Hal Brands: ABD, Rusya ve İran'ın vekalet savaşlarından rahatsız

ABD’li analist Hal Brands, Washington'ın önündeki alternatifin, hem vekile hem de onu destekleyen ülkeye yanıt vermek olduğunu söyledi

Bazı ülkeler adına çalışan vekil gruplar, İsveç'teki Coop süpermarket zinciri yazar kasalarını hedef alan siber saldırılar düzenlediler (EPA)
Bazı ülkeler adına çalışan vekil gruplar, İsveç'teki Coop süpermarket zinciri yazar kasalarını hedef alan siber saldırılar düzenlediler (EPA)
TT

Hal Brands: ABD, Rusya ve İran'ın vekalet savaşlarından rahatsız

Bazı ülkeler adına çalışan vekil gruplar, İsveç'teki Coop süpermarket zinciri yazar kasalarını hedef alan siber saldırılar düzenlediler (EPA)
Bazı ülkeler adına çalışan vekil gruplar, İsveç'teki Coop süpermarket zinciri yazar kasalarını hedef alan siber saldırılar düzenlediler (EPA)

Devletler, yelkenli gemiler çağında, düşmanlarının gemilerini soymak ve kasalarını boşaltmak için korsanlara başvururdu. İngiliz Doğu Hindistan Şirketi’nin (British East India Company) resmi olarak özel bir şirket olmasına rağmen, Britanya (İngiliz) İmparatorluğu'nun sömürgecilik yıllarında Britanya’ya Hindistan’da geniş topraklar kazandırdığı biliniyor. Johns Hopkins Üniversitesi İleri Uluslararası Çalışmalar Okulu'nda Henry A. Kissinger Küresel İlişkiler Merkezi’nden ABD’li analist Hal Brands, Washington ve Moskova’nın, diğer tarafın çıkarlarına zarar vermek için paralı askerleri, isyancıları, eylemcileri ve diğer düzensiz grupları kullandıklarını söylüyor.
ABD’nin kendisini bir kez daha düşman devletlerin, özellikle de Rusya ve İran’ın gayri resmi ve düzensiz gruplarla ve oluşumlarla kendisine karşı yürüttükleri ve çıkarlarına zarar verebilecek olan vekil savaşlarıyla karşı karşıya bulduğunu söyleyen Brands, Irak’ta Şii milislerin ABD’ye ait noktaları hedef alan füze saldırılarının, ABD kurumlarına yönelik siber saldırıların ve Rusya'nın Ortadoğu'daki birçok savaş alanında paralı asker kullanmasının, ABD’nin düşmanlarının ABD’nin çıkarlarına saldırdıklarını reddedebilecek ve bu sorumluluğu üstünden atabilecek gayri resmi grupları kullanarak uyguladığı ve her geçen gün büyüyen bir eğilimin sadece bir parçası olduğunu belirtti.
Brands, Bloomberg News tarafından yayınlanan analiz makalesinde, ABD’nin kendisini her zaman, henüz etkili bir şekilde karşı komayı başaramadığı vekalet savaşıyla karşı karşıya bulduğunu ve vekalet savaşı taktiğinin her zaman yerini koruduğunu yazdı. Brands’ın yazısına göre ABD, DEAŞ terör örgütünü Irak'ta yenilgiye uğratmak ve Suriye'de jeopolitik varlığını sürdürmek için düzensiz oluşumlara başvurdu, ancak çoğu zaman bu taktiğin hedefi haline geldi. Brans’ın İran'ın Ortadoğu'daki daha kapsamlı vekalet savaşı stratejisinin bir parçası olarak Irak’taki Şii milisleri silahlandırdığını ve ABD’nin buradaki üslerini ve çıkarlarını füzeler veya insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef almaya kışkırttığını kaydetti.
Brands, yazısına şöyle devam etti:
“Rusya’da ise Devlet Başkanı Vladimir Putin'in hükümeti, Moskova'nın çıkarlarını korumak, Suriye ve Libya'daki nüfuzunu artırmak için Rus güvenlik şirketi Wagner'e bağlı paralı askerler ve diğer resmi olmayan kuruluşlardan paralı askerlere başvuruyor. Rus bilgisayar korsanları da ABD'deki kritik öneme sahip altyapı kurumlarına siber saldırılar düzenliyor. Bu saldırıların en göze çarpanı bu yılın başlarında, ABD'nin en büyük boru hattını yöneten Colonial Pipeline’a düzenlenen edilen siber saldırıydı. Bilgisayar korsanlarının fidye istediği saldırı, hatların kesilmesine yol açtı. Kremlin ile bu saldırıları gerçekleştiren bilgisayar korsanları arasında herhangi bir ilişki olup olmadığının belirsiz olsa da Putin, bu saldırılar Rusya’nın çıkarlarına hizmet etmeseydi görmezden gelmezdi.”
