Taliban, Kabil’in kapılarını çalıyor

Pentagon, büyükelçiliği korumak ve vatandaşların tahliyesini sağlamak için 3 bin asker gönderiyor. İngiltere ise ABD’nin geri çekilmesine tepkili.

13 Ağustos’ta Kabil’in güneydoğusundaki Gazne şehrinde teslim olan Afgan güvenlik güçlerinin başında bekleyen bir Taliban savaşçısı. (AP)
13 Ağustos’ta Kabil’in güneydoğusundaki Gazne şehrinde teslim olan Afgan güvenlik güçlerinin başında bekleyen bir Taliban savaşçısı. (AP)
TT

Taliban, Kabil’in kapılarını çalıyor

13 Ağustos’ta Kabil’in güneydoğusundaki Gazne şehrinde teslim olan Afgan güvenlik güçlerinin başında bekleyen bir Taliban savaşçısı. (AP)
13 Ağustos’ta Kabil’in güneydoğusundaki Gazne şehrinde teslim olan Afgan güvenlik güçlerinin başında bekleyen bir Taliban savaşçısı. (AP)

Taliban’ın hızlanan ilerlemesi ve Afganistan’daki vilayet merkezlerini kontrol etmesi, ülkenin tamamının Kabil kapılarına ulaşan hareketin ellerine düşmesi korkusuna neden oluyor. ABD de duruma dair şaşkınlık yaşıyor. Diğer yandan İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace, ABD’nin geri çekilmesine tepki göstererek Afganistan’da bir iç savaş çıkacağı uyarısında bulundu.
Taliban, 13 Ağustos’ta Afganistan’ın başkentinin güneydoğusundaki Gazne’yi kontrolünden bir gün sonra Kabil’in sadece 50 km güneyindeki Logar vilayetinin yönetim merkezi Puli Alem şehrinin kontrolünü ele geçirdi. Hareket, şu an Afganistan’daki yönetim merkezlerinin yaklaşık yarısını kontrol ediyor. AFP’nin haberine göre söz konusu bölgelerin tamamı sekiz günden kısa bir sürede düştü. Bu durum, isyancıların ülkenin güneyindeki Helmand vilayetinin yönetim merkezi Leşkergâh’ın kontrolünü ele geçirmesinden ve ülkenin 150 kilometre doğusundaki ikinci şehir olan Kandahar’ın düşmesinden birkaç saat sonra gelişti. AFP’ye konuşan üst düzey bir güvenlik yetkilisi, Leşkergâh’ın tahliye edildiğini, ordunun ve idari yetkililerin çıkışına izin vermek için 48 saatlik ateşkes kararı alındığını söyledi.
Taliban, 13 Ağustos’ta ülkenin orta kesimindeki Gur vilayetinin merkezi Çagçaran’ın direnişiyle karşılaşmadan şehrin kontrolünü ele geçirdi. Ülkenin kuzeyi, batısı ve güneyi militanların kontrolüne girdi. Kuzeydeki en büyük şehirler Kabil, Mezar-ı Şerif ve doğudaki Celalabad halen hükümet kontrolünde olan üç büyük şehir.
ABD, geçen perşembe günü vatandaşlarını ve başkent Kabil’de yaşayan diğer sakinleri tahliye etmeye yardımcı olmak için yeni güçlerin konuşlandırıldığını duyurdu. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü John Kirby, ülkesinin Kabil Uluslararası Havalimanı’nı güvence altına almak ve ABD Büyükelçiliği personelinin yanı sıra özel giriş vizesi olan Afganlar için tahliye çalışmalarını tamamlamak amacıyla 3 bin asker göndereceğini bildirdi. Pentagon yetkilileri, Ortadoğu’da konuşlanmış iki ABD Deniz taburu ve bir ordu piyade taburunun hareketine dikkat çekti. ABD ordusu ve Katar’daki Hava Kuvvetleri arasındaki ortak bir destek ekibinden bin asker ve Kuveyt’teki ‘Fort Bragg’ üssündeki piyade tugayından bir muharebe ekibi başkent Kabil’e gönderiliyor. Kirby, söz konusu güçlerin görevlerini ‘ABD Büyükelçiliği’ndeki sivillerin güvenliğini ve emniyetli hareketini sağlamak’ ve ‘gerekirse Kabil havaalanında güvenliği sağlamak için hazırda beklemek’ olarak nitelendirdi.
Kirby, Biden’ın geri çekilme emri vermeden önce sayıları 2 bin 500 ila 3 bin 500 arasında olan ABD güçlerinin aynı şekilde geri çekme fikrine karşı çıktı:
“Bu, çok özel bir amacı olan çok geçici bir görevdir. Afganistan’ı istikrara kavuşturmak ve güvenliğini sağlamak için son yirmi yıldır yaptığımız gibi sekiz veya dokuz ay boyunca da kuvvet konuşlandıracağımızı söylemekle oldukça dar ve çok pozisyonlu olan bu görev arasında büyük fark var.”
ABD yönetimi, Afganistan hükümetini desteklemeye çalışıyor. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Savunma Bakanı Lloyd Austin, Afganistan Devlet Başkanı Eşref Gani ile bir araya geldi.Kendisine ‘ABD’nin Afganistan hükümetiyle güçlü bir diplomatik ve güvenlik ilişkisini sürdürme taahhüdünü sürdürdüğünü’ söyledi. Dışişleri Bakanlığı, iki yetkilinin Gani’ye istifa etmesini tavsiye ettiği yönündeki spekülasyonları ise yalanladı.
New York Times, ABD’nin Afganistan Temsilcisi Zalmay Halilzad’ın, Taliban’a ABD Büyükelçiliği’ni herhangi bir saldırıdan veya gelecekteki Afgan hükümeti için uluslararası yardım fonlarını durdurma riskinden kurtarması çağrısı yaptı.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price konuya dair şunları söyledi:
“Başından beri söylediğimiz gibi; Taliban’ın askeri çatışmalarının hız kazanması ve bunun sonucunda Afganistan genelinde şiddet ve istikrarsızlıktaki artış, ciddi bir endişe kaynağıdır. Bu bağlamda Kabil’deki sivil ayak izimizi daha da azaltıyoruz. Gelişen güvenlik koşulları ışığında, önümüzdeki haftalarda Afganistan’daki temel diplomatik varlığımızı azaltmayı umuyoruz.”
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi’nden üst düzey danışmanlar, Afganistan’daki savaş alanında kötüleşen durumu takip etmek ve ABD’lileri ve Afgan tercümanları tahliye etmeyi planlamak için geçen çarşamba gününden bu yana kapsamlı toplantılar düzenliyor. Yönetimin ABD kamuoyuna güvenmesi ve ABD’lilerin ezici çoğunluğunun Afganistan’dan çekilme kararını desteklemesi nedeniyle Washington yönetiminin koridorlarında Afganistan’dan çekilme kararını tersine çevirecek bir hareketlilik görünmüyor.
ABD Başkanı salı günü ülkenin 20 yıl boyunca 300 binden fazla Afgan askerini eğitmek ve donatmak için milyarlarca dolar  harcadığını duyurdu. Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, Başkan Biden’ın görüşünün Afganların bu eğitimi ülkelerini savunmak için kullanmaları yönünde olduğunu belirtti. Psaki, ABD yönetiminin Afgan ordusunun gerçekleştirdiği askeri harekatın sonuçları nedeniyle hayal kırıklığına uğramadığını vurguladı.
Diğer yandan Birleşmiş Milletler (BM), sivillerin en şiddetli çatışmalara sahne olan illerden kaçması nedeniyle Afganistan'da insani bir felaket yaşanacağı konusunda uyardı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) iki üyesi, Taliban’ı kınayan bir bildiri yayınlamaya hazırlanıyor. Norveç ve Estonya, “BMGK, Taliban güçlerinin Afganistan’daki şehir ve kasabalara düzenlediği ve çok sayıda sivil kayba yol açan silahlı saldırıları mümkün olan en güçlü şekilde kınıyor” açıklamasında bulundular. Afganistan İslam Emirliği’nin BM tarafından tanınmadığına dikkat çekilen açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Afganistan’da askeri güç tarafından dayatılan herhangi bir hükümetin kurulmasını veya Afganistan İslam Emirliği’nin geri gelmesini desteklemediğini ve desteklemeyeceğinmizi beyan ederiz.”
Taliban’ın ilerleyişi on binlerce insanı açlık koşullarında evlerini terk etmeye iterken, birçok kurum insani bir felaket yaşanacağı uyarısı yaptı. Reuters’ın haberine göre Dünya Gıda Programı’ndan (WFP) Thomson Ferry, BM’de verdiği bir brifingde şunları söyledi:
“Korktuğumuz şey, en kötüsünün henüz gelmemiş olması. Büyük bir açlık dalgası hızla yaklaşıyor. Durum, bir insani felaketin tüm özelliklerini taşıyor.”
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nden Shabia Mantoo da mayıs ayından bu yana yüzde 80’i kadın ve çocuk olmak üzere 250 binden fazla kişinin evlerini terk etmeye zorlandığını kaydetti.
İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace ise geçen perşembe günü yaptığı açıklamada, Taliban’ın daha fazla bölgeyi kontrol etmesi sonrasında yaklaşık 600 askerin İngiliz vatandaşlarının Afganistan’dan tahliyesine yardım edeceğini duyurdu. ‘Sky News’ kanalına konuşan Wallace, ABD’nin güçlerini geri çekme kararının birçok büyük soruna yol açtığını ve militanlara ivme kazandırdığını söyledi. Bu durumun Batı’nın Afganistan’daki 20 yıllık müdahalesiyle sonuçlanan 11 Eylül saldırılarından önce, Taliban’ın güvenli bir sığınak sağladığı El-Kaide’ye de yarayacağını belirten Bakan şu ifadeleri kullandı:
“Başarısız devletlerin bu tür insanlar için verimli topraklar olmasından oldukça endişeliyim. Tabii ki El-Kaide büyük olasılıkla geri dönecek. Bu, bizim ve çıkarlarımız açısından güvenlik tehdidine neden olacak.
Wallace, ABD ile Taliban arasında imzalanan Doha Anlaşmasına atıfta bulunarak “Bunu bu yolla yapmanın bir hata olduğunu ve uluslararası bir topluluk olarak bunun bedelini ödüyor olabileceğimizi hissetmiştim” dedi.
Geçen yıl eski ABD Başkanı Donald Trump’ın yönetiminde imzalanan anlaşmanın, İngiltere’ye güçlerini geri çekmekten başka seçenek bırakmadığını söyledi.
İngiliz Bakan, 13 Ağustos’ta BBC’ye Afganistan’ın iç savaşa doğru gittiğini ve Batı’nın ‘Taliban’ın tek bir varlık olmadığını, aksine çok sayıda çatışan çıkar için bir isim olduğunu’ anlaması gerektiğini vurguladı. Ben Wallace, “İngiltere, 1930’lu yıllarda buranın savaş ağalarının yönettiği, farklı bölge ve kabileler tarafından idare edilen bir ülke olduğunu keşfetti. Çok dikkatli olunmazsa bir iç savaşa girileceğini anladı. Sanırım bir iç savaşa doğru gidiyoruz” dedi.
Norveç Dışişleri Bakanlığı da 13 Ağustos’ta Kabil’deki Norveç Büyükelçiliği’nin geçici olarak kapatıldığını ve kötüleşen güvenlik durumu nedeniyle tüm büyükelçilik personellerinin tahliye edildiğini bildirdi. AFP’nin haberine göre Norveç Dışişleri Bakanı Ine Eriksen Soreide, düzenlediği basın toplantısında “Bu, yerel olarak çalışan, Norveç’te yakın akrabaları olan ve tahliye edilmek isteyen Afganlar için de geçerli” dedi.
Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas da 13 Ağustos’ta, Almanya’nın Kabil’de büyükelçiliğindeki çalışan sayısını en aza indireceğini ve büyükelçilikteki güvenlik önlemlerini güçlendireceğini söyledi. Maas, ABD ve diğer Batılı hükümetlerin konuya dair tavırlarının benzerini sergiledi.
Diğer yandan İran Dışişleri Bakanlığı, Afganistan’ın Herat kentindeki diplomatik misyonunun güvenliğinin sağlanması çağrısında bulundu. Bakanlık Sözcüsü Said Hatibzade, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada Afganistan’da şiddetin tırmanmasına ve Herat şehrinin Taliban kontrolüne geçmesine ilişkin kaygılarını vurgulayarak İslam Cumhuriyeti’nin ‘diplomatik binaların ve diplomatların hayatlarının tam güvenliğinin sağlanması’ çağrısı yaptığını söyledi.

 


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.


Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
TT

Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Gazze için “Barış Konseyi”ne 10 milyar dolar sağlayacağını açıkladı ve bunu “savaş maliyetleriyle karşılaştırıldığında küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Trump, diğer üye ülkelerden gelen katkıların 7 milyar doları bulduğunu ve bağışların artmasının beklendiğini kaydetti.

Trump, “Barış Konseyi”nin açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte, yüzyıllar boyunca savaşın yıkımlarına maruz kalmış ve üç bin yıl süren katliamlarla boğulmuş bir bölgede kalıcı barış hayalini gerçekleştirebiliriz. Dünya, diğer çözülmemiş çatışmaların nasıl çözülebileceğini görmeli” dedi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarını destekleyeceklerini vurguladı. Trump, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu açıkladı.

Gazze’ye odaklanan Trump, ateşkesin tüm rehinelerin (canlı ve ölü) serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını ve Hamas’ın söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini söyledi, aksi hâlde “sert bir karşılık” verileceğini belirtti. Trump, “Şu anda dünya, önümüzdeki tek engel olan Hamas’ı bekliyor” dedi.

cfvdfv
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında (AFP)

Trump, toplantıya katılan ülkelerin yalnızca maddi katkıda bulunmadığını, bazı ülkelerin ateşkesi korumak ve kalıcı barışı sağlamak için personel göndermeyi taahhüt ettiğini kaydetti. Ortadoğu’nun “üç bin yıl boyunca imkânsız görülen bir barış” gördüğünü ifade eden Trump, bunun İran’ın nükleer kapasitesinin B-2 bombardıman uçaklarıyla yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti ve bunun bölgesel barışın anahtarı olduğunu söyledi.

Norveç ve FIFA İşbirliği

Trump, geleceğe dönük planları da açıkladı; Norveç’in konseye ev sahipliği yapacağı, FIFA’nın Gazze’de projeler (futbol sahaları dahil) için 75 milyar dolar toplama kampanyasına katılacağı ve Japonya’nın bağış toplama girişimlerinde yer alacağı belirtildi. İran’a “barış yoluna katılma” çağrısı yapan Trump, aksi hâlde “farklı bir yol”la karşılaşacağını vurguladı ve İran’ın nükleer silaha erişimini önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, adını taşıyan Barış Enstitüsü’ne övgüde bulunarak, BM ile yakın koordinasyonu vurguladı ve konseyin bu çalışmaları güçlendireceğini ve performansı “denetleyeceğini” belirtti. “Barış savaştan çok daha ucuzdur” diyen Trump, konseyin “kararlı liderlikle imkânsızın mümkün hâle getirilebileceğini” gösterdiğini söyledi.

dsvfdv
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen “Barış Konseyi” toplantısından genel bir görünüm (AFP)

Konuşmasında ekonomik başarıları, Wall Street’teki gelişmeleri ve ilk yılında sekiz savaşı sona erdiren kişisel diplomatik başarısını öne çıkaran Trump, ekibini – Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel elçi Steve Witkoff, ve Jared Kushner dahil – “tüm zamanların en iyi ekibi” olarak nitelendirdi.

Trump, toplantıya katılan ülkelerin liderlerine teşekkür etti; Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i örnek göstererek, Pakistan-Hindistan ve Ermenistan-Azerbaycan gibi çatışmaların çözümünde oynadığı rolü vurguladı. Arap ülkelerine de teşekkür etti.

Filistinli Katılım

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze için “Barış Konseyi” dışında bir “alternatif plan” olmadığını belirtti. Konsey koordinatörü Nikolay Mladenov, Perşembe günü, Hamas’ın etkisinden bağımsız bir Filistin Ulusal Polisi oluşturmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu. Mladenov, “Sadece ilk birkaç saatte bin kişi başvuruda bulundu” dedi.

fvgthyju
Endonezya Cumhurbaşkanı, Perşembe günü Washington’da düzenlenen Barış Konseyi toplantısında (AFP)

Filistin yönetiminin Gazze işlerini yönetecek teknik komitesinin başkanı Ali Şaas kısa bir konuşma yaptı; hükümetin Gazze’de istikrar sağlama yetkisine sahip olduğunu, ancak zorlu şartlarda çalıştığını belirtti. Şaas dört önceliği açıkladı: güvenliği sağlamak, iki ay içinde 5 bin askeri eğitip konuşlandırmak, onurlu iş imkânları yaratmak, insani yardımların devamını ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasını temin etmek.

Trump, Perşembe günü 47’den fazla ülke liderinin, başbakan, dışişleri bakanı ve BM, AB, Dünya Bankası temsilcilerinin katıldığı konseyin ilk kurucu toplantısını açtı. Konseyin tartışmaları, yıkıcı savaşın ardından Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasına odaklandı.

fdbghyju
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen Barış Konseyi toplantısından bir kare (AFP)

Bu zirve, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD destekli ateşkes planını kabul etmesinden yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. Plan, iki yıl süreyle konseyin silahsızlanma ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesini öngörüyordu. Başlıca sorunlar, Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Gazze’den çekilmesi, yeniden inşanın boyutu ve insani yardımların akışı. Ateşkes hâlen kırılgan; taraflar ihlal iddialarını sürdürüyor.

Hamas’ın silahı sorunu

Trump yönetimi, Hamas’ı silahsızlandırma konusunda resmi bir plan açıklamadı. Mısır, Katar ve Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. İsrail, Hamas ve diğer Filistin grupları silahsızlanmayı kabul etmeden geniş çaplı yeniden inşaya izin vermeyeceğini açıkladı. BM’de ABD Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hamas’a iki seçenek sunduklarını söyledi: “Kolay ya da zor yoldan silahsızlanma”.

Hamas, İsrail’in olası misillemelerinden endişe ederek silah teslim etmeye hazır görünmüyor. Hareket, Gazze yönetimini yeniden üstlenmiş ve ABD destekli teknik komiteye yetki devretmeye hazır. Ancak İsrail, komitenin Gazze’ye girişine izin vermedi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Hamas silahsızlanmadan yeniden inşa olmayacak” dedi.

Barış Gücü

Endonezya, yaklaşık 8 bin asker göndereceğini açıkladı. Arnavutluk, Fas ve Yunanistan’ın da Gazze’ye barış gücü olarak katılacağı belirtiliyor. Bu güç sınır konularını ele alacak, ancak Hamas’ın silahsızlanmasını denetleme yetkisine sahip olup olmayacakları belirsiz.

Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Gievers, beş ülkenin – Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk – katılımını duyurdu. Ayrıca Mısır ve Ürdün polis eğitimine destek verecek. Endonezya, gücün yardımcı komutanlığı görevini üstlenecek.

Eleştiriler

Fransa Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, Avrupa Komisyonu’nun toplantıya katılımını sürpriz olarak nitelendirdi; Komisyon’un üye ülkeleri temsil yetkisi olmadığını vurguladı. Fransa, konseyin faaliyetlerini BM kararlarıyla uyumlu hâle getirmeden katılmayacağını belirtti.

Eleştiriler, konseyin BM’nin rolünü azaltabileceği ve ABD’nin alternatif bir yapı kurmak istediği endişelerinden kaynaklandı. Başkan Trump’ın geniş yetkileri – ömür boyu başkanlık, üye kabul ve fon kullanımı üzerinde tek yetki – eleştirildi.

Analistler, başarının mali taahhütlerle değil, üç temel zorluğun çözümüyle ölçüleceğini belirtiyor: Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Trump planına göre çekilmesi ve uluslararası ve yerel meşruiyete sahip istikrar gücü oluşturma kapasitesi.


Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
TT

Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)

Güney Kore’nin eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 2024’ün sonlarında kısa süreli sıkıyönetim ilan etmesi nedeniyle bugün ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Seul Merkez Bölge Mahkemesi yargıcı Ji Gwi-yeon, karar duruşmasında “İsyan suçundan Yoon’u ömür boyu hapis cezasına mahkûm ediyoruz” ifadesini kullandı.

Böylece eski muhafazakâr lider, savcılığın talep ettiği idam cezasından kurtulmuş oldu.

Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024 akşamı yaptığı sürpriz konuşmada sıkıyönetim ilan etmiş ve orduya Ulusal Meclis’e girme talimatı vermişti. Ancak askerler tarafından kuşatılan binaya yeterli sayıda milletvekili girmeyi başarmış, yapılan oylamada bu güç kullanımına karşı karar alınmış ve dönemin devlet başkanı geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Sivil yönetim fiilen yalnızca altı saatliğine askıya alınsa da, söz konusu girişim ülkede derin ve uzun süreli bir siyasi krize yol açmıştı.

Gözaltında yargılanan Yoon, bu eylemleri nedeniyle nisan ayında görevden alınmıştı.

Mahkemenin, eski Savunma Bakanı Kim Yong-hyun’u da mahkûm etmesinin ardından, Yoon ile birlikte yargılanan diğer sanıklar hakkında da kısa süre içinde karar vermesi bekleniyor.