Libya’daki krizlere susuzluk tehlikesi de eklendi

Güneyde kuzeye doğru yeraltı suyu taşıyan tüplerde meydana gelen sızıntı susuzluk tehlikesini de beraberinde getiriyor. (Libya Haber Ajansı)
Güneyde kuzeye doğru yeraltı suyu taşıyan tüplerde meydana gelen sızıntı susuzluk tehlikesini de beraberinde getiriyor. (Libya Haber Ajansı)
TT

Libya’daki krizlere susuzluk tehlikesi de eklendi

Güneyde kuzeye doğru yeraltı suyu taşıyan tüplerde meydana gelen sızıntı susuzluk tehlikesini de beraberinde getiriyor. (Libya Haber Ajansı)
Güneyde kuzeye doğru yeraltı suyu taşıyan tüplerde meydana gelen sızıntı susuzluk tehlikesini de beraberinde getiriyor. (Libya Haber Ajansı)

Zayed Hediyye (Muhabir)
Libya’nın su güvenliğinin tehlikeli bir aşamaya girdiğine dair göstergeler arttı. Böylece ülkede yeni bir kriz daha oluşmaya başladı. Bu yeni kriz, başta elektrik başlığı olmak üzere özellikle hizmet sektöründe ağır krizler mirasını devralan Libya birlik hükümetine ek bir yük oluşturdu.

Çölün derinliklerindeki göl
Libya’da sosyal medya geçtiğimiz birkaç gün boyunca çölün derinliklerinde, vaha şehirleri (Jalu, Avcilah ve Ciharra) yakınlarında aniden ortaya çıkan tatlı su gölünün benzersiz fotoğraflarıyla dolup taştı. Bu göl, yaz mevsiminin zirvesinde çöl sıcağı sakinleri için bir sığınak haline gelirken vatandaşlar bir anda ortaya çıkan bu suda yüzmek için bölgeye akın etti.
Bu, işin mutlu kısmıydı. Ancak daha sonra parçalar halinde ortaya çıkan gerçek, bu görüntüleri Libya’da olası bir su krizinin rahatsız edici bir habercisi haline getirdi. Zira bu gölün, Büyük İnsan Yapımı Nehir olarak bilinen proje kapsamında, güney çölünden kuzeye doğru yeraltı suyu taşıyan tüplerden birinde büyük bir sızıntı meydana gelmesiyle ortaya çıktığı açıklandı.
Bu teknik sorun ülkede ilk kez yaşanmadı. Zira birkaç yıl öncesinin tekrarıydı. Sorun ilk kez, her zaman bu projeden gurur duyduğunu dile getiren Büyük İnsan Yapımı Nehir projesinin vaftiz babası Kaddafi döneminde ortaya çıkmıştı.

Başarı mı felaket mi?
Büyük İnsan Yapımı Nehir, 1984 yılında merhum Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi tarafından yapılan ve yeraltı suyunu kuzeydeki tarımsal ve yoğun nüfuslu bölgelere taşımak için 35 milyar dolara mal olan devasa bir proje. Bu meblağ o dönem için oldukça büyük bir finansal bedeldi.
Proje, çoğu 500 metre derinliğinde bin 300 derin kuyudan oluşuyor ve boru hatları güneydoğu ve güneybatıdan kuzeye altı sistemde 4 bin kilometre uzanarak Zaviye, Trablus, Bingazi, Tobruk, Sirte ve Ecdebiye gibi büyük şehirlere günde 6 milyon metreküp su taşıyor.
Bingazi Üniversitesi’nde ekonomi profesörü Ferid el-Amruni projeye dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Proje, uygulanmadan önce Birleşmiş Milletler raporları tarafından su kaynakları açısından dünyanın en yoksul 10 ülkesi arasında sınıflandırılan Libya’daki su sıkıntısı sorununu büyük ölçüde çözdü. Ancak özellikle güneydeki yeraltı suyu seviyesi üzerindeki etkisi açısından uzun vadeli fizibilitesi konusunda tartışmalar ve şüpheler devam etti. Suyu kuzeye taşıyan devasa borular, iklim değişikliklerinden ve bataklıklarla kaplı olan çöldeki toprak tabakasının hızlı hareketinden etkilendi. Kaddafi döneminde Libya devleti bu bilgilerin gerçekliğini sorgulasa da yıllar geçtikçe ve altlarındaki toprak tabakasının hareketi nedeniyle borular ardı ardına patlayınca durumun gerçek olduğu ortaya çıkmaya başladı. Ayrıca Libya’nın güneyinde çok sayıda çöl gölü ve vahası kurudu. Bu durum, yeraltı suyunun günlük olarak tükenmesi nedeniyle dünyanın derinliklerinde neler olup bittiğini gösteriyor.”
Günlük olarak büyük miktarlarda yeraltı suyunun çekilmesi nedeniyle Libya çölünün iç kısmında yaşananları ‘tehlikeli’ olarak tanımlayan Ferid el-Amruni sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu proje nedeniyle güneyi tehdit eden kuraklık krizinin ulaştığı boyutu ve yeraltı sularındaki yüksek tuz seviyelerini bilmek yeterli. Tatlı su seviyesindeki her bir metrelik düşüş için dört metre tuzlu su yükseliyor. Bu riskleri gözden geçirmenin amacı, Libya’daki içme suyu kaynağının geleceği hakkında uyarıda bulunmaktır. Nüfusun su ihtiyacının yüzde 75’ini, Büyük İnsan Yapımı Nehir sağlamaktadır.”
Profesör, başlıca yaşam kaynaklarına yönelik bu tehlikeyi önlemek ve ülkenin güneyine kuraklık gelmeden yer altı sularına olan yükü azaltmak için 2 bin kilometrelik Libya sahilinde vakit kaybetmeden arındırma tesislerinin inşasına başlanması gerektiğini vurguladı.

