Tunus Cumhurbaşkanı Said: Her kim tek kurşun dahi atarsa, güvenlik güçlerimiz onu kurşun yağmuruna tutacaktır

Dün yüzlerce kişi Tunus parlamentosu yakınında protesto gösterisi düzenledi. (Reuters)
Dün yüzlerce kişi Tunus parlamentosu yakınında protesto gösterisi düzenledi. (Reuters)
TT

Tunus Cumhurbaşkanı Said: Her kim tek kurşun dahi atarsa, güvenlik güçlerimiz onu kurşun yağmuruna tutacaktır

Dün yüzlerce kişi Tunus parlamentosu yakınında protesto gösterisi düzenledi. (Reuters)
Dün yüzlerce kişi Tunus parlamentosu yakınında protesto gösterisi düzenledi. (Reuters)

Başbakanın görevden alınmasını ve parlamentonun feshedilmesini isteyen protesto gösterilerinin ardından dün (Pazar) Tunus'un ‘Cumhuriyet Bayramı’ kutlaması, Cumhurbaşkanı Kays Said tarafından, hükümet, cumhurbaşkanlığı ve ‘Nahda Hareketi’nin kaderini değiştirecek istisnai bir hamleye tanık oldu. Öte yandan Tunus Cumhurbaşkanı Said, yaptığı açıklamada protestocuları uyararak, "Her kim tek kurşun dahi atarsa, silahlı, askeri ve güvenlik güçlerimiz onu sayılamayacak kadar çok kurşun yağmuruna tutacaktır" dedi. 
Tunus Cumhurbaşkanı, ordu ve güvenlik liderleriyle dün akşam yaptığı acil toplantının ardından, parlamentonun çalışmasını dondurmak, milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırmak ve görevden almak da dahil olmak üzere ‘devleti kurtarmak için durumun gerektirdiği bir dizi istisnai önlem aldıklarını’ açıkladı. Said ayrıca, savcılığın çalışmaları denetleyeceğini ve hakkında suçlama bulunan milletvekillerini yargılayacağını ifade etti. 
Parlamento Başkanı olan Nahda Hareketi lideri Raşid Gannuşi, cumhurbaşkanını ‘devrime ve anayasaya karşı devrim yapmakla’ suçladı. Reuters'e verdiği demeçte Gannuşi, "Kurumların hala ayakta olduğunu düşünüyoruz. Nahda Hareketi’nin destekçileri ve Tunus halkı devrimi savunacaktır" dedi.

Tunus Cumhurbaşkanı: İzin veremeyiz
Said, dün akşam güvenlik ve askeri liderlerle yaptığı toplantının ardından, “Cumhuriyetin ilanının yıl dönümünde kader, Tunus'taki durum bir dizi istisnai önlem almamızı gerektiriyor. Şüphesiz birçok kamu kuruluşunun çöktüğünü, yakma ve yağma operasyonlarının olduğunu ve bazı mahallelerde iç çatışmalar için para ödemeye hazırlananlar olduğunu fark etmişsinizdir. Üzerimizde taşıdığınız sorumluluk, Anayasa hükümlerine uygun olarak, Tunus'u kurtarmak, Tunus devletini ve Tunus toplumunu korumak için bu durumun gerektirdiği önlemleri almamızı gerektiriyor. Tunus tarihinin en hassas ama daha çok en tehlikeli anlarından geçiyoruz. Kimsenin devleti ve onun yeteneklerini tahrif etmesine, insanların hayatları ve mal varlıklarıyla oynamasına ve Tunus devleti özel mülkleriymiş gibi hareket etmesine izin veremeyiz” açıklamasında bulundu. 
Tunus Cumhurbaşkanı “Aldığım ilk karar, aylar önce alınması gereken ve parlamentoda olup bitenlerle ilgili bir karardır. Parlamentonun tüm yetkileri dondurulmuştur. Anayasa, parlamentonun feshine izin vermezken, tüm eylemlerini dondurmanın önünde durmamaktadır. İkinci karara gelince, bütün milletvekillerinin dokunulmazlığı kaldırıldı. Aldığım kararlar çerçevesinde, milletvekillerine karşı açılan davalar, hukuk çerçevesinde hareket edilmesi ve Tunus'a karşı işlenen suçlara sessiz kalınmaması için Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturulacak ve ben de Cumhuriyet Savcılığı Başkanlığı görevini üstleneceğim. Adalet Bakanlığı veya parlamentoda çok sayıda gizli dosyalar bulunuyor” dedi.
Said ayrıca, “Üçüncü karar, yürütme yetkisini, cumhurbaşkanı tarafından atanan bir hükümet yoluyla bir başbakan üstlenecektir. Yakında, alınması gereken bu tedbirler süresince mevcut başbakanın görevden alındığını ve başka birinin göreve getirildiğini açıklayan bir metin yayınlanacaktır. Başbakan hükümeti yönetir ve cumhurbaşkanına karşı sorumludur. Cumhurbaşkanı ise başbakanın teklifi üzerine hükümet üyelerini atayan kişidir. Başbakanın davet etmesi üzerine cumhurbaşkanı Bakanlar Kuruluna başkanlık edebilir ve meclis başkanlığını üstlenebilir” dedi.

