Mafya, hala örgütlenmiş gizli aileler mi?

Tüm alanlarda faaliyet göstermeye başlayan mafya artık sadece belirli bir aile tarafından yönetilen ve kalıtım yoluyla aktarılan özel kanunları olan örgütlü bir çete değildir

Mafya, kendisi, liderleri, kuralları ve çalışma şekli hakkında yüzlerce filmin yapılmasından sonra meşhur oldu (AFP)
Mafya, kendisi, liderleri, kuralları ve çalışma şekli hakkında yüzlerce filmin yapılmasından sonra meşhur oldu (AFP)
TT

Mafya, hala örgütlenmiş gizli aileler mi?

Mafya, kendisi, liderleri, kuralları ve çalışma şekli hakkında yüzlerce filmin yapılmasından sonra meşhur oldu (AFP)
Mafya, kendisi, liderleri, kuralları ve çalışma şekli hakkında yüzlerce filmin yapılmasından sonra meşhur oldu (AFP)

Fidel Spiti
Dünyadaki herkesin ‘mafya’ kelimesini bildiğini söyleyebiliriz. Orta Çağ'ın sonlarında Sicilya'da ortaya çıkan ‘mafya’ ifadesi, bugün kökeninden farklı bir anlam kazanmış durumda. Başta, kendilerini Sicilya adasını yabancı işgalcilere karşı korumaya adamış gizli gruplar olarak ortaya çıkan mafya, daha sonra topraklarını haydutlardan ve isyancı köylülerden korumak isteyen toprak ağaları tarafından tutulan küçük ordulara dönüştüler.
Ancak 18. ve 19. yüzyıllarda mafya üyeleri kendi gruplarını örgütlediler. O kadar güçlendiler ki, işler toprak ağalarının aleyhine olmaya başladı. Kendi emlak yasalarını koydular ve ekinlerini korumaları karşılığında toprak sahiplerinden zorla para aldılar.
Bazı akademisyenler, 19. yüzyılda Avrupa’daki feodal sistemin çöküşü ve Sicilya'nın hızla kaosa sürüklenmesiyle birlikte gerçek bir hükümet gücünün olmayışı karşısında mafyanın daha da güçlenmeye devam ettiğini ve toprak ağalarının yerel liderler gibi davranmaya başladıklarını ve ‘el capu’ olarak adlandırıldıklarını belirttiler. El capular, güçlerini kendi otoriteleri altındaki çiftçilerden (tıpkı kendilerinden önce buraları yöneten birçok feodal lord gibi) haraç almak için kullandılar. Şiddet ve tehditle güçlerini dayatan el capuların işledikleri suçlar, misilleme yapmaları korkusuyla mağdurlar tarafından şikayet dahi edilmedi.

Eski mafya ve yeni mafya
Bunlar başlangıçta böyleydi, ancak mafya kelimesi artık dünya çapında belirli bir bölgede veya belirli bir ticari alanda kendi yasalarını ve düzenlemelerini dayatan her tür silahlı çete için kullanılıyor. Tıpkı güçlerini koruyan ve güçlerini kişisel çıkarları için kullanan yozlaşmış politikacılar ve onların koruması altındaki gruplar gibi.
Mafya, kendisi, liderleri, kuralları ve çalışma yöntemi hakkında yüzlerce filmin yapılmasından sonra ünlendi. Örneğin ünlü yönetmen Francis Ford Coppola'nın yönettiği 1972 yapımı Baba (The Godfather) filmi gibi bu filmlerden bazıları, mafya aileleri fikrine, bölünmelerine, gelişimlerine, nüfuzlarına ve miraslarına odaklandı. Bu filmin büyük bir başarıya imza atması ve uluslararası alanda ün kazanmasından sonra ‘mafya’ teriminin Amerikan toplumunda ve tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaya başlandığı söyleniyor.
Özellikle 1940’lı ve 50’li yıllarında ABD’de binlerce roman, hikaye, makale ve araştırmada çok güçlü bir ifade olarak görülen  ‘mafya’ kelimesinden bahsedildi. Liderleri arasında Al Capone ve birçok isimin bulunduğu ‘mafyaları olan’ ünlü insanlar var. Bu yüzden başlangıçta mafya kelimesinin küresel bir ifade haline geldiğini ve tüm dillerde aynı şekilde telaffuz edildiğini ve hatta birçok milliyeti olduğunu düşündük. Zira Amerikan, Rus, Kolombiya ve Brezilya mafyaları olduğu söyleniyor. Bu mafyaların her birinin kendi gizli yasaları ve başkalarıyla sınırlı olmayan kendilerine ait iş alanları olması sanki aralarında bir rol dağılımı olduğunu gösteriyor.

Mafya türleri ve evrimleri
Ancak mafya artık sadece belirli bir aile tarafından yönetilen ve kalıtım yoluyla aktarılan özel kanunları olan örgütlü bir çete değildir. İnsan hayatındaki her şeyin gelişmesiyle birlikte mafya da evrilmiştir. Örneğin bir emlak mafyası, özel ajansların mafyası ve üretim miktarlarını ve dolayısıyla fiyatlarını kontrol etmek için kahve, şeker, mısır ve buğday gibi belirli ürünlerin ticaretini yapan bir mafya haline gelebilmektedir. Dünya genelinde uyuşturucu, alkol, tütün ve silah, insan ticareti, fuhuş ve modern çağın kölelik mafyaları vardır.

Sicilya adasından tüm dünyaya
Sicilya’da ardı ardına kurulan yabancı kökenli hükümetler, adanın işgal ve ilhak girişimlerine her zaman isyan eden ada sakinlerini iterek mafyanın ortaya çıkmasına yardımcı oldu. Mafya, ‘omertà’ adı verilen karmaşık bir ahlaki kanunla düzenlenen adalet sistemini yürürlüğe koydu. Omertà, mutlak sessizlik ve hiçbir koşulda mafya içinde veya diğer mafyalara karşı işlenen suçların ortaya çıkarılmasına hiçbir şekilde yardım etmemeye dair verilen bir söz demektir.
1900 yılına gelindiğinde, Sicilya'nın batı köylerinde yerleşik çeşitli mafya ‘aileleri, tek bir çatı altında toplandılar ve bölgelerindeki ekonomik faaliyetlerin çoğunu kontrol altına aldılar. İtalya’da 1920'lerin başlarında (Benito) Mussolini'nin faşist rejimi, binlerce şüpheli Mafya çetesi üyesini tutuklayıp yargılayarak ve uzun hapis cezalarına çarptırarak mafyayı ortadan kaldırdı. Daha sonra Amerikan işgal makamları, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra birçok mafya liderini siyasi tutsak olduklarını düşünerek serbest bıraktı. Serbest kalan mafya üyeleri çetelerini canlandırmaya başladılar. Palermo şehrine ve buradaki sanayi, ticaret ve inşaat sektörlerine yöneldiler. Ancak Palermo'daki mafya, 1970'lerin sonlarında ABD’ye gönderilecek eroinin rafine edilmesi ve yeniden nakliyesi işine girdi.
Sicilya mafyası, 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında ABD ve Güney Amerika'nın bazı bölgelerine yoğun bir göç hareketi başlattı ve orada yeniden örgütlendi. Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktadığı habere göre 1930'ların başlarında, ABD’de örgütlenen İtalyanlar, 1930-1931'deki kanlı çatışmalardan sonra İrlandalıların, Yahudilerin ve diğer çetelerin birçok yasadışı faaliyetinin kontrolünü ellerinden aldılar.
Öte yandan Amerikan mafyası, ülkede yürürlükte olan içki ticareti yasağının kaldırılmasının ardından kaçakçılık faaliyetlerini durdurdu. Kumarhane, işçi haraçları, uyuşturucu ticareti ve fuhuş işlerine girdi. Amerikan mafyası, topladığı muazzam miktardaki parayla ABD’deki en büyük ve en güçlü toplu suç örgütü haline geldi. Ancak her zaman otel, restoran ve eğlence mekanları gibi meşru işletmelere yatırım yaparak parasını akladı.

Mafyanın merkezi olarak ABD
ABD’li devlet kurumları tarafından 1950'li ve 1960'lı yıllarda yürütülen soruşturmalar, Amerikan mafyasının yapısının Sicilya'da ilk ortaya çıkan mafya modeline benzediğini ortaya çıkardı. Orada mafyaya ‘bizim yolumuz’ anlamına gelen İtalyanca bir ifade olan ‘cosa Nostra’ adı verildi.
Mafya'nın faaliyet gösterdiği her şehirde nüfuz sahibi bir aile vardı. New York dışında, aralarında imzaladıkları sözleşme altında faaliyet gösteren beş aile vardı. Ancak söz konusu sözleşmenin ihlali, ülkede birbirini takip eden hükümetleri meşgul eden bu mafya aileleri arasında her zaman acımasız savaşlara ve suikastlara yol açmıştır.
Her ailenin bir lideri vardı ve onun altında, alt düzey üyeler ile arasında, çetenin yasadışı faaliyetlerinin neden olabileceği yasal sorunlarla doğrudan ilişkilendirilmemesi için bir engel olarak görev yapan ‘alt’ liderler vardı. Aracı olan bu liderler, ailenin otomatlar, gıda şirketleri veya restoranlar gibi yasal faaliyetlerinden ya da fuhuş, kumar veya uyuşturucu gibi yasadışı faaliyetlerinden sorumlu olan çete üyelerini denetlediler.
20. yüzyılın sonunda, mafyanın Amerikan organize suçlar alanındaki rolü, üst düzey yetkililerin yoğun soruşturmaları ve verilen yasal cezaların ardından azalmaya başladı. Bu durum, mahkemelerde kendilerine koruma sağlanması ve cezalarının hafifletilmesi karşılığında tanık olmayı kabul eden üyelerle diğer üyeler arasında bölünmelere yol açtı.

Dilbilimi açısından mafya kelimesi
Avrupa sözlüklerine göre mafya kelimesi literatürde ilk olarak 1668 yılında ‘sapkınlar listesi’ veya ‘sapkın ve cadı özelliklerini taşıyanlar’ listesinde görüldü. Kelime cesaret, hırs ve kibir anlamına geliyordu ve böylece mafya kelimesi ilk olumsuz çağrışımını kazanıyordu.
HES Data Dictionary’ye göre mafya kelimesinin kökeni Arapçaya dayanıyor. Çünkü Araplar 846 yılında Roma İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra Sicilya'nın kontrolünü ele geçirmişlerdi ve mafya kelimesi de agresif, şiddet yanlısı ve öfkeli anlamına gelen Arapça ‘mehayisu’ kelimesinden geliyordu.
Lakin, General (Giuseppe) Garibaldi'nin Sicilya'yı İtalya'ya ilhak etmek için işgal ettiği, İtalya'nın birleşme tarihi olan 1861 yılına kadar uzanan ismin tarihiyle ilgili farklı bir hikaye anlatılıyor.  O dönem adada yaşayan erkeklerden oluşan gruplar işgalciler gelince Sicilya'daki Marsala bölgesinde bulunan mağaralara kaçmışlar. Bu mağaralara ‘mafi’ deniyordu. İşgalci General Garibaldi bu yüzden mafi mağaralarına saklanan insanlara ‘mafioso’ adını verdi.
1865 yılında da polis, suç eylemlerini planlayan ve bunları gerçekleştirmeleri için başkalarına para veren bir adamı tanımlamak için ‘mafya’ terimini kullandı.



Trump, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ne yapacağı ilk yatırım paketini açıkladı

Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
TT

Trump, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ne yapacağı ilk yatırım paketini açıkladı

Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, dün Japonya'nın enerji ve temel madenler projelerine yaptığı ilk yatırımları duyurdu. Bu açıklama, Başbakan Sanae Takaichi'nin ABD ziyaretinden önce iki ülke arasında ticaret anlaşmasının ilerletilmesi kapsamında yapıldı.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, "Japonya, Amerika Birleşik Devletleri'ne yatırım yapma taahhüdü olan 550 milyar dolarlık yatırımların ilk aşamasına resmi ve mali olarak adım atıyor" dedi. Bu yatırımların üç projeyi kapsadığını açıkladı: biri Teksas'ta petrol ve doğalgaz, diğeri Ohio'da elektrik üretimi ve üçüncüsü Georgia'da nadir toprak mineralleriyle ilgili.

12 Şubat'ta Japon basını, toplamda yaklaşık 40 milyar dolarlık bir yatırım için üç proje hakkında ileri düzeyde görüşmeler yapıldığını bildirmişti.

Trump, projelerin gümrük vergileri olmadan hayata geçmeyeceğini savundu. "Bu, Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya için çok heyecan verici ve tarihi bir dönem" ifadesini kullandı.

İki ülke, temmuz ayı sonunda, ABD'nin ithal Japon mallarına %15 gümrük vergisi uygulayacağı ve karşılığında Japon şirketlerinin toplam 550 milyar dolarlık yatırım yapacağı bir ticaret anlaşması imzaladıklarını duyurmuştu.

Protokol, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yatırımlarının nereye yönlendirileceğine ilişkin kararın Washington'a ait olduğunu öngörüyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ortak bir Japon-Amerikan komitesi önerilen projeleri inceleyecek, ancak nihai karar Trump'a ait olacak.

Projeler seçildikten sonra, Tokyo'dan 45 gün içinde gerekli fonu sağlaması istenecek. Protokole göre, Japonya yatırımının değerini geri kazanana kadar, Japonlar ve Amerikalılar her projenin karını eşit olarak paylaşacaklar.


Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
TT

Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)

Ukrayna barış görüşmeleri dün Cenevre'de başladı ve gözlemciler bu görüşmelerin, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan ve son dönemde üzerinde değişiklikler yapılan plana dayalı siyasi çözüm için temel bir çerçeve oluşturulması açısından çok önemli olacağını öngörüyor.

Bu, Rusya, Ukrayna ve Amerika Birleşik Devletleri'ni bir araya getiren üçüncü doğrudan müzakere turu. Daha önce Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de düzenlenen iki tur müzakere, çözümsüz kalan konularda görüşleri uzlaştırmada başarısız olmuştu.

Kremlin, erken tahminlerden kaçınılması gerektiğini belirterek, "Taraflar çarşamba günü (bugün) çalışmalarına devam edecekler" dedi.

Başkan Trump ise Kiev'i müzakereye ve "hızlı bir şekilde" anlaşmaya varmaya çağırdı.


85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
TT

85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)

Birleşmiş Milletler'de 85 ülke, işgal altındaki Batı Şeria'da "yasadışı varlığını genişletmeyi" amaçlayan yeni önlemler aldığı gerekçesiyle dün İsrail'i ortak bir bildiriyle kınadı ve Filistin topraklarının ilhakının "demografik değişikliklere" yol açabileceği endişesini dile getirdi.

İsrail'in yerleşimcilerin arazi satın almasını kolaylaştıran önlemleri onaylamasından bir hafta sonra, İsrail hükümeti pazar günü, 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da arazi kayıt sürecini hızlandırmaya karar verdi.

Fransa, Çin, Suudi Arabistan ve Rusya da dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler'in 85 üye ülkesi ve Avrupa Birliği ve Arap Birliği gibi çok sayıda kuruluş, "İsrail'in Batı Şeria'daki yasadışı varlığını genişletmeyi amaçlayan tek taraflı karar ve eylemlerini" kınadı.

New York'ta yayınlanan açıklamada ülkeler, "bu kararların İsrail'in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülükleriyle bağdaşmadığını ve derhal geri alınması gerektiğini" belirterek, her türlü ilhak biçimine kesin olarak karşı olduklarını ifade ettiler.

 Ayrıca, "her türlü ilhak biçimine şiddetle karşı olduklarını" yinelediler.

Açıklama şöyle devam etti: “1967’den beri işgal altında olan Filistin topraklarının, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere, demografik yapısını, karakterini ve yasal statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm önlemleri reddettiğimizi yineliyoruz.”

“Bu politikalar uluslararası hukukun ihlalini teşkil etmekte, bölgede barış ve istikrarı sağlamaya yönelik devam eden çabaları baltalamakta ve çatışmayı sona erdirecek bir barış anlaşmasına ulaşma olasılığını tehdit etmektedir” uyarısında bulundu.

BM Genel Sekreteri António Guterres pazartesi günü İsrail'i "sadece istikrarsızlaştırıcı olmakla kalmayıp, Uluslararası Adalet Divanı'nın da teyit ettiği gibi yasadışı olan yeni önlemlerini derhal geri çekmeye" çağırdı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre yerleşim faaliyetleri 1967'den bu yana tüm İsrail hükümetleri altında devam etti, ancak özellikle 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşından bu yana, İsrail tarihinin en sağcı hükümetlerinden biri olan Binyamin Netanyahu'nun mevcut hükümeti altında hızı önemli ölçüde arttı.

İsrail'in işgal edip ilhak ettiği Doğu Kudüs dışında, Batı Şeria'da yaklaşık üç milyon Filistinlinin arasında 500 binden fazla İsrailli yaşıyor ve bu yerleşim yerleri Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası hukuka göre yasadışı kabul ediliyor.