Araştırma: Kahve kalp atış hızını düzenlemeye yardımcı oluyor

Bir garson iki fincan kahve ikram ediyor (Reuters-Arşiv)
Bir garson iki fincan kahve ikram ediyor (Reuters-Arşiv)
TT

Araştırma: Kahve kalp atış hızını düzenlemeye yardımcı oluyor

Bir garson iki fincan kahve ikram ediyor (Reuters-Arşiv)
Bir garson iki fincan kahve ikram ediyor (Reuters-Arşiv)

Yeni bir bilimsel çalışma, kahvenin kalp çarpıntısına neden olduğunu düşüncesinin aksine kalp atışını düzenlemeye yardımcı olduğunu ortaya çıkardı.
CNN’e göre, JAMA Internal Medicine’da hafta başında yayınlanan bir araştırmada 386 binden fazla kişinin üç yılı aşkın bir sürede kahve tüketimi analiz edildi.
Çalışmada, düzenli kahve tüketiminde her bir fincan kahvenin, yüzde 3 daha az aritmi riskiyle ilişkili olduğu bulundu.
Araştırmanın yazarlarından, Kaliforniya Üniversitesi Kardiyoloji Bölümü’nden Dr. Gregory Marcus, “Kahvenin kalp çarpıntısını artırdığı fikri, küçük çaplı eski çalışmalardan doğdu. Bugün bilimin farklı bir görüşü var. Çalışmamız, orta düzeyde kahve tüketiminin kalp atışını düzenlemede faydalı olduğunu buldu” dedi.
Çalışma ayrıca kafein ve kahvenin diyabet, kalp rahatsızlıkları, kanser gibi hastalıkları azaltmada olası faydalarını da ortaya çıkardı.
 



Eleştirmenler "yeni takıntınız olacak" diyor: 20 yıllık bekleyiş bitti

Diziye adını veren Scarpetta'yı canlandıran 58 yaşındaki Nicole Kidman, Saatler'deki (The Hours) performansıyla 2003'te Oscar'a uzanmıştı (Amazon Prime Video)
Diziye adını veren Scarpetta'yı canlandıran 58 yaşındaki Nicole Kidman, Saatler'deki (The Hours) performansıyla 2003'te Oscar'a uzanmıştı (Amazon Prime Video)
TT

Eleştirmenler "yeni takıntınız olacak" diyor: 20 yıllık bekleyiş bitti

Diziye adını veren Scarpetta'yı canlandıran 58 yaşındaki Nicole Kidman, Saatler'deki (The Hours) performansıyla 2003'te Oscar'a uzanmıştı (Amazon Prime Video)
Diziye adını veren Scarpetta'yı canlandıran 58 yaşındaki Nicole Kidman, Saatler'deki (The Hours) performansıyla 2003'te Oscar'a uzanmıştı (Amazon Prime Video)

Sinema ve edebiyat dünyasının uzun yıllardır beklediği an nihayet geldi. Amazon Prime Video'nun 20 yılı aşkın süredir geliştirme aşamasında olan gerilim dizisi Scarpetta, bugün (11 Mart Çarşamba) izleyiciyle buluştu. 

Patricia Cornwell'in 120 milyondan fazla satan dünyaca ünlü roman serisinden uyarlanan yapım, Nicole Kidman'ı adli tabip Dr. Kay Scarpetta rolüyle ekranlara taşıyor.

Scarpetta, 8 bölümden oluşan ilk sezonuyla Prime Video kütüphanesindeki yerini aldı.

İki zaman dilimi, tek bir katil

Dizi, keskin zekalı ve kararlı adli tıp uzmanı Dr. Kay Scarpetta'nın, Virginia'da işlenen vahşi bir cinayeti araştırmak üzere eski görev yerine dönmesini konu alıyor. 

Hikaye, ustalıkla örülmüş iki farklı zaman diliminde ilerliyor. Scarpetta günümüzde, 28 yıl önceki kariyerini belirleyen bir vakayla bağlantılı olabilecek karmaşık bir cinayeti çözmeye çalışıyor. İzleyiciyi 1990'lara götüren geri dönüş sahnelerinde ise Kay'in Virginia'daki ilk yıllarına, mesleki ittifaklarının nasıl kurulduğuna ve bir seri katilin maskesini düşürme sürecindeki ruhsal yüküne odaklanılıyor.

