Kovid-19 Delta varyantı pandemi ile mücadeleyi geriletiyor

Çin’de yeni bir salgın odak noktasına dönüştü. Japonya’da rekor Kovid-19 verileri Fransa’da ise öfke var

Dün Çin’in Henan eyaletinde bir kız Kovid-19 testi olurken (AFP)
Dün Çin’in Henan eyaletinde bir kız Kovid-19 testi olurken (AFP)
TT

Kovid-19 Delta varyantı pandemi ile mücadeleyi geriletiyor

Dün Çin’in Henan eyaletinde bir kız Kovid-19 testi olurken (AFP)
Dün Çin’in Henan eyaletinde bir kız Kovid-19 testi olurken (AFP)

Yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) Delta varyantının Çin’in 14 bölgesinde yayılması ülkede büyük bir endişeye neden olurken, diğer Asya ülkeleri de vaka sayılarında bir önemli bir artışa tanık oluyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Delta varyantının dünyanın virüse karşı elde ettiği başarıları kaybetmesine neden olabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus cuma günü düzenlediği basın toplantısında “Ortalama olarak, 6 WHO bölgesinin 5’inde vaka sayıları son 4 hafta içerisinde yüzde 80 yükseldi (neredeyse iki katı). Aynı zamanda Afrika’da can kayıpları yüzde 80 arttı.” açıklamasında bulundu.
WHO Genel Direktörü, zorluklarla elde edilen başarıların kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalındığını ve birçok ülkedeki sağlık sistemleri aşırı baskı altında olduğu uyarısında bulundu.

Delta uyarısı
WHO, dünyanın birçok ülkesinde yeni salgın dalgaların ortaya çıkmasına neden olmasının ardından Delta varyantının, daha tehlikeli varyantların ortaya çıkmasını önlemek üzere yoğun çabalar sarf edilmesi için bir uyarı olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.
Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığına göre, WHO Acil Program Direktörü Dr. Mike Ryan, Cenevre’deki bir basın toplantısında, “Delta varyantı virüsün evrimleştiğine yönelik bir uyarı, ancak aynı zamanda daha tehlikeli varyantlar ortaya çıkmadan önce harekete geçmemize yönelik çağrı.” ifadelerini kullandı.
Ryan aynı zamanda, 2019 yılının sonlarına doğru ortaya çıkmasından bu yana dünya çapında 4 milyondan fazla kişinin ölümüne neden olan virüsün mutasyona uğramış varyantının ortaya çıkmasının sonuçlarının en aza indirmek için çalışması gerektiğini belirtti. Ryan etkili koruyucu önlemlerin uygulanmaya devam etmesinin önemini ve virüs daha öldürücü ve daha hızlı yayılan hale geldiği için daha fazla çalışması gerektiğine dikkat çekerek “Başta aşılama olmak üzere daha önce uyguladığımız önlemlerin aynıların uygulanması bu varyantı durduracak” açıklamasında bulundu.
Ryan açıklamasında sosyal mesafe, maske takma ve el yıkama gibi enfeksiyonun yayılmasını azaltan önlemleri uygulamaya devam ederek ve havalandırması yetersiz yerlerde çok sayıda kişi ile uzun süre geçirilmediğinden emin olunarak salgını durdurmadıkça, Delta varyantı ile enfekte olan bir kişinin, enfeksiyonu daha fazla sayıda insana bulaştırmanın mümkün olduğunu belirtti. WHO yetkilisi aynı zamanda, çaresizlik duygusuna neden olan bir şekilde, aşı olan kişilerde hafif semptomların olduğu enfeksiyonların sayısındaki şaşırtıcı bir artış yaşandığına dikkat çekti.
Yeni vaka sayılarının WHO’nun stratejisini değiştirmeyeceğini belirten Ryan’a “Strateji hala geçerli ancak bunu şimdiye kadar yaptığımızdan daha etkili bir şekilde uygulamamız gerekiyor ve bu da daha fazla aşı sağlamak anlamına geliyor.” dedi. Yetkili aşıların tek sihirli çözüm olduğunu ve sorunun aşıları tüm dünyaya aynı şekilde dağıtılmaması olduğunu belirterek, “Kendimize karşı çalışıyoruz” dedi. WHO, aylardır salgınla mücadelenin en iyi yolunun, aşıların acilen dünya çapında dağıtılması olduğunu vurguladı ancak bu konuda başarı, hala çok uzakta duruyor.

Çin’de salgın odak noktası
Çin, Temmuz ayında 328 yeni vaka kaydetti. Bu sayı neredeyse, Şubat- Haziran ayları arasında kaydedilen toplam vaka sayısına denk geliyordu. Vaka sayılarındaki artış, hükümetin bu konuya yönelik endişesinin bir göstergesi olarak, Pekin’den çok uzak olmayan Jiangsu eyaletinin yüz binlerce sakininin karantinaya alınmasına ve birkaç şehirde yoğun test kampanyalarının yürütülmesine yol açtı.
Fransız haber ajansı AFP’ye göre, Çin yetkilileri dün (Cumartesi) biri 31 milyonluk nüfuslu bir şehri içeren iki bölgede daha koronavirüsünün yeni epidemiyolojik odak noktası tespit edildiğini duyurdu. Ulusal Sağlık Komisyonu, Fujian eyaleti ve Chongqing şehrinde yeni vakaların tespit edildiğini ve bu iki bölgeyi başkent Pekin’e ve daha önce Delta varyantı ile vakaların bildirildiği diğer 4 eyalete eklediğini söyledi.
Söz konusu bölgelerde kaydedilen yeni vaka sayısı toplam 55’e ulaştı böylece 20 Temmuz’dan bu yana Çin’de kaydedilen vaka sayısı 200’ü aştı. Diğer yandan Jiangsu eyaletinin doğrusunda ilk salgın odak noktası tespit edilirken, Nanjing Havalimanı’nda 9 çalışanın virüse yakalandığı bildirildi.
Nanjing’deki yetkililer dün, ulusal düzeyde yüksek vaka oranı nedeniyle tüm turistik ve kültürel mekanlara kapılarını açmamalarına yönelik direktif verdi. Yetkililer, başkenti Nanjing olan Jiangsu eyaletinde yüz binlerce sakini karantinaya alırken, şehrin 9,2 milyon sakinine iki kez Kovid-19 testi uyguladı.
Hunan eyaletindeki turizm şehri Zhangjiajie’de enfekte olmuş birkaç kişinin bir tiyatro gösterisine katıldığı tespit edildi ardından yetkililer cuma günü, şehrin tüm 1,5 milyon sakinine karantina uygulayarak turistik mekanları kapattı. Başkentin kırsal alanlarında bulunan ve iki vakasının tespit edildiği Changping bölgesi yetkilileri perşembe günü 41 bin kişiye karantina uyguladı. Bu, 20 milyondan fazla insanın yaşadığı başkent Pekin’de 6 aydır görülen ilk yerel salgın oldu.
Virüs dünyada ilk olarak 2019 yılı sonuna doğru Çin’in orta bölgelerinde yer alan Wuhan şehrinde ortaya çıkmış olsa da, Çin, salgından etkilenen bölgelerin sakinlerine uyguladığı sıkı karantina ve kapanma önlemleri sayesinde salgını büyük ölçüde kontrol edebildi.
Bu önlemler sayesinde, Çin’de hayat 2020 baharında normale yakın bir duruma döndü. 2020 Nisan ayından bu yana ülke Kovid-19’a bağlı olarak sadece iki can kaybı kaydetti.

Asya’da vaka sayılarında sıçrama
Diğer Asya ülkelerinde ise, Başkent Tokyo’da Olimpiyat Oyunları’nın gerçekleştirildiği Japonya’nın yanı sıra Tayland ve Malezya dün rekor sayıda vaka sayısı kaydetti. Vakaların çoğu Delta varyantı ile enfekte olmuştu.
Reuters haber ajansının aktardığına göre, Avusturalya’nın başkenti Sidney’de de vaka sayıları yükseldi. Polis, Ağustos ayı sonuna kadar devam edecek sıkı kapanma önlemlerine karşı düzenlenecek bir protestoyu engellemek için şehir merkezindeki ticaret bölgesini güvenlik şeridine aldı.
Sidney polisi ayrıca tren istasyonlarını kapattı, taksilerin şehir merkezinde yolcu indirmesine engel oldu ve kontrol noktaları kurmak ve bir araya toplanan insanları dağıtmak için yaklaşık bin polisi konuşlandırdı. Avustralya’nın Yeni Güney Galler hükümeti, Sidney ve çevresinde Delta varyantı ile enfekte olan 210 yeni vaka kaydetti.
Japonya’nın başkenti Tokyo yetkilileri, son 24 saat içinde 4 bin 58 vakanın kaydedildiğini ve ülkedeki vaka sayısının ilk kez 4 bini aştığını duyurdu. Olimpiyat Oyunlarının organizatörleri, 21 yeni vakanın tespit ettiklerini böylece Temmuz ayının başından bu yana toplam vaka sayısının 241’e çıktığını belirttiler.
Rekor seviyedeki bu yeni artış, Japonya’nın vaka sayılarındaki son artışı göz önüne alarak Tokyo’daki olağanüstü hali (OHAL) Ağustos ayının sonuna kadar uzatmaya karar vermesinin yanı sıra Tokyo ve batı Osaka Eyaleti yakınlarındaki 3 eyaletin OHAL kapsamına girmesinin ardından geldi.
Olimpiyat Oyunları organizatörleri, pandeminin ortasında müsabakaların güvenli bir şekilde yapılabilmesini sağlamak için alınan önlemleri ihlal ederek şehri görmek için Olimpiyat köyünden ayrılmak isteyen kişi veya kişilerin kartlarının onayının geri çekildiğini söyledi. Organizatörler bu kişilerin sporcu olup olmadıklarını, ihlallerin ne zaman gerçekleştiğini veya kaç kişinin giriş kartının onayının geri çekildiğini açıklamadı.
Asya’da salgının odak noktalarından biri olan Malezya, dün (Cumartesi) rekor bir sayı olarak 17 bin 786 vaka kaydetti. Başkent Kuala Lumpur’un merkezinde yüzden fazla kişi hükümetin pandemi yönetiminden duydukları memnuniyetsizliği ifade etmek için bir araya gelerek Başbakan Muhyiddin Yassin’e istifa çağrısında bulundular.
Tayland, rekor bir artışla 18 bin 912 vaka kaydetti böylece toplam vaka sayısı 597 bin 287’ye ulaştı. Tayland aynı zamanda günlük can kaybında da bir rekor olarak 178 ölüm kaydetti. Böylece salgının başlangıcından bu yana ülkede kaydedilen toplam can kaybı 4 bin 857’ye yükseldi. Hükümet tarafından yapılan açıklamada, Delta varyantının ülkede kaydedilen vakaların yüzde 60’ından fazlasını ve başkent Bangkok’taki vakaların ise yüzde 80’ini oluşturduğunu belirtti.
Şu anda Kovid-19 salgının en kötü yayılımı ile mücadele eden Vietnam daha katı önlemler alacağını açıklayarak, pazartesi günü itibariyle, ülkenin güneyindeki 19 şehir ve ilçede iki hafta boyunca hareket kısıtlamalarının uygulanacağını belirtti.
5 Ağustos’a kadar karantina uygulama kararı alınan Bangladeş’te ise hükümet, ülke ekonomisi için çok önemli olan konfeksiyon atölyelerini yeniden açtı. Bu durum köylerine giden çok sayıda işçinin işyerlerine geri dönmesine neden oldu.

Fransızların kısıtlamalara karşı öfkesi
Salgının yayılması, Delta varyantının tatil bölgelerinde özellikle de denizaşırı topraklarda yayıldığı Fransa’da endişeye neden oluyor. Epidemiyolojik durum, kapanma önlemlerinin yeniden uygulandığı Martinik ve Reunion adalarının yanı sıra, vaka sayılarının iki hafta içinde 100 bin kişi başına 6 vakadan 267’ye yükseldiği Fransız Polinezyası’nda hızla kötüleşti. Bölgedeki yetkililer, Delta varyantının yayılmasını önlemek üzere virüse karşı alınan sağlık önlemlerinin geri döndüğünü duyurdu.
Bununla birlikte, Fransa’nın, geçen hafta 161 bin, önceki hafta ise 110 bin kişinin katıldığı protestolara tanık olmasına rağmen, sağlık sertifikası zorunluluğunun genişletilmesi ve bazı mesleklerde çalışanların zorunlu aşılanması kararından vazgeçmesi beklenmiyor.
Kamuoyu anketleri, Fransızların büyük bir çoğunluğun halka açık yerlere girmek için sağlık sertifikası sunulmasını destekliyor. Fransa Başbakanı Jean Castex cuma günü, yaptığı açıklamada aşının gerekli olduğunu vurguladı. Fransa ne pahasına olursa olsun, ülkede felaket senaryosunun tekrarlanmasını önlemeye çalışıyor. Hükümet bu çabalar kapsamında 9 Ağustos’tan itibaren sağlık sertifikasını uygulamaya koyma kararı aldı

Hamilelerin aşılanması
Delta varyantının topraklarındaki yayılımında yavaşlamaya tanık olan Birleşik Krallık’ta yetkililer, hamile kadınlara koronavirüse karşı aşı olma çağrısında bulundu. Oxford Üniversitesi’nden araştırmacıların gerçekleştirdiği bir çalışma, varyant nedeniyle hamile kadınlarda artan risklere dikkat çekti.
Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığına göre, İngiltere’de Ebelik Şefi Jacqueline Dunkley-Bent, Kovid-19 semptomları sebebiyle hastaneye başvuran hamile kadınlarda ciddi semptomların olduğu enfeksiyonlarda artış olduğunu gösteren yeni verilerin yayınlanmasının ardından hamilelere aşı olma çağrısında bulundu.
Jacqueline Dunkley-Bent doktorlara ve ebelere, hamile kadınları aşı almaya teşvik etme çağrısında bulundu. Dunkley-Bent, hamile kadınları kendilerini ve çocuklarını korumaya çağırdığını belirtti. Kraliyet Kadın Doğum Uzmanları ve Jinekologlar Koleji (RCOG) ve Kraliyet Ebeler Koleji (RCM) hamile kadınların aşılanması için benzer tavsiyelerde bulundu. İngiltere Ulusal Sağlık Hizmeti (NHS), Moderna ve Pfizer aşıların kullanılmasını önerdiğini zira söz konusu aşıların ABD’de 130 binden fazla hamile kadına uygulandığını belirtti.



Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.


Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
TT

Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Gazze için “Barış Konseyi”ne 10 milyar dolar sağlayacağını açıkladı ve bunu “savaş maliyetleriyle karşılaştırıldığında küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Trump, diğer üye ülkelerden gelen katkıların 7 milyar doları bulduğunu ve bağışların artmasının beklendiğini kaydetti.

Trump, “Barış Konseyi”nin açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte, yüzyıllar boyunca savaşın yıkımlarına maruz kalmış ve üç bin yıl süren katliamlarla boğulmuş bir bölgede kalıcı barış hayalini gerçekleştirebiliriz. Dünya, diğer çözülmemiş çatışmaların nasıl çözülebileceğini görmeli” dedi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarını destekleyeceklerini vurguladı. Trump, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu açıkladı.

Gazze’ye odaklanan Trump, ateşkesin tüm rehinelerin (canlı ve ölü) serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını ve Hamas’ın söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini söyledi, aksi hâlde “sert bir karşılık” verileceğini belirtti. Trump, “Şu anda dünya, önümüzdeki tek engel olan Hamas’ı bekliyor” dedi.

cfvdfv
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında (AFP)

Trump, toplantıya katılan ülkelerin yalnızca maddi katkıda bulunmadığını, bazı ülkelerin ateşkesi korumak ve kalıcı barışı sağlamak için personel göndermeyi taahhüt ettiğini kaydetti. Ortadoğu’nun “üç bin yıl boyunca imkânsız görülen bir barış” gördüğünü ifade eden Trump, bunun İran’ın nükleer kapasitesinin B-2 bombardıman uçaklarıyla yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti ve bunun bölgesel barışın anahtarı olduğunu söyledi.

Norveç ve FIFA İşbirliği

Trump, geleceğe dönük planları da açıkladı; Norveç’in konseye ev sahipliği yapacağı, FIFA’nın Gazze’de projeler (futbol sahaları dahil) için 75 milyar dolar toplama kampanyasına katılacağı ve Japonya’nın bağış toplama girişimlerinde yer alacağı belirtildi. İran’a “barış yoluna katılma” çağrısı yapan Trump, aksi hâlde “farklı bir yol”la karşılaşacağını vurguladı ve İran’ın nükleer silaha erişimini önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, adını taşıyan Barış Enstitüsü’ne övgüde bulunarak, BM ile yakın koordinasyonu vurguladı ve konseyin bu çalışmaları güçlendireceğini ve performansı “denetleyeceğini” belirtti. “Barış savaştan çok daha ucuzdur” diyen Trump, konseyin “kararlı liderlikle imkânsızın mümkün hâle getirilebileceğini” gösterdiğini söyledi.

dsvfdv
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen “Barış Konseyi” toplantısından genel bir görünüm (AFP)

Konuşmasında ekonomik başarıları, Wall Street’teki gelişmeleri ve ilk yılında sekiz savaşı sona erdiren kişisel diplomatik başarısını öne çıkaran Trump, ekibini – Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel elçi Steve Witkoff, ve Jared Kushner dahil – “tüm zamanların en iyi ekibi” olarak nitelendirdi.

Trump, toplantıya katılan ülkelerin liderlerine teşekkür etti; Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i örnek göstererek, Pakistan-Hindistan ve Ermenistan-Azerbaycan gibi çatışmaların çözümünde oynadığı rolü vurguladı. Arap ülkelerine de teşekkür etti.

Filistinli Katılım

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze için “Barış Konseyi” dışında bir “alternatif plan” olmadığını belirtti. Konsey koordinatörü Nikolay Mladenov, Perşembe günü, Hamas’ın etkisinden bağımsız bir Filistin Ulusal Polisi oluşturmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu. Mladenov, “Sadece ilk birkaç saatte bin kişi başvuruda bulundu” dedi.

fvgthyju
Endonezya Cumhurbaşkanı, Perşembe günü Washington’da düzenlenen Barış Konseyi toplantısında (AFP)

Filistin yönetiminin Gazze işlerini yönetecek teknik komitesinin başkanı Ali Şaas kısa bir konuşma yaptı; hükümetin Gazze’de istikrar sağlama yetkisine sahip olduğunu, ancak zorlu şartlarda çalıştığını belirtti. Şaas dört önceliği açıkladı: güvenliği sağlamak, iki ay içinde 5 bin askeri eğitip konuşlandırmak, onurlu iş imkânları yaratmak, insani yardımların devamını ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasını temin etmek.

Trump, Perşembe günü 47’den fazla ülke liderinin, başbakan, dışişleri bakanı ve BM, AB, Dünya Bankası temsilcilerinin katıldığı konseyin ilk kurucu toplantısını açtı. Konseyin tartışmaları, yıkıcı savaşın ardından Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasına odaklandı.

fdbghyju
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen Barış Konseyi toplantısından bir kare (AFP)

Bu zirve, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD destekli ateşkes planını kabul etmesinden yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. Plan, iki yıl süreyle konseyin silahsızlanma ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesini öngörüyordu. Başlıca sorunlar, Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Gazze’den çekilmesi, yeniden inşanın boyutu ve insani yardımların akışı. Ateşkes hâlen kırılgan; taraflar ihlal iddialarını sürdürüyor.

Hamas’ın silahı sorunu

Trump yönetimi, Hamas’ı silahsızlandırma konusunda resmi bir plan açıklamadı. Mısır, Katar ve Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. İsrail, Hamas ve diğer Filistin grupları silahsızlanmayı kabul etmeden geniş çaplı yeniden inşaya izin vermeyeceğini açıkladı. BM’de ABD Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hamas’a iki seçenek sunduklarını söyledi: “Kolay ya da zor yoldan silahsızlanma”.

Hamas, İsrail’in olası misillemelerinden endişe ederek silah teslim etmeye hazır görünmüyor. Hareket, Gazze yönetimini yeniden üstlenmiş ve ABD destekli teknik komiteye yetki devretmeye hazır. Ancak İsrail, komitenin Gazze’ye girişine izin vermedi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Hamas silahsızlanmadan yeniden inşa olmayacak” dedi.

Barış Gücü

Endonezya, yaklaşık 8 bin asker göndereceğini açıkladı. Arnavutluk, Fas ve Yunanistan’ın da Gazze’ye barış gücü olarak katılacağı belirtiliyor. Bu güç sınır konularını ele alacak, ancak Hamas’ın silahsızlanmasını denetleme yetkisine sahip olup olmayacakları belirsiz.

Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Gievers, beş ülkenin – Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk – katılımını duyurdu. Ayrıca Mısır ve Ürdün polis eğitimine destek verecek. Endonezya, gücün yardımcı komutanlığı görevini üstlenecek.

Eleştiriler

Fransa Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, Avrupa Komisyonu’nun toplantıya katılımını sürpriz olarak nitelendirdi; Komisyon’un üye ülkeleri temsil yetkisi olmadığını vurguladı. Fransa, konseyin faaliyetlerini BM kararlarıyla uyumlu hâle getirmeden katılmayacağını belirtti.

Eleştiriler, konseyin BM’nin rolünü azaltabileceği ve ABD’nin alternatif bir yapı kurmak istediği endişelerinden kaynaklandı. Başkan Trump’ın geniş yetkileri – ömür boyu başkanlık, üye kabul ve fon kullanımı üzerinde tek yetki – eleştirildi.

Analistler, başarının mali taahhütlerle değil, üç temel zorluğun çözümüyle ölçüleceğini belirtiyor: Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Trump planına göre çekilmesi ve uluslararası ve yerel meşruiyete sahip istikrar gücü oluşturma kapasitesi.


Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
TT

Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)

Güney Kore’nin eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 2024’ün sonlarında kısa süreli sıkıyönetim ilan etmesi nedeniyle bugün ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Seul Merkez Bölge Mahkemesi yargıcı Ji Gwi-yeon, karar duruşmasında “İsyan suçundan Yoon’u ömür boyu hapis cezasına mahkûm ediyoruz” ifadesini kullandı.

Böylece eski muhafazakâr lider, savcılığın talep ettiği idam cezasından kurtulmuş oldu.

Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024 akşamı yaptığı sürpriz konuşmada sıkıyönetim ilan etmiş ve orduya Ulusal Meclis’e girme talimatı vermişti. Ancak askerler tarafından kuşatılan binaya yeterli sayıda milletvekili girmeyi başarmış, yapılan oylamada bu güç kullanımına karşı karar alınmış ve dönemin devlet başkanı geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Sivil yönetim fiilen yalnızca altı saatliğine askıya alınsa da, söz konusu girişim ülkede derin ve uzun süreli bir siyasi krize yol açmıştı.

Gözaltında yargılanan Yoon, bu eylemleri nedeniyle nisan ayında görevden alınmıştı.

Mahkemenin, eski Savunma Bakanı Kim Yong-hyun’u da mahkûm etmesinin ardından, Yoon ile birlikte yargılanan diğer sanıklar hakkında da kısa süre içinde karar vermesi bekleniyor.