Suriye: Dera'da müzakereler başarısız oldu yeni çatışmalar ve göçler yaşanıyor

Suriye: Dera'da müzakereler başarısız oldu yeni çatışmalar ve göçler yaşanıyor
TT

Suriye: Dera'da müzakereler başarısız oldu yeni çatışmalar ve göçler yaşanıyor

Suriye: Dera'da müzakereler başarısız oldu yeni çatışmalar ve göçler yaşanıyor

Dera kentinden yerel kaynaklar, Suriye rejim güçlerinin Dera el-Beled bölgesindeki el-Bahar mahallesini dün çok sayıda havan mermisiyle hedef aldığını bildirdi. Bu olayın ardından bölge halkı ile rejim güçleri arasında karşılıklı çatışmalar yaşandığı kaydedildi. Bununla eşzamanlı olarak, Beşşar Esed'in kardeşi Mahir Esed komutasındaki 4. Tümen askerleri bölgede konuşlandırılırken, 15. Tümen askerleri ise bölgenin etrafında konuşlandı. Ayrıca rejim güçlerinin girdiği bölgede, Suriye-Ürdün sınırındaki Dera şehrinin güneyinde yer alan En-Nahle ve Eş-Şeyah'daki ev ve çiftliklerde arama yapıldı. Arama sırasında silah seslerinin duyulduğu belirtildi.
Bunun üzerine Dera kentinde, Suriye rejimi ile "akşam müzakereleri" düzenlendi. Bu müzakerelerin başarısız olmasının ardından Suriye'nin güneyindeki Dera bölgelerinde gergin bir durum ve temkinli bir beklenti hakim oldu.
Dera'daki Uzlaşı Merkezi (Deralı Merkezi Komite) önceki gün (Salı) bir bildiri yayınlayarak Dara el-Beled, Es-Sed Yolu ve Dera Kampı’ndaki ailelerden 50 bin kişinin güvenli bölgelere nakledilmesi ve Suriye rejim güçlerinin boşaltılmış Dera el-Beled şehrine girmesi çağrısında bulundu.
Açıklamaya göre bu talepler, Suriye rejim güçlerinin Pazartesi günü gerçekleşen ilk anlaşmayı ihlal etmesi sonrasında geldi. Suriye rejim güçleri, kontrol ve güvenlik noktaları kurmak için Dera bölgesine girdi, ancak bu şekilde Esed rejimi güçleri heyeti ile Dera'daki Uzlaşı Merkezi arasında imzalanan ve şehrin çevresinde arama yapılması sürecinde şehirden ileri gelenlerin ve Merkezi Komite’nin varlığını şart koşan son anlaşmayı ihlal ettiler. Suriye rejim güçleri, Deralı Merkezi Komite olmadan Dera çevresindeki çiftlikleri aradı ve bazı evlere baskın düzenledi. Daha sonra es-Sed Yolu ve Dera bölgelerinin etrafında konuşlandı ve çevredeki çiftliklere ayrım gözetmeksizin ateş açtı.
Dera'daki Uzlaşı Merkezi’nin açıklamasının devamında şu ifadeler yer aldı: “Biz Dera halkı, genci, yaşlısı, barışın savunucusuyduk ve hala da öyleyiz ve asla savaş istemiyoruz. Bu nedenle geçtiğimiz günlerde Suriye rejimi ile akan kanı durdurmak, insanların güvenliğini sağlamak ve onurlarını korumak için bir anlaşma imzaladık. Bu sabah, anlaşmanın şartlarının ihlali bizi şaşırttı. Rejim, iki sivilin ölmesi ve çok sayıda kişinin yaralanması ile sonuçlanan Dera el-Beled çevresine yönelik büyük saldırısı ile bizi şaşırttı. Başkalarını öldürmeyi ve kendimiz için ölmeyi reddettiğimiz ve anlaşmanın şartlarını yerine getirdiğimiz için, biz Dera halkı, başımıza bela olacak bu savaştan kaçınmak için güvenli bir yere nakledilmeyi talep ediyoruz.”
Dera kentinden aktivist Abdullah Eba Zeyd, Şarku'l-Avsat'a yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Beşşar Esed'in kardeşi Mahir Esed komutasındaki 4. Tümen askerleri es-Sed Yolu ve Filistin mülteci kampı bölgelerinde konuşlandırılırken, Kaplan Kuvvetleri ve 15. Tümen askerleri ise bölgenin etrafında konuşlandı. Suriye-Ürdün sınırındaki Dera şehrinin güneyinde yer alan en-Nahle ve eş-Şeyah'daki ev ve çiftliklerde arama yapıldı. Bu mahallelere bakan yüksek binalara keskin nişancılar yerleştirildi. Dera el-Beled halkı ile 4. Tümen askerleri arasında dün sabah saatlerinde el-Menşiyye mahallesinde şiddetli çatışmalar yaşandı. Diğer yandan Dera el-Mahatta'daki Busra Meydanı civarında Suriye rejim güçlerine ait bir askeri araç hedef alındı. Bunun üzerine Filistinli mültecilerin kaldığı Dera Kampı’nın eteklerinde çatışmalar yaşandı. Bu çatışmaların ardından bölgede Dera Kampı, Es-Sad Yolu ve Dera el-Beled mahalleleri üzerinde keşif uçakları uçuş yaptı. Bu gelişme üzerine savaş uçakları ve helikopterlerin bu bölgelerdeki yerleşim yerlerini bombalayacağı korkusu hakim oldu.  Dera el-Beled, Es-Sed Yolu ve Dera Kampı’ndan yüzlerce aile, bölgenin bombalanması ve işgal korkusu ve tanık olduğu büyük askeri tırmanıştan sonra Dera el-Mahatta bölgelerine göç etti.”