“Kanunlar çerçevesinde çalışıyoruz”
“Bu kararlarımız, anayasayı tevil etmemekte veya anayasal meşruiyeti ihlal etmemektedir. Kanunlar çerçevesinde çalışıyoruz. Ama kanunlar, devleti ve milletin parasını talan eden hırsızları yetkilendirme, hesap verme aracına dönüşüyorsa, o zaman halkın iradesini ifade eden kanunlar değil, halkın iradesini gasp eden araçlar olurlar” diyen Tunus Cumhurbaşkanı, “Burada Allah'a, millete ve tarihe karşı sorumluluğumuz var. Sızmaya ve silaha başvurmaya çalışan birçok kişiyi uyarıyorum. Devlete ve onun başkanına hakaret edenlere asla sessiz kalamayız. Her kim tek kurşun dahi atarsa, silahlı, askeri ve güvenlik güçlerimiz onu sayılamayacak kadar çok kurşun yağmuruna tutacaktır. Anayasal şartlar sağlanmış olsaydı bu tedbirlere başvurmayacaktık. Dürüstlük, doğruluk ve samimiyetle hareket ettiğimiz için başvurmak istemedik ama diğer taraftan da ne yazık ki ikiyüzlülük, hainlik ve Tunus halkının haklarının gasp edilmesi ile aldanan çok sayıda insan var” dedi.
Said son olarak, “Bugün Tunus halkı meşruiyet altında devrimine devam ediyor, biz de kanunu herkese eşit olarak uygulamak için çalışacağız. Hiç kimse ne malında ne de konumunda kimseden üstün değildir. Bütün insanlar kanun önünde eşittir. Şu an söylediklerim kanun kapsamındadır ve sessiz kalıp olup biteni izleyemem. Sorumluluk almalıyım ve alıyorum. Halkın umutlarını yaşatmalıyım.  Ya halkın yanındasın ya da karşı saflardasın. Art arda alınacak başka önlemler de var. Kan dökülmesini istemiyoruz. Bu gece hazırlanıp bazı mahallelerde yakma ve yağma için para dağıtanları, kanunun her şeyden üstün olduğu ve bunun onlar için geçerli olduğu konusunda uyarıyorum” ifadelerini kullandı.

