Fransa, Kovid-19’a karşı aşı olmayan personelleri işten çıkarmakla tehdit ediyor

Fransa Başbakanı Jean Castex ve Sağlık bakanı Olivier Veran dün bir merkezde aşı kampanyasını takip ederken (AFP)
Fransa Başbakanı Jean Castex ve Sağlık bakanı Olivier Veran dün bir merkezde aşı kampanyasını takip ederken (AFP)
TT

Fransa, Kovid-19’a karşı aşı olmayan personelleri işten çıkarmakla tehdit ediyor

Fransa Başbakanı Jean Castex ve Sağlık bakanı Olivier Veran dün bir merkezde aşı kampanyasını takip ederken (AFP)
Fransa Başbakanı Jean Castex ve Sağlık bakanı Olivier Veran dün bir merkezde aşı kampanyasını takip ederken (AFP)

Fransa Çalışma Bakanı Elisabeth Borne dün (Salı) yaptığı açıklamada, parlamentoda Pazar günü sağlık sertifikasının kapsamını genişletmeye ve tartışmalı bir karara yönelik gerçekleştirilen bir oylamanın ardından, herhangi bir personelin yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı aşı olduğunu kanıtlamak üzere aşı sertifikasını sunmaması durumunda işten çıkarılabileceğini belirtti.
Borne, aşı olma ve sağlık sertifikası sunma zorunluluğuna uymayan kişilerin işten atılma imkanının onaylandığı parlamento oylamasının ardından, bir personelin kovulamayacağını düşünmemesi gerektiğini ve kararın İş Kanunu hükümleri içinde yer aldığını belirtti.
Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığına göre, Fransız milletvekilleri, sağlık çalışanları da dahil olmak üzere bazı sektörlerdeki personellere aşı olma ve sağlık belgesi ile çalışma kapsamının genişletilmesini kabul ettiler. Bu gelişme, özgürlükleri kısıtladığını düşündükleri söz konusu adımlara karşı çıkan kişiler tarafından yapılan yeni bir seferberlik çağrısının ertesi günü geldi.
Oylamaya konu olan metin, kafeler, sinemalar, trenler, uçaklar gibi halka açık çoğu yerlerde sağlık sertifikası (Negatif Kovid-19 testi sonucu, aşı belgesi veya hastalıktan iyileşme belgesi) sunma zorunluluğunu içeriyor. Söz konusu uygulama aynı zamanda bu yerlerde çalışan kişileri de etkiliyor. Kararın Ağustos ayında yürürlüğe gireceği belirtiliyor.
Milletvekilleri, sağlık sertifikası sunulmaması veya aşıya zorunluluğuna uyulmaması durumunda personelin işten çıkarılacağını vurguluyor. Zira Çalışma Bakanlığı’na göre, aksi bir durum, personeller için daha az bir koruma anlamına geliyor.
Çalışma Bakanı “İşten çıkarmanın iki aydan önce yapılamayacağını ve personele tazminat ödenmesi gerektiğini belirterek, kararın nasıl uygulanacağına yönelik kanunda düzenleme yapılmasını istedik ancak bu Senato tarafından kabul edilmedi” açıklamasında bulundu.
ABD’de bulunan Johns Hopkins Üniversitesi ve Bloomberg News’ten dün alınan verilere göre, Fransa’da Kovid-19’a karşı 4,70 milyon doz aşı yapıldı.
Bugün açıklanan verilere göre, ülkede günlük ortalama aşı oranı 688 bin 272 doz olduğu tahmin ediliyor. Aşılamanın bu hızla devam etmesi halinde, ülke nüfusunun yüzde 75’inin iki doz ile aşılanmasının bir ay sürmesi bekleniyor. Alman haber ajansı DPA’nın aktardığına göre, ülkedeki aşı kampanyası yaklaşık 29 hafta önce başladı.
Güncel veriler, ülke genelinde doğrulanan toplam vaka sayısının 6,06 milyona, virüse bağlı can kaybı sayısının ise 111 bin 851 vakaya ulaştığını gösterdi. Fransa, ülkedeki ilk virüs vakasını yaklaşık bir yıl 26 hafta önce duyurdu.
Aşılanan kişi sayısı ve kullanılan doz miktarlarının, ülkede hangi aşıların -tek dozluk veya iki dozluk- kullanıldığına bağlı olan tahminlere dayandığını hatırlatmak gerekiyor.

