ABD Savunma Bakanı: Afgan güçlerinin ilk görevi Taliban’ın ilerleyişini yavaşlatmak

Afganistan'ın güneyindeki Kandahar'daki çatışmalardan binlerce aile kaçtı

Alaska ziyareti sırasında Afgan güvenlik güçlerinin ilk göreviyle ilgili gazetecilerin sorularını yanıtlayan ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin (Reuters)
Alaska ziyareti sırasında Afgan güvenlik güçlerinin ilk göreviyle ilgili gazetecilerin sorularını yanıtlayan ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin (Reuters)
TT

ABD Savunma Bakanı: Afgan güçlerinin ilk görevi Taliban’ın ilerleyişini yavaşlatmak

Alaska ziyareti sırasında Afgan güvenlik güçlerinin ilk göreviyle ilgili gazetecilerin sorularını yanıtlayan ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin (Reuters)
Alaska ziyareti sırasında Afgan güvenlik güçlerinin ilk göreviyle ilgili gazetecilerin sorularını yanıtlayan ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin (Reuters)

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin dün yaptığı açıklamada, Afgan güvenlik güçlerinin ilk görevinin ülkedeki toprakların kontrolünü yeniden kazanmaya çalışmadan önce Taliban'ın ilerleyişini yavaşlatabileceklerinden emin olmak olduğunu söyledi. Austin’in bu açıklaması Afgan güçlerinin ülkenin stratejik açıdan önemli bölgelerinin etrafındaki varlıklarını artırmayı planladığı bir dönemde  geldi.
Reuters haber ajansı Afgan ordusunun Taliban’a karşı savaş stratejisini düzelterek askerlerini Kabil, diğer şehirler, sınır kapıları ve hayati öneme sahip altyapı gibi daha önemli bölgelerin etrafında konuşlandırdığını aktardı. Austin Alaska eyaletini ziyaret ettiği sırada basın mensuplarına yaptığı açıklamada “Kuvvetlerini büyük nüfuslu merkezlerin etrafında güçlendiriyorlar. Kuvvetlerin Taliban’ı durdurup durduramadığı konusuna gelirsek; sanırım yapmaları gereken ilk şey Taliban’ın ilerleyişini yavaşlatabildiklerinden emin olmak” ifadelerini kullandı.
Austin’in bu açıklaması, ABD ordusunun Başkan Joe Biden'ın emriyle 31 Ağustos itibariyle Afganistan'daki görevine son vermeye hazırlandığı sırada geldi. Austin Afganların ilerleme kaydetme kapasitesine ve potansiyeline sahip olduğuna inandığını ifade etti ancak “Ne olacağını göreceğiz” dedi.
ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) çarşamba günü açıkladığı tahminlerine göre, daha fazla toprağı ele geçiren Taliban, şu anda Afganistan'daki idari merkezlerin yarısından fazlasını kontrol ediyor. Ayrıca Taliban, eyalet başkentlerinin yarısını tecrit etmek için kenar semtlere baskı yapıyor. ABD güçleri 11 Eylül 2001'de New York ve Washington'a yapılan saldırıların ardından El-Kaide'yi cezalandırmayı başaran ancak Afganistan'da bir an olsun barışı sağlayamayan savaştan çekilirken Taliban’ın hızlı bir şekilde toprakların kontrolünü ele geçirmesi Afganları endişelendiriyor. ABD liderliğindeki yabancı güçler ülkeden çekilmelerinin son aşamalarını gerçekleştirirken ABD ordusu, Taliban'ın baskısı altında kalan Afgan hükümet güçlerini desteklemek için hava saldırılarına devam etti. Biden, Afgan güçlerine mali destek verme ve askıya alınan barış görüşmelerini yeniden başlatmak için diplomatik çabaları iki katına çıkarma sözü verdi. Cuma günü Biden “özel göçmen vizeleri için başvuran Afganlar da dahil olmak üzere mültecilerin Afganistan’daki durumdan kaynaklanan beklenmedik acil” ihtiyaçlarını yerine getirmek için 100 milyon dolar değerinde bir acil yardım fonu sağlanacağını duyurdu.
Öte yandan yetkililerin dün yaptıkları duyuruya göre Taliban’ın eski kalesi Kandahar'daki çatışmalardan dolayı 22 binden fazla Afgan evlerini terk etti. İsyancıların ABD liderliğindeki uluslararası güçlerin ülkeden nihai olarak çıkmaya başlamasından birkaç gün sonra geniş çaplı bir saldırı başlatmalarının ardından geçtiğimiz mayıs ayının başından beri Kandahar da dahil olmak üzere birçok Afgan eyaletinde şiddet arttı. Taliban Hareketi onlarca il ve sınır kapısının kontrolünü ele geçirdi ve savaşçıları birkaç eyaletin başkentlerini kuşattı. Kandahar Mülteci İşleri Dairesi Başkanı Dost Muhammed Daryab, Fransız haber ajansına (AFP) verdiği demeçte “Çatışmalar yüzünden Kandahar'dan geçen ay 22 bin aile kaçmak zorunda kaldı. Hepsi şehirdeki tehlikeli bölgelerden daha güvenli bölgelere sığındı” dedi. Dün, Kandahar şehrinin sınırında çatışmalar devam etti. Kandahar Vali Yardımcısı Lalai Dastageeri AFP’ye yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Güvenlik güçlerinden bazı birimlerin, özellikle de polisin ihmali, Taliban'ın bu kadar yaklaşmasına yol açtı. Şu anda güvenlik güçlerimizi organize etmeye çalışıyoruz.”
