Tunus Cumhurbaşkanı’nın aldığı kararlar Nahda içerisinde benzeri görülmemiş bir krizi ateşliyor

Nahda destekçilerinin Cumhurbaşkanı Said'in kararlarını reddederek içeri girmekle tehdit etmeleri ardından parlamento girişini koruyan bir tank (AP)
Nahda destekçilerinin Cumhurbaşkanı Said'in kararlarını reddederek içeri girmekle tehdit etmeleri ardından parlamento girişini koruyan bir tank (AP)
TT

Tunus Cumhurbaşkanı’nın aldığı kararlar Nahda içerisinde benzeri görülmemiş bir krizi ateşliyor

Nahda destekçilerinin Cumhurbaşkanı Said'in kararlarını reddederek içeri girmekle tehdit etmeleri ardından parlamento girişini koruyan bir tank (AP)
Nahda destekçilerinin Cumhurbaşkanı Said'in kararlarını reddederek içeri girmekle tehdit etmeleri ardından parlamento girişini koruyan bir tank (AP)

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said'in geçtiğimiz Pazar günü başta Başbakan Hişam el-Meşişi hükümetini görevden alma ve parlamento çalışmalarını askıya alma yönünde aldığı kararlar, Raşid Gannuşi liderliğindeki Nahda Hareketi içinde eşi benzeri görülmemiş siyasi krizlere yol açtı. Nitekim dün Gannuşi'nin koruması da dahil olmak üzere dört Nahda partisi üyesi hakkında parlamento önünde şiddet eylemleri gerçekleştirmeye teşebbüs suçlamasından soruşturma açıldı.
İtalyan, Fransız ve Arap medyasındaki açıklamalarında Cumhurbaşkanı aldığı kararlardan geri adım atmadığı taktirde ‘sokağı harekete geçirmeye’ ve ‘yaygın halk protestoları düzenlemeye’ işaret eden Nahda lideri ve Meclis Başkanı Raşid Gannuşi’nin ve Nahda Hareketi’nin performansına yönelik eleştiriler ve istifalar sürüyor. 
Gannuşi bu açıklamalarında Batı başkentlerini 2011 yılında Tunus ve Libya'da yaşanan güvenlik kargaşasının sebebiyet verdiği gibi ‘Tunus'ta yayılacak kaos ve şiddetin komşu ülkelere yansıyacağı, Avrupa'ya yasadışı göçmen akışına yol açacağı konusunda uyardı.
Nitekim dün partisi liderleri ve aktivistlerinden yeniden birçok eleştiri kaydedildi. Hareketin çeşitli hükümetlerdeki 10 yıllık liderliği, kadroları ve bakanlarının yaptığı siyasi hatalardan partinin sorumlu olduğu ifade edildi.
Nahda liderliğindeki medya sorumlusu Halil el-Barumi, Nahda Hareketi’nin geçtiğimiz Pazar günü kaydedilen protestolarda halkın verdiği mesajı anlamayışını protesto etmek için hareketin yürütme kurulu üyeliğinden medya ofisi başkanlığından istifa ettiğini açıkladı. Gençlerden oluşan gruplar, genel merkezine baskın düzenlediği partiyi Ocak 2011 devriminin vaat ettiği istihdam, kalkınma, ekonomik ve sosyal reformları gerçekleştiremeyen politikacılarla ve yolsuzluk lobileriyle işbirliği yapmakla suçlamıştı.
Nahda liderliğinin izlediği politikaları sert bir şekilde eleştiren Nahda Hareketi Yürütme Ofisi üyesi Muhammed el-Kumani de hareketi son zamanlarda kaydedilen protestolarda gençliğin çağrılarına kulak vermeye çağırdı. Gannuşi’nin eski ofis müdürü Lütfi Zeytun ise geçtiğimiz yıllardaki reform ve değişim yolunun başarısızlığından Nahda liderliğini sorumlu tutarak hareketi sokak seferberliği senaryosu ve devlet kurumlarına karşı isyan girişimi konusunda uyardı.
Raşid Gannuşi ve kendisine yakın isimlere yönelik sert eleştiriler de kaydedildi. Bazıları ise Kays Said yanlılarının paralel gösterilerle karşılık verebileceği, ordu ve güvenlik güçlerinin ise güç kullanarak dahil olacağı protesto ve miting çağrılarıyla sokaktaki tansiyonun yükselmesi ve seferberlik senaryosuna ülkeyi dahil etmemeleri konusunda bu isimleri uyardı. Bu eleştirilere dahil olan eski parlamenter ve bakan Samir Dilu, daha önce Gannuşi'yi hareketin liderliğinden çekilmeye, bu yıl düzenlenecek 11. ulusal konferansa katılmamaya çağıran bir dilekçe listesine öncülük etmişti. Samir Dilu, eski haliyle parlamentonun ‘demokrasiye, demokratik geçiş ve reforma bağımlı hale geldiği’ değerlendirmesinde bulundu.
Diğer yandan farklı partilerden siyasi liderler, geçtiğimiz Pazar günü ‘barışçıl yollarla’ açıklanan ‘darbe kararlarına karşı ulusal cephe’ oluşturulması çağrısında bulundu. Bu ‘ulusal cephe’ katılımcıları arasında, 2005 yılında Zeynel Abidin Bin Ali yönetimine karşı çıkıldığı 18 Ekim cephesi deneyimine benzer şekilde laik, liberal ve İslamcı partilerden sendikacı ve politikacıların da olduğu bildirildi.
Eski bakan ve Nahda’nın en güçlü rakibi Muhammed Abbu, Nahda kadrolarını Kays Said’in aldığı ‘olağanüstü önlemleri’ eleştirmeye bir son vermeye çağırdı. Aynı zamanda anayasayı askıya almadığı, parlamentoyu feshetmediği, öfkeli halk kitlelerinin Nahda Partisi genel merkezine yönelik saldırılarını sürdürmelerini önleyen geçici tedbirler aldığı için Said’e teşekkür etmelerini istedi.
Cumhurbaşkanı Said'e yakınlığı ile bilinen Muhammed Abbu, Said’in açıkladığı önlemleri desteklediğini, ancak ‘anayasanın askıya alınmasına’ karşı olduğunu açıkladı. Cumhurbaşkanı’ndan bu yönde çağrıda bulunanları dinlememesini isteyen Abbu, aynı zamanda anayasanın 80. maddesinde belirtilen sürelerin uzatılmaması uyarısında bulunarak zira bu tehlikeli konuda uluslararası toplumun Tunus'u izlediğini vurguladı.
ABD, Batı ve Arap ülkeleri dışişleri bakanları ve bazı büyükelçiler, son üç gün içerisinde Cumhurbaşkanı Kays Said, danışmanları ve Dışişleri Bakanı Osman el-Cerendi ile telefonda veya doğrudan görüşmelerde bulundu. Bu görüşmelerin ardından en kısa sürede demokratik kurumların işleyişinin yeniden başlatılacağı duyuruldu.



