Bennett, Gantz'ın Mahmud Abbas ile görüşmesini engelledi

İsrail koalisyon hükümetinin dağılmasından korkuluyor

Tel Aviv'de, hükümetin korona salgınını kontrol altına almak için kısıtlamalar getirme kararına karşı protestolar (AFP)
Tel Aviv'de, hükümetin korona salgınını kontrol altına almak için kısıtlamalar getirme kararına karşı protestolar (AFP)
TT

Bennett, Gantz'ın Mahmud Abbas ile görüşmesini engelledi

Tel Aviv'de, hükümetin korona salgınını kontrol altına almak için kısıtlamalar getirme kararına karşı protestolar (AFP)
Tel Aviv'de, hükümetin korona salgınını kontrol altına almak için kısıtlamalar getirme kararına karşı protestolar (AFP)

İsrail’in Kanal 12 televizyonu, Başbakan Naftali Bennett'in Savunma Bakanı Benny Gantz'ın Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile Ramallah'ta bir görüşme yapmasını engellediğini ortaya çıkardı.
Söz konusu haber ABD yönetiminin, İsrail hükümetini Filistinliler için güveni yeniden tesis edecek adımlar atmaya ve bu konuda iyi niyet göstermeye çağırdığı, Tel Aviv’in de, Amerika'nın talebiyle ilgilendiği sinyallerini verdiği bir zamana denk geldi.
Kanal, mevcut hükümetin kurulmasından bu yana, Gantz'ın Mahmud Abbas ile iki kez konuştuğunu ve yakında buluşmak üzere anlaştığını iddia etti. Ancak Bennett, bu konuda, aynı fikirde değildi. Bu da Gantz'ı hayal kırıklığına uğrattı.
Haberde, Gantz’ın “Bu şartlar içerisinde Abbas ile yapılacak bir görüşme, güvenlik işbirliğinin güçlendirilmesi açısından büyük önem taşıyor” dediği, ancak Bennett’in şartlar olgunlaşıncaya kadar konunun ertelenmesini istediği aktarıldı.
Bennett'e yakın olanlar, dün (Pazar), Bennett'in başkanlığını yaptığı Yamina partisi yetkililerin, Filistin Yönetimi ile doğrudan diyaloğun yeniden başlamasının ve Biden yönetiminin Filistinlilerle ilgili diğer taleplerinin, hükümet koalisyonunun çöküşüne yol açabileceğinden korktuklarını ifade ettiklerini açıkladılar.
İsrael Hayom gazetesine konuşan kaynaklara göre, parti yetkilileri, ABD yönetiminin Bennett hükümetine, önümüzdeki Kasım ayında çeşitli taleplerde bulunmasını beklediklerini söylediler. Yetkililer, bu talepler arasında, eski ABD Başkanı Trump’ın kapattığı Kudüs'teki ABD Konsolosluğu'nu yeniden açma kararı ve Tel Aviv ile Ramallah arasındaki ilişkilere olan güveni yeniden tesis edecek somut adımlar atılması ve diyaloğun tekrar başlatılmasının olduğunu söylediler.
Kaynaklar, Washington'un İsrail hükümetinin bütçe onaylanana kadar bekleme talebini kabul ettiğini belirterek “Çünkü bütçe önerisinin parlamentodan geçmesi, hükümet koalisyonunun istikrarı açısından en önemli sınav. Bütçe kabul edilirse hükümet görevini tamamlayacak ve Filistin Yönetimi ile ilişkileri yeniden başlatma kararı gibi popüler olmayan kararlar alması kolaylaşacak. O zamana kadar durumun aynı şekilde kalması gerekiyor” dedi.
Koalisyon ortağı sekiz partinin, Bennett-Lapid hükümetinin büyük siyasi meselelerle meşgul olmaması ve korona ile mücadele ve ekonomik, sosyal konulara odaklanması konusunda anlaştıkları biliniyor. Bennett'in bu konuyla ilgili olarak söylediği gibi; Yamina partisi de dahil olmak üzere hükümetteki sağ partilerin Ürdün Vadisi'nin ilhakı ve yerleşim birimlerine İsrail egemenliğinin dayatılması gibi emelleri yerine getirilmeyecek. Ayrıca Emek, Meretz gibi radikal sol partilerin ve İslami Hareket’in yerleşim yerlerindeki inşaatların durdurulması ve iki devletli çözüm temelinde yeniden müzakerelerin başlaması gibi arzuları da gerçekleştirilmeyecek. Hükümet kaynaklarına göre, ABD yönetimi bu prensibi kabul etti, ancak buna ‘iki devletli çözümü sabote edecek adımları dayatmamak’ şeklinde bir madde daha ekledi. Söz konusu dayatma ile yeni yerleşim yerleri kurarak veya ileri karakolları kalıcı yerleşimlere dönüştürerek Batı Şeria'daki yerleşim alanlarını genişletmek kastediliyor.
ABD medyası, geçtiğimiz Cuma, Washington'daki Dışişleri Bakanlığı'ndan üst düzey bir yetkilinin,  Bennett hükümetinin Batı Şeria'daki yerleşim yerlerinde 2 bin 300 konut ve yaklaşık 900 Filistinli ev olmak üzere yeni inşaat projelerini onaylama niyeti hakkında Tel Aviv’deki yayınlara ilişkin açıklamalarını yayınladı.
Bu projeleri iki devletli çözümün ihlali olarak değerlendiren ABD'li yetkili, İsrail ve Filistin taraflarını tek taraflı kararlar almaktan kaçınmaya çağırdı. Ayrıca yerleşim yerlerine inşaat yapma kararının, yeniden müzakere çabalarını sabote etmenin bir parçası olduğunu ifade etti.



Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
TT

Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)

Ukrayna barış görüşmeleri dün Cenevre'de başladı ve gözlemciler bu görüşmelerin, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan ve son dönemde üzerinde değişiklikler yapılan plana dayalı siyasi çözüm için temel bir çerçeve oluşturulması açısından çok önemli olacağını öngörüyor.

Bu, Rusya, Ukrayna ve Amerika Birleşik Devletleri'ni bir araya getiren üçüncü doğrudan müzakere turu. Daha önce Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de düzenlenen iki tur müzakere, çözümsüz kalan konularda görüşleri uzlaştırmada başarısız olmuştu.

Kremlin, erken tahminlerden kaçınılması gerektiğini belirterek, "Taraflar çarşamba günü (bugün) çalışmalarına devam edecekler" dedi.

Başkan Trump ise Kiev'i müzakereye ve "hızlı bir şekilde" anlaşmaya varmaya çağırdı.


85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
TT

85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)

Birleşmiş Milletler'de 85 ülke, işgal altındaki Batı Şeria'da "yasadışı varlığını genişletmeyi" amaçlayan yeni önlemler aldığı gerekçesiyle dün İsrail'i ortak bir bildiriyle kınadı ve Filistin topraklarının ilhakının "demografik değişikliklere" yol açabileceği endişesini dile getirdi.

İsrail'in yerleşimcilerin arazi satın almasını kolaylaştıran önlemleri onaylamasından bir hafta sonra, İsrail hükümeti pazar günü, 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da arazi kayıt sürecini hızlandırmaya karar verdi.

Fransa, Çin, Suudi Arabistan ve Rusya da dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler'in 85 üye ülkesi ve Avrupa Birliği ve Arap Birliği gibi çok sayıda kuruluş, "İsrail'in Batı Şeria'daki yasadışı varlığını genişletmeyi amaçlayan tek taraflı karar ve eylemlerini" kınadı.

New York'ta yayınlanan açıklamada ülkeler, "bu kararların İsrail'in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülükleriyle bağdaşmadığını ve derhal geri alınması gerektiğini" belirterek, her türlü ilhak biçimine kesin olarak karşı olduklarını ifade ettiler.

 Ayrıca, "her türlü ilhak biçimine şiddetle karşı olduklarını" yinelediler.