Brands, Vekalet savaşının cazibesinin sorumluluktan kaçmanın ‘göreceli’ kolaylığı nedeniyle İran'ın ABD’nin Irak'taki konumunu zayıflatmak veya nükleer anlaşma müzakerelerinde avantaj sağlamak için dünyanın süper gücüne doğrudan bir saldırıya karışmadan Şii milisleri kullanabileceğini, Rus suç gruplarının da Kremlin’in izini göstermeden ABD'de huzursuzluk çıkarabileceğini belirterek, “İran'ı veya Rusya'yı bu uygulamalardan doğrudan sorumlu tutmak ne kadar zorsa, bunlara karşı ciddi cezai tedbirler almak da o kadar zor olacaktır. Bu nedenle vekillerle düzenlenen saldırılar, ABD’ye düşman olanlara belirli sınırlar içinde ona baskı yapma olanağı sağlar. Bu, savaşa girmeden baskı uygulamak için kullanılan geleneksel bir gri alan taktiğidir. Ayrıca bu, Rusya ve İran gibi ülkelere, ABD ile daha büyük bir çatışma durumunda kullanılabilecekleri, toplu siber saldırılar ve Ortadoğu'daki ABD’ye ait noktalara yönelik şiddet içerikli saldırlar gibi taktiklerin etkinliğini test etme fırsatı sunuyor” yazdı.
Aynı zamanda Amerikan Girişim Enstitüsü’nde (American Enterprise Institute/AEI) misafir araştırmacı olan Brands, ABD’nin şimdiye kadar işe yarayacak karşı önlemler almasının zor olacağını düşünüyor. Brands’a göre İran yanlısı Iraklı milislere karşı hassas hava saldırıları düzenlemek veya Rus suç gruplarına karşı mali yaptırımlar uygulamak gibi vekillerin bizzat kendilerine karşı göreceli misillemelerde bulunmak, onları destekleyen hükümetleri rahatsız etmiyor gibi görünüyor. Bu yüzden Washington’ın önündeki en bariz alternatif, hem vekile hem de onu destekleyen ülkeye güçlü bir şekilde yanıt vermektir.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) 2018 yılında ABD çıkarlarının bulunduğu bölgelere çok yaklaşan yaklaşık 200 Rus paralı askerini imha etti. 2020 yılı başlarında ise eski ABD Başkanı Donald Trump, İran yanlısı Iraklı milislerin Irak'taki Amerikalılara yönelik saldırılarının ardından İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurtdışı kolu Kudüs Gücü’nün komutanı General Kasım Süleymani’nin öldürülmesini emretti. Mevcut ABD Başkanı Joe Biden da benzer şekilde, Putin'i, ABD'nin Rus bilgisayar korsanları tarafından herhangi bir geniş çaplı siber saldırıya maruz kalması halinde ekonomik yaptırımlar ve diğer cezai yolların uygulanması da dahil olmak üzere Rus devletinin çıkarlarını hedef alacağı konusunda uyardı.
Bunların mantıklı adımlar olduğunu düşünen Brands, aksi takdirde vekalet savaşlarının, ABD’nin bu saldırılara düşmanlarına daha fazla acı çektirecek bir yanıt vermedikçe durmayacağını, ABD’nin maruz kaldığı saldırıya göre daha agresif yanıt verebileceğini vurguladı. ABD’nin birçok cephede yanıt vermeye hazır olduğunu göstermesinin, düşmanları arasında büyük bir kafa karışıklığına neden olacağına inanan Brands, tıpkı ABD'li analist Michael Knights'ın dediği gibi, Washington askeri operasyonlarıyla ilgili kamuoyundaki tartışmaların yarattığı endişeye direnebilirse, düşmanlarına bu davranışı sürdürebileceklerini hissettirmelerine engel olabileceğini belirtti.
ABD'deki Yale Üniversitesi'nden tarih alanında doktorası bulunan Brands, vekil saldırılarını destekleyen taraflara misillemede bulunmanın her zaman hedefe ulaşamayabileceğini de ekledi. Brands, Trump yönetiminin Kasım Süleymani'yi öldürdüğünü, ancak İran'a sadık Iraklı milislerin kısa bir süre sonra ABD’nin Irak’taki çıkarlarına yönelik saldırılarına yeniden başladığını buna örnek gösterdi. Sorunun, ABD gibi dağınık bir süper gücün, İran ve Rusya gibi hedeflerine bağlı düşmanlara karşı bir savaşı kazanmasının zorluğundan kaynaklandığını vurgulayan Brands, “Şuan ABD'nin dikkati dağılmış durumda, çünkü Çin'e odaklanmaya çalıştığı oldukça açık” yorumunda bulundu.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.