Tunus’ta OHAL konusunda anayasal bir bölünme yaşanması bekleniyor

Bu ayın son haftasında parlamentoya sunulacak yasa tasarısı hakkında anlaşmazlık yaşanacağı öngörülüyor.

Tunus Parlamentosu. (AFP)
Tunus Parlamentosu. (AFP)
TT

Tunus’ta OHAL konusunda anayasal bir bölünme yaşanması bekleniyor

Tunus Parlamentosu. (AFP)
Tunus Parlamentosu. (AFP)

Hamadi Mimari
Birçok ülke, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle özel olağanüstü sağlık yasalarını etkinleştirdi ya da salgının yayılmasını önlemek için yenilerini çıkardı. Tunus hükümeti de “sağlık alanında ilan edilecek olağanüstü hal durumu (OHAL) şartlarını ayarlamayı, insanların hayatlarını koruyup güvenliklerini sağlamak ve salgın niteliğindeki hastalıkların yayılmasından kaynaklanabilecek riskleri azaltmak için yayınlanan bildiri ile ilgili olağanüstü tedbirleri belirlemeyi ve kamu tesislerinin ve hayati hizmetlerin devamlılığını sağlamayı” amaçlayan bir yasa tasarısını parlamentoya sundu. Yasa tasarısının dördüncü faslında “Sağlık OHAL’i ilanı bir kararname ve İçişleri Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı’nın önerisi ile yapılır” ifadeleri yer alıyor. Dokuzuncu fasılda da “Ulusal OHAL, başbakan tarafından ilan edilir. Belli bir bölgeyi ilgilendiren OHAL ise vali tarafından yetki sınırları dahilinde ilan edilir” deniliyor.
Para cezaları
Sağlık OHAL’i “Engellenmesi için acil olağanüstü önlemler gerektiren salgın niteliğindeki hastalıkların yayılmasından veya kamu sağlığını etkileyen bir tehditten kaynaklanan durum” olarak tanımlanıyor. Aynı zamanda yasa tasarısı, tam veya kapsamlı karantinada sokağa çıkma yasağı veya sınırlaması ile ilgili kurallara uymayanların yanı sıra bulaşıcı bir hastalığı olan veya olduğundan şüphelenilip de ikamet ve seyahatlerine getirilen kısıtlamalara riayet etmeyen kişilere uygulanacak para cezalarının tümünü kapsıyor.

Kamu sağlık OHAL’i cumhurbaşkanı tarafından duyurulacak
Yasa tasarısı, sağlık OHAL’ini başbakanın mı yoksa cumhurbaşkanının mı duyuracağı hakkında tartışmalara yol açtı.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan çevirdiği haberde değerlendirmelerde bulunan Anayasa Hukuku Profesörü Abdurrezzak Muhtar konuya ilişkin şunları söyledi:
“Kamu sağlığı politikası, devletin genel politikalarını ayarlayan kişi olması nedeniyle başbakan tarafından belirlenir. Buradan hareketle, başbakanın sağlık konusunda kontrol yetkileri olur. Çünkü idareyi temsil eden ve kamu sağlığını ilgilendiren düzenleme ve uygulamalar sayesinde sağlık durumunu yönetmesini sağlayan genel düzenleyici otoriteye sahip olan kişi başbakandır. Bu yüzden başbakanın sağlık OHAL’ini ilan etme yetkisi olabilir. Ancak Tunus Anayasası cumhurbaşkanının yetkileri dahilinde bir OHAL'i öngörüyor.”

Bu karışıklığın çözülmesi için bir öneri sunan Muhtar sözlerini şöyle sürdürdü:
“İlan edilecek OHAL’in ulusal nitelikte olması halinde, nihai kararı cumhurbaşkanının vermesi şartıyla başbakan, sağlık bakanından alınan çeşitli raporları inceledikten sonra OHAL ilan etme önerisinde bulunabilir. Belli bir bölgede veya çevredeki sağlık OHAL konusuna gelirsek; başbakan bölgelerin valileri ile koordinasyon sağlayarak bunu ilan edebilir.”

Çekişmeler kavgayı büyütecek
Muhtar, Tunus’ta yürütme organının iki başkanı arasındaki siyasi gerilimlerin baskın olduğu mevcut siyasi durum ışığında OHAL'i kimin ilan edeceği meselesinin sorun yaratacağına dikkat çekti. Ayrıca yetkiler konusunda siyasi müzayede olmaksızın devlet kurumları arasında anayasanın düzenlediği şekilde bir uyum olması gerektiğini vurguladı. “Cumhurbaşkanı, ülkedeki genel durum hakkında aldığı raporlara dayanarak askeri ve güvenlik alanında OHAL ilan etme yetkisine sahip. Ancak başbakanın yetkilerine giren sağlık durumu ve gelişmeleri hakkında yeterli yetkilere değil” ifadesini kullandı.

Zorlu denklem
Tunus Parlamentosu Sağlık ve Sosyal İşler Komitesi Başkanı El-Ayyaşi Zemal basın mensuplarına şu açıklamada bulundu:
“Komite, halihazırda yasa tasarısını inceliyor ve yasa tasarısı hakkındaki bütün gözlemleri değerlendirmek ve tasarıyı genel kurula göndermeden önce yetki çatışmaları yaşanmasını engellemek için hukuk ve sağlık alanındaki bazı uzmanlar ile toplantılar yapıyor. Bir taraftan salgına karşı koymak ve Tunusluların hayatlarını korumak ile diğer taraftan kişisel özgürlüklerin korunması arasında bir denge kurmak zor. Ancak komite, yasa tasarısının uygun olması ve belirlenen hedefleri gerçekleştirmesi için uzmanların ve ilgili kuruluşların tüm değerlendirmelerini toplayacak.”
Başbakanın sağlık OHAL’inin ilan edilmesi durumunda alacağı tedbirlerin parlamento tarafından denetlenmesine ilişkin noktaların eklenme olasılığına işaret eden Zemal sözleirni şöyle sürdürdü:
“Yasa tasarısı, karar alma merciini birleştirmenin yanı sıra, ekipmanlar ithal etmek ve kamu ve özel kurumları salgınla mücadeleye tahsis etmek gibi sağlık kriziyle başa çıkmada idari sürelerin kısaltılmasını ve bürokrasinin azaltılmasını sağlayacak.”
Başbakanın sağlık OHAL’inde diktatörlük yapmasından endişe duyulmasını gereksiz gören Zemal, OHAL’in belli bir süre yürürlükte olacağını ve bu süre zarfında parlamentonun başbakanı denetleyeceğini vurguladı.

Partiler ikiye bölünmüş durumda
Siyasi partiler bir süredir hükümete bu yasa tasarısının parlamentoya sunulmasını hızlandırma çağrısında bulunuyorlardı. Nitekim Tunus'un Kalbi Partisi Bloğu Başkanı Usame el-Halifi, bu kanunun çıkarılması çağrısında bulunarak bloğun “acil sıfatıyla tasarıyı geçirmeye çalışacağına” dair söz verdi. Özgür Anayasa Partisi Bloğu Başkanı Abir Musa “Sağlık OHAL’i yasa tasarısı başbakanın Tunusluların boyunları üzerinde tahakküm kurmasını sağlayacak” dedi.
Yasa tasarısı, Sağlık ve Sosyal İşler Komitesi’ne sevk edildiği tarihten itibaren 15 gün içerisinde inceleme işlemi tamamlanacak. Ardından 2021 Temmuz ayının son haftasında tasarının genel kurula sunulması bekleniyor.
Tunus tarihinin en kötü sağlık, ekonomik, sosyal ve siyasi krizini yaşarken sağlık OHAL’i yasa tasarısı, ülkede OHAL ilan edilmesine ilişkin olarak anayasanın öngördüğü yetkiler ve bunların derecesi hakkında başbakan ile cumhurbaşkanı arasındaki çatışmada yeni bir sayfa açıyor.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.