Lübnan: Cumhurbaşkanı Avn, Mikati hükümetinin üyelerinin yarısını istiyor

Avn, 26 Temmuz’da istişareleri sırasında Mikati’yi kabul etti (NNA)
Avn, 26 Temmuz’da istişareleri sırasında Mikati’yi kabul etti (NNA)
TT

Lübnan: Cumhurbaşkanı Avn, Mikati hükümetinin üyelerinin yarısını istiyor

Avn, 26 Temmuz’da istişareleri sırasında Mikati’yi kabul etti (NNA)
Avn, 26 Temmuz’da istişareleri sırasında Mikati’yi kabul etti (NNA)

Siyasi kaynaklar, hükümeti kurmakla görevli yetkili Necib Mikati’nin, hükümet müzakerelerinin son oturumunda Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ın hükümet üyelerinin yarısını, yani Ermeni Taşnak Partisi’ne bağlı 2 bakan ve Milletvekili Talal Arslan da dahil olmak üzere 24 bakandan 12’sini talep ederek önceki oturumda verdiği sözü bozma niyetinde olmasına şaşırdığını açıkladı. Bu durum, Mikati’nin Avn’a bu konuda bir ön vizyon sunmasından sonra, bakanlık pozisyonlarının mezhepler arasında dağılımı görüşmelerini dondurmaya itti. Bakanların isimlerinin pozisyonlara dağıtılması aşamasına geçişe hazırlık olarak Avn’ın, söz konusu vizyona cevap vermesi bekleniyordu.
Siyasi kaynaklar, Mikati’nin hükümet üyelerinin yarısını kendisine vermeyi kabul etmedikçe, devam etme olasılığının olmadığını belirttikten sonra Avn’ın hükümet sürecini kendi şartlarına göre tekrar başa döndürdüğünü dile getirdi. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, Paris’in hükümet istişarelerinde yeter sayıyı sağlamak için müdahale etmek zorunda kaldığını belirtirken, hükümetin kurulmasını engelleyen nedenlerin devam etmesinin, Özgür Yurtsever Hareket Başkanı Milletvekili Cibran Basil başta olmak üzere, Avn’a bağlı siyasi ekibi hedef alan geri dönüşü olmayan bir tavır takınmaya zorlayacağına dair uyardı.
Fransa’nın Beyrut Büyükelçisi Anne Grillo’nun Lübnan’da bulunmaması dolayısıyla Paris’in, hükümet istişarelerinde hâkim olan atmosfere doğrudan ayak uydurduğuna dikkat çekildi. Kaynaklar, Basil’in bir sonraki hükümette yer almayacağını belirtmesine ve bu nedenle hükümete güvenoyu vermeyi reddetmesine rağmen Paris’in müdahalesinin, siyasi ekibinin kışkırtmasıyla Avn’ı hükümeti kontrol etmeye ittiğini söyledi.
Aynı kaynaklar, Avn’ın Mikati ile gerçekleştirdiği her istişarenin bitiminden hemen sonra Avn’ın Basil’e ve siyasi ekibindeki diğer kişilere danıştığı yönündeki bilgiler dolayısıyla Paris’in Basil’in iddialarıyla ciddi şekilde ilgilenmediğini vurguladı. Mikati’nin, yedinci tur müzakereleri düzenleme tarihini belirlemeyi Avn’a bıraktığını söyleyen kaynaklar, bu müzakerelerde hükümeti kurmakla görevli yetkilinin pozisyonların mezheplere dağılımına ilişkin yaptığı öneri hususunda Avn’ın görüşünü dinleme amacı taşıması gerektiğini dile getirdi.
Avn, kaynakları aracılığıyla ‘altıncı yani son turun, bakanlıkların mezhepsel dağılımı üzerinde anlaşmaya varmak için daha fazla istişare gerektiren ilerlemenin sağlanmasıyla sona erdiğini’ öne sürmeye çalışıyor. Ancak kendisine bağlı siyasi ekip tarafından dağıtılan olumlu yönde sızdırılan bilgilerin durumun gerçeğini yansıtmadığı ve hükümet üyelerinin yarısının verilmesi konusundaki ısrarı nedeniyle Avn’a karşı olumsuz tepkileri yok etmeyi amaçladığı kısa sürede anlaşıldı.
Bu bağlamda kaynaklar, Avn’ın, tavrında ısrar ettiğini ve Mikati’ye ‘hükümeti kurma şartlarını kabul etmedikçe Cumhurbaşkanlığı Genel Müdürü Antoine Şukayr’ın kendisine gönderilmeyeceği’ bilgisi verdiğini vurguladı. Kaynaklar, istişarelerin askıya alınmasından ve mezhepsel gerilim seviyesinin yükselmesinden Avn ve siyasi ekibin sorumlu olduğunu dile getirdi.
Avn’ın Paris’in baskısı altında Mikati ile iletişim kanallarına geri dönmek zorunda kaldığı ve Basil’i, kendisiyle görüşmek üzere Mikati’nin yanına gönderme talebine yanıt verdiği bildirildi.
Aynı kaynaklara göre Basil, artık hükümeti alacağı kararlara ortak olacak şekilde kurmayı hedeflemeye başladı. Aynı şekilde Avn, sadece hükümetin yarısını kontrol etmek için değil, ona yol açmak için hiç tereddüt etmeden damadının bakış açısını boş bir şekilde benimsiyor.
Avn, tavrını değiştirmezse, tüm siyasi ağırlığını Basil’in seçim hırslarına hizmet etmek için kullanmak isteyen biri gibi olacak. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre ancak siyasi ekibindeki bazı kişiler, şu an şartlarının en üst limitini düşürmeye çalışıyor. Kaynaklar, Mikati ile yaptığı son görüşmede devam etmeyecek öfke halinin bir yansıması olarak ileri gittiğini ve kendisini hedef alan kampanyalara yanıt verdiğini söyledi. Ancak ekibin, Avn’ın Mikati hükümetine yüklemek istediği ağırlığı hafifletmeye başvurması, hükümet oluşumunun koşulsuz olarak kolaylaştırılacağı anlamına gelmiyor.
Öte yandan Avn, Mikati’den Sosyal İşler Bakanlığını isteyerek, kendisini, bu görevden istifa etmeden önce Saad Hariri’nin Cumhurbaşkanı ile istişarelerinde geçirdiği süre boyunca tarafsız davranan İlerici Sosyalist Partisi Başkanı Velid Canbolad ile problemin içine soktu.
Bu bağlamda Canbolad’ı tarafsız hale getirmeyi başardığını söyleyerek övünen Avn, bu bahsi hızlıca tepe taklak etti. Zira Avn, Basil’in açgözlülüğünü ve seçim hesaplarını hoşnut kılmak için hizmet pozisyonlarına hâkim olmak istiyor.
Basil ise Avn adına kendisini, stratejik müttefiki Hizbullah ile bir soruna soktu.
Basil’in Hizbullah’a yönelik şikâyetleri, açıkça Hizbullah’ın, birinci müttefiki Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri’nin tarafını gereğinden fazla tutmasına atfediliyor.
Avn’ın Basil adına Berri ile ilişkisi, hükümetin mali ve ekonomik dosyasını ilgili bakanlarla iş birliği içinde elinde bulundurması nedeniyle Mikati’ye bir mesaj gönderme ısrarının yanı sıra Avn’ın Maliye Bakanlığı’nın Merkez Bankası İşlemler Direktörü Yusuf Halil’e devredilmesini reddetmesi sonrasında daha da kötüleşiyor.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Berri, Halil’i Maliye Bakanlığı’ndan uzaklaştırmak istemesi halinde Avn’ı gözlemleyecek ve Hristiyan bakanları seçme konusunda söz sahibi olmak için ısrar edecek.
Geriye şu soru kalıyor; Paris, Basil ve Avn’ın siyasi ekibinin tavrını yumuşatmak için yaptığı baskılar ışığında, Mikati ve sebebi Avn olan uçurumu kapatmayı başarabilecek ve böylece hükümet müzakerelerinin yeniden başlaması için uygun koşulları oluşturabilecek mi?
Avn’ın hükümet üyelerinin yarısına yönelik talebinin arkasındaki ‘öfke patlamasının’ üstesinden gelmesi beklenirken, Paris’in ifadesiyle ‘bu şartlarda Taif’i ters yüz edeceği ve hükümetin oluşumu ile ilgili anayasa metinlerini ihlal edeceği için’ top şu an kendi sahasında. Avn, istişareleri başa döndürürken, ülkeyi de daha fazla çöküşe sürüklüyor. Bu çerçevede siyasi boşluk, durumun efendisi olmaya devam ediyor.



Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.


Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.


Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
TT

Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)

Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki “Kardeşler Savaşı” sırasında bölünmelerinin üzerinden 30 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra, Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesi yönetimi dün, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı. Bu adımın, güvenlik ve siyasi açıdan bölünmüş Kürt cephesinin birliğine katkı sağlaması bekleniyor.

Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreni, bölge başkanı ve aynı zamanda Peşmerge güçlerinin başkomutanı olan Neçirvan Barzani’nin gözetiminde Erbil’de düzenlendi. Törene Başbakan Mesrur Barzani de katıldı. Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Ofisi Direktörü Abdülemir eş-Şemri de törende hazır bulundu.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, güçlerin Peşmerge Bakanlığı çatısı altında birleştirilmesinin tamamlanmasını memnuniyetle karşıladığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Peşmerge saflarındaki bölünmenin kökeni, güçlerin iki ayrı yapıya ayrıldığı 1990’ların ortalarına dayanıyor. Bu yapılardan biri Kürdistan Demokratik Partisi’ne, diğeri ise Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne bağlıydı.