Tunus sokakları hareketli
Dün başkentte ve diğer şehirlerde hükümetin görevden alınması ve parlamentonun feshedilmesi talebiyle gösteriler düzenlendi. Bardo'daki Habib Burgiba Caddesi'nde, Halk Temsilcileri Meclisi'nin ana binasının yakınında yüzlerce kişi, hükümetin görevden alınmasını ve parlamentonun feshedilmesini talep etmek için bir protesto gösterisi düzenledi.
Protestocular, hükümetin ülkedeki salgın hastalıklarla başa çıkma politikalarını ve kötüleşen terörle mücadele politikalarını kınayarak, esas olarak Nahda Hareketi, Tunus'un Kalbi partisi ve Onur Koalisyonu’ndan oluşan hükümete karşı sloganlar attı. Sosyal ve ekonomik iklimin değiştirilmesi ve parlamentonun feshedilmesi çağrısında bulunan protestocular, hareketlerinin arkalarında hiçbir siyasi veya ideolojik parti olmadan barışçıl ve kendiliğinden olduğunu vurguladılar.
Reuters, bazı protestocuların birkaç şehirde Nahda Hareketi binasını hedef aldığını ve "Halk rejimin düşmesini istiyor", "Halk meclisin dağılmasını istiyor", "Korku yok, terör yok, iktidar halkın elinde" gibi sloganlar attıklarını bildirdi.
Gannuşi, Cumhurbaşkanı Said'in kararlarından önce "Tunus seçkinlerinin daha fazla dayanışmayı ve kurumlarının daha destekleyici olmasını hak ediyor" diyerek, ‘faydasız etkileşimlerden uzak durmak ve umutların canlandırılması’ gerektiğini söylemişti. Tunus Afrika Haber Ajansı’nın (TAP) aktardığına göre Gannuşi, dün sabah Bardo Sarayı'nda Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle düzenlenen törene katıldıktan sonra gazetecilere verdiği demeçte, ‘devletin devamlılığı ve kurumlarının birliğinin’ altını çizdi. Tunus'un, her gün yüz binlerce insanın canına mal olan ve herkesin direnmek için birleşmesi gereken ortak düşmanları koronavirüse karşı bir savaş vermekte olduğunu vurguladı.
Son zamanlarda hükümete ve egemen sınıfa karşı sokağa çıkma ve gösteri yapma çağrılarına ilişkin bir soruya yanıt veren Gannuşi, “Mitingler, yasalara bağlı oldukları sürece anayasa tarafından garanti altına alınmıştır” dedi. Öte yandan Gannuşi, “Tunus, tüm bu güçlerin korona belasına karşı birleştiği gösterileri hak ediyor” açıklamasında bulundu.

Yeni hükümet çağrısı
Tunus Alternatif Partisi, siyasi çekişmelerden uzak, tüm devlet kurumları, partiler ve sivil toplum tarafından desteklenen bir ulusal kurtuluş hükümeti kurulması çağrısında bulundu.
Parti, Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle Pazar günü yaptığı açıklamada, sağlık, ekonomik ve sosyal krizin yönetilememesinden hükümeti sorumlu tuttu. Ayrıca, hükümeti destekleyen siyasi partileri, 18 binden fazla kişinin ölümüne neden olan pandemi sürecinde ülkedeki sağlık krizini derinleştirmekten sorumlu tuttu. Tüm barışçıl halk hareketlerine mutlak desteğini vurgulayarak, hukuka ve kamu düzenine saygı çerçevesinde hareket ettikleri sürece onlara karşı hiçbir şekilde aşırı güç kullanılmaması yönünde uyarıda bulundu. Mevcut siyasi sistemin bir gerilim ve çekişme ortamı yarattığına dikkati çeken parti, ‘ülke için en uygun siyasi sistemin seçilmesi için bir an önce halk referandumu yapılmasının gerekliliğini’ vurguladı.
Tunus İşçi Sendikası Genel Sekreteri Nureddin Tabubi ise ‘pusulayı bazı ulusal seçeneklere göre ayarlamak ve özgürlük ve haysiyet devriminin faydalarına ulaşmak için pozitif baskı’ çağrısında bulundu. Tabubi, Ulusal Kurucu Meclis üyesi Muhammed el-Berahimi'nin suikastının sekizinci yıldönümünü anmak için El-Celez mezarlığındaki Şehitler Meydanı'nda düzenlenen bir yürüyüşe katıldıktan sonra şu açıklamaları yaptı:
"Birlik, korona pandemisi nedeniyle önemli ölçüde hareket edemedi. Zaman doldu ve bugünden sonra artık böyle bir hareket mümkün değil. Bu bir tehdit değil, aksine pusulayı ayarlamak için pozitif bir baskıdır.”
Sendika aylar önce, Başbakan Hişam el-Meşişi'nin daha sonra parlamento tarafından onaylanan bir hükümet değişikliğini açıklamasının ardından bakanların görevlerine başlamamalarıyla Aralık 2020'den bu yana devam eden hükümet ve siyasi felç engelinin üstesinden gelmek için ulusal bir diyalog kurulmasını önermişti.
Tabubi, Tunus'taki devlet kurumlarının birbirinden kopuk ve birbirinden uzak olduğunu söylerken, resmi hükümet yazışmalarının sosyal medya sayfalarında yayınlanmasını eleştirdi. Tabubi ayrıca, koronavirüs kriziyle mücadele kararlarını eleştirerek, sağlanan yardımların sembolik olduğunu ve yardımlar üzerinden ‘fotoğraf çekme konusunda bir yarış olduğunu’ ifade etti.
“Devlet böyle yönetilmez” diyen Tabubi, Berahimi suikastı da dahil olmak üzere Tunus'ta meydana gelen siyasi suikastlarla ilgili gerçekleri ortaya çıkaran bağımsız yargının gerekliliğini ve önemini vurguladı.



