Irak'ın Şattülarap'da baraj inşa etme çabaları başarılı olacak mı?

İran'ın itirazda bulunmadığı projenin maliyetinin 1 milyar dolar olması tahmin ediliyor. Hedef, tuzlanma oranını azaltmak ve kirliliğe son vermek

Şattülarap Barajı, tuzlanmanın Dicle ve Fırat nehirlerinin birleştiği noktaya girişini önlemeyi amaçlıyor. (AFP)
Şattülarap Barajı, tuzlanmanın Dicle ve Fırat nehirlerinin birleştiği noktaya girişini önlemeyi amaçlıyor. (AFP)
TT

Irak'ın Şattülarap'da baraj inşa etme çabaları başarılı olacak mı?

Şattülarap Barajı, tuzlanmanın Dicle ve Fırat nehirlerinin birleştiği noktaya girişini önlemeyi amaçlıyor. (AFP)
Şattülarap Barajı, tuzlanmanın Dicle ve Fırat nehirlerinin birleştiği noktaya girişini önlemeyi amaçlıyor. (AFP)

Müeyyed Tarfi (Iraklı muhabir)
Dicle ve Fırat nehirlerinin birleştiği nokta olan Basra şehrindeki Şattülarap’ta su kirliliğini 2009 yılından bu yana Basra Körfezi’nden gelen ve nehirlere karışan tuzlu suyu azaltmak için harekete geçildi. Araştırma merkezleri ve uzman Irak resmi departmanları baraj inşa edilmesi için bir dizi öneri sunuldu.
Ancak tüm bu çalışmalar ve öneriler, ne ardı ardına yönetime gelen Irak hükümetleri ne de Irak Parlamentosu tarafından ciddiyetle ele alınmadı ve gereken ilgiyi görmedi. Basra şimdiye kadar her yaz tuzlu ve kirli su krizine şahit olunan, sakinlerinin yaşamlarını tehdit eden bu dosyaya çözüm bulunamaması nedeniyle şehirde her yıl protesto gösterileri patlak vermesiyle yükselişe geçen bir tür vaat olarak gündeme geldi.
Irak'ın çeşitli şehirlerinden atık suların Şattülarap’a yönlendirilmesine son verilmesi ve suların en az kirlilik oranıyla deşarj edilmesi için çözüm bulunması gerektiği uyarılarına rağmen Irak'ın yaşadığı sorunlar ve mali kriz, atık suların arıtılarak tarımda sulamada kullanılmasına yönelik birçok özel projeyi durdurdu.
Irak Su Kaynakları Bakanlığı, tuzlanma oranlarının Fırat ile Dicle nehirlerinin birleştiği noktaya (özellikle de burası İran ile Irak arasında ortak olduğu için) ulaşmasını önleyecek düzenleyici bir proje olan Şattülarap Barajı’nın inşası ve hayata geçirilmesi konusunda inisiyatif almaya çalışıyor. 

İran onayı
Su Kaynakları Bakanlığı Sözcüsü Avn Ziyab konuya dair Irak resmi haber ajansına verdiği demeçte şunları söyledi:
 “İran ve Irak arasında ortak bir baraj inşa edilmesi hayati önem taşıyan bir konu olup defalarca gündeme gelmiştir. Ancak konumu ve yeri konusunda görüş ayrılıkları bulunmaktadır. İran bunu onaylıyor ve ilgili kişiler de bu konuda itirazları olmadığını belirttiler. Pratik açıdan, dünyanın tüm ülkelerinde nehirler denizlere ve okyanuslara akar ve çoğunda rezervuarı olmayan ancak tuzlanmanın nehir sularına ulaşmasını önleyen düzenleyici barajlar kurulur. Prensip olarak, teknik ve bilimsel açıdan barajın inşası için uygun yer suların birleşme noktasıdır.”
İran’ın Karun Nehri sularının yanı sıra Şattülarap kıyısındaki nehirlerin de suyunu kesmesi dolayısıyla tuzlanma oranının daha da arttığını vurgulayan ve Şattülarap’da yaşanan değişkenler olduğuna dikkat çeken Ziyab sözlerini şöyle sürdürdü:
“İran, barajın inşası konusunda nihai bir anlaşmaya varılması durumunda belirli bir miktar suyu serbest bırakma taahhüdünde bulunacaktır. Tuzlanmanın Karun Nehri'ne ulaşması korkusuyla nehrin sularını eskiden olduğu gibi sürekli olarak bloke etmeyecektir. Barajın mevcudiyeti, İran'ın Şattülarap'ı belirli miktarlarda Karun Nehri’nin suyu ile besleme taahhüdüne bağlı kalmasını sağlayacak. Çünkü böylece Şattülarap’ın çevresi ve bu bölgedeki seyrüsefer korunmuş olacak. İran, Şattülarap'taki seyrüseferden Irak'tan daha fazla yararlanıyor. Ahvaz bölgesindeki Muhammira ve Abadan limanlarının kendisi için önemi büyük. Bu iki limanın faaliyetleri, Irak’ın Şattülarap'taki limanlarından daha fazla.”
Ziyab ayrıca Irak’ın bölgede Ebu Flus ve el-Makal adında iki limanı bulunduğuna ve bunların halen atıl durumda olduğuna da dikkat çekti.
Şattülarap'ta seyrüsefer, İran-Irak savaşı, Birinci Körfez Savaşı (1991) ile İkinci Körfez Savaşı (2003) sırasında tahrip edilen gemilerden ve teknelerden temizlenmediği için halen pek çok sorunla karşı karşıya.

