Marmaris başta olmak üzere Güney Ege'de yüzde 10 rezervasyon iptali varhttps://turkish.aawsat.com/home/article/3111391/marmaris-ba%C5%9Fta-olmak-%C3%BCzere-g%C3%BCney-egede-y%C3%BCzde-10-rezervasyon-iptali-var
Marmaris başta olmak üzere Güney Ege'de yüzde 10 rezervasyon iptali var
Marmaris'te turistler, denizden su alarak yangına müdahale eden yangın söndürme helikopterlerini izlerken / Fotoğraf: Twitter
İstanbul/Şarku’l Avsat
TT
TT
Marmaris başta olmak üzere Güney Ege'de yüzde 10 rezervasyon iptali var
Marmaris'te turistler, denizden su alarak yangına müdahale eden yangın söndürme helikopterlerini izlerken / Fotoğraf: Twitter
Pandemi kaynaklı güvenlik endişeleri ve seyahat kısıtlamaları nedeniyle yaşanan zor günlerin üstesinden gelmeye çalışan turizm sektörü, şimdi de ülke genelindeki yangınlar nedeniyle endişeli.
Akdeniz ve Ege'de kontrol altına alınmaya çalışılan yangınlar yer yer otelleri tehdit ederken; Marmaris başta olmak üzere Güney Ege otellerinde yüzde 10 civarı rezervasyon iptali olduğu, yeni rezervasyon akışının da kesildiği belirtiliyor.
Türkiye genelinde 28 Temmuz'da başlayan orman yangınlarının büyük bir kısmı kontrol altına alınmış olsa da, Antalya'da 2, Muğla'da ise 5 yangın sürüyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın açıkladığı son verilere göre, 28 Temmuz'dan bu yana Antalya'da 16, Muğla'da ise 11 yangın çıktı. Antalya'da Manavgat ve Gündoğmuş'ta 2; Muğla'da ise Marmaris, Köyceğiz, Milas ve Seydikemer'de toplam 5 yangın devam ediyor.
"Otellerimizden yerli yabancı yüzde 10'luk azalma oldu"
Güney Ege Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (GETOB) Başkanı Bülent Bülbüloğlu yangınların turizm sektörüne yansıması ile ilgili yaptığı değerlendirmede, "Rezervasyon iptalleri de var, geri dönenler de oldu. Burası afet bölgesi. Yüzde 10'luk bir bölüm geri döndü diyebiliriz. Otellerimizden yerli yabancı yüzde 10'luk azalma oldu" dedi.
Yangınlara bağlı olarak bölge otellerinin şu anda yeni rezervasyon alamadığını da belirten Bülbüloğlu, "Yeni rezervasyon akışı yok. Önümüzdeki günlere ilişkin rezervasyonlarda da yüzde 10 iptal var. Bazı otellerde daha fazla, bazılarında daha az ama ortalama yüzde 10 rezervasyon iptali var. İptaller özellikle iç pazarda. Yeni rezervasyon da gelmiyor" diye konuştu.
"Birkaç oteli boşalttık"
Özellikle Marmaris civarındaki otellerde tedbir amaçlı tahliyeler yaşandığını belirten Bülbüloğlu "Dün öğleden sonra hava koşullarındaki değişmeyle beraber özellikle Kumlubük, Turunç ve Armutalan bögesindeki otelleri tedbir amaçlı boşaltmak zorunda kaldık. Turunç'taki ve Kumlubük'teki otellerin büyük bölümünü tahliye ettik, şehir merkezinde Armutalan bölgesinde birkaç oteli boşalttık" dedi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, gazetecilere yaptığı açıklamada boşaltılan turizm tesislerinin genellikle can güvenliği amacıyla boşaltıldığını ve birkaç saat sonra misafirlerin geri döndüğünü söyledi.
