayacak olan İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki görüşmelere ev sahipliği yapması planlanıyor; ABD heyetine Başkan Yardımcısı Jay D. Vance başkanlık edecek.

Ancak görüşmeler başlamadan önce bile, özellikle Pakistan Savunma Bakanı Khavaja Muhammed Asıf'ın X'te İsrail'i "şeytan ve insanlığın başına bela" olarak nitelendirdiği ve "İslamabad'da barış görüşmeleri yapılırken Lübnan'da soykırım işleniyor" diye belirttiği paylaşımından sonra engellerin arttığı görülüyor.

İsrail Başbakanlık Ofisi, paylaşıma "utanç verici" diyerek yanıt verdi ve X platformunda şunları belirtti: "Bunlar, özellikle barış için tarafsız bir arabulucu olduğunu iddia eden bir hükümetten asla hoş görülemeyecek açıklamalardır."

ABD Dışişleri Bakanlığı ise dün, Irak'taki ABD çıkarlarına karşı İran destekli silahlı gruplar tarafından gerçekleştirildiğini söylediği "iğrenç terör saldırılarını" kınamak için Irak büyükelçisini çağırdığını duyurdu.

Tahran'da Toplanma

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı, ABD ve İsrail'in İran'ı nükleer bomba edinmeye çalışmakla suçlamasının ve Tahran'ın bu suçlamayı reddetmesinin temel nedenlerinden biri olan, ülkesinin uranyum zenginleştirme programına herhangi bir kısıtlama getirilmesini reddetti.

Binlerce İranlı dün, 28 Şubat'ta ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırısının başlangıcında öldürülen eski Yüksek Lider Ayetullah Ali Hamaney'in suikastının 40. gününü andı. Birçoğu, Pakistan'da ABD ile planlanan görüşmeler öncesinde Washington'un "tuzağı"na düşmekten kaçınılması çağrısında bulundu.

Dünya petrolünün beşte birinin yanı sıra büyük miktarlarda doğal gaz ve gübrelerin geçtiği Hürmüz Boğazı, önemli bir tartışma noktası olmaya devam ediyor.

Denizcilik takip sitesi Marine Traffic'ten alınan verilere göre, dün İran'a ait olmayan bir petrol tankeri Hürmüz Boğazı'ndan geçti; bu, Washington ve Tahran arasındaki ateşkes anlaşmasından bu yana gerçekleşen ilk geçiş oldu.

Trump dün, Tahran'ın iki haftalık ateşkesin devamı olarak hayati önem taşıyan su yolunu yeniden açmayı kabul etmesinin ardından, İran'ı Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere gümrük vergisi uygulamaması konusunda uyardı.


Trump, İran savaşına karşı çıkan etkili medya figürlerine saldırdı

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
TT

Trump, İran savaşına karşı çıkan etkili medya figürlerine saldırdı

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a karşı yürüttüğü savaşı eleştiren birçok önde gelen medya figürüne saldırdı.

Trump, Truth Social platformunda dün şöyle bir paylaşım yaptı: “Tucker Carlson, Megyn Kelly, Candace Owens ve Alex Jones'un (...) terörizmin önde gelen devlet destekçisi İran'ın nükleer silahlara sahip olmasının harika olduğunu düşünmelerinin nedenini biliyorum. Çünkü hepsinin ortak bir noktası var: düşük zekâ. Aptallar.”

Bu dört popüler muhafazakâr isim, İran'daki savaşa açıkça karşı olduklarını ve bunu Donald Trump'ın "Önce Amerika" sloganının ihlali olarak gördüklerini ifade ettiler. Ayrıca, Trump'ı, savaşı başlatmak için İsrail'in baskısına boyun eğmekle de farklı derecelerde suçluyorlar.

Bu pozisyonlar, Cumhuriyetçi taban içindeki giderek büyüyen bir bölünmeyi yansıtıyor. The Economist için yapılan son bir YouGov anketi, 2024 seçimlerinde Trump'a oy verenlerin yüzde 22'sinin İran'la savaşa karşı olduğunu, yüzde 71'inin ise desteklediğini gösterdi.

Trump paylaşımında şunları da belirtti: “Hepsi televizyondan kovuldu, programlarını kaybetti ve artık film setlerine bile davet edilmiyorlar çünkü kimse onları umursamıyor. İstikrarsız ve baş belasılar.”

Tucker Carlson ve Megyn Kelly, eski Fox News sunucuları olup şu anda bağımsız olarak kendi programlarını yapmaktadırlar.

Trump, uzun süredir ABD'nin İsrail'e verdiği desteği eleştiren Carlson'a "bir psikiyatriste görünmesi gerektiğini" söylüyor.

Ayrıca, "çok saygın Fransız First Lady'si (Brigitte Macron)'u erkek olmakla suçlayan, oysa bu doğru olmayan komplo teorisyeni Candice Owens'a da saldırdı."

Trump, Brigitte Macron'un, eşi Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile birlikte ABD mahkemesinde Owens aleyhine açtığı iftira davasında "çok para kazanmasını" umduğunu da ifade etti. Owens, Brigitte Macron'un "erkek olarak doğduğu" iddiasıyla ilgili yanıltıcı bilgileri videolarda yaygın olarak yaymak ve istismar etmekle suçlanıyor.

Trump'ın salı günü İran medeniyetini yok etmekle tehdit ettiği açıklamalarının ardından Owens, ABD başkanını "çılgın bir soykırımcı" olarak nitelendirdi ve görevden alınmasını istedi.

Trump'ın paylaşımına cevap olarak Owens, "bir huzurevine konulmasını" önerdi.