Dera el-Beled'deki merkez komitesine yakın bir kaynak, Şarku'l-Evsat'a verdiği demeçte şunları söyledi: “4. Tümen askerleri, şehirde savaş ve askeri tırmanışı önlemek amacıyla Pazartesi günü yapılan anlaşmayı ihlal etti. Bu güçler dün Dera el-Beled kentini kuşattı, tarım alanlarında arama tarama faaliyetleri yürüttü, çevredeki çiftliklere ayrım gözetmeksizin ateş açarak sivillerin ölümüne neden oldu ve Dera el-Beled'de çatışmalara maruz kaldığı bahanesiyle geri çekilmeyi reddetti. Bölge çok sayıda havan mermisi ve ağır makineli tüfeklerle bombalanırken, Dera el-Beled kentindeki alanları ele geçiren subay dahi bölgenin bu denli bombalanması karşısında şaşkına döndü. Söz konusu subay, bunların, 4. Tümen liderliğinin bilgisi dahilinde olmayan rastgele bireysel eylemler olduğunu söylerken, liderliğin Dera el-Beled'de ele geçirdiği noktalarda konuşlanmış kuvvetlere anlaşmanın şartlarının uygulanması bağlamında geri çekilme emri verdiğini ileri sürdü. Dera el-Beled ve Es-Sed Yolu çevresinde yerleşim bölgelerine yönelik havan topları ve makineli tüfeklerle evleri hedef alan saldırılar düzenlendi. Bu saldırı sonucunda genç bir adam ve bir çocuk öldü.”
Söz konusu kaynak açıklamalarına şöyle devam etti: “Bundan sonra, Dera'nın doğu ve batı kırsalında Merkez Müzakere Komitesi'nin ve Rus destekli Beşinci Kolordu'nun da katıldığı birkaç müzakere turu yapıldı. Bu müzakerelerin hepsi, Suriye rejimine bağlı Güvenlik Komitesi’nin Dera el-Beled kentindeki 15 kişiyi zorunlu göçe tabi tutmak ve askeri noktaları ve güvenlik müfrezelerini artırmak konularında ısrar etmesi nedeniyle başarısız oldu.”
Özel kaynaklar, Rus subayları eşliğinde Rus kuvvetlerinin bir kısmının Dera el-Mahatta şehrine girmesi ve bir kısmının Suriye'nin güneyindeki Beşinci Kolordu güçlerinin kalesi Busra eş-Şam şehrine yönelmesiyle birlikte bölgede temkinli sakinliğin hüküm sürdüğünü söyledi. Kaynak, Beşinci Kolordu Kuvvetleri’nin ve Rus tarafının Dera el-Mahatta şehrinde yeni bir müzakere turuna katılacağını öne sürdü.
Yerel Dera şehri haberlerini bildiren "Nebe" haber sitesi şunları söyledi: “Dera el-Beled, Dera Kampı ve Es-Sed Yolu sakinleri, bulundukları bölgeden Dera el-Mahatta bölgesine göç etmeye devam ediyor. Söz konusu mahallelerin sakinlerinin yaklaşık üçte biri, yani yaklaşık 15 bin kişi, rejimin bir askeri operasyon düzenleyeceği korkusuyla Dera şehrinin merkezine göç etti. 4. ve 9. Tümen yüzlerce unsur, tanklar, paletli araçlar, orta ve ağır makineli tüfekler de dahil olmak üzere askeri teçhizatlarıyla Dera mahallelerinin güney ve doğu eteklerinde varlığını sürdürmeye devam ediyor. 4. Tümen askerleri Dera el-Beled mahallelerini kapattı ve Dera'nın güneyindeki Eş-Şeyyah ve El-Haşşabi çiftliklerinde düzinelerce evi ele geçirdi. Rejim güçleri, Müzakere Komitesi ile rejim arasında birkaç gün önce imzalanan yerleşim anlaşmasının şartlarına aykırı olarak mutlak kontrol sağlamak için çok sayıda unsurla iki eksenden Dera mahallelerine doğru ilerlemeye çalıştı.”
Anlaşmanın şartlarından biri ise 5.Tümen ve Askeri Güvenlik Şubesinden grupların, bölgedeki çeşitli yerlere ağır askeri teçhizat olmadan konuşlandırılmasını şart koşuyor.