Bir kaynak Şarku'l Avsat'a Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

Bir kaynak Şarku'l Avsat'a Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

Filistinli, konuyla ilgili bilgi sahibi kaynak bugün, Gazze Şeridi'ni yönetecek teknokrat komitenin üyelerinin çoğunluğunun isimleri konusunda anlaşmaya varıldığını bildirdi.

Filistin sivil toplum sektöründe kaynak Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, 18 üyeden oluşması beklenen komitedeki isimlerin çoğunun Gazze Şeridi sakinlerinden oluştuğunu ve bunların büyük bir kısmının akademisyenler de dahil olmak üzere sivil toplum çalışmalarıyla bağlantılı iş adamları ve ekonomistler olduğunu söyledi.

Kaynak, üzerinde anlaşmaya varılan üyelerin, Gazze'den veya yurt dışından Mısır'ın başkenti Kahire'ye seyahat için hazırlık yapmaları konusunda bilgilendirildiğini ve seyahat sürecinin yarın organize bir şekilde başlayacağını belirtti.

Şarku’l Avsat'ın elde ettiği isimler arasında şunlar yer alıyor: Daha önce Filistin Yönetimi Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarlığı görevini yürüten Ali Şati; Tarım Yardım Derneği Direktörü ve sivil toplum aktivisti Abdul Kerim Aşur; Tıbbi Yardım Derneği Direktörü Aed Yaghi; Gazze Ticaret Odası Direktörü Aed Ebu Ramazan; Filistin Üniversitesi Rektörü Cebr el-Daur; mühendislik danışmanı Beşir el-Reis; Gazze Şeridi Filistin Telekomünikasyon Direktörü Ömer Şamali; Refah Belediyesi'nde mühendis ve danışman olan Ali Berhum; ve Avukat Hana Terzi.”

Kaynak, bu kişilerin isimleri konusunda geniş bir mutabakat olduğunu, ancak İsrail'in bunları onaylayıp onaylamadığının henüz bilinmediğini ifade etti.

Kaynak, bu isimlerden herhangi biriyle ilgili bir anlaşmazlık çıkması durumunda listede değişiklikler yapılabileceğini belirtti.

Mısır, Gazze Şeridi'ni geçici olarak yönetecek teknokrat komitenin kurulmasını hızlandırmak amacıyla tüm Filistinli taraflarla, arabulucularla, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile yoğun temaslar yürütüyor ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas hükümetiyle de iletişim halinde olacak.

Hamas ise komitenin resmen kurulmasının ardından Gazze Şeridi'ndeki iktidarı komiteye devretmeye hazırlanıyor.


Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)

Yemen Başkanlık Konseyi’nden bir kaynak, Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin son açıklamalarını şaşkınlıkla karşıladıklarını belirterek, Bahsani’nin Konsey liderliğince alınan egemen nitelikteki kararlara karşı çıkmasına tepki gösterdi. Kaynak, bu kararların başında, Riyad Anlaşması ve Yetki Devri Bildirgesi’nde öngörüldüğü üzere, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde güvenlik güçlerinin Savunma ve İçişleri bakanlıkları çatısı altında birleştirilmesinin geldiğini vurguladı.

Resmî açıklamada, söz konusu ifadelerin Başkanlık Konseyi Başkanı ve üyelerinin yemin ettikleri kolektif sorumluluk ilkesinden açık bir sapma anlamına geldiği, geçiş dönemini düzenleyen referanslarla ve Konseyin askeri ve güvenlik dosyalarını yönetme konusundaki anayasal yetkileriyle çeliştiği kaydedildi. Açıklamada, bu yetkilerin devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi, münhasır yetkilerine yönelik müdahalelerin önlenmesi ve mevcut meydan okumalar karşısında devlet otoritesinin pekiştirilmesi açısından hayati önem taşıdığı ifade edildi.

