ABD’den Haşdi Şabi’ye Irak-Suriye sınırında hava saldırısı

ABD, Irak Başbakanı Kazımi’nin Washington’a yapacağı ziyaretten günler önce Haşdi Şabi’ye Irak-Suriye sınırında hava saldırısı düzenledi

El-Kaim'de Haşdi Şabi noktasına yapılan hava saldırısından sonra çekilen ve sosyal medyada dolaşan bir fotoğraf
El-Kaim'de Haşdi Şabi noktasına yapılan hava saldırısından sonra çekilen ve sosyal medyada dolaşan bir fotoğraf
TT

ABD’den Haşdi Şabi’ye Irak-Suriye sınırında hava saldırısı

El-Kaim'de Haşdi Şabi noktasına yapılan hava saldırısından sonra çekilen ve sosyal medyada dolaşan bir fotoğraf
El-Kaim'de Haşdi Şabi noktasına yapılan hava saldırısından sonra çekilen ve sosyal medyada dolaşan bir fotoğraf

Güvenlik kaynakları, ABD savaş uçaklarının Irak’ın Suriye sınırındaki bir kasabada gıda taşıyan bir kamyonu insansız hava aracıyla (İHA) hedef aldığını duyurdu. Ancak Haşdi Şabi’nin önde gelen liderlerinden biri bu haberleri yalanladı. Irak'taki yerel haber ajansları, bir güvenlik kaynağından ve Suriye sınırındaki (Enbar vilayetinin batısındaki) El-Kaim İlçesi Kaymakamı Ahmed Cudeyan’dan bugün (Pazar günü) öğleden önce kimliği belirsiz bir İHA’nin Suriye topraklarında Haşdi Şabi güçlerine ait bir aracın hedef alındığı bir hava saldırısı düzenlediği bilgisini aktardılar. Haber ajansları, saldırıda can ve mal kaybının boyutuna ilişkin herhangi bir bilgi bulunmadığını eklediler.
Haşdi Şabi’nin Doğu Enbar Operasyonlar Komutan Yardımcısı Ali el-Muzaffer yaptığı açıklamada, İHA’lı hava saldırısının, sınırın Irak tarafında değil, Suriye tarafında Elbukemal bölgesinde gerçekleştiğini söyledi. Muzaffer, “ABD kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen saldırı, yardım yüklü Hino model bir kamyoneti hedef aldı” dedi. Saldırının Haşdi Şabi’nin Doğu Enbar Operasyonlar Komutanlığı sınırlarının dışında gerçekleştiğini belirten Muzaffer, saldırıya ilişkin henüz ayrıntılı bilgiye sahip olmadıklarını açıkladı.
Haşdi Şabi'nin Batı Enbar Operasyonlar Komutanı Kasım Muslih ise ABD kuvvetlerinin Enbar’da Haşdi Şabi’yi hedef aldığı yönündeki haberleri yalanladı. Muslih yaptığı açıklamada, “Haşdi Şabi’nin Enbar birimi, tamamen güvende. Irak-Suriye sınırlarında ve Irak çölünün içlerinde konuşlu güçlerimizde duyurulanın aksine herhangi bir kaza veya hasar yok” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Suriye rejimi, Suriye'nin doğusunda konuşlu ABD güçlerini Deyrizor’un batı kırsalında gıda maddeleri taşıyan bir kamyonu hedef almakla suçladı. Suriye'nin resmi haber ajansı SANA, ABD’ye ait bir İHA’nın Deyrizor kırsalındaki es-Suveyiye kasabasında gıda maddesi taşıyan bir kamyona bombalı saldırı düzenlediğini, olayda can kaybı yaşanmadığını bildirdi.
Muhalif kanada yakınlığıyla bilinen Ayn el-Furat haber sitesi ise İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) ait mühimmat ve silahlarla dolu bir kamyonun Deyrizor’un doğusunda yer alan Elbukemal - el-Heri yolu üzerindeki buz fabrikasının yakınlarında kimliği belirsiz bir İHA tarafından hedef alındığı ilk anların fotoğraflarını yayınladı. Site,  ilk bilgilerde İran yanlısı Haşdi Şabi gruplarından unsurlar arasında can kaybı olduğuna işaret etti.