Başroldeki Nicole Kidman'a, sinema dünyasının dev isimlerinden oluşan bir kadro eşlik ediyor.

Jamie Lee Curtis, Kay'in öngörülemez ve karmaşık ablası Dorothy Farinelli rolünde. Ariana DeBose ise siber adli tıp uzmanı yeğen Lucy'yi canlandırıyor.

Kay'in eşi ve FBI profil uzmanı Benton Wesley rolünde Simon Baker'ı izliyoruz.  

Kay'in gençliğini ise performansıyla eleştirmenlerden tam not alan Rosy McEwen canlandırıyor.

Nicole Kidman, Kay Scarpetta rolünü canlandırmayı tam 20 yıldır beklediğini ve projenin önceleri bir sinema filmi olarak tasarlandığını söylüyor. 

Eleştirmenler ne diyor?

Dizi, Rotten Tomatoes'ta yüzde 78 puan aldı. Genel kanı, oyuncu kadrosunun mükemmel olduğu yönünde olsa da bazı eleştirmenler Hollywood'un bu uyarlamayı yapmakta çok geç kaldığını savunuyor.

TV Guide'dan Jen Chaney, "Cornwell zamanının ötesindeydi ancak Hollywood romanları uyarlamakta öylesine geç kaldı ki Scarpetta artık çoktan gördüğümüz bir şeye benziyor" yorumunu yaptı.

The Wrap'ten Carla Meyer ise Scarpetta'nın genç halini canlandıran Rosy McEwen'a özellikle dikkat çekti: 

Kidman'ın performansı ve dizinin geneli son bölümlerde biraz sendeleyebilir ama McEwen hiç sendelemiyor.

Variety'den Aramide Tinubu, başrolde Kidman'ı "enerjik ve etkileyici" bulurken, "Anlatı daha karmaşık hale gelse bile dizi, izleyiciyi suçların ve Kay'in yöntemlerinin merkezinde tutmayı başarıyor" diye yazdı.

The Daily Beast ise "Nicole Kidman ve Jamie Lee Curtis gibi isimler bu türü zirveye taşıyor; Scarpetta yeni takıntınız olacak" ifadelerini kullandı.

Jamie Lee Curtis'in TikTok'ta paylaştığı tanıtım videosunun ardından hayranlar da heyecanlarını gizleyemedi. 

Bir izleyici "Çok heyecanlıyım!" derken, başka biri "Bu diziyi izlemek için sabırsızlanıyorum" yorumunu yaptı. Üçüncü bir hayran ise "Nihayet! Bu kitap serisini çok seviyorum" ifadelerini kullandı.

Independent Türkçe, Mirror, Gold Derby, Variety, The Daily Beast, The Wrap, TV Guide


Ryan Gosling'in uzay filmine tam not: 2026'nın ilk başyapıtı mı?

Üç kez Oscar'a aday gösterilen 45 yaşındaki Ryan Gosling, yeni filmi Kurtuluş Projesi'nde bilimsel zekası ve sıradışı fikirleriyle Dünya'yı kurtarmaya çalışan bir öğretmeni canlandırıyor (Amazon MGM Studios)
Üç kez Oscar'a aday gösterilen 45 yaşındaki Ryan Gosling, yeni filmi Kurtuluş Projesi'nde bilimsel zekası ve sıradışı fikirleriyle Dünya'yı kurtarmaya çalışan bir öğretmeni canlandırıyor (Amazon MGM Studios)
TT

Ryan Gosling'in uzay filmine tam not: 2026'nın ilk başyapıtı mı?

Üç kez Oscar'a aday gösterilen 45 yaşındaki Ryan Gosling, yeni filmi Kurtuluş Projesi'nde bilimsel zekası ve sıradışı fikirleriyle Dünya'yı kurtarmaya çalışan bir öğretmeni canlandırıyor (Amazon MGM Studios)
Üç kez Oscar'a aday gösterilen 45 yaşındaki Ryan Gosling, yeni filmi Kurtuluş Projesi'nde bilimsel zekası ve sıradışı fikirleriyle Dünya'yı kurtarmaya çalışan bir öğretmeni canlandırıyor (Amazon MGM Studios)

Başrolünde Ryan Gosling'in yer aldığı Amazon MGM imzalı yüksek bütçeli uzay filmi Kurtuluş Projesi (Project Hail Mary), vizyon öncesi en çok konuşulan yapımlardan biri haline geldi.