Suudi Arabistan ve Mısır, İran, Filistin ve Sudan'daki son gelişmeleri ele aldı

Bin Ferhan ve Abdulati arasında geçen haziran ayında Kahire'de yapılan görüşme (Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)
Bin Ferhan ve Abdulati arasında geçen haziran ayında Kahire'de yapılan görüşme (Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)
TT

Suudi Arabistan ve Mısır, İran, Filistin ve Sudan'daki son gelişmeleri ele aldı

Bin Ferhan ve Abdulati arasında geçen haziran ayında Kahire'de yapılan görüşme (Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)
Bin Ferhan ve Abdulati arasında geçen haziran ayında Kahire'de yapılan görüşme (Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)

Suudi Arabistan ve Mısır, bölgedeki son gelişmeleri görüştü. Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile yaptığı telefon görüşmesinde ikili ilişkilerin daha da güçlendirilmesi yollarını ele aldıklarını bildirdi. Abdulati, "İran, Filistin ve Sudan'daki gelişmeler başta olmak üzere bazı bölgesel dosyalar hakkında görüş alışverişinde bulunduk" dedi.

Bugün X platformundaki resmi hesabından paylaşımda bulunan Abdulati, Prens Faysal bin Ferhan ile "iki ülke arasındaki mümtaz kardeşlik ilişkilerini" ele aldıklarını belirtti.

Geçtiğimiz ağustos ortasında da Suudi Arabistan ve Mısır Dışişleri Bakanları bir telefon görüşmesi gerçekleştirmişti. Görüşmede iki ülke arasındaki "kardeşlik ve stratejik ilişkilerin derinliği ile özel niteliğine" övgüde bulunulmuş, çeşitli alanlardaki ikili iş birliği süreçlerini geliştirmeye devam etme yönündeki ortak kararlılık vurgulanmıştı.