"Antalya'da genelleme yapılacak bir rezervasyon iptali söz konusu değil"
Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Ülkay Atmaca ise, "Marmaris ve Bodrum'da tahliyeler söz konusu. Ama Antalya'da yanan alan yukarıda, dağ tarafında olduğu için otellerde tahliye olmadı... Manavgat'ta yangın büyüdüğünde, Side'de Polonyalı bazı turistler çok fazla duman olduğu, kül yağdığı için otel değiştirmek ya da gitmek istediler. Ama münferit olaylar, Antalya'da genelleme yapılacak bir rezervasyon iptali söz konusu değil" diye konuştu.
Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Erkan Yağcı da, Antalya'daki otellerde rezervasyon iptali gözlenmediğini belirtti.
Turizmciler Birleşik Krallık'ın alacağı kararı bekliyor
Öte yandan, özellikle Güney Ege otellerinin en büyük pazarı konumundaki Birleşik Krallık'ın Türkiye'ye yönelik alacağı seyahat kararı sektörde merakla bekleniyor.
Birleşik Krallık şu anda Türkiye'yi seyahat dönüşü karantinaya girilecek ülkeler listesinde tutuyor. Birleşik Krallık'ın bu listeyi bu hafta güncellemesi bekleniyor. Ancak Türkiye'deki koronavirüs vaka sayılarının yeniden yükselmesi alınacak kararda etkili olabilir.
Temmuz ayı başında 5 binin altına inen vaka sayısı yeniden yükselişe geçtikten sonra dün günlük vaka sayısı 20 bin 890 olarak açıklandı.
Atmaca, "15 Ağustos'a kadar İngiltere pazarı kapalı. Şu an en büyük beklentimiz o. Zaten sezonun büyük bölümü İngilizler olmadan geçti. İngilizlerin gelmemesi özellikle Ege otellerini çok zorlar" dedi ve ekledi:
"İki hafta sonra İngiltere'nin açılmasını bekliyoruz. Vaka sayıları kendilerinde de artıyor. Bizde ise bayramdaki bulaşma sürecinin önümüzdeki günlerden itibaren düşeceğini düşünüyorum"
GETOB'dan Bülbüloğlu da Birleşik Krallık'ın Türkiye'yi karantina uygulanacak ülkeler listesinden çıkarmasını beklediklerini belirterek, "İngiltere pazarına ilişkin umudumuz var. En büyük pazarımız. İngiltere'nin bizi amber listesine alacağından umutluyuz" dedi ve ekledi:
"Onlarda da şu an vaka sayıları 20,000'li seviyelerde, İspanya'da da 25,000 civarı vaka var. İngiltere'den bugün yarın bir haber bekliyoruz. Olumlu bir haber çıkarsa Ağustos'un 15'inden itibaren bölgemizde İngiliz misafirleri ağarlamaya başlarız"
Birleşik Krallık pazar günü ülkede 24 bin470 yeni vaka bildirdi.
Birleşik Krallık, pandemi öncesi dönemde Türkiye turizminin en büyük 3. pazarı konumundaydı.
Türkiye ekonomisinin temel itici güçlerinden biri konumundaki turizm sektörü gelirleri Türkiye'nin cari açığının kapanmasında önemli rol oynarken; TCMB geçen haftaki enflasyon raporu toplantısında bu yıl turizmden 20 milyar dolar civarı gelir beklediğini açıkladı.
Trump’ın üçlü hedefi duvara çarptı: Pahalı petrol, yüksek faiz, büyük açık
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
Trump’ın ekonomi politikalarının daha ucuz petrol, daha düşük faiz ve daha küçük bütçe açığı sağlaması, aynı zamanda büyüme ve yatırımları daha güçlü seviyelere taşıması bekleniyordu. Ancak Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünün üzerinden yaklaşık iki yıl geçerken rakamlar daha karmaşık bir tablo ortaya koyuyor. Brent petrolünün varil fiyatı 100 doların üzerine çıkarken ABD Merkez Bankası (FED) faiz oranlarını yeniden yükseltti. Bütçe açığı ise gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yaklaşık yüzde 6’sı seviyesinde kaldı.
