Kolesterol düşürücü ilaçlar, koronavirüse bağlı ölüm oranlarını azaltıyor

New York’ta koronavirüs testi yapan bir tıbbi laboratuvar çalışanı (Reuters)
New York’ta koronavirüs testi yapan bir tıbbi laboratuvar çalışanı (Reuters)
TT

Kolesterol düşürücü ilaçlar, koronavirüse bağlı ölüm oranlarını azaltıyor

New York’ta koronavirüs testi yapan bir tıbbi laboratuvar çalışanı (Reuters)
New York’ta koronavirüs testi yapan bir tıbbi laboratuvar çalışanı (Reuters)

San Diego’da bulunan Kaliforniya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden araştırmacılar tarafından yapılan yeni bir araştırma, statin grubu ilaçlar kullanan hastaların Kovid-19 sebebiyle hayatlarını kaybetme tehlikeleri yüzde 41 oranında daha az olduğunu tespit etti. Araştırmanın bulguları, 15 Temmuz’da PLOS One dergisinde yayınlandı.
Söz konusu araştırmanın bulguları, aynı üniversite tarafından 2020’de yapılan bir araştırmanın kapsamını genişletti. Statin grubu ilaçlar, kolesterol oluşumundan sorumlu karaciğer enzimlerini engelleyerek kandaki kolesterol seviyelerini düşürmek üzere yaygın olarak kullanılıyor. Hastalık Kontrol Merkezleri, kolesterol düşürücü ilaç kullanan hastaların yüzde 93’ünün statin grubu ilaç kullandığını tahmin ediyor.
Kaliforniya Üniversitesi’nde Kardiyovasküler Yoğun Bakım Ünitesi profesörü ve araştırmanın başyazarı Lori Daniels, 16 Temmuz’da üniversitenin internet sitesinde yayınlanan bir raporda şu ifadelere yer verdi:
“Pandeminin başlangıcında koronavirüs ile karşı karşıya kalındığında, statinler de dahil olmak üzere, virüsün insan hücrelerine girmesinde önemli olan ACE2 reseptörünü etkileyen ilaçlar hakkında birçok spekülasyon vardı. O zaman, statinlerin bilinen antienflamatuvar etkileri ve virüsün gelişmesini durdurabilecek olan bağlanma yetenekleri ile SARS-CoV-2 enfeksiyonunu engelleyebileceğini düşündük.”
Amerikan Kalp Derneği’nin (AHA) kardiyovasküler hastalıklarında kaydedilen verileri kullanan araştırma ekibi, önceki bulgularını ABD’nin her bir köşesinde virüs ile enfekte olan çok daha büyük bir gruba (10 binden fazla hasta) uyguladı. Araştırmacılar, 2020 yılı Ocak-Eylül ayları arasındaki 9 aylık bir süre içinde 104 farklı hastanede Kovid-19’a yakalanan 10 bin 541 hastanın tıbbi kayıtlarını analiz etti.
Daniels “Bu verilerden, tıbbi koşulların, sosyoekonomik durumun ve hastane faktörlerinin aynı anda bulunmuş olmasını kontrol etmeye çalıştığımız daha ileri analizler gerçekleştirdik. Böylece, statinlerin Kovid-19 nedeniyle hastaneye yatırılan hastalarda ölüm risklerinin azalmasıyla ilişkili olduğuna yönelik önceden elde ettiğimiz bulgularımızı doğruladık” ifadelerini kullandı. Daniels şöyle açıkladı:
“Bu durumda faydanın çoğunu, kardiyovasküler hastalık veya yüksek tansiyon gibi statin kullanımı için geçerli tıbbi nedenleri olan hastalar görülüyor. Zira statin grubu ilaçlar veya diğer hipertansiyon ilaçlarının kullanımı, kardiyovasküler hastalık veya hipertansiyon geçmişi ile hastaneye kaldırılan Kovid-19 hastalarında yüzde 32 daha düşük ölüm riski tespit ile ilişkilendirildi.”