 


Trump, Lincoln uçak gemisini harekete geçirdi... ve Tahran'a baskı uyguluyor

İranlı bir kadın, Tahran'da son dönemdeki hükümet karşıtı protestolar sırasında çıkan yangında hasar gören bir banka binasının önünden geçiyor (EPA)
İranlı bir kadın, Tahran'da son dönemdeki hükümet karşıtı protestolar sırasında çıkan yangında hasar gören bir banka binasının önünden geçiyor (EPA)
TT

Trump, Lincoln uçak gemisini harekete geçirdi... ve Tahran'a baskı uyguluyor

İranlı bir kadın, Tahran'da son dönemdeki hükümet karşıtı protestolar sırasında çıkan yangında hasar gören bir banka binasının önünden geçiyor (EPA)
İranlı bir kadın, Tahran'da son dönemdeki hükümet karşıtı protestolar sırasında çıkan yangında hasar gören bir banka binasının önünden geçiyor (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, dün "Abraham Lincoln" uçak gemisi ve diğer savaş gemilerini içeren bir deniz kuvvetinin Ortadoğu'ya konuşlandırılacağını açıklamasının ardından, İran'a karşı "azami baskı" kampanyasına yeniden başladı.

Trump, güç kullanımına başvurmayı tercih etmediğini vurguladı, ancak Tahran'ın "doğrudan tehdit" olarak değerlendirdiği adımlar atması durumunda askeri seçeneği masada tuttu; bunun şartı ise Tahran'ın askeri eşiğe yaklaşan herhangi bir nükleer yola yeniden başlamaması ve protestocuları da kapsayan infazlara devam etmemesiydi.

Devrim Muhafızları deniz kuvvetleri komutan yardımcısı ise dün yaptığı açıklamada, İran'a yönelik herhangi bir saldırının söz konusu bile olmadığını söyledi. "Düşman ülkeye saldırmaya cesaret edemez" ifadesini kullandı.

İran Başsavcısı ise Trump'ın protestolarla bağlantılı olarak yüzlerce tutuklunun idamını engelleyen Amerikan müdahalesinden bahsettiği açıklamalarını yalanlayarak, İranlı yetkililerin "yurtdışından emir almadığını" vurguladı.

Protestolarla ilgili olarak, İnsan Hakları Yüksek Komiseri, İranlı yetkililere ülkedeki protesto hareketine yönelik "acımasız baskıyı durdurmaları" çağrısında bulundu; özellikle de "hızlı yargılamalar, usulsüz işlemler ve orantısız cezalar"dan vazgeçmelerini istedi.


ABD ordusu, Pasifik Okyanusu'nda bir teknenin hedef alındığını ve iki kişinin öldüğünü duyurdu

Pasifik Okyanusu'nda bir tekneyi hedef alan ABD güçlerini gösteren bir videodan (Arşiv- Reuters)
Pasifik Okyanusu'nda bir tekneyi hedef alan ABD güçlerini gösteren bir videodan (Arşiv- Reuters)
TT

ABD ordusu, Pasifik Okyanusu'nda bir teknenin hedef alındığını ve iki kişinin öldüğünü duyurdu

Pasifik Okyanusu'nda bir tekneyi hedef alan ABD güçlerini gösteren bir videodan (Arşiv- Reuters)
Pasifik Okyanusu'nda bir tekneyi hedef alan ABD güçlerini gösteren bir videodan (Arşiv- Reuters)

ABD ordusu, dün Doğu Pasifik'te bir tekneye düzenlenen saldırıda iki uyuşturucu kaçakçısı şüphelisinin öldürüldüğünü ve Sahil Güvenlik'in saldırıdan sağ kurtulan üçüncü bir kişiyi aradığını açıkladı.

