İran’ın yeni Cumhurbaşkanı ABD’nin dikkatini yeniden Ortadoğu'ya çeker mi?

Tahran, Reisi döneminde daha agresif ve Washington ile çatışmaya eğilimli olacak

Reisi, içerideki bir takım sorunlarla başa çıkmak için nükleer anlaşmada diplomatik başarı sağlanmasına ihtiyaç duysa da Ruhani'nin aksine Washington'ın ideolojik olarak İran İslam Cumhuriyeti’ni yok etmeye kararlı olduğunu düşünüyor (Reuters)
Reisi, içerideki bir takım sorunlarla başa çıkmak için nükleer anlaşmada diplomatik başarı sağlanmasına ihtiyaç duysa da Ruhani'nin aksine Washington'ın ideolojik olarak İran İslam Cumhuriyeti’ni yok etmeye kararlı olduğunu düşünüyor (Reuters)
TT

İran’ın yeni Cumhurbaşkanı ABD’nin dikkatini yeniden Ortadoğu'ya çeker mi?

Reisi, içerideki bir takım sorunlarla başa çıkmak için nükleer anlaşmada diplomatik başarı sağlanmasına ihtiyaç duysa da Ruhani'nin aksine Washington'ın ideolojik olarak İran İslam Cumhuriyeti’ni yok etmeye kararlı olduğunu düşünüyor (Reuters)
Reisi, içerideki bir takım sorunlarla başa çıkmak için nükleer anlaşmada diplomatik başarı sağlanmasına ihtiyaç duysa da Ruhani'nin aksine Washington'ın ideolojik olarak İran İslam Cumhuriyeti’ni yok etmeye kararlı olduğunu düşünüyor (Reuters)