İlacı kullanan ve kullanmayan hastalar karşılaştırıldı
Araştırmada, statin veya hipertansiyon ilacı kullanan hastaların sonuçları, söz konusu ilaçları kullanmayan hastalarla karşılaştırmak üzere istatistiksel eşleştirme teknikleri kullanıldı.
Kaliforniya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde biyoistatistik profesörü ve araştırmanın ortak yazarı olan Karen Messer ise şunları söyledi.
“İki grubu olabildiğince karşılaştırılabilir bir hale getirmek için hastanenin konumu, başvuru zamanı, hastanın yaşı, ırkı, etnik kökeni, cinsiyeti ve önceden var olan hastalıklarına yönelik bir liste kullanarak, her hastayı bir veya daha fazla hastayla eşleştirdik.”
Kolesterol düşürücü ilaçların ana hedefi olan ‘anjiyotensin dönüştürücü enzim 2’ (ACE2) reseptörü, kan basıncının kontrol edilmesine yardımcı oluyor. 2020 yılında yapılan bir araştırmada, virüsün koronavirüsün akciğer hücrelerine girmek için aynı enzimi kullandığı tespit edildi. Araştırmacılara göre, statinler ve hipertansiyon ilaçlar, bu ilaçları kullanan hastalarda belirtilen hastalıkları stabilize ediyor bu da hastaların Kovid-19’u atlatma şansını artırıyor. Daniels araştırma ile ilgili olarak şunları söylüyor:
“Gözleme dayalı tüm araştırmalarda olduğu gibi, kolesterol düşürücü ilaç kullanımı ile Kovid-19 enfeksiyonunun şiddetinin azalması arasında belirlediğimiz ilişkilerin kesinlikle statinlerin kendisinden kaynaklandığını kesin olarak söyleyemeyiz ancak, artık bu ilaçların bir hastanın Kovid-19 ölüm riskini önemli ölçüde azaltmada rol oynayabileceklerini çok güçlü kanıtlarla söyleyebiliriz. Araştırmamızın sonuçlarının hastaları ilaçlarını kullanmaya devam etmeleri için teşvik edeceğini umuyoruz.”
İlk çalışma, Kaliforniya Üniversitesi’nde San Diego Health’de tedavi gören hastalardan kimliği araştırmacılar tarafından bilinmeyen 170 tıbbi kaydı içeriyordu. Araştırmacılar, Kovid-19 nedeniyle hastaneye yatırılmadan önce statin grubu ilaç kullanımının ciddi enfeksiyon riskinde yüzde 50’den fazla azalma sağladığını tespit etti.
Amerikan Kalp Derneği’nin kardiyovasküler hastalık kayıtları, 140’tan fazla hastanede Kovid-19 tedavisi gören hastalara ilişkin sağlık verilerini içeriyordu ve araştırma için, bu Temmuz ayındaki 49 binden fazla hasta kaydından elde edilen verilere katkı sağladı.
 



Yeni kan testi, ölümcül kanser hastalarına umut olabilir

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Yeni kan testi, ölümcül kanser hastalarına umut olabilir

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Yeni bir kan testi, pankreas kanseri için hayatta kalma oranlarını iyileştirebilir. Bu hastalık, genellikle tedavinin etkili olma ihtimalinin daha düşük olduğu geç evrelerde teşhis ediliyor.

NHS'ye göre pankreas kanseri, Birleşik Krallık'ta (BK) kanser ölümlerinin 5. en yaygın nedeni. Her yıl 10 bin 500 kişiye teşhis konuyor ve sadece yüzde 7'si teşhisten sonra 5 yıl veya daha fazla yaşıyor.

Kanseri erken evrelerinde tespit etmek hayatta kalma açısından çok önemli çünkü insanların yarısından fazlası teşhisten sonraki üç ay içinde ölüyor. Ancak bunu yapacak başarılı bir tarama yöntemi halihazırda yok.

Daha önce pankreas kanserini tespit etmek için iki biyobelirteç, yani hastalıkları tanımlamak için kullanılan özellik araştırılmıştı: Karbonhidrat antijeni 19-9 (CA19-9) ve trombospondin 2 (THBS2) ancak ikisi de tarama aracı olarak iyi sonuç vermemişti.

Pensilvanya Üniversitesi'nden bilim insanları kan örneklerini analiz ederek erken evre pankreas kanseri hastalarının kanında iki biyobelirteç daha buldu: aminopeptidaz N (ANPEP) ve polimerik immünoglobulin reseptörü (PIGR).

Araştırmacılar, 4 biyobelirteci birleştirerek pankreas kanseri olanları olmayanlardan vakaların yüzde 91,9'unda ayırt edebildi. Benzer şekilde, Clinical Cancer Research adlı akademik dergide yayımlanan çalışmada, erken evre kanser vakaların yüzde 87,5'inde tespit edildi.

Çalışmanın baş araştırmacısı Profesör Kenneth Zaret şunları söyledi:

ANPEP ve PIGR'yi mevcut belirteçlere ekleyerek, bu kanseri en tedavi edilebilir olduğu dönemde tespit etme kabiliyetimizi önemli ölçüde geliştirdik.

