Kosovalılar ve Sırplar arasındaki nefretin közleri halen sıcakhttps://turkish.aawsat.com/home/article/3119861/kosoval%C4%B1lar-ve-s%C4%B1rplar-aras%C4%B1ndaki-nefretin-k%C3%B6zleri-halen-s%C4%B1cak
Kosovalılar ve Sırplar arasındaki nefretin közleri halen sıcak
1990'larda yaşananlar herkesi öfkeyle doldurdu ve kaosa sebep oldu.
Sırp katliamının kurbanları adına yapılan anıtın önünde dua eden Kosovalı bir Arnavut. (AFP)
İstanbul/Şarku’l Avsat
TT
TT
Kosovalılar ve Sırplar arasındaki nefretin közleri halen sıcak
Sırp katliamının kurbanları adına yapılan anıtın önünde dua eden Kosovalı bir Arnavut. (AFP)
Dragica Gasiç yiyecek almaya çalıştığı yerel bir mağazanın Arnavut sahibi tarafından engellendi. Suçu ise halen, on yıllardır devam eden çatışmanın izlerini taşıyan bu Kosova kasabasına dönen ilk ve tek Sırp olması.
Gasiç ve iki küçük oğlu, 20 yıldan fazla bir süre önce Sırp güçleri ile Arnavut bağımsızlık yanlısı savaşçılar arasındaki yaşanan kanlı çatışmanın ardından Kosova'dan kaçan on binlerce Sırp arasındaydı.
Silahlar sustuktan sonra, yaklaşık 13 bin Sırp yavaş yavaş bazı yerleşim bölgelerindeki atalarının evlerine dönüş yaptı. Ancak hiçbiri ülkenin güneybatısındaki Yakova'ya kasabasına geri dönmedi.
Sırbistan'da yaşarken temizlikçi olarak çalışan 59 yaşındaki Gasiç, haziran ayında artık eve gitme zamanının geldiğini anladı.
Geçmişte yaşananlar
Gasiç, bir karton kutuyu geçici bir masa olarak kullandığı eşyasız dairesinde AFP’ye verdiği röportajda şunları söyledi:
“Hayatım boyunca evimi ve Yakova'ya dönmeyi düşündüm ve hayal ettim. İki çocuğum burada dünyaya geldi ve hayatımın en güzel yıllarını burada yaşadım. Burada Arnavut komşularım ve meslektaşlarımla birlikte yaşamaktan mutluydum. Sonra savaş geldi ve her şey alt üst oldu.”
Yakova halen 1990'ların sonundaki savaşın bıraktığı yaralarını iyileştiriyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne göre 40 bin kişilik kasaba Sırp güçleri tarafından yok edildi ve Kosova'nın bütün büyük şehirleri arasında sivillere yönelik en şiddetli saldırılara tanık oldu.
Yerel halktan yaklaşık bin 500 kişi öldürüldü. Bu da Kosova'daki çatışmalar sırasında verilen toplam kurban sayısının yaklaşık yüzde 12'sini oluşturuyor. Kasabanın yaklaşık 200 sakini ise halen kayıp.
İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne göre bir evde yaşları 2 ile 73 arasında değişen 20 kişinin katledilmesi gibi vahşet sahneleri de yaşandı.
Hayatta kalanlar, köydeki Sırp topluluğunun üyelerinin katliamı gerçekleştiren Sırp güçlerine yardım ettiğini söylüyorlar.
Etnik olarak Arnavut çoğunluğa sahip olan Kosova, 2008 yılında Sırbistan'dan tek taraflı bağımsızlık ilan etti. Bu, Belgrad ve müttefikleri Çin ve Rusya tarafından tanınmadı. Yaklaşık 100 ülke ise Kosova'nın bağımsızlığını tanıdı.
Devam eden düşmanlık
Gasic, komşularının kendisine yönelik düşmanlığıyla karşı karşıya kaldığını, onu sokakta lanetlediklerini, balkonuna taş attıklarını ve acımasızca ön kapısına vurduklarını söyledi.
Yiyecekleri ve diyabet ilaçları, evine giren hırız tarafından çalındı. Şimdi evinde 24 saat koruma sağlayan polis, olayla ilgili bir şüpheliyi tutukladı.
AFP muhabirleri, olaya bakkalın sahibinin dükkana girmesine izin vermediği sırada tanık oldu. Dükkan sahibi, "Müşteriler senin yüzünden beni rahatsız ediyor" dedi.
Komşular da Gasic'in orada yaşamasını istemediklerini açıkça belirtiyorlar.
