Hafter’in askeri atamalar yapması ordu ve yürütme otoriteleri arasında krizin fitilini ateşledi

Mareşal Halife Hafter’in aldığı kararları reddeden Libya hükümeti, bunları yetkilerinin bir ihlali olarak tanımladı

LUO Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, askeri bölgelerdeki kendisine bağlı komutanları yeniden atamak için bir dizi karar çıkardı (AF)
LUO Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, askeri bölgelerdeki kendisine bağlı komutanları yeniden atamak için bir dizi karar çıkardı (AF)
TT

Hafter’in askeri atamalar yapması ordu ve yürütme otoriteleri arasında krizin fitilini ateşledi

LUO Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, askeri bölgelerdeki kendisine bağlı komutanları yeniden atamak için bir dizi karar çıkardı (AF)
LUO Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, askeri bölgelerdeki kendisine bağlı komutanları yeniden atamak için bir dizi karar çıkardı (AF)

Zayed Hediyye
Ülkeyi siyasi ve askeri bölünmeler, anlaşmazlıklar ve kavgalar ile dolu geçiş döneminden kurtarıp istikrar ve kurumları birleştirme dönemine geçirmek için Libya siyasi sürecindeki önemli dosyaların çözülmesinde gecikmeler yaşanırken, kriz tarafları, uzun soluklu olmayan kırılgan bir anlaşmanın ardından eski kavgalarına ve meşruiyet konusundaki anlaşmazlıklarına geri döndüler.
Libya sahasında yaşanan en son anlaşmazlık, Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Halife Hafter ve Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi arasında patlak verdi. Küçük çapta başlayan bu anlaşmazlık, gittikçe büyüyerek açık sözlü atışmalar ve askeri kararların alınmasının meşruiyeti ve geçerliliği hususunda karşılıklı suçlamalara vardı.
Bu anlaşmazlıklar ABD’nin Libya Özel Temsilcisi ve Trablus Büyükelçisi Richard Norland’ı, sekteye uğrayan siyasi yol haritasını desteklemek, bu yılın sonunda genel seçimlerin yapılmasını sağlamak ve ülkeyi içinde bulunduğu siyasi çıkmazdan kurtarmak için Mareşal Halife Hafter ve müttefiki Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ile Kahire’de görüşme talebinde bulunmaya iten sebeplerden birini oluşturuyor.

Askeri atamalar konusundaki anlaşmazlıklar
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, Bingazi'deki ordu komutanlığı ile Trablus'taki siyasi yürütme kurumları arasındaki anlaşmazlık, LUO lideri Mareşal Halife Hafter’in hafta ortasında askeri bölgelerde kendisine bağlı olan komutanların yeniden atanmasına ilişkin bir dizi karar çıkarmasının ardından başladı.
Hafter’in Ofisi’nin Müdürü Korgeneral Hayri et-Temimi, Libya Ordusu'nun kuruluşunun 81’inci yıldönümü vesilesiyle yapılan kutlama merasiminde Korgeneral Abdullah es-Sani’nin Başkomutanlığa bağlı Siyasi ve Askeri Danışmanlar Ofisi Direktörü olarak görevlendirildiğini, Hava Kuvvetleri Operasyon Komutanı Korgeneral Sakr el-Ceruşi’nin Askeri Teftiş Direktörü olarak atandığını ve Emrace el-Amami’nin Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı’na atandığını duyurdu.
Aynı zamanda Hafter, Tümgeneral Miftah Şakluf’un rütbesinin korgeneral rütbesine çıkarılıp Sınır Kurmay Başkanlığı’na atanması, Tümamiral Şuayb es-Sabir’in Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı’na atanması ve Tümgeneral Pilot Muhammed el-Menfur’un korgeneral rütbesine terfi ettirilip Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı’na atanması için bir dizi karar çıkardı.
Buna karşılık Trablus’taki Başkanlık Konseyi bu kararları Cenevre’deki siyasi ittifakın kendisine vermiş olduğu yetkilerin bir ihlali olarak değerlendirdi. Cenevre’deki oturumlar sonucunda kendisine Libya Silahlı Kuvvetler Başkomutanı sıfatı verilen konsey açıklamasında “Subayların normal ve istisnai olarak terfi ettirilmesi, kendilerine ayrıcalıklı bir pozisyon verilmesi, askeri birliklerin kurulması ve askeri bölge komutanları ile yardımcılarının atanması, Silahlı Kuvvetler Başkomutanı sıfatıyla yasal olarak Başkanlık Konseyi'nin esas yetkisidir. Herhangi bir taraf veya otorite tarafından bu yetkiye karşı çıkılarak verilen her türlü karar geçersiz sayılır ve buna yetkisi olmayan bir otorite tarafından verildiği için iptal edilmesi gerekir” ifadelerini kullandı.

Hafter naipliği reddediyor
Bu açıklama Bingazi’deki Hafter’i kışkırttı. Hafter Libya Arap Ordusu'nun kuruluşunun 81’inci yıldönümü vesilesiyle yapılan kutlama merasiminde yaptığı konuşmada ordunun doğrudan halk tarafından seçilmemiş herhangi bir otoriteye boyun eğmeyeceğini söyleyerek ne halkın vekilliğini ne de onun naipliğini yapan bir otoriteyi kabul etmeyeceğini vurguladı.
Hafter “Silahlı kuvvetler, milislerin ve terörist grupların yönetiminden uzak adaletin ve istikrarın hakim olduğu bir devlet kurmak için pek çok fedakarlık yaptı. LUO’nun elleri adil bir barış sağlanması ve çatlakları kapatmaya, yaraları sarmaya ve ülkenin yüksek maslahatları adına bütün trajedileri geride bırakarak temiz bir sayfa açmaya çalışan herkes için uzanmaya devam edecek” dedi.
Hafter “LUO terörle mücadele etmeseydi hiçbir hükümet kurulamaz ve işlerini yürütemezdi. Yıldırım Operasyonu olmasaydı, petrol sahaları milislerin elinden kurtarılamazdı” şeklinde sözlerini sürdürdü.

Hükümet de anlaşmazlığa dahil oluyor
Anlaşmazlık Ordu Başkomutanlığı ile Başkanlık Konseyi arasındaki askeri atamalar meselesiyle sınırlı kalmadı. Bilakis Ulusal Birlik Hükümeti de anlaşmazlık hattına üçüncü bir taraf olarak girdi. Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı ve Savunma Bakanı Abdulhamid Dibeybe konuya ilişkin yaptığı açıklamasında askeri kurumun vasfı ne olursa olsun herhangi bir kişiye bağlı olamayacağını vurguladı.
Dibeybe, Libya Arap Ordusu'nun kuruluşunun 81’inci yıldönümü vesilesiyle yaptığı konuşmasında “Libya ordusu hepimizin ordusudur. Görevi, egemenliğimizi, onurumuzu ve kara, deniz ve hava sınırlarımızın güvenliğini herhangi bir bağlılık olmadan veya birinin safını tutmadan korumaktır. Bu geçmişte de böyleydi şimdi ve gelecekte de bu şekilde kalacak. Libya ordusu barışı korumak için doğmuştur. Ne tehdit eder ne de terör estirir. Sebepleri ne olursa olsun hiçbir zaman silahlarının namlusunu vatanın evlatlarının göğsüne doğrultması mümkün değildir” ifadelerini kullandı.
İlk defa Bingazi’deki ordunun Trablus’a girmek için bir buçuk yıl önce başlattığı askeri operasyonu eleştiren Dibeybe “Başkentler değerli incilerdir ve ordular onları korumak için bulunur; saldırmak, halkını korkutmak ve mülklerini yıkmak için değil… Hiçbir ulusal ordu herhangi bir bahane veya sebep ile halkına ve şehirlerine korku salamaz” dedi.
Dibeybe açıklamasını şu sözlerle sona erdirdi:
“Hepimizin arzuladığı devlet, temelleri liyakat, vatan sevgisi ve vatanı koruma olan bir idarenin çatısı altında ordu da dahil olmak üzere herkesin sivil bir otoriteye tabi olduğu ve herhangi bir dikte veya ön şarta boyun eğmediği medeni sivil bir devlet olacak.”

Eski anlaşmazlık
Başkanlık Konseyi ile Mareşal Halife Hafter arasındaki askeri kararlar çıkarma yetkisi hususundaki anlaşmazlık yeni olmadığı gibi Hafter tarafından yapılan yeni askeri atamalarla da başlamadı. Bilakis bu anlaşmazlık aylar önce, Hafter’in DEAŞ unsurlarını temizlemek için güneyde bir askeri operasyon başlatmasından ve Başkanlık Konseyi’nin kendisine danışılmadan askeri kararlarlar verilmesini reddetmesinden sonra başlamıştı.
O dönem Başkanlık Konseyi Hafter’in karşı çıktığı bir açıklama yayınlamıştı. Söz konusu açıklamada “Başkanlık Konseyi, Libya Silahlı Kuvvetler Başkomutanı sıfatıyla, personel, silah veya mühimmat nakli de dahil olmak üzere, herhangi bir amaçla askeri konvoyların hareketlerini yasaklıyor” ifadelerini kullanmıştı. Ülkenin güvenliğinin tehlikeye girmesi durumunda nereye isterse oraya askerlerini gönderme yetkisi olduğunu söyleyen Hafter ise bu açıklamada yazanların hiçbirine uymuyordu.

Kahire'de önemli görüşme
Libya krizinin siyasi ve askeri tarafları arasında birden fazla düzeyde ve çok sayıda dosyada anlaşmazlık yaşanıyor. Bu anlaşmazlıklar öyle bir noktaya vardı ki seçimlerin Aralık ayında yapılması hususunda ciddi bir tehlike oluşturmaya başladı. Bu anlaşmazlıkları gidermek amacıyla Libya Özel Temsilcisi ve Trablus Büyükelçisi Richard Norland’ın temsilciliğinde ABD ve Mısırlı yetkililer, LUO Başkomutanı Mareşal Halife Hafter ve Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ile Kahire'de toplantı yapmak üzere harekete geçti. ABD'nin Libya Büyükelçiliği Twitter'dan yaptığı açıklamada bu görüşmelerin “ABD'nin önümüzdeki Aralık ayında yapılması beklenen Libya parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini destekleme çabalarının bir parçası olarak” geldiğini ifade etti.
ABD’nin Libya Büyükelçiliği Twitter üzerinden yaptığı ikinci bir paylaşımında “Libya’daki kilit isimlerle son zamanlarda yapılan görüşmelerde olduğu gibi Büyükelçi Richard Norland, bu yılın sonunda yapılacak seçimler için gerekli anayasal temelin ve yasal çerçevenin oluşturulması için kaçınılmaz olan zorlu uzlaşmaların desteklenmesinin zorunlu bir ihtiyaç olduğunu vurgulamaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Açıklamanın devamında “ABD, Libya halkının kendi liderlerini açık bir demokratik süreç ile seçme hakkını destekliyor. Önemli şahsiyetleri böyle bir kritik dönemde nüfuzlarını tüm Libyalılar için en iyi olanı yapmak için kullanmaya çağırıyor” ifadeleri kullanıldı.



Yahudi yerleşimcilerden Batı Şeria'da geniş çaplı saldırılar

İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)
İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)
TT

Yahudi yerleşimcilerden Batı Şeria'da geniş çaplı saldırılar

İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)
İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)

İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria'daki yoğun ve geniş çaplı saldırılarına dün de devam ettiler. Batı Şeria’nın çeşitli noktalarında Filistinlilere ait daha fazla ev ve tesisi kundaklayan yerleşimciler, intikam sloganları attılar.

Yerleşimciler dün gece Deyr el-Hatab, Beyta, Karyut, Deyr Şeref ve Nablus yakınlarındaki Havara dahil olmak üzere yeni köyleri saldırdı. En şiddetli saldırılar Deyr el-Hatab'da gerçekleşti. Bu saldırılarda 9 Filistinli yaralandı ve evler ile araçlar ateşe verildi.

Nablus Kızılayı Acil Yardım ve Acil Durum Merkezi Müdürü Amid Ahmed, sağlık ekiplerinin saldırı sırasında ayağından kurşunla yaralanan 45 yaşındaki bir vatandaşa müdahale ettiğini, ayrıca yerleşimcilerin saldırısı sonucu meydana gelen 8 yaralanma vakası daha olduğunu, bunların arasında bir kadının çürükler ve sıkılan bir gaz sonucu boğulma şikayeti yaşadığını bildirdi. Yerleşimciler Deyr el-Hatab'da evleri ve arabaları yakarken Beyta beldesine saldırıp, tarım arazilerini tahrip ettiler, asırlık zeytin ağaçlarını söktüler, bir evin duvarını yıktılar, Filistinlilere saldırıp dövdüler ve ana elektrik trafosuna ateş açarak bölgenin elektriğini kestiler.

fd
Yahudi yerleşimcilerin saldırısı sonucu hasar gören bir aracın fotoğrafı. Yerleşimciler ayrıca Batı Şeria'nın Nablus'un doğusundaki Deyr el-Hatab köyünde evlerin duvarlarına İbranice sloganlar yazdı (DPA)

Yahudi yerleşimciler, Karyut'ta da köyün doğu kesimindeki evlere saldırdı ve Filistinlilerle çatıştı. Ayrıca Barka köyündeki tarihi Mesudiye bölgesinde bir turistik çadırı, Deyr Şerif köyünde bir araç parkının bir bölümünü ve bazı araçları yaktı.

Ramallah'ta ise Barka köyü gece saldırısına uğradı. Saldırıda bir ‘sağlık kliniği’ ile bir ticari kamyon yakıldı. Öte yandan yerleşimciler, Ramallah çevresindeki hayati öneme sahip yolları kapatarak vatandaşların hareketini kısıtladı.

Saldırılarda yerleşimcilerin baskın düzenleyerek Filistin bayrağını indirip yerine işgal bayrağını astıkları ve duvarlarına ırkçı sloganlar yazdıkları Havara Lisesi de zarar gördü. Eğitim Bakanlığı bu saldırıyı, ‘eğitim hakkı ve güvenli öğrenim ortamına yönelik bariz bir ihlal’ olarak değerlendirdi.

fvfdev
Filistinliler, Batı Şeria'nın Cenin kentinin güneyindeki el-Fandakumiye köyüne İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırının ardından Pazar günü yanmış bir aracı inceliyorlar (AFP)

Saldırılar, Batı Şeria'da yaklaşık 20 noktayı hedef alan ve Calud, el-Fandakumiye, Seylat el-Dahr ve Batı Şeria'nın kuzeyindeki Karyut köylerinde evlerin, araçların ve mülklerin yakılmasını içeren önceki saldırılardan birkaç saat sonra gerçekleşti.

Yerleşimciler, pazar günkü saldırının İran'ın roket saldırılarına misilleme olduğunu, dünkü saldırının ise Nablus yakınlarında bir trafik kazasında bir yerleşimcinin öldürülmesine misilleme olduğunu iddia etti.

Yerleşimcilerin her iki saldırısı da özel platformlar üzerinden yapılan çağrıların ardından gerçekleşti. Filistinliler de özel gruplar aracılığıyla, büyük savaşın gölgesinde Batı Şeria'da bir tür başka savaşın başladığı izlenimi veren bu durum karşısında dikkatli olunması ve yerleşimcilere karşı koyulması yönünde çağrılar ve uyarılar yayınladı.

fvfdv
İşgal altındaki Batı Şeria'nın Havara beldesinde silahlı İsrailli yerleşimciler ve askerler (Arşiv - AFP)

Yahudi yerleşimciler, saldırıları sırasında intikam sloganları attılar ve saldırdıkları yerlere intikam sloganları yazdılar.

Cumartesi günü Batı Şeria'nın kuzeyindeki Hermeş yerleşim birimi yakınlarında meydana gelen bir trafik kazası sonucu bir İsrailli yerleşimci hayatını kaybetti. İsrail polisi ve ordusu, olayın kaza mı yoksa Filistinliler tarafından gerçekleştirilen bir saldırı mı olduğunu belirlemek için soruşturma başlattıklarını açıkladı.

İsrail polisine teslim olan Filistinli, bunun bir trafik kazası olduğunu ısrarla savundu. Ancak İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve diğer yerleşimci aktivistler, resmî sonuçları beklemeden olayı cinayet ve saldırı olarak nitelendirdiler, bu da yerleşimcileri kışkırttı.

Smotrich, yerleşimcinin cenazesi sırasında yaptığı konuşmada, Filistin Yönetimi'ni ‘devirmek’ ve Batı Şeria'da tam bir İsrail kontrolü sağlamak için çalışacağına söz verdi. Smotrich, yerleşimcilere cenaze töreninin ardından intikam eylemleri gerçekleştirmeye çağırdı.

vdfv
Pazar günü Cenin'in güneyindeki Batı Şeria'daki el-Fandakumiye köyünde, İsrailli yerleşimcilerin saldırısının ardından hasar gören bir evi inceleyen Filistinliler (EPA)

Saldırılar, İsrail ordusunun yerleşimcilerin saldırılarının güvenliği etkileyebileceği gerekçesiyle Batı Şeria'ya bir piyade taburu gönderme kararı almasının ardından gerçekleşti.

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, savaş sırasında artan milliyetçi suç olaylarını kınayarak, bunlara karşı mücadele etme söz verdi.

Son saldırılar, 7 Ekim 2023'ten bu yana Batı Şeria'daki yerleşimciler tarafından başlatılan tırmanışın bir uzantısı ve bu saldırılar, İran'a karşı devam eden savaşla birlikte arttı. Savaşın başlangıcından bu yana Batı Şeria'daki yerleşimciler, dünyanın büyük çatışmaya odaklanmış olmasını fırsat bilerek 8 Filistinliyi öldürdü.

Öte yandan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas dün, İsrail’in yerleşim birimlerini genişletmesi, toprak ilhakı, artan yerleşimci terörü ve Filistin’in mahsup fonlarının dondurulması gibi politikalarının sonucu olarak Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki durumun ciddiyetine dikkati çekti.

Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyna, yaptığı açıklamada, “Gazze Şeridi’ne yönelik devam eden savaşın yanı sıra Batı Şeria’daki yerleşimcilerin işlediği cinayet, kundaklama ve yıkım saldırıları ne çatışmanın özünü değiştirecek ne de kimseye meşruiyet kazandıracak. Çünkü işgal devam ettiği sürece bölgede ve dünyada güvenlik ve istikrar sağlanamayacak” ifadelerini kullandı.

Ortadoğu’nun yaşadığı kriz ve savaşların tek çözümünün, Filistin meselesinin uluslararası meşru kararlar, Arap Barış Girişimi ve uluslararası hukuka uygun olarak adil bir şekilde çözülmesi olduğunu belirten Rudeyna, “Her ne kadar uzun, karmaşık ve kanlı bir süreç olsa da, dünyayı savaşların getireceği daha fazla felaketten kurtarmanın tek yolu budur” dedi.


İsrail, Lübnan'ın güneyinde Litani Nehri'ne kadar uzanan bir "güvenlik bölgesi" kurma niyetini açıkladı

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)
TT

İsrail, Lübnan'ın güneyinde Litani Nehri'ne kadar uzanan bir "güvenlik bölgesi" kurma niyetini açıkladı

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz vugün yaptığı açıklamada, güçlerinin Lübnan'ın güneyinde Litani Nehri'ne kadar uzanan bir "güvenlik bölgesi"ni kontrol edeceğini duyurdu.

 Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre İsrail'deki bir askeri komuta merkezini ziyaretinde konuşan Katz, "Hizbullah'ın teröristleri ve silahları geçirmek için kullandığı Litani Nehri üzerindeki beş köprünün tamamı havaya uçuruldu ve İsrail Savunma Kuvvetleri kalan köprüleri ve Litani'ye kadar uzanan güvenlik bölgesini kontrol edecek" dedi.

Bu bölge,İsrail sınırından otuz kilometre boyunca uzanmaktadır.

Katz, yerinden edilmiş sakinlerin "İsrail'in kuzeyindeki sakinlerin güvenliği garanti altına alınana kadar Litani Nehri'nin güneyine geri dönmeyeceklerini" de ifade etti.

İsrail ordusu pazar günü, açıkça bombalayacağına dair tehditlerin ardından Lübnan'ın güneyinde sahil yolundaki el-Kasımiye Köprüsü'nü hedef aldı. Bu, Litani Nehri'nin güneyini Sur kentine bağlayan en önemli ulaşım arterlerinden birini doğrudan etkileyen gerginlik artışı olarak değerlendiriliyor. Bu gelişme, İsrail'in hedeflerini güneydeki altyapı ve konut alanlarını da kapsayacak şekilde genişlettiğini duyurmasıyla eşzamanlı olarak gerçekleşti.

Katz geçen cumartesi günü yaptığı açıklamada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile birlikte orduya, İsrail bölgelerine yönelik tehditleri ortadan kaldırmak için cephe hattındaki köylerde bulunan Lübnan evlerinin yıkımını hızlandırma talimatı verdiklerini ve Litani Nehri üzerindeki tüm köprülerin yıkılacağını söylemişti.


Lübnan, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti ve pazar gününe kadar ülkeyi terk etmesini istedi

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti (Ulusal Haber Ajansı)
Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti (Ulusal Haber Ajansı)
TT

Lübnan, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti ve pazar gününe kadar ülkeyi terk etmesini istedi

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti (Ulusal Haber Ajansı)
Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti (Ulusal Haber Ajansı)

Lübnan Dışişleri ve Göçmenler Bakanlığı'nın bugün yaptığı açıklamaya göre Lübnan, İran'ın atanmış büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani'nin akreditasyonunu geri çekti ve kendisinden pazar gününe kadar Lübnan topraklarını terk etmesini istedi.

Dışişleri ve Göçmenler Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, İran'ın Lübnan'daki Maslahatgüzarı Tevfik Samadi ve Genel Sekreter Büyükelçi Abdul Settar Isa çağrılmış, kendisiyle görüşmüş ve Lübnan devletinin atanan İran Büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani'nin akreditasyon onayını geri çekme ve onu istenmeyen kişi ilan etme kararını bildirmiştir. Bakanlık, Şeybani'nin en geç 29 Mart 2026 Pazar gününe kadar Lübnan topraklarını terk etmesini talep etmiştir.

Aynı bağlamda, Lübnan Dışişleri Bakanlığı, Tahran'ın iki ülke arasında uygulanan diplomatik ilişkilerin norm ve ilkelerini ihlal ettiği yönündeki Lübnan devletinin açıklaması üzerine, İran'daki Lübnan Büyükelçisi Ahmed Sveydan'ı istişare için çağırdı.