İran’a karşı tırmanan savaşa rağmen Husiler neden tereddüt ediyor?

Yemen'in ele geçirilen başkenti Sana'da bir Husi üyesi, Hamaney'in fotoğrafını öpüyor (AFP)
Yemen'in ele geçirilen başkenti Sana'da bir Husi üyesi, Hamaney'in fotoğrafını öpüyor (AFP)
TT

İran’a karşı tırmanan savaşa rağmen Husiler neden tereddüt ediyor?

Yemen'in ele geçirilen başkenti Sana'da bir Husi üyesi, Hamaney'in fotoğrafını öpüyor (AFP)
Yemen'in ele geçirilen başkenti Sana'da bir Husi üyesi, Hamaney'in fotoğrafını öpüyor (AFP)

28 Şubat 2026’da bölge yeni bir tarihsel döneme girdi. ABD ve İsrail İran’a karşı açık savaş ilan ederken, ilk saldırı birçok açıdan sıra dışıydı. İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in yanı sıra onlarca üst düzey askeri komutan da öldürüldü.

28 Şubat’ta başlayan savaşın ilk günlerinden itibaren ABD ve İsrail’in düzenlediği saldırılarda Hamaney’in öldürülmesi dikkat çekerken, ikinci haftasına giren çatışmalar şu soruyu gündeme getirdi:
İran’ın müttefikleri Lübnan ve Irak’taki gruplar çatışmaya katılmışken, Husiler neden hâlâ tereddüt ediyor?

Bölge eşi görülmemiş bir gerilim yaşıyor. İran’dan İsrail’e ve bazı Körfez ülkelerine doğru füzeler fırlatılırken, ABD ve İsrail de bir haftadır İran’a yoğun saldırılar düzenliyor. Çatışmanın daha da uzaması ve genişlemesi bekleniyor.

Bu gelişmelere rağmen İran’ın en güçlü bölgesel müttefiklerinden biri olan ve Batı ile İsrail çıkarlarına ciddi zarar verme kapasitesine sahip bulunan Yemen’deki Husi hareketinin henüz aktif olarak savaşa katılmaması dikkat çekiyor. Lübnan’daki Hizbullah ve İran yanlısı bazı Iraklı milisler çatışmaya dahil olmuş durumda.

Son iki yıl boyunca İsrail’e ve Kızıldeniz’deki gemilere yönelik hava ve deniz saldırıları düzenleyen Husiler, bu süreçte binin üzerinde insansız hava aracı (İHA) ve füze kullanmıştı. Buna rağmen hareketin lideri Abdulmelik el-Husi, yalnızca Sana’da gösteriler düzenlenmesi çağrısı yaptı, Hamaney’in öldürülmesini kınadı ve “gelişmelere göre ellerimizin tetikte olduğunu” ifade etti.

Husiler, şu ana kadar İran'ın yanında savaşa girmelerini engelleyen zorlu hesaplamalar yaptılar (EPA).Husiler, şu ana kadar İran'ın yanında savaşa girmelerini engelleyen zorlu hesaplamalar yaptılar (EPA).

