ABD, İran'ın mahkum takasıyla ilgili ‘yüz kızartıcı’ teklifini reddetti

ABD'nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley ile Avrupa Birliği müzakerecisi Enrique Mora, geçtiğimiz ay Viyana'da düzenlenen altıncı tur müzakerelerin oturum aralarında (EPA)
ABD'nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley ile Avrupa Birliği müzakerecisi Enrique Mora, geçtiğimiz ay Viyana'da düzenlenen altıncı tur müzakerelerin oturum aralarında (EPA)
TT

ABD, İran'ın mahkum takasıyla ilgili ‘yüz kızartıcı’ teklifini reddetti

ABD'nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley ile Avrupa Birliği müzakerecisi Enrique Mora, geçtiğimiz ay Viyana'da düzenlenen altıncı tur müzakerelerin oturum aralarında (EPA)
ABD'nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley ile Avrupa Birliği müzakerecisi Enrique Mora, geçtiğimiz ay Viyana'da düzenlenen altıncı tur müzakerelerin oturum aralarında (EPA)

ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İran’ın Washington’a yönelttiği, ABD ile İran arasındaki dolaylı Viyana nükleer müzakerelerinin hızlı bir şekilde yeniden başlatılmasını sağlamak için önerilen mahkum takas anlaşmasını ertelemeye çalıştığı yönündeki “yüz kızartıcı” suçlamalarını reddetti.
17 Temmuz Cumartesi günü Twitter hesabından yaptığı paylaşımda ABD ve İngiltere'yi mahkumların takas edilmesini ve nükleer anlaşmanın yeniden hayata geçirilmesini siyasi amaçlarla engellemekle suçlayan İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi, “ABD ve İngiltere, mahkumların serbest bırakılması meselesini nükleer anlaşmayla ilişkilendirmeyi bırakmalı. ABD ve İngiltere anlaşmanın kendilerine düşen kısmını uygularsa, her iki taraftan on mahkum yarın serbest bırakılabilir. Mahkumların takas edilmesini siyasi amaçlara rehin vermemeliyiz. Böyle yaptığımız taktirde hem takas etmeyi hem de anlaşmayı kaybedebiliriz” ifadelerini kullanmıştı.
Viyana'da yürütülen nükleer müzakerelerin yeni İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi Ağustos ayı başlarında iktidara geçene dek devam etmeyeceğini vurgulayan Arakçi, “Ülkemizde demokratik bir iktidar değişiminin gerçekleştiği bir aşamadayız. Ülkemizde demokratik bir iktidar değişiminin gerçekleştiği bir aşamadayız. Dolayısıyla görüşmelerin yeni yönetimi beklemek zorunda kalacağı çok açık. Demokrasi bunu gerektirir!” açıklamalarında bulunmuştu.
Diğer yandan ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ned Price ise Arakçi’nin söz konusu açıklamalarını 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşma Kapsamlı Ortak Eylem Planı’na (KOEP) ortak geri dönüş yolundaki çıkmazdan sorumlu tutulmaktan kaçış yönünde yüz kızartıcı bir çaba’ olarak nitelendirdi. “İran bu yönde gerekli kararları alır almaz, KOEP’e ortak bir dönüş için çalışmaları tamamlamak üzere Viyana'ya dönmeye hazırız” ifadelerine başvuran Price, kendi deyimiyle ‘İran tarafından keyfi olarak gözaltına alınan’ ABD’liler hakkında Arakçi’nin yorumlarına atıfta bulunarak ‘sevdiklerinin umutlarını suya düşürme yönünde bir başka acımasız çaba’ ifadelerini kullandı. Aynı zamanda, “Hükümeti dört ABD’liyi yıllardır keyfi bir şekilde elinde tutarken Arakçi ise bizi anlaşmayı rehin almakla suçluyor. Tutuklular konusunda henüz bir anlaşma mevcut değil. Şayet İran insanî bir jest yapmakla gerçekten ilgileniyorsa, tutukluları derhal serbest bırakabilir” vurgusunda bulundu.
Tutukluların serbest bırakılmasının ABD için önemli olduğunu, bunun derhal gerçekleşmesiyle ilgilendiklerini söyleyen Price, “Viyana süreci kapsamında mahkumlara dair dolaylı görüşmelerde bulunduk. Ancak bu sürecin yeniden başlatılmasındaki gecikme yardımcı olmuyor. Viyana'da buluştuğumuz taktirde ilerleme kaydetmek daha etkili olacak” dedi. ABD müzakerecilerinin ‘bu aşamada mahkumlarla ilgili görüşmelere devam etmeye de hazır olduklarını’ da vurgulayan Price, Arakçi’nin ‘İran'da iktidarda demokratik geçiş’ iddiasına ise değinmedi.