Banka güvenlik görevlisi olarak çalışan 46 yaşındaki Avni Ajdini, AFP'ye verdiği demeçte, "Geri dönen her Sırp suçludur. Çünkü her biri suç işledi” dedi.
Kocası ve dört oğlu Sırp güçleri tarafından öldürülen 68 yaşındaki Ferdonice Kerkezi "Onların da elleri kirli" ifadesini kullandı.
Kasaba halkı Gasiç'in İçişleri Bakanlığı için çalıştığını savunuyorlar. Ancak yerel polis karakolunda yalnızca temizlikçi olarak çalıştığını söyleyen Gasiç sözlerine şöyle devam etti:
"Kimseye zarar vermediğimi biliyorum. Beni neden görmek istemediklerini de anlıyorum. Ben Sırpım!... Savaş herkesi öfkelendirdi ve kaos yarattı.”
Yerel sivil toplum örgütleri, yetkililerden Gasiç'i kasabadan kovmalarını talep ediyorlar. 11 STK yaptıkları ortak açıklamada, "Yakova, sevdiklerimizin kalıntıları teslim edilene kadar Sırpların geri dönüşüne hazır değil" ifadesini kullandılar.
Kayıp kişilerin aileleri için kurulan yerel bir derneğin üyesi olan Nusrete Kumnova, yaraları halen taze olduğu için Sırpların geri dönmelerine izin verilmemesi gerektiğini savundu.
Bakışları halen kayıp olan oğlunun resmine kilitlenen Kumnova “Masum Sırp yoktur” dedi.
Sistematik zulüm
Yakova Belediye Başkanı Ardian Gienni ise yaklaşan belediye seçimleri öncesi tansiyonu düşürmeye çalışıyor.
Gienni, yerel basına verdiği demeçte, "Konuyu sonuna kadar siyasallaştırmaya gerek yok” dedi.
Belediye, 1997 yılından bu yana kira ödemeyen Gasiç'in tahliyesini talep eden bir dava açtı.
Belgrad ise yerel yetkililerin davranışlarını "sistematik zulüm" olarak nitelendirdi.
Kosova'da Gasiç'e desteğini dile getiren çok az sayıda isimden biri olan ünlü avukat Arianit Koci, Sırp güçlerinin Yakova'da işlediği canavarca suçlara kimsenin itirazı olmasa da Sırp kadının sınır dışı edilmemesi gerektiğini söyledi.
Koci, Facebook'ta Gasiç için "Kimse için bir tehdit değil" diye yazdı.
Kasabadan ayrılmaya niyeti olmadığını belirten Gasic "Sırbistan'a dönmeyeceğim. Bu ev benim, kimseden almadım. Evimdeyim. Her şeye katlanırım. Beni ancak ölü olarak geri götürebilirler” ifadesini kullandı.
ABD'nin İran havacılığına yaptırımları yarın yürürlüğe giriyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5321375-abdnin-i%CC%87ran-havac%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1na-yapt%C4%B1r%C4%B1mlar%C4%B1-yar%C4%B1n-y%C3%BCr%C3%BCrl%C3%BC%C4%9Fe-giriyor
ABD'nin İran havacılığına yaptırımları yarın yürürlüğe giriyor
İran havacılığına yönelik yaptırımlar 23 Eylül Çarşamba günü başlıyor (Mehr)
ABD'nin İran hava yolu şirketleri ile İran'a uçuş düzenleyen şirketlere yönelik öngördüğü yaptırım yarın (çarşamba) yürürlüğe giriyor.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Washington'ın İran havacılık sektörüne yönelik uyguladığı ikincil yaptırımlar nedeniyle İran'da faaliyet gösteren tüm hava yolu şirketlerinin önümüzdeki iki gün içinde faaliyetlerini durdurmasını beklediğini söyledi.
Bessent, Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile pazartesi günü gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından ABD merkezli CNBC'ye verdiği röportajda, İran hava yolu şirketlerinin 23 Eylül'den itibaren faaliyetlerini durduracağını söyledi.
Bessent, “Bir İran uçağı herhangi bir havalimanına indiğinde ona yakıt sağlayamaz, iniş hizmeti veremez veya bilet satamazsınız. Aksi takdirde dolar merkezli finans sisteminden dışlanırsınız” dedi.
