İsrail-Lübnan gerilimi: Tel Aviv dünyanın dikkatini İsrail ve uluslararası toplumun İran'la olan çatışmasından başka yöne çekmek istemiyor

Lübnan-İsrail sınırında bir UNIFIL devriyesi (AFP)
Lübnan-İsrail sınırında bir UNIFIL devriyesi (AFP)
TT

İsrail-Lübnan gerilimi: Tel Aviv dünyanın dikkatini İsrail ve uluslararası toplumun İran'la olan çatışmasından başka yöne çekmek istemiyor

Lübnan-İsrail sınırında bir UNIFIL devriyesi (AFP)
Lübnan-İsrail sınırında bir UNIFIL devriyesi (AFP)

İsrail ordusunun Lübnan sınırında güçlerini yüksek teyakkuzda tuttuğu ve siyasi liderliğin tırmanış konusundaki kararını beklediği bir dönemde, Tel Aviv'deki siyasi ve askeri yetkililer İran uygulamalarını ve Hizbullah'ın eylemlerini ABD Başkanı Joe Biden ve İsrail Başbakanı Naftali Bennet’in yeteneklerinin bir testi olarak gördüler.
İsrail Başbakanı Naftali Bennett, dün (Pazar) İsrail hükümetinin olağan oturumunda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: "Lübnan'dan İsrail kasabalarına ve Celile bölgesine yönelik ateş açılmasını ve füze saldırılarını hiçbir şekilde kabul etmeyeceğiz. Füzelerin ateşlenmesinden tamamen Lübnan hükümeti sorumludur. Filistinli bir örgütün ya da bağımsız milislerin ateş açması bizi ilgilendirmez, İsrail Devleti kendi topraklarında ateş açılmasını kabul etmeyecektir. Lübnan tarafında bir uyanış var. Birçok vatandaş Hizbullah ve İran'ın ülkeye müdahalesine karşı çıkıyor. Ülkedeki ciddi ekonomik ve siyasi krizin ışığında, İran ve Hizbullah Lübnan halkını İsrail ile çatışmaya sürüklemeye çalışıyor.”
Şarku'l Avsat, dün yayınlanan sayısında, “Lübnan cephesinde gerilimi tırmandırmaktan vazgeçmesi ve önümüzdeki ay başlaması beklenen İran nükleer programıyla ilgili Viyana müzakereleri öncesinde Hizbullah ile çatışma kurallarını değiştirmemesi” için Washington'un Bennett'e baskı uyguladığını kaydetti. Washington, Tahran'ın müzakerelerden kaçmak ve geri çekilmek için bir bahane elde etmemesi amacıyla bu adımı attı. 
Washington’un bu adımı aynı zamanda, İsrail ordusunun, mevcut güvenlik durumu ışığında, üst üste üçüncü gün Lübnan sınır şeridi boyunca alarm durumunu yükseltmeye devam ettiğini duyurduğu bir zamanda geldi. İsrail resmi televizyonu Kan 11’in dün aktardığına göre Tel Aviv'deki üst düzey bir güvenlik kaynağı şu açıklamalarda bulundu: “Yeni savaş günlerine yakınız. Lübnan'daki durum endişe verici, sınırda bir cephenin açıldığı artık anlaşılıyor. İsrail'in tansiyonu yükseltmeye niyeti yok ama Lübnan'dan ateş açılmasına izin vermeyecek ve tüm senaryolara hazır.”
Maarib gazetesine konuşan eski bir üst düzey askeri istihbarat yetkilisi, “İran ve bölge ülkelerindeki milisleriyle bölgesel savaş fiilen başladı. Tartışma şu anda bu savaşın ne zaman, nasıl ve hangi kapsamda başladığı hakkında yapılıyor” dedi. Bu arada siyasi yetkililer Yediot Aharonot gazetesine yaptıkları açıklamada, “İsrail'in Hizbullah'a karşı caydırıcılığı etkilenmedi. Ancak doğru savaş için doğru zaman seçilmelidir. Kabadayılığını kırmak için Hizbullah'a karşı "akıllı ve zorunlu bir saldırı" yapılmalı.” ifadelerini kullandılar.
İsrail'deki askeri uzmanlar, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın açıklamalarına uygun yanıtı seçmede "İsrail'in kafa karışıklığı" olduğunu ileri sürdü. Nasrallah son açıklamasında güçlerinin geçen Cuma günü Güney Lübnan'da Şeba Çiftlikleri'ndeki açık alanlara 19 roket güdümlü el bombası atmasıyla övünmüştü. Nasrallah’ın bu açıklaması Güney Lübnan'dan İsrail’e 3 roket atılmasından iki gün sonra gelmişti. Roketlerin ikisi Kiryat Shmona kenti yakınlarına düştü. Sonrasında İsrail’in üç parti şeklinde top atışları ve hava saldırısıyla karşılık vermesi üzerine güney Lübnan'daki çeşitli yerlerde altyapı zarar görmüştü. İsrail ayrıca Hizbullah’ın gönderdiği sınırlı sayıda füzelere karşılık olarak 2014'ten bu yana ilk kez Lübnan'a hava saldırısı düzenledi. Tel Aviv'deki tahminlere göre bu füzeler son olmayacak. İsrailli bir yetkili, “Savaş günlerine ulaşabileceğimizin bilincinde olarak, ne zaman daha güçlü yanıt vereceğimizi seçmek zorunda kalacağız. Ancak kamuoyunun şu anda istediği son şey savaştır” diye konuştu.
İsrail’de, Hizbullah' vurmak için uygun zaman olup olmadığı konusunda kafa karışıklığı yaşanıyor. Tel Aviv dünyanın dikkatini İsrail ve uluslararası toplumun İran'la olan çatışmasından başka yöne çekmek istemiyor. İsrailli siyasi bir yetkili, "İran'ın güçlü bir şekilde kınanmasına yönelik İsrail çağrısının BM Güvenlik Konseyi görüşmelerinde ele alınmasını beklemeliyiz. İran'a çok odaklandık” dedi. İsrail Milli Güvenlik Konseyi'nin eski başkanı emekli tümgeneral Giora Eiland, Başbakan Bennett'in Washington'a yapacağı ziyarette özellikle Lübnan meselesine odaklanacağını açıkladı. Eiland, Yediot Aharonot gazetesinde, dün yayınlanan bir makalesinde şu ifadeleri kullandı: “İran dosyası ve İsrail-Filistin çatışması gibi İsrailliler ve Amerikalıların tam olarak anlaşmaya ulaşması muhtemel olmayan farklılıklar var. Ama sadece Lübnan dosyasında uzlaşı sağlanabilir, evet. Buna odaklanmakta fayda var. İsrail'in ikilemi üç alternatiften birini seçme ihtiyacıdır: Birincisi, Lübnan devletini kendi içinde çökertmek; bu eninde sonunda Hizbullah’ı zayıflatacak. İkincisi, Lübnan topraklarına yönelik agresif bir şekilde karşılık vermek için Hizbullah'ın roket güdümlü füzeler fırlatmasının bahane edilmesi; bu da Lübnan vatandaşlarının Hizbullah'a öfkelenmesine neden olur. Lübnan içinden Batı'ya yönelik yapılan acil ekonomik yardım çağrılarına katılmak gerek. Ancak bu yardım Batılı ülkelerin, Fransa’nın ve ABD’nin yalnızca finansal reformlar yoluyla değil, aynı zamanda Hizbullah'ın askeri yeteneklerini de azaltarak yardım etmesi şeklinde gerçekleşmelidir. Bu da tüm Hizbullah üslerinin İsrail sınırlarından kaldırılması veya füze isabet projesinin iptal edilmesine ilişkin 1701 sayılı BM Kararı'nın uygulanmasıyla olur.”
Eiland, "Üçüncü olasılık en doğru ve en az tehlikeli olanıdır. Üç madde uygularsak başarılı olabiliriz: Birincisi, medya ile siyasi adım atmak arasındaki ayrımı yapmaktır. Medya, bizim haklı olduğumuza ve düşmanlarımızın kötüler olduğuna ikna etmeye yönelik bir adımdır ve etkisi asgari düzeydedir. Siyasi adım atmak, üçüncü bir tarafın devreye girmesini gerektirir. O da ABD yönetimidir. ABD yönetimi, bize olduğu kadar kendisine de hizmet eden bir girişimde bulunabilir. Bu bağlamda Hizbullah'ın terör örgütü olarak tanınması gerektiğini açıklamaya devam etmek aptallıktır ama tam tersi bir durum doğrudur. Hizbullah'ın Lübnan'daki yönetimin resmi bir parçası olduğu mesajı güçlendirilmelidir. Hizbullah’ın yaptıklarının sonuçlarına tüm Lübnan katlanacak” dedi.
Bennett, Washington'un İsrail'e verdiği desteği ve İran konusundaki tutumunu övdü. İsrail Başbakanı, Arap Denizi'nde İsrail gemisine yapılan saldırıyla ilgili G7 ülkelerinin saldırıyı kınayan ve bu saldırının sorumlusu olarak İran'ı işaret eden açıklamasını memnuniyetle karşıladığını dile getirdi. Bennett açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Şimdi sınama sadece sözlerle değil, eylemlerle de yapılıyor. İran'da İbrahim Reisi yeni cumhurbaşkanı olarak göreve getirildi ve İran rejiminin kullandığı kavramlara göre çok kötü ve aşırılık yanlısı bir figür olarak kabul ediliyor. Ortadoğu'nun tüm bölgelerinde denizde, havada ve karada saldırgan İran uygulamalarının tırmandığını gözlemliyoruz. Tahran, bölgenin istikrarını ve uluslararası barışı tehdit eden bir unsur olarak ağırlığını artırmıştır. Dünya bunu kabul etmemeli. Böyle pervasızca hareket etmeye devam etmenin uygun olmadığını ve bedel ödemeden ve yaptıklarının sonuçlarına katlanmadan kurtulmanın mümkün olmayacağını İranlıların anlaması için her şey yapılmalı.”



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.