Tunus'ta yeni hükümetin oluşumunu hızlandırma çağrısı

Tunus’taki sendikalar ve partiler, Cumhurbaşkanı Said’den ülkeyi içinde bulunduğu krizden çıkarmasını talep ettiler.

Tunus Cumhurbaşkanı dün Hammamet kentindeki Ulusal Muhafızlar’a bağlı özel bir birimi teftiş etti. (Tunus Cumhurbaşkanlığı)
Tunus Cumhurbaşkanı dün Hammamet kentindeki Ulusal Muhafızlar’a bağlı özel bir birimi teftiş etti. (Tunus Cumhurbaşkanlığı)
TT

Tunus'ta yeni hükümetin oluşumunu hızlandırma çağrısı

Tunus Cumhurbaşkanı dün Hammamet kentindeki Ulusal Muhafızlar’a bağlı özel bir birimi teftiş etti. (Tunus Cumhurbaşkanlığı)
Tunus Cumhurbaşkanı dün Hammamet kentindeki Ulusal Muhafızlar’a bağlı özel bir birimi teftiş etti. (Tunus Cumhurbaşkanlığı)

Tunus'ta siyasi parti, sendika ve sivil toplum liderleri, Cumhurbaşkanı Kays Said'i yeni başbakanı ilan etmeye ve ülkenin olağanüstü tedbirler aşamasından çıkışını hızlandırmaya çağırdı. Bunun için devlet işlerini denetleyen yeni bir hükümetin oluşturulmasını talep eden söz konusu kesimler, özellikle ekonomi uzmanlarının ülkenin finansal ve ekonomik göstergeleri üzerindeki ciddi komplikasyonlar konusunda uyarılarda bulundu. Hişam el-Meşişi hükümetini görevden alma kararının ardından oluşan boşluğun doldurulması çağrısı yapıldı.
Tunus Genel İşçi Sendikaları Konfederasyonu (UGTT) tarafından toplantılarının ardından yapılan açıklamada, sendikaların ülkenin krizden çıkmasını, artan sorunlarla ve ülkeyi bekleyen büyük dosyalarla mücadele etmesini sağlamak için istisnai dönemin sona ermesini hızlandırma taleplerini yineledikleri belirtildi.
Açıklamada ayrıca Cumhurbaşkanı Said’den istihdam yaratma, yoksulluk ve marjinalleşmeyle mücadele, iş kayıplarının tazmin edilmesi, sağlık, eğitim ve diğer alanlarda kalkınmanın sağlanması gibi sosyal faydaları karşılayan adımlar atılması istendi. Aynı zamanda devletin özellikle kamu kurumlarının ve halkın zenginliğinin korunmasına yönelik taahhütlerin yerine getirilmesi ve pandemi (Kovid-19) ile mücadele edilmesinin sağlanması gibi sınırlı, acil ve istisnai görevlerin verileceği uyumlu bir kurtarma hükümetinin başbakanının atanmasını hızlandırması çağrısında bulunuldu. Bunun geciktirilmesinin ise boşluğu derinleştireceği ve sosyal ve ekonomik krizden çıkmayı zorlaştıracağı vurgulandı.
Eski UGTT Genel Sekreteri ve 2013 diyaloglarından sonra Nobel Barış Ödülü'nü kazanan Hüseyin el-Abbasi, istisnai tedbirlerin genişletilmesinin ve yeni hükümet kurma tarihini ertelenmesinin ekonomik, sosyal ve politik riskleri konusunda uyardı. Abbası ayrıca yeni hükümetin, Tunus Cumhurbaşkanı’nın 25 Temmuz'da parlamentonun çalışmalarının askıya alınması ve Hişam el-Meşişi hükümetinin devrilmesi de dahil olmak üzere kararlarını açıklarken Tunus halkına ve tüm dünyaya verdiği büyük sözleri yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.
Abbasi, yeni hükümetin önceliklerinin sosyo-ekonomik alanda olması gerektiğini belirtti. Ayrıca kaçakçılık ve yolsuzlukla mücadele etmesi ve kara, hava ve deniz yoluyla kaçakçılık yapan büyük şebekeler ve gümrük aygıtındaki yolsuzluklarla ilgili dosyaları açmasını istedi.
Bir süre öncesine kadar Kartaca Sarayı'na yakın isimlerden olan eski bakan ve Demokratik Akım Partisi Genel Sekreteri Gazi eş-Şevaşi, Facebook hesabı üzerinden Cumhurbaşkanı Said'e hitaben şu açıklamayı yaptı:
“Sayın Cumhurbaşkanı; yeni bir hükümet kurmadaki bu gecikmeyi ve tereddütü ulusal bir kurtarma projesine bağlamak mantıklı mı? Ülkemiz şu an vatandaşlarımızı etkileyen bir sağlık krizi yaşıyor. Ayrıca ağırlaşan ekonomik kayıplara ek olarak boğucu bir sosyal, ekonomik ve mali krizle karşı karşıya. Bazı sızan bilgilere göre bu durum ülkemizi yakında borç verenlerin kollarına atabilir.”
Raşid Gannuşi başkanlığındaki Nahda Partisi’nin yürütme ofisi üyelerinden milletvekili Muhammed el-Kumani, istisnai tedbirler aşamasının hızlandırılması, yeni başbakanın ve ekibinin adının açıklanması ve devlet kurumlarının normal şartlarda göreve dönmesinin sağlanması çağrısında bulundu.
Özgür Anayasa Partisi lideri Abir Musa da Tunus Cumhurbaşkanı’na, UGTT ve Hişam el-Meşişi hükümetini ve muhaliflerini destekleyen partilere hitaben yaptığı konuşmada, istisnai tedbirleri sona erdirmedeki sessizlik ve ertelemeyi eleştirerek anayasanın yargıçlar ve yürütme organının benzer bir karar vermesini açıkça yasaklayan 86’ıncı maddesine göre tüm milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasına yönelik kararları hukuka ve anayasaya aykırı olarak nitelendirdi.
Cumhurbaşkanı ve yargının, aralarında Nahda ve Tunus’un Kalbi partilerinin ve önceki hükümetlerin kadrolarının da yer aldığı bazı mali ve idari yolsuzluk dosyalarını açmaya devam ettiği bir dönemde gözlerdün akşam düzenlenen bir toplantıya çevrildi. 150 önde gelen üyenin ve Nahda Partisi'nin Şura Konseyi'nin liderlerinin katılımıyla dün akşam düzenlenen toplantı “tehlikeli ve belirleyici” olarak nitelendirildi.
Toplantının gündeminde Tunus Meclis Başkanı, Nahda Hareketi lideri Gannuşi ve kendisine yakın isimlerin, 25 Temmuz’dan bu yana çok sayıda ABD’li, Avrupalı, Arap ve İslami siyasi ve parlamenterlerle yaptıkları istişarelerin sonuçlarına ilişkin sunumları yer aldı. Aynı zamanda, 25 Temmuz'da Cumhurbaşkanı Said tarafından kararlaştırılan ve anayasanın 80’inci maddesinde belirtildiği üzere bir ay içinde kaldırılacağını teyit eden olağanüstü tedbirleri sona erdirme çabaları bağlamında Tunus sendikası ve siyasi liderleriyle görüşmelere ilişkin sunumlar da yapıldı.
Ancak Nahda Hareketi’nin toplantısının bir fırtınaya yol açması bekleniyor. Toplantıda hareketin kadrosundan geniş bir kitle, mevcut liderliği ‘bazı yolsuzlar ve eski rejimin bazı sembol isimleriyle ittifak’ da dahil olmak üzere son 10 yıldaki hatalarını halka açık olarak kabul etmeye çağıran listeler ve açıklamalar hazırladılar.
Tunus’taki muhalif kesim ve gençlerin çoğu ise mevcut liderliğe, üyelerinin çoğu gençlerden ve Hareketin parlamentodaki bloğu ve Tunus’un Kalbi liderliği ile büyük yolsuzluk davalarına karışmakla suçlanan lideri Nabil el-Karavi arasındaki ‘Kays Said'i kızdıran yanlış fikir birliği’ politikasına muhalif olanlardan oluşan bir "kriz hücresi" veya "acil durum liderliği" lehine geri çekilme çağrısında bulunuyor. 
Cumhurbaşkanı Said ise fiyatlar üzerinde baskı oluşturmak ve reform projesi için halktan daha fazla destek sağlamak amacıyla ekonomik ve ticari kurumlara yaptığı ziyaretlere ve Ticaret Bakanlığı, Merkez Bankası üst düzey yetkilileri ve iş insanları ile görüşmelere devam ediyor.



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.