Büyük vahaların kuraklığı
Yeraltı sularıyla İnsan Yapımı Nehir projesi için en önemli beslenme kaynaklarından biri olarak kabul edilen Libya’nın güneydoğusundaki Kufra şehrinde yaşayan Libyalı gazeteci ve aktivist Abdulhamid el-Abiraş, ülkenin en büyük göllerinden biri olan Bezima’nın maruz kaldığı durumu gösteren, bir hafta önce çekilmiş bir fotoğraf yayınladı. Fotoğrafta gölün büyük bir kısmının kuruduğu ve bir tuz tabakasının ortaya çıktığı görülüyor. Fotoğraf, Kufra şehir merkezinde ve banliyölerinde bulunan diğer göllere benzer şekilde Bezima’nın kısa sürede tamamen kuruyacağına işaret ediyor.
Abiraş, uzmanlara ve sorumlu yetkililere ‘sorunu mümkün olan en kısa sürede düzeltmeleri’ için bir mesaj gönderdi.

Kuyulara saldırı
Libya’daki en önemli su kaynağını tehdit eden tek tehlike teknik sorunlar değil. İnsan Yapımı Nehir Projesi, yasa dışı gruplar tarafından hırsızlık amacıyla veya bazı sakinler tarafından yasa dışı nakil için bir dizi saldırıya maruz kaldı. Bu durum başta başkent Trablus başta olmak üzere birçok şehirde ve köyde su kesintilerine neden oldu.
Sanayi birimi yönetimi, kuzeye doğru uzun yolculuğunda su akış hızları üzerindeki bu saldırıların tehlikesi ve tekrarlı baskınların pompalamayı kalıcı olarak durdurabileceği konusunda defalarca uyarmıştı. Son olarak geçen temmuz ayı ortalarında, batı sahasında 241 numaralı kuyuya bir saldırı gerçekleştiği, kuyu kontrol odası ekipmanının, elektrikli aletlerin ve kabloların tahrip edildiği, sonuç olarak kuyunun tamamen hizmet dışı kaldığı bildirilmişti.
Sanayi birimi yönetiminden yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Saldırıya uğrayan toplam kuyu sayısı 174’e ulaştı. 29’u, bakımı yapıldıktan sonra hizmete yeniden açıldı. Kalan kuyular ise sabotajlar ve bileşenlerinin tahrip edilmesi nedeniyle kalıcı olarak hizmet dışı kaldı. Bu saldırıların devam etmesi, Libya'nın su güvenliğini tehdit ediyor. Bu durum, sivil toplum kuruluşları da dahil olmak üzere ilgili tüm yürütme ve diğer devlet kurumlarının, medyanın ve halkın iş birliğini gerektiriyor. Sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra medya da dahil olmak üzere tüm bu yasa dışı uygulamalara karşı duracak bir kamuoyu oluşturulmalıdır.”
İnsan Yapımı Nehir Projesi Yürütme ve Yönetim Otoritesi, Libyalılara ‘su haklarını tahrif eylemlerine karşı korumaları’ çağrısında bulundu.
Ayrıca güvenlik ve polis yetkililerinden de ‘şehirlere ve tüketim bölgelerine su akışının devamını sağlamak için kuyu alanlarını koruma sorumluluğunu üstlenmeleri’ istendi. Otorite tarafından yapılan çağrıda “Su temininin kaynağı olan kuyu alanlarının korunması, ülke için bir milli güvenlik meselesidir” ifadesi kullanıldı.

 


Bir kaynak Şarku'l Avsat'a Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

Bir kaynak Şarku'l Avsat'a Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

Filistinli, konuyla ilgili bilgi sahibi kaynak bugün, Gazze Şeridi'ni yönetecek teknokrat komitenin üyelerinin çoğunluğunun isimleri konusunda anlaşmaya varıldığını bildirdi.

Filistin sivil toplum sektöründe kaynak Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, 18 üyeden oluşması beklenen komitedeki isimlerin çoğunun Gazze Şeridi sakinlerinden oluştuğunu ve bunların büyük bir kısmının akademisyenler de dahil olmak üzere sivil toplum çalışmalarıyla bağlantılı iş adamları ve ekonomistler olduğunu söyledi.

Kaynak, üzerinde anlaşmaya varılan üyelerin, Gazze'den veya yurt dışından Mısır'ın başkenti Kahire'ye seyahat için hazırlık yapmaları konusunda bilgilendirildiğini ve seyahat sürecinin yarın organize bir şekilde başlayacağını belirtti.

Şarku’l Avsat'ın elde ettiği isimler arasında şunlar yer alıyor: Daha önce Filistin Yönetimi Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarlığı görevini yürüten Ali Şati; Tarım Yardım Derneği Direktörü ve sivil toplum aktivisti Abdul Kerim Aşur; Tıbbi Yardım Derneği Direktörü Aed Yaghi; Gazze Ticaret Odası Direktörü Aed Ebu Ramazan; Filistin Üniversitesi Rektörü Cebr el-Daur; mühendislik danışmanı Beşir el-Reis; Gazze Şeridi Filistin Telekomünikasyon Direktörü Ömer Şamali; Refah Belediyesi'nde mühendis ve danışman olan Ali Berhum; ve Avukat Hana Terzi.”

Kaynak, bu kişilerin isimleri konusunda geniş bir mutabakat olduğunu, ancak İsrail'in bunları onaylayıp onaylamadığının henüz bilinmediğini ifade etti.

Kaynak, bu isimlerden herhangi biriyle ilgili bir anlaşmazlık çıkması durumunda listede değişiklikler yapılabileceğini belirtti.

Mısır, Gazze Şeridi'ni geçici olarak yönetecek teknokrat komitenin kurulmasını hızlandırmak amacıyla tüm Filistinli taraflarla, arabulucularla, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile yoğun temaslar yürütüyor ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas hükümetiyle de iletişim halinde olacak.

Hamas ise komitenin resmen kurulmasının ardından Gazze Şeridi'ndeki iktidarı komiteye devretmeye hazırlanıyor.


Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)

Yemen Başkanlık Konseyi’nden bir kaynak, Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin son açıklamalarını şaşkınlıkla karşıladıklarını belirterek, Bahsani’nin Konsey liderliğince alınan egemen nitelikteki kararlara karşı çıkmasına tepki gösterdi. Kaynak, bu kararların başında, Riyad Anlaşması ve Yetki Devri Bildirgesi’nde öngörüldüğü üzere, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde güvenlik güçlerinin Savunma ve İçişleri bakanlıkları çatısı altında birleştirilmesinin geldiğini vurguladı.

Resmî açıklamada, söz konusu ifadelerin Başkanlık Konseyi Başkanı ve üyelerinin yemin ettikleri kolektif sorumluluk ilkesinden açık bir sapma anlamına geldiği, geçiş dönemini düzenleyen referanslarla ve Konseyin askeri ve güvenlik dosyalarını yönetme konusundaki anayasal yetkileriyle çeliştiği kaydedildi. Açıklamada, bu yetkilerin devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi, münhasır yetkilerine yönelik müdahalelerin önlenmesi ve mevcut meydan okumalar karşısında devlet otoritesinin pekiştirilmesi açısından hayati önem taşıdığı ifade edildi.

Kaynak ayrıca, Suudi Arabistan’ın güney diyaloğuna yönelik himaye çabalarının sorgulanmasının ve bu diyaloğun uzlaşıyla belirlenen himaye çerçevesi dışına taşınması çağrılarının olumsuz mesajlar içerdiğini belirtti. Bu tutumun ne tansiyonun düşürülmesine katkı sunduğu ne de Başkanlık Konseyi’nin defalarca vurguladığı üzere ulusal, kapsayıcı bir çerçeve içinde adil ve kapsamlı biçimde ele alınması gereken Güney meselesinin çıkarlarına hizmet ettiği bildirildi.

zxsdefrt
Aden şehrindeki Merkez Bankası genel merkezinin dışında devriye gezen Yemen hükümet güçlerine bağlı bir asker (EPA)

Kaynak, bu tutumların önceki bir bağlamdan bağımsız olmadığını da vurguladı. Kaynak, el-Bahsani’nin daha önce de birden fazla kez Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde isyan ve tek taraflı adımlara yönelik destekleyici ya da müsamahakâr tutumlar sergilediğini ifade etti. Ayrıca el-Bahsani’nin, devletten ve ulusal kurumlarından yana tavır alan bazı ofis çalışanlarını görevden aldığına dikkat çekerek, bu yaklaşımın Başkanlık Konseyi üyeliğine yüklenen egemen nitelikteki görevler ve anayasal sorumluluklarla bağdaşmadığını kaydetti.

Kararlı davranmak

Kaynak, Başkanlık Konseyi’nin bu uygulamalarla ulusal sorumluluğun gerektirdiği şekilde, anayasa ve geçiş dönemini düzenleyen referanslar çerçevesinde hareket edeceğini vurguladı. Açıklamada, egemen karar alma birliğinin korunması, ulusal mutabakata zarar verebilecek ya da güvenlik ve istikrarın yeniden tesisine yönelik çabaları zayıflatabilecek her türlü adımın önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınacağı belirtildi.

Kaynak ayrıca, mevcut aşamanın dar hesaplardan uzak, ülkenin karşı karşıya bulunduğu varoluşsal zorluklarla uyumlu, sorumlu bir siyasi dil ve tutum gerektirdiğini kaydederek, yalnızca devletin ve kapsayıcı ulusal projesinin karşıtlarına hizmet eden muğlak mesajlardan kaçınılması gerektiğinin altını çizdi.

Yemen Başkanlık Konseyi daha önce de Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE), Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin topraklarından ayrılarak Riyad’a gitmesine izin verilmesini talep etmişti. Açıklamada, el-Bahsani’nin Konsey liderliğiyle birlikte çalışması ve Suudi Arabistan’ın himayesinde Yemen’deki durumu ele almaya yönelik çabalara katılması gerektiği, bunun da mevcut belirsizlik ve kafa karışıklıklarının giderilmesine katkı sağlayacağı ifade edilmişti.

Başkanlık Konseyi, sorumlu bir kaynak aracılığıyla, Başkanlık Konseyi üyeliğinin bireysel hesaplara ya da devlet çerçevesi dışındaki değerlendirmelere tabi tutulamayacak, üst düzey bir anayasal sorumluluk olduğunun altını çizdi. Açıklamada, ulusal mücadelenin, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların sona erdirilmesi için en yüksek düzeyde birlik ve uyum gerektirdiği vurgulandı.


Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
TT

Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)

Sudan ordusu ile HDK arasında devam eden savaşta, Sennar eyaletinin Senga kentinde ve Mavi Nil eyaletinin Yabus beldesinde hem askerlerden hem de sivillerden onlara ölü ve yaralı olduğu bildirilirken, iki gün boyunca insansız hava araçlarının (İHA) da dahil olduğu çatışmalar yaşandı.

Görgü tanıkları, HDK'ya ait İHA’ların pazartesi sabahı Senga'yı bombaladığını ve ordunun 17. Piyade Tümeni karargahını hedef aldığını söyledi.

Görgü tanıklarının ifadesine göre 17. Piyade Tümeni karargahında yapılan bir toplantı sırasında gerçekleşen saldırıda askeri personelden ve sivillerden çok sayıda kişi öldürdü. Sennar Eyaleti Sağlık Bakanı İbrahim el-İvad, Ultra Sudan platformunda yayınlanan açıklamalarında 17 kişinin öldüğünü ve 13 kişinin yaralandığını söyledi, ancak ölen ve yaralananların kimler olduğuna değinmedi.

Sennar Hükümeti Sözcüsü Adem Abdullah, olayın önemini küçümseyerek, bir İHA’nın şehri hedef aldığını ve saha savunma sistemleri tarafından durdurulduğunu, sayımı devam eden sivillerin kayıplarının ise saha savunma sistemlerinin İHA’ya verdiği tepki sonucu meydana geldiğini söyledi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Agar'a bağlı Mavi Nil Halk Hareketi, HDK'nın yaydığı ‘kötü niyetli söylentilere kanılmaması’ çağrısında bulunan bir açıklama yayınladı, ancak tam olarak ne olduğu konusunda ayrıntılı bilgi vermedi.

Sudan ordusu henüz bir açıklama yapmazken ordu yanlısı platformlar, HDK'nın insansız hava araçlarının şehirdeki ordu kışlalarını ve sivilleri hedef aldığını bildirdi. Tanıklar ise 17. Piyade Tümeni'nin toplantı yeri yakınlarındaki bir okulun İHA’larla vurulduğunu söyledi.

Görgü tanıkları, saldırının Sennar, El Cezire, Beyaz Nil ve Mavi Nil merkez eyaletlerinin valilerinin tümen karargahında yaptıkları toplantı sırasında gerçekleştiğini söylediler, ancak bu bilgi henüz doğrulanamadı.

xcdfgth
Pazar günü Hartum'daki bir mezarlıkta savaş kurbanlarının bulunduğu çantaları inceleyen Sudanlılar (AP)

Beyaz Nil Valisi, aralarında protokol müdürü ve bir korumasının da olduğu bazı yardımcılarının öldüğünü açıkladı.

Orduya yakınlığıyla bilinen gazeteci Mazmul Ebu el-Kasım, Facebook'ta, stratejik bir İHA saldırısının Sennar eyaletindeki Senga kentinde bulunan 17. Piyade Tümeni karargahını dört füzeyle hedef aldığını söyledi.

HDK komutanlarından Paşa Tabik, Facebook sayfasında yaptığı bir paylaşımda 17. Tümen karargahında yaşananları ‘geçici bir olay” olarak nitelendirdi. Tabik, saldırıya ilişkin daha fazla bilgi vermedi.

Tabik, Sennar'da yaşananların, ‘Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, ordu komutanları ve onların arkasındaki İslamcı hareket ve savaşın devam etmesi gerektiğini savunanlara yönelik doğrudan bir mesaj’ olduğunu söyledi.

Çeşitli savaş bölgelerinde benzer operasyonların devam edeceğini söyleyen Tabik, “Gelecekte yaşananlar daha şiddetli, daha acı ve daha ıstırap verici olacak” dedi.

Öte yandan Sudan ordusundan dün yapılan açıklamada, Senga ve Yabus'taki olaylara değinilmeden ordu güçlerinin son 72 saat içinde Kordofan, Darfur ve Mavi Nil bölgelerindeki savaş alanlarında HDK’ya ait 107 askeri aracı ve bazı yakıt ve mühimmat depolarını imha ettiği, onlarca HDK üyesini öldürdüğü ve yaraladığı belirtildi.

Abdulaziz el-Hılu liderliğindeki HDK’nın müttefiki olan silahlı grup Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) ise yaptığı açıklamada, ordunun bir savaş uçağının pazar günü Mavi Nil eyaletindeki Yabus beldesini bombaladığını, bu saldırıda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 93 sivilin öldüğünü ve 32 kişinin yaralandığını bildirdi.

Sudan ordusu olayla ilgili yorum yapmasa da orduya bağlı platformlar, Sudan'ın Etiyopya sınırına yakın Yabus beldesindeki HDK mevzilerine hava saldırıları düzenlediğini, onlarca askeri aracın imha edildiğini ve HDK’ya ağır kayıplar verdirildiğini bildirdi.

Bu platformlara göre Sudan ordusu, 15 Nisan 2023'te savaşın başlamasından bu yana HDK’nın Etiyopya sınırındaki mevzilerini ilk kez hedef aldı.

Bununla birlikte İslamcı çizgideki Sudan Doktorlar Ağı tarafından yapılan açıklamada, dün Güney Kordofan eyaletinin Habila bölgesindeki Kartala beldesinde bir HDK konvoyunun bombalanması sonucu beş kişinin öldüğü ve bazı kişilerin de yaralandığı ifade edildi.

Dilling ve Kadugli şehirlerindeki kuşatmayı kırmak amacıyla geçici olarak kontrolünü ele geçirdikten sonra geçtiğimiz hafta Habila şehrinin kontrolünü kaybeden ordu güçleri Kartala beldesinden çekilmişti.