Açıklama şöyle devam etti: “1967’den beri işgal altında olan Filistin topraklarının, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere, demografik yapısını, karakterini ve yasal statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm önlemleri reddettiğimizi yineliyoruz.”

“Bu politikalar uluslararası hukukun ihlalini teşkil etmekte, bölgede barış ve istikrarı sağlamaya yönelik devam eden çabaları baltalamakta ve çatışmayı sona erdirecek bir barış anlaşmasına ulaşma olasılığını tehdit etmektedir” uyarısında bulundu.

BM Genel Sekreteri António Guterres pazartesi günü İsrail'i "sadece istikrarsızlaştırıcı olmakla kalmayıp, Uluslararası Adalet Divanı'nın da teyit ettiği gibi yasadışı olan yeni önlemlerini derhal geri çekmeye" çağırdı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre yerleşim faaliyetleri 1967'den bu yana tüm İsrail hükümetleri altında devam etti, ancak özellikle 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşından bu yana, İsrail tarihinin en sağcı hükümetlerinden biri olan Binyamin Netanyahu'nun mevcut hükümeti altında hızı önemli ölçüde arttı.

İsrail'in işgal edip ilhak ettiği Doğu Kudüs dışında, Batı Şeria'da yaklaşık üç milyon Filistinlinin arasında 500 binden fazla İsrailli yaşıyor ve bu yerleşim yerleri Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası hukuka göre yasadışı kabul ediliyor.


İran ve Rusya yarın Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyinde askeri tatbikat gerçekleştirecek

İran ve Rusya yarın Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyinde askeri tatbikat gerçekleştirecek
TT

İran ve Rusya yarın Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyinde askeri tatbikat gerçekleştirecek

İran ve Rusya yarın Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyinde askeri tatbikat gerçekleştirecek

 

İran yarın müttefiki Rusya ile birlikte Umman Denizi’nde ortak deniz tatbikatı düzenleyecek. Bu bilgi, İranlı Öğrenciler Haber Ajansı’nın (ISNA) bugün aktardığı askeri yetkili beyanıyla duyuruldu. Tatbikat, ABD ile İran arasında gerçekleştirilen görüşme oturumunun hemen ardından geliyor.

Askeri Sözcü Hasan Maksudlu, ortak deniz tatbikatının Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyinde yapılacağını ve ‘bölgedeki deniz güvenliğini ve iki ülkenin donanma birlikleri arasındaki ilişkileri güçlendirmeyi’ amaçladığını açıkladı. Sözcü, tatbikatın süresine dair bir bilgi vermedi.

İran, iki gün önce (pazartesi), stratejik Hürmüz Boğazı’nda Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) denetiminde başlayan tatbikatları duyurmuştu.

İranlı yetkililer, özellikle Tahran ile Washington arasındaki gerilimin yükseldiği dönemlerde, dünyanın önemli petrol ve gaz nakil güzergâhlarından biri olan bu boğazı kapatmakla tehdit etmişti. İran televizyonu, askeri tatbikatlar sırasında boğazın dün birkaç saatliğine ‘güvenlik’ gerekçesiyle kapatıldığını bildirdi.

ABD, İran ile devam eden görüşmeler sırasında iki ülke arasında anlaşmaya varılamaması durumunda askeri müdahale tehdidi çerçevesinde, Arap Körfezi sularına büyük bir donanma gücü yerleştirdi.

Görüşmeler, şubat ayı başında Umman himayesinde yeniden başladı. Bu, haziran ayında Israil’in İran’a yönelik yürüttüğü savaşın ardından yapılan ilk oturumdu. O dönemde Washington, İran’ın nükleer tesislerini bombalamış; Tahran ise karşılık olarak İsrail ve bölgedeki Amerikan üslerini hedef almıştı.

İran, görüşmelerin yalnızca nükleer programla sınırlı olduğunu vurgularken, Washington, görüşmelere İran’ın balistik füze programı ve Ortadoğu’daki silahlı gruplara -özellikle Hizbullah- desteğinin de dahil edilmesini talep ediyor.