Bu değişimin tek nedeni Ortadoğu’daki savaş değildi. Enerji şoku, güçlü iç talep, hükümetin borçlanmayı sürdürmesi ve finansman maliyetlerinin yükselmesiyle iç içe geçti. Buna gümrük vergilerinin etkileri, göç üzerindeki kısıtlamalar ve yapay zekâ yatırımlarındaki hızlı artış da eklendi.
Böylece Trump’ın ikinci döneminin başında birbiriyle uyumlu görünen hedeflere aynı anda ulaşmak daha zor hale geldi: güçlü büyüme, daha ucuz enerji, daha düşük enflasyon, daha düşük borçlanma maliyeti ve daha küçük bütçe açığı.
Daha ucuz petrol küresel piyasalardaki çalkantıya takıldı
Enerji maliyetlerini düşürmek, Trump’ın ekonomi vizyonunun temel unsurlarından biriydi. Bu doğrultuda ABD’nin petrol ve doğal gaz üretimini artırarak arzı desteklemesi ve tüketiciler ile şirketlerin yakıt maliyetlerini düşürmesi hedefleniyordu.
Bir kişi, Washington’daki ABD Merkez Bankası binasının önünden geçiyor (Reuters)
Ancak ABD ekonomisi açısından önem taşıyan petrol fiyatı yalnızca ülke içindeki üretimle belirlenmiyor. Orta Doğu’daki savaşın genişlemesi ve tedarik güzergâhlarının sekteye uğramasıyla Brent petrolünün varil fiyatı 14 Eylül’de 107,81 dolara yükseldi. Bu, savaşın başlangıcından bu yana fiyatlarda görülen en belirgin artış dalgalarından biri oldu. Petrol tesisleri, boru hatları ve deniz taşımacılığı güzergâhlarının hedef alınması da ham petrol ve yakıt taşıma maliyetlerini artırdı.
Bu durum, iç üretimi artırmaya dayalı stratejinin sınırlarını ortaya koyuyor. ABD üretimini artırabilir ancak Amerikalı şirketler ve tüketiciler küresel petrol piyasasına bağlı olmaya devam ediyor. Küresel petrol fiyatları ise Orta Doğu’dan gelen arzın yanı sıra uluslararası ticaret yollarının güvenliğinden etkileniyor.
Ham petrol fiyatlarındaki artış yalnızca akaryakıt istasyonlarıyla sınırlı kalmıyor. Enerji maliyetleri ulaştırma, üretim ve hizmet sektörlerine de yansıyor. Bu durum, özellikle iç talebin güçlü olduğu dönemlerde enerji şokunun daha geniş bir ürün ve hizmet grubunda fiyat artışlarına dönüşmesi ihtimalini artırıyor.
Daha düşük faiz enflasyona bağlı hale geldi
İkinci hedef, konut ve otomobil alımlarını finanse eden haneler, yatırımlarını genişleten şirketler ve bütçe açığını finanse eden hükümet açısından borçlanma maliyetlerini düşürmekti.
Ancak FED, eylül ayında bu beklentinin tersine bir adım attı ve politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4 aralığına yükseltti. FED, ekonomik faaliyetlerin güçlü bir tempoda genişlediğine ve iç harcamaların dayanıklılığını koruduğuna işaret ederken enflasyonun hâlâ yüksek olduğunu belirtti.
Bununla da sınırlı kalmadı. FED yetkililerinin tahminleri, 18 yetkiliden 16’sının yıl sonundan önce en az bir faiz artışı daha beklediğini ortaya koydu. Piyasaların ekim ayındaki toplantıda yeni bir faiz artışı beklentisi de enerji fiyatlarının yükselmeye devam etmesi ve ekonomik verilerin güçlü seyretmesiyle arttı.
Fed Başkanı Kevin Warsh, bu ayki Federal Açık Piyasa Komitesi toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
Bu beklentiler, bazı FED yetkililerinin açıklamalarıyla da güçlendi. New York FED Başkanı John Williams, yıl sonundan önce bir faiz artışının daha yapılmasının makul bir senaryo olduğunu söyledi. Piyasa aktörleri de ekim toplantısında yeni bir sıkılaştırma ihtimalini giderek daha fazla fiyatlamaya başladı.