Kaynak ayrıca, Suudi Arabistan’ın güney diyaloğuna yönelik himaye çabalarının sorgulanmasının ve bu diyaloğun uzlaşıyla belirlenen himaye çerçevesi dışına taşınması çağrılarının olumsuz mesajlar içerdiğini belirtti. Bu tutumun ne tansiyonun düşürülmesine katkı sunduğu ne de Başkanlık Konseyi’nin defalarca vurguladığı üzere ulusal, kapsayıcı bir çerçeve içinde adil ve kapsamlı biçimde ele alınması gereken Güney meselesinin çıkarlarına hizmet ettiği bildirildi.

zxsdefrt
Aden şehrindeki Merkez Bankası genel merkezinin dışında devriye gezen Yemen hükümet güçlerine bağlı bir asker (EPA)

Kaynak, bu tutumların önceki bir bağlamdan bağımsız olmadığını da vurguladı. Kaynak, el-Bahsani’nin daha önce de birden fazla kez Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde isyan ve tek taraflı adımlara yönelik destekleyici ya da müsamahakâr tutumlar sergilediğini ifade etti. Ayrıca el-Bahsani’nin, devletten ve ulusal kurumlarından yana tavır alan bazı ofis çalışanlarını görevden aldığına dikkat çekerek, bu yaklaşımın Başkanlık Konseyi üyeliğine yüklenen egemen nitelikteki görevler ve anayasal sorumluluklarla bağdaşmadığını kaydetti.

Kararlı davranmak

Kaynak, Başkanlık Konseyi’nin bu uygulamalarla ulusal sorumluluğun gerektirdiği şekilde, anayasa ve geçiş dönemini düzenleyen referanslar çerçevesinde hareket edeceğini vurguladı. Açıklamada, egemen karar alma birliğinin korunması, ulusal mutabakata zarar verebilecek ya da güvenlik ve istikrarın yeniden tesisine yönelik çabaları zayıflatabilecek her türlü adımın önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınacağı belirtildi.

Kaynak ayrıca, mevcut aşamanın dar hesaplardan uzak, ülkenin karşı karşıya bulunduğu varoluşsal zorluklarla uyumlu, sorumlu bir siyasi dil ve tutum gerektirdiğini kaydederek, yalnızca devletin ve kapsayıcı ulusal projesinin karşıtlarına hizmet eden muğlak mesajlardan kaçınılması gerektiğinin altını çizdi.

Yemen Başkanlık Konseyi daha önce de Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE), Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin topraklarından ayrılarak Riyad’a gitmesine izin verilmesini talep etmişti. Açıklamada, el-Bahsani’nin Konsey liderliğiyle birlikte çalışması ve Suudi Arabistan’ın himayesinde Yemen’deki durumu ele almaya yönelik çabalara katılması gerektiği, bunun da mevcut belirsizlik ve kafa karışıklıklarının giderilmesine katkı sağlayacağı ifade edilmişti.

Başkanlık Konseyi, sorumlu bir kaynak aracılığıyla, Başkanlık Konseyi üyeliğinin bireysel hesaplara ya da devlet çerçevesi dışındaki değerlendirmelere tabi tutulamayacak, üst düzey bir anayasal sorumluluk olduğunun altını çizdi. Açıklamada, ulusal mücadelenin, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların sona erdirilmesi için en yüksek düzeyde birlik ve uyum gerektirdiği vurgulandı.


Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
TT

Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)

Sudan ordusu ile HDK arasında devam eden savaşta, Sennar eyaletinin Senga kentinde ve Mavi Nil eyaletinin Yabus beldesinde hem askerlerden hem de sivillerden onlara ölü ve yaralı olduğu bildirilirken, iki gün boyunca insansız hava araçlarının (İHA) da dahil olduğu çatışmalar yaşandı.

Görgü tanıkları, HDK'ya ait İHA’ların pazartesi sabahı Senga'yı bombaladığını ve ordunun 17. Piyade Tümeni karargahını hedef aldığını söyledi.

Görgü tanıklarının ifadesine göre 17. Piyade Tümeni karargahında yapılan bir toplantı sırasında gerçekleşen saldırıda askeri personelden ve sivillerden çok sayıda kişi öldürdü. Sennar Eyaleti Sağlık Bakanı İbrahim el-İvad, Ultra Sudan platformunda yayınlanan açıklamalarında 17 kişinin öldüğünü ve 13 kişinin yaralandığını söyledi, ancak ölen ve yaralananların kimler olduğuna değinmedi.