Uçuşlar sürüyor
Şarku’l Avsat’ın İran Mehr Haber Ajansı'ndan aktardığı habere göre bugün (Salı) Iran Air şirketi, Türkiye, Azerbaycan ve Irak'taki sivil havacılık kurumlarından İstanbul, Bakü ve Necef seferlerinin durdurulması veya askıya alınmasına ilişkin şu ana kadar herhangi bir bildirim almadı.
Iran Air'in açıklamasına göre söz konusu destinasyonlara uçuş izinlerinde veya seferlerin gerçekleştirilme koşullarında herhangi bir değişiklik olması halinde bu durum, ilgili havacılık makamlarının karar almasının ardından şirkete resmi bildirim yoluyla iletilecek.
Açıklamada, mevcut koşullar dikkate alındığında ve herhangi bir resmi bildirim alınana kadar İran hava yolu şirketinin İstanbul, Bakü ve Necef hatlarındaki uçuş programının mevcut prosedürler doğrultusunda sürdürüleceği vurgulandı.
Iran Air ayrıca resmi bir bildirim alınması ve uçuş programında değişiklik yapılması halinde yolcuların şirketin resmi kanalları aracılığıyla bilgilendirileceğini belirtti.
Irak Parlamentosu Güvenlik ve Savunma Komisyonu üyesi Şirvan Doberdeni ise Iran International'a yaptığı açıklamada, Washington'ın Tahran üzerindeki ekonomik baskıyı artırmasının ardından Irak'ın İran'ın dolara erişimi için geriye kalan tek güzergâh haline geldiğini söyledi.
Yaptırımların arka planı
Bu gelişme, ABD Hazine Bakanlığı'nın 8 Eylül'de aldığı ve 27 İran hava yolu şirketine yaptırım uygulanmasını öngören kararın ardından yaşandı. Bakanlık söz konusu adımı ekonomik izolasyon operasyonu olarak nitelendirdiği baskı politikasının bir parçası olarak açıkladı.
Listede Iran Air Tour, Iran Aseman, Qeshm Air, Kish Air ve Sepehran gibi büyük şirketler de yer aldı. Şirketler İran hükümetine ve askeri faaliyetlere destek vermekle, aralarında silah, personel ve yasa dışı sevkiyatların taşınmasının da bulunduğu faaliyetlere katılmakla suçlandı.
Buna paralel olarak Bakanlık, İran hava sahası üzerinden bazı uçuşlara izin veren üç havacılık yetkisini de askıya aldı. Söz konusu izinler, ABD dışındaki hava yolu şirketlerinin ABD menşeli ticari uçakları İran'a yapılan seferlerde kullanmasına da olanak sağlıyordu. Bakanlık, hava güvenliğine ilişkin başvuruların ise her vaka özelinde değerlendirileceğini belirtti.
Bakanlık ayrıca listede yer alan İran hava yolu şirketlerine uçak taşımacılığı, kargo hizmetleri ve satış acentesi desteği de dahil olmak üzere hizmet sağlayan yabancı şirketlerin de ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.
Bölgesel yansımalar
Sahada kararın etkileri kısa sürede görülmeye başladı. İran medyasında yer alan haberlere göre Irak hükümeti, 23 Eylül'den itibaren İran'la tüm hava yolu seferlerini durdurma ve İranlı hava yolu şirketlerine yer hizmeti sunmayı kesme kararı aldı. Kaynaklar, bu adımın ABD yaptırımlarına uyma ve ikincil yaptırımlara maruz kalma endişesinden kaynaklandığını belirtti.
Türkiye ve Gürcistan da İranlı hava yolu şirketlerine yönelik hizmetlerini durdurarak benzer adımlar attı.
Pekin'le koordinasyon
Bessent, Tahran'ın en önemli ekonomik ortağı olan Çin'in yeni kısıtlamalara uymasını sağlamak amacıyla Pekin'le yoğun görüşmeler yürütüldüğünü açıkladı.
Çinli yetkililerin İran'a yönelik ekonomik baskı sürecine büyük ölçüde dahil olduğunu belirten Bessent, Washington'ın Çin Merkez Bankası Başkanı Pan Gongsheng'in de aralarında bulunduğu Çinli mali yetkililerle İran'a yönelik ABD yaptırımlarına uyulması konusunda olumlu görüşmeler yürüttüğünü söyledi.
Bu gelişmeler, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında Washington'da yapılması beklenen zirveden iki gün önce yaşanıyor. İran'a yönelik yaptırımlar, ticari anlaşmazlığın yanı sıra zirvenin gündemindeki başlıklardan birini oluşturuyor.