4 belirteçli test, kanser hastalarını hem sağlıklı bireylerden hem de pankreatit gibi kanser dışı pankreas rahatsızlıkları olanlardan başarılı bir şekilde ayırt etti.

Zaret, "Geriye dönük çalışmamızın bulguları, özellikle semptomlar ortaya çıkmadan önce daha büyük popülasyonlarda daha fazla test yapılmasını gerektiriyor" diye ekledi.

Bu tür 'tanı öncesi' çalışmalar, testin aile öyküsü, genetik tarama sonuçları veya kişisel pankreas kistleri ya da pankreatit öyküsüne dayanarak hastalığı geliştirme riski yüksek kişiler için bir tarama aracı olarak kullanılıp kullanılamayacağını belirlemeye katkı sunacaktır.

Londra Kraliçe Mary Üniversitesi'nden pankreas kanseri uzmanı Profesör Tatjana Crnogorac-Jurcevic, bu kan testinin BK'de yakın zamanda uygulanma olasılığı hakkında yorumda bulundu.

Çalışmanın "iyi yürütüldüğünü" ve "pankreas kanserinin erken teşhisi için çok ihtiyaç duyulan bir test geliştirmeye yönelik birçok çabadan biri" olduğunu söyledi.

"4 belirteçli panel, cerrahi müdahalenin hâlâ mümkün olduğu birinci ve ikinci aşamalarda iyi performans gösteriyor" diye ekledi.

Ancak çalışmada kullanılan kan örnekleri geriye dönük olarak toplandı, yani kanser tanısı zaten biliniyordu. Yazarların da belirttiği gibi, bu biyobelirteçlerin daha kapsamlı bir şekilde doğrulanması gerekiyor: Öncelikle klinik belirtiler ortaya çıkmadan önce kanseri tespit edip edemeyeceklerini belirlemek için tanı öncesi bir ortamda test edilmeleri, ardından da geniş kapsamlı prospektif bir klinik çalışma yapılması gerekiyor. Dolayısıyla bu testin pankreas kanseri geliştirme riski yüksek olan bireylerin takibinde potansiyel olarak kullanılabilmesi için önümüzde hâlâ uzun bir yol var.

Independent Türkçe


Uzmanlar, gençlerdeki psikoz salgınının kaynağını bulamıyor

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Uzmanlar, gençlerdeki psikoz salgınının kaynağını bulamıyor

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Büyük bir araştırma, gençlere daha yüksek oranlarda ve kendilerinden önce doğanlara göre daha erken yaşlarda psikotik bozukluk tanısı konduğunu buldu. Bu durum, uzmanların artışın nedenini anlamakta zorlanmasına yol açtı.

Kanada'daki araştırma ekibi tarafından yürütülen ve 12 milyondan fazla kişiyi kapsayan çalışmada, 1960'la 2009 arasında Ontario'da doğan 12,2 milyon kişiden 152 bin 587'sine şizofreni gibi psikotik bir bozukluk tanısı kondu.

Araştırmanın ortak yazarı, Kanada'daki North York Genel Hastanesi'nden Dr. Daniel Myran, "Psikotik bozukluğu olan bireyler, yüksek hastalık yükü ve erken ölüm riskiyle karşı karşıyadır ve genellikle önemli sağlık hizmetleriyle sosyal desteğe ihtiyaç duyuyorlar" dedi.

Vakalardaki hızlı artışın "olası nedenler ve sonuçlar hakkında önemli soruları" gündeme getirdiğini ancak artışların nedenine dair açık bir kanıt bulunmadığını da belirtti.

Ancak araştırma ekibi, daha yaşlı ebeveynler, artan sosyoekonomik ve göçle ilgili stresin yanı sıra genç nesiller arasında "bazı olumsuz çocukluk deneyimleri" de dahil çeşitli farklı faktörler önerdi. Madde kullanımı da rol oynuyor olabilir.

Dr. Myran, "Bu değişikliklere neyin yol açtığını hâlâ bilmiyoruz ve tek bir neden olması olası değil. Bu eğilimin ardındaki güçleri anlamak, önleme ve erken müdahale için çok önemli olacak" dedi.

Önde gelen olasılıklardan biri, marihuana ve uyarıcılardan halüsinojenler ve sentetik uyuşturuculara kadar madde kullanımı. Bu maddelerin, özellikle genç yaşlarda kullanımı, psikotik bozuklukların başlangıcı ve kötüleşmesiyle bağlantılı ve Kanada'da madde kullanımı son 20 yılda artıyor.