Tuzlu olmayan bir su kanalı
Ziyab, barajın inşasının nehrin bol miktarda su ile beslenmesini gerektirdiğini, bu nedenle Şattülarap’ın tuzlu olmayan bir su kanalına, doğasına geri döneceğini söyledi. Bunun da tuzlu suların Basra’ya ulaşmasını kesinlikle engelleyeceğini, dolayısıyla barajın bu soruna en ideal çözüm olduğunu kaydetti. Ziyab ayrıca Maysan vilayetindeki Kalat Salih'ten bırakılacak miktarların genel olarak Şattüarap’ın her iki tarafında da içme suyu ve tarım amaçlı kullanılacağını vurguladı.
Ziyab açıklamasın devamında baraj için konum olarak Ebu Flus Limanın seçilebileceğinden ve Şattülarap’ın Basra Körfezi'ne döküldüğü son sınır olan Ras el-Bişa’ya kadar uzanabileceğini söyledi. Bu bölgenin tuzlu suya sahip olduğuna, barajın Şattülarap’ın kalan tatlı sularının korunmasını sağlayabileceğine ve Dicle ve Fırat nehirlerinin denize döküldüğü nokta olarak bölgenin doğal gelgitlerden balıklara sabit ekolojik özellikler içerdiğine işaret etti.

İtalyan tasarımları
Irak’taki Büyük el-Fav Limanı’nı tasarlayan İtalyan şirket Technital, Basra Barajı'nın inşasıyla ilgili çalışma planlarını ve tasarımlarını sundu.
Irak Limanları Genel Şirketi Genel Müdürü Ferhan el-Fertusi, “Technital firması, benim ve şirketin iki yöneticisinin katıldığı, Basra Barajı'nın inşaatıyla ilgili tasarımlarını ve özel çalışma planını ortaya koyduğu bir sunum yaptı” dedi.
Fertusi, İtalyan firmanın tüm bilgileri, tasarımları, çalışma planlarını, barajın yapım yöntemi, yeri, su miktarları, kanalizasyon, atıklar ve kirletici maddelerle kirletilen Şattülarap suyunun nasıl arıtılacağına dair de bilgiler sunduğunu söyledi. Ayrıca şirketinin, barajın inşası için gerekli çalışmaları finanse ederek ve ardından bunları uygulayarak Şattülarap üzerinde Basra Barajı’nı inşa etme taahhüdünde bulunduğunu kaydetti.

Maliyeti 1 milyar dolardan fazla
Su Kaynakları Bakanlığı Enformasyon Direktörü Inmar el-Safi, Irak Limanları Genel Şirketi’nin bu tasarımlardan birini seçeceği ve barajın yapım maliyetinin 1 milyar dolar olmasının tahmin edildiği bilgisini verdi. Safi ayrıca barajın yapım amacının, tuzlanma oranını azaltmak ve Şattülarap'ta seyrüseferi korumak olduğunu söyledi. Sunulan tasarımlardan bazılarının İngiltere ve diğer ülkelerde uygulanmış olduğuna, çeşitli tasarımların bulunduğuna, su ve seyrüseferi düzenlemeyi amaçladığına işaret etti.
Safi açıklamasında Ulaştırma Bakanlığı'nın projenin tasarımlarını finanse edeceğini, federal hükümetin de 1 milyar dolardan fazlaya mal olacak projeye finansman sağlayacağını doğruladı.

Deniz suyunu arıtma
Buna karşılık, eski Basra Vali Yardımcısı Vael Abdullatif, tuzlu suyun tatlı suya karışmasını önlemek için Şattülarap’ta bir baraj inşa edilmesinin yanı sıra tarım ve içme suyu için bir deniz suyu arıtma tesisi de kurulması çağrısında bulundu.
Şattülarap üzerinde bir baraj bulunmamasının su oranı yüksek olduğunda fazla suyun denize akmasına, az olduğunda ise denizden gelen tuzlu suyun oranının artmasına, bunun da 100 kilometrelik mesafedeki el-Aşar bölgesine kadar Şattülarap’ın sularındaki tuzlanma oranının yükselmesine yol açtığını söyledi. Baraj yapımının Dicle ve Fırat nehirlerinden gelen sulardan yararlanılmasını, su kalitesinin o bölgedeki tarımsal ürünlerin sulanmasında kullanılacak kadar iyi olmasını sağlayacağına, bunun da tarım alanlarına yapılan yatırımları artıracağına dikkat çekti.

