ABD'den Tunus Cumhurbaşkanı Said’e ‘demokrasiye dönüş’ çağrısı

Biden, “parlamenter demokrasiye dönüş” çağrısında bulundu. Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said “söyleti ve dezenformasyonlara” karşı uyardı.

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said Cuma akşamı ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Yardımcısı John Viner başkanlığındaki Amerikan heyetini kabul ederken (Tunus Cumhurbaşkanlığı)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said Cuma akşamı ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Yardımcısı John Viner başkanlığındaki Amerikan heyetini kabul ederken (Tunus Cumhurbaşkanlığı)
TT

ABD'den Tunus Cumhurbaşkanı Said’e ‘demokrasiye dönüş’ çağrısı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said Cuma akşamı ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Yardımcısı John Viner başkanlığındaki Amerikan heyetini kabul ederken (Tunus Cumhurbaşkanlığı)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said Cuma akşamı ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Yardımcısı John Viner başkanlığındaki Amerikan heyetini kabul ederken (Tunus Cumhurbaşkanlığı)

ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Emily Horn, dün üst düzey bir ABD heyetinin Tunus'a yaptığı ziyaretin sonuçlarını açıkladı. Gözlemcilere göre bu ziyaret, Tunus’taki mevcut siyasi durumu değerlendirmede iki taraf arasında derin bir anlaşmazlık bulunduğunu gösteriyor.
ABD yönetimi, siyasi sahneyi çevreleyen belirsizliğin hızla ortadan kaldırılması, en kısa sürede bir başbakanın atanması ve parlamenter demokrasiye hızlı bir şekilde geri dönülmesi için çağrı yaparken, Tunus cumhurbaşkanı “söylenti yayma ve dezenformasyon girişimlerine” karşı uyarılarda bulundu.
Horn, ABD Birinci Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı John Viner'ın, Yakın Doğu İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Vekili ile birlikte Tunus'a geldiğini ve Başkan Kays Said ile görüşerek kendisine Başkan Joe Biden'dan yazılı bir mesaj ilettiklerini söyledi. Viner ayrıca Tunuslu sivil toplum liderleriyle de bir araya gelerek, ABD'nin "tüm Tunuslular için demokratik ve müreffeh bir gelecek inşa etmede" sivil toplum katılımına desteğini dile getirdi. Genel olarak ABD yönetiminin, kişisel olarak da ABD Başkanı Biden ve yardımcısı Kamala Harris’in Tunus halkına verdiği desteği yinelediğini vurgulayan Viner, Cumhurbaşkanı Kays Said'e "parlamenter demokrasiye hızlı bir şekilde dönülmesi" çağrısı yaptı. Viner, ülkesinin, 25 Temmuz'dan bu yana Tunus’un yaşadığı olağanüstü durumun üstesinden gelmek için Cumhurbaşkanı'nın hükümet ve siyasi düzeyde atacağı sonraki adımları dört gözle beklediğini aktardı.
Gözlemciler, Amerikan ziyaretinin, siyasi vizyonu netleştirmek ve cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle dondurulan seçilmiş parlamentonun durumunu kesinliğe kavuşturmak için Tunus cumhurbaşkanlığı üzerinde daha fazla baskın yaratacağını düşünüyorlar. ABD yönetimi özellikle, görevden alınan Hişam el-Meşişi’nin yerine acilen bir başbakan atanması gerektiğini ifade ederken Tunus’un karşı karşıya olduğu ekonomik ve sağlık krizlerini ele alabilecek yeni bir hükümet kurulmasını istiyorlar.
Temmuz ayı başlarında, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Cumhurbaşkanı Said ile bir saatlik bir telefon görüşmesi yaptı ve ABD başkanının temel insan haklarına, güçlü kurumlara ve hukukun üstünlüğüne dayalı Tunus demokrasisine verdiği desteği aktardı. Telefon görüşmesinde ayrıca, yeni bir hükümetin kurulması yoluyla Tunus'ta demokratik yola hızlı bir şekilde dönüşün acil bir ihtiyaç olduğuna ve seçilmiş parlamentonun zamanında faaliyete dönmesini sağlamaya odaklanıldı.
Horn, yaptığı açıklamada, Viner’ın Cumhurbaşkanı Said ile Tunus'un karşı karşıya olduğu ekonomik ve sağlık krizlerini ele alabilecek bir hükümet kuracak bir başbakanın acilen atanması ihtiyacını görüştüğünü de sözlerine ekledi . "Yeni bir hükümetin ekonomiyi istikrara kavuşturmasını sağlamak, önerilen anayasal ve seçim reformları hakkında kapsamlı bir diyalog için alan yaratacaktır” açıklamasında bulundu.
