Beyrut Limanı patlamasının kurbanları, Şarku’l Avsat’a konuştu: “Sessiz kalmayacağız”

Patlamadan bir yıl sonra Beyrut Limanı sahasında her şey tahrip olmuş durumda (Şarku’l Avsat)
Patlamadan bir yıl sonra Beyrut Limanı sahasında her şey tahrip olmuş durumda (Şarku’l Avsat)
TT

Beyrut Limanı patlamasının kurbanları, Şarku’l Avsat’a konuştu: “Sessiz kalmayacağız”

Patlamadan bir yıl sonra Beyrut Limanı sahasında her şey tahrip olmuş durumda (Şarku’l Avsat)
Patlamadan bir yıl sonra Beyrut Limanı sahasında her şey tahrip olmuş durumda (Şarku’l Avsat)

Geçen yıl bugünlerde ihmalkarlık sonucu yaşanan Beyrut Limanı patlaması, ruhu felç etti ve ardında korkuyla dolu ve karanlığın tadını çıkaran büyük bir uçurum bıraktı. Zamanın donmuş olmasına rağmen 1 yıl nasıl geçti? Her şey alt üst olmuş, kömürleşmiş ve havaya uçmuşken saat normal döngüsünü nasıl tamamlıyor? Zaman çok küstah. Cesetlerin üzerinde ilerliyor. 4 Ağustos 2020’de Beyrut’ta 6-8 dakikalık yıkıcı vakitlerden bu yana burunlara kan kokusu sıkışmış durumda. Liman felaketinden bir yıl sonra bu yeri ziyaret etmek, alev almış bir bıçakta tuz taşımak gibi. Sonsuza kadar o anın arkasına saklanmak mümkün değil. Belki de hafıza denen korkunç kalabalık dağılmalı, görüntüler bizi terk etmeli.
Patlama aziz bir dost, günlerin ve gecelerimizin yoldaşı oldu. Patlamayla tanıştığımızdan beri sükûnet ölmüş durumda.
Her adımda ve nefeste ölüm ve kayıplarla tehdit eden huzursuz bir yol. Geçen yılki trajediden bu yana biz kurbanlar böyleyiz.
Bir yıl geçti. İçeride bir şeylerin ‘uyanık’ olduğu ve her an saldırmayı beklediği bilinciyle, yeniden alev alma olasılığı mevcut. Başta asansör ve telefon olmak üzere birçok şeyle ilişkiler değişti. Asansördeyken her şeyi bir anda hatırlayabiliyorsunuz. Ve bir anda kasılabiliyorsunuz. Sinirleriniz, başı ve sonu bilinmeyen karmaşık bir yün yığını gibi iç içe geçiyor. Yaşadığım şoktan sonra asansöre ilk binişim cehennem gibiydi.
Telefon ya cebe koyuluyor ya da elde tutuluyor. Öyle ki başka bir patlama meydana gelirse, bu şekilde yardım çağırabiliriz ve çığlık atabiliriz. O Salı günü öğleden sonradan beri bazılarımız sadece çığlık atabiliyorduk. Ne zaman aklımıza telefonu arabada bırakmak gelse, örneğin iki dakika için bir fırına giderken, beynimizde bir emir sesi yankılanıyor: “Hayır, Yanına al, patlama olabilir!”
Hava çok sıcak ve Beyrut çok nemli. Limana yaklaşılırken her adımda içerisi titriyor. Dağılmış bir kişinin bedenini ise başka türden bir titreme kaplıyor. Bazen ayaklara yerleşip onları felce uğratmayı seven bir titreme. Bu titreme, alınan iki darbeden kaynaklanıyor: Sevilen birinin ölümü veya ölümden kişisel kaçış. Değerli biri ölmüşse, titremen sonsuza kadar yaşar. Hayatta kalmışsan da seni lokma lokma yiyip bitirir.
Kümelerin etrafında dönen kuşlar da tedirgin görünüyor. Yaşananların farkındalarmış ve gagalarıyla lanetler okuyorlarmış gibi görünüyorlar. Yük kamyonları işlerini tamamlasa da harabe görüntüleri, bölgeden ayrılmayı reddediyor. Beyrut limanındaki her şey harap ve kuru… Etrafındaki çimenler ise bakımsız halde. Burada yeşillik hayata devam edemiyor ve hayat ise zafer ilan etmeye cesaret edemiyor.
İbtisam Hasruti’nin boynunda dört harfli (Love yazılı) bir kolye takılı. Kurban Gassan Hasruti’nin eşi, depreme tanık olan molozlara sırtını vermiş bir şekilde ayakta duruyor. Beyazlamış saçları ve siyah elbisesi ile bir noktaya konsantre olmuş. Şarku'l Avsat ekibi olarak, yarasının hala ‘bugünmüş gibi’ taze olduğunun farkındayız. Gassan Hasruti, yorulmak bilmeyen bir işçi olarak Beyrut limanında 38 yıl geçirdi. Çalışkanlığını babasından miras almış. Aynı zamanda siloların ve ambarların oğlu. “Geri döneceğini hissediyorum. İşini bitirip kapıdan içeri girecek...”
Kayıplara alışmak zor. Eşlere gelince, içlerinde yanan ateş sönmüyor. Kocasının cesedi bulunana kadar 14 gün geçti. Onu rahatlatan ve ayakta tutan şey inancı: “Soruşturmanın seyrini bilmesek de bu davaya devam ediyoruz. Bizimle alay ediyorlar. Bir yıl geçti ve hiçbir gerçek ortaya çıkmadı. Hepsi birbirini kollayıp suçlarını örtbas ediyorlar. Sistemi ifşa etmek, onu devirmek demektir ve korktukları da budur”.
Gözyaşları ortasında şu soruları dile getiriyor: “Nitratları kim getirdi? Onu limana kim soktu? Tehlikesinden haberdar olup da harekete geçmeyen kim? Suçlular kim?” dedi.
Kızı Tatyana Hasruti, ilk zamanlarda Şarku’l Avsat’a “Patlama, içimizde baki. Unutmak istemiyoruz” demişti. Acıtasyonu reddederek, “Güçlüyüz ve susmayacağız” diyordu. Devletinin onları yüzüstü bıraktığını söylerken, “Pes etmeyeceğim. Daha iyi bir hayatı hak ediyorum” şeklinde konuşmuştu.
Acı ve öfkeyi gözyaşlarıyla göstermekten utanıyoruz. 35 yaşındaki kurban Sezar Merhec’in kardeşi Mişel Merhec, kardeşinin fotoğraflarını ve hatıralarını beraberinde taşıyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Mişel, öfkesinin büyük olduğunu söylerken, siyasi hesaplarda askıda kalan adaletin peşine düştüğünü belirtti. Mişel Merhec, “Bize pahalıya patlasa da onu istiyoruz. Patlama, yıllarca süren ihmal ve komplonun bir sonucu, ama ne olduğunu bilmiyoruz” dedi.
30 yaşındaki kurban Ahmed Kaadan’ın baba ve annesi, kavurucu güneşin altında oğullarının fotoğrafını havaya kaldırıyor. Babası, hasretinin her gün arttığını söylerken, bu durumdan da devleti sorumlu tutuyor. “Nitratlar nasıl depolandı? Yağ ve dinamitle nasıl birleşti? Onu kim getirdi? İhmalkar kim?” dedi.
Kaadan’ın annesi ise Şarku’l Avsat’a, hesap soracaklarını söyledi. Anne Kaadan, (bu patlamadan kim sorumluysa) “Bizim çocuklarımızı gömdüğümüz gibi, onlar da acılar yaşasınlar” dedi.



Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.


Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.


Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
TT

Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)

Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki “Kardeşler Savaşı” sırasında bölünmelerinin üzerinden 30 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra, Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesi yönetimi dün, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı. Bu adımın, güvenlik ve siyasi açıdan bölünmüş Kürt cephesinin birliğine katkı sağlaması bekleniyor.

Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreni, bölge başkanı ve aynı zamanda Peşmerge güçlerinin başkomutanı olan Neçirvan Barzani’nin gözetiminde Erbil’de düzenlendi. Törene Başbakan Mesrur Barzani de katıldı. Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Ofisi Direktörü Abdülemir eş-Şemri de törende hazır bulundu.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, güçlerin Peşmerge Bakanlığı çatısı altında birleştirilmesinin tamamlanmasını memnuniyetle karşıladığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Peşmerge saflarındaki bölünmenin kökeni, güçlerin iki ayrı yapıya ayrıldığı 1990’ların ortalarına dayanıyor. Bu yapılardan biri Kürdistan Demokratik Partisi’ne, diğeri ise Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne bağlıydı.