150 milyon doları aşan yapım bütçesine karşılık, açılış hafta sonunda 50 milyon doların üzerinde bir gişe hasılatı elde etmesi beklenen film, izleyicileri uzayda geçen destansı bir hayatta kalma mücadelesine davet ediyor.

Phil Lord ve Christopher Miller ikilisinin yönettiği bu macera, dünyadan ışık yılı uzaklıktaki bir uzay gemisinde tek başına uyanan öğretmen Ryland Grace'in (Gosling) hikayesini anlatıyor. 

Hafızası yavaş yavaş yerine gelen Grace, Güneş'i tehdit eden ve Dünya'nın sonunu getirebilecek gizemli bir maddeyi durdurma görevini üstlendiğini hatırlıyor. 

Filmin yardımcı oyuncu kadrosunda ise Oscar adayı Sandra Hüller yer alıyor.

Rotten Tomatoes puanı göz dolduruyor

20 Mart'ta vizyona girecek olan film, basın gösterimlerinin ardından Rotten Tomatoes'ta 100'den fazla incelemeyle yüzde 96 gibi muazzam bir puan elde etti. Marslı'yla (The Martian) tanınan Andy Weir'in romanından uyarlanan yapım, şimdiden "modern bir bilimkurgu klasiği" diye adlandırılıyor.

Deadline'dan Pete Hammond, incelemesinde Kurtuluş Günü için "IMAX için yaratılmış bir film" diyerek ekledi: 

Dünyalar kadar ayrı olsak da kendimizi kurtarmak için her zamankinden daha fazla bir arada durmamız gerektiğini hatırlatan, büyüleyici bir bilimkurgu.

Empire ise 5 üzerinden 4 yıldız verdiği eleştirisinde şöyle yazdı: 

Ryan Gosling ve taştan yapılmış bir uzaylı; R2-D2 ve C3-PO'dan bu yana uzaydaki en iyi ikiliyi oluşturuyor.

USA Today ise Kurtuluş Projesi'ni "2026'nın ilk büyük filmi" diye niteledi: 

Bilimsel detaylar anlaşılır, Gosling ise bu mükemmel uzay macerasında harika bir performans sergiliyor.

"Yüksek tempolu ve eğlenceli"

BBC de filmi Empire gibi 5 üzerinden 4 yıldızla ödüllendirdi: 

2,5 saatlik uzunluğuna rağmen baştan sona yüksek tempolu ve eğlenceli kalmayı başarıyor.

IndieWire'ın eleştirisinde ise şu ifadelere yer verildi: 

Ryan Gosling tam anlamıyla 'Marslı' moduna giriyor. Andy Weir'ın bir diğer hit romanının muazzam eğlenceli ve ilham verici bir uyarlaması.

Slash Film'den Ethan Anderton, bilimkurgu klasiklerinden bazılarına gönderme yaptığı incelemesinde şöyle yazdı: 

E.T. (E.T. the Extra-Terrestrial), Geliş (Arrival), Marslı ve Yıldızlararası'nın (Interstellar) en iyi kısımlarının birleşimi gibi. Sadece 2026'nın değil, tüm zamanların en iyi bilimkurgu filmlerinden biri.

Bazı eleştiriler mesafeli

Film genel olarak övgü toplasa da bazı eleştirmenler daha temkinli yaklaştı. 

Kurtuluş Projesi'ne 5 üzerinden 3 yıldız veren Guardian, yapımı "biraz tuhaf ama Gosling’in karizması sayesinde izlenebilir" diye nitelendirirken; RogerEbert.com, 4 üzerinden 2,5 yıldız verdiği filmin izleyiciye sürekli ne hissetmesi gerektiğini dikte eden fazla duygusal yapısını eleştirdi.

Buna rağmen çarpıcı görselliği, mizahı ve umut dolu hikayesiyle Kurtuluş Projesi, şimdiden yılın en dikkat çeken sinema deneyimlerinden biri olmaya aday görünüyor.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Deadline, Guardian, RogerEbert.com, Slash Film, Indiewire, BBC, USA Today, Empire


Fırtına sırasında ağaçlardan yayılan ışık ilk kez kaydedildi

Laboratuvarda yüklü metal plakalar kullanılarak ladin ağaçlarında ışık huzmeleri oluşturuldu (William Brune)
Laboratuvarda yüklü metal plakalar kullanılarak ladin ağaçlarında ışık huzmeleri oluşturuldu (William Brune)
TT

Fırtına sırasında ağaçlardan yayılan ışık ilk kez kaydedildi

Laboratuvarda yüklü metal plakalar kullanılarak ladin ağaçlarında ışık huzmeleri oluşturuldu (William Brune)
Laboratuvarda yüklü metal plakalar kullanılarak ladin ağaçlarında ışık huzmeleri oluşturuldu (William Brune)

Bilim insanları fırtına sırasında ağaçlardan yayılan ışığı ilk kez görüntülemeyi başardı.