Bakanlar o dönemde ayrıca, iki kardeş ülke de dahil olmak üzere bölgesel ortakların gerilimi düşürmek ve bölgedeki tırmanışı dizginlemek amacıyla yürüttüğü yoğun çabaları ele almıştı. Görüşmede, "mevcut bölgesel güvenlik kaygılarının giderilmesi, devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi, bu egemenliğin ihlal edilmemesi ve çatışma çemberinin genişlemesinden kaçınılması" gerektiğinin altı çizilmiş; uluslararası su yollarında seyrüsefer emniyeti, güvenliği ve özgürlüğünün sağlanmasının önemine vurgu yapılmıştı.

Geçtiğimiz haziran ayında ise Bin Ferhan ve Abdulati, Kahire'de gerçekleştirdikleri görüşmede iki kardeş ülke arasındaki ikili ilişkilerin her alanda geliştirilmesi yollarını değerlendirmişti. Mısır-Suudi Arabistan ilişkilerinde yaşanan ivmeyi ve yakın koordinasyonu takdir eden bakanlar, iki ülke ve halklarının ortak çıkarlarına hizmet edecek şekilde iş birliğini sürdürme iradesini teyit etmişti.

Görüşmede bakanlar, bölgesel gelişmeler karşısında iki kardeş ülke arasındaki koordinasyon ve istişarenin aralıksız sürdürülmesinin önemine dikkat çekmişti.


Kızılhaç, İsrail tarafından serbest bırakılan dört kişinin Lübnan'a nakledildiğini açıkladı

Lübnan sınırındaki bir köyde yıkılmış binanın yanındaki duvara çizilmiş İsrail bayrağı (AFP)
Lübnan sınırındaki bir köyde yıkılmış binanın yanındaki duvara çizilmiş İsrail bayrağı (AFP)
TT

Kızılhaç, İsrail tarafından serbest bırakılan dört kişinin Lübnan'a nakledildiğini açıkladı

Lübnan sınırındaki bir köyde yıkılmış binanın yanındaki duvara çizilmiş İsrail bayrağı (AFP)
Lübnan sınırındaki bir köyde yıkılmış binanın yanındaki duvara çizilmiş İsrail bayrağı (AFP)

Uluslararası Kızılhaç Komitesi bugün yaptığı açıklamada, bir sivilin serbest bırakılmasının ertesi günü, İsrail tarafından serbest bırakılan dört kişiyi daha Lübnan’a naklettiğini bildirdi.

Uluslararası örgütten yapılan yazılı açıklamada, "İlgili tarafların talebi üzerine Uluslararası Kızılhaç Komitesi, serbest bırakılan beş kişinin Lübnan’a naklini kolaylaştırmıştır" denilerek, kişilerden birinin Perşembe, diğer dördünün ise bugün nakledildiği belirtildi.

Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre Lübnanlı resmi bir kaynak verdiği bilgide, Lübnan hükümetinin ağustos ayında Roma’da ABD arabuluculuğunda gerçekleşen son müzakere turunda İsrail’den bu tutukluların ilk grubunu serbest bırakmasını talep etti.

BM Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) askerleri, Lübnan'ın güneyinde İsrail sınırındaki tel örgüler yakınında yaya devriye geziyor (UNIFIL)
BM Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) askerleri, Lübnan'ın güneyinde İsrail sınırındaki tel örgüler yakınında yaya devriye geziyor (UNIFIL)

Lübnanlı bir askeri kaynak, Lübnan ordusunun dün öğleden sonra Uluslararası Kızılhaç Komitesi aracılığıyla bu beş kişiden birini teslim aldığını bildirdi. Kaynak, Kızılhaç'ın serbest bırakılan kişiyi Güney Lübnan’daki Nakura sınır kapısından geçirdiğini açıkladı. Eş zamanlı olarak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, "Güney Lübnan’da İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde gözaltına alınan beş Lübnanlı sivilin serbest bırakılmasına karar verilmiştir" ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, "Sorgulamalarının tamamlanmasının ardından, bu kişilerin herhangi bir terör örgütüne üye olmayan, terör eylemlerine katılmayan siviller olduğu ve İsrail’de gözaltında tutulmaya devam edilmeleri için bir neden bulunmadığı anlaşılmıştır" denildi. Daha sonra Lübnanlı resmi bir kaynak; ikisi Lübnanlı, ikisi Suriyeli olan diğer dört sivilin serbest bırakılma işleminin bugüne ertelendiğini bildirdi.