Sennar Hükümeti Sözcüsü Adem Abdullah, olayın önemini küçümseyerek, bir İHA’nın şehri hedef aldığını ve saha savunma sistemleri tarafından durdurulduğunu, sayımı devam eden sivillerin kayıplarının ise saha savunma sistemlerinin İHA’ya verdiği tepki sonucu meydana geldiğini söyledi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Agar'a bağlı Mavi Nil Halk Hareketi, HDK'nın yaydığı ‘kötü niyetli söylentilere kanılmaması’ çağrısında bulunan bir açıklama yayınladı, ancak tam olarak ne olduğu konusunda ayrıntılı bilgi vermedi.

Sudan ordusu henüz bir açıklama yapmazken ordu yanlısı platformlar, HDK'nın insansız hava araçlarının şehirdeki ordu kışlalarını ve sivilleri hedef aldığını bildirdi. Tanıklar ise 17. Piyade Tümeni'nin toplantı yeri yakınlarındaki bir okulun İHA’larla vurulduğunu söyledi.

Görgü tanıkları, saldırının Sennar, El Cezire, Beyaz Nil ve Mavi Nil merkez eyaletlerinin valilerinin tümen karargahında yaptıkları toplantı sırasında gerçekleştiğini söylediler, ancak bu bilgi henüz doğrulanamadı.

xcdfgth
Pazar günü Hartum'daki bir mezarlıkta savaş kurbanlarının bulunduğu çantaları inceleyen Sudanlılar (AP)

Beyaz Nil Valisi, aralarında protokol müdürü ve bir korumasının da olduğu bazı yardımcılarının öldüğünü açıkladı.

Orduya yakınlığıyla bilinen gazeteci Mazmul Ebu el-Kasım, Facebook'ta, stratejik bir İHA saldırısının Sennar eyaletindeki Senga kentinde bulunan 17. Piyade Tümeni karargahını dört füzeyle hedef aldığını söyledi.

HDK komutanlarından Paşa Tabik, Facebook sayfasında yaptığı bir paylaşımda 17. Tümen karargahında yaşananları ‘geçici bir olay” olarak nitelendirdi. Tabik, saldırıya ilişkin daha fazla bilgi vermedi.

Tabik, Sennar'da yaşananların, ‘Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, ordu komutanları ve onların arkasındaki İslamcı hareket ve savaşın devam etmesi gerektiğini savunanlara yönelik doğrudan bir mesaj’ olduğunu söyledi.

Çeşitli savaş bölgelerinde benzer operasyonların devam edeceğini söyleyen Tabik, “Gelecekte yaşananlar daha şiddetli, daha acı ve daha ıstırap verici olacak” dedi.

Öte yandan Sudan ordusundan dün yapılan açıklamada, Senga ve Yabus'taki olaylara değinilmeden ordu güçlerinin son 72 saat içinde Kordofan, Darfur ve Mavi Nil bölgelerindeki savaş alanlarında HDK’ya ait 107 askeri aracı ve bazı yakıt ve mühimmat depolarını imha ettiği, onlarca HDK üyesini öldürdüğü ve yaraladığı belirtildi.

Abdulaziz el-Hılu liderliğindeki HDK’nın müttefiki olan silahlı grup Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) ise yaptığı açıklamada, ordunun bir savaş uçağının pazar günü Mavi Nil eyaletindeki Yabus beldesini bombaladığını, bu saldırıda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 93 sivilin öldüğünü ve 32 kişinin yaralandığını bildirdi.

Sudan ordusu olayla ilgili yorum yapmasa da orduya bağlı platformlar, Sudan'ın Etiyopya sınırına yakın Yabus beldesindeki HDK mevzilerine hava saldırıları düzenlediğini, onlarca askeri aracın imha edildiğini ve HDK’ya ağır kayıplar verdirildiğini bildirdi.

Bu platformlara göre Sudan ordusu, 15 Nisan 2023'te savaşın başlamasından bu yana HDK’nın Etiyopya sınırındaki mevzilerini ilk kez hedef aldı.

Bununla birlikte İslamcı çizgideki Sudan Doktorlar Ağı tarafından yapılan açıklamada, dün Güney Kordofan eyaletinin Habila bölgesindeki Kartala beldesinde bir HDK konvoyunun bombalanması sonucu beş kişinin öldüğü ve bazı kişilerin de yaralandığı ifade edildi.

Dilling ve Kadugli şehirlerindeki kuşatmayı kırmak amacıyla geçici olarak kontrolünü ele geçirdikten sonra geçtiğimiz hafta Habila şehrinin kontrolünü kaybeden ordu güçleri Kartala beldesinden çekilmişti.