Turizm geliri 2021 yılı ikinci çeyreğinde 3 milyar 3 milyon 628 bin dolar oldu

Türkiye'deki turistik yerlerden biri (Arşiv - Reuters)
Türkiye'deki turistik yerlerden biri (Arşiv - Reuters)
TT

Turizm geliri 2021 yılı ikinci çeyreğinde 3 milyar 3 milyon 628 bin dolar oldu

Türkiye'deki turistik yerlerden biri (Arşiv - Reuters)
Türkiye'deki turistik yerlerden biri (Arşiv - Reuters)

Turizm geliri 2021 yılı Nisan, Mayıs ve Haziran aylarından oluşan II. çeyrekte 3 milyar 3 milyon 628 bin dolar oldu. Turizm gelirinin (cep telefonu dolaşım ve marina hizmet harcamaları hariç) %73,1'i yabancı ziyaretçilerden, %26,9'u ise yurt dışında ikamet eden vatandaş ziyaretçilerden elde edildi.
Ziyaretçiler, seyahatlerini kişisel veya paket tur ile organize etmektedirler. Bu çeyrekte yapılan harcamaların 2 milyar 436 milyon 913 bin dolarını kişisel harcamalar, 566 milyon 716 bin dolarını ise paket tur harcamaları oluşturdu.

Turizm geliri ve ziyaretçi sayısı, II. Çeyrek: Nisan-Haziran, 2021

 Ziyaretçi türüne göre turizm geliri, II. Çeyrek, 2021                    Kişi başı ortalama harcama, II. Çeyrek, 2021

Gecelik ortalama harcama 57 dolar oldu
Bu çeyrekte geceleme yapan yabancıların ortalama gecelik harcaması 64 dolar, yurt dışında ikamet eden vatandaşların ortalama gecelik harcaması ise 44 dolar oldu.

Ziyaretçi sayısı 4 milyon 66 bin 210 oldu
Ülkemizden çıkış yapan ziyaretçi sayısı 4 milyon 66 bin 210 kişi oldu. Ziyaretçilerin  %77,3'ünü 3 milyon 144 bin 815 kişi ile yabancılar, %22,7'sini ise 921 bin 395 kişi ile yurt dışında ikamet eden vatandaşlar oluşturdu.

Yabancı ziyaretçiler, %70,3 ile ilk sırada "gezi, eğlence, sportif ve kültürel faaliyetler" amacı ile ülkemizi ziyaret etti
Yabancı ziyaretçilerin ziyaret amaçlarında ikinci sırada %14,8 ile "akraba ve arkadaş ziyareti", üçüncü sırada ise ile %6,7 ile "iş amaçlı (konferans, toplantı, görev vb.)" yer aldı. Yurt dışı ikametli vatandaşlar ise ülkemize %63,7 ile en çok "akraba ve arkadaş ziyareti" amacıyla geldi.

Geliş amaçlarına göre ziyaretçiler(1), II. Çeyrek, 2021

(1) Oranlar beraberinde giden kişi hariç hesaplanmıştır.

Turizm gideri 334 milyon 936 bin dolar oldu
Yurt içinde ikamet edip başka ülkeleri ziyaret eden vatandaşlarımızın harcamalarından oluşan turizm gideri, 334 milyon 936 bin dolar oldu. Bunun 333 milyon 704 bin doları kişisel, 1 milyon 232 bin doları ise paket tur harcamaları oluşturdu.

Turizm gideri ve yurt dışını ziyaret eden vatandaş sayısı, II. Çeyrek: Nisan-Haziran, 2021

Yurt dışını ziyaret eden vatandaş sayısı 395 bin 189 kişi oldu
Bu çeyrekte yurt dışını ziyaret eden vatandaş sayısı 395 bin 189 kişi oldu. Bunların kişi başı ortalama harcaması 848 dolar olarak gerçekleşti.
 
 Turizm gideri, II. Çeyrek, 2021                                                          Kişi başı ortalama harcama, II. Çeyrek, 2021

 



Şahbaz Şerif, Pakistan'ın borçlarının ödenmesinde oynadığı "önemli" rol nedeniyle Suudi liderliğine teşekkür etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 12 Mart 2026'da Cidde'de Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif ile görüştü (Arşiv-SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 12 Mart 2026'da Cidde'de Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif ile görüştü (Arşiv-SPA)
TT

Şahbaz Şerif, Pakistan'ın borçlarının ödenmesinde oynadığı "önemli" rol nedeniyle Suudi liderliğine teşekkür etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 12 Mart 2026'da Cidde'de Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif ile görüştü (Arşiv-SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 12 Mart 2026'da Cidde'de Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif ile görüştü (Arşiv-SPA)

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ülkesinin mevcut mali krizleri aşmasında oynadığı kritik rol nedeniyle Suudi Arabistan yönetimine  teşekkür etti.