Ekonomik faaliyetlerin dayanıklılığı faiz politikasını zorlaştırıyor
Dikkat çekici olan nokta, ekonomik faaliyetlerin dayanıklılığının da faiz politikasını zorlaştıran bir faktöre dönüşmesi. FED’in son tahminlerinde ABD ekonomisinin 2026’da reel olarak yüzde 2,3 büyümesi ve işsizlik oranının yüzde 4,1 olması bekleniyor. Komite üyeleri bu yıl kişisel tüketim harcamaları (PCE) endeksine göre enflasyonun yüzde 3,7 olacağını öngörüyor. Bu oran FED’in yüzde 2’lik hedefinin oldukça üzerinde.
Arz şoklarının iç taleple aynı anda etkili olması da tabloyu karmaşıklaştırıyor. Chicago FED Başkanı Austan Goolsbee, enflasyonun artık gümrük vergileri ve petrol fiyatları gibi önceki arz şoklarının yanı sıra güçlü talepten de etkilendiğini söyledi. Goolsbee, yapay zekâya yönelik güçlü yatırımların bu talep kaynaklarından biri olduğuna işaret etti.
Bu noktada FED’in görevi zorlaşıyor. Ekonomik faaliyetin güçlü seyretmesi faizlerin hızlı şekilde düşürülmesini gerektirmiyor. Öte yandan enerji fiyatlarındaki artış enflasyonun daha uzun süre yüksek kalmasına yol açabilir. Buna karşılık hızlı bir parasal gevşeme, enerji maliyetlerinin yükseldiği bir dönemde talebi destekleyerek enflasyonun hedefe döndürülmesini daha da zorlaştırabilir.
Bütçe açığı yapısal bir sorun
Üçüncü hedef olan bütçe açığının azaltılması ise daha yapısal bir sorunla karşı karşıya.
Kongre Bütçe Ofisi’nin (CBO) tahminlerine göre Federal bütçe açığının 2026 mali yılında 1,9 trilyon dolara ulaşması ve GSYH’nin yüzde 5,8’ine denk gelmesi bekleniyor. Bu oran, son yarım yüzyıldaki ortalama yüzde 3,8’lik bütçe açığının belirgin şekilde üzerinde.
New York Borsası salonundaki ekranlarda Fed Başkanı Kevin Warsh’ın basın toplantısı gösteriliyor (AP)
Bu tablo, Hazine Bakanı Scott Bessent’ın ortaya koyduğu ve bütçe açığının GSYH’nin yüzde 3’üne indirilmesi, ekonomik büyümenin yüzde 3’e çıkarılması ve yerli enerji üretiminin günlük yaklaşık 3 milyon varil artırılmasını öngören “3-3-3” planının bütçe hedefinden uzak kalındığını gösteriyor.
Sorun şu ki bu büyüklükteki bir açığın kapatılması için yalnızca ekonomik genişleme yeterli olmayabilir. Kamu harcamalarının artmaya devam etmesi ve mevcut yükümlülüklerin sürmesiyle birlikte borç servis maliyeti giderek daha önemli bir faktör haline geliyor. Özellikle faiz oranları ve uzun vadeli tahvil getirileri yüksek kaldığında bu durum daha belirgin hale geliyor.
CBO, halka açık Federal borcun 2026’da GSYH’nin yüzde 101’ine ulaşacağını, temel senaryoya göre 2036’da ise yüzde 120’ye yükseleceğini öngörüyor.
Dolayısıyla daha güçlü ekonomik faaliyet ile daha küçük bütçe açığını birbirine bağlayan denklem, ekonomik büyümeden fazlasını gerektiriyor. Bunun için aynı zamanda harcama artışının kontrol altına alınması, borç servis maliyetinin sınırlandırılması ve bütçe açığının seyrini değiştirecek ölçüde gelirlerin artırılması veya harcamaların azaltılması gerekiyor.