Araştırma, 14 ila 20 yaşındaki kişilerde yeni vaka oranlarının 1997'yle 2023 arasında yüzde 60 arttığını ortaya koydu.

Ekip, psikotik bozukluklardaki artışın daha yeni doğan gruplarda meydana geldiğini ve 1980'lerden sonra doğanlarda yeni vaka oranlarının artmaya başladığını belirtti.

2000'le 2004 arasında doğanların, 1975'le 1979 arasında doğanlara kıyasla psikotik bozukluk tanısı alma oranının yüzde 70 daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.

Genel olarak 30 yaşına kadar psikotik bozukluk tanısı alan kişilerin toplam sayısı, 1990'la 1994 arasında doğanlarda, 1975'yle 1979 arasında doğanlara kıyasla yüzde 37,5 arttı.

Psikotik bozukluklardaki kuşaklar arası değişimlere ilişkin daha geniş kapsamlı araştırmalar yetersiz olsa da ekip, Danimarka ve Avustralya'da yapılan ve gençlerde şizofreni oranlarında artış olduğunu bildiren son çalışmaları vurguladı. Yeni bulgular, bu örüntülerin birden fazla ülkede ortaya çıktığına dair endişeleri daha da güçlendiriyor.

Yazarlar, psikozdaki artışın nedenlerini ve risklerin kuşaklar arasında neden farklılık gösterdiğini ortaya çıkarmak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Araştırma, Canadian Medical Association Journal adlı akademik dergide yayımlandı.

Independent Türkçe


Yeni James Bond parçasını, yükselen yıldız mı yapacak?

26. Bond filminin sinemalara gelmesinin 2028'i bulabileceği tahmin ediliyor (Universal Pictures)
26. Bond filminin sinemalara gelmesinin 2028'i bulabileceği tahmin ediliyor (Universal Pictures)
TT

Yeni James Bond parçasını, yükselen yıldız mı yapacak?

26. Bond filminin sinemalara gelmesinin 2028'i bulabileceği tahmin ediliyor (Universal Pictures)
26. Bond filminin sinemalara gelmesinin 2028'i bulabileceği tahmin ediliyor (Universal Pictures)

007 serisinin geçmişteki müziklerini Madonna, Adele, Sam Smith, Billie Eilish, Paul McCartney ve Tina Turner gibi pek çok ünlü sanatçının yaptığı düşünüldüğünde yeni film bu konuda da heyecan uyandırıyor. 

Üç Grammy ödüllü Charli xcx'e merakla beklenen James Bond filmine müzik yapıp yapmayacağı Amerikan radyosu SiriusXM'deki The Julia Cunningham Show'da soruldu.

Son dönemde Jacob Elordi ve Margot Robbie'nin başrollerinde oynadığı ve Emerald Fennell'ın çektiği Uğultulu Tepeler (Wuthering Heights) uyarlamasına yaptığı müzikle konuşulan 33 yaşındaki Britanyalı şu yanıtı verdi:

Açıkçası buna uygun olduğumu sanmıyorum. James Bond'a göre çok fazla AutoTune kullanarak şarkı söylediğimi düşünüyorum. Asla asla deme. Beni ararlarsa bu fikre açığım ama aramayacaklar fakat olur.

Şakayla karışık serinin prodüktörü Barbara Broccoli'ye seslenen şarkıcı "Barbara, ara beni" dedi. 

Tüm James Bond filmlerinin yapımcılığını üstlenen MGM Stüdyoları'nı 2022'de satın alan Amazon, serinin kontrolünü önceki aylarda tamamen ele geçirmişti. 

Dune: Çöl Gezegeni (Dune), Blade Runner 2049: Bıçak Sırtı (Blade Runner 2049) ve Sicario gibi yapımlarla tanınan Denis Villenueve'ün yöneteceği yeni Bond filmi merakla bekleniyor. 

Bond serisinin son 5 filminde Britanyalı ajanı canlandıran Daniel Craig'in yerine kimin geçeceği de spekülasyonlara konu oluyor. 

Britanyalı aktör ve model Callum Turner en muhtemel görülen adaylar arasında. 

Bahis şirketlerine göre 35 yaşındaki oyuncu; Henry Cavill, Theo James ve Harris Dickinson gibi rakiplerinin önüne geçti. 

Independent Türkçe, Deadline, Billboard