‘Her evde cenaze var...’ Tunus ordusunun Kovid-19’u kontrol altına alma noktasındaki müdahalesi halkı memnun ediyor

‘Her evde cenaze var...’ Tunus ordusunun Kovid-19’u kontrol altına alma noktasındaki müdahalesi halkı memnun ediyor
TT

‘Her evde cenaze var...’ Tunus ordusunun Kovid-19’u kontrol altına alma noktasındaki müdahalesi halkı memnun ediyor

‘Her evde cenaze var...’ Tunus ordusunun Kovid-19’u kontrol altına alma noktasındaki müdahalesi halkı memnun ediyor

Zubeyr bin Ammar, Tunus ordusunun Kovid-19 aşısı yaptırma noktasında oluşturduğu kuyrukta bekleyen bir vatandaş. Cumhurbaşkanı tarafından görevden alınan hükümetin başarısız olduğuna inanıyor. Ayrıca ordu ve Kays Said’in başarıya ulaşacağı konusunda aklında hiç bir şüphe bulunmuyor.
Reuters öğretmenlik yapan Bin Ammar’dan şu sözleri aktardı, “Allah ordumuzu ve Cumhurbaşkanımızı korusun. Umarım ülkeyi yönetebilirler. Çünkü mafya tarafından yönetilen bir ülkede yaşıyoruz.”
Ammar, Cumhurbaşkanının 25 Temmuz’daki kararlarının, siyasi muhaliflerinin dediği gibi bir darbe ve Tunus’un yeni doğmakta olan demokrasisine bir tehdit oluşturup oluşturmadığı konusunda endişeli görünmüyordu.
Başkent Tunus’un 150 kilometre batısındaki Cendube’de yaşayan evli ve iki çocuk babası olan Bin Ammar, “Siyasi partilerin değil, insanların arkasında sokağa çıktı” dedi.
Tunus’taki Kovid-19 vakalarının kontrol altına alınamaması, Cumhurbaşkanının Başbakan Hişam el Meşişi’yi görevden alma ve ordunun desteğiyle meclisin yetkilerini dondurma kararını aldığı hafta hükümetteki öfkeyi iyice artırdı.
Kovid-19 kriziyle kötüleşen ekonomik durum, Nahda Partisi ve parlamentodaki başlıca partiler olmak üzere, birçok Tunuslunun hükümeti protesto etmek için sokaklara dökülmesine neden oldu.
11,6 milyonluk nüfusa sahip Tunus’ta şuana kadar yaklaşık 940 bin kişinin aşılandığı bildirildi. Tunus’un Kovid-19 kaynaklı yaklaşık 18 bin ölüm ve yarım milyondan fazla vaka kaydettiği açıklandı. Tunus geçtiğimiz ay Afrika’da vaka sayısına ilişkin en kötü oranı kaydetti.
Hükümetin Kurban Bayramı tatilinde acil aşılama merkezleri açtığı, ancak söz konusu merkezlerin aşı olmak için başvuran çok sayıda kişiyi aşılamaya hazır olmadığı bildirildi. Bu kapsamda insanların, sosyal mesafe kuralarına uymadan kuyruklarda beklemek zorunda kaldığı ve aşı malzemelerinin tükendiği belirtildi.
Söz konusu skandal, hükümetin salgınla mücadelesinde bardağı taşıran son damla oldu. Ardından Cumhurbaşkanı Said, ordunun Kovid-19 ile mücadele çabalarını devralacağını duyurdu.
Söz konusu durum, Cumhurbaşkanının dış ve askeri işleri kontrol etmesine izin veren ve hükümeti iç işlerin çoğundan sorumlu tutan bir sistemde, Meşişi ile aralarında uzun süredir devam eden bir çekişmenin gidişatının belirlenmesine neden oldu.
Tunuslular yıllardır süren siyasi çekişmeler noktasında, ekonomik durgunluk ve kamu hizmetlerindeki bozulmalardan şikayetçi. Birçok Tunuslu bu kapsamda, 2019’da seçimle gelen Cumhurbaşkanı Said’in siyasi partilere meydan okumaya hazır olduğunu gördü.
Salgın geçtiğimiz yıl Tunus’ta ortaya çıktığında, ilk etapta sıkı bir karantina ile vaka sayıları kontrol altına alındı. Ancak iş yerlerinin kapatılması yoksul sınıfın bu durumdan oldukça kötü etkilenmesine neden oldu.
Ardından katı önlemlerin alınması noktasındaki girişimler, bunların sürdürülemeyeceği ve vaka sayılarındaki keskin artış sebebiyle onaylanmadı.
Aşıların ulaşımında geç kalınan Tunus’un kuzeybatısındaki Cenduba şehri gibi çok yoksul bölgelerde bu sıkıntılı süreç daha fazla hissedildi.
Ülkede hakim olan kötü yönetim sistemi, bir zamanlar ülkenin gurur kaynağı olan sağlık sektörünün altını boşalttı.
Kovid-19’dan hayatını kaybeden 71 yaşındaki Mahreza’nın yeğeni Hatim Havavi, “Her evde bir cenaze ve acı var” ifadelerini kullandı.
Havavi, hükümetin yıllardır sağlık sistemini ihmal ettiğini belirterek, bu durumu kınadı.
Açıklamasında, “Bu durumdan bir veya iki kişiyi sorumlu tutmak istemiyoruz. Bu hükümet çalışmıyor. Devlet vatandaşına değer vermiyor” dedi.
Salgını kontrol altına alma noktasında orduyu göreve getirme kararı Cendube’de ses getirmişe benziyor. Ancak bu durum, 2011’de otoriter yönetime karşı bir devrime yol açtıktan sonra, ordunun siyasete müdahale etmeme konusundaki itibarını baltalayabilir.
Öte yandan Bin Ammar, “Bu sorumluluk orduya daha önce verilmeliydi” ifadelerini kullandı.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.