ABD Güney Komutanlığı'ndan "X" platformunda konuyla ilgili yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: "İstihbarat, teknenin Doğu Pasifik'te bilinen bir uyuşturucu kaçakçılığı rotasını izlediğini ve uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarına karıştığını doğruladı."


Avrupa’dan Grönland tepkisi: Transatlantik ittifakı geri dönülmez şekilde değişti

Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
TT

Avrupa’dan Grönland tepkisi: Transatlantik ittifakı geri dönülmez şekilde değişti

Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın defalarca askeri müdahale tehdidinde bulunduğu Grönland'la ilgili tavrı, transatlantik ittifakını geri dönülmez şekilde değiştirdi.

Trump, İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) 21 Ocak'ta yaptığı açıklamada, Grönland konusunda "gelecekte yapılacak bir anlaşmanın çerçevesinin" oluşturulduğunu duyurmuştu.

ABD Başkanı, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yle görüşerek belirledikleri çerçevenin detaylarını paylaşmamıştı.

Cumhuriyetçi lider, Grönland'la ilgili tutumuna karşı çıkan 8 Avrupa ülkesine uygulamayı planladığı gümrük tarifelerini askıya aldığını da açıklamıştı.

CNN'in analizinde, Trump'ın Grönland'a yönelik tehditleriyle ABD'nin Avrupa ve NATO'yla ilişkilerini "diplomatik kaosa" sürüklediği belirtiliyor.

İsveç Başbakan Yardımcısı Ebba Busch, "Son birkaç haftada yaşananlar Avrupa Birliği (AB), Avrupa ve ABD arasındaki ilişkilere çok zarar verdi" diyor.

Eski Litvanya Savunma Bakanı Dovile Sakaliene de ABD-Avrupa ilişkilerinin tamamen kopması ihtimaline dair "Bu, siyam ikizlerinin ayrılması gibi olur. Her ikisi için de kesin ölümle sonuçlanır" ifadelerini kullanıyor.

Ayrıca Avrupa'nın ABD ordusunun seviyesine ulaşıp kendi kendine yetebilecek silahlı güçlere sahip olması için 5 ila 10 yıla ihtiyacı olduğunu vurguluyor.

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizindeyse Grönland meselesinin "transatlantik diplomasisi için stres testine dönüştüğü" yazılıyor.

Telegraph, adayla ilgili Birleşik Krallık'ın (BK) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle (GKRY) yaptığı anlaşmaya benzer bir mutabakata varıldığını iddia etmişti. Bu kapsamda ABD ordusunun adada askeri eğitim ve istihbarat faaliyeti yürütmesine müsaade edileceği, askeri üs bölgelerinin ABD toprağı sayılacağı savunulmuştu.

BK'nin GKRY'de işlettiği askeri üsler de kendi toprağı olarak sayılıyor. Grönland'ın kuzeyindeki Pituffik Uzay Üssü, ABD'nin adadaki tek aktif üssü.

WSJ'nin 21 Ocak'taki haberindeyse Grönland'ın maden kaynaklarına yabancı ülkeler tarafından yapılacak yatırımlarda öncelikli veto hakkının ABD'ye sunulabileceği ileri sürülmüştü. Bunun gerçekleşmesi halinde ABD, Çin ve Rusya'nın adaya yatırımlarının önünü kesebilir.

New York Times'ın dün yayımladığı analizde de benzer iddialar paylaşılıyor. Adlarının açıklanmamasını isteyen kaynaklar, ortada yazılı bir anlaşmanın olmadığını söylüyor.

Kopenhag yönetiminin ABD'yle herhangi bir anlaşmayı onaylayıp onaylamadığı belli değil.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, siyaset, yatırım, güvenlik ve ekonomi gibi birçok alanda ABD'yle müzakere yürütülebileceğini ancak egemenlik konusunda bunun asla olmayacağını belirtmişti.

Diğer yandan Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen, sürecin dışında bırakıldıklarını WSJ'ye açıklayarak, "Katılmadığım bazı görüşmeler sonucunda, ülkemle ilgili anlaşma yapılıp yapılmadığını veya anlaşmada neler olduğunu bilmiyorum" diyor.

Independent Türkçe, New York Times, Wall Street Journal, CNN