Şerif bugün, Bakanlar Kurulu toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, Pakistan’ın büyük mali yükümlülüklerini Riyad ile yürütülen yakın iş birliği sayesinde yerine getirebildiğini belirtti.

Pakistan Başbakanı, ülkesinin yaklaşık 3,5 milyar dolar tutarındaki zorunlu dış borçlarını, ikili krediler kapsamında geri ödemeyi başardığını açıkladı. Bu çerçevede Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a özel teşekkürlerini ileten Şerif, her iki ismin de bu büyük mali sorunların çözümünde ‘kilit rol oynadığını’ vurguladı. Bu katkının, Pakistan Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin mevcut seviyelerde istikrar kazanmasına yardımcı olduğu ifade edildi.

Şerif, ortaya çıkan olumlu sonuçların, iki ülke arasında karşılıklı iş birliğinin güçlendirilmesi ve kurumsal düzeyde bürokratik engellerin kaldırılmasının doğrudan bir sonucu olduğunu belirtti.

Pakistan Başbakanı ayrıca, kalan ekonomik sorunların da bu iş birliği yaklaşımı sayesinde kısa sürede çözüme kavuşacağına olan güvenini dile getirerek, ülkesinin bölgesel ve uluslararası barışı destekleme çabalarının sürdüğünü vurguladı.


Çin yatırımı artırıyor: Endonezya alüminyum devi olma yolunda

Endonezya hükümeti, işlenmiş ürün ihracatını artırarak daha fazla katma değer elde etmek için alüminyum üretiminde kullanılan boksit cevherinin ihracatını 2023'te yasaklamıştı (Reuters)
Endonezya hükümeti, işlenmiş ürün ihracatını artırarak daha fazla katma değer elde etmek için alüminyum üretiminde kullanılan boksit cevherinin ihracatını 2023'te yasaklamıştı (Reuters)
TT

Çin yatırımı artırıyor: Endonezya alüminyum devi olma yolunda

Endonezya hükümeti, işlenmiş ürün ihracatını artırarak daha fazla katma değer elde etmek için alüminyum üretiminde kullanılan boksit cevherinin ihracatını 2023'te yasaklamıştı (Reuters)
Endonezya hükümeti, işlenmiş ürün ihracatını artırarak daha fazla katma değer elde etmek için alüminyum üretiminde kullanılan boksit cevherinin ihracatını 2023'te yasaklamıştı (Reuters)

Dünyanın en büyük nikel üreticisi Endonezya, Çinli firmaların yatırımlarıyla alüminyum sektöründe de ivme yakalamaya hazırlanıyor.

Güneydoğu Asya'nın popüler turistik noktalarından Bintan Adası, artık Çinli alüminyum şirketlerinin yatırımlarıyla gündemde.

Financial Times'ın analizine göre, Çin merkezli Shandong Nanshan Aluminium'un çoğunluk hissesine sahip olduğu Bintan'daki tesis, Güneydoğu Asya'nın en büyük alümina üretim merkezlerinden biri haline geldi. Alümina, genellikle ticari veya endüstriyel kullanım için işlenerek alüminyum oksit haline getiriliyor.

Çinli Tsingshan Holding Group da Endonezya'nın Kuzey Maluku bölgesinde 3 milyar dolarlık yeni bir alüminyum eritme tesisi kurulmasıyla ilgili görüşmeler yapıyor.

Goldman Sachs'ın tahminlerine göre Endonezya'nın küresel birincil alüminyum üretimindeki payı 2030'a kadar yüzde 1'den yüzde 5'e çıkacak. Ülke aynı zamanda küresel üretim artışının yüzde 40'ını tek başına karşılayabilir.

Ev eşyalarından savunma sanayine ve yapay zeka veri merkezlerine kadar geniş bir kullanım alanına sahip madenin tedarik zincirindeki kırılganlık, İran savaşıyla bir kez daha gündemde. Ortadoğu, küresel alüminyum arzının yaklaşık yüzde 10'unu sağlıyor.

Diğer yandan Endonezya'da alümina üretimi hızlı bir yükseliş gösterdi. 2022'de 3,3 milyon ton olan üretim, geçen yıl 5,9 milyon tona çıktı. Liman verileri de hem yerel hem ithal kaynaklardan yapılan sevkıyatların belirgin şekilde arttığını ortaya koyuyor.

Bu büyümenin arkasında önemli bir neden de Çin'deki üretim kısıtlamaları. Pekin yönetimi 2017'de alüminyum eritme kapasitesine üst sınır getirmişti. Bu nedenle Çinli şirketler yeni yatırımlar için yurtdışına yöneliyor.

Bazı uzmanlar, Endonezya'daki üretim artışının Ortadoğu kaynaklı kayıpları telafi edebileceğini savunuyor.