Tarık eş-Şami
ABD’de İran’ın dini liderinin yerine geçmesi beklenen yeni Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin yanı sıra İran Şura Meclisi ve Yargı Erki’ndeki diğer muhafazakar isimlerin sakinleşeceklerine ve içerideki bir takım meseleleri çözmek için nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmak amacıyla ABD ile anlaşmaya ihtiyaçları olacağına dair tahminler dile getirilirken Umman Körfezi'nde birkaç gemiyi hedef alan son saldırılar, İsrail'in kuzeyinin bombalanması ve Washington'ın Irak'taki çıkarlarına yönelik önceki saldırılar, Tahran'daki muhafazakar akımın, ABD’nin bölgede gerileyen bir güç haline geldiği inancıyla, ülkeyi daha saldırgan bir çizgiye doğru ittiğini gösteriyor. Bu da ABD Başkanı Joe Biden'ın selefleri gibi Ortadoğu'nun stratejik önemini, tıpkı şimdi yapmaya çalıştığı gibi azaltamayacağı anlamına geliyor. Peki, Biden yönetimi böyle bir senaryoyla nasıl başa çıkacak?
Tansiyonu yükselten politikalar
İran'ın muhafazakar çizgideki yeni Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, 5 Ağustos Perşembe günü Şura Meclisi’nde yemin etmeden önce bile, İran İslam Cumhuriyeti, Ortadoğu'daki çeşitli cephelerde açıkça bir gerginlik yaratma politikası izliyordu. Tahran, yerine getirilmesi imkansız taleplerde bulunarak Viyana’daki nükleer anlaşma müzakerelerinden çekildi. İranlılar, Basra Körfezi ve Umman Körfezi'nde ABD’ye ait hedeflere ve İsrail'e ait bir şirket tarafından işletilen bir petrol tankerine insansız hava aracıyla (SİHA) saldırılar düzenlediler. Başka gemilerde de korsanlık eylemlerine karıştıklarına dair şüpheler söz konusu. Bu davranış, Washington'daki bazı çevrelerce, İran'daki muhafazakarlar arasında ABD’nin dikkatini Çin ile rekabete ve artık stratejik odak noktası olan Hint-Pasifik bölgesine yönlendirdiğinden herhangi bir çatışmaya girmek istemediği Ortadoğu’da gerileyen bir güç haline geldiğine dair bir inancın körüklediği düşmanlık duygusundan kaynaklandığı şeklinde yorumlanıyor. Tüm bunlar, ABD Başkanı Joe Biden'ın, geçtiğimiz ay Irak-Suriye sınırında İran destekli milislere karşı ikinci hava saldırılarının başlatılması emrini vermesine rağmen Irak ve Afganistan'daki gerilimi durdurmak istediğini belirttiği gerçeğine dayanıyor. Biden ayrıca Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi'ye, ABD güçlerinin Irak güvenlik güçlerine eğitim, danışmanlık ve istihbarat sağlama gibi savaş dışı rollerini sürdüreceklerini, ancak muharip güçlerinin yıl sonuna kadar Irak'tan çekileceğini söyledi.
İran daha da saldırganlaşacak
Ancak Foreign Policy dergisine göre Biden’ın ABD’nin Ortadoğu'daki müdahalesini azaltma çabaları, ABD diplomasisindeki eski bir ironiyi hatırlatıyor. Çünkü onlarca yıldır ABD’nin neredeyse tüm yönetimleri, Ortadoğu'daki büyük ölçekli askeri operasyonlarda çıkmaza girmekten kaçınmaya ve başka yerlerden gelebilecek tehditlere odaklanmaya çalıştı. Buna karşın İran’da muhafazakarların seçimlerdeki zaferi ve Şura Meclisi, Yargı Erki ve hükümetin tüm eklemleri üzerindeki kontrolü, ülkeyi daha da saldırgan hale getirebilir.
ABD’nin eski Ortadoğu müzakerecisi Dennis Ross’un dediği gibi, eğer İranlılar ABD'yi görmezden gelmiyorlarsa Washington da onları görmezden gelmemelidir. Çünkü ABD’nin oynaması gereken rolü dayatmasındansa bu rolü şekillendirmesi daha iyidir.
Biden yönetimi, eski Başkan Donald Trump döneminde bölgede İran'la mücadele ABD tarafından başlatılan bir seferberliğin parçası olarak bir dizi Körfez ülkesinden Patriot füze bataryaları ve savaş uçaklarının yanı sıra yüzlerce askeri geri çekmesine rağmen, Biden’ın ekibinin ne düşündüğünü bilen diplomatlar, ABD yönetiminin, bölgedeki müttefiklerine, Washington'ın bölgeyle ilgilenmeye devam edeceği ve gerektiğinde İran'a sert bir şekilde yanıt vereceği konusunda güvence verdiğini söylüyorlar.
Karşı karşıya gelme ihtimalleri
Washington'daki çok sayıda Ortadoğu uzmanı, İran’ın dini lideri (Rehber) Ali Hamaney'in nükleer anlaşmaya dönerek ABD yaptırımlarından kurtulmak istemesinden ziyade rejimin bekasını koruyacağı ve İran rejiminin istikrarını sağlamanın en iyi yolunun ABD'ye karşı düşmanca bir politika izlemek olduğuna inandığı konusunda hemfikirler. Zira İran Şahı’nı deviren devrimin başladığı 1979 yılından beri rejimin bekası için en sağlam ideolojik sebep buydu.
Hamaney, kendisiyle aynı görüşe sahip olan İbrahim Reisi'yi cumhurbaşkanlığı için yarışmaya ikna ettikten sonra, rejimin artık ılımlılık rolü yapma ihtiyacı da kalmayacak. Çünkü Hamaney Batı'nın zaten İran'dan uzaklaştığını görüyor. Bunun için Reisi'nin cumhurbaşkanlığı da Hamaney için Batı ile İran arasındaki düşmanlık mirasını ve İran sınırları dışındaki vekalet savaşlarını güçlendirmenin yanı sıra içeride güç kullanarak ve muhalefeti ezerek devrimci yolda kalmak için kullanacağı bir araç olacaktır.
İsrail ile İran arasında büyük bir savaş çıkma ihtimali, en azından şu an için düşük olsa da vekiller aracılığıyla birçok cephede doğrudan veya dolaylı olarak ciddi çatışmaların çıkma ihtimali daha da artacaktır. Bu da, Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nı (KOEP) olarak bilinen 2015 yılında İran ile dünya güçleri arasında imzalanan nükleer anlaşmanın canlandırılmasını daha da zorlaştırabilir.
Yeni bir dönem
İran'daki yeni gelişmelerin rejim tarihinde yeni bir dönem başlatmaya gebe olduğuna şüphe yok. Yeni Cumhurbaşkanı için önceliklerinden biri, Hamaney’in hükümetin idari kurumları üzerindeki kontrolünü daha da artırmak ve Hamaney'in ardından dini lider olması beklentisiyle birlikte muhtemel bir geçiş aşamasının önünü açmak olacaktır. Bu arada da son otuz yılda İran siyasetinde yer alan birçok lider ve hareket ortadan kaybolacaktır. Muhafazakar yönetim şimdi İran siyasetini ve toplumunu, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) ülke ekonomisi üzerindeki kontrolünü genişletecek, siyasi özgürlükleri daraltacak, halk tabanında İran milliyetçiliğini yayacak ve yaptıklarını Şii ve ABD karşıtı ideolojilere dayandıracak şekilde yeniden şekillendirme fırsatı yakalamış durumda.
İran'daki yenilikler onun dünyayla, özellikle de ABD ile olan ilişkisini yeniden şekillendirebilir. Yeni hükümet, DMO’nun desteğiyle ve muhalefetin ezilmesinden sonra sivil itaatsizlik ve içeriden sabotajda bulunulması korkusunun ortadan kalkmasıyla, ABD'den bekasına karşı olduğunu düşündüğü tehditlerle yüzleşmekten çekinmeyecektir. Yeni Cumhurbaşkanı Reisi, her ne kadar ülkede günden güne ağırlaşan ekonomik krizleri hafifletmek için nükleer anlaşmaya geri dönmeyi kabul etse de, yeni dış politika ekibi, önceki cumhurbaşkanlarının Batı ile yakınlaşma arzularını görmezden gelecek, bunun yerine birçok analizde de belirtildiği üzere rejim, Çin ve Rusya ile Ortadoğu odaklı stratejik ittifaklar kurmaya çalışacaktır. Aynı zamanda komşularıyla da ikili güvenlik ve ticaret anlaşmaları imzalamaya çalışması beklenen İran’ın Irak, Lübnan, Suriye, Yemen ve diğer ülkelerdeki vekil ağlarını güçlendirme çabalarını iki katına çıkaracağı tahmin ediliyor.
ABD’nin Teksas eyaletindeki A&M Üniversitesi Bush Devlet ve Kamu Hizmeti Okulu’nda uluslararası ilişkiler profesörü olan Muhammed Ayetullah Taber gibi bazı gözlemciler, ABD-İran ilişkilerinin acil güvenlik endişeleri etrafında döneceğini düşünüyorlar. Ayrıca aynı gözlemcilere göre iki taraf arasında daha kapsamlı bir yakınlaşma olmasına yönelik çekici vaat, Tahran’da verimli bir zemin bulamayacak. Çünkü iki ülke arasında büyük bir pazarlık yapılması ihtimali ortadan kalkmış olabilir.
Seleflerinin tam tersi
İran'ın önceki cumhurbaşkanları güvenli ve emniyetli bir İran şekillendirmenin en iyi yolunun ülkeyi küresel ekonominin bir parçası yapmak olduğuna inanmalarına rağmen bunun tam tersinin düşünen Reisi, seleflerinin Batı ile başarısız olan yakınlaşma arzularını tersine çevirmeye çalışacaktır. Yalnızca tartışmasız bölgesel nüfuza sahip güçlü bir İran'ın dış güçleri caydırabileceğine ve ekonomik refah elde edebileceğine inanan Reisi’nin bu yüzden ABD’nin baskısına karşı DMO’nun askeri yeteneklerini geliştirmesi bekleniyor. Bu da DMO’nun yurtdışı kolu Kudüs Gücü'nün Irak, Lübnan, Yemen ve ötesindeki vekil ağlarını güçlendirmesi anlamına geliyor.
Reisi, belki de içerideki bir takım meselelerle başa çıkmak için nükleer anlaşmada diplomatik başarıya ihtiyaç duyuyor olabilir. Ancak eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin aksine Reisi’ye göre ABD, ideolojik olarak İran İslam Cumhuriyeti'ni yok etmeye kararlı. Reisi, Washington'ın herhangi bir anlaşmayı, Trump'ın yaptığı gibi ya açıkça ya da kurnazca veya Obama yönetiminin İran'a yönelik mali yaptırımları olması gerektiği gibi kaldırmayarak geri almaya çalışacağını düşünüyor.
Çatışmaya giden yol
Yeni bir nükleer anlaşmanın imzalanması, Ortadoğu’daki sıcak havayı daha da ısıtabilir. Tahran, bu anlaşmanın ABD’ye bölgesel nüfuzunu sürdürmesini sağlayacak mutlak bir özgürlük vereceğinden korkarken Tahran'ın düşmanları, Washington'ın İran'a vekillerinin gücünü ve füze programını geliştirmek için daha fazla kaynak sağlamasından çekiniyor.
Mevcut güvenlik ikileminin, iki ülkenin Irak'ta ABD güçleri ve İran yanlısı milislerin ara sıra çatıştığı düşük seviyeli, fakat sürekli bir çatışmaya zaten bulaşmış olduklarından İran ve ABD arasındaki gerginliğin artması için olgunlaştığı açıkça görülüyor.
Reisi, bölgedeki gerilimi azaltmak için bölgesel güçlerle görüşülebileceği olasılığı üzerinde ısrar etse de, İran'ın muhafazakar çizgide yükselen yeni liderliği, kendisini daha iyi bir konumda görüyor. Ordusuna güveniyor ve uzun zamandır çatışmalarda nasıl başarılı olacağını ve müttefiklerinin sayısını nasıl artıracağını iyi biliyor. Bu nedenle İran ve ABD, bir çatışmaya doğru yol alıyor.



Donald Trump'ı onaylamayanların oranı yüzde 60'a çıktı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Donald Trump'ı onaylamayanların oranı yüzde 60'a çıktı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Amerikalıların 10'da 6'sı artık Başkan Donald Trump'ın yaptığı işi onaylamıyor. Bu oran, şiddete başvuran destekçilerinden oluşan grubun 6 Ocak 2021'de ABD Kongre Binası'na saldırmasından bu yana en düşük seviye.

12 - 17 Şubat'ta yapılan yeni Washington Post/Ipsos anketine göre, kayıtlı seçmenlerin yüzde 58'i ve genel olarak Amerikalıların yüzde 60'ı Trump'ın başkanlık performansının kötü olduğunu düşünüyor. Amerikalıların yaklaşık yüzde 50'si ise görev performansını "kesinlikle" onaylamıyor.

Başkan, ülke çapında kitlesel sınır dışı etme kampanyası ve sürekli yüksek tüketici fiyatları nedeniyle, en önemli iki konusu olan göç ve ekonomide kan kaybetmeye devam ediyor.

Trump'ın Amerikalıları enflasyon baskılarının ya hiç olmadığı ya da hızla azaldığı konusunda ikna etme çabaları şimdiye kadar sonuç vermedi. Ankete göre Amerikalıların yaklaşık yüzde 65'i başkanın fiyatları düşürmede kötü bir iş çıkardığını söylüyor.

Ayrıca çok sayıda Amerikalı, Trump'ın küresel gümrük vergilerine de karşı çıkıyor. Son ankete göre, Amerikalıların yüzde 64'ü bu stratejiye karşı çıktı; bu oran, göreve başlamasından bu yana neredeyse hiç değişmedi. Cuma günü Yüksek Mahkeme, Trump'ın gümrük vergisi gündeminin büyük bölümünün yasadışı olduğuna karar verdi.

Anketteki en yüksek onaylamama oranlarından biri (yüzde 58), Trump'ın göçmenlik konusundaki tutumuna yönelikti. Yönetimi, geniş çaplı sınır dışı etme tutuklamaları yapmak için bazı Amerikan şehirlerine ICE ajanlarını gönderdi. Minneapolis'te bu durum, protestocularla şiddetli çatışmalara ve bu kış ICE ajanları tarafından iki Amerikalı, Alex Pretti ve Renee Good'un öldürülmesine yol açtı.

Trump'ın bu konuda daha kötü bir onaylanmama oranıyla karşılaştığı tek zaman, Post/Ipsos anketinde, ABD'ye küçük yaşta getirilen göçmenleri sınır dışı edilmekten koruyan DACA programını (Çocukluk Çağında Gelenler İçin Ertelenmiş Eylem) iptal etmesinden günler sonra, Eylül 2017'ydi.

Başkan, ABD'nin yabancı müttefikleriyle ilişkilerini sürdürme yeteneği konusunda düşük notlar aldı. Kanada'yla ticaret anlaşmazlıkları, Grönland konusunda NATO'yla yaşanan çekişmeler ve İran'a yönelik olası bir askeri saldırı nedeniyle onaylanmama oranı yüzde 62'ye ulaştı.

bghyju
Donald Trump'ın göçmenlik konusundaki onay oranları, 2017'de DACA'yı iptal etmesinden bu yana en düşük seviyede (AFP)

Cumhuriyetçiler, ağır kayıpların yaşanma ihtimallerinin giderek arttığı ara seçim dönemine doğru bocalayarak ilerliyor. Bunun sebepleri arasında Senato tablosunun bir anda kendileri için olumsuz hale gelmesi ve çekişmeli seçim bölgelerinde Demokratların açık ara önde olmasının Cumhuriyetçi üyeleri terletmesi var. Emeklilik dalgası da Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi'ndeki çoğunluğunu düşük tek haneli rakamlara indirirken, Senato'daki çoğunluğu koruma çabalarını da zorlaştırıyor.

Post/Ipsos anketi, Trump'ın ekonomiyle ilgili rakamlarının son aylarda biraz toparlandığını gösterse de genel beğenilmeme oranının Cumhuriyetçi Parti için sorun olmaya devam ettiğini ve gelecek aylarda iyileşme olmazsa kasımdaki seçimlerdeki parti sonuçlarını kolayca aşağı çekebileceğine işaret ediyor.

Post/Ipsos anketinden elde edilen veriler, 12 - 17 Şubat'ta ​​2 bin 589 ABD'li yetişkinden oluşan bir örneklemden toplandı ve hata payı +/- yüzde 2. Kayıtlı seçmen örnekleminde ise 2 bin 87 seçmenin yanıtı yer alıyor ve ve hata payı +/- yüzde 2,2.

Independent Türkçe


Mar-a-Lago'ya silahla girmeye çalışan şüpheli hakkında tüm bilinenler

Kuzey Karolina'dan 21 yaşındaki bir adam, 22 Şubat'ta Trump'ın Florida'daki Mar-a-Lago yerleşkesinin arazisine girmeye çalışırken Gizli Servis tarafından vurularak öldürüldü (AP)
Kuzey Karolina'dan 21 yaşındaki bir adam, 22 Şubat'ta Trump'ın Florida'daki Mar-a-Lago yerleşkesinin arazisine girmeye çalışırken Gizli Servis tarafından vurularak öldürüldü (AP)
TT

Mar-a-Lago'ya silahla girmeye çalışan şüpheli hakkında tüm bilinenler

Kuzey Karolina'dan 21 yaşındaki bir adam, 22 Şubat'ta Trump'ın Florida'daki Mar-a-Lago yerleşkesinin arazisine girmeye çalışırken Gizli Servis tarafından vurularak öldürüldü (AP)
Kuzey Karolina'dan 21 yaşındaki bir adam, 22 Şubat'ta Trump'ın Florida'daki Mar-a-Lago yerleşkesinin arazisine girmeye çalışırken Gizli Servis tarafından vurularak öldürüldü (AP)

21 yaşındaki Austin Tucker Martin'in, Mar-a-Lago'nun kuzey kapısının hemen ardında, saat 01.30 civarında, iki Gizli Servis ajanı ve bir Palm Beach County şerif yardımcısıyla karşılaştığında, elinde bir av tüfeği ve bir gaz tüpü olduğu iddia edildi. Başkan ve eşi o sırada Washington DC'deydi.

Palm Beach County Şerifi Ric Bradshaw pazar günü gazetecilere yaptığı açıklamada, memurların Martin'e teçhizatını bırakmasını emrettiğini söyledi. Martin daha sonra gaz tüpünü indirdi ancak "av tüfeğini ateş etmeye hazır konuma kaldırdı".

Şerif, "O anda, şerif yardımcısı ve iki Gizli Servis ajanı silahlarını ateşledi" dedi.

Aile üyeleri, hafta sonu Martin'in kaybolduğunu bildirmişti ve haber karşısında şaşkına döndüler.

İşte silahlı saldırgan olduğu iddia edilen Martin hakkında bildiklerimiz:

"Karıncayı bile incitmezdi"
Martin'i tanıyanlar, haneye tecavüz ve silahlı saldırıyı öğrenince şoke oldu.

Kuzeni Braeden Fields, Associated Press'e, "İyi bir çocuktu" diye konuştu.

Böyle bir şey yapacağına inanmazdım. Akıl almaz bir şey.

Fields, "Karıncayı bile incitmezdi" diye ekledi.

Silah kullanmayı bile bilmiyor.

Fields, Martin'in ailesini "tutkulu Trump destekçileri" diye tanımladı ve 21 yaşındaki gencin "çok sessiz, hiçbir şeyden bahsetmeyen biri" olduğunu söyledi. Fields, Martin'in yerel bir golf sahasında çalıştığını da ekledi.

cdfgt
Polis, Martin'in Trump'ın Mar-a-Lago malikanesinin sınırını ihlal ederken bir av tüfeği taşıdığını söylüyor (Palm Beach County Şerif Bürosu)

The News & Observer'ın ulaştığı belgelere göre, Cameron'daki Union Pines Lisesi'nden 2023'te mezun olan Martin, seçmen kayıtlarında herhangi bir partiye kayıtlı görünmüyordu.

Geçen yıl Martin, golf sahalarının el yapımı çizimlerini yapan bir iş kurdu.

Girişimin internet sitesinde, "Fresh Sky Illustrations, esas olarak golf sahası sahnelerini çizerek ve çeşitli golf sahası hediyelik eşya dükkanlarında el yapımı eserlerin çerçeveli kopyalarını sunarak, bir yandan da kişisel siparişleri yerine getirerek golf sahasında olmanın umut dolu hissini hayata geçirmeye odaklanan bir sanat şirketidir" diye yazıyor.

Kuzey Karolina'nın Sanford kentindeki Quail Ridge Golf Sahası'nın baş golf profesyoneli Brandon Huneycutt, The News & Observer'a birkaç yıl önce Martin'le kısaca tanıştığını, golf arabası kullanmasına ve sahanın bazı bölümlerini görmesine izin verdiğini söyledi.

Huneycutt, "Sanırım onların fotoğraflarını çekti ve eve gidip resimleri gerçekten de elle çizdi" dedi.

Son derece iyi çalışmalardı.

dfvgbh
Martin''in kuzeni Braeden Fields, 21 yaşındaki gencin "iyi bir çocuk" ve silahlı saldırı haberinin "akıl almaz" olduğunu söyledi (AP)

Mar-a-Lago yakınlarında bulunan bir arabanın Martin'in gümüş renkli Volkswagen'i olduğu düşünülüyor. Polis, arabada Martin'in av tüfeğini taşıdığı anlaşılan bir kutu buldu.

Gizli Servis Sözcüsü Anthony Guglielmi'ye göre, dedektifler Martin'in silahı Florida'ya doğru güneye giderken aldığına inanıyor.

Soruşturmayı FBI yürütüyor.

Trump ve Mar-a-Lago yakınlarında bir dizi tehdit
Trump ve mülkleri, 2024 seçim kampanyası sezonundan bu yana bir dizi güvenlik tehdidiyle karşı karşıya kaldı.

Temmuz 2024'te Pensilvanya'da düzenlenen bir miting sırasında, daha sonra öldürülen bir silahlı saldırganın kurşunu Cumhuriyetçi adayı sıyırmıştı.

Federal savcılara göre, 59 yaşındaki Ryan Wesley Routh, aynı yılın sonlarında Mar-a-Lago yakınlarında Trump'ı öldürmeye teşebbüs etmiş ve Trump Uluslararası Golf Kulübü'nü çevreleyen bir çitin üzerinden tüfek doğrultmuştu.

Bu ay Routh, federal hapishanede ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Mahkeme belgelerine göre Routh, mahkumiyetine ve cezasına itiraz başvurusunda bulundu.

Independent Türkçe


Londra polisi eski bakan Peter Mandelson’ı Epstein soruşturması kapsamında gözaltına aldı

Eski Birleşik Krallık Ekonomi Bakanı Peter Mandelson (AFP)
Eski Birleşik Krallık Ekonomi Bakanı Peter Mandelson (AFP)
TT

Londra polisi eski bakan Peter Mandelson’ı Epstein soruşturması kapsamında gözaltına aldı

Eski Birleşik Krallık Ekonomi Bakanı Peter Mandelson (AFP)
Eski Birleşik Krallık Ekonomi Bakanı Peter Mandelson (AFP)

İngiliz polisi, İngiltere'nin eski Ekonomi Bakanı ve Washington  Büyükelçisi  Peter Mandelson'ı, cinsel suçlu Jeffrey Epstein'la bağlantılı olarak yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına aldı.

Mandelson'ın, bakanlık döneminde Epstein'a bilgi aktardığı iddiasıyla soruşturulduğu, incelemeler çerçevesinde Wiltshire ve Camden'daki iki mülkünde arama yapıldığı bildirildi.

Polis sözcüsü, "Görevi kötüye kullanma şüphesiyle 72 yaşındaki bir erkek gözaltına alınmıştır. Şüpheli, 23 Şubat Pazartesi günü Camden'daki bir adreste yakalanmış, Londra'daki bir polis merkezine götürülerek ifadesi alınmaktadır. Soruşturma kapsamında Wiltshire ve Camden'daki iki adreste arama kararı uygulanmıştır" açıklamasını yaptı.

Yetkililer, soruşturmanın sürdüğünü ve ayrıntıların kamuoyuyla daha sonra paylaşılacağını belirtti.

Mandelson'ın büyükelçi olarak atanması ve Epstein'la ilişkilerine dair iddialar, İngiltere Başbakanı Keir Starmer üzerindeki siyasi baskıyı da artırmıştı.

BBC ve Sky News, 72 yaşındaki Mandelson’ın Londra’nın merkezindeki evinden sivil kıyafetli bir erkek ve bir kadın eşliğinde çıkarılarak sivil bir araca bindirildiğini gösteren görüntüler yayımladı.

Bir dönem İşçi Partisi’nin önde gelen isimlerinden olan Mandelson’ın gözaltına alınması, Perşembe günü eski Prens Prens Andrew’ın Epstein davası kapsamında şüpheli sıfatıyla gözaltına alınmasından dört gün sonra gerçekleşti.

Eskiden York Dükü unvanını taşıyan Andrew’un, 2001–2011 yılları arasında Birleşik Krallık’ın uluslararası ticaret özel temsilcisi olarak görev yaptığı dönemde Epstein’a gizli nitelik taşıyabilecek bilgiler sızdırdığı şüphesi bulunuyor. Andrew, Perşembe akşamı birkaç saatlik gözaltının ardından “soruşturma kapsamında” serbest bırakıldı.

Londra polisi, 3 Şubat’ta Mandelson hakkında soruşturma başlatıldığını duyurmuştu. ABD Adalet Bakanlığı’nın Ocak ayı sonunda yayımladığı Epstein dosyalarındaki belgelerde, Mandelson’ın özellikle 2008–2010 yılları arasında Gordon Brown hükümetinde bakanlık yaptığı dönemde, piyasaları etkileyebilecek borsa bilgilerini Epstein’a sızdırmış olabileceğine işaret edildiği belirtilmişti.

Polis, üç gün sonra Mandelson’a ait iki konutta arama yapıldığını açıkladı. Bunlardan biri Londra’nın Camden semtinde, diğeri ise İngiltere’nin güneybatısındaki Wiltshire’da bulunuyor.

Bu gelişmeler, İşçi Partili Başbakan Keir Starmer hükümetini zayıflattı. Hükümet, 2024 yılı sonunda Mandelson’ı Washington’a büyükelçi olarak atamakla eleştiriliyor. Eleştiriler, eski bakan ve Avrupa Komiseri olan Mandelson’ın, cinsel suçlardan mahkûmiyetine rağmen Epstein ile yakın ilişkisini sürdürdüğünün bilindiği iddialarına dayanıyor.

Starmer, Mandelson’ı Aralık 2024’te, Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşü öncesinde bu hassas göreve atamıştı. Ancak Epstein ile ilişkisine dair ayrıntıların yer aldığı belgelerin yayımlanmasının ardından Eylül 2025’te görevden aldı.

Starmer, Jeffrey Epstein’ın mağdurlarından özür dilerken, özel kalem müdürü ve basın sorumlusu istifa etti.

Hükümet, Mandelson’ın atanması ve görevden alınmasına ilişkin tüm belgelerin yayımlanacağını taahhüt etti. Bir hükümet yetkilisinin Pazartesi günü verdiği bilgiye göre, ilk belge paketi Mart ayı başında kamuoyuna açıklanacak.