Diğer yandan ABD Savunma Bakanlığı’nın daha önce Irak ve Suriye topraklarında İran destekli silahlı gruplara karşı hava saldırıları düzenleyeceğini duyurması dikkat çekerken Haşdi Şabi’ye yakın kaynaklar, hava saldırılarının can kaybı ve yaralanmalara neden olduğunu vurguladılar.
Saldırı, Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi'nin Washington'a yapmayı planladığı ziyaretten yaklaşık bir hafta önce gerçekleşti. Beyaz Saray, Başkan Joe Biden'ın 26 Temmuz'da Kazımi ile görüşeceğini duyururken Irak Başbakanlığı’ndan ziyaret ile ilgili herhangi bir açıklama yapılmadı. Biden ve Kazımi, Bağdat ve Washington arasındaki ortak dosyaları görüşmek üzere bir araya gelecekler. Ele alınacak önemli dosyaların başında ise iki ülke arasındaki stratejik diyalogun dördüncü turu yer alıyor. Diyalog, diğer dosyaların yanı sıra iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceği için büyük önem taşıyor.
Beyaz Saray sözcüsü Jen Psaki’nin açıklamasına göre Biden, Kazımi ile iki ülke arasındaki iş birliğini geliştirmenin yollarını görüşecek. Kazımi'nin ziyaretinin ABD ile Irak arasındaki stratejik ortaklığın bir teyidi olacağını söyleyen Psaki, ayrıca Irak ve ABD arasında imzalanan Stratejik Çerçeve Anlaşması'nın iş birliğini geliştireceğini de sözlerine ekledi. Psaki, Kazımi’nin ziyareti sırasında, eğitim, sağlık, kültür, enerji ve iklim girişimleri dahil çeşitli ortak ilgi alanlarına odaklanılacağını kaydetti. Beyaz Saray sözcüsü, Biden’ın, DEAŞ'ın kalıcı olarak yenilgiye uğratılmasına yönelik ortak çabalar dahil olmak üzere Irak ile siyasi, ekonomik ve güvenlik konularında iş birliğini güçlendirmeyi sabırsızlıkla beklediğini söyledi.
Bu arada ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Orta Doğu ve Kuzey Afrika Direktörü Brett McGurk, Kazımi'nin Washington ziyareti öncesi, Kazımi ve Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih ile Bağdat'ta bir araya geldi. Şarku’l Avsat’a konuşan bir kaynağa göre McGurk, Bağdat’ın özellikle DEAŞ ile mücadele alanında, ABD’nin Irak’taki varlığı konusundaki resmi tutumu hakkında Washington’da kafa karıştıran sorulara yanıt arıyor gibiydi.
Kaynak, McGurk'ün Bağdat'ın ABD ile en iyi ilişkilerin kurulması ve özellikle DEAŞ ile mücadelede iş birliğinin artırılmasını talep eden tutumu ile ABD Büyükelçiliğinin ya da Amerikalıların Irak'ta bulunduğu bazı yerlerin füze veya İHA’larla hedef alınması konusunda net bir tavır almaması arasında bir çelişki bulduğuna inandığını belirtti. Kaynak ayrıca, McGurk’ün, Washington'ın bu saldırıları gerçekleştirmekle suçladığı gruplara karşılık verirse, onların da karşılık vereceğini düşündüğünü belirterek, Irak tarafının ABD'nin verdiği karşılığı resmi olarak kınadığını, dolayısıyla Irak’ın, Amerikalıları hedef alan saldırılardan korumadığının ve verilen karşılığı kınadığının altını çizdi.