Dünya çapındaki rehinelerle ilgili bir sanal görüşmede İran'daki ABD’li mahkumlar konusuna değinen ABD'nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley ise ‘İran'da haksız yere hapsedilen tüm ABD’lilerin serbest bırakılmasını isteyen Biden yönetiminin sadece bazılarının serbest bırakılması yönünde bir anlaşmayı kabul etmeyeceğini’ vurguladı.
Tahran bir mahkum takas anlaşmasına varıldığını iddia ederken ABD ise bu iddiaları reddediyor. Reuters’ın haberine göre İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatipzade, Twitter hesabından yaptığı bir açıklamada, “ABD’nin tutuklular meselesinde, hatta bunun kamuoyuna nasıl açıklanacağı konusunda bir anlaşmaya varmanın basit gerçeğini reddetmesi utanç verici. Her iki taraftan 10 mahkumun insanî gerekçelerle serbest bırakılması konusunda ABD ve Birleşik Krallık ile Viyana'da anlaşmaya varıldı. Bu anlaşma, nükleer anlaşma müzakereleriyle ilgili değil. İran bugün mübadeleyi gerçekleştirmeye hazır” ifadelerini kullandı.
Geçtiğimiz hafta İran, ABD yaptırımlarını ihlal ettiği için ABD ve diğer ülkelerdeki cezaevlerinde tutuklu durumdaki İranlıların serbest bırakılması yönünde görüşmelerde bulunduğunu bildirmişti.
Geçtiğimiz Mayıs ayında Washington, ABD yaptırımları sebebiyle diğer ülkelerde donuk durumdaki 7 milyar dolarlık İran petrol fonlarının serbest bırakılması karşılığında iki ülkenin mahkum takas anlaşmasına vardığı yönünde bir İran devlet televizyon kanalının haberini yalanlamıştı.
İran ve ABD, nükleer anlaşmanın yeniden hayata geçirilmesi için Tahran ve Washington'un nükleer taahhütlere yeniden uyumunun sağlanması ve ABD yaptırımlarının kaldırılması amacıyla Avusturya'nın başkenti Viyana'da nükleer anlaşma imzalayıcılarının arabuluculuğunda altı tur dolaylı görüşmeler gerçekleştirmişti. Ancak İran'daki cumhurbaşkanlığı seçimleri ardından altıncı tur müzakereler ile bir sonraki tur arasında bir zaman farkı kaydedildi.
Dışişleri Bakanı Antony Blinken'in KOEP’e karşılıklı uyum sağlanması konusunda bahsettiklerini hatırlatan ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Jalina Porter, “Bunu yapmayı başardığımız taktirde, kapsamlı bir yaklaşımın parçası olarak nükleer ve diğer önemli konuları ele almada çeşitli politika araçlarını kullanarak bunun üzerine inşa etmeyi amaçlıyoruz” açıklamalarında bulundu.
İran'da geciken maaşlar, elektrik ve su kesintileri, bunlar sonucu patlak veren protestolar hakkında bir soruya yanıt veren Porter, “İran hükümetini, evrensel ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma özgürlüğü haklarını kullandığı sırada İran halkını desteklemeye çağırmaya devam ediyoruz” vurgusunda bulundu.



İran: ABD’nin herhangi bir saldırısı, hatta sınırlı saldırıları bile ‘saldırganlık’ olarak kabul edilecek

Tahran’da ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İran askeri (EPA)
Tahran’da ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İran askeri (EPA)
TT

İran: ABD’nin herhangi bir saldırısı, hatta sınırlı saldırıları bile ‘saldırganlık’ olarak kabul edilecek

Tahran’da ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İran askeri (EPA)
Tahran’da ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İran askeri (EPA)

İran bugün yaptığı açıklamada, ABD’den gelecek herhangi bir saldırının -sınırlı hava harekâtı dahil- ‘saldırganlık’ olarak değerlendirileceğini ve buna karşılık verileceğini duyurdu. Açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın böyle bir ihtimali değerlendirdiğini söylemesinin ardından geldi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, haftalık basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Sınırlı bir saldırı ile ilgili soruya gelince; sınırlı saldırı diye bir şey yoktur. Her türlü saldırı, saldırganlık olarak kabul edilecektir” dedi.