Kaynak, bu kişilerin serbest bırakılmasının, henüz bir sonraki tur tarihi belirlenmeyen Roma müzakerelerinin tamamlanmasına zemin hazırlama amacı taşıdığını belirtti. Netanyahu’nun office ise beş sivilin serbest bırakılmasını; Roma görüşmelerinin ardından Lübnan ve İsrail’in, Lübnan İç Savaşı (1975-1990) sırasında kaçırılarak öldürülen Lübnanlı Yahudi şahsiyetlerin gömüldüğü yerleri tespit etmek amacıyla yürüttüğü "yoğun çabalara" bağladı.


Şarku’l Avsat, Hamas’ın önde gelen bir yetkilisinin kaçırılma operasyonunun ayrıntılarını açıklıyor

Geçtiğimiz salı günü Gazze şehrinde İsrail’in düzenlediği ve bir Hamas güvenlik görevlisinin kaçırılmasıyla aynı zamana denk gelen hava saldırısının gerçekleştiği bölgedeki Filistinliler (EPA)
Geçtiğimiz salı günü Gazze şehrinde İsrail’in düzenlediği ve bir Hamas güvenlik görevlisinin kaçırılmasıyla aynı zamana denk gelen hava saldırısının gerçekleştiği bölgedeki Filistinliler (EPA)
TT

Şarku’l Avsat, Hamas’ın önde gelen bir yetkilisinin kaçırılma operasyonunun ayrıntılarını açıklıyor

Geçtiğimiz salı günü Gazze şehrinde İsrail’in düzenlediği ve bir Hamas güvenlik görevlisinin kaçırılmasıyla aynı zamana denk gelen hava saldırısının gerçekleştiği bölgedeki Filistinliler (EPA)
Geçtiğimiz salı günü Gazze şehrinde İsrail’in düzenlediği ve bir Hamas güvenlik görevlisinin kaçırılmasıyla aynı zamana denk gelen hava saldırısının gerçekleştiği bölgedeki Filistinliler (EPA)

Hamas kaynakları, hareketin önde gelen güvenlik yetkililerinden Muin el-Arabid’in geçtiğimiz salı günü kaçırılmasına ilişkin yeni ayrıntıları açıkladı. El-Arabid’in, Gazze kentinin batısında Hamas’ın kontrolündeki bölgelerin kalbine düzenlenen nadir bir operasyonla İsrail’e ait özel bir birlik tarafından kaçırıldığı belirtildi.

Operasyon sırasında kaçırılan yetkilinin eşi Samah el-Arabid hayatını kaybederken, iki oğlu ve kızı ile iki refakatçisi yaralandı. İsrail özel kuvvetlerinin operasyonu gerçekleştirdiği sırada bölgede bulunan iki çocuk da hayatını kaybetti.

Sürecin başlangıcı

Soruşturmanın ayrıntılarına vakıf kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, güvenlik operasyonunun yaklaşık iki ay önce başladığını belirtti. Kaynaklara göre İsrail iç istihbarat servisi Şin-Bet mensubu ajanlar, uluslararası bir yardım kuruluşunun çalışanları kimliğine bürünerek bölgede yaşayan Filistinlilere destek sağlamak amacıyla küçük ölçekli projeler hayata geçireceklerini bildirdi. Söz konusu projeler arasında, Gazze kentinin batısındaki Ketibe mahallesinde, özellikle Villalar Caddesi olarak bilinen bölgede sebze, içecek ve benzeri ürünlerin satıldığı seyyar tezgâhların kurulması da yer aldı.

Geçtiğimiz salı günü Gazze şehrinde bir Hamas güvenlik yetkilisinin kaçırılmasına yol açan İsrail saldırısının gerçekleştiği yerde kanla lekelenmiş oyuncaklar (EPA)
Geçtiğimiz salı günü Gazze şehrinde bir Hamas güvenlik yetkilisinin kaçırılmasına yol açan İsrail saldırısının gerçekleştiği yerde kanla lekelenmiş oyuncaklar (EPA)

Kaynaklara göre Şin-Bet, söz konusu projeyi hayata geçirmek için aralarında kadınların da bulunduğu Filistinli kişileri kullandı. Bu kişilere her gün sebze temin edilerek bunların yardım kuruluşundan sağlanan destek olduğu, satışlardan elde edilen gelirin ise projeden yararlananlara verileceği söylendi. Ancak daha sonra bu kişilerden bazı evleri ve bölgede bulunan belirli kişilerin hareketlerini, bunlar arasında el-Arabid’in de bulunduğu kişileri izlemeleri istendi.

Kaynaklar, projeyi yürüten kişilerin operasyonun ardından Şin-Bet adına çalışan muhbirler olduğunun ortaya çıktığını belirtti. Operasyon günü ise bazı tezgâhların başında daha önce görülmeyen yeni kişilerin bulunduğu, bazı kişilerin ise bir gün önceden bölgeye gelerek sebze satmaya başladığı kaydedildi. Bunların Şin-Bet mensupları olduğu ve silahlarını tezgâhların içine gizledikleri sonradan anlaşıldı. Saldırının gerçekleştirilmesi için belirlenen saat geldiğinde operasyona katılan bu kişiler, daha sonra ortadan kaybolarak bölgeden çekildi.

İsrail’in Gazze Şeridi içinde operasyon düzenlemek amacıyla uluslararası kuruluşların kimliğini kullanması ilk kez yaşanmıyor. Bunlardan biri, Mart 2024’te İsrail özel kuvvetlerinin Şifa Hastanesi kompleksine sızması sırasında gerçekleşmişti. Operasyon, bölgeye askeri takviye birliklerinin ulaşmasının ardından devam etmiş ve yaklaşık iki hafta sürmüştü. Bu süreçte Hamas ve farklı güvenlik birimlerine bağlı çok sayıda militan öldürülmüş veya yakalanmış, aralarında İzzeddin el-Kassam Tugayları komutanlarının da bulunduğu bazı üst düzey isimler de hedef alınmıştı.

Önceden var olma

Gazze kentinin batısında düzenlenen son operasyona ilişkin ayrıntıları aktaran kaynaklar, İsrail özel kuvvetleri mensuplarının operasyon öncesinde bölgeye yalnızca birkaç kez ve kısa süreliğine girmiş göründüğünü belirtti. Bu girişlerin, operasyon için hazırlanan nihai planın oluşturulabilmesi amacıyla bölgenin durumu hakkında daha kapsamlı bilgi edinmeye yönelik olduğu ifade edildi. Ancak İsrail güçlerinin, kendileri adına çalışan muhbirlerin daha önce yaptığı gözlemlere dayandığı kaydedildi. Süren soruşturmaya göre muhbirlerin operasyonun asıl hedefini bilmedikleri ve gerçek planın farkında olmadıkları anlaşılıyor. Bazılarının ise İsrailli yöneticileri tarafından kendilerinden istenen hususları görüntülediği belirtildi.

Soruşturmalara göre operasyonu gerçekleştiren Şin-Bet mensuplarından bazıları, operasyondan bir veya iki gün önce hareket halindeki araçlarla bölgede bulunuyordu. Bu araçlardan en az birinin, olayın ardından İsrail savaş uçakları tarafından bombalanarak imha edildiği kaydedildi.

Geçtiğimiz salı günü İsrail saldırısında kaçırılan Hamas güvenlik görevlisinin evinin yakınlarında bulunan Filistinliler (EPA)
Geçtiğimiz salı günü İsrail saldırısında kaçırılan Hamas güvenlik görevlisinin evinin yakınlarında bulunan Filistinliler (EPA)

Sıfır anı

Saldırının başlamasıyla birlikte özel kuvvet, evinden refakatçisiyle birlikte çıktığı sırada el-Arabid’e ateş açarak onu gafil avlamaya çalıştı. Ancak el-Arabid, İsrail güçlerine ateş açmayı başardı. Özel kuvvet mensupları ise el-Arabid’e uyuşturucu madde içeren mermilerle ateş etti. Bu sırada başka bir refakatçisi de İsrail güçlerine ateş açarken, iki oğlu ve eşi de özel kuvvete ateş etti. Ancak kısa süre içinde hepsi vuruldu. Ayrıca küçük bir insansız hava aracı (İHA) eve bomba attı.

Saldırı sonucunda eşi hayatını kaybederken, oğullarından biri ağır yaralandı. Diğer oğlunun ise gözü ameliyatla çıkarıldı. Bu oğlunun aynı gün nişan töreninin yapılmasının planlandığı belirtildi. Refakatçilerden ve aile üyelerinden bazıları da yaralandı.

Yaralılarla yapılan soruşturmaya göre çatışmalar sırasında el-Arabid, evin arka tarafından kaçmaya çalıştı. Ancak burada başka bir İsrail gücüyle karşılaştı. Yaralı halde ve sürünerek kaçmaya çalışan el-Arabid, bu güç tarafından takip edildi. Kendilerine ateş açmasına rağmen İsrail askerleri, yakınına ses bombası attıktan sonra onu kaçırdı.

Kaynaklardan biri, el-Arabid’in başlangıçta kaçırıldığı yönündeki haberlerin yalanlanmasının, oğlunun onun kaçmayı başardığı yönündeki ifadelerinden kaynaklandığını söyledi. Ailenin, bölgede bulunan başka bir İsrail gücünün el-Arabid’i kaçırdığını bilmediği ve olayın ilk saatlerinde bilgi karmaşasına yol açan hususun da bu olduğu belirtildi.

Soruşturmalara göre İsrail özel kuvveti, el-Arabid’in kaçmasının ardından yaralıların kimliğini belirlemeye çalışmak amacıyla onları kontrol etti. Daha sonra yaralıları, aralarında el-Arabid’in eşinin de bulunduğu ve bazılarının kanaması devam ettiği halde olay yerinde bıraktı. El-Arabid ise yaralı olmasına rağmen kaçmaya çalıştığı sırada evin arka tarafındaki sokakta yakalanarak götürüldü.

Casusların tutuklanması

Kaynaklardan birinin aktardığı bilgilere göre, şu ana kadar İsrail özel kuvvetine yardım ettikleri şüphesiyle en az 36 şüpheli gözaltına alındı ve haklarında soruşturma yürütülüyor. Kaynak, şüphelilerden bazılarının İsrail adına casusluk yaptıklarını itiraf ettiğini ve soruşturmaların sürdüğünü belirtti.

Şarku’l Avsat kaynaklarının aktardıklarına yakın bir anlatımda bulunan Gazze’deki el-Haris güvenlik platformu da aralarında bir kadının bulunduğu 3 muhbirin gözaltına alındığını açıkladı. Platform, söz konusu kişilerin bölgede daha rahat hareket edebilmek ve bilgi toplamak amacıyla uluslararası bir yardım kuruluşunun kimliğine büründüklerini bildirdi. Platformun aktardığına göre şüphelilerin ifadeleri, İsrail özel kuvvetinin fark edilmeden yalnızca birkaç saat önce operasyon bölgesine geldiğini ve daha öncesinde bölgede herhangi bir varlık göstermediğini ortaya koydu. İfadelerde ayrıca çatışmaların başlamasının ardından özel kuvvetin İsrail uçaklarından hava desteği talep ettiği belirtildi.

 İsrail’in geçtiğimiz salı günü Gazze Şeridi sınırında üst düzey bir Hamas yetkilisini kaçırdığı sırada bir İsrail askeri aracı (Reuters)
İsrail’in geçtiğimiz salı günü Gazze Şeridi sınırında üst düzey bir Hamas yetkilisini kaçırdığı sırada bir İsrail askeri aracı (Reuters)

Hamas, 2018 yılında da benzer bir operasyonun ardından, İsrail özel kuvvetlerinin Gazze Şeridi’ne sızarak aylar boyunca geniş çaplı faaliyet yürütmesi üzerine operasyona yardım ettiğinden şüphelenilen onlarca kişiyi gözaltına almıştı.

Yeni bir kaçırma girişimi...

Bu kapsamda, İslami Cihad Hareketi’nin silahlı kanadı Kudüs Seriyyeleri bugün erken saatlerde yaptığı açıklamada, silahlı gruplara mensup kişilerin Han Yunus’un kuzeydoğusundaki el-Karara beldesinde bulunan el-Cemize Caddesi’nde mensuplarından birini kaçırmaya çalıştığını duyurdu. Açıklamada, söz konusu kişilerin bölgeye İsrail’e ait İHA’ların desteğiyle ilerlediği, daha sonra fark edilmeleri üzerine bölgede çatışma çıktığı ve çatışmalarda söz konusu gruptan bazı kişilerin öldüğü ve yaralandığı belirtildi.

Kudüs Seriyyeleri, İsrail’e ait İHA’ların özel kuvvetin bölgeden çekilmesine yardımcı olmak amacıyla müdahalede bulunduğunu, gruba mensup kişilerin ise tugay mensubu Fadi el-Abadile’yi ateş açarak öldürdükten sonra cesedini olay yerinde bıraktığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan sahadaki bir kaynak, el-Abadile’nin elleri kelepçeli halde Nasır Tıp Kompleksi’ne ulaştığını belirterek, bunun kaçırma girişiminin başarılı olduğunu gösterdiğini söyledi. Kaynak, el-Abadile’nin kaçırılmaya çalışılmadan önce sorguya çekilmiş olabileceğini, ardından infaz edilmiş olabileceğini ifade ederken, bu konudaki soruşturmanın sürdüğünü kaydetti.