Ancak buna karşın güvenilir bir kaynağa göre Başbakan Kazımi, ülkesinin Washington ile Tahran arasında bir hesaplaşma sahası olmasını istemediğinden, Washington'da karşılaşabileceği tüm soruların cevaplarına sahip.
Başbakan Kazımi, iktidarı boyunca İran ve ABD ile iletişim kurmaya çalıştı. İran-Suudi Arabistan diyaloguna da katkıda bulunan Kazımi, Arap ülkeleriyle iyi ilişkiler kurdu. Kazımi'nin ölüm mangaları tarafından gazetecilere ya da aktivistlere karşı art arda işlenen cinayetlerin peşine düşeceğini vurgulamıştı. Ölüm mangalarından biri aylar önce tutuklandı. Aynı şekilde Iraklı ünlü güvenlik uzmanı Hişam el-Haşimi'nin katili de tutuklandı. Irak, özellikle gergin bir atmosferde erken parlamento seçimlerine yaklaştığı bir dönemde karşı karşıya olduğu iç baskılarla yüzleşmek için dostlarının desteğine ihtiyaç duyuyor.
Kazimi'nin danışmanı Dr. Hüseyin Allavi, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, ziyaretin Irak ile ABD arasındaki üç başarılı stratejik diyalog turundan sonra geldiğini ve Uluslararası Koalisyon’da görevli ABD askerleri sayısının 5 bin 200'den 2 bin 500'e düşürüldüğünü vurguladı. Dr. Allavi Bağdat'ta gerçekleştirilen teknik askeri diyalog toplantısının ardından açıklanan takvimin, Kazımi'nin önümüzdeki günlerde Washington'a yapacağı ziyarette iki tarafın anlaşacağı tarihlere göre Uluslararası Koalisyon’da kalan 2 bin 500 Amerikan askerinin geri çekilmesi konusunun Ortak Operasyonlar Komutanlığı'nda Iraklı ve ABD’li askeri yetkililer tarafından görüşüleceğini belirtti.
Allavi, Kazımi döneminde Irak ve ABD ilişkilerinde özellikle güvenlik alanında, DEAŞ’ın Irak’taki kalıntılarının yeniden faaliyete geçmesine karşı koymanın, terörle mücadele görevini tamamlamanın yanı sıra DEAŞ’tan kurtarılan bölgelerin yeniden inşası için destek yollarını tartışılmasında ilerleme kaydedildiğini açıkladı. Allavi aynı dönemde, Irak Silahlı Kuvvetleri’nin eğitimi ve geliştirilmesi alanında iş birliğinin devam ettiğini vurguladı.
Kazımi’nin Washington ziyaretinin Irak-ABD Stratejik Diyalogu’nun yeni bir turunun başlangıcı olacağını düşünen Allavi, ziyarette, ABD ile Irak ilişkilerinin iki ülke arasında imzalanan Stratejik Çerçeve Anlaşması uyarınca Musul'un düşmesinden önceki aşamaya dönmesi, siyasi, ekonomik, kültürel ilişkilerin etkinleştirilmesi, Irak ekonomisinin karşı karşıya olduğu zorlukların gölgesinde eğitim, sağlık, çevre, iklim ve enerji sorunlarının çözülmesi gibi dosyaların ele alınacağını söyledi. Allavi, Kazımi’nin ziyareti sırasında özellikle uluslararası toplum, uluslararası gözlemciler ve uluslararası seçim gözlem misyonları aracılığıyla seçimlerin izlenmesine katkıda bulunacak olan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) Irak’ta 10 Ekim 2021 tarihinde yapılması planlanan parlamento seçimlerini destekleme kararından sonra Irak hükümetinin önemli dosyalardan biri olan ve seçimlerin özgür ve adil bir şekilde yapılması için Bağımsız Yüksek Seçim Komisyonu’na destek verilmesini içeren seçim dosyasına ilişkin çalışmalarını ve bakış açısını sunacağını kaydetti.



Ürdün, Müslüman Kardeşler ile bağlantılı olan "İslami Hareket Cephesi" partisinin adının değiştirilmesini talep etti

2011 yılına ait bir fotoğrafta, Ürdün'deki Müslüman Kardeşler ve siyasi kolu olan İslami Hareket Cephesi partisinin Amman'daki genel merkezi görülüyor (AFP)
2011 yılına ait bir fotoğrafta, Ürdün'deki Müslüman Kardeşler ve siyasi kolu olan İslami Hareket Cephesi partisinin Amman'daki genel merkezi görülüyor (AFP)
TT

Ürdün, Müslüman Kardeşler ile bağlantılı olan "İslami Hareket Cephesi" partisinin adının değiştirilmesini talep etti

2011 yılına ait bir fotoğrafta, Ürdün'deki Müslüman Kardeşler ve siyasi kolu olan İslami Hareket Cephesi partisinin Amman'daki genel merkezi görülüyor (AFP)
2011 yılına ait bir fotoğrafta, Ürdün'deki Müslüman Kardeşler ve siyasi kolu olan İslami Hareket Cephesi partisinin Amman'daki genel merkezi görülüyor (AFP)

Ürdün Bağımsız Seçim Komisyonu Komiserler Kurulu dün yaptığı açıklamada, yasaklı Müslüman Kardeşler'in siyasi kolu olan İslami Hareket Cephesi partisine, adını "dini, mezhepsel veya etnik çağrışımlardan arındırılmış" bir isimle değiştirmesi gerektiği konusunda bildirimde bulunduğunu duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Komisyon, 2022 tarihli 7 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 33. maddesi hükümlerine dayanarak, İslami Hareket Cephesi partisine ihlalleri bildirim tarihinden itibaren 60 gün içinde düzeltmesi gerektiğini bildirdi.  

Açıklamaya göre, “Parti, ihlaller konusunda daha önce 17 Şubat tarihli Sicil Memurundan bir mektupla bilgilendirilmişti.”

Açıklamada ayrıca, ihlalin partinin tüzüğü ve adıyla ilgili olduğu, bunların Siyasi Partiler Kanununa aykırı olduğu belirtildi. Kanunda, “bir partinin dini, mezhepsel, etnik veya sınıfsal temellere veya cinsiyet veya köken ayrımcılığına dayalı olarak kurulamayacağı” hükmü yer almaktadır.

Konsey, “partinin adının tüzüğünün ayrılmaz bir parçası olduğunu ve siyasi kimliğini ifade ettiğini, bu nedenle dini, mezhepsel, etnik veya ayrımcı çağrışımlardan arındırılmış olması gerektiğini” belirtti.

Ayrıca, partinin Yüksek Mahkemesi ve Merkez Mahkemesi'nin oluşumuyla ilgili diğer ihlallere de işaret eden yetkili, bu kurulların, Genel Kurul tarafından seçilmediğini, bunun da iyi yönetişim ilkelerini ihlal ettiğini ve bağımsızlıklarını zayıflattığını belirtti.

Nisan 2015'te faaliyetleri yasaklanan Ürdün'deki Müslüman Kardeşler'in siyasi kolu olan İslami Hareket Cephesi Partisi, ülkenin en önde gelen siyasi ve muhalefet partisi olarak kabul ediliyor.

16 Temmuz 2020'de Ürdün yargı makamları, daha önce faaliyetlerine müsamaha göstermiş olmasına rağmen, yasal statüsünü düzeltmemesi nedeniyle Müslüman Kardeşler'i feshetme kararı aldı.

Müslüman Kardeşler'in feshedilmesinin ardından, İslami Hareket Cephesi partisi lisanslı bir siyasi parti olarak yasal statüsünü korudu ve adayları Eylül 2024'teki son parlamento seçimlerine katılarak Temsilciler Meclisi'ndeki 138 sandalyeden 31'ini kazandı.


Hizbullah: Amerika İran'a karşı "sınırlı" bir saldırı başlatırsa müdahale etmeyeceğiz... Hamaney kırmızı çizgimizdir

Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
TT

Hizbullah: Amerika İran'a karşı "sınırlı" bir saldırı başlatırsa müdahale etmeyeceğiz... Hamaney kırmızı çizgimizdir

Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)

Bir Hizbullah'tan yetkilisi bugün AFP'ye verdiği demeçte, ABD'nin İran'a karşı "sınırlı" saldırılar düzenlemesi halinde partinin askeri müdahalede bulunmayacağını belirtirken, "kırmızı çizginin" Yüksek Lider Ali Hamaney'in hedef alınması olacağı konusunda uyardı.

Kimliğinin açıklanmasını istemeyen yetkili, "Eğer Amerika'nın İran'a yönelik saldırıları sınırlı kalırsa, Hizbullah'ın tutumu askeri müdahalede bulunmamaktır. Ancak amaçları İran rejimini devirmek veya Yüksek Lideri hedef almaksa, o zaman parti müdahale edecektir" ifadelerini kullandı.


Irak Adalet Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: DEAŞ tutukluları güvenli bir yerde tutuluyor... Kaçmaları imkânsız

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
TT

Irak Adalet Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: DEAŞ tutukluları güvenli bir yerde tutuluyor... Kaçmaları imkânsız

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
Irak Adalet Bakanı Halid Şivani

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani, ülkesinin yabancı uyruklu ve DEAŞ bağlantılı mahkûmları, Irak vatandaşlarına karşı suç işlediklerinin kanıtlanması halinde kendi ülkelerine iade etmeyeceğini söyledi. Şivani, ‘son derece yüksek güvenlikli’ bir Irak cezaevinde halihazırda Suriye’den nakledilen binlerce örgüt mensubunun tutulduğunu belirterek, söz konusu cezaevinde firar ya da isyan girişimlerinin gerçekleşmesinin zor olduğunu ifade etti. Buna karşın adli kurumlar üzerindeki ‘muazzam baskıya’ ve tutuklular arasında ‘dünyanın en tehlikeli teröristlerinden bazılarının’ bulunduğuna dikkat çekti.

Irak, 21 Ocak’tan itibaren DEAŞ bağlantısı şüphesi taşıyan binlerce tutukluyu kabul etmeyi onaylamıştı. DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK), Suriye’nin kuzeydoğusunda Suriye ordusunun askeri operasyonları sonrasında daha önce Suriye Demokratik Güçleri (SDG) denetimindeki cezaevlerinde bulunan mahkûmları gruplar halinde Irak’a sevk etmişti. Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ise “Tutukluların kabulü kararı tamamen Irak’a aittir” açıklamasında bulunmuştu.

Şivani, o tarihten bu yana yargı, hükümet ve güvenlik yetkilileriyle birlikte son derece hassas ve riskli bir süreci yönettiklerini belirterek, çok sayıda mahkûmun kontrol altına alınmasının, cezaevlerinin ‘saatli bombaya’ dönüşmesini engellemek ve büyük bölümünün kendi ülkelerine iadesini sağlayarak tutukluluk sürecinin yeni bir radikalleşme zemini haline gelmesini önlemek amacı taşıdığını kaydetti.

1975 yılında Kerkük’te doğan Şivani, 2022’den bu yana Adalet Bakanlığı görevini yürütüyor. Hukukçu ve anayasa uzmanı olan Şivani, Bafel Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) siyasi büro üyesi olarak da görev yapıyor.

 Irak Adalet Bakanı Halid ŞivaniIrak Adalet Bakanı Halid Şivani

Şivani, Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda, bu denli yüksek sayıdaki DEAŞ mensubunun teslim alınmasının, cezaevlerindeki aşırı doluluğu azaltmaya yönelik yoğun çabaların ardından gerçekleştiğini söyledi. Şivani, buna rağmen Iraklı makamların bölgesel güvenliğin korunması amacıyla ortaya çıkan yükü üstlendiğini belirtti.

Şivani’ye göre Adalet Bakanlığı, terör suçlularının yönetimi ve aşırılıkla mücadele konusunda uzun yıllara dayanan deneyime sahip. Bakanlık, ‘Ilımlılık Programı’ olarak adlandırılan ve mahkûmların radikal düşüncelerini çok yönlü yöntemlerle dönüştürmeyi hedefleyen bir uygulama yürütüyor. Program kapsamında hükümlülere mesleki eğitim ve zanaat öğretimi de veriliyor. Şivani, bu nedenle uluslararası toplumun en tehlikeli teröristlerin Irak cezaevlerinde tutulması konusunda ülkesine güvendiğini ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Şivani’yle yaptığı röportajın tam metni şöyle:

* Suriye’den Irak’a mahkûmların nakledilmesi kararı açıklandığında, Adalet Bakanlığı bu kadar yüksek sayıda mahkûmu kabul etmeye hazır mıydı?

- Irak hükümetiyle bu kişilerin kabul edilmesi konusunda temas kurduktan sonra onları teslim almaya yönelik hazırlıklarımıza başladık. Elbette bu kadar büyük bir sayıyı kabul etmek kolay ya da basit bir mesele değil; zira büyük cezaevi binaları, donanım ve güvenlik koruması gerektiriyor. Ayrıca ceza infaz kurumlarında bir mahkûmun ihtiyaç duyduğu tüm gereksinimlerin karşılanması gerekir; bu hem mahkûmların kendileriyle ilgili ihtiyaçları hem de bu cezaevlerinin korunmasına yönelik güvenlik gereçlerini kapsar.

Zaten cezaevlerinde doluluk sorunumuz var. Ancak bu konunun önemine inandığımız ve bölge güvenliğinin korunmasıyla ilgili olduğu için, onları teslim almak ve yerleştirmek üzere cezaevi bölümlerini hazırlamak amacıyla acil tedbirler almak zorunluydu. Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ve hükümet ile yargıdaki ilgili kurumların sağladığı destek sayesinde görevi başarıyla tamamladık; teslim aldığımız kişilerin tamamı cezaevine yerleştirildi. Şu anda cezaevine ilişkin tüm ihtiyaçları ve korunmasına yönelik güvenlik gereçlerini temin etmiş bulunuyoruz.

Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde bir DEAŞ mensubu (AP)Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde bir DEAŞ mensubu (AP)

* ‘Tüm gereksinimler’ derken neyi kastediyorsunuz?

- Tutuklular şu anda klimalı, banyolu ve temizlik malzemeleri bulunan resmî cezaevlerinde tutuluyorlar. Günde üç öğün yemek yiyorlar ve profesyonel bir gardiyan ile soruşturmacı ekibi tarafından korunuyorlar. Adli kurumun kendilerine profesyonel bir şekilde davrandığını söyleyebilirim; bu yaklaşım büyük olasılıkla Suriye’deki durumdan farklı. Ayrıca mevcut koşulları, Irak’a nakledilmeden önceki durumlarına kıyasla daha iyi.

* Bu sayının eklenmesinden sonra cezaevlerinde baskı ve aşırı kalabalık oluşacak mı? Mahkûmlar nasıl dağıtılacak?

- Irak’ın geçtiği olağanüstü koşullar nedeniyle (önce bazı bölgelerin DEAŞ tarafından işgali, ondan önce El-Kaide ve diğer terörist çetelerin bombalı saldırıları ile organize suçlar) bakanlığı devraldığımız zaman, yani üç yıl önce, cezaevlerindeki doluluk oranı yüzde 300 civarındaydı. Sistematik bir plan hazırladık ve doluluk oranını, normal kapasitenin yüzde 25 üzerine çıkacak kadar düşürmeyi başardık.

Ancak 5 bin 704 mahkûmun tek seferde teslim alınması, doluluk oranını tekrar artırdı; çünkü yaklaşık altı bin mahkûm için cezaevi tesislerinin sağlanması, diğer cezaevlerine yük bindirmeyi gerektiriyor. Kuşkusuz bu durum doluluk oranını düşürme çabalarını etkiledi.

* Nereye yerleştirildiler?

- Onlar tek bir cezaevine yerleştirildi. Bu süreç karmaşık, çünkü sınıflandırılmaları, güvenlik açısından sağlam, hem güvenlik hem askeri hem de istihbari açıdan korunaklı bir cezaevine konmalarını gerektiriyor.

* Adalet Bakanlığı yalnızca hüküm giymiş kişilerle ilgilenirken, bu kişiler gözaltına alındıkları sırada nasıl oldu da tutuklandılar?

- Irak yasalarına göre, tutuklu tehlikeli olduğunda, hâkim onu kaçması mümkün olmayan veya kaçmasından endişe duyulan, korunması garanti edilebilecek güvenli bir yere yerleştirme yetkisine sahiptir. Bu istisnai bir durum değil, tamamen yasal bir uygulamadır. Bu kişiler mahkeme kararlarıyla tutuklanmış olup, tehlikeleri nedeniyle bu cezaevine yerleştirilmişlerdir ve burada başka mahkûmlar bulunmamakta.

* Bu yükle nasıl başa çıkıyorsunuz? Bu kadar çok sayıda mahkûm nasıl yönetiliyor?

- Bütün düzeylerde omuzlarımızda büyük bir yük var. Bu cezaevini yönetmek için insan kaynağı, altyapı, ek personel, korunma için askerî ve güvenlik güçleri, ayrıca 5 bin 704 mahkûmun barınma, beslenme ve hizmet ihtiyaçlarını karşılamak için giderler ve mali kaynaklar gerekmekte. Bu kolay veya basit bir iş değil; bu nedenle özellikle mali açıdan ciddi zorluklarla karşı karşıyayız. Ancak DMUK ile maliyetlerin paylaşılması konusunda iletişim halindeyiz ve kendileri bu konuda hazır olduklarını ifade ettiler.

* Bu dosya nasıl finanse ediliyor?

- DMUK ile bir anlayış ve iletişim söz konusu olup, kendileri mahkûmların barındırılmasıyla ilgili mali yükleri üstlenmeye, cezaevi altyapısı ve gereçlerini ve bazı güvenlik malzemelerini sağlamaya hazır olduklarını ifade ettiler. Biz de kapsamlı bir proje hazırlayıp DMUK’a ilettik ve şu anda yanıtlarını ve gerekli prosedürleri beklemekteyiz.

* Kaç soruşturma memuru mahkumların dosyalarını inceliyor?

- Yaklaşık 150 soruşturma memuru, binlerce mahkûmun dosyalarını hazırlıyor ve bu ağır bir sorumluluk gerektiriyor; bu süreçte, onları uzman personel ve danışmanlardan oluşan bir ekip destekliyor.

* Tutuklular nasıl sınıflandırılıyor?

- Elimizde tehlikeli teröristler bulunuyor; onları, mahkûmlarla ilgilenmede kabul edilmiş uluslararası standartlar ve güvenlik çerçeveleri doğrultusunda sınıflandırıyoruz. Yüksek riskli ve radikal düşünceli mahkûmlar, sıradan mahkûmlarla karıştırılamaz. Cezaevlerimiz, suç türüne, suçun tehlike düzeyine ve yaş gruplarına göre sınıflandırılmıştır.

* İçeride bir ayrılık veya isyan çıkma olasılığı ne kadar yüksek?

- Bu cezaevi sağlam bir şekilde korunmakta. Daha fazla ayrıntı vermeyeceğim, ancak tesisin güvenliği sağlanmış olup hiçbir şekilde ihlal edilemez. Ayrıca içeride bir isyanın söz konusu olamayacağını belirtmek gerekir; çünkü Adalet Bakanlığı’nı destekleyen güvenlik birimleri tüm önlemleri profesyonel ve titiz bir şekilde almıştır, bu nedenle böyle bir durum gerçekleşemez.

* Hapishane içinde mahkûmların işleri nasıl yönetiliyor ve buranın terörist faaliyetler için potansiyel bir yuva haline gelmesini önlemek için ne gibi önlemler alıyorsunuz?

- Öncelikle kendi ülkeleriyle iletişim halindeyiz; geri gönderilmeleri, Irak’a karşı savaşmamış, Iraklıları öldürmemiş veya Irak içinde terör faaliyetlerine katılmamış olmaları şartına bağlı. Bu şartları taşımayanlar kendi ülkelerine iade edilmeyecek olsa da diğerlerinin geri gönderilmesi için çalışmalar sürmekte olup, DMUK bu sürecin hızlandırılması için bizimle iş birliği yapmakta.

Yönetim açısından, Adalet Bakanlığı bu alanda uzun bir deneyime sahip. Aynı sınıflamaya sahip diğer cezaevlerinde, Irak’ın DEAŞ’dan kurtarılan topraklarda yakalanan tehlikeli liderleri de kapsayan teröristler bulunmakta. Bu kişiler rehabilitasyon ve ıslah programlarına dahil edilmiş vaziyette.

‘Ilımlılık Programı’ adı verilen bir programımız, aşırıcı düşünceyi zihinsel, kültürel, sosyal, sportif ve sanatsal yollarla ortadan kaldırmayı, ayrıca meslek ve beceri eğitimi vermeyi amaçlamakta. Bu program büyük başarılar elde etmiş. Amacımız, onların burada geçici olarak bulunmaları; kalış süreleri boyunca, deneyimimiz ve programlarımız sayesinde, en tehlikeli terörist mahkûmlarla profesyonel bir şekilde ilgilenebiliyoruz.

Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde gözaltında tutulan DEAŞ üyeleri (AP)Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde gözaltında tutulan DEAŞ üyeleri (AP)

* Peki ya onları geri gönderme çabaları başarısız olursa? Bu kişiler uzun süre Irak hapishanelerinde kalırlarsa durum ne olacak?

- Ülkeler ve DMUK ile üzerinde anlaşılan, mahkûmların mümkün olan en kısa sürede geri gönderilmesi. Bu konuda açık bir koordinasyon mevcut olup, daha önce de belirttiğim gibi, Irak güvenlik güçlerine karşı savaşan veya Iraklılara karşı suç işleyenler bu kapsamın dışında tutulacak; bu kişiler yargılanacak ve Irak’ta kalacak.

* Vatandaşlarını geri almayı reddeden ülkeler var mı?

- Konu hâlâ başlangıç aşamasında ve girişimler de yeni başladı. DMUK ve ABD, mahkûmları kabul etmeleri için ülkeleri teşvik etmemiz konusunda bizimle iş birliği yapıyor. Çabalarımızı sürdürmekteyiz.

* DMUK neden DEAŞ tutuklularını Irak’a nakletti?

Bu işin siyasi bir boyutu olabilir; Adalet Bakanlığı’nın doğrudan müdahalesi yoktur. Ancak açıkça vurgulamak gerekir ki Irak’ın savunma ve güvenlik sistemi konusunda güven vardır, Irak DMUK içinde güvenilir ve etkili bir müttefiktir ve bu mahkûmları barındırmak için güvenilir bir sisteme sahiptir.