Yemen'deki siyasi ve halk çevrelerinde, hatta uluslararası çevrelerde bile Husilerin bu tutumunun niteliği hakkında sorular artarken, başlangıçta Güney Arap Yarımadası'ndaki "İran eli" olarak bilinen grubun bu tavrının nedenlerine ilişkin yorumlar farklılık gösteriyor.

Şok etkisi ve iletişim kanalları

Bazı analistler, Husilerin savaşa girmemiş olmasını taktiksel tercih değil, yönetimsel karmaşa olarak değerlendiriyor.

Yemenli akademisyen ve araştırmacı Faris el-Beyl, İran yönetiminin ilk saldırıdaki büyük kayıplar nedeniyle ciddi sarsıntı yaşadığını belirterek şöyle diyor:

“Husilerin henüz savaşa girmemesi taktikten ziyade İran’ın komuta yapısında yaşanan şok ve karmaşanın sonucu olabilir. Liderlik kadrosunun ve askeri kapasitenin ilk saatlerde hedef alınması, operasyonel yapıyı ciddi şekilde sarstı.”

Beyl’in değerlendirmesinde göre İran’ın füze saldırıları da bu karmaşanın bir yansıması olarak “dağınık ve kontrolsüz bir operasyonel tepki” görüntüsü veriyor.

Sana'da İran'ı desteklemek amacıyla düzenlenen gösteri sırasında Husi destekçileri (EPA)Sana'da İran'ı desteklemek amacıyla düzenlenen gösteri sırasında Husi destekçileri (EPA)

Sana Araştırmalar Merkezi’nden Yemenli araştırmacı Tevfik el-Cend ise sorunun örgütsel boyutu olabileceğini ifade ediyor:

“Husilerin İran’la koordinasyon sağlayan iletişim kanallarının kesilmiş olabileceği ve acil talimat alamamaları ihtimali var.”

Askeri konular uzmanı Adnan el-Cebrani de Husilerin savaşa katılma kararının birçok faktöre bağlı olduğunu belirterek, bu kararın “direniş ekseninin operasyon odasında günlük olarak değerlendirildiğini”söylüyor.

 El-Cebrani'ye göre bu faktörler arasında, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun İran'da rejim değişikliği konusundaki ısrarı da yer alıyor.

El- Cebrani şöyle devam ediyor: “En açık olan şey, Husilerin şu ana kadarki tutumu ve tereddüdü. Eylemlerindeki belirsizlik onları kontrol ediyor; ne söyleyeceklerini net bir şekilde bilmiyorlar. Bu tökezleme ve kafa karışıklığı, net bir tutum veya net bir gelecek planı olmaksızın Husilerin açıklamalarında bile görülüyordu; bu da henüz tam talimat almadıkları, iletişim ve yönlendirme kanallarının kaybolduğu anlamına geliyor. Bu yüzden Husiler ne yapacaklarını bilmiyormuş gibi görünüyorlar.”

Örgüt içi görüş ayrılıkları ve iç baskılar

Riyad’daki Yemen Büyükelçiliği medya danışmanı Salih el-Beydani ise örgüt içinde görüş ayrılıkları olduğunu belirtiyor.

Beydani’ye göre Husiler arasında Kızıldeniz’de saldırıların yeniden başlatılmasını savunan bir kanat var. Hatta saldırıların yeniden başlayacağına dair bir haber sızdırıldı fakat örgüt içindeki başka bir kanat tarafından kısa süre sonra yalanlandı.

Ayrıca bazı bölgesel arabulucuların Husiler’e şimdilik çatışmaya dahil olmamaları yönünde tavsiyeler verdiği de ifade ediliyor.

Husi lideri, Hamaney'e başsağlığı dilemek, medyaya destek vermek ve gösteri çağrısında bulunmakla yetindi (EPA)Husi lideri, Hamaney'e başsağlığı dilemek, medyaya destek vermek ve gösteri çağrısında bulunmakla yetindi (EPA)

Medya ve iletişim alanında çalışan Yemenli araştırmacı Sadık el-Vasabi, Husilerin zamanlamanın kendileri açısından uygun olmadığını düşündüğünü söylüyor.

Vasabi’ye göre:

*Husilerin kontrolündeki bölgelerde ekonomik durum çok kırılgan

*Son dönemde aldıkları saldırılar askeri kapasitelerini zayıflattı

*İran’dan gelen mali ve askeri destek azaldı

Hayatta kalma hesapları

Tevfik el-Cend, Husilerin tutumunu varlığını sürdürme hesabı olarak değerlendiriyor.