Su savaşları
Şattülarap sularındaki kirliliğin 1982'de, batan gemilerin sayısı arttığında başladığına dikkat çeken Abdullatif  bunun ham petrolün Şattülarap'ın sularına sızmasına neden olduğunu, kirlilik ile sudaki kabul edilemez kokunun artmasına yol açtığını belirtti. 1990’lı yıllarda ise Basra Havalimanı yakınından su sağlayan el-Bidaa bölgesinden Basra'ya su taşıyan el- Kaid Nehri’nin kurulduğunu hatırlattı. Basra için Maysan vilayetindeki Kalat Salih bölgesinde inşa edilen bir barajdan sağlanan suyun yüzdesinin, Maysan ve Kut gibi bazı vilayetlerin yetkililerinin buradan azımsanmayacak miktarda su çekmeleri nedeniyle azaldığına dikkat çekti.
Abdullatif, İngilizlerin deniz suyunu arıtmak ve Basra'ya nakletmek için Water  Play adında bir proje teklifinde bulunduklarını ve bununla Basra’nın bu tür projeleri hayata geçiren diğer Körfez ülkeleri gibi yeterli suya kavuşacağını söyledi. Projenin söz konusu şirkete verilmesinin kararlaştırıldığını ve şirketin 2 yıl içinde bunu uygulamaya hazır olduğunu açıkladı. Abdullatif ayrıca projenin yıllardır engellendiğine ve bazı ajanda sahiplerinin projeyi başka şirketlere verme arzusu nedeniyle hayata geçirilemediğine dikkat çekti.
Basra’daki suyun kullanıma uygun olmadığını, zehirli ve kirli olduğunu, dolayısıyla barajın ve deniz suyu artıma tesisinin yapım iradesinin gösterilmesi gerektiğini belirten Abdullatif  Her iki projenin de yararlı olacağını, baraj ile arıtılan suyun tarımsal projelerde sulama amaçlı kullanılabileceğini ve deniz suyunu arıtma tesisi ile de içme suyu elde edilebileceğini vurguladı.
Su arıtma sisteminin yapımının kolay bir faizle taksitler halinde geri ödenecek bir İngiliz kredisi ile gerçekleştirileceğini doğruladı.

Stratejik proje
Irak Dürüstlük Komisyonu, Irak İskan, İmar, Belediyeler ve Bayındırlık Bakanlığı’nı Basra vilayetindeki deniz suyunu arıtma tesisi projesinin uygulanmasını geciktirmekten sorumlu tutmuştu.
Komisyonun Önleme Dairesi, Irak Başbakanlığı’na sunduğu bir raporda Basra su arıtma tesisi projesinin inşası için tahsis edilen 10 milyar sterlinlik İngiliz kredisinden yararlanma hususunda bakanlığın açıkça geciktiğine işaret etti. Bakanlığın sadece İngiliz şirketler ile anlaşma taahhüdüne bağlı kalma bahanesiyle deniz suyunu arıtma alanında satış ve benzeri faaliyetleri olan başka hiçbir uzman şirket ile de sözleşme imzalayamadığı vurgulandı.
Raporda, söz konusu stratejik projeyi tamamlamak için zamana yatırım yapılması ve kaybedilen vaktin telafi edilmesi gerektiği vurgulandı. Zira projenin özellikle Basra, genel olarak da güney ve orta Fırat vilayetlerine, keza başkent Bağdat’a hizmet etmesinin yanı sıra Dicle ve Fırat'ın kaynaklarını kontrol eden komşu ülkelerin bırakılacak su miktarıyla ilgili yükümlülüklerini yerine getirmeyi kabul etmemeleri halinde ülkenin su güvenliğini sağlayacağı kaydedildi.
Raporda ayrıca söz konusu projenin saatte 1 milyon metreküpe kadar su kapasitesi sağlayacağı ve bu nedenle hızlandırılmasının önündeki tüm engellerin kaldırılması gereken en önemli stratejik bir adım olduğu belirtildi.



Irak’ta Maliki’nin adaylığını veto eden ABD’den İran’a sert mesaj

Irak’ta Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, çekincelere rağmen Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı gösterdi (AP)
Irak’ta Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, çekincelere rağmen Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı gösterdi (AP)
TT

Irak’ta Maliki’nin adaylığını veto eden ABD’den İran’a sert mesaj

Irak’ta Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, çekincelere rağmen Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı gösterdi (AP)
Irak’ta Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, çekincelere rağmen Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı gösterdi (AP)

Irak’ta yeni hükümetin kurulmasına ilişkin süreç, Nuri el-Maliki’nin başbakanlığa aday gösterilmesinin ardından Washington’dan gelen itirazlarla kilitlenme riskiyle karşı karşıya kaldı. ABD’nin, “ülkedeki İran nüfuzunu zayıflatmayan” bir hükümetin kurulmasına karşı çıktığı yönündeki mesajları, Maliki’nin görevden dışlanmasına yol açabilecek bir krize işaret ediyor. Washington, mevcut seçeneklerin Tahran’ın olası bir savaşı önleyecek bir anlaşmayı reddetmesi anlamına geldiğini değerlendiriyor.