İran'ın havacılık sektörü, uzun yıllardır uygulanan ve ülkenin yeni uçak ve yedek parça satın almasını engelleyen yaptırımlar nedeniyle zaten ciddi ölçüde yıpranmış durumda. Yeni yaptırım paketi, ülkenin hava filosundan geriye kalan kapasitenin de büyük ölçüde devre dışı kalması riskini beraberinde getiriyor.
Trump: İran'la anlaşma ya da onu cehenneme gönderme seçeneğini değerlendiriyorumhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5321367-trump-i%CC%87ranla-anla%C5%9Fma-ya-da-onu-cehenneme-g%C3%B6nderme-se%C3%A7ene%C4%9Fini-de%C4%9Ferlendiriyorum
ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül 2026'da New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
Trump: İran'la anlaşma ya da onu cehenneme gönderme seçeneğini değerlendiriyorum
ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül 2026'da New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, bugün (salı) Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada İran'la anlaşmaya varmak ile İran'ı cehenneme göndermek arasında bir seçim yapmayı değerlendirdiğini söyledi. Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre Trump, Tahran'la anlaşmaya varma ihtimalini de gündeminde tutuyor.
ABD Başkanı, Tahran'la anlaşma ihtimalinin kasım ayındaki ara seçimlerden sonra güçlenebileceğini ifade etti.
Trump, bugün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmaya ABD ekonomisinin gücüne övgüde bulunarak başladı. Katılımcılara hitaben, “Size gururla şunu söyleyebilirim: Amerika geri döndü ve ülkemiz bugün her zamankinden daha güçlü” ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül 2026'da New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AFP)
Rusya ve Ukrayna arasında savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya yakın gelecekte varılabileceğini belirten Trump, “Rusya ve Ukrayna liderleriyle yakın bir şekilde çalışıyoruz ve bu işi tamamlayacağız. Bunun insanların düşündüğünden daha hızlı gerçekleşeceğine inanıyorum. Bu durumdan bıktılar” dedi.
UCM'den çekilme çağrısı
ABD Başkanı, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) üye ülkelere mahkemeden çekilme çağrısında bulundu. Trump, UCM'yi kontrolden çıkmış bir kurum» ve «kötü niyetli bir grup insan olarak nitelendirdi.
Washington'ın ABD ordusu mensuplarının ABD karşıtı olarak nitelendirdiği bir kurum tarafından yürütülen dayanaksız davalara tabi tutulmasına izin vermeyeceğini belirten Trump, “Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin tüm üye ülkelerini bu başına buyruk kurumdan derhal resmen çekilmeye çağırıyorum” dedi.
Küba'daki komünist rejim düşecek
Trump konuşmasında ABD ablukası altındaki Küba'ya da değinerek ülkenin düşeceğini söyledi ve yönetiminin komünist yönetim altındaki adada köklü bir değişim görmek istediğini belirtti.
ABD Başkanı, “Küba'daki komünist rejim, şimdiye kadar karşılaştığı en güçlü baskıyla karşı karşıya... Düşecek” dedi. “Özgürlük Küba'ya ulaşacak” ifadesini kullanan Trump, Washington'ın Havana ile müzakereler yürüttüğünü de belirtti.
ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül 2026'da New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (Reuters)
Trump, geçen yıl Birleşmiş Milletler'deki konuşmasında çatışmacı üslubuyla gündeme gelmiş ve aralarında iklim politikaları ile kitlesel göçün de bulunduğu çeşitli konular nedeniyle başka ülkelerin cehenneme gittiğini söylemişti.
Trump'ın konuşması, Orta Doğu'da istikrarsızlığın sürdüğü ve yaklaşık beşinci yılına yaklaşan Ukrayna savaşının devam ettiği bir dönemde yoğun diplomatik temasların yaşandığı sırada gerçekleşti. Trump, savaşları sona erdirmek amacıyla defalarca arabuluculuk girişiminde bulunmuştu.
ABD Başkanı'nın konuşmasının ardından ikili görüşmeler veya grup toplantıları kapsamında en az 11 dünya lideriyle bir araya gelmesi planlanıyor.
Trump'ın planlanan görüşmeleri
Trump'ın bugün ilerleyen saatlerde İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Venezuela'nın geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen ve Körfez ülkeleri Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Umman, Kuveyt ve Katar'ın temsilcileriyle görüşmesi bekleniyor.
ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül 2026'da New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşurken (AFP)
Trump'ın akşam saatlerinde düzenlenecek liderler resepsiyonunda da çok sayıda liderle kısa görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor. Trump, pazartesi günü Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşmüştü. Bugünkü programına yeni görüşmelerin eklenmesi de muhtemel.