Ona göre Husiler İran’ı savunan bir güç olarak görünmek istemiyor. Çünkü bugüne kadar yürüttükleri propaganda, eylemlerini “Gazze’ye destek” söylemi üzerine kurmuştu.

Sanaa'da düzenlenen bir gösteri sırasında Husi militanları Hamenei'nin resimlerini havaya kaldırdı (AFP).

Sanaa'da düzenlenen bir gösteri sırasında Husi militanları Hamenei'nin resimlerini havaya kaldırdı (AFP).

Cend ayrıca önemli bir ihtimali de dile getiriyor:

“İran ve Devrim Muhafızları ağır darbe alırsa, Husiler kendilerini direniş ekseninin yeni merkezi olarak görebilir. Yemen dağları bu eksenin yeni üssü hâline gelebilir.”

Bazı değerlendirmelere göre Abdulmelik el-Husi kendisini yeni bir ideolojik lider konumuna taşımaya bile çalışabilir.

Stratejik değerlendirme

Analistlere göre Husiler, gelişmeleri dikkatle izleyerek günlük stratejik değerlendirmeler yapıyor.

Adnan el-Cebrani, Husilerin ilk günden itibaren müdahaleye hazır olduğunu savunuyor. Ancak İran’ın tüm baskı araçlarını aynı anda kullanmamak için temkinli davrandığını belirtiyor.

Ona göre Husilerin savaşa katılmasını tetikleyebilecek bazı gelişmeler şunlar olabilir:

*Hizbullah’ın ağır bir darbe alması

*Husilere yönelik önleyici saldırı yapılması

*İran’dan doğrudan talimat verilmesi

Bölgesel güvenlik ve savunma uzmanı İbrahim Celal ise İran’ın “direniş ekseni”ni tam da böyle bir savaş senaryosu için kurduğunu söylüyor.

Celal’e göre Husiler de bu stratejinin bir parçası ve çatışmaya katılmaları da oldukça muhtemel.

Husiler savaşa girecek mi?

Analistlere göre yaşananlar, Husiler için kritik bir dönemeç anlamına geliyor. Örgüt ya İran’la ideolojik bağını güçlendirecek ya da Tahran’dan kısmen uzaklaşarak yeni bir strateji benimseyecek.

 Sanaa'da bir Husi güvenlik görevlisi İran bayrağını tutuyor (Reuters)

Sanaa'da bir Husi güvenlik görevlisi İran bayrağını tutuyor (Reuters)

Bazı uzmanlar Husilerin sınırlı saldırılar düzenleyerek “eksene bağlılık” mesajı verebileceğini belirtiyor. Bu saldırılar arasında:

*Kızıldeniz’de gemilere saldırılar

*İsrail’e yönelik insansız hava aracı saldırıları

yer alabilir.

Ancak böyle bir adımın ABD ve İsrail’den çok daha sert karşılık getirmesi bekleniyor.

Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg ise Yemen’in bölgesel bir savaşın parçası hâline gelmemesi gerektiğini vurgulayarak şu uyarıda bulundu:

“Hiçbir tarafın Yemen’i daha geniş bir çatışmanın içine sürükleme hakkı yoktur.”

Uzmanlara göre Husiler saldırılara tekrar başlarsa, ABD ve İsrail’in yanıtı bu kez çok daha sert olabilir. Çünkü Washington ve Tel Aviv şu anda İran’la varoluşsal bir savaşın içinde bulunuyor.


İsrail, Hizbullah'ın etki alanlarını "ateş altına alıyor"

Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail bombardımanı sonucu isabet alan binalardan duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail bombardımanı sonucu isabet alan binalardan duman yükseliyor (DPA)
TT

İsrail, Hizbullah'ın etki alanlarını "ateş altına alıyor"

Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail bombardımanı sonucu isabet alan binalardan duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail bombardımanı sonucu isabet alan binalardan duman yükseliyor (DPA)

İsrail, Beyrut'un güney banliyölerinde, güneyde ve Bekaa Vadisi'nde onlarca hava saldırısı düzenleyerek Hizbullah'ın etki alanlarını ateşe verdi; bu saldırılar sonucunda onlarca kişi öldü ve banliyölerde en az 26 bina yıkıldı.