Yerel yetkililer, sayılarının 154 bine ulaştığı tahmin edilen yerinden edilmiş kişiler için dört kamp kurmuştu.
Kandahar sakini Hafız Muhammed Ekber, kaçtıktan sonra evinin Taliban tarafından ele geçirildiğini söyledi. Ekber “Bizi ayrılmaya zorluyorlar… Şu anda 20 kişilik ailemle birlikte tuvaleti olmayan bir kampta kalıyorum” dedi. Mahalle sakinleri, önümüzdeki günlerde çatışmaların kızışmasından korkuyor. Ailesiyle birlikte bir mülteci kampına yerleşen Han Muhammed ise “Gerçekten savaşmak istiyorlarsa, çöle gidip orada savaşmalılar. Şehri yıkmaya gerek yok. Galip gelirlerse hayalete dönmüş bir şehri nasıl yönetecekler?” dedi. Kandahar, 650 bin nüfusu ile Kabil'den sonra Afganistan'ın ikinci büyük şehri. Ülkenin güneyinde kalan vilayet, 1996-2001 yılları arasında Afganistan'ı yöneten Taliban rejiminin merkez üssüydü. 11 Eylül saldırılarının ardından 2001'de ABD tarafından devrilen Taliban, bugüne kadar devam eden kanlı bir isyana liderlik etti. Mayıs ayı başlarında başlattıkları son saldırıda Taliban güçleri Afganistan'ın 34 vilayetinde bulunan 400 idari merkezden yaklaşık yarısının kontrolünü ele geçirdi.
Bu haftanın başlarında, ABD Genelkurmay Başkanı General Mark Milley, Taliban'ın Afganistan’ın dört bir yanında yaptığı saldırılarla “stratejik bir ivme” kazandığını söyledi. Bununla birlikte İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Taliban'ı temmuz ayında ele geçirdikleri Pakistan sınırı bitişiğindeki Spin Boldak kasabası da dahil olmak üzere ele geçirdikleri bölgelerde insanları göçe zorlamak, mallarını yağmalamak ve evlerini ateşe vermekle suçladı.
HRW Asya Bölümü Direktörü Patricia Grossman konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Taliban liderleri herhangi bir ihlalden sorumlu olduklarını kabul etmiyor. Ancak kontrolleri altındaki bölgelerde insanları yerlerinden etme, rastgele tutuklama ve öldürme ile ilişkili gittikçe artan kanıtlar bölge sakinleri arasında endişelere yol açıyor” ifadelerini kullandı.
Buna ilaveten İçişleri Bakanlığı, Afgan makamlarının son aylarda Taliban saldırısı yüzünden artan şiddeti önlemek için ülkenin 34 eyaletinden 31'inde gece sokağa çıkma yasağı uygulanmaya başlandığını duyurdu. Taliban’ın başlattığı topyekun saldırı, isyancıların mayıs ayının başından bu yana büyük sınır kapılarının ve onlarca idari merkezin kontrolünü ele geçirmesine ve birçok eyaletin başkentini kuşatmasına neden oldu.
İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada “Şiddeti ve Taliban'ın eylemlerini engellemek amacıyla Kabil, Pençşir ve Nangarhar hariç 31 eyalette gece sokağa çıkma yasağı uygulanmaya başlandı” ifadeleri kullanıldı. Afganistan İçişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Ahmet Ziya basın mensuplarına yaptığı açıklamada sokağa çıkma yasağının 22.00 ile 04.00 saatleri (17:30 ile 23:30 GMT) arasında uygulanacağını söyledi.



ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.


Pakistan’dan Afganistan sınırındaki silahlı unsurların “sığınaklarına” hava saldırıları

Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
TT

Pakistan’dan Afganistan sınırındaki silahlı unsurların “sığınaklarına” hava saldırıları

Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)

Pakistan, bu sabah erken saatlerde, Afganistan'ın desteklediği silahlı grupların üstlendiği son intihar saldırılarına misilleme olarak Pakistan-Afganistan sınır bölgesindeki yedi noktaya hava saldırısı düzenlediğini duyurdu.

Enformasyon Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Pakistan'ın ‘istihbarat bilgilerine dayanarak yedi terörist kampına ve sığınağına askeri operasyonlar düzenlediği’ belirtildi. Açıklamaya göre Ramazan'ın başlamasından bu yana üç intihar saldırısı düzenlendi.

Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı açıklamada, Pakistan'ın DEAŞ terör örgütünün bir kolunun hedef alındığını söyledi.

Tatar, açıklamada saldırıların yeri veya daha fazla ayrıntı belirtmedi.

Ancak Afganistan Hükümet Sözcüsü Zabihullah Mucahid bugün X üzerinden yaptığı açıklamada, ‘Pakistan tarafından Afganistan’ın Nangarhar ve Paktika illerinde sivillerin bombaladığını, kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere onlarca kişinin öldüğünü ve yaralandığını’ söyledi.

Bakanlık, operasyonların iki hafta önce İslamabad'daki bir Şii camisini hedef alan intihar bombalı saldırı ve son zamanlarda Pakistan'ın kuzeybatısında meydana gelen diğer intihar bombalı saldırılara misilleme olarak gerçekleştirildiğini açıkladı.

Pakistan tarafından bugün yapılan açıklamada, İslamabad'ın defalarca kez talepte bulunmasına rağmen, Kabil'deki Taliban yetkililerinin Afganistan topraklarını Pakistan'da saldırılar düzenlemek için kullanan silahlı gruplara karşı harekete geçmediği belirtildi.

Enformasyon Bakanlığından yapılan açıklamada, “Pakistan her zaman bölgede barış ve istikrarı korumak için çaba göstermiştir, ancak aynı zamanda vatandaşlarımızın güvenliği ve emniyeti de bizim en önemli önceliğimiz olmaya devam ediyor” denildi.

İslamabad ayrıca uluslararası topluma, Kabil'i geçtiğimiz yıl Doha’da varılan anlaşma kapsamında diğer ülkelere karşı düşmanca eylemleri desteklememe yükümlülüğünü yerine getirmesi için baskı yapmaya çağırdı.

Afganistan ve Pakistan arasındaki gerginlik, Taliban'ın 2021 yılında Kabil'in kontrolünü yeniden ele geçirmesinden bu yana tırmanıyor.

Son aylarda kanlı sınır çatışmalarıyla iki ülke arasındaki ilişkiler keskin bir şekilde kötüleşti.

Ekim ayında patlak veren ve Katar ile Türkiye'nin arabuluculuğunda ateşkesle sona eren çatışmalarda 70'den fazla kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı.

Ancak, Doha ve İstanbul'da birkaç tur görüşme yapıldıysa da kalıcı bir anlaşma sağlanamadı.


Ukrayna, Macaristan ve Slovakya'yı elektrik kesintisi tehditleriyle "şantaj" yapmakla suçladı

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sybiha (X platformundaki hesabı)
Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sybiha (X platformundaki hesabı)
TT

Ukrayna, Macaristan ve Slovakya'yı elektrik kesintisi tehditleriyle "şantaj" yapmakla suçladı

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sybiha (X platformundaki hesabı)
Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sybiha (X platformundaki hesabı)

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı dün, Macaristan ve Slovakya hükümetlerinin Rus petrolünün akışına yeniden başlanmaması halinde Ukrayna'ya elektrik tedarikini kesme tehdidinde bulunmalarını "uyarı ve şantaj" olarak nitelendirerek kınadı.

Rus petrol sevkiyatları, Kiev'in 27 Ocak'ta Batı Ukrayna'da boru hattındaki ekipmanı bombalayan bir Rus insansız hava aracının (İHA) saldırısını gerçekleştirdiğini açıklamasından bu yana Macaristan ve Slovakya'ya durdurulmuş durumda. Slovakya ve Macaristan, uzun süredir devam eden tedarik kesintilerinden Ukrayna'nın sorumlu olduğunu savunuyor.

Slovakya Başbakanı Robert Fico dün yaptığı açıklamada, Kiev'in Rus petrolünün Ukrayna toprakları üzerinden Slovakya'ya transit geçişine yeniden başlamaması halinde, iki gün içinde Ukrayna'ya acil durum elektrik tedarikini keseceğini söyledi. Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre Macaristan Başbakanı da birkaç gün önce benzer bir tehditte bulunmuştu.

Bu konu, Ukrayna ile komşuları Macaristan ve Slovakya arasında bugüne kadarki en ciddi anlaşmazlık noktalarından biri haline geldi. Bu ülkelerin liderleri, Moskova ile bağlarını güçlendirerek büyük ölçüde Ukrayna yanlısı Avrupa konsensüsünden ayrıldılar.

Macaristan ve Slovakya, Avrupa Birliği ve NATO üyesidir ve bloktaki diğer iki ülke olarak Ukrayna üzerinden Druzhba boru hattıyla taşınan Rus petrolüne hâlâ büyük ölçüde bağımlıdırlar.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, “Ukrayna, Macaristan ve Slovakya hükümetlerinin iki ülke arasındaki enerji tedarikine ilişkin uyarılarını ve şantajlarını reddediyor ve kınıyor. Bu uyarılar kesinlikle Kiev'e değil, Kremlin'e yöneltilmelidir” ifadelerini kullandı.