Şarku’l Avsat, ABD’nin Koordinasyon Çerçevesi’nin pazartesi akşamı yaptığı toplantıya sunulan ve Washington’un başbakan ile diğer kilit görevler için izlenen aday belirleme mekanizmalarına itirazını içeren mesajın metnine ulaştı. Bu gelişme, Maliki’nin iki gün önce mecliste en fazla sandalyeye sahip blok tarafından başbakanlığa aday gösterilmesinin ardından yaşandı.

frgtyu7ı8
Maliki, Kasım 2025’teki son parlamento seçimleri sırasında bir sandık merkezinde (AFP)

Bir kaynak, “Koordinasyon Çerçevesi” içindeki önde gelen bir liderin pazartesi günü şafak vakti sürpriz bir ABD telefonu aldığını, görüşmede Washington’un hükümet kurma süreçlerinde İran’ın süregelen hâkimiyetine itirazının iletildiğini söyledi. Maliki liderliğindeki Kanun Devleti koalisyonundan üst düzey bir isim de ABD mesajının adaylığı sarstığını ve üçüncü dönem yolunu son derece zorlaştırdığını kabul etti.

Daha önce, ülkedeki en büyük Şii ittifak olan Koordinasyon Çerçevesi’nin, Maliki’nin adaylığı açıklanmadan önce ABD’den itiraz sinyalleri alıp almadığı ya da Washington’un tutumunun, İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in adaylığı “onayladığı” yönündeki haberlerden sonra mı değiştiği tartışma konusuydu.

Ne oldu?

26 Ocak 2026 sabahı, bir Şii siyasi lider ABD’den aranarak, Koordinasyon Çerçevesi’nin İran’ın onayladığı bir hükümet kurma çağrısının yerel ve bölgesel çekinceleri gözetmediği, Irak’ta İran nüfuzunun süreceğine dair şüpheleri güçlendirdiği ve ülkeyi riskler ile yaptırımlara açık hâle getirdiği mesajını aldı. Mesajda, “Bunu kötü niyetli bir kontrol altındaki hükümet olarak değerlendiririz ve onunla çalışmama hakkımız vardır” denildi.

Geçici hükümetin başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani’nin de ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’dan benzer bir telefon aldığı, Rubio’nun İran’ın kontrolündeki bir hükümetin Irak’ın çıkarlarını önceliklendiremeyeceği ve ülkeyi bölgesel çatışmalardan uzak tutamayacağı uyarısında bulunduğu aktarıldı.

İkinci dönem için siyasi ve idari nüfuzunu seferber eden Sudani’nin, sonunda Maliki lehine geri adım attığı ve onu “en güçlü isim” olarak savunduğu, ancak bu feragat karşılığındaki anlaşmanın hâlâ netleşmediği belirtiliyor.

ABD’nin diplomatik baskısı pazartesi akşamı daha da arttı. ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani’ye, “İran tarafından dayatılan bir hükümetin, Iraklıların ya da Suriyelilerin beklentileri ve ABD ile etkili bir ortaklık açısından başarılı olamayacağını” iletti.

Barrack’ın Irak ve Suriye halklarına atfı, Maliki’nin Şam’daki değişime yönelik tutumunu hatırlatıyor. Maliki, uzun süre Beşar Esad rejiminin güçlü bir siyasi müttefiki olmuştu.

frgthyu
Kürt lider Mesud Barzani, Cumartesi günü Erbil’in Salahaddin Mahallesi’ndeki Birmam’da ABD’nin Ankara Büyükelçisi Thomas Barrack’la bir araya geldi (Kürdistan Demokrat Partisi)

Barrack-Barzani görüşmesinin ardından, bugün (salı) yapılması planlanan cumhurbaşkanı seçimi oturumunun ertelendiği açıklandı. Yaygın kanaate göre, Maliki’ye itiraz, Barzani’nin desteklediği bir cumhurbaşkanının seçilmesini de içeren bir uzlaşmayı durdurdu.

Kürt kaynaklar, oturumun Barzani’ye iletilen ABD mesajı sonrası Kürtlerin talebiyle ertelendiğini, Maliki’nin başbakanlığını garanti eden bir anlaşmayla cumhurbaşkanı seçmenin ABD’yi karşıya almak anlamına geleceğini söyledi. Aynı kaynaklar, Barzani’nin iki ay önce Maliki ile hükümet kurma konusunda uzlaştığı yönündeki iddiaların ardından geri attığını ifade etti.

Sert toplantı

26 Ocak akşamı Koordinasyon Çerçevesi, İslami Fazilet Partisi’nin merkezinde toplandı. Şii lider, ABD mesajının içeriğini ittifak üyelerine aktardı. Toplantıda, Maliki’nin adaylığının gözden geçirilmesini isteyenlerle itirazları görmezden gelip süreci sürdürmek isteyenler arasında bölünme yaşandı.

İttifak içinde, yerel, bölgesel ve uluslararası aktörlerden gelen mesajlara dair şüpheler artarken, yapı giderek “gevşek ve dağınık” bir blok olarak tasvir edilmeye başlandı. Karşılıklı güvensizlik ve suçlama atmosferi toplantıya damga vurdu. Bir katılımcının “Hiçbir dış tarafın itirazını dinlemeyeceğiz. Bu aşamada güçlü bir Maliki’ye ihtiyaç var” demesiyle tartışmanın büyüdüğü ve kavgaya dönüştüğü aktarıldı.

Maliki’yi nasıl hatırlıyoruz?

