Filistinliler pazar günü Mescid-i Aksa'ya düzenlenen baskının ardından burada İsrail’i yeni bir dayatma uygulamaya çalışmakla suçladılar. Ayrıca İsrail’in Mescid-i Aksa'dan elini çekmemesi halinde yakın bir din savaşının bölgeyi yakacağı konusunda uyarıda bulundular.
Filistin Devlet Başkanlığı’ndan, yapılan açıklamada güvenlik ve istikrar için tehdit oluşturan ve Kudüs'teki tarihi statükonun korunmasına yönelik ABD çağrısına meydan okuyan bu gerginlikten İsrail hükümetinin sorumlu olduğu ifade edildi. İsrail hükümetini güvenlik ve istikrarı bozmak ve bölgeyi tüm bölgeyi yakacak din savaşlarına sürüklemekle suçlayan Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne şu ifadeleri kullandı:
“İsrail, dini yerleri işgal etme politikasını sürdürerek Filistin halkına meydan okuyor ve uluslararası pozisyonları, özellikle de Kudüs'teki statükoya uyulmasını talep eden ABD tutumunu göz ardı ediyor.”
Sayıları bin 300’ü geçen fanatik Yahudi dün sabah saatlerinden gruplar halinde Mescid-i Aksa'nın güneybatısındaki El-Meğaribe (Fas) Kapısı'ndan Harem-i Şerif'e baskın düzenlediler. Fanatik Yahudilerin sözde Süleyman Mabedi'nin yıkılışının yıl dönümü olarak kabul ettikleri ve "Tişa Beav" ismini verdikleri matem günü dolayısıyla gerçekleştirdikleri baskına İsrail polisi de destek verdi. İsrail polisi, işgal altındaki Doğu Kudüs'ün Eski Şehir bölgesinin çevresini kapattı ve Mescid-i Aksa’ya baskın düzenleyerek Filistinlileri dışarı çıkarmaya çalıştı. Bunun üzerine İsrail polisi ile Filistinliler arasında çatışmalar yaşandı. Yerleşimciler Kubbet-üs Sahra önünde Talmud ayini düzenlediler.
İsrail Başbakanı Naftali Bennett da saldırıların devamı için yeşil ışık yaktı. Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Başbakan Naftali Bennett, İç Güvenlik Bakanı Omer Bar Lev ve Emniyet Genel Müdürü Kobi Shabtai ile güvenlik durumu değerlendirmesi yaptı ve Yahudilerin Tapınak Tepesi'ne düzenli ve güvenli bir şekilde girişlerinin devam etmesi talimatını verdi. Başbakan, en son gelişmelerden düzenli olarak haberdar edilecek ve gün boyunca durumla ilgili ek değerlendirmeler yapacak.”
Bu talimatlar İsrail Polisi ile Filistinliler arasında Mescid-i Aksa’da meydana gelen çatışmaların ardından geldi. İsrail polisi Filistinlileri Mescid-i Aksa’dan çıkarmak için göz yaşartıcı gaz ve ses bombası kullandı. Aşırı güç kullanımı bununla sınırlı kalmayan İsrail polisi ayrıca Filistinlilere ateş de açtı.
Kudüs İslami Vakıflar İdaresi tarafından konuya ilişkin şu açıklamada bulunuldu:
“Bu saldırılar, bölgeyi katlanılamaz sonuçları olan bir din savaşına sürüklemeyi amaçlayan aşırılıkçılığı ve gizli nefreti gösteriyor. İsrail polisi, fanatik Yahudi grupların Mescid-i Aksa’ya baskın düzenlemesine, kışkırtıcı hamleler yapmasına ve avluda ayinler düzenlemesine imkan sağladı. İsrail polisi bunu, Mescid-i Aksa’ya baskın düzenleyip Filistinlileri caminin dışına çıkararak gerçekleştirdi.”
Mescid-i Aksa’ya baskın düzenleyen fanatik Yahudi yerleşimcilere Knesset Üyesi Amichai Shikli önderlik etti. Shikli, “Bölge (Mescid-i Aksa) İsrail halkının en önemli ulusal sembolüdür” dedi.
Baskından bir gün önce, İsrail'in son aylarda Yahudilerin Mescid-i Aksa’da ibadet etmelerine örtülü bir şekilde izin vermeye başladığını belirten bir rapor ortaya çıkmıştı. Bu karar, İsrail'in 1967'de şehrin doğu kısmını işgal etmesinden bu yana statükodaki büyük bir değişikliği yansıtıyor. Mescid-i Aksa’da duaların ve ayinlerin yanı sıra polisin örtülü onayı ile Tevrat dersleri verildiği kaydedildi.
Fetih Hareketi Merkez Komite üyesi Hüseyin eş-Şeyh, “Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlenmesi, İsrail'in işgalci bir emri vaki tesis etmeye yönelik siyasi bir karar alması ve uluslararası iradeye bir meydan okumasıdır” dedi. Mescid-i Aksa İmam Hatibi Şeyh İkrime Sabri de İsrail'in caminin kontrolünü tamamen ele geçirmek istediğini söyledi. Kudüs İşleri Bakanı Fadi el-Hedmi yaşananları "Mescid-i Aksa’daki statükoyu değiştirmeye yönelik kabul edilmez bir girişim" olarak nitelendirdi.
Avrupa Birliği'nin Filistin Temcilcisi Sven Kühn von Burgsdorff, Mescid-i Aksa çevresinde devam eden gerilimden duyduğu endişeyi dile getirdi. Burgsdorff, İsrail makamlarını ve her iki tarafın din ve toplum liderlerini bu değişken durumu sakinleştirmek için acilen harekete geçmeye, kışkırtma eylemlerinden kaçınmaya ve statükoya saygı göstermeye çağırdı.
Ürdün Dışişleri Bakanlığı da resmi bir protesto notası göndererek İsrail'i ihlallerini ve provokasyonlarını durdurmaya, tarihi ve yasal statükoya saygı göstermeye, caminin kutsallığına, ibadet edenlerin özgürlüğüne ve Kudüs İslami Vakıf İdaresi’nin ve Ürdün’ün Kudüs’teki Evkaf Müdürlüğü’nün yetkisine saygı duymaya çağırdı.
Ürdün Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Dayfullah el-Fayiz, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Bakanlık İsrail'e resmi bir protesto notası gönderdi. Mescid-i Aksa, 144 dönümlük alanı ile tamamen Müslümanlara ait bir ibadet yeridir. Kudüs İslami Vakıf İdaresi ve Kudüs’teki Ürdün’e bağlı Evkaf Müdürlüğü, Mescid-i Aksa’nın tüm işlerini yönetmek ve camiye girişi düzenlemek için yargı yetkisine sahip yegane iki organdır."
Saatler süren gerilimin ardından İsrail polisi tarafından yapılan açıklamada, “Durum normale döndü. Bölgede sükunet hakim. Herkesi sahada polisin talimatlarına uymaya çağırıyoruz” denildi. Ancak fanatik Yahudi gruplar, Mescid-i Aksa’ya yeniden baskın düzenleyeceklerini duyurdular.
Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde bir DEAŞ mensubu (AP)
Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde gözaltında tutulan DEAŞ üyeleri (AP)