JPMorgan'dan Greg Shearer, son dönemdeki yüksek fiyatların Endonezya'daki kapasite artışını hızlandırabileceğini ancak yeni arzın etkisinin tesisler devreye girdikçe 2027'den itibaren hissedileceğini söylüyor.

Öte yandan aşırı arz riskine dikkat çeken Wittsend Commodity Advisors'ın başkanı Greg Wittbecker şu yorumu yapıyor:

Endonezya'daki bu metal üretiminin piyasayı bir anda aşırı arzla doldurarak yükseliş eğilimini sonlandırmasından endişeleniliyor. Yine de bu metale ihtiyacımız var.

Independent Türkçe, Financial Times, Fastmarkets 


‘İstikrara kaçış’, Suudi Arabistan gayrimenkul sektörünü canlandırıyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
TT

‘İstikrara kaçış’, Suudi Arabistan gayrimenkul sektörünü canlandırıyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)

Jeopolitik dalgalanmaların bölgesel yatırım haritasını yeniden şekillendirdiği bir dönemde Suudi Arabistan, ‘istikrarın kalesi’ ve sermaye için güvenli liman olarak öne çıktı. Uzmanlar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları değerlendirmede, bu süreçte en büyük kazancı gayrimenkul sektörünün elde ettiğini ve sektörde yüzde 20 ila 30 arasında değişen olağanüstü bir büyüme kaydedildiğini belirtti. Uzmanlara göre bu canlanma tesadüfi değil; güçlü mali tamponlar ve Vizyon 2030 kapsamında yürütülen yapısal reform programlarının bir sonucu. Söz konusu politikaların, dış şokları absorbe etmede ve bölgesel krizleri sürdürülebilir büyüme fırsatlarına dönüştürmede yüksek etkinlik gösterdiği ifade ediliyor.

Ekonomik açıdan dikkat çeken bir diğer unsur ise mevcut bölgesel çatışmaların, Suudi Arabistan’ın esnek kamu politikalarıyla desteklenen cazip bir yatırım destinasyonu olduğunu daha görünür hale getirmesi oldu.

Bu gelişmelerin, özellikle krizlerden etkilenen ülkelerden gelen yatırımcı ve nüfus hareketliliği sayesinde gayrimenkul piyasasına doğrudan yansıdığı kaydedildi. Artan talep, konut ve otel doluluk oranlarında belirgin bir yükselişe yol açarken, ülkeye yönelik seyahat ve ekonomik faaliyetlerde de ivme kazandırdı.

Küresel ölçekte enerji, emtia ve tedarik zincirleri üzerindeki baskılara rağmen, Suudi gayrimenkul sektörünün pozitif yönde ayrıştığına dikkat çekiliyor. Nitekim, ülke genelinde kira getirilerinin ortalama yüzde 20 ila 30 arasında artış göstermesi, bu güçlü talebin somut göstergesi olarak değerlendiriliyor. Bu tablo, Suudi ekonomisinin zorlu küresel koşullara rağmen istikrarlı ve kazançlı bir yatırım ortamı sunma kapasitesini ortaya koyuyor.

Olumlu etki

Suudi yatırımcı ve Riyad Ticaret ve Sanayi Odası yönetim kurulu üyesi Muhammed el-Murşid, mevcut savaşın kısa vadede gayrimenkul talebi üzerinde ‘dikkate değer bir pozitif etki’ yarattığını belirtti. Murşid, özellikle Riyad, Cidde ve Doğu bölgesindeki büyük şehirlerde kira talebinin arttığını, ancak bunun tek başına belirleyici bir unsur olmadığını, daha önce başlayan bir eğilimi güçlendirdiğini ifade etti.

Murşid, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu artışı, savaştan doğrudan etkilenen ülkelerdeki nüfus hareketliliğine bağladı. Bölgedeki hava sahalarının kısmen kapanması ve uçuşların aksaması nedeniyle, Körfez ülkelerinde bulunan yolcu ve yerleşiklerin daha istikrarlı bir merkez olarak görülen Suudi Arabistan’a yöneldiğini kaydetti.

Bu hareketliliğin bazı durumlarda kara yoluyla Riyad’a geçiş şeklinde gerçekleştiğini belirten Murşid, bunun kısa süreli kiralık konutlar ve otellere yönelik ani talep artışına yol açtığını, eşyalı konutlarda geçici baskı oluşturduğunu ve şirketlerin talebini artırdığını dile getirdi.

Murşid, “Bölgesel istikrarsızlık dönemlerinde şirketler, çalışanlarını daha güvenli ülkelere kaydırma ve daha istikrarlı siyasi ve ekonomik ortamlarda ofislerini güçlendirme eğilimindedir” dedi. Bu durumun, ekonomik ağırlığı ve göreli güvenlik istikrarı sayesinde Suudi Arabistan lehine sonuç verdiğini vurguladı.

Öte yandan küresel enflasyon baskılarının da etkili olduğuna dikkat çeken Murşid, savaş nedeniyle artan enerji fiyatları ile nakliye ve sigorta maliyetlerinin inşaat maliyetlerini yükselttiğini ifade etti. Küresel tahminlere göre bu faktörlerin, gayrimenkul fiyatlarını yüzde 15 ila 20 oranında artırdığı belirtildi.

Murşid, savaşın Suudi gayrimenkul sektöründe yüzde 20 ila 30 arasında bir canlanmaya katkı sağladığını belirterek, bunu Vizyon 2030 kapsamındaki programların etkili şekilde dış şokları absorbe etmesine ve artan nüfusla birlikte yükselen iç talebe bağladı.

Suudi Arabistan gayrimenkul sektörü ‘en büyük kazanan’

Eş-Şuruk Ekonomik Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Abdurrahman Başen, Murşid’in değerlendirmelerine katılarak, Suudi Arabistan’daki gayrimenkul sektörünün mevcut jeopolitik gelişmelerin en büyük kazananı olduğunu vurguladı.

Başen’e göre bu başarının temelinde, tamamen iç dinamiklerle beslenen ve güçlü kalmayı sürdüren yerel talep yatıyor. Bölgedeki diğer sektörlerin dalgalanmalardan olumsuz etkilenmesine rağmen, gayrimenkul talebinin artmaya devam ettiği ifade edildi.

Başen ayrıca, dikkat çekici bir ekonomik paradoksa işaret etti. Hürmüz Boğazı’nın neredeyse tamamen kapanması nedeniyle küresel petrol arzında düşüş yaşanmasına rağmen, ham petrol fiyatlarındaki keskin artışın ihracat hacmindeki gerilemeyi telafi ettiğini belirtti. Bu durumun, toplam devlet gelirlerini artırarak kamu harcamalarının devamlılığını sağladığını dile getirdi. Artan gelirlerin, özellikle büyük ölçekli gayrimenkul projeleri ve altyapı yatırımlarına yönlendirilmesinin, piyasa için kritik bir güvence oluşturduğu ve sektörün dayanıklılığını güçlendirdiği değerlendiriliyor.

Üç motor

Başen, mevcut krizin tetiklediği ve piyasaya ek bir ivme kazandıran 3 temel unsuru belirledi:

1- Talepte geçici artış: İstikrar arayışındaki nüfus ve şirketlerin hareketliliğinin bir sonucu.

2- Fiyatlarda doğal artış: Küresel olarak artan inşaat ve lojistik maliyetleri nedeniyle.

3- Stratejik konumun pekiştirilmesi: Suudi Arabistan’ın, alternatifi olmayan bir ‘bölgesel yatırım merkezi’ olarak imajının güçlendirilmesi.

Başen, gelinen noktada Suudi gayrimenkul sektörünün ‘akıllı bir denge’ içinde hareket ettiğini belirtti. Buna göre sektör, bir yandan güçlü iç talep tarafından desteklenirken, diğer yandan bölgesel krizlerin tetiklediği dış talep fırsatlarından besleniyor.

Bu çift yönlü dinamik yapının, sektöre kısa ve orta vadede yüksek uyum kabiliyeti kazandırdığı ve değişen koşullara karşı dayanıklılığını artırdığı ifade ediliyor. Bu çerçevede Başen, gayrimenkul sektörünün Suudi ekonomisi içinde istikrarlı ve stratejik bir rol oynamayı sürdürdüğü değerlendirmesinde bulundu.

Suudi Arabistan’ın bölgesel bir yatırım cenneti olarak konumunun güçlendirilmesi

Genel tabloya ilişkin ortak değerlendirmede Başen ve Murşid, mevcut krizin Suudi Arabistan’ın ‘bölgesel yatırım merkezi’ konumunu yeniden pekiştirdiği konusunda görüş birliğine vardı. Uzmanlara göre bu tabloyu şekillendiren üç temel unsur öne çıkıyor: güvenliğe yönelen göç hareketleriyle oluşan güçlü talep artışı, küresel maliyetlerdeki yükselişle paralel ilerleyen fiyat artışları ve uluslararası düzeyde ulusal ekonomiye duyulan güvenin güçlenmesi.

İki uzman, Suudi gayrimenkul sektörünün bugün yüksek esneklik ve uyum kapasitesine sahip olduğuna dikkat çekti. Sektörün, sürdürülebilir iç talebe dayanan sağlam bir temel üzerine kurulu olduğu, bunun yanında bölgesel gelişmelerin tetiklediği dış talep ile de desteklendiği ifade edildi. Bu dinamik yapı sayesinde sektörün, kısa ve orta vadede cazibesini koruyarak diğer alanlara kıyasla üstün performans sergilemeye devam etmesinin beklendiği vurgulandı.