Çok sayıdaki lider görüşmesi, Trump'ın ikinci başkanlık döneminde dış politikaya verdiği önemi yansıtıyor. Trump bu dönemde çeşitli savaşlara müdahil olurken uzun süredir devam eden ittifakları sorguladı, müttefiklerini işgal etmekle tehdit etti ve 10'dan fazla çatışmada arabuluculuk girişiminde bulundu. Bu girişimler farklı düzeylerde sonuç verdi.
Ancak ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşın etkileri özellikle geniş kapsamlı oldu. Savaş küresel akaryakıt fiyatlarının yükselmesine, Trump'ın kamuoyu desteğinin gerilemesine ve kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimlerinde yarışacak Cumhuriyetçiler açısından zorluklara yol açtı.
Reuters-Ipsos tarafından pazartesi günü yayımlanan bir ankete göre Trump'ın görev onayı yüzde 32'ye gerileyerek şimdiye kadarki en düşük seviyeye düştü. Ankette Cumhuriyetçiler arasındaki memnuniyetsizliğin, Trump'ın hayat pahalılığıyla mücadele yöntemine yönelik tepkilerden kaynaklandığı belirtildi.
Müttefikleri ve siyasi rakipleri ayrıca Trump'ın Venezuela'nın geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez ile gerçekleştireceği ilk görüşmeyi de yakından izleyecek. Rodriguez, ABD güçlerinin ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu yakalayarak uyuşturucu kaçakçılığı suçlamalarıyla yargılanmak üzere New York'a götürdüğü operasyonun ardından Trump yönetiminin desteğiyle iktidara geldi.
ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül 2026'da New York'ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda konuşmasının ardından BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'i işaret ederken (AP)
Trump'ın müttefikleri, ABD'nin Venezuela'nın petrol sektörünü Amerikan yatırımlarına açmak için Rodriguez yönetimiyle birlikte çalıştığını söylüyor. Ancak Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler, Trump yönetiminin Güney Amerika ülkesinde yeni seçimlerin yapılması için yeterli baskıyı uygulamadığını savunuyor.
Trump, Danimarka ve Grönland liderleriyle gerçekleştireceği görüşmede, adadaki ABD askeri varlığını güçlendirmeyi ve jeopolitik rakiplerin varlığını sınırlandırmayı amaçlayan bir anlaşma imzalayacak.
Danimarka ve Grönland yetkilileri, anlaşmanın Trump'ın daha önce Grönland'ı güç kullanarak ele geçirme ihtimaline işaret eden açıklamalarına son vermesini umuyor.
Moskova ve Pyongyang ilişkilerdeki soğumayı nasıl aştı?https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5321264-moskova-ve-pyongyang-ili%C5%9Fkilerdeki-so%C4%9Fumay%C4%B1-nas%C4%B1l-a%C5%9Ft%C4%B1
Moskova ve Pyongyang ilişkilerdeki soğumayı nasıl aştı?
Fotoğraf: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un, Pyongyang'da düzenlenen bir resepsiyonda, 19 Haziran 2024 (AFP)
Anton Mardasov
7 Eylül'de Rusya ve Kuzey Kore, iki ülke tarihinde ilk kez komşular arasında düzenli bir kara bağlantı hattı sunacak köprünün açılışını yaptılar. Tumen Nehri üzerinde inşa edilen köprü, Rusya'nın Primorsky Krayı’ndaki Khasan kasabasını Kuzey Kore'nin Tumangan kasabasına bağlıyor.
1950'lerde nehir üzerinde zaman zaman geçici ahşap köprüler inşa edildi, ancak 1959'dan beri iki ülke arasındaki tek bağlantı hattı bir demiryolu köprüsü olan Dostluk Köprüsü oldu. Köprü, Japonya'ya karşı savaşta yer alan ve Kuzey Kore'nin “Emek Kahramanı” onur unvanına layık görülen Kızıl Ordu teğmeni Yakov Novichenko'nun adını taşıyor.
Novichenko, Kuzey Kore'de özel bir yere sahip. 1946'da Cumhuriyetin kurucusu Kim Il-Sung’u bir suikast girişiminden kurtarmış ve bu arada ağır yaralanarak bir kolunu kaybetmişti. Bir halk mitingi sırasında, Kim Il-Sung'un oturduğu platforma atılan el bombasının üzerine atlayarak, patlamaya karşı kendi bedenini siper etmişti.
Yeni köprü, Kuzey Kore'ye Avrasya ulaşım ağına karadan erişim imkânı sağlıyor. Açılışının Rusya ve Kuzey Kore arasında yük trafiğinde hemen ve önemli bir artışa neden olması beklenmese de yeni rota, ulaşım rotalarının ve lojistiğin kademeli olarak çeşitlendirilmesinin önünü açıyor.
Tumen Nehri üzerine bir kara köprüsü inşa edilmesiyle ilgili istişareler, 1990'lardan beri devam ediyordu ve nihai karar, Vladimir Putin'in 2024'teki Kuzey Kore ziyaretinde alındı. Aynı ziyaret sırasında, iki taraf ciddi tartışmalara neden olan kapsamlı bir stratejik ortaklık anlaşması imzaladı. Anlaşmanın gizli maddelerinden biri, Kuzey Kore özel kuvvetlerinin Rusya'nın Kursk bölgesinde Ukrayna güçlerine karşı savaşa katılmasını içeriyordu.
Anlaşmadan sonraki gerçeklik
2020'lerin başlarına kadar ikili ilişkiler ciddi zorluklarla karşılaştı ve genellikle sınırlı siyasi ve ekonomik içeriğe sahip yüzeysel dostane temaslarla sınırlı kaldı. Rusya, Batı ülkeleriyle birlikte, nükleer silah geliştirme ile ilgili olanlar da dahil olmak üzere Kuzey Kore'yi kınayan kararları destekledi.
Pyongyang'da bu, Sovyet döneminde geçerli olan ilişki modelinden Rusya'nın geri çekilmesi olarak görüldü. Pyongyang'ın 2014'te Kırım'ı Rusya'nın bir parçası olarak tanıması gibi önemli sembolik adımlar bile pratik kazanımlar sağlamadı.
Askeri iş birliğinin genişletilmesinin temelleri 2022 yılında şekillenmeye başladı. Rusya'nın Batı ile ilişkilerinin bozulması ve ABD, Güney Kore ve Japonya'nın askeri iş birliğini güçlendirme çabalarının yoğunlaşmasıyla birlikte, Rus liderliği Batı güvenlik kavramlarının artık geçerli olmadığı sonucuna vardı ve Kuzey Kore'ye karşı daha bağımsız bir politika izlemeye yöneldi.
Bu değişim, Rusya'nın füze denemelerinin ardından Kuzey Kore'ye yönelik yaptırımları sıkılaştırmayı amaçlayan ABD tarafından hazırlanan kararlara karşı veto hakkını kullanması, Pyongyang’a yönelik yaptırımları denetleyen BM Uzmanlar Paneli'nin görev süresinin uzatılmasını engellemesi, ayrıca Kore Yarımadası ile ilgili konularda Rusya'nın resmi söylemindeki değişiklikle açıkça görüldü.
Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması, önceki ilişkilerin doğasını temelden değiştirdi. Anlaşmanın imzalanmasından bu yana Rusya, Kuzey Kore için Çin'in yanı sıra fiilen kalıcı ve öncelikli bir ortak haline geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un, Pyongyang'da iş birliği anlaşmasını imzaladıktan sonra, 19 Haziran 2024 (AFP)
Yeni anlaşmanın metni, Rusya'nın İran ile imzaladığı anlaşmadan açıkça farklı olduğunu ortaya koyuyor. Zira anlaşmaya göre, Rusya veya Kuzey Kore'ye yönelik bir saldırı durumunda, iki tarafın karşılıklı askeri yardım sağlamak için pratik önlemleri koordine etmeleri gerekiyor. Buna karşılık Rusya-İran anlaşması, yalnızca iki taraftan birine saldıran bir devlete askeri veya başka bir yardım sağlamama konusunda “esnek” bir taahhüt öngörüyor.
Rus bir diplomatik kaynak, Rusya ile Kuzey Kore arasındaki anlaşmanın kesin olarak tanımlanmış bir askeri-siyasi karaktere sahip olduğunu, İran ile yapılan anlaşmanın ise savunma yönünün otomatik olarak çatışmaya dahil olmayı gerektirmediği derin ve çok yönlü bir ortaklığa dayandığını söyledi.
Diplomat şunu da belirtti: “Kuzey Kore ile yapılan anlaşma askeri-siyasi bir bloğa ve doğrudan teknoloji ve kaynak alışverişine yönelirken, Rusya-İran anlaşması öncelikle ekonomik bir temele dayanıyor.”