Geçen ayın sonlarında Cumhurbaşkanı Kays Said, başbakanın görevden alındığını, parlamentonun çalışmalarının askıya alındığını ve Tunus Temsilciler Meclisi'ni oluşturan 217 milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırıldığını duyurmuştu. ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken geçen ay Cumhurbaşkanı Said ile konuşarak onu ülkeyi "demokratik yola" döndürmek için harekete geçmeye çağırdı.
Tunus cumhurbaşkanlığından yayınlanan bir genelgede, Cumhurbaşkanı Said'in Amerikalı yetkililere, aldığı tedbirlerin siyasi, ekonomik ve sosyal krizler ışığında anayasayı uygulama ve halkın iradesine cevap verme çerçevesinde uygulamaya koyulduğunu bildirdiği belirtildi.
Öte yandan Tunus cumhurbaşkanlığı farklı bir bakış açısı sunarak, Cumhurbaşkanı Said'in Amerikan tarafını Tunus'taki durumla ilgili söylenti yayma ve dezenformasyon girişimlerine karşı uyardığını aktardı. Yaklaşık üç hafta önce alınan istisnai tedbirlerin “Tunus anayasasının uygulanması çerçevesine girdiğine ve özellikle siyasi, ekonomik, sosyal krizler, ülkedeki yaygın yolsuzluk ve rüşvet ışığında geniş bir halk iradesine cevap verdiklerine dikkat çekti. Bu hususta Cumhurbaşkanı Said, Amerikan tarafına güvence vererek, "Tunus'un Amerikan toplumuyla paydaş olduğu özgürlük, adalet ve demokrasi değerleri gibi konularda endişelenecek bir durum yok" dedi.
Tunus cumhurbaşkanı, "Halkın iradesine, sorunlarına ve endişelerine kulak verildi. Onlara karşı adaletsizlik, hak ihlalleri veya irtidat asla kabul edilmez" dedi ve Tunus'un "tarihi dostlarıyla stratejik ortaklıklarına bağlı kalan ılımlı ve açık bir ülke olmaya devam edeceğini” vurguladı.
Öte yandan, Cumhurbaşkanı Said'e yakınlığıyla bilinen Halk Hareketi Partisi lideri Salim el-Ebyad, (dondurulmuş) parlamentonun "siyaset yapmada ve genç demokrasiyi çöküşten korumada çok önemli bir role sahip olduğunu" vurguladı. Seçilmiş parlamentonun “çeşitli bireysel ve toplu özgürlükler için, partilerin ve derneklerin kurulması ve iktidarın barışçıl bir şekilde devredilmesi için bir emniyet sübabı” olduğunu aktardı. Çoğu zaman Cumhurbaşkanı ile aynı tutumu benimsese de özellikle Nahda Hareketi’nin önderlik ettiği iktidar koalisyonu partilerinin durumu hakkında bu sefer Cumhurbaşkanından farklı bir tutumda olduğunu belirtti.
El-Ebyad, 1959 anayasasına uygun olarak başkanlık sistemine dönüş çağrılarını eleştirdi ve bu çağrıda bulunanların çoğunun “Tunus'un 1956'da bağımsızlığını kazanmasının ardından geçen altmış yılın bir öncekinden daha az trajik olmadığını unutuyorlar” dedi. Siyasi seçkinleri, Cumhurbaşkanı Said'in anayasanın 80. maddesi sınırları içinde kalmasına yardım etmeye ve istisnai durumu, belirtilen süreler içinde sona erdirmeyi taahhüt etmeye çağırdı.



Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.


Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.


Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
TT

Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)

Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki “Kardeşler Savaşı” sırasında bölünmelerinin üzerinden 30 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra, Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesi yönetimi dün, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı. Bu adımın, güvenlik ve siyasi açıdan bölünmüş Kürt cephesinin birliğine katkı sağlaması bekleniyor.

Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreni, bölge başkanı ve aynı zamanda Peşmerge güçlerinin başkomutanı olan Neçirvan Barzani’nin gözetiminde Erbil’de düzenlendi. Törene Başbakan Mesrur Barzani de katıldı. Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Ofisi Direktörü Abdülemir eş-Şemri de törende hazır bulundu.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, güçlerin Peşmerge Bakanlığı çatısı altında birleştirilmesinin tamamlanmasını memnuniyetle karşıladığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Peşmerge saflarındaki bölünmenin kökeni, güçlerin iki ayrı yapıya ayrıldığı 1990’ların ortalarına dayanıyor. Bu yapılardan biri Kürdistan Demokratik Partisi’ne, diğeri ise Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne bağlıydı.