Araştırmacılar ormanlarda saptanan elektrik alanı anomalileri nedeniyle, fırtına sırasında ağaç tepelerinde elektriksel boşalmalar meydana geldiğinden uzun süredir şüpheleniyordu.

Bu hava olayları sırasında bulutlar güçlü bir negatif elektrik yükü biriktirirken, yeryüzünde pozitif bir yük gelişiyor. 

Zıt yüklerin birbirini çekmesinden dolayı yerdeki pozitif yük, negatif olana erişmeye çalışıyor ve genellikle doğada ulaşabileceği en yüksek noktaya, yani ağaç tepelerine çıkıyor.

Yaprakların ucunda biriken yük sonucu oluşan ve korona denen parıltı daha önce laboratuvarda üretilmişti. Ancak doğadaki kanıtı bulunamamıştı.

Pensilvanya Eyalet Üniversitesi'nden Patrick McFarland liderliğindeki ekip de işe laboratuvarda bu koronayı üreterek başladı. 

Fırtına bulutlarını taklit etmek için plastik saksılardaki ladin ve akçaağaçları yüklü metal plakaların altına yerleştirip ışıkları kapattılar.

McFarland, "Laboratuvarda tüm ışıkları, kapıyı ve pencereleri kapatınca koronalar zar zor seçiliyor. Mavi bir parıltı gibi görünüyorlar" diye açıklıyor.

Parıltı zayıf olsa da ultraviyole dalga boylarında da ışık yaydıkları için bilim insanları özel kameralarla bunları yakalamaya karar verdi.

Ekip, 2013 model bir Toyota Sienna'ya hava istasyonu, elektrik alan dedektörü, lazer mesafe ölçer ve ışığı ultraviyole kameraya yönlendirmek için bir periskop yerleştirerek bu neredeyse görünmez kıvılcımları ABD'nin çeşitli bölgelerinde aramaya koyuldu.

Yaklaşık 90 dakikalık görüntülerde 859 ayrı UV sinyali yakalanırken bir bilgisayar programı yardımıyla bunlar 41 korona halinde gruplandırıldı.

Bulguları hakemli dergi Geophysical Research Letters'ta yayımlanan çalışmaya göre koronolar, 0,1 ila 3 saniye sürüyordu ve genellikle yapraktan yaprağa atlıyor veya aynı yaprakta tekrar oluşuyorlardı.

Bu etkileri Pinus taeda ve Liquidambar styraciflua gibi ağaçlarda da gözlemlediler. 

McFarland "Bunlar gerçekten oluyor" diyerek ekliyor: 

Onları gördük; artık var olduklarını biliyoruz. Sonunda bunun somut kanıtına sahip olmak… Bence işin en keyifli yanı bu.

Araştırmacılar, UV kamera yalnızca dar bir dalga boyu aralığını algılayacak şekilde ayarlandığı için çalışmada kaydedilenden daha fazla korona olabileceğini düşünüyor. 

McFarland, eğer insanlar ağaçlardaki bu parıltıları görebilseydi, sanki binlerce ateşböceği ağaç tepelerinde dans ediyormuş gibi "epey havalı bir ışık gösterisi" oluşacağını söylüyor.

Bulguların koronanın kanıtını sunmasının ötesinde de faydaları olma ihtimali var. 

Bu parıltılar, diğer bileşiklerle tepkimeye girerek pus ve duman oluşumuna katkı sunabilecek büyük miktarda molekül üretiyor. Bu nedenle yeni çalışma, koronanın ormanlardaki hava kalitesini nasıl etkilediğinin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olabilir.

Ayrıca koronanın yapraklara zarar vererek ağaç ve orman sağlığını etkilemesi de muhtemel. Ancak bilim insanları bitkilerin kendilerini koruma yöntemleri geliştirmiş olabileceğinden şüpheleniyor. 

Independent Türkçe, Science Alert, Smithsonian Magazine, Geophysical Research Letters