Şarku’l Avsat’a konuşan saha kaynaklarına göre, İsrail ordusu Lübnan'daki savaş çabalarını topçu ateşine çevirdi; buna karşılık, ordunun Lübnan sınırında askeri yığılması ve çeşitli noktalarda sınırlı girişlerle kara savunmasının test edilmesine rağmen, kara harekatının ivmesi azaldı.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, "komuta karargahı ve on yüksek binaya" saldırıldığı belirtilerek, bu binaların "Hizbullah'a ait askeri altyapı içerdiğini ve partinin yürütme kurulu merkezini hedef aldığını" belirtti. Lübnan'da 500'den fazla hedefe yönelik saldırılar olduğunu belirten açıklamada, "Hizbullah"ın dün İsrail'e 70 roket fırlattığı ifade edildi.


Hizbullah, Lübnan-Suriye sınırında İsrail güçleriyle çatışmalar yaşandığını duyurdu

İsrail tankları Lübnan sınırında yığıldı (EPA)
İsrail tankları Lübnan sınırında yığıldı (EPA)
TT

Hizbullah, Lübnan-Suriye sınırında İsrail güçleriyle çatışmalar yaşandığını duyurdu

İsrail tankları Lübnan sınırında yığıldı (EPA)
İsrail tankları Lübnan sınırında yığıldı (EPA)

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı bugün, İsrail askerlerinin Lübnan-Suriye sınırında bir çıkarma operasyonu girişiminde bulunduğunu ve Hizbullah savaşçılarının onlarla çatışmaya girdiğini bildirdi.

Ajans, Lübnan Sağlık Bakanlığı'na atıfta bulunarak, İsrail'in Nebi Şit bölgesine düzenlediği hava saldırılarında en az 3 kişinin öldüğünü ve 16 kişinin yaralandığını belirtti.

Tahran destekli Hizbullah'ın İran dini lideri Ali Hamaney'in öldürülmesine misilleme olarak pazartesi günü İsrail'e roket saldırısı düzenlemesinin ardından, İsrail ordusundan konuyla ilgili henüz bir açıklama gelmedi. İsrail, Lübnan'a çok sayıda hava saldırısı düzenlemiş ve kara birlikleri göndermişti.

Bu haberler doğrulanırsa, bu olay, İsrail'in Hizbullah militanı olarak tanımladığı İmad Amhaz'ın Kasım 2024'te kuzeydeki Batroun kentinden kaçırılmasından bu yana İsrail güçlerinin Lübnan'a yaptığı en derin müdahale olacaktır.

Ulusal Haber Ajansı, "İsrail'in çıkarma girişimlerini püskürtmek için Lübnan-Suriye sınırındaki doğu dağlık bölgesinde, Nebi Şit-Ham bölgesinde çatışmalar yaşandığını" bildirdi; bu bölgede Hizbullah önemli bir varlığına sahip.

Hizbullah ise yaptığı açıklamada, “düşman İsrail ordusuna ait dört helikopterin Suriye yönünden gelerek Yahfufa, el-Haribe ve Marabun beldelerinin dağlık üçgen bölgesine bir piyade birliği indirdiğini” tespit ettiklerini belirtti.

Açıklamaya göre İsrail piyade birliği daha sonra Nebi Şit kasabasının doğu mahallesine doğru ilerledi ve mezarlık bölgesine ulaştığında Hizbullah savaşçılarıyla hafif ve orta silahlarla çatışmaya girdi.

Hizbullah, çatışmanın İsrail birliğinin ortaya çıkmasının ardından daha da şiddetlendiğini, İsrail’in birliklerini bölgeden çekebilmek için savaş uçakları ve helikopterlerle yaklaşık 40 hava saldırısı yaparak yoğun bir ateş kuşağı oluşturduğunu bildirdi.

Örgüt ayrı bir açıklamada ise İsrail güçlerinin geri çekilmesi sırasında savaşçılarının roketler fırlattığını belirtti.

Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde ise havaya yoğun şekilde ateş açıldığı görüldü.

Şarku’l Avsat’ın Ulusal Haber Ajansı’ndan aktardığına göre Nebi Şit kenti dün en az 13 İsrail hava saldırısının hedefi oldu. Lübnan Sağlık Bakanlığı saldırılarda en az 9 kişinin hayatını kaybettiğini açıklamıştı.