Buna rağmen Rusya ve Kuzey Kore, ilişkilerini askeri ittifak olarak tanımlamaktan kaçınıyor. Keza antlaşmanın 4. Maddesi uyarınca tam yardım sağlanması, ancak resmi bir savaş ilanı üzerine zorunlu hale geliyor.
Kuzey Kore askerlerinin Kursk bölgesine gönderilmesi kararı, Pyongyang için özellikle anlamlı bir adımdı; zira bu türden son Kuzey Kore müdahalesi, ABD'ye karşı Vietnam Savaşı sırasında gerçekleşmişti.
Rusya'ya gelince, Kuzey Koreliler, yarımadanın kuzey kısmını Japonlardan kurtaranın Kızıl Ordu olduğunu ve Sovyetler Birliği ile Çin Halk Cumhuriyeti'nin daha sonra ABD ve müttefiklerine karşı Kore Savaşı sırasında Kuzey Kore'ye destek verdiğini hatırlıyorlar.
Kuzey Kore, Rusya'ya çeşitli askeri imkanlarla destek vermeye devam ediyor. Top mermileri ve itici barutların yanı sıra kendisine KN-23 füzeleri de temin ediyor. Medya tarafından aktarılan Güney Kore istihbarat tahminlerine göre, Pyongyang Temmuz 2025'e kadar Rusya'ya yaklaşık 12 milyon mermi sevk etti; bu da Rus topçularının cephelerde kullandığı mühimmatın önemli bir bölümünü oluşturuyor.
Rusya ve Kuzey Kore arasındaki ticaret, yeni lojistik yolların kurulmasıyla yeniden eski canlılığına kavuşmaya başladı
Yine yayımlanan haberlere göre Rusya, Ağustos 2025 ile Şubat 2026 arasında Kuzey Kore'den yaklaşık 60 bin ton patlayıcı madde ithal etti. Bu tedarikler, Moskova'nın mühimmat stoklarını yenilemesine, Rus fabrikaları üzerindeki ciddi baskının gölgesinde madencilik sektörüne patlayıcı madde tedarik etmesine imkan tanıdı.
Rus kuvvetleri ayrıca, Sovyet dönemi topçu namlularında yaşanan eksikliği telafi etmek için Kuzey Kore'den tedarik edilen, alışılmadık kalibreli topçu sistemlerini kullanıyor.
Newsweek'in aktardığı, Güney Koreli bir araştırma merkezi olan Kore Savunma Analizleri Enstitüsü'nün (KIDA) tahminlerine göre Kuzey Kore, Rusya'ya mühimmat tedarik ederek, binlerce asker göndererek ve teknik destek sağlayarak 20 milyar dolardan fazla gelir elde etti. Bunun karşılığında, enstitünün verileri, Pyongyang'ın askeri yeteneklerini güçlendiren gelişmiş teknolojiler ve silahlar edindiğini gösteriyor.
Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'na pratik bir içerik kazandırarak Rusya, Güney Kore'ye Ukrayna'ya silah tedarikini hoş karşılamayacağına dair açık bir sinyal de göndermiş oldu. Medyada yer alan haberler, Güney Kore'nin 2023 yılında Kiev'e yüz binlerce 155 mm'lik top mermisi gönderdiğini ve o dönemde Ukrayna'nın en büyük top mühimmatı tedarikçisi olduğunu ifade etmişti.
Kuzey Kore ile Rusya'yı birbirine bağlayan ve Kuzey Kore'nin Rason şehri ile Rusya'nın Khasan şehri arasındaki Tumen Nehri üzerinde yapılan ilk kara köprüsünün açılış töreninden, 7 Eylül 2026 (Reuters)
Görünen o ki Rusya'nın mesajı Seul'de karşılıksız kalmadı. Ağustos 2026'da Güney Kore'nin Yonhap Haber Ajansı, Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına atıfta bulunarak, Güney Kore'nin hâlâ Ukrayna'ya silah tedarik etmekten kaçındığını bildirdi.
Ukrayna'daki savaş, Moskova ve Pyongyang arasındaki yakınlaşmanın tek nedeni olarak görülemez. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre Kuzey Kore ile iş birliğinin derinleştirilmesi, Rusya açısından diğer stratejik çıkarlara da hizmet ediyor. Rusya’nın Asya ülkeleriyle bağlarını güçlendirmesi ve ekonomik ve siyasi girişimlerinin giderek artan bir bölümünü Batı'dan Doğu'ya yönlendirmesiyle birlikte, Pyongyang ile ortaklığı daha da önem kazanıyor.
Çin, uzun zamandır Rusya'nın Asyalı ortakları ağında baskın konumda bulunuyor ve bu da doğuya yönelme stratejisini daha dengesiz hale getirdi.
Buna ilave olarak, Pekin'in nüfuz alanı olarak gördüğü bölgeye girmekten Rusya’nın kaçınması, Kuzey Kore ile geniş çaplı askeri iş birliğini yeniden başlatma konusunda da uzun süre bir engel teşkil etti. Rusya'nın Asya meseleleri konusunda önde gelen askeri uzmanlarından Vasily Kashin, Rusya-Çin anlaşmaları ve nüfuz alanlarının paylaşılması sonucunda Rusya ile Kuzey Kore arasında askeri bir ittifakın mümkün hale geldiğini düşünüyor.
Kashin, “Çin'in hâlâ kaybedeceği bir şeyler var. Aynı düzeyde yaptırım baskısı altında değil ve Güney Kore ve Japonya ile aktif diplomasisi devam ediyor. Rusya ise Seul ile bazı temaslarını sürdürürken, Kuzey Kore ile ortaklık kurmada kendisine daha fazla özgür olma imkânı tanıyabilir” dedi.
Askeri iş birliğinin hakimiyeti altında
Rusya ve Kuzey Kore arasındaki ticaret, yeni lojistik rotaların kurulmasıyla birlikte bir ivme kazanmaya başladı. Ancak Pyongyang ile ticaretin, ülkenin komünist ekonomik modeli içindeki ödeme mekanizmaları ve ticari iletişimle bağlantılı kendine özgü özellikleri bulunuyor.
Rusya ve Kuzey Kore'nin bu ortaklıktan elde edecekleri kazanımları en üst düzeye çıkarmaya çalışacakları açıktır. İki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir sayfa açılıyor olabilir
Bu nedenle, Rusya-Kuzey Kore ilişkilerinde büyük bir ekonomik atılım olasılığı düşük. Zira iki ekonomi yalnızca kısmen birbirine entegre. Uzman Andrei Lankov'un belirttiği gibi, Kuzey Kore'nin küresel pazarlarda rekabet avantajına sahip olduğu mallar Kremlin'in ilgisini çekmiyor.
Sibirya'daki dev doğal kaynak zenginliği sebebiyle Rusya'nın Kuzey Kore kömürü veya ham maddelerinin alıcısı olması pek olası değil. Ayrıca, Çin pazarındaki başarısına rağmen, deniz ürünleri Rus tüketicilerin ilgisini pek çekmiyor.
Öte yandan, Kuzey Koreli şirketler, Rus tedarikçilerinin ürünleri için beklediği fiyatları ödeme kapasitesine sahip değil. Ama Pyongyang hükümeti, savunma sanayilerinin ihtiyaç duydukları başta olmak üzere, temel mallar için kesinlikle fon ayırabilir. Ancak, Kuzey Kore’nin döviz ile büyük ölçekte Rus ürünleri alımları yapması beklentisi gerçekçi olmaktan uzaktır.
7 Eylül 2026'daki açılış töreninde, Kuzey Kore kamyonları Tumen Nehri üzerinde Rusya ve Kuzey Kore arasındaki yeni kara köprüsünden geçerken Rus bayrakları rüzgârda dalgalanıyor (AFP)
Rusya'nın Kuzey Kore'ye ana ihracatı, un, şeker ve ayçiçek yağı da dahil olmak üzere gıda maddeleri ve ham maddelerden oluşuyor.
Bununla birlikte, iki ülkenin ekonomilerinin birbirini tamamladığı belirli alanlar da var. Bu alanlardan en öne çıkanlarından biri, işgücü sıkıntısı çeken Rus bölgelerinde Kuzey Kore vatandaşlarının geçici olarak istihdam edilmesidir; bu, ikili ekonomik iş birliğinin en hızlı büyüyen alanlarından biridir.
İki ülke arasındaki ilişkiler yalnızca çıkarları ve niyetleriyle belirlenmediği, aynı zamanda bir dizi dış faktörden de etkilendiği için bu yeni ittifakın uzun vadede kalıcı olup olmayacağı henüz belli değil.
Ancak, Rusya ve Kuzey Kore'nin bu ortaklıktan elde edecekleri kazanımları en üst düzeye çıkarmaya çalışacakları açıktır. İki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir sayfa açılıyor olabilir ve bu, Moskova ve Pyongyang'ın konumlarını güçlendirebilir, bölgedeki güç dengesinin yeniden şekillenmesine katkıda bulunabilir.
*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir."
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة