Dera’da uzlaşı görüşmeleri

Suriye’nin güneyinde, rejime ait askeri bir araca müzakerelerle eş zamanlı olarak saldırı düzenlendi.

Dera’daki Rus heyetini taşıyan araçlar. (Havran Topluluğu)
Dera’daki Rus heyetini taşıyan araçlar. (Havran Topluluğu)
TT

Dera’da uzlaşı görüşmeleri

Dera’daki Rus heyetini taşıyan araçlar. (Havran Topluluğu)
Dera’daki Rus heyetini taşıyan araçlar. (Havran Topluluğu)

Dera’da Suriye rejimi ve müzakere heyetleri arasında nihai bir anlaşmaya varılamadı. Suriye’nin güneyindeki Dera’da korku ve gerilimin hakim olduğu bir zamanda bir Rus yetkili tarafından verilen bilgiler, Moskova’nın da bölgede barışçıl çözüm aradığı yönünde.  
Rejim, yakın zamanda mevzilerine yönelik hareketliliğinin arttığı alanları bombaladı. Suriye’nin güneyinde işleri daha karmaşık hale getiren ise el-Balad bölgesinde olduğu gibi  rejimin kendi isteklerine uymayan tüm müzakere önerilerini kabul etmemesi ve bölgelere tam ve etkin kontrolünü dayatmasıydı. Aynı şekilde Dera’daki rejim komitesi, el-Balad’da bulunan müzakere komitesinin tüm önerilerini kabul etmezken şehrin askeri kontrolüne dair ısrarını da sürdürdü.
Dera’dan yerel kaynaklar, bölgenin doğu ve batı kırsalındaki tüm müzakere komitelerinin ve Suriye’nin güneyindeki Beşinci Kolordu Komutanlığı’nın dün öğleden sonra Dera’nın batı kırsalındaki Tafas kasabasında kapsamlı bir toplantı yaptığını aktardılar. Toplantının ‘çabaları ve söylemleri birleştirmeyi, müzakere kanalları veya başka yollarla el-Balad bölgesini koruyan bir toplu sözleşmeye ulaşmayı’ amaçladığı kaydedildi.
Kaynaklar bu sabah yerel savaşçıların, el-Balad bölgesinde devam eden askeri gerilime yanıt olarak Suriye rejim güçlerine ait bir askeri aracı hedef aldığını belirttiler. Saldırının, Dera’nın kuzeydoğu kırsalındaki Busr el-Harir, Nahtah ve Melihit el-Ataş bölgeleri yakınlarından geçen, es-Suveyda ve İzra arasındaki yolda gerçekleştirildiği bilgisi verildi. Askeri araçtaki unsurlar arasında yaralıların ve ölülerin olduğu kaydedildi.
Suriye rejim güçleri, olay yerine ve Nahtah, Busr el-Harir ve Melihit el-Ataş kasabalarının eteklerine askeri araç ve tanklarla desteklenen askeri takviyeler gönderdi. Söz konusu kasabalar, havan topları ve bombalarla hedef alınırken bölge, Suriye rejim güçlerinin saldırılarından korkan bir insan göçüne tanık oldu.
Dera’nın batı kırsalındaki el-Bakkar bölgesinde bulunan bir kontrol noktasında konuşlanmış rejim güçleri ile yerel savaşçılar arasında yaşanan şiddetli çatışmaların ardından dün gece, Zayzun ve el-Acmi bölgeleri de topçu ateşine maruz kaldı. El-Balad bölgesindeki sürekli gerilime ek olarak yerleşim alanları bombalandı, Dördüncü Tümen güçleri tarafından saldırı girişiminde bulunuldu.
El-Balad şehri ileri gelenlerinden ve müzakere komitesi üyesi Faysal Abazid, batı kırsalı merkez komitesinin bölge sakinleri, ileri gelenleri ve el-Balad komitesi tarafından onaylanan müzakere için bir çözüm sunduğunu söyledi. Abazid, önerilerin Dera’ya götürüldüğünü, rejimin güvenlik komitesi ile görüşüldüğünü ancak komitenin önerileri kabul etmediğini belirtti. Yanıt ise tüm muhalifleri ve Suriye ordusuyla karşı karşıya kalan el-Balad’daki savaşçıları kovmak oldu.
Abazid, Suriye rejiminin Dera’daki güvenlik komitesi başkanı Tümgeneral Hüsam Louka’nın uzlaşmazlığına, şehirden gelen taleplere yönelik ısrarına, el-Balad’dan talepleri yerine getirilmeyen anlaşma ve müzakerelerin aksamasına dikkat çekti. Suriye rejimine bağlı bir subayın, bu durumu açıkça söylediğini belirten Faysal Abazid, “El-Balad’ı Havran’da ders alacağız” diyerek Dera ve Havran halkını el-Balad’ın yanında olmaya ve onu savunmaya çağırdı.
Dera’da muhalif siyasi isimlerin ve güçlerin yaptığı açıklamalara ve çağrılara göre İran’ın Suriye’nin güneyi meselesine katılımı açık bir şekilde görülüyor. Söz konusu çağrı ve açıklamalar, Suriye’nin güneyi üzerindeki ‘İran hegemonyası’ projesine karşı da uyarıda bulundu. Müzakere heyetine yakın bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suriye rejiminin güvenlik komitesinin mevcut uzlaşmazlığının, her türlü vizyonlarını aşan dış düzenlerin varlığını belirginleştirdiğini söyledi. Kaynaklara göre daha önce yaşananların aksine her müzakere oturumunda Şam liderliğini bilgilendirme bahanesiyle yanıtın oturumun bitiminden birkaç saat veya bir gün sonraya ertelenmesini talep ettiler. Kaynaklar tarafından duruma dair şu açıklamada bulunduldu:
“İran ve milislerinin Suriye’nin güneyinden uzaklaştırılmasını öngören yerleşim anlaşmasında geçtiğimiz yıllarında, Dera’daki yerleşim bölgelerinde meydana gelen her olayda tüm tarafları memnun edecek çözümlere ulaşıyorduk. Ancak rejim görevlilerinin bu aşamadaki uzlaşmazlığı ve ısrarı yeni bir şey gösteriyor. Yeni emirler, Tahran’ın İran destekli milislerin katılımı sayesinde Dördüncü Tümen yanında el-Balad’daki son askeri gerilime dahil olduğunu gösteriyor.”
Diğer yandan Dera’daki aktivistler, Hizbullah ve İran unsurlarının Dördüncü Tümen’in yanında Dera’daki son askeri operasyonlara katıldığını gösteren fotoğraflar ve videolar yayınladılar.
Dera meselesinin önemli isimlerinden Suriyeli muhalif  Dr. Halid el-Mahamid, Şarku’l Avsat’ın sorusuna verdiği yanıtta“Suriye’nin güneyinde İran’ın rolü yıllardır açık” dedi. 2018 ortalarındaki güney anlaşmasına atıfta bulunan Mahamid, İran Devrim Muhafızları’nın Dera vilayetinden çıkmalarını öngören Dera Anlaşması’na ilk karşı çıkan taraf olduğunu belirtti. Suriyeli muhalif, Rusya’nın artık ‘rejimin, garantör olduğu bir anlaşmayı ihlal etmesine sessiz kalmak’ ve ‘deneyip başaramadığını iddia etmek’ olmak üzere çifte söyleminin olduğunu vurguladı.
Dera’dan gazeteci Basil el-Gazavi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suriye’nin güneyinde yaşananların Rusya’nın iradesi ve idaresi altında, İran’ın Suriye’nin güney sınırına yaklaşmasıyla bir Rusya- İran mutabakatı sonucu olduğunu dile getirdi. Gazavi’ye göre bu adımlarla hem Rusya hem de İran, Suriye dışı konularda bile gelecekte herhangi bir müzakere sürecine yardımcı olacak baskı kartlarına kavuşacak.
İran ile Rusya arasında hiçbir fark olmadığını ancak Dera örneğinde Rusya’nın, İranlı unsurları Golan sınırına yerleştirirken İran’ı bir baskı kartı haline getirmeye çalıştığını belirten Basil el-Gazavi, Rusya’nın Suriye’de yüzlerce savaş suçu işlediğini vurguladı. Gazavi, Rusya’nın Suriye’ye müdahalesi nedeniyle halen uluslararası toplumun baskısı altında olduğunu belirtirken Dera’da tüm anlaşmazlıklarda veya anlaşmalarda bedel ödeyenlerin, Havran halkı olduğuna dikkat çekti.
Gözlemciler, Dera meselesinin, özellikle Rusya’dan Suriye’ye gelen son mesajın ardından Moskova ve Şam arasındaki görüş farklılıklarının boyutunu belirginleştirdiğini aktardılar.  Gözlemciler, Suriye güçlerinin şu an insan kaynakları, ekonomik krizler ve yabancı orduların dış müdahaleleri gibi nedenlerle ülkenin tüm bölgelerini kontrol edemediğini ancak Şam’daki hesapların farklı olduğunu vurguladılar. Suriye liderliği, devletin tüm sembollerinin bulunduğu bir bölgede cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılım yönteminden ve sayısından memnun. Rejim, seçim sonuçlarının açıklanmasından sonra ve özellikle kendi yandaşlarının önünde yemin etmesinin ardından sonra zafer arıyor. Ancak bu durum şu an ülkenin kuzeybatısında Ankara ile Moskova arasındaki anlayış nedeniyle zor. AyrıcaWashington-Moskova anlaşması nedeniyle de gerçekleşmesi mümkün görünmüyor.
Dördüncü Tümen dün şafak vakti, el-Balad’a ve Ömer Camii’ne girişe hazırlık olarak bölgeye yönelik bombalı saldırılarına başladı. Diğer yandan ise müzakere oturumları, Rusya’nın Dera’nın mahremiyetini koruma arzusunu gösterirken Şam’ın ‘egemen ülke olduğunu ve askeri güçlerle değişim sağlayabileceğini kanıtlamak için’ tam çözüm ısrarını da gözler önüne serdi.

 


Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.


Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.


Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
TT

Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)

Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki “Kardeşler Savaşı” sırasında bölünmelerinin üzerinden 30 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra, Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesi yönetimi dün, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı. Bu adımın, güvenlik ve siyasi açıdan bölünmüş Kürt cephesinin birliğine katkı sağlaması bekleniyor.

Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreni, bölge başkanı ve aynı zamanda Peşmerge güçlerinin başkomutanı olan Neçirvan Barzani’nin gözetiminde Erbil’de düzenlendi. Törene Başbakan Mesrur Barzani de katıldı. Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Ofisi Direktörü Abdülemir eş-Şemri de törende hazır bulundu.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, güçlerin Peşmerge Bakanlığı çatısı altında birleştirilmesinin tamamlanmasını memnuniyetle karşıladığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Peşmerge saflarındaki bölünmenin kökeni, güçlerin iki ayrı yapıya ayrıldığı 1990’ların ortalarına dayanıyor. Bu yapılardan biri Kürdistan Demokratik Partisi’ne, diğeri ise Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne bağlıydı.