Toplantıda okunan mesaja göre ABD yönetimi, Iraklı liderlerin ülkeyi çatışmalardan uzak tutma yönündeki taahhüdünü destekliyor. Başbakan ve diğer kilit isimlerin seçimi Irak’ın egemen bir kararı olsa da Washington, gelecek hükümete ilişkin kendi egemen kararlarını çıkarları doğrultusunda alacağını vurguluyor.

Mesajda, ABD’nin önceliğinin bireysel isimlerden ziyade çıkarlar olduğu vurgulanıyor. Washington’a göre, güçlü bir ABD-Irak ortaklığı için İran destekli milisleri etkisiz hâle getiren, tehlikeli silahları devlet kontrolüne alan ve ABD tarafından terör örgütü kabul edilen grupları hükümete katmayan bir yönetim gerekiyor. Böyle bir hükümet, iki taraf için karşılıklı fayda sağlayabilir.

Irak’ın tüm toplumsal bileşenlerini kapsayan bir hükümet kurulması, bölgesel ortaklarla açılım politikasının sürdürülmesi ve mezhepsel kutuplaşma ile bölgesel gerilimlerin yaşandığı geçmiş dönemlere dönülmemesi çağrısı yapılıyor.

Mesajda ayrıca, Maliki’nin adaylığının Washington ve bölgede olumsuz hatırlanan önceki dönemleri geri getirebileceği uyarısı yer alıyor. Bu, Irak’ın ABD ile karşılıklı faydaya dayalı bir ortaklık içinde istikrar, refah ve güvenlik arayışında olduğu bir dönemde dile getiriliyor.

ABD kaynaklarından mesajın doğrulanması mümkün olmazken, Koordinasyon Çerçevesi’nden bir yetkili bunun “ABD yönetiminden gelen yeni ve kesin bir tutum” olarak aktarıldığını söyledi. Kanun Devleti ittifakından bir isim ise Maliki’nin adaylığının “artık çalışmayabileceğini” belirterek, “Dün üçüncü dönem ihtimalinin üzerine bir tavan çöktü” dedi.

xdfvgthy
Irak Parlamentosu, Salı günü yapılması planlanan cumhurbaşkanı seçim oturumunu gerçekleştiremedi (AFP)

Öte yandan Kanun Devleti koalisyonu sözcüsü Akil el-Fetlevi, ABD’nin Maliki’nin adaylığından memnun olduğunu ve grupları kontrol edebileceğini savundu. Maliki’ye yakın isimler de görevlendirme şansının kaybedildiği iddialarını reddetti.

Maliki nasıl geçti?

Kaynaklar, cumartesi günü Maliki’nin adaylığının ilan edildiği “Koordinasyon Çerçevesi” toplantısında, bazı Avrupa ve Arap ülkelerinden, bölgesel istikrarı güçlendirmeyebilecek “sorunlu seçeneklere” yönelik çekincelerin iletildiğini aktardı. Toplantıda bir üyenin “Ne zamandan beri bölgesel ve uluslararası görüşleri dinlemeyi seviyorsunuz?” dediği kaydedildi.

Adaylık açıklanmadan önce, çerçevenin ikinci kademesinden iki isim Tahran’a giderek orada yaşayan üst düzey bir liderle birlikte İranlı yetkililerle görüştü. Hamaney’in adaylığı gerçekten destekleyip desteklemediğini sordular ve “Anlaşmanızı memnuniyetle karşılıyoruz. Devam edin ve hızlanın. Zaman yok” yanıtını aldılar.

ABD’nin itirazının, İran’ın hükümet kurma sürecine doğrudan müdahalesi görünür hâle gelmeden önce Maliki’nin ismine yönelik olmadığı değerlendiriliyor. Bir Batılı diplomat, Hamaney’in Maliki seçeneğini onayladığının açıklanmasının Washington’u rahatsız ettiğini ve bu nedenle son saatlerde baskının artırıldığını söyledi.

Diplomata göre Maliki’nin adaylığı, ABD’nin İran’ı kendi şartlarıyla bir anlaşmaya zorlamak istediği bir dönemde geldi. Washington’un isimlerle genel bir sorunu yoktu; ancak bu aşamada İran’a yakın, tartışmalı bir hükümetin, bölgesel gerilimin tırmanabileceği hassas bir anda kabul edilemez olduğu düşünülüyor.

Diplomat, ABD hamlelerini, Tahran’a siyasi bağlılığını açıkça ilan eden bir Irak hükümetini engelleme, Şii güçleri daha az kışkırtıcı bir uzlaşmaya zorlama ve İran’a “müzakere ederken nüfuzunu genişletme” mesajı verme çabası olarak yorumladı.


Gazze’de silahlı çeteler Hamas’ın güvenlik baskısı altında taktik değiştiriyor

Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, Han Yunus’ta – 20 Şubat 2025 (DPA)
Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, Han Yunus’ta – 20 Şubat 2025 (DPA)
TT

Gazze’de silahlı çeteler Hamas’ın güvenlik baskısı altında taktik değiştiriyor

Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, Han Yunus’ta – 20 Şubat 2025 (DPA)
Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, Han Yunus’ta – 20 Şubat 2025 (DPA)

Gazze Şeridi’nde ortaya çıkan silahlı çeteler, son dönemde örgütlenme ve operasyonel taktiklerini değiştirerek “Hamas” yönetimini güvenlik açısından zorlamaya başladı. İlk aşamada dağınık ve etkisiz yapılar olarak görülen bu gruplar, özellikle son bir ayda gerçekleştirdikleri suikastlarla dikkat çekti.

Başlangıçta dağınık hareket eden çeteler zamanla organize oldular

İlk aşamada “Hamas” yönetimini zorlayabilecek bir güç olarak görülen silahlı çeteler, ilerleyen süreçte beklentilerin gerisinde kaldı. Dağınık yapıları ve sürdürülebilir bir örgütlenme kuramamaları, bu grupların etkisini zayıflattı.

sdfrg
Gazze’de “Hamas” karşıtı silahlı bir gruba liderlik eden Filistinli Yaser Ebu Şebab (Yedioth Ahronoth tarafından yayımlanan fotoğraf)

En fazla ün kazanan yapı, daha önce Hamas yönetimi tarafından adli suçlar nedeniyle tutuklu bulunan Yaser Ebu Şebab’ın liderliğini yaptığı çeteydi. Ebu Şebab, Ekim 2023’te savaşın başlamasıyla serbest kaldıktan sonra, akrabaları ve yakın çevresiyle birlikte insani yardımların yağmalanmasında rol aldı ve Refah’ın doğusunda, İsrail kontrolündeki bölgelerde silahlı bir grup kurdu.

İsrail’in bir süre Ebu Şebab çetesini Hamas’a karşı alternatif bir güç olarak değerlendirdiği, Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı’ndan gelen yardımların yağmalanması ve Hamas karşıtı ailelerle yaşanan silahlı gerilimlerde bu grubu dolaylı olarak kullandığı belirtiliyor.

dfrt
Husam el-Esdal (fotoğrafta ortada), Gazze Şeridi’nde çekildiği belirtilen, tarihsiz bir karede silahlı grubunun üyeleriyle birlikte; fotoğraf Facebook’ta yayımlandı (Esdal’ın Facebook sayfası)

Hamas ise her seferinde bu girişimlere sert şekilde karşılık verdi. Çatışmalarda her iki taraftan da kayıplar yaşanırken, özellikle çetelerle iş birliği yaptığı iddia edilen bazı aileler ağır bedeller ödedi. Ateşkes sonrasında Hamasın daha da güçlenerek bazı aşiret ve ailelere yönelik operasyonlar düzenlediği, bunun da İsrail’le iş birliği yapanlara yönelik caydırıcı bir mesaj olarak görüldüğü ifade ediliyor.

Yeni çeteler, yeni yöntemler

Bu süreçte Gazze’nin farklı bölgelerinde başka silahlı çeteler de ortaya çıktı. Güney Han Yunus’ta Husam el-Esdal, Gazze kentinin doğusunda Rami Halis, kuzeyde Eşref el-Mansi ve en son olarak Han Yunus’un kuzeydoğusunda Şevki Ebu Nasira’nın liderliğinde gruplar kuruldu. Bu yapılar kendilerini “terörle mücadele güçleri” veya “halk güçleri” gibi adlarla tanımladı.

sdfvgth
Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları, Gazze’nin güneyindeki Refah’ta (Arşiv – Reuters)

Yaser Ebu Şebab’ın Refah’ın doğusunda ailevi bir anlaşmazlığı çözmeye çalışırken öldürülmesinin ardından, grubun fiili liderliğini yardımcısı Gassan ed-Dehini üstlendi. Ancak Ebu Şebab çetesinin etkisi, liderinin öldürülmesiyle birlikte büyük ölçüde azaldı. Bazı üyeleri Hamas tarafından düzenlenen pusularda öldürüldü ya da yakalandı.

gthyyju
Husam el-Esdal (WAFA)

Son dönemde özellikle Rami Halis’in liderliğindeki çetenin taktik değişikliğine gittiği belirtiliyor. Bu grubun, Şucaiyye ve Tuffah mahallelerinde “sarı hat” olarak bilinen bölgeye yaklaşan sivillere ateş açtığı ve bir konut alanını İsrail talebiyle boşalttığı bildirildi. Bu gelişme, çetelerin daha tehlikeli bir aşamaya geçtiği şeklinde yorumlandı.

Suikastlar alarm zillerini çaldırdı

Son bir ay içinde iki Hamas güvenlik yetkilisinin evlerinin yakınında öldürülmesi, dengeleri değiştirdi. İlk suikast 14 Aralık 2025’te Orta Gazze’deki Megazi Mülteci Kampı’nda, İç Güvenlik Teşkilatı mensubu Ahmed Zemzem’e yönelik gerçekleştirildi. İkinci suikast ise 12 Ocak’ta Han Yunus’ta, Hamas hükümetine bağlı istihbarat müdürü Mahmud el-Esdal’ın öldürülmesiyle yaşandı.

dfgt
Gazze’de Hamas mensubu savaşçılar (Arşiv – Reuters)

Saha kaynaklarına göre bu iki saldırı, Şevki Ebu Nasira ve Husam el-Esdal’ın liderliğindeki gruplar tarafından, uzun süreli takiplerin ardından gerçekleştirildi. Operasyonlarda susturucu takılı tabancalar ve vücuda monte edilmiş küçük kameralar kullanıldığı, bunun da İsrail desteğine işaret ettiği ifade ediliyor.

Aynı kaynaklar, bu çetelerin ilk kez İsrail yapımı yeni silahlar, hatta tanksavar mühimmatları temin ettiğini belirtiyor. Daha önce bu düzeyde bir silah desteği, diğer çetelere verilmemişti.

İsrail’le bağlar ve güvenlik kaygısı

Saha bilgilerine göre Ebu Nasira ve Husam el-Esdal, geçmişte Filistin Yönetimi güvenlik aygıtlarında üst düzey görevlerde bulundu. El-Esdal’ın İsrail istihbarat servisleri tarafından eğitildiği ve 2018’de Malezya’da “İzzeddin el-Kassam Tugayları” mensubu mühendis Fadi el-Batş’ın suikastında rol aldığı iddia ediliyor.

dcfrgty
Gazze kentinde bir bölgeyi koruyan Hamas mensubu iki silahlı kişi (Arşiv – AFP)

Bu iki ismin sahip olduğu güvenlik ve istihbarat tecrübesinin, özellikle Hamasın yeni kadroları arasından eleman devşirmelerini kolaylaştırdığı belirtiliyor.

Hamas alarmda

Yaşanan gelişmeler, Hamasın güvenlik alarm seviyesini yükseltmesine yol açtı. Hareket, lider kadrosu ve güvenlik mensuplarına yönelik yeni talimatlar yayımlayarak, günlük hareket güzergâhlarının değiştirilmesini, kişisel güvenliğin artırılmasını ve cep telefonu kullanımının sınırlandırılmasını istedi.

cdfgt
Gazze kentindeki bir caddede Hamas’a bağlı polis unsurları, 1 Ekim 2025 (Reuters)

Hamas kaynakları, İsrail’in istihbarat faaliyetlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde, bu silahlı çetelerin yeni suikastlar düzenleyebileceği endişesiyle önlemlerin sıkılaştırıldığını vurguluyor.


Aden, güvenlik, temizlik ve kapsamlı organizasyon kampanyalarıyla sivil yaşamın yeniden tesis edilmesini teşvik ediyor

Aden'deki diplomatik bölgenin ulusal güvenlik güçlerine devri (X)
Aden'deki diplomatik bölgenin ulusal güvenlik güçlerine devri (X)
TT

Aden, güvenlik, temizlik ve kapsamlı organizasyon kampanyalarıyla sivil yaşamın yeniden tesis edilmesini teşvik ediyor

Aden'deki diplomatik bölgenin ulusal güvenlik güçlerine devri (X)
Aden'deki diplomatik bölgenin ulusal güvenlik güçlerine devri (X)

Yemen’in geçici başkenti Aden, sivil kimliğini yeniden kazanmak, devletin ve kurumlarının varlığını güçlendirmek amacıyla kapsamlı bir dizi adımı hızla hayata geçiriyor. Güvenlik düzenlemeleri, geniş çaplı temizlik kampanyaları, trafik ve ulaşımın yeniden organize edilmesi ile ekonomik ve kültürel öncelikli dosyaların canlandırılmasını kapsayan bu adımlar, kentin genel görünümünü iyileştirmeyi hedefliyor.

Söz konusu çalışmalar, hizmet kalitesini artırmayı, istikrarı pekiştirmeyi ve Aden’i birlikte yaşam kenti olarak yeniden konumlandırmayı amaçlayan bütüncül bir vizyon çerçevesinde yürütülüyor.

Bu kapsamda Amalika Tugayları, Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman el-Mahrami’nin talimatları doğrultusunda, askeri güçlerin Aden dışına yeniden konuşlandırılmasına yönelik planın ikinci aşamasını uyguladı. Buna göre, diplomatik bölgenin güvenliğinin sağlanmasına ilişkin görevler ulusal güvenlik güçlerine devredildi. Bu adım, askeri birliklerin şehir dışına çıkarılması ve kurumsal güvenlik yapısının güçlendirilmesi sürecinde önemli bir aşama olarak değerlendiriliyor.

Teslim edilen bölgeler arasında, çok sayıda büyükelçilik, konsolosluk ve uluslararası kuruluşun merkezlerine ev sahipliği yapan Büyükelçilikler Mahallesi ile el-Urud Meydanı da yer aldı. Bu durum, diplomatik öneme sahip hayati bölgelerde en üst düzey güvenliğin sağlanmasına verilen önemi ortaya koyuyor.

fdvedrv
Aden'deki kampların kaldırılması planının ikinci aşamasının uygulanmasına başlandı. (Hükümet medyası)

Bu adımlar, askeri birliklerin şehirlerin dışına konuşlandırılmasını öngören daha geniş kapsamlı bir planın parçası olarak gerçekleştiriliyor. Amaç, silahlı görüntüleri azaltmak, vatandaşların güvenini artırmak ve sivil yaşam için istikrarlı bir ortam hazırlamak.

Amalika Tugayları, bu ayın başında, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ve yerel yönetim ile koordineli olarak, kamu düzeninin korunması ve kamu ile özel çıkarların güvence altına alınmasını desteklemek için müdahalede bulunmuştu. Bu süreçte Suudi Arabistan liderliğindeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu, askeri kamp ve birliklerin şehir dışına çıkarılmasını, güvenlik düzenlemelerinin denetlenmesini ve askeri yapılanmanın yeniden yapılandırılmasını sürdürüyor.

Temizlik ve topluluk ortaklığı

Güvenlik çalışmalarının paralelinde, Aden yerel yönetimi, vilayetin tüm ilçelerinde ‘Güçlü ve Sivil Yeni Aden İçin Birlikte’ sloganıyla kapsamlı bir temizlik kampanyası başlattı. Aden Valiliği Birinci Vekili Muhammed Şazeli’nin başkanlık ettiği geniş katılımlı toplantıda, kampanyanın uygulanma mekanizmaları ele alındı. Toplantıya geniş bir toplum kesimi dahil edilirken, tüm ilçelerde ayda bir gün temizlik günü olarak belirlenmesi kararlaştırıldı.

frgthy
Aden, Yemen'de medeniyetin ve birlikte yaşamanın sembolünü temsil ediyor. (Yerel medya)

Şazeli, kampanyanın temizlik kültürünü ortak bir sorumluluk olarak yerleştirmeyi, toplum temelli çalışmaları güçlendirmeyi, kentin genel görünümünü iyileştirmeyi ve çevrenin korunmasını hedeflediğini vurguladı. Şazeli, gençler, öğrenciler ve kadınlar başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin sürece dahil edilmesinin önemine dikkat çekti; okullarda farkındalık programlarının desteklenmesi, medyanın aktif rol oynaması ve yerel sivil toplum kuruluşları ve özel sektörün kampanyanın başarısına katkıda bulunması gerektiğini belirtti.

Buna karşılık, Temizlik ve Kent Geliştirme Fonu’nun İcra Direktörü Kaid Raşid, kampanyanın düzenli ve sürdürülebilir bir şekilde yürütülmesi için gerekli teknik ve lojistik imkanları sağlayacağını ve ilgili kurumlarla koordinasyonu üstleneceğini taahhüt etti.

Toplantıda ayrıca, kampanyayı hazırlamak ve denetlemek üzere küçük bir komite kurulması kararlaştırıldı. Kampanya, önce pilot uygulama olarak bir ilçede başlatılacak ve değerlendirme sonrasında diğer ilçelere genişletilecek.

Dosyaları düzenleme ve taşıma

Sivil yaşamın normalleşmesi ve Aden’in sivil kimliğinin yeniden kazanılması çerçevesinde, Aden Valisi ve Devlet Bakanı Abdurrahman Şeyh el-Yafei, kara ulaşımı ofisi ve trafik polisi yönetimi yetkililerinin katılımıyla bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, ulaşım ve trafik sektörlerinin düzenlenmesi ele alındı. Vali, kurumsal performansın yükseltilmesinin, özellikle vatandaşların hizmet alma kalitesini artırmada önemli rol oynayacağını vurguladı ve mevcut yaşam zorlukları göz önünde bulundurularak hizmetlerin iyileştirilmesinin önemine dikkat çekti.

fvgfr
Aden'deki trafik ve yolcu taşımacılığı istasyonlarının yeniden düzenlenmesi toplantısından (Hükümet medyası)

Toplantıda, yolcu taşımacılığı istasyonlarının düzenlenmesi, bazı istasyonların şehrin dış mahallelerine taşınarak trafik yoğunluğunun azaltılması ele alındı. Ayrıca, yetkililer resmi taksi plakalarının belirlenmesi, etiketlenmesi ve tüm ulaşım araçlarının güzergâhlarının tespit edilmesi konularını görüştü. Araçların teknik muayene süreçleri ve farklı kategorilere göre ücretlendirme mekanizmaları da değerlendirildi; bu adımların trafik güvenliğini artıracağı ve sektörde düzeni sağlayacağı vurgulandı.

Toplantıda ayrıca, farklı ilçelerden öğrencilere ücretsiz taşımanın yeniden başlatılması planları da ele alındı. Bu uygulamanın, ailelerin ekonomik yükünü hafifletmek ve eğitim sürecini desteklemek amacıyla hayata geçirilmesi hedefleniyor.

Aden Valisi, Aden Rafinerileri Şirketi’nin mevcut durumunu ve yeniden işletilmesini engelleyen sorunları da inceledi. Vali, karşılaşılan zorlukların Başkanlık Konseyi ve hükümete iletilerek çözülmesini ve rafinerinin faaliyetlerinin hızla yeniden başlatılmasını talep etti.

Kültürel alanda ise Vali, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) projesi yöneticisi Nuno Oliveira ile Aden’in kültürel mirasının korunması ve tarihi mirasının yaşatılması için ortaklığın güçlendirilmesini görüştü. Toplantıda, UNESCO’nun gelecek planları, tarihi evlerin restorasyon projesinde kaydedilen ilerleme ve erken uyarı sisteminin yeniden aktive edilerek risk ve felaketlerin önlenmesine yönelik olasılıklar değerlendirildi.