Tahvil piyasası denklemin diğer tarafını test ediyor
Burada göz ardı edilemeyecek başka bir unsur daha bulunuyor: Hükümetin borçlanma maliyetini yalnızca FED belirlemiyor.
Uzun vadeli tahvil getirileri enflasyon beklentileri, hükümetin ihraç ettiği borcun miktarı, Hazine tahvillerine yönelik talep, büyüme beklentileri ve kısa vadeli faizlerin seyri gibi birçok faktörden etkileniyor.
Bu nedenle kısa vadede faiz indirimi beklentileri gerilerken uzun vadeli tahvil getirileri enflasyon endişeleri veya kamu borçlanmasının büyüklüğüne ilişkin kaygılar nedeniyle yüksek kalabiliyor.
ABD Hazine tahvillerinin getirileri eylül ayında güçlü şekilde yükseldikten sonra petrol fiyatlarındaki hareketler ve yatırımcı beklentilerindeki değişimle birlikte geriledi. FED verilerine göre 10 Eylül’de 10 yıllık Hazine tahvilinin getirisi yaklaşık yüzde 4,77, 30 yıllık tahvilin getirisi ise yüzde 5,25 seviyesindeydi.
Bu durum borçlanma maliyetlerinin düşürülmesi hedefi açısından önem taşıyor. Çünkü politika faizindeki düşüş, hükümetin, hanelerin ve şirketlerin uzun vadeli finansman maliyetlerinin de otomatik olarak gerileyeceği anlamına gelmiyor.
Yapay zekâ yatırımları büyümeyi desteklerken talebi de artırıyor
Öte yandan denklemin yönetimin hedefleriyle uyumlu ilerleyen bir boyutu da bulunuyor: yatırımlar.
Yapay zekâdaki patlama şirketleri çipler, veri merkezleri, elektrik ekipmanları ve altyapıya yönelik harcamalarını artırmaya yöneltti. Bu gelişme sermaye yatırımlarının güçlü kalmasına katkıda bulundu. FED de son toplantısında sermaye yatırımlarının güçlü, verimlilik artışının ise hızlı olduğuna dikkat çekti.
Ancak yatırım patlaması başka bir çelişkiyi de beraberinde getiriyor. Bu yatırımlar uzun vadede verimliliği ve büyümeyi desteklerken kısa vadede enerji, ekipman, iş gücü ve sermayeye yönelik talebi artırıyor.
Massachusetts eyaletinin Medford kentinde bir restoranın penceresine “Eleman aranıyor” ilanı asılmış (Reuters)
Bu nedenle yapay zekâ yatırımlarındaki patlama para politikasındaki denklemin de bir parçası haline geliyor. Bir yandan gelecekteki üretim kapasitesini artırırken diğer yandan enflasyonun hâlâ FED hedefinin üzerinde seyrettiği bir ekonomide mevcut talebi güçlendiriyor.
Eylül 2026 itibarıyla rakamlar, bu hedeflere aynı anda ulaşmanın daha zor hale geldiğini gösteriyor. Ekonomi hâlâ dayanıklı ve yatırımlar güçlü ancak enflasyon FED’in hedefine dönmüş değil. Borçlanma maliyetleri yükselirken bütçe açığı da yüksek kalmaya devam ediyor.
Ekonomik faaliyetleri ve yatırımları destekleyen güç aynı zamanda talebin canlı kalmasını sağlıyor. Bu da enflasyon yüksek seyrederken faiz indirimlerini zorlaştırıyor. Kamu maliyesinde ise yüksek faiz oranları borç servis maliyetini artırarak bütçe açığının azaltılmasını daha karmaşık hale getiriyor.
Son iki yılda ortaya çıkan temel çelişki burada yatıyor: Ekonomi politikasının bir hedefini destekleyen unsur, başka bir hedefe ulaşmayı zorlaştırabiliyor. Güçlü ekonomik faaliyetin korunması otomatik olarak daha düşük faiz anlamına gelmiyor. Harcamaları finanse etmek için borçlanmanın artırılması da borçlanma maliyetlerinin yüksek olduğu bir ortamda bütçe açığını azaltma hedefiyle kolayca bağdaşmıyor.