Bekayi, “Her ülke, meşru müdafaa hakkına dayanarak saldırıya güçlü bir şekilde karşılık verir; biz de bunu yapacağız” ifadesini kullandı.

Bekayi’ye yöneltilen soru, Trump’ın cuma günü yaptığı ve Umman arabuluculuğunda süren müzakerelerde anlaşma sağlanamaması halinde Tahran’a sınırlı bir saldırı düzenlemeyi ‘değerlendirdiğini’ belirttiği açıklamasına atıfta bulunuyordu.

Taraflar, şubat ayı başında Umman arabuluculuğunda dolaylı görüşmelere yeniden başlamış; şimdiye kadar Maskat ve Cenevre’de iki tur müzakere gerçekleştirmişti. Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, üçüncü turun perşembe günü Cenevre’de yapılacağını doğruladı.

İran heyetine başkanlık eden Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise dün yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington arasında diplomatik bir uzlaşıya varılması için ‘iyi bir fırsat’ bulunduğunu söyledi.

Arakçi, ABD merkezli CBS televizyonuna verdiği röportajda, “Hâlâ herkes için fayda sağlayacak diplomatik bir çözüme ulaşma konusunda iyi bir fırsatımız olduğunu düşünüyorum” dedi. Müzakerecilerin bu ay gerçekleştirilen iki tur görüşmenin ardından ‘anlaşmanın unsurları ve taslak metni üzerinde çalıştıklarını’ belirten Arakçi, buna karşın ülkesinin uranyum zenginleştirme hakkından vazgeçmeyeceğini vurguladı.

Washington ile temel anlaşmazlık noktalarından biri olan bu konuda Arakçi, “Egemen bir ülke olarak bu alanda kendi kararımızı verme hakkına sahibiz” diye konuştu.

Tahran ile Washington arasındaki görüşmeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri seçenekleri gündeme getirdiği bir ortamda yeniden başlamıştı. Trump önce İran’daki protestolara yönelik kanlı müdahaleleri gerekçe göstermiş, daha sonra ise özellikle nükleer program konusunda anlaşmaya varılamaması halinde askeri adım atılabileceği uyarısında bulunmuştu.

Diplomatik sürece paralel olarak ABD, Ortadoğu’daki askeri varlığını da artırdı. Washington yönetimi bölgeye iki uçak gemisi gönderirken, savaş uçakları, askeri nakliye uçakları ve havada yakıt ikmali yapabilen tanker uçaklardan oluşan filoları da konuşlandırdı.

ffvbf
Arap Denizi’ndeki ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln (AFP)

ABD’nin müzakere heyetine başkanlık eden Özel Temsilci Steve Witkoff cumartesi günü yaptığı basın açıklamasında, Başkan Donald Trump’ın İran’ın ABD’nin askeri yığınağı karşısında neden ‘teslim olmadığını’ sorguladığını söyledi.

Bu açıklamaya yanıt veren Bekayi ise teslimiyetin İranlıların karakterinde olmadığını belirterek, ülkelerinin tarihi boyunca böyle bir tutum sergilemediğini ifade etti.


Kallas, İran sorununa ‘diplomatik çözüm’ çağrısında bulundu: Başka bir savaş istemiyoruz

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
TT

Kallas, İran sorununa ‘diplomatik çözüm’ çağrısında bulundu: Başka bir savaş istemiyoruz

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas bugün, İran ile ABD arasında beklenen görüşmeler öncesinde, Tahran dosyası için ‘diplomatik bir çözüm’ çağrısında bulundu. Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’ı askeri müdahalelerle tehdit ettiği bir döneme denk geldi.

Kallas, AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanları toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada, “Bu bölgede bir başka savaşa ihtiyacımız yok; zaten çok sayıda savaş var” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Kallas, “İran şimdiye kadarki en zayıf dönemini yaşıyor. Bu zamanı diplomatik bir çözüm bulmak için değerlendirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi dün, ABD ile İran arasındaki yeni müzakere turunun önümüzdeki perşembe günü Cenevre’de yapılacağını duyurdu. Busaidi, müzakereler için ‘ekstra çaba göstermeye yönelik olumlu bir ivme’ olduğunu da belirtti.

ABD, İran’dan uranyum zenginleştirme stokundan vazgeçmesini, Washington’a göre nükleer bomba yapımında kullanılabilecek bu stokların imhasını, Ortadoğu’daki silahlı gruplara desteğini durdurmasını ve füze programına kısıtlamalar getirilmesini talep ediyor.

İran ise nükleer programının barışçıl olduğunu vurguluyor, ancak yaptırımların kaldırılması karşılığında bazı sınırlamaları kabul etmeye hazır olduğunu söylüyor. Tahran, nükleer konuyu füze programı veya silahlı gruplara destek gibi diğer meselelerle ilişkilendirmeyi ise reddediyor.


Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
TT

Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’da kapsamlı barış planının başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair tartışmalar sürerken, özellikle Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmeyeceğini düşünen çevreler planın uygulanabilirliği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Bu kesimler, İsrail hükümetinin de bu durumu, süreci bütünüyle sekteye uğratmak için kullanabileceğini ve müzakereleri zorlaştıracak çok sayıda ağır şart öne sürebileceğini savunuyor. Buna karşılık ABD yönetimine yakın isimler ise iyimser mesajlar veriyor. Projede kilit sorumluluklar üstlenen üç İsrailli yetkili de bu isimler arasında yer alıyor.

Söz konusu isimler, ABD Başkanı’nın planın başarıya ulaşması konusunda kararlı olduğunu ve sürecin sabote edilmesine izin vermeyeceğini vurguluyor. Ayrıca şimdiye kadar atılan adımların, biriken engellere rağmen ‘umut verici’ olduğunu ifade ediyorlar.

dvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, toplu iftar yapan yerinden edilmiş aileler, 21 Şubat 2026 (AFP)

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, ABD ekibi tarafından görevlendirilen ve İsrail’i resmen temsil etmeyen İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, sürecin artık geri dönülmez biçimde başladığını aktardı. Yetkililer, Mısır, Türkiye ve Katar’ın Hamas’ı iş birliğine ikna etmek için etkili bir rol üstlendiğini ifade etti.

Gazete, İsrail’in siyasi ve askeri liderliğinde birçok ismin Trump’ın vizyonuna ve bu vizyona inanan danışmanları Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın planı fiilen hayata geçirme kapasitesine kuşkuyla yaklaştığını yazdı. Söz konusu iki ismin, planın uygulanma mekanizmalarını oluşturmak ve başarıya ulaştırmakla görevlendirildiği belirtildi.

Buna karşılık Barış Konseyi’nde yer alan İsrailli yetkililer (İş insanı Yakir Gabay, teknoloji sektörü yöneticisi Liran Tancman ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ABD koordinasyon merkezindeki temsilcisi Michael Eisenberg) Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmesi ve Filistinlilerin okul müfredatını ‘barış ve hoşgörü kültürünü’ esas alacak şekilde değiştirmesi halinde Trump’ın projesinin ‘Gazze Şeridi’ni gerçek bir rivieraya dönüştürmek için tarihi bir fırsat’ olacağını savundu.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre yetkililer, projenin arkasında ‘engellenmesi zor, sağlam, profesyonel ve dengeli bir çekirdek oluşturan’ Amerikalı, Arap ve uluslararası isimlerden oluşan bir kadronun bulunduğunu ifade etti.

Ancak aynı yetkililer, Hamas’tan talep edilen hususun ‘taviz verilemeyecek belirleyici unsur’ olduğuna da dikkat çekti.

İlk görev

Barış Konseyi üyesi Yakir Gabay, projenin uygulanmasına ilişkin vizyonunu açıklarken, “İlk görev 70 milyon ton moloz ve patlayıcı kalıntısını temizlemek, geri dönüştürülebilecek malzemeleri değerlendirmek, yüzlerce kilometrelik tüneli yıkıp doldurmak ve Gazze sakinleri için dayanıklı çadırlar ile konteynerlerden oluşan geçici konutları hızla organize etmek olacak. Bu adımlar, altyapı ve konut inşasıyla eş zamanlı yürütülecek” dedi.

dfvfdv
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, yerinden edilmiş kişiler için kurulan çadırlar (AFP)

Gabay, modern hastaneler, okullar, fabrikalar, tarım alanları, karayolu ve demiryolu ağları, enerji, su ve veri merkezleri ile bir liman ve havaalanı inşasını içeren ayrıntılı bir plan hazırlandığını belirtti.

Ortadoğu’da milyonlarca konut inşa etmiş deneyimli müteahhitlerin projeye dahil edileceğini kaydeden Gabay, ‘uygun maliyetli’ konut üretimi için finansmanın hazır olduğunu, yüz binlerce kişiye istihdam sağlanacağını ifade etti.

Konut ve iş alanlarının yanı sıra 200 otelin inşasının da planlandığını açıkladı.

Gabay ayrıca, bu çerçevede Jared Kushner’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, Gazze’de Ali Şaas liderliğinde kurulan teknokrat hükümete ve yolsuzlukla mücadele konusunda sağlanan mutabakata dayandıklarını söyledi.

Yüksek teknoloji girişimcisi ve hükümete bağlı siber merkez danışmanı Liran Tancman ise Amerikalı, Arap ve Filistinli taraflarla iş birliği içinde modern teknolojik çözümler geliştirilmesini öngören bir planın uygulanmasından sorumlu olduğunu belirtti. Gazze Şeridi’nde internet altyapısının 2G’den beşinci nesil teknolojiye yükseltileceğini ve hizmetin halka ücretsiz sunulacağını vaat eden Tancman, Gazze Şeridi’nde üretilen mal ve ürünlerin yurt dışına ihracı için modern mekanizmaların oluşturulduğunu da açıkladı.

Yeni bir çağ

İsrailli yetkililer, Yedioth Ahronoth gazetesine yaptıkları açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imar planının fiilen Refah’ta başladığını ve üç yıl süreceğini bildirdi. İsrail’in halihazırda moloz temizleme çalışmalarını yürüttüğünü belirten yetkililer, ilk aşamada 500 bin kişiyi barındıracak 100 bin konut inşa edileceğini, yalnızca altyapı maliyetinin 5 milyar dolar olacağını ifade etti. Hedefin, Gazze Şeridi’ndeki tüm vatandaşlar için 400 bin konut inşa etmek olduğu; altyapı için 30 milyar dolar ve yeniden inşa için aynı tutarda kaynak öngörüldüğü kaydedildi.

vfdvfd
Gazze şehrindeki er-Rimal Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş bir kadın, seyyar su tankerlerinden doldurduğu iki su kabını taşıyor, 21 Şubat 2026 (AFP)

Gazete, Barış Konseyi’nden üst düzey bir üyenin, “Hamas planla olumlu şekilde etkileşime girerse bunun iyi bir karşılığı olur. İsrail’de liderleri için af çıkabilir, hatta silahları para karşılığında satın alınabilir. En önemlisi, Gazze ve halkı dünyaya açık ve bağlantılı yeni bir döneme geçer” ifadelerini aktardı.

Öte yandan The Times of Israel’e konuşan bir ABD’li yetkili, Yedioth Ahronoth’ta yer alan bilgilerin büyük bölümünü doğruladı. Yetkili, “Hamas silah bırakmayı kabul etmeden fon akışı başlamaz. Ancak İsrail’in de olumlu bir tutum sergilemesi gerekecek” dedi.

The Times of Israel’e konuşan bir Arap diplomat ise “Ortadoğu’da kibir tehlikeli olabilir” uyarısında bulunarak, ABD’nin Gazze’nin yeniden inşasını ve bölgede yeni bir teknokrat hükümet kurulmasını kapsayan planının ikinci aşamasının başarıya ulaşması için hem İsrail hem de Hamas üzerindeki sürekli baskının gerekli olacağını söyledi.

Bölgesel arabulucuların Hamas ile yürüttüğü silahsızlanma görüşmelerine de vakıf olduğu belirtilen diplomat, Washington’un bu konuda bir anlaşmaya varılabileceğine inanması için gerekçeler bulunduğunu aktardı.

Ancak diplomat, silahsızlanma sürecinin zaman alacağını ve Hamas’ın bazı üyelerinin, Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere oluşturulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi gözetimindeki kamu sektörüne entegre edilmesini gerektireceğini ifade etti. İsrail’in bu çerçeveye karşı çıkmasının muhtemel olduğunu belirten diplomat, Tel Aviv yönetiminin söz konusu komitenin başarısını kolaylaştıracağı konusunda da ciddi şüpheler bulunduğunu dile getirdi.