Böylece Trump’ın ekonomik denklemi açısından temel sorun daha belirgin hale geldi: Enerjiyi daha ucuz, borçlanmayı daha düşük maliyetli ve bütçe açığını daha küçük hale getirirken bu hedeflerden birine yönelik adımın diğerlerinin gerçekleştirilmesini zorlaştırmasının nasıl önleneceği.
Trump, Amerikan petrol devlerini birbirine düşürdühttps://turkish.aawsat.com/ekonomi%CC%87/5322908-trump-amerikan-petrol-devlerini-birbirine-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCrd%C3%BC
Trump, Amerikan petrol devlerini birbirine düşürdü
ABD'nin ocak ayındaki Venezuela baskınının ardından Amerikan enerji firmaları, ülkeye yatırımları tekrar değerlendiriyor (Reuters)
ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) desteklediği Venezuelalı petrol firması, ülkede Amerikan petrol devi Chevron'un hakimiyetine meydan okuyor.
Pentagon'un yüzde 35 pasif hisse aldığı Venezuelalı petrol şirketi North American Blue Energy Partners (NABEP) ülkedeki üretimini hızla artırıyor.
Venezuelalı iş insanı Alejandro Betancourt'un yönettiği NABEP, geçen ay Donald Trump yönetimiyle yaptığı anlaşmayla 17 petrol sahasının geliştirilmesi hakkını elde etmişti. Yaklaşık 65 milyar varil petrol içerdiği belirtilen bu sahalar, Venezuela'nın toplam rezervlerinin neredeyse beşte birine karşılık geliyor.
Wall Street Journal'ın aktardığına göre şirket 60 sondaj kulesi, 30 buhar kazanı ve 70 ağır iş makinesi temin etti. İlk iki sondaj kulesinin Houston'dan Venezuela'ya pazartesi günü gönderilmesi planlanıyor.
NABEP günde yaklaşık 220 bin varil üretimle Chevron'un ardından Venezuela'nın en büyük ikinci özel petrol üreticisi. Şirketin, Chevron'un yaklaşık 280 bin varillik günlük üretimini bu yıl sonu veya gelecek yılın başında aşması bekleniyor. NABEP, 2028'in sonuna kadar üretimini günlük 500 bin varile çıkarmayı hedefliyor.
Pentagon ayrıca şirketin üretiminin yüzde 20'sini maliyetine satın almakta öncelikli hakka sahip olacak.
Şirket sözcüsü, "NABEP, vaat ettiğimiz gibi Batı Yarımküre için petrol üretimini artırıyor. Biz yalnızca kendimizle yarışıyoruz" dedi.
Diğer yandan analizde, anlaşmanın açıklanmasının ardından Chevron, ExxonMobil ve ConocoPhillips yöneticilerinin, ABD hükümetiyle bağlantılı bir firmayla rekabete girme ihtimalinden duyduğu rahatsızlığı sektör temsilcilerine aktardığı belirtiliyor.
Sektörden kişilere göre bu, rekabet ortamını zayıflatabileceği gibi diğer firmalara yatırımları da azaltabilir. ExxonMobil ve ConocoPhillips, Venezuela'da faaliyet göstermese de ülkedeki fırsatları değerlendiriyor.
ABD'deki Rice Üniversitesi'nden Francisco Monaldi, "Bu anlaşmanın, Venezuela'ya girecek tüm uluslararası petrol şirketleri açısından siyasi riskleri azaltmak yerine artırma ihtimali endişe verici. Oysa amaç bunun tam tersiydi" diyor.
Trump, Venezuela'yla imzalanan sözleşmeyi "dünya tarihinin en büyük petrol anlaşması" diye nitelemiş, ABD'nin özel sektörle kurulan ortaklık aracılığıyla Venezuela'daki 65 milyar varilden fazla petrol rezervinin büyük bölümü üzerinde kontrol sağladığını açıklamıştı.
Venezuela'da solcular anlaşmaya karşı protestolar düzenlerken, ABD'nin askeri operasyonla ocak ayında Nicolas Maduro'yu ülkeden kaçırmasının ardından göreve gelen geçici devlet başkanı Delcy Rodriguez sözleşmeyi savunmuştu.
Independent Türkçe, Wall Street Journal, TeleSUR
EBRD, 41 ekonomi için büyüme tahminini yüzde 2,5’e düşürdühttps://turkish.aawsat.com/ekonomi%CC%87/5322150-ebrd-41-ekonomi-i%C3%A7in-b%C3%BCy%C3%BCme-tahminini-y%C3%BCzde-25%E2%80%99e-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCrd%C3%BC
EBRD, 41 ekonomi için büyüme tahminini yüzde 2,5’e düşürdü
Irak’taki ez-Zubeyr petrol sahasında çalışan bir işçi (AP)
Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), 41 ülkenin ekonomilerine ilişkin 2026 büyüme beklentisini 0,6 puan düşürerek yüzde 2,5’e çekti. Banka, enerji ve gıda fiyatlarındaki artış, borçlanma maliyetlerindeki yükseliş ve çatışmaların Irak, Lübnan, Ukrayna ve Türkiye ekonomileri üzerindeki etkileri nedeniyle büyüme tahminini üst üste ikinci kez aşağı yönlü revize etti.
Revizyon, bankanın haziran ayında söz konusu ekonomiler için daha güçlü bir büyüme öngörmesinin ardından geldi. Bu ekonomiler 2025’te yüzde 3,4 büyümüştü.
Banka, ekonomik faaliyet üzerinde birden fazla baskı kaynağının bulunması nedeniyle tahminlerine yönelik risklerin hâlâ aşağı yönlü olduğunu belirtti.
EBRD Baş Ekonomisti Beata Javorcik, “Dizelden buğdayın maliyetine ve borçlanma maliyetlerine kadar çok sayıda baskı noktası bulunuyor” dedi. Javorcik, baskıların giderek biriktiğini ve büyüme beklentileri açısından önemli aşağı yönlü risklerin bulunduğunu ifade etti.
Irak başı çekiyor
Irak, büyüme tahminlerinde en büyük aşağı yönlü revizyonun yapıldığı ülke oldu. Banka, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması nedeniyle petrol ihracatında yaşanan aksaklıkların etkisiyle Irak ekonomisinin bu yıl yüzde 12 daralmasını bekliyor. İhracattaki kesintilerin yıl sonuna kadar sürmesi halinde ekonomideki daralmanın daha da derinleşebileceği belirtiliyor.
Javorcik, “Irak’taki sorun ihracatın sekteye uğraması” ifadesini kullanırken, ülke ekonomisinin büyük ölçüde petrole dayandığına dikkat çekti. Petrol, Irak bütçe gelirlerinin yaklaşık yüzde 90’ını oluşturuyor.
Hürmüz Boğazı üzerinden deniz taşımacılığında yaşanan aksaklıkların bölgedeki bazı üreticilerin petrol ihracatı yapma kapasitesini sınırladığı bir dönemde Irak ekonomisi üzerindeki baskılar artıyor. Bu durum, ham petrol gelirlerine daha fazla bağımlı ekonomilere doğrudan yansıyor.
Bankanın tahminleri, petrol fiyatlarının varil başına 80 ila 100 dolar aralığında kalacağı varsayımına dayanıyor. Ancak banka, fiyatların bu aralığın üzerine çıkmasının kapsadığı ekonomilerde büyümenin daha da yavaşlamasına yol açabileceği uyarısında bulundu.
Ukrayna, Lübnan ve Türkiye
Banka, Rusya’nın özellikle enerji altyapısı ve ulaşım güzergâhlarına yönelik saldırılarının yoğunlaşması nedeniyle Ukrayna ekonomisine ilişkin 2026 büyüme tahminini de 0,7 puan düşürerek yüzde 1,5’e çekti. 2027 yılı büyüme beklentisi ise 1,5 puanlık düşüşle yüzde 2,5’e indirildi.
Banka, Karadeniz bölgesindeki saldırıların Ukrayna’nın ihracatını azalttığını, Tuna Nehri’ndeki su seviyesinin düşmesi ve demiryolu hatlarının zarar görmesinin ise ülkenin ürünlerini ihraç etmek için alternatif güzergâhlardan yararlanma kapasitesini sınırladığını belirtti.
Javorcik, bu gelişmelerin 2026’da Ukrayna’nın buğday, yağlı tohumlar ve maden ihracatını 5,5 milyar dolara kadar azaltabileceğini tahmin ediyor. Bu tutarın ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 2,5’ine denk geldiği belirtiliyor.
Javorcik ayrıca, tarım ürünlerinin ihracatındaki güçlüklerin gelecek tarım sezonunu da olumsuz etkileyebileceğini belirterek, çiftçilerin gübre alımı için gerekli finansmanı sağlamakta zorlanabileceğine dikkat çekti.
Lübnan’da ise banka, İsrail’le yaşanan çatışmaların etkisiyle ekonominin 2026’da yüzde 5 daralmasını bekliyor. Lübnan ekonomisinin 2027’de ise yüzde 4 büyümeye dönmesi öngörülüyor.
Türkiye için de 2026 büyüme tahminini 0,5 puan düşüren banka, beklentisini yüzde 3’e çekti. Revizyonun, enflasyon baskılarının devam etmesi ve finansman koşullarının sıkı seyretmesiyle bağlantılı olduğu belirtildi.
Gıda ve enerji
Banka büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize ederken, fiyat baskılarının beklenenden daha sınırlı olduğuna dikkat çekti. Bankanın faaliyet gösterdiği bölgelerde ortalama enflasyon yaklaşık yüzde 6 seviyesinde sabit kalırken, enerji fiyatları genel fiyat düzeyindeki artışın yaklaşık dörtte birine katkıda bulundu.
Ancak Javorcik’e göre küresel buğday fiyatları şubattan bu yana yaklaşık yüzde 30 arttı. Karadeniz bölgesindeki saldırılar nedeniyle Ukrayna’nın buğday ihracatı da Nisan 2022’den bu yana en düşük seviyesine geriledi.
Buğday fiyatlarındaki artış, özellikle ekmek ve tahıl fiyatlarını sübvanse eden Mısır gibi gıda ithalatçısı ülkeler üzerinde ek baskı oluşturuyor. Rusya ve Ukrayna, dünya buğday ihracatının yaklaşık dörtte birini gerçekleştiriyor.
Enerji fiyatlarındaki artışın yarattığı riskler ise yalnızca tüketicilerle sınırlı kalmıyor. Akaryakıt maliyetlerindeki yükseliş, üretim ve taşımacılık giderlerini artırırken, bu baskılar finansman maliyetlerindeki artışla aynı döneme denk geliyor.
Kuraklık Avrupa’yı zorluyor
Avrupa’da banka, kuraklık ve Tuna ile Ren nehirlerindeki su seviyelerinin düşmesinin sanayi ürünleri ve enerji taşımacılığını aksattığını, aynı zamanda elektrik üretimini de olumsuz etkilediğini belirtti.
Banka, su seviyelerindeki düşüşün hidroelektrik ve nükleer enerji üretiminin yaklaşık üçte bir oranında gerilemesine yol açtığını bildirdi. Bu durum, hâlihazırda yüksek enerji maliyetleri ve tedarik zincirlerindeki aksaklıklarla karşı karşıya olan ekonomiler üzerindeki baskıyı artırdı.
Banka, petrol fiyatlarının yüksek seyretmeye devam etmesi veya ticaret ve taşımacılıktaki aksaklıkların genişlemesinin büyüme üzerinde ilave baskı oluşturabileceği uyarısında bulundu. Bu durumun özellikle enerji ihracatına veya gıda ithalatına bağımlı ekonomileri daha fazla etkileyebileceği ve önümüzdeki dönemde toparlanma sürecini daha